İçeriğe geç

Ünite EDB-244-08 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Kafka II

EDB-244 Modernizm

1.740 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma · anlatım 8 dk

  • Mesel
  • görünmez otorite
  • bitirilemez roman
  • ölüm sonrası yayın
  • çoğul yorum
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Dava 1914'te yazılmaya başlandı, bitirilmedi ve 1925'te Max Brod'un düzenlemesiyle yayımlandı; Josef K. bir sabah suçu kendisine hiç söylenmeden tutuklanır.
  2. Mahkeme görünmez bir otoritedir: büroları çatı katlarındadır, yüksek yargıçlara hiçbir zaman ulaşılmaz, aracılar K.'ya suçunu söyleyemez.
  3. Romanın içindeki «Kanun Önünde» meselinde köylü bütün ömrünü bir kapının önünde bekleyerek geçirir; bekçi sonunda kapının yalnızca onun için olduğunu söyler ve kapıyı kapatır.
  4. Dava tek bir anahtara indirgenemez; siyasal, dinsel, psikolojik ve varoluşçu okumalara açıktır. Brod'a göre roman bitirilemezdi; bölüm sırasına da kendisi karar verdi.
  5. İlkılıç'a göre roman 1953–1957'de Türk Düşüncesi'nde tefrika edildi; 1996'da bir mahkemede romandan uyarlanmış cümleleri okuyan bir sanık mahkemeye hakaretten altı ay hapis cezası aldı.

Kazanımlar

  • Dava'nın olay örgüsünü, Josef K.'nın suçunun hiç açıklanmadığı tutuklanışından bir yıl sonraki sonuna kadar açıklayabilir.
  • Romanın içindeki «Kanun Önünde» meselini, kapı bekçisi ile köylü arasındaki ilişki üzerinden metinden örnekle çözümleyebilir.
  • Dava'nın tamamlanmamışlığını ve Max Brod'un romanı nasıl düzenlediğini, romanın farklı yorumlarıyla birlikte tartışabilir.
  • Dava'nın Türkiye'deki alımlanmasını, ilk çevirisinden mahkeme salonlarına uzanan izleriyle inceleyen bir çalışmayı değerlendirebilir.

Video metni

Soğuk açılış

Bir sabah Josef K. her zamanki gibi saat sekizde kahvaltısını bekler. Kahvaltı gelmez. Yerine odasına siyah giysili iki yabancı adam girer. K.'ya tutuklu olduğunu söylerler.

K. ne suçla tutuklandığını sorar. Adamlar bilmediklerini, yalnızca görevli olduklarını söyler. Daha da tuhafı, K. tutukludur ama işine gidebilir, bankadaki görevini sürdürebilir, evine dönebilir. Kimse onu bir yere kapatmaz. Ama dava başlamıştır.

Romanın ilk cümlesi bütün olanı bir tahminle anlatır: biri Josef K. hakkında iftira etmiş olmalıydı, çünkü hiçbir kötülük yapmadığı hâlde bir sabah tutuklandı.

Büyük soru

Bir kapı yalnızca bizim için açıksa ve biz ondan hiç geçemiyorsak, suç kapıda mıdır, bekçide mi, yoksa bekleyende mi?

Bağlam

Kafka Dava'yı 1914'te, Birinci Dünya Savaşı'nın başladığı aylarda yazmaya başladı ve hiçbir zaman bitirmedi. Hayattayken romandan yalnızca iki parçayı, «Kanun Önünde» meselini ve kısa bir rüya parçasını ayrı metinler olarak yayımladı. Roman, Kafka'nın ölümünden bir yıl sonra, 1925'te Berlin'de Max Brod'un düzenlemesiyle çıktı.

Josef K., bir bankada yüksek bir görevdedir. Otuz yaşındadır, düzenli bir hayatı vardır. Davası boyunca hiçbir zaman bir yargıcı görmez; mahkemenin büroları kentin yoksul semtlerindeki apartmanların çatı katlarındadır. Avukatlar, ressamlar, kâtipler, kadınlar ona yardım etmeyi önerir; hiçbiri ona suçunun ne olduğunu söyleyemez.

Ana anlatı — Kanun önünde

Romanın sonlarına doğru K. bir katedrale gider. Orada bir rahip ona bir hikâye anlatır; hikâye, mahkemenin kendi yazılarının girişinde yer alan bir mesel olarak sunulur.

Kanunun önünde bir kapı bekçisi durur. Köyden bir adam gelir ve kanuna girmek için izin ister. Bekçi şimdi izin veremeyeceğini söyler. Adam sonra girip giremeyeceğini sorar. Mümkün, der bekçi, ama şimdi değil. Kapı her zamanki gibi açıktır; adam içeri bakmak için eğilir. Bekçi güler: bu kadar istiyorsan, yasağıma rağmen girmeyi dene; ama bil ki ben güçlüyüm ve en alttaki bekçiyim; salondan salona daha güçlü bekçiler var.

Adam beklemeye karar verir. Kapının yanında bir tabureye oturur, günlerce, yıllarca bekler. Bekçiye rüşvet olarak her şeyini verir; bekçi alır ama şöyle der: yalnızca bir şeyi ihmal ettiğini düşünmeyesin diye alıyorum. Adam yaşlanır, gözleri zayıflar, bekçinin kürk yakasındaki pirelere bile yalvarır.

Yaygın yanlış«*Dava*, Kafka'nın modern totaliter devletleri ve bürokrasiyi önceden haber verdiği siyasi bir romandır.»
Doğrusu

— Bu okuma yaygındır ve romanın sonraki yüzyılda neden bu kadar tanıdık geldiğini açıklar; ama tek okuma değildir. Kafka romanı Birinci Dünya Savaşı'nın başında, Avusturya-Macaristan'ın Prag'ında yazdı; sonraki diktatörlükleri görmedi. Max Brod romanı dinsel bir arayış olarak, ilahi bir yargının insan aklına kapalı oluşu olarak okudu. Başka okurlar onda bir suçluluk duygusunun, bir babayla hesaplaşmanın ya da varoluşun anlamsızlığının izini sürdü. 110-02'de gördüğümüz alegoriden farklı olarak Dava'nın tek bir anahtarı yoktur; her okuma romanın bir yüzünü aydınlatır, ötekini karanlıkta bırakır.

Ana anlatı — Bir el yazması, bir dost

Dava'yı okuduğumuz biçimiyle Kafka değil, dostu Max Brod kurdu. Brod, 1925 baskısına yazdığı sonsözde el yazmasını Haziran 1920'de aldığını, el yazmasının bir başlığı olmadığını ama Kafka'nın romandan konuşurken hep bu adı kullandığını anlatır. Bölümlere ayırma ve bölüm başlıkları Kafka'dandır; bölümlerin sırasına ise Brod kendi sezgisiyle, Kafka'nın ona yüksek sesle okuduğu sayfaların anısına dayanarak karar vermiştir. Tamamlanmamış bölümleri ayırmış, ana metne almamıştır.

Kafka'nın kendisi romanı bitmemiş sayıyordu. Brod'a göre Kafka, davanın hiçbir zaman en yüksek mahkemeye ulaşmayacağını söylemişti; bu yüzden roman bir anlamda bitirilemezdi, sonsuza dek sürdürülebilirdi. Kafka ölmeden önce Brod'a bıraktığı notlarda el yazmalarının yok edilmesini istemişti; Brod buna uymadı ve aynı sonsözde bu kararını uzun uzun savundu. Bugün okuduğumuz Dava, bir yazarın isteğine karşı çıkan bir dostun elinden geçmiş bir kitaptır.

Metin anı

Adam ölmek üzereyken bekçiye son bir soru sorar: herkes kanuna ulaşmak ister; nasıl oluyor da bunca yıl benden başka kimse girmek istemedi? Bekçi, adamın son anlarında olduğunu görür ve kulağına bağırır:

„Hier konnte niemand sonst Einlaß erhalten, denn dieser Eingang war nur für dich bestimmt. Ich gehe jetzt und schließe ihn.“

«Buradan başka hiç kimse giremezdi, çünkü bu giriş yalnızca senin içindi. Şimdi gidiyorum ve kapatıyorum onu.»

Son cümle bütün meseli tersine çevirir. Bekçi engel gibi görünüyordu; oysa kapı tam da bu adam için yapılmıştı. Adam izin beklemeseydi girebilir miydi? Metin bunu söylemez. Romanda K. de hemen bekçinin adamı aldattığı sonucuna varır; rahip ise ona metnin bunu söylemediğini, bekçinin her sözünün doğru olabileceğini anlatır. Mesel bir cevap değil, bir yorum tartışmasının başlangıcıdır; roman da bu tartışmayı sayfalarca sürdürür.

Cevap ve bağlantı

Suç kapıda mı, bekçide mi, bekleyende mi? Dava bu soruyu hiçbir yerde kapatmaz. Josef K. de köylü gibi davasını kazanmanın bir yolunu arar, aracılara güvenir, kimin yetkili olduğunu öğrenmeye çalışır; ama mahkemenin kendisine hiçbir zaman ulaşamaz. Tutuklanışından tam bir yıl sonra, otuz birinci doğum gününün arifesinde, iki adam onu alıp kentin dışındaki bir taş ocağına götürür ve orada öldürülür. Son sözü «Bir köpek gibi!» olur; roman, utancın ondan sonra da yaşayacakmış gibi olduğunu söyleyerek biter.

Türkiye'de Dava'nın hikâyesi çeviriyle başlar ve bir mahkeme salonuna kadar uzanır. Süreyya İlkılıç'ın 2019 tarihli çalışmasına göre roman, 1953–1957 arasında Peyami Safa'nın Türk Düşüncesi dergisinde tefrika hâlinde Türkçeye çevrildi; «Kanun Önünde» meseli de Tercüme dergisinde ayrı olarak yayımlandı. Gürsel Aytaç altmışlı yıllardaki yoğun ilgiyi bir «Kafka dalgası» olarak adlandırdı. İlkılıç'ın aktardığı bir olay ise romanın gücünü acı bir biçimde gösterir: 1996'da, bir Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde düşünce özgürlüğüyle ilgili bir davada sanık Mahir Günşıray, savunmasında Dava'dan uyarlanmış bir oyunun birkaç cümlesini okudu. Savcılar bu cümlelerin Kafka'dan geldiğini bilmedikleri için onları mahkemeye hakaret saydı; Günşıray bu yüzden altı ay hapis cezasına çarptırıldı.

Kapanış kancası

Josef K. bir yıl boyunca bitmeyen bir davanın içinde yaşadı. Bir sonraki derste zamanı bambaşka bir biçimde büken bir romana geçiyoruz: bir İsviçre dağındaki sanatoryuma kuzenini üç haftalığına ziyarete giden genç bir mühendis orada yedi yıl kalırsa, zaman ona nasıl görünür?

Özet kartı

  1. Dava 1914'te yazılmaya başlandı, bitirilmedi ve 1925'te Max Brod'un düzenlemesiyle yayımlandı; Josef K. bir sabah suçu kendisine hiç söylenmeden tutuklanır.
  2. Mahkeme görünmez bir otoritedir: büroları çatı katlarındadır, yüksek yargıçlara hiçbir zaman ulaşılmaz, aracılar K.'ya suçunu söyleyemez.
  3. Romanın içindeki «Kanun Önünde» meselinde köylü bütün ömrünü bir kapının önünde bekleyerek geçirir; bekçi sonunda kapının yalnızca onun için olduğunu söyler ve kapıyı kapatır.
  4. Dava tek bir anahtara indirgenemez; siyasal, dinsel, psikolojik ve varoluşçu okumalara açıktır. Brod'a göre roman bitirilemezdi; bölüm sırasına da kendisi karar verdi.
  5. İlkılıç'a göre roman 1953–1957'de Türk Düşüncesi'nde tefrika edildi; 1996'da bir mahkemede romandan uyarlanmış cümleleri okuyan bir sanık mahkemeye hakaretten altı ay hapis cezası aldı.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
MeselParableBasit bir olayla daha geniş bir soruyu düşündüren kısa anlatı
Görünmez otoriteInvisible authorityKararları hissedilen ama kendisi hiç görünmeyen güç
Bitirilemez romanUnfinishable novelKonusu ya da yapısı gereği bir sona ulaşamayan roman
Ölüm sonrası yayınPosthumous publicationEserin yazarın ölümünden sonra, çoğu zaman başkasının düzenlemesiyle yayımlanması
Çoğul yorumPlural interpretationBir eserin birbirini dışlamayan pek çok okumaya açık olması

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Josef K. nasıl tutuklanır ve tutukluluğunun tuhaflığı nedir? Roman nasıl biter?
  2. (Kazanım 2) «Kanun Önünde» meselinde köylü ile bekçi arasında ne olur? Bekçinin son sözü meseli nasıl tersine çevirir?
  3. (Kazanım 3) «Dava totaliter devletleri önceden haber veren siyasi bir romandır» yargısı neden tek okuma olarak yetersizdir?
  4. (Kazanım 3) Brod sonsözünde romanın el yazması, bölüm sırası ve tamamlanmamışlığı hakkında ne söyler?
  5. (Kazanım 4) İlkılıç'a göre Dava Türkiye'ye nasıl girdi? 1996'daki mahkeme olayı romanın alımlanması hakkında ne gösterir?

Cevaplar

  1. Bir sabah kahvaltısı yerine odasına iki yabancı adam gelir ve tutuklu olduğunu söyler; suçunu kimse bilmez ve söylemez. Tuhaflık şudur: K. tutukludur ama işine gidebilir, bankadaki görevini sürdürebilir, evine dönebilir. Tutuklanışından tam bir yıl sonra, otuz birinci doğum gününün arifesinde, iki adam onu kentin dışındaki bir taş ocağına götürür ve orada öldürülür.
  2. Köylü kanuna girmek için izin ister; bekçi şimdi olmaz der, ama kapı açıktır. Köylü yıllarca bekler, her şeyini rüşvet olarak verir, yaşlanır. Ölürken neden kimsenin gelmediğini sorar; bekçi bu girişin yalnızca onun için olduğunu söyler ve kapıyı kapatacağını bildirir. Engel gibi görünen kapı aslında tam da bu adam için yapılmıştır; adam geçmek yerine izin beklemeyi seçmiştir.
  3. Kafka romanı Birinci Dünya Savaşı'nın başında, Avusturya-Macaristan'ın Prag'ında yazdı ve sonraki diktatörlükleri görmedi. Brod romanı dinsel bir arayış olarak okudu; başka okurlar onda bir suçluluk duygusunu, bir babayla hesaplaşmayı ya da varoluşun anlamsızlığını gördü. Romanın tek bir anahtarı yoktur; siyasal okuma yalnızca bir yüzü aydınlatır.
  4. El yazmasını Haziran 1920'de aldığını, el yazmasının bir başlığı olmadığını ama Kafka'nın romandan hep bu adla söz ettiğini, bölüm ayrımlarının ve başlıklarının Kafka'ya ait olduğunu, bölümlerin sırasına ise kendi sezgisiyle ve Kafka'nın ona okuduklarının anısıyla karar verdiğini söyler. Kafka romanı bitmemiş sayıyordu; Brod'a göre dava en yüksek mahkemeye hiç ulaşmayacağı için roman sonsuza dek sürdürülebilirdi.
  5. Roman 1953–1957 arasında Peyami Safa'nın Türk Düşüncesi dergisinde tefrika hâlinde çevrildi; «Kanun Önünde» meseli Tercüme'de ayrı yayımlandı; altmışlı yıllarda bir «Kafka dalgası» yaşandı. 1996'da bir Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde sanık Mahir Günşıray Dava'dan uyarlanmış cümleler okudu; savcılar bunların Kafka'dan geldiğini bilmeden onları hakaret saydı ve Günşıray altı ay hapis cezası aldı. Olay, romanın kendi konusunun Türkiye'de bir mahkeme salonunda yeniden yaşandığını gösterir.

Okuma

  • Dava'nın Gülperi Sert çevirisi (İş Kültür). Dokuzuncu bölümdeki katedral sahnesini ve meselin ardından gelen tartışmayı okuyun.
  • Süreyya İlkılıç, «Franz Kafka'nın Türkiye'de Alımlanması», Diyalog 2019/1, 14–33.
  • Franz Kafka, «Kanun Önünde». Mesel tek sayfadır; önce yalnız başına, sonra romandaki yerinde okuyun ve aradaki farkı düşünün.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:30 Soğuk açılış: sabah bir pansiyon odası; boş bir kahvaltı tepsisi; aralık kapıdan giren iki siyah giysili adamın gölgesi.
  • 1:30–2:10 Büyük soru: ardına kadar açık, ışık sızan büyük bir kapı; kapının önünde küçük bir tabure.
  • 2:10–3:40 Bağlam: bir banka salonu, masalar ve kâtipler; ardından yoksul bir apartmanın daracık merdivenleri, çatı katında tozlu dosyalarla dolu bir koridor.
  • 3:40–6:30 Ana anlatı — Kanun önünde: bir kapının önünde kürk yakalı, iri bir bekçi; karşısında tabureye oturmuş, yıllar geçtikçe saçları ağaran bir köylü; ışık kapının ardından sızmaya devam eder.
  • 6:30–8:40 Bağlantı: bir katedralin karanlık içi, kürsüden konuşan bir rahip, aşağıda tek başına duran bir adam.
  • 8:40–10:20 Metin anı: bekçi yaşlı adamın kulağına eğilir; kapı yavaşça kapanır; ışık bir çizgiye, sonra karanlığa iner.
  • 10:20–13:00 Cevap ve bağlantı: bir masa üzerinde dağınık el yazması sayfalar, bir el onları sıraya koyar; ardından 1950'lerden bir dergi sayfası ve 1990'lardan bir mahkeme salonunun sıraları.
  • 13:00–13:40 Kapanış kancası: karlı dağlar arasında bir sanatoryum; bir trenden bavuluyla inen genç bir adam.
  • Josef K.'nın ölümü gösterilmez; son sahne yalnızca uzaktan görünen bir taş ocağının sessiz manzarasıyla anlatılır.

Telaffuz

  • Josef K.: «YO-zef KAA»; Der Prozeß: «der pro-TSES»; Max Brod (yayıncı olarak): «BROT»; Die Schmiede: «dii ŞMİİ-de»; Türhüter: «TÜÜR-hüü-tır».
  • Titorelli: «ti-to-RE-li»; Fräulein Bürstner: «FROY-layn BÜRST-nır»; Huld: «HULT».
  • Süreyya İlkılıç: «sü-rey-YA il-kı-LIÇ»; Peyami Safa: «pe-yaa-Mİ sa-FA»; Mahir Günşıray: «maa-HİR gün-şı-RAY»; Gürsel Aytaç: «gür-SEL ay-TAÇ».