Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İşsiz sayılmak için çalışmıyor olmak, iş aramak ve işe başlamaya hazır olmak gerekir; iş aramayanlar işgücü dışındadır.
- Arızi işsizlik iş arama sürecinden, yapısal işsizlik beceri, yer ya da ücret uyumsuzluğundan, konjonktürel işsizlik durgunluklarda talebin düşmesinden kaynaklanır.
- Doğal işsizlik oranı arızi ve yapısal işsizliğin toplamıdır; fiili oranın doğal oranın üstündeki kısmı konjonktüreldir.
- Dengedeki işsizlik oranı, iş kaybetme oranının iş kaybetme ve iş bulma oranlarının toplamına bölümüdür; işsizlik iki akımın dengesidir.
- Uzun süreli işsizlik kalıcı iz bırakabilir: işini kaybeden kıdemli çalışanlar yıllar sonra bile daha az kazanır ve histerezis doğal oranı yükseltebilir.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Arızi, yapısal ve konjonktürel işsizliği, doğal işsizlik oranını ve histerezisi tanımlar.
- Anlama — İşsizliğin neden hiçbir zaman sıfıra inmediğini ve farklı işsizlik türlerinin neden farklı politikalar gerektirdiğini açıklar.
- Uygulama — Nüfus verilerinden işsizlik, katılım ve istihdam oranlarını; iş bulma ve iş kaybetme oranlarından dengedeki işsizlik oranını hesaplar.
- Değerlendirme — Uzun süreli işsizliğin kalıcı izlerine dair kanıtları ve Türkiye'de genç ve kadın işsizliğini, farklı açıklamaları tartarak değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Aynı mahallede üç işsiz yaşıyor. Birincisi haziranda mezun olmuş bir mühendis; üç şirketle görüşmüş, teklif bekliyor. İkincisi yirmi yıl bir tekstil fabrikasında dokuma makinesi kullanmış bir usta; fabrika üretimini başka bir ülkeye taşıdı ve bu şehirde onun becerisini arayan başka bir işveren yok. Üçüncüsü bir inşaat işçisi; ekonomi durgunluğa girdiğinde şantiyeler durdu ve bütün ekip işten çıkarıldı.
İstatistik kurumu üçünü de aynı sütuna yazar: işsiz. İşsizlik oranı bu üç kişiyi aynı sayıyla toplar. Ama bu üç kişinin işsizliği birbirinden çok farklıdır. Mühendis büyük olasılıkla birkaç hafta içinde iş bulur. Usta, yeni bir meslek öğrenmedikçe ya da başka bir şehre taşınmadıkça uzun süre işsiz kalabilir. İnşaat işçisi ise ekonominin toparlanmasını bekler.
Bu derste işsizliğin bu farklı yüzlerini ayırıyoruz. İşsizlik oranı neden hiçbir zaman sıfır olmaz? Hangi işsizlik türü neden kaynaklanır? Ve bir kişinin uzun süre işsiz kalması, o kişiye ve ekonomiye kalıcı bir iz bırakır mı?
Hikâye — Kapanan fabrikalardan sonra
1980'lerin başında ABD'nin Pensilvanya eyaleti, yüzyıllık bir sanayi çağının sonunu yaşıyordu. Çelik fabrikaları birer birer kapanıyor, onlara bağlı yan sanayi daralıyordu. Onlarca yıl aynı işyerinde çalışmış binlerce kişi işini kaybetti. Bir kısmı birkaç ay içinde yeni bir iş buldu. Soru şuydu: yeni işi bulanlar eski durumlarına dönebildiler mi?
İktisatçılar Louis Jacobson, Robert LaLonde ve Daniel Sullivan bu soruyu Pensilvanya'nın idari kayıtlarıyla yanıtlamaya çalıştı. Eyaletin işsizlik sigortası kayıtları, her çalışanın her çeyrekte hangi işverenden ne kadar kazandığını gösteriyordu. Araştırmacılar, uzun süredir aynı işyerinde çalışan ve işyerinin toplu işten çıkarması sonucu işini kaybedenlerin kazançlarını, işini kaybetmeyen benzer çalışanlarınkiyle karşılaştırdı.
Sonuç çarpıcıydı. İşini kaybeden kıdemli çalışanların kazançları, yıllar sonra bile, işini kaybetmeyenlerinkinden yaklaşık dörtte bir daha düşüktü. Kayıp, işten çıkarılmadan önce başlıyordu: sıkıntıdaki şirketler ücretleri ve çalışma saatlerini önceden kısıyordu. Yeni iş bulanlar da, hatta benzer sektörlerde iş bulanlar bile, eski kazançlarına geri dönemiyordu. Kayıp yaşa ya da cinsiyete çok az, yerel iş piyasasının durumuna ve eski sektöre ise çok daha fazla bağlıydı.
Bu bulgu, işsizliğin yalnızca işsiz geçen aylardan ibaret olmadığını gösterdi. Yıllar boyunca biriken, belirli bir işyerine ve sektöre özgü beceriler, fabrika kapandığında değerini yitiriyordu. İşsizlik bir dönem değil, bir iz bırakıyordu.
Kavram
İşsizlik, çalışmak isteyen ve iş arayan ama iş bulamayan kişilerin durumudur. Uluslararası tanıma göre bir kişinin işsiz sayılması için üç koşul gerekir: referans haftasında hiç çalışmamış olmak, son dört hafta içinde iş aramış olmak ve iki hafta içinde işe başlayabilecek durumda olmak. Çalışmayan ama iş de aramayan kişiler işsiz değil, işgücü dışında sayılır.
İşsizliğin ilk türü, iş arayanlar ile işverenlerin birbirini bulması için geçen zamandan doğar. Mezun olan bir genç, daha iyi bir iş için istifa eden bir çalışan, eşinin işi nedeniyle şehir değiştiren biri, yeni bir işe başlamadan önce bir süre işsiz kalır.
İkinci tür daha kalıcıdır. İşsizlerin becerileri ya da bulundukları yer, boş işlerin gerektirdikleriyle uyuşmaz. Tekstil ustası, bir yazılım şirketinin açık pozisyonuna başvuramaz; Doğu Karadeniz'deki bir işsiz, İstanbul'daki bir boş işe kolayca taşınamaz.
Üçüncü tür ekonominin genel durumuna bağlıdır. Durgunlukta şirketlerin mallarına talep azalır, üretimlerini kısarlar ve çalışan çıkarırlar. İşsizlik, iş arayanların becerileri uygun olduğu hâlde, yeterli iş olmadığı için artar.
İlk iki tür, ekonomi normal düzeyinde çalışırken bile vardır. İkisinin toplamı, ekonominin «doğal» işsizlik düzeyini oluşturur.
Veri ve kanıt
Bu kalıcı iz, iktisatçıların histerezis dediği bir olguyla ilişkilidir. 1980'lerde Avrupa'da işsizlik, petrol şoklarından sonra yükseldi ve ekonomiler toparlandığında bile eski düzeyine inmedi. Olivier Blanchard ve Lawrence Summers 1986'da bunun bir açıklamasını önerdi: uzun süre işsiz kalan kişiler becerilerini ve iş ağlarını kaybeder, işverenler onları daha az çekici bulur ve işsizlik kendi kendini besler. Konjonktürel bir şok, böylece yapısal bir soruna dönüşebilir.
Bu görüşe itiraz edenler de vardır. Bir kısım iktisatçı, Avrupa'daki kalıcı yüksek işsizliğin asıl nedeninin cömert işsizlik ödemeleri, katı işten çıkarma kuralları ve güçlü sendikalar gibi emek piyasası kurumları olduğunu savunur. Bu açıklamaya göre çözüm, kurumları esnekleştirmektir. Histerezis görüşünü savunanlar ise durgunluklarda işsizliğin hızla düşürülmesinin, yani talebin desteklenmesinin, kalıcı hasarı önlemek için önemli olduğunu vurgular. İki görüş birbirini dışlamaz: kurumlar, bir şokun kalıcı hâle gelip gelmeyeceğini de etkiler.
Türkiye'de işsizlik, farklı gruplar arasında belirgin biçimde ayrışır.
Genç işsizliğinin genel orandan yüksek olması, önemli ölçüde arızi işsizliği yansıtır: gençler ilk işlerini ararken, farklı işleri denerken ve eğitimden işe geçerken daha sık işsiz kalır. Ama genç kadınlarda oranın genç erkeklerin neredeyse iki katı olması, yalnızca arama süresiyle açıklanamaz; iş olanaklarının dağılımı, ulaşım ve bakım yükümlülükleri gibi yapısal etkenlere de işaret eder.
Yaygın yanlış«İyi yönetilen bir ekonomide işsizlik sıfır olmalıdır.»
İnsanlar iş değiştirir, mezun olur, taşınır; iş arayanlar ile işverenlerin birbirini bulması zaman alır. Bu yüzden en iyi işleyen ekonomilerde bile bir miktar arızi işsizlik vardır. Sıfır işsizlik, ancak insanların kendilerine uygun olmayan ilk işi kabul etmek zorunda kaldığı bir ekonomide mümkün olurdu ve bu da verimliliği düşürürdü.
Yaygın yanlış«İşsizlik oranı düştüyse daha çok insan çalışıyordur.»
İşsizlik oranı, işsizlerin işgücüne oranıdır. İş bulamayan kişiler umudunu yitirip iş aramayı bıraktığında işgücünden çıkar ve işsizlik oranı düşer, oysa kimse yeni bir iş bulmamıştır. Bu yüzden işsizlik oranı, istihdam oranı ve katılım oranıyla birlikte okunmalıdır.
Neden önemli?
İşsizliğin türünü anlamak, doğru politikayı seçmenin ön koşuludur. Konjonktürel işsizlik, toplam talebin desteklenmesiyle, yani para ve maliye politikasıyla azaltılabilir. Yapısal işsizlik ise talebi artırmakla çözülmez; mesleki eğitim, bölgesel hareketliliği kolaylaştıran politikalar ve emek piyasası kurumlarının gözden geçirilmesi gerekir. Arızi işsizlik ise iş arayanları işverenlerle daha hızlı buluşturan istihdam hizmetleriyle kısaltılabilir. Yanlış teşhis, yanlış ilaçtır: yapısal bir sorunu talep artışıyla çözmeye çalışmak işsizliği azaltmadan enflasyonu yükseltebilir.
Türkiye'de genç ve kadın işsizliği bu ayrımın önemini gösterir. Bir üniversite mezununun ilk işini bulma süresi, eğitim sisteminin kazandırdığı becerilerin iş piyasasının aradıklarıyla ne kadar uyuştuğuna bağlıdır. Kadınların işsizlik oranının yüksekliği ise hem iş olanaklarının hem de çalışmayı mümkün kılan koşulların, örneğin çocuk bakımının, bir sonucudur.
Kişisel açıdan da bu ayrım önemlidir. Bir sektördeki işsizliğin konjonktürel mi yapısal mı olduğu, o sektörde çalışan biri için «bekleyip toparlanmayı mı gözlemeli, yoksa yeni beceriler mi edinmeli?» sorusunun cevabını değiştirir.
Model
Kim işsizdir?
İşsizliği ölçmek için önce nüfusu gruplara ayırmak gerekir. Çalışma çağındaki nüfus, 15 yaş ve üstü, üç gruba ayrılır: istihdam edilenler, işsizler ve işgücü dışında olanlar. İstihdam edilenler ile işsizler birlikte işgücünü oluşturur.
Küçük bir kasabada çalışma çağındaki nüfus 10.000 kişi olsun. Bunların 5.000'i çalışıyor, 500'ü iş arıyor ama bulamıyor, 4.500'ü ise ne çalışıyor ne iş arıyor: öğrenciler, emekliler, ev işleriyle uğraşanlar ve iş aramaktan vazgeçmiş olanlar. Rakamlar örnektir.
- İşgücü: 5.000 + 500 = 5.500 kişi
- İşgücüne katılma oranı: 5.500 ÷ 10.000 = yüzde 55
- İşsizlik oranı: 500 ÷ 5.500 ≈ yüzde 9,1
- İstihdam oranı: 5.000 ÷ 10.000 = yüzde 50
Bu üç oran farklı soruları cevaplar. İşsizlik oranı, çalışmak isteyenlerin ne kadarının iş bulamadığını gösterir. İstihdam oranı, nüfusun ne kadarının çalıştığını gösterir. Katılım oranı ise nüfusun ne kadarının iş piyasasında olduğunu gösterir.
İşsizlik nasıl ölçülür?
İşsizlik oranı, işsizlik sigortasına başvuranların ya da istihdam kurumuna kayıtlı olanların sayılmasıyla bulunmaz. Kayıtlar, iş aradığı hâlde başvurmayanları dışarıda bırakır ve kurallar değiştikçe sayılar da değişir. Bunun yerine istatistik kurumları, örneklem yoluyla seçilen hanelerde düzenli bir anket yapar. Türkiye'de bu anket, Hanehalkı İşgücü Araştırması'dır: seçilen hanelerdeki kişilere referans haftasında çalışıp çalışmadıkları, iş arayıp aramadıkları ve işe başlamaya hazır olup olmadıkları sorulur.
Anket yönteminin bir sonucu, işsizlik oranının bir tahmin olmasıdır. Örneklemden hesaplandığı için bir güven aralığı taşır; bir aydan öbürüne 0,1 ya da 0,2 puanlık değişimler, gerçek bir değişimden çok örneklem oynaklığını yansıtabilir. Bu yüzden tek bir aylık değişim yerine birkaç aylık eğilime bakmak daha güvenilirdir. Anketin öbür bir avantajı da vardır: aynı soru kâğıdı, işsizlik oranının yanında istihdamı, katılımı, kayıt dışılığı ve çalışma saatlerini de ölçer.
Umudunu yitirenler
İşsizlik oranının bir zaafı, iş aramaktan vazgeçenleri dışarıda bırakmasıdır. Kasabada 200 işsizin aylarca iş bulamayıp aramayı bıraktığını düşünelim. Artık işgücü dışında sayılırlar. İşgücü 5.300'e, işsiz sayısı 300'e iner; işsizlik oranı 300 ÷ 5.300 ≈ yüzde 5,7'ye düşer. Kimse iş bulmamıştır, ama işsizlik oranı yaklaşık 3,4 puan azalmıştır. İstihdam oranı ise yüzde 50'de kalmıştır.
Bu yüzden istatistik kurumları, işsizlik oranının yanında daha geniş ölçüler de yayımlar. Atıl işgücü, işsizlere ek olarak çalışmaya hazır olduğu hâlde iş aramayanları ve daha çok saat çalışmak isteyen eksik istihdamdakileri de kapsar. Durgunluklarda işsizlik oranı ile bu geniş ölçüler arasındaki fark genellikle açılır.
Stoklar ve akımlar
İşsizlik oranı bir stoktur: belirli bir anda kaç kişinin işsiz olduğunu gösterir. Ama bu stokun arkasında sürekli akımlar vardır. Her ay bazı çalışanlar işini kaybeder ya da bırakır, bazı işsizler iş bulur. İşsizlik oranı, bu iki akımın dengesine göre yükselir ya da düşer.
İşsizlik oranı sabit kaldığında, işini kaybedenlerin sayısı iş bulanların sayısına eşittir. İşgücünü L, işsiz sayısını U, iş kaybetme oranını s, iş bulma oranını f ile gösterirsek: s × (L − U) = f × U. Bu eşitlik düzenlendiğinde dengedeki işsizlik oranı bulunur:
U ÷ L = s ÷ (s + f)
Bu formül sade ama güçlüdür. İşsizlik oranını düşürmenin iki yolu vardır: insanların işini kaybetme sıklığını azaltmak ya da işsizlerin iş bulma hızını artırmak. Aynı işsizlik oranı çok farklı emek piyasalarını gizleyebilir: bir ülkede insanlar sık sık işini kaybedip hızla yeni iş buluyor olabilir, öbüründe ise işini nadiren kaybediyor ama kaybedince uzun süre işsiz kalıyor olabilir. İkinci durumda işsizlik, daha az kişinin üzerine daha ağır bir yük olarak biner.
Çözümlü örnek — akımlardan işsizlik oranına
Birinci adım, dengeyi bul. Bir ekonomide çalışanların her ay yüzde 2'si işini kaybediyor, işsizlerin her ay yüzde 20'si iş buluyor olsun. Dengedeki işsizlik oranı 0,02 ÷ (0,02 + 0,20) = 0,02 ÷ 0,22 ≈ yüzde 9,1'dir.
İkinci adım, durgunluğu ekle. Ekonomi durgunluğa girer. Şirketler daha az işe alım yapar ve iş bulma oranı ayda yüzde 15'e düşer; iş kaybetme oranı ise ayda yüzde 2,5'e çıkar. Yeni denge 0,025 ÷ (0,025 + 0,15) = 0,025 ÷ 0,175 ≈ yüzde 14,3'tür. İşsizlik oranı yaklaşık 5,2 puan artar.
Üçüncü adım, ortalama işsizlik süresini hesapla. İşsizlerin her ay yüzde 20'si iş buluyorsa, bir işsizin ortalama işsizlik süresi 1 ÷ 0,20 = 5 aydır. İş bulma oranı yüzde 15'e düştüğünde ortalama süre 1 ÷ 0,15 ≈ 6,7 aya çıkar.
Dördüncü adım, sonucu yorumla. Durgunlukta işsizliğin artması iki kanaldan gelir: daha çok kişi işini kaybeder ve işsizler daha uzun süre işsiz kalır. İkinci kanal, histerezis açısından önemlidir: işsizlik süresi uzadıkça beceri ve iş bağlantısı kaybı artar, ve bu, iş bulma oranını daha da düşürebilir. Aynı formül, iş bulma oranını artıran politikaların, örneğin istihdam hizmetlerinin ve mesleki eğitimin, işsizliği neden kalıcı olarak azaltabileceğini de gösterir.
Konjonktürel işsizlik ve üretim
Konjonktürel işsizlik, ekonominin üretim kapasitesinin altında çalışmasının emek piyasasındaki yansımasıdır. Şirketler daha az ürettiğinde daha az çalışana ihtiyaç duyar. İktisatçı Arthur Okun, bu ilişkinin ABD verilerinde oldukça düzenli olduğunu göstermişti: üretim potansiyelinin altına indikçe işsizlik doğal oranın üstüne çıkar. Bu bağlantı, işsizlik oranını ekonominin ne kadar atıl kapasiteyle çalıştığının bir göstergesi yapar.
İlişkinin bir sonucu şudur: işsizliği yalnızca sabit tutmak için bile ekonominin belirli bir hızda büyümesi gerekir. Nüfus arttıkça işgücüne yeni katılanlar olur ve verimlilik arttıkça aynı üretim daha az çalışanla yapılabilir. Büyüme bu iki etkinin toplamının altında kalırsa, ekonomi küçülmese bile işsizlik yükselir. Bu yüzden «ekonomi büyüyor ama işsizlik düşmüyor» gözlemi çelişkili değildir.
Arızi işsizlik ve arama
Arızi işsizlik, arama sürecinin bir sonucudur. Bir işsiz ilk teklifi kabul etmek zorunda değildir; daha iyi bir teklif için beklemeye değip değmeyeceğini tartar. İşverenler de ilk başvuranı işe almaz; uygun adayı bulana kadar arar. Bu arama, emek piyasasının değerli bir işlevidir: insanların becerilerine en uygun işlere yerleşmesini sağlar.
Peter Diamond, Dale Mortensen ve Christopher Pissarides, bu arama sürecini inceleyen modelleri için 2010'da Nobel iktisat ödülünü paylaştı. Modellerinin temel fikri, aynı anda hem işsizlerin hem de boş işlerin bulunabileceğidir: iş arayanlar ile işverenler birbirini hemen bulamaz, eşleşme zaman ve çaba ister. İşsizlik sigortası bu dengeyi iki yönde etkiler: işsizin daha uygun bir iş için daha uzun aramasını mümkün kılar, ama aynı zamanda arama süresini uzatabilir.
Yapısal işsizliğin kaynakları
Yapısal işsizliğin bir kaynağı beceri ve yer uyumsuzluğudur. Teknoloji değiştiğinde bazı mesleklerin talebi azalır, bazılarınınki artar. Bir sektör bir bölgede çöktüğünde, o bölgedeki çalışanlar başka bölgelerdeki işlere kolayca taşınamaz. Konut maliyeti, aile bağları ve yeni bir şehirde iş bulmanın belirsizliği hareketliliği sınırlar.
Yapısal işsizliğin öbür kaynağı, ücretlerin piyasayı temizleyecek düzeye inmemesidir. Emek piyasası dersinde gördüğümüz gibi, yasal bir taban ücret piyasa ücretinin üstünde belirlenirse, bazı çalışanların üretime katkısı bu ücreti karşılamaz. Sendikalar da ücretleri piyasa düzeyinin üstünde tutabilir. Bazı işverenler ise çalışanlarını elde tutmak ve daha çok çaba göstermelerini sağlamak için bilerek piyasanın üstünde ücret öder; buna verimlilik ücreti denir. Bu durumların hepsinde ücret, çalışmak isteyenlerin tümünü istihdam edecek düzeyin üstünde kalır ve bir miktar işsizlik kalıcılaşır.
Doğal oran ve konjonktürel sapma
Doğal işsizlik oranı, arızi ve yapısal işsizliğin toplamıdır. Fiili işsizlik oranı ile doğal oran arasındaki fark, konjonktürel işsizliktir. Bir ekonomide doğal oran yüzde 9 olarak tahmin ediliyor ve fiili oran yüzde 12'ye çıkmışsa, 3 puanlık konjonktürel işsizlik vardır. Ekonomi toparlandıkça bu 3 puanın erimesi beklenir; ama yüzde 9'un altına inmek için yapısal önlemler gerekir.
Doğal oran doğrudan gözlenemez ve tahminleri belirsizdir. Emek piyasasının kurumları, nüfusun yaş yapısı, eğitim düzeyi ve teknolojik değişim hızı onu zamanla değiştirir. Histerezis varsa, uzun bir durgunluk doğal oranın kendisini de yükseltebilir. Bu belirsizlik, bir ekonomi politikası tartışmasında «işsizlik ne kadar düşürülebilir?» sorusunun neden kesin bir cevabı olmadığını açıklar.
Türe göre politika
Üç işsizlik türü, üç farklı politika ailesine karşılık gelir. Arızi işsizlik için amaç, eşleşmeyi hızlandırmaktır: iş ilanlarını ve iş arayanları buluşturan istihdam hizmetleri, kariyer danışmanlığı ve iş arama sürecinde gelir desteği sağlayan ama arama çabasını da koşul olarak arayan işsizlik sigortası. Yapısal işsizlik için amaç, uyumsuzluğu gidermektir: mesleki eğitim ve yeniden beceri kazandırma programları, bölgeler arası hareketliliği kolaylaştıran destekler ve ücret belirleme kurumlarının gözden geçirilmesi. Konjonktürel işsizlik için ise amaç, toplam talebi desteklemektir: faizlerin düşürülmesi, kamu harcamalarının artırılması ya da kısa çalışma ödeneği gibi işten çıkarmaları önleyen araçlar.
Kısa çalışma ödeneği özellikle ilginçtir, çünkü konjonktürel işsizliğin yapısal işsizliğe dönüşmesini önlemeye çalışır. Şirket, durgunluk sırasında çalışanını işten çıkarmak yerine çalışma saatlerini azaltır ve devlet kaybedilen ücretin bir kısmını öder. Çalışan işyeriyle bağını ve oradaki becerilerini korur; talep toparlandığında şirket yeniden işe alım ve eğitim maliyetine katlanmaz. Türkiye bu aracı salgın döneminde yaygın biçimde kullandı. Aracın riski, zaten küçülmesi gereken şirketlerde işleri yapay olarak ayakta tutmasıdır; bu yüzden geçici şoklarda daha uygun görülür.
Kayıt dışılık ve işsizlik
Türkiye gibi kayıt dışılığın yaygın olduğu ekonomilerde, işsizlik oranı emek piyasasının tamamını anlatmaz. Durgunluklarda kayıtlı işini kaybeden bazı çalışanlar, işsiz kalmak yerine kayıt dışı ve daha düşük ücretli işlere geçer. Anket onları çalışıyor olarak sayar; işsizlik oranı artmaz, ama çalışanların gelirleri ve sosyal güvenceleri azalır. Tersine, ekonomi toparlandığında kayıt dışı işlerden kayıtlı işlere geçiş olur. Bu yüzden işsizlik oranının yanında kayıt dışı istihdamın payına ve çalışma saatlerine bakmak, emek piyasasındaki değişimi daha doğru gösterir.
Modelin sınırları
İşsizlik türleri arasındaki ayrım, gerçekte kesin çizgilerle yapılamaz. Durgunlukta işini kaybeden bir inşaat işçisi konjonktürel işsizdir; ama durgunluk uzar ve inşaat sektörü küçülürse, yapısal işsiz hâline gelir. Bir mezunun ilk işini bulamaması arızi görünebilir; ama aldığı eğitim iş piyasasının aradığı becerilerle uyuşmuyorsa yapısal bir sorunun parçasıdır. Ayrım, kesin bir sınıflandırma olarak değil, işsizliğin nedenleri hakkında düşünmenin bir aracı olarak kullanılmalıdır. Ayrıca ölçülen işsizlik, kayıt dışı çalışanları, eksik istihdamdakileri ve iş aramayı bırakanları tam olarak yansıtmaz; bu yüzden tek bir oran, emek piyasasının tamamını anlatmaz.
Uygulama
Özet kartı
- İşsiz sayılmak için çalışmıyor olmak, iş aramak ve işe başlamaya hazır olmak gerekir; iş aramayanlar işgücü dışındadır.
- Arızi işsizlik iş arama sürecinden, yapısal işsizlik beceri, yer ya da ücret uyumsuzluğundan, konjonktürel işsizlik durgunluklarda talebin düşmesinden kaynaklanır.
- Doğal işsizlik oranı arızi ve yapısal işsizliğin toplamıdır; fiili oranın doğal oranın üstündeki kısmı konjonktüreldir.
- Dengedeki işsizlik oranı, iş kaybetme oranının iş kaybetme ve iş bulma oranlarının toplamına bölümüdür; işsizlik iki akımın dengesidir.
- Uzun süreli işsizlik kalıcı iz bırakabilir: işini kaybeden kıdemli çalışanlar yıllar sonra bile daha az kazanır ve histerezis doğal oranı yükseltebilir.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Arızi işsizlik | Frictional unemployment | İş arayanlar ile boş işlerin birbirini bulma süresinden doğan işsizlik |
| Yapısal işsizlik | Structural unemployment | Beceri, yer ya da ücret uyumsuzluğundan doğan kalıcı işsizlik |
| Konjonktürel işsizlik | Cyclical unemployment | Durgunluklarda talebin düşmesinden doğan işsizlik |
| Doğal işsizlik oranı | Natural rate of unemployment | Arızi ve yapısal işsizliğin toplamı |
| İş bulma ve iş kaybetme oranları | Job-finding and separation rates | İşsizlerin iş bulma ve çalışanların işini kaybetme hızları |
| Histerezis | Hysteresis | Geçici bir şokun kalıcı etki bırakması |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Açılıştaki üç kişinin işsizliğini arızi, yapısal ve konjonktürel olarak sınıflandır ve gerekçeni yaz.
- (Çıktı 2) İşsizlik oranı neden hiçbir zaman sıfıra inmez?
- (Çıktı 3) Çalışma çağındaki nüfusu 20.000 olan bir ilçede 11.000 kişi çalışıyor, 1.000 kişi iş arıyor. İşgücüne katılma, işsizlik ve istihdam oranlarını hesapla.
- (Çıktı 3) Bir ekonomide iş kaybetme oranı ayda yüzde 1,5, iş bulma oranı ayda yüzde 25'tir. Dengedeki işsizlik oranı ve ortalama işsizlik süresi nedir?
- (Çıktı 2) Bir ülkede durgunluk sırasında işsizlik oranı düştü. Bu nasıl mümkün olabilir? Hangi başka göstergeye bakarsın?
- (Çıktı 4) Avrupa'daki kalıcı yüksek işsizliği histerezis ve emek piyasası kurumları görüşleri nasıl farklı açıklar? Her birinin politika önerisi nedir?
Cevaplar
- Mezun mühendis arızidir: uygun bir iş arıyor ve kısa sürede bulması muhtemel. Tekstil ustası yapısaldır: becerisini arayan bir işveren şehirde kalmadı. İnşaat işçisi konjonktüreldir: işini durgunluk nedeniyle kaybetti ve ekonomi toparlandığında işe dönmesi beklenir.
- İnsanlar sürekli iş değiştirir, mezun olur, taşınır ve iş arayanlar ile işverenlerin birbirini bulması zaman alır; bu arızi işsizlik en iyi işleyen ekonomilerde bile vardır. Ayrıca becerilerin ve boş işlerin tam olarak uyuşmaması yapısal bir işsizlik doğurur.
- İşgücü 11.000 + 1.000 = 12.000 kişi. Katılım oranı 12.000 ÷ 20.000 = yüzde 60. İşsizlik oranı 1.000 ÷ 12.000 ≈ yüzde 8,3. İstihdam oranı 11.000 ÷ 20.000 = yüzde 55.
- Dengedeki işsizlik oranı 0,015 ÷ (0,015 + 0,25) = 0,015 ÷ 0,265 ≈ yüzde 5,7. Ortalama işsizlik süresi 1 ÷ 0,25 = 4 aydır.
- İş bulamayan kişiler umudunu yitirip iş aramayı bıraktığında işgücünden çıkar ve işsizlik oranı düşer, oysa kimse yeni bir iş bulmamıştır. İstihdam oranına ve işgücüne katılma oranına, ayrıca atıl işgücü gibi geniş ölçülere bakmak gerekir.
- Histerezis görüşüne göre uzun süreli işsizlik beceri ve bağ kaybı yoluyla kalıcılaşır; öneri, durgunluklarda talebi destekleyerek işsizliğin uzamasını önlemektir. Kurumlar görüşüne göre cömert işsizlik ödemeleri, katı işten çıkarma kuralları ve güçlü sendikalar işe alımı caydırır; öneri, emek piyasasını esnekleştirmektir. Kurumlar bir şokun kalıcılaşıp kalıcılaşmayacağını da etkilediği için iki görüş birlikte geçerli olabilir.
İleri okuma
- Louis S. Jacobson, Robert J. LaLonde, Daniel G. Sullivan (1993). «Earnings Losses of Displaced Workers». American Economic Review 83(4). İşini kaybeden çalışanların kalıcı kazanç kayıpları.
- Olivier J. Blanchard, Lawrence H. Summers (1986). «Hysteresis and the European Unemployment Problem». NBER Macroeconomics Annual 1. Avrupa işsizliğinin kalıcılığına dair histerezis açıklaması.
- Royal Swedish Academy of Sciences (2010). «Markets with Search Frictions». Diamond, Mortensen ve Pissarides'in Nobel ödülüne dair bilimsel arka plan metni.
- TÜİK, Hanehalkı İşgücü Araştırması bültenleri. Türkiye'de işsizlik, istihdam, kayıt dışılık ve atıl işgücü tahminlerinin kaynağı.
Sonraki derse köprü
Konjonktürel işsizlik, ekonominin geçici olarak yavaşladığı dönemlerde ortaya çıkıyordu; durgunluk biter, işsizlik geriler. Ama uzun dönemde bir ekonominin insanlarına daha çok iş ve daha yüksek gelir sağlayabilmesi, geçici dalgalanmaların ötesinde, üretim kapasitesinin kendisinin büyümesine bağlıdır. Bazı ülkeler neden birkaç kuşak içinde zenginleşirken bazıları yerinde sayar? Sermaye birikimi, nüfus ve teknoloji uzun dönem büyümeye nasıl katkı yapar? Sıradaki ders uzun dönem ekonomik büyümeyi açıyor.