İçeriğe geç

Ünite EDB-244-09 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Thomas Mann ve Robert Musil

EDB-244 Modernizm

2.026 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · anlatım 10 dk

  • Fikir romanı
  • zaman duygusu
  • olasılık duygusu
  • denemecilik
  • oluşum romanı
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Mann'ın Büyülü Dağ'ı (1924) Davos'taki bir sanatoryuma üç haftalığına giden Hans Castorp'un orada yedi yıl kalışını anlatır; roman savaşın başlamasıyla biter.
  2. Mann zamanı tartışma konusu yapar: tekdüzelik saati uzatır ama yılları kısaltır; bir gün bütün günler gibiyse hepsi bir gün gibidir.
  3. Musil'in Niteliksiz Adam'ı (ilk cilt 1930) 1913 Viyana'sında, kendine bir yıl hayatından izin veren Ulrich'i ve 1918 için hazırlanan «Paralel Eylem»i anlatır; roman bitmemiştir.
  4. İki roman da fikir romanıdır: Settembrini ile Naphta'nın tartışmaları ve Musil'in denemeciliği olay örgüsünün yerini alır; roman düşünceleri birbirine karşı sınar, birini kazandırmaz.
  5. Balcı'ya göre Niteliksiz Adam'ın ilk cildi 1999'da Ahmet Cemal'in çevirisiyle Türkçeye geldi; Balcı Ulrich'i Sait Faik'in Mansur'u ve Atılgan'ın C.'siyle flanör olarak karşılaştırır.

Kazanımlar

  • Büyülü Dağ'ın ve Niteliksiz Adam'ın olay örgüsünü, iki romanın da Birinci Dünya Savaşı'nın eşiğinde geçtiğini göz önünde tutarak özetleyebilir.
  • Mann'ın zaman üzerine anlatıcı yorumlarını ve Musil'in «olasılık duygusu» kavramını metinden örneklerle açıklayabilir.
  • Fikir romanında tartışmaların ve deneme bölümlerinin olay örgüsünün yerini nasıl aldığını, karakterlerin yazarın sözcüsü sayılıp sayılamayacağı sorusuyla birlikte tartışabilir.
  • Niteliksiz Adam'ı Sait Faik ve Yusuf Atılgan'ın aylak kahramanlarıyla yan yana koyan karşılaştırmalı bir okumanın güçlü ve zayıf yanlarını gösterebilir.

Video metni

Soğuk açılış

Bir roman hava raporuyla açılır. Atlas Okyanusu'nun üzerinde bir alçak basınç merkezi vardır; doğuya, Rusya'nın üzerindeki yüksek basınca doğru ilerler. Sıcaklık yılın ortalamasına uygundur, Ay ve Venüs gökbilim yıllıklarında yazıldığı gibi doğup batar. Bütün bu ölçümlerden sonra anlatıcı, kendi deyişiyle biraz eskimiş ama gerçeği iyi anlatan bir sözle toparlar:

«Güzel bir ağustos günüydü, 1913 yılının.»

Okur bu tarihi okuduğunda romandaki hiç kimsenin bilmediği bir şeyi bilir: bir yıl sonra savaş başlayacaktır. Bölümün başlığı da bu bilgiyle alay eder gibidir: «Dikkate değer biçimde hiçbir şeyin çıkmadığı bölüm.»

Büyük soru

Bir roman olayları bir kenara bırakıp uzun uzun düşünmeye, tartışmaya, deneme yazmaya başladığında hâlâ roman mıdır, yoksa romanın kendisi mi değişmiştir?

Bağlam

Bu derste aynı yıllarda yazılmış, aynı çöküşün eşiğinde geçen iki büyük Almanca romanı yan yana okuyoruz. Thomas Mann'ın Der Zauberberg'i (Büyülü Dağ) 1924'te yayımlandı. Mann romana 1912'de, karısının tedavi gördüğü Davos'taki bir sanatoryumu ziyaret ettikten sonra başladı; savaş yazımı yarıda kesti. Mann 1929'da Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldığında İsveç Akademisi'nin gerekçesi bu romanı değil, Buddenbrook'lar'ı anıyordu.

Robert Musil 1880'de Klagenfurt'ta doğdu, 1942'de Cenevre'de öldü. Der Mann ohne Eigenschaften'in (Niteliksiz Adam) ilk cildi 1930'da çıktı. Musil romanın devamı üzerinde ölünceye kadar çalıştı; roman bitmedi. Kafka'nın Dava'sı gibi bu da bir sona varmayan bir yapıttır; ama Musil'inki bir dostun düzenlediği bir el yazması değil, yazarının on yılı aşkın süre üzerinde çalışıp sürekli genişlettiği bir şantiyedir.

Ana anlatı — Üç hafta, yedi yıl

Büyülü Dağ'ın ilk cümlesi bir yolculuğu haber verir: sade bir genç adam yazın ortasında memleketi Hamburg'dan İsviçre'de Davos'a gider. Adı Hans Castorp'tur, bir tersanede işe başlamak üzere olan genç bir mühendistir; yüksek dağdaki bir sanatoryumda tedavi gören kuzeni Joachim'i üç haftalığına ziyarete gelmiştir. Muayene olur, ona da hasta olduğu söylenir ve kalır.

Romanın önsözü olan «Vorsatz» bu uzamayı daha baştan sezdirir. Anlatıcı, hikâyeyi bir haftada da yedi ayda da anlatamayacağını söyler ve ekler: «Tanrı aşkına, yedi yıl da olmayacak ya!» Olur. Castorp dağda yedi yıl kalır.

Dağda zaman başka türlü akar. Bunu romanın kendisi söyler; anlatıcı olay anlatmayı bırakıp «Zaman duygusu üzerine ara söz» başlıklı bir bölümde zamanı tartışır. Can sıkıntısı sanıldığı gibi zamanı uzatmaz, der anlatıcı. Tekdüzelik saati, günü uzatır ama büyük zaman dilimlerini küçültür, hiçe indirir: «Bir gün bütün günler gibiyse, hepsi bir gün gibidir.» Olaylarla dolu yıllar yavaş geçer; boş yıllar rüzgârın önüne katılıp uçar gider.

Proust'un 244-03'te gördüğümüz romanı kaybolan zamanı bir tat aracılığıyla geri çağırıyordu. Mann ise zamanı bir duygu olmaktan çıkarıp bir tartışma konusu yapar; okura ne kadar zaman geçtiğini kimi zaman söylemez, kimi zaman sayfalar boyunca bunu düşündürür.

Ana anlatı — Niteliksiz bir adam

Musil'in kahramanı Ulrich otuzlarının başında, Viyana'da yaşayan bir matematikçidir. Askerlik, mühendislik ve matematik denemiş, hepsinde yetenekli olduğu hâlde hiçbirine bağlanamamıştır. Bir gün bir gazetede «dahi bir yarış atı» sözünü okur ve başarının artık atlara, futbolculara verildiği bir dünyada kendini nereye koyacağını bilemez. Ardından, romanın deyişiyle, yeteneklerini nasıl kullanacağını aramak için kendine bir yıl hayatından izin vermeye karar verir.

Musil bu tavrı bir kavramla adlandırır. Gerçeklik duygusu diye bir şey varsa, olasılık duygusu diye bir şey de olmalıdır. Olasılık duygusuna sahip olan biri bir şeyin böyle olduğu söylendiğinde, bunun başka türlü de olabileceğini düşünür.

Ulrich'in çevresindeki aristokratlar bir tören hazırlamaktadır. Almanya 1918'de İmparator II. Wilhelm'in tahta çıkışının otuzuncu yılını kutlayacaktır; Viyana buna, Franz Joseph'in yetmişinci yılını bütün 1918 yılı boyunca kutlayarak karşılık vermek ister. Romanda bu girişimin adı «Paralel Eylem»dir. Okur, kahramanların bilmediğini bilir: 1918 imparatorluğun dağıldığı yıldır. Musil bu ülkeye bir ad verir: Kakanien. Ad, imparatorluk ve krallık anlamına gelen «k. k.» kısaltmasından türetilmiştir; roman bu ülkeyi daha ilk bölümlerde «o zamandan beri batmış» bir devlet olarak anar.

Ana anlatı — Romanın içindeki deneme

İki roman da uzun bölümlerini olaya değil düşünceye ayırır. Büyülü Dağ'da Castorp'un çevresinde iki öğretmen vardır: aydınlanmanın, aklın ve ilerlemenin savunucusu İtalyan hümanist Settembrini ile otoriteyi, inancı ve sertliği savunan Naphta. İkisi Castorp'un ruhu için yüzlerce sayfa boyunca tartışır. Hangisinin haklı olduğunu roman söylemez.

Musil bir adım daha ileri gider. Ulrich'in tavrını romanın kendisi «denemecilik» diye adlandırır. Bir deneme bir şeyi bölümler boyunca pek çok yanından ele alır, ama onu hiçbir zaman bütünüyle kavramaz; çünkü bütünüyle kavranan bir şey hemen hacmini yitirip bir kavrama dönüşür. Ulrich dünyaya ve kendi hayatına böyle bakmak ister.

Yaygın yanlış«Fikir romanlarında karakterler yazarın sözcüsüdür; Settembrini'nin söyledikleri Thomas Mann'ın görüşleridir.»
Doğrusu

— Bu okuma tümüyle temelsiz değildir: Mann savaş yıllarında Alman milliyetçiliğine yakın yazılar yazmış, 1922'de ise cumhuriyeti savunan bir konuşma yapmıştı; bu yüzden bazı okurlar romanı yazarın yön değişiminin kaydı olarak okur ve Settembrini'yi ona yakın bulur. Ama roman Settembrini'yi de sık sık gülünç gösterir, Naphta'ya da güçlü sözler verir. Castorp'un kendi bulduğu cümle ise ikisinden de gelmez. Fikir romanının gücü, düşünceleri birbirine karşı sınamasındadır; birini kazandırması gerekmez.

Metin anı

Castorp bir kış günü kayaklarıyla dağa çıkar, tipiye yakalanır ve kar içinde kısa bir uykuya dalar. Rüyasında hem güzel hem korkunç bir dünya görür. Uyanırken Settembrini'nin de Naphta'nın da söylemediği bir sonuca varır ve Mann bu cümleyi metinde italikle verir:

„Der Mensch soll um der Güte und Liebe willen dem Tode keine Herrschaft einräumen über seine Gedanken.“

«İnsan, iyilik ve sevgi uğruna, ölüme düşünceleri üzerinde egemenlik tanımamalıdır.»

Romanın bütün tartışmalarının vardığı yer bu cümle gibi görünür. Ama Mann birkaç sayfa sonra şöyle yazar: Castorp akşam sanatoryuma döner, yemekte iştahla yer; gördüğü rüya solmaya başlamıştır ve «düşündüğünü daha o akşam pek anlamıyordu artık». Roman kendi en güçlü düşüncesini bulur ve hemen elinden bırakır. Fikir romanı burada bir sonuç vermez; bir düşüncenin ne kadar kolay unutulduğunu gösterir.

Cevap ve bağlantı

Bir roman olayları bırakıp tartışmaya başladığında hâlâ roman mıdır? Mann ve Musil'e göre evet, ama değişmiş bir roman. İki yapıt da büyük bir olayı, savaşı, sayfalarının dışında bırakır ya da yalnızca sonda gösterir. Büyülü Dağ savaşın başlamasıyla, Castorp'un askerler arasında bir şarkı mırıldanarak gözden kaybolmasıyla biter; anlatıcı onun yaşayıp yaşamayacağını bilmediğini söyler ve son sorusunu sorar: bu ölüm şöleninden bir gün sevgi doğacak mıdır? Niteliksiz Adam ise hiç bitmez. İki roman da, olayların artık bir insan hayatını açıklayamadığı bir dünyada, açıklamayı düşünceye bırakır.

Musil'in romanı Türkçeye yarım yüzyıldan uzun bir gecikmeyle ulaştı. Yunus Balcı'nın 2017'de Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları'nda yayımlanan makalesine göre romanın ilk cildi 1999'da Ahmet Cemal'in çevirisiyle Türkçeye kazandırıldı. Balcı, Ahmet Cemal'in Kakanien adını Türkçeye «İmpkralya» olarak uyarladığını da not eder. Makale Ulrich'i iki Türk kahramanıyla yan yana koyar: Sait Faik'in 1947'de Varlık'ta yayımlanan «Lüzumsuz Adam» öyküsünde mahallesinden yedi yıl çıkmayan Mansur ve Yusuf Atılgan'ın 1959 tarihli Aylak Adam'ındaki C. Balcı'ya göre üçü de kentli birer flanördür; değer kaybına uğramış modern insanın sesidir.

Balcı, Musil'in Türk yazarlarını etkilediğini öne sürmüyor; Sait Faik ve Atılgan, Musil Türkçeye çevrilmeden önce yazmıştı. Balcı'nın gösterdiği, aynı türden bir kahramanın birbirinden habersiz edebiyatlarda ortaya çıkmasıdır. Sınırı da buradadır: Ulrich bir felsefe yapar, Mansur kendi sokaklarını numaralandırır; ikisini aynı kavrama sığdırmak aradaki farkı silebilir. Bir de bizim ekleyeceğimiz bir tuhaflık var: Mansur'un yedi yılı Castorp'un dağda geçirdiği yedi yılı hatırlatır.

Kapanış kancası

Balcı, bu tür bir kahramanın Türk edebiyatında Batı'ya göre daha geç ortaya çıktığını yazıyor. Bu, modernizm dersimizin son sorusunu hazırlıyor: Avrupa'da 1920'lerde doruğa çıkan modernist roman Türkçede ancak onlarca yıl sonra görünüyorsa, buna gerçekten bir «gecikme» mi demeliyiz, yoksa başka bir zamanın kendi modernizmi mi?

Özet kartı

  1. Mann'ın Büyülü Dağ'ı (1924) Davos'taki bir sanatoryuma üç haftalığına giden Hans Castorp'un orada yedi yıl kalışını anlatır; roman savaşın başlamasıyla biter.
  2. Mann zamanı tartışma konusu yapar: tekdüzelik saati uzatır ama yılları kısaltır; bir gün bütün günler gibiyse hepsi bir gün gibidir.
  3. Musil'in Niteliksiz Adam'ı (ilk cilt 1930) 1913 Viyana'sında, kendine bir yıl hayatından izin veren Ulrich'i ve 1918 için hazırlanan «Paralel Eylem»i anlatır; roman bitmemiştir.
  4. İki roman da fikir romanıdır: Settembrini ile Naphta'nın tartışmaları ve Musil'in denemeciliği olay örgüsünün yerini alır; roman düşünceleri birbirine karşı sınar, birini kazandırmaz.
  5. Balcı'ya göre Niteliksiz Adam'ın ilk cildi 1999'da Ahmet Cemal'in çevirisiyle Türkçeye geldi; Balcı Ulrich'i Sait Faik'in Mansur'u ve Atılgan'ın C.'siyle flanör olarak karşılaştırır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Fikir romanıNovel of ideasKarakterlerin görüşlerini ve tartışmalarını olay örgüsü kadar önemli kılan roman
Zaman duygusuSense of timeZamanın geçişinin saat ve takvimden bağımsız olarak yaşanma biçimi
Olasılık duygusuSense of possibilityVar olanı olabilecek olandan daha önemli saymama yeteneği
DenemecilikEssayismDünyayı kesin sonuçlara bağlamadan pek çok yanından düşünme tavrı
Oluşum romanıBildungsromanGenç bir kahramanın eğitilip olgunlaşmasını ve topluma yerleşmesini anlatan roman

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Hans Castorp Davos'a ne için gelir, ne kadar kalır? Büyülü Dağ nasıl biter?
  2. (Kazanım 1) Niteliksiz Adam'daki «Paralel Eylem» nedir ve 1918 tarihi okur için neden ironiktir?
  3. (Kazanım 2) Mann'ın anlatıcısına göre tekdüzelik zamanı nasıl etkiler? Musil'in «olasılık duygusu» neyi anlatır?
  4. (Kazanım 3) Castorp'un karda bulduğu cümleden birkaç sayfa sonra ne olur ve bu, fikir romanı hakkında ne söyler?
  5. (Kazanım 4) Balcı Niteliksiz Adam'ı hangi Türk metinleriyle karşılaştırır? Bu karşılaştırmanın bir gücünü ve bir sınırını yazın.

Cevaplar

  1. Kuzeni Joachim'i üç haftalığına ziyarete gelir; muayene olunca ona da hasta olduğu söylenir ve dağda yedi yıl kalır. Roman savaşın başlamasıyla biter: Castorp askerler arasında bir şarkı mırıldanarak gözden kaybolur, anlatıcı onun yaşayıp yaşamayacağını bilmediğini söyler ve bu ölüm şöleninden bir gün sevgi doğup doğmayacağını sorar.
  2. Almanya 1918'de II. Wilhelm'in tahta çıkışının otuzuncu yılını kutlayacaktır; Viyana buna, Franz Joseph'in yetmişinci yılını bütün 1918 boyunca kutlayarak karşılık vermek ister. Kahramanlar bilmez ama okur bilir: 1918 imparatorluğun dağıldığı yıldır, kutlanacak olan bir dünya o yıl ortadan kalkar.
  3. Tekdüzelik saati ve günü uzatır ama büyük zaman dilimlerini küçültür; bir gün bütün günler gibiyse hepsi bir gün gibidir, boş yıllar uçar gider. Olasılık duygusu ise var olanı olabilecek olandan daha önemli saymama, her durumu başka türlü de olabilirmiş gibi düşünme yeteneğidir.
  4. Castorp akşam sanatoryuma döner, yemekte iştahla yer; rüyası solmaya başlamıştır ve düşündüğünü daha o akşam pek anlamaz olmuştur. Roman en güçlü düşüncesini bulur ve hemen bırakır; fikir romanı bir sonuç dayatmaz, düşüncenin ne kadar kolay unutulduğunu da gösterir.
  5. Sait Faik'in 1947'de Varlık'ta yayımlanan «Lüzumsuz Adam» öyküsüyle ve Yusuf Atılgan'ın 1959 tarihli Aylak Adam'ıyla karşılaştırır. Gücü: birbirinden habersiz edebiyatlarda aynı türden kentli, aylak bir kahramanın ortaya çıktığını göstermesi. Sınırı: Ulrich bir felsefe kurarken Mansur kendi sokaklarını numaralandırır; üçünü tek bir «flanör» kavramına sığdırmak aradaki farkları silebilir. Balcı bir etkiden de söz etmez, çünkü iki Türk metni Musil'in çevirisinden önce yazılmıştır.

Okuma

  • Büyülü Dağ, İris Kantemir çevirisi (Can). Önce «Zaman duygusu üzerine ara söz» bölümünü, sonra «Kar» bölümünü okuyun.
  • Niteliksiz Adam, birinci cilt, çev. Ahmet Cemal (YKY). İlk dört bölüm yeterli: hava raporu, Ulrich'in evi ve olasılık duygusu.
  • Yunus Balcı, «Modern İnsanın Değer Kaybı veya Modernist Manifesto. Üç Flaneur: Niteliksiz Adam, Aylak Adam, Lüzumsuz Adam», Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları 9/18 (2017), 33–41.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:20 Soğuk açılış: bir Avrupa haritası üzerinde kayan basınç eğrileri; harita yavaşça 1913 tarihli bir takvim yaprağına dönüşür.
  • 1:20–1:50 Büyük soru: bir roman sayfası; satırlar yavaşça kenar notlarına ve uzun dipnotlara dönüşür.
  • 1:50–3:10 Bağlam: çam ormanının üstünde uzun balkonlu beyaz bir bina; ardından kalabalık bir Viyana caddesi, tramvaylar ve faytonlar.
  • 3:10–5:40 Ana anlatı — Üç hafta, yedi yıl: dar hatlı bir dağ treninin penceresinden aşağı bakan genç bir yolcu; balkonda battaniyelere sarılmış dinlenme koltukları; takvim yaprakları gittikçe hızlanarak kopar.
  • 5:40–7:40 Ana anlatı — Niteliksiz bir adam: bir pencerenin ardında caddeyi izleyen bir adamın siluet hâli; bir gazete sayfasında yarış atı resmi; iki ayrı jübile afişi.
  • 7:40–9:20 Ana anlatı — Romanın içindeki deneme: bir masanın iki yanında konuşan iki adamın gölgesi; ortada dinleyen genç bir adam.
  • 9:20–11:00 Metin anı: tipi içinde tek başına bir kayakçı; kar dinerken uzakta sanatoryumun ışıkları; sonra kalabalık bir yemek salonu.
  • 11:00–13:20 Cevap ve bağlantı: sisli bir ova ve uzaklaşan bir figür; ardından İstanbul'da dar bir sokak, sokak tabelalarında elle yazılmış numaralar.
  • 13:20–14:00 Kapanış kancası: aynı anda işleyen iki saat; biri Avrupa'nın, biri İstanbul'un bir duvarında.
  • Romanın son savaş sahnesi gösterilmez; yalnızca uzaklaşan bir figür ve sis kullanılır.

Telaffuz

  • Der Zauberberg: «der TSAU-bır-berk»; Hans Castorp: «hans KAS-torp»; Joachim: «YO-a-him»; Settembrini: «set-tem-BRİ-ni»; Naphta: «NAF-ta»; Davos: «da-VOS».
  • Der Mann ohne Eigenschaften: «der man O-ne AY-gın-şaf-tın»; Ulrich: «UL-rih»; Kakanien: «ka-KAA-ni-ın»; Klagenfurt: «KLAA-gın-furt».
  • Yunus Balcı «yu-NUS bal-CI», Ahmet Cemal «ah-MET ce-MAL», Yusuf Atılgan «yu-SUF a-tıl-GAN» diye okunur.