İçeriğe geç

Ünite EDB-243-10 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı · Uzman ünitesi

"Büyük Amerikan Romanı" miti ve çağdaş Amerikan edebiyatı

EDB-243 Amerikan Edebiyatı II: 20. Yüzyıl ve Sonrası

2.511 kelime · yaklaşık 11 dakika okuma · anlatım 13 dk

  • Büyük Amerikan Romanı
  • toplumsal tablo
  • taşralılık
  • uluslararası telif hakkı
  • ulusal epik
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. «Büyük Amerikan Romanı» ifadesi, John William De Forest'ın 9 Ocak 1868'de The Nation'da yayımlanan imzasız yazısıyla doğdu; De Forest Amerikan hayatının sıradan duygularını ve adetlerini bir toplumsal tablo hâlinde resmedecek bir roman istiyordu.
  2. De Forest Irving'i, Cooper'ı, Hawthorne'u ve Holmes'u yetersiz ya da taşralı buldu; en yakın aday olarak Tom Amca'nın Kulübesi'ni gösterdi.
  3. Engelleri ressam ve model diye ikiye ayırdı: uluslararası telif yokluğunda yerli yazarın kazanamaması ve hızla değişen bir toplumun portresinin çizilememesi.
  4. İfade Henry James'in «G.A.N.» kısaltmasından Howells'in kuşkusuna, Roth'un 1973 hicvine ve her yıl yeniden çekilen eleştiri registresine kadar bir ideal, bir şaka ve bir slogan olarak yaşadı; hiçbir roman unvanı kesin olarak kazanmadı.
  5. Uyurkulak'ın aktardığına göre Pamuk, Kara Kitap için «modern ulusal epik» nitelemesini kabul etti ama Amerikalı okurun dışarıdan gelen romanlara bakışını eleştirdi.

Kazanımlar

  • «Büyük Amerikan Romanı» düşüncesinin 1868'de The Nation'da yayımlanan bir yazıda nasıl doğduğunu ve yazarın o romandan ne beklediğini açıklayabilir.
  • O yazının Amerikan romancılarını neden yetersiz bulduğunu ve büyük romanın önündeki engelleri telif, pazar ve hızla değişen toplum açısından çözümleyebilir.
  • İfadenin bir buçuk yüzyıl boyunca bir ideal, bir alay konusu ve bir pazarlama sloganı olarak nasıl yaşadığını, kimi dışarıda bıraktığıyla birlikte tartışabilir.
  • Orhan Pamuk'un Kara Kitap için «modern ulusal epik» nitelemesini kabul edişini, Türk romanı üzerine ulusal alegori tartışmasıyla birlikte değerlendirebilir.

Video metni

Soğuk açılış

New York, 9 Ocak 1868. Haftalık The Nation dergisinin yeni sayısında imzasız bir yazı vardır. Yazı bir arkadaşı anlatarak başlar: zeki, sağduyulu, ama aklına bir fikir takılmış bir adam. Bir gün büyük Amerikan romanını yazacaktır.

Arkadaş şöyle der: bunu başarırsam bir millî hizmette bulunmuş olurum. Kim portresinin yapılmasından hoşlanmaz ki? Aklımdaki fikre bir biçim verebilirsem, Amerikan halkı «bu benim resmim» diyecek. Sekiz on yıldır bu ödül için uğraşmaktadır. İki üç deneme yayımlamış, eleştirmenler övmüş, okurlar pek ilgilenmemiştir. Arada cephede savaşmış, savaştan sonra Güney'in yeniden kuruluşunda çalışmıştır. Ama her boş anında aynı fikre döner.

Yazının sahibi John William De Forest'tır. Kendisi de bir romancıdır; iç savaşı anlatan bir romanını bir yıl önce yayımlamıştır, savaşta cephede bulunmuş, savaştan sonra Güney'de çalışmıştır. Okur yazıdaki arkadaşın hayatıyla yazarın hayatı arasındaki benzerliği fark etmekten kendini alamaz. Bu yazıyla bir ifade doğar ve bir buçuk yüzyıl boyunca ölmez: «Büyük Amerikan Romanı».

Büyük soru

Bir ülke kendi portresini bir romandan beklediğinde, bu beklenti yazarları büyütür mü, küçültür mü? Ve o portreyi kim çizer, kim çerçevenin dışında kalır?

Bağlam

1868'de Amerika dört yıl süren bir iç savaştan yeni çıkmıştı. Kölelik kaldırılmıştı ama Güney'in nasıl yeniden kurulacağı tartışılıyordu. Emerson'ın 1837'de sorduğu bağımsız bir Amerikan edebiyatı sorusu, otuz yıl sonra hâlâ cevap bekliyordu. Avrupa'nın büyük romanları, Thackeray'in, Dickens'ın, Balzac'ın, Hugo'nun eserleri Amerika'da çok okunuyordu; peki Amerika'nın kendi büyük romanı nerede?

De Forest yazısına önce şiirden başlar. Büyük bir Amerikan şiiri, ona göre, şimdilik imkânsızdır; çünkü millet henüz büyük bir şiiri yaşamamıştır. İlyada Yunanlıların yüzyıllar süren inançlarının ve savaşlarının, İlahi Komedya bin yıllık bir kilisenin ürünüdür. Amerikan şiiri, demokrasi yüzyıllar boyunca acı çekip kazanmadıkça yazılamaz. Ama roman, diye ekler, belki daha önce mümkün olur.

Ana anlatı — 1868'de bir portre isteği

De Forest büyük Amerikan romanını şöyle tanımlar: Amerikan varoluşunun sıradan duygularının ve adetlerinin resmi. Kahramanlar, savaşlar ya da olağanüstü olaylar değil; sıradan insanların sıradan hayatı. Örnek aldığı romanlar da bellidir: Thackeray'in İngiliz toplumunu, Balzac'ın Fransız toplumunu bütünüyle önümüze seren büyük tabloları.

Sonra Amerikan romancılarını tek tek tartar. Washington Irving fazla temkinlidir, geçmişin efsanelerine kaçmıştır. Cooper hiç tanımadığı yerlileri ve idealleştirdiği denizcileri yazmıştır; onun karakterleri bir müzedeki balmumu heykellerden daha az canlıdır. Hawthorne'a gelince, De Forest ona Amerika'nın en büyük hayal gücü der; ama Hawthorne'un Kızıl Harf başta olmak üzere romanları, ona göre bu ülkenin değil, ayın ya da uzak dağların insanlarını anlatır. Gazete okuyan, demiryolu döşeyen, savaşan ve çalışan bu canlı halkla bir bağları yoktur. Oliver Wendell Holmes'un romanları ise yalnızca bir yörenin, New England'ın romanlarıdır.

En yakın aday kimdir? De Forest'ın cevabı şaşırtıcıdır: Harriet Beecher Stowe'un 1852'de yayımladığı köleliğe karşı roman, Tom Amca'nın Kulübesi. Romanın kusurlarını da sayar: kötü bir olay örgüsü, biraz köy dedikodusu. Ama onda ulusal bir genişlik, karakterlerin doğru çizgileri, doğal konuşmalar ve güçlü bir duygu vardır. Baldwin'in 1949'da aynı romanı karakterleri kalıplara indirgemekle eleştirdiğini görmüştük; 1868'de ise bu roman, Amerika'nın en iyi portresi sayılıyordu.

De Forest'ın övgüsü kendi bakışını da ele verir. Romanın kusurları arasında, «idealizm bir kusursa» diye ekleyerek, siyah kahramanın meleklerden daha beyaz çizilmesini de sayar. Portreyi isteyen göz de bir yerden bakmaktadır.

Ana anlatı — Neden yazılamıyor?

De Forest büyük Amerikan romanının neden henüz yazılmadığını iki yönden açıklar: ressam ve model.

Ressamın sorunu paradır. Amerika'da yabancı yazarları koruyan bir telif yasası yoktur; Dickens'ın bir romanı izinsiz basılıp ucuza satılır, Amerikalı bir yazarın romanı daha pahalıdır. Okur ucuz olanı alır. Amerikalı yazar az satar, az kazanır, ilk kitabını acemilikle, ikincisini kira borcunu ödemek için aceleyle yazar ve zanaatını öğrenmeden bırakır.

Modelin sorunu ise hızdır. De Forest bir portre ressamının bebek resmi yapmakta zorlanacağını söyler: yüzün hatları henüz belirgin değildir. Amerikan toplumu da böyle bir bebektir, her yıl yalnızca bedeni değil ruhu da değişir. On beş yıl önce kaçak köleleri sahiplerine geri vermek ahlaklı bir davranış sayılıyordu; şimdi? Bu kadar hızlı değişen bir toplum gazeteden başka bir şeyle resmedilebilir mi? Yazar ironik bir soruyla bağlar: havai fişeklerin ya da kayan yıldızların fotoğrafını çeken oldu mu?

Yaygın yanlış«Büyük Amerikan Romanı belli bir romanın adıdır; eleştirmenler bir gün hangisi olduğuna karar vermiştir.»
Doğrusu

— İfade bir eserin değil, bir beklentinin adıdır ve üzerinde hiçbir zaman uzlaşılmamıştır. Lawrence Buell, yirminci yüzyılın başında bu unvana aday gösterilen romanları sıralar; bugün çoğunun adını uzmanlardan başka kimse hatırlamaz. Buell'e göre bir romanın aday gösterilmesi çoğu zaman yalnızca birinin o romanı çok sevdiğini gösterir. Amerikan edebiyatının bu iki dizisinde okuduğumuz romanlardan Moby-Dick, Huckleberry Finn, Muhteşem Gatsby, Görünmez Adam ve Sevilen, farklı dönemlerde bu unvanla anılmıştır; hiçbiri onu kesin olarak kazanmamıştır.

Ana anlatı — Bir sloganın hayatı

İfade çabuk yayıldı. Buell'in aktardığına göre 1880'de Henry James, romancı dostu William Dean Howells'e yazdığı mektuplarda ondan kısaltmayla, «G.A.N.» diye söz ediyordu; o romanı belki kendisinin ya da Howells'in yazacağını umuyordu. Yüzyılın sonundaki bir yazar ise ifadenin büyük Amerikan dikiş makinesi gibi öteki büyük Amerikan şeylerinin arasına girdiğini söyleyerek alay ediyordu.

Kuşkucular da erken çıktı. Buell'in aktardığına göre Howells 1886'da, eleştirmenlerin hayal ettiği türden bir büyük Amerikan romanına muhtemelen hiçbir zaman sahip olmayacaklarını, bunu bir edebiyat merkezine sahip olmayı istedikleri kadar az istediklerini yazdı. Yüzyıl dönümünde Frank Norris, 1927'de Edith Wharton bu ideal üzerine yazılar yazdı. 1973'te Philip Roth, beyzbol üzerine taşkın bir hicvini doğrudan The Great American Novel diye adlandırdı; ideal artık bir şakanın da adıydı.

Ama şaka ideali öldürmedi. Buell 1970'lerin sonunda bir İngiliz araştırmacının alaycı bir gözlemini aktarır: Amerikalı eleştirmenlerin, üstünde «Büyük Amerikan Romanı» yazan ve her yıl en az bir kez çekilen bir org registresi vardır. 243-08'de okuduğumuz Sevilen bile, Buell'e göre, bu unvana layık görüldüğü için doksanlı yılların başında bir saldırı yazısının hedefi olmuştu.

Buell, bu tartışmanın içindeki sessiz bir varsayıma da dikkat çeker. Büyük Amerikan romanı tartışmalarında kadın yazarlar hiçbir zaman açıkça dışlanmamıştır; De Forest'ın en yakın adayı da bir kadının romanıdır. Ama büyük Amerikan romancısından söz edilirken neredeyse her zaman «o» erkek olarak düşünülmüştür. Tek bir portre fikri, portrenin kimin gözünden çizileceği sorusunu çoğu zaman sormadan geçmiştir.

Buell bir örüntüye daha dikkat çeker. Büyük Amerikan romanı üzerine manifesto yazanlar, bunu çoğu zaman kendi en iddialı romanlarını yazdıkları yıllarda yapmıştır: De Forest iç savaş romanının hemen ardından, Norris buğday üzerine yarım kalan üçlemesinin ortasında, Wharton Masumiyet Çağı'ndan birkaç yıl sonra. Yani ideal, yalnızca bir okur beklentisi değil, yazarın kendi işine biçtiği bir ölçü ve belki de bir reklamdır. Buell, adaylarda tekrar eden bir yapı da görür: bir Amerikan kurumunu ya da idealini temsil eden, ya da onu hicveden bir karakter. Sinclair Lewis'in Babbitt'i, Dreiser'in Bir Amerikan Trajedisi'ndeki Clyde Griffiths, Fitzgerald'ın Gatsby'si bu tiplerin örnekleridir.

Metin anı

De Forest 1868 yazısında, Amerikan romanlarını bir bir saydıktan sonra, bütün listeyi tek bir soruyla sınar:

Is there, in other words, a single tale which paints American life so broadly, truly, and sympathetically that every American of feeling and culture is forced to acknowledge the picture as a likeness of something which he knows?

«Başka bir deyişle, Amerikan hayatını öylesine geniş, öylesine doğru ve öylesine sevgiyle resmeden tek bir hikâye var mı ki, duygu ve kültür sahibi her Amerikalı o resmi, bildiği bir şeyin sureti olarak kabul etmek zorunda kalsın?»

Bu tek cümlede ölçütün bütün zorluğu yatar. «Geniş», «doğru» ve «sevgiyle» sözcükleri ayrı ayrı ulaşılması zor hedeflerdir; üçünün bir arada istenmesi hedefi daha da uzaklaştırır. Ama en ağır sözcük, cümlenin sonundaki «her Amerikalı»dır; üstelik «duygu ve kültür sahibi» bir Amerikalı. Ölçüt, okurlar arasına daha baştan bir sınır çizer. Kimin «duygu ve kültür sahibi» sayıldığına kim karar verecektir? Cümle bir ülkenin bütününü ister; ama o bütünü tanıyacak okuru tek bir tipe indirger.

Cevap ve bağlantı

Bu beklenti yazarları büyütür mü, küçültür mü? Bu derste okuduğumuz romanlar ikisini birden gösterir. Büyük roman hayali yazarları büyük düşünmeye zorladı: Melville'in balinası, Fitzgerald'ın yeşil ışığı, Ellison'ın görünmez adamı bir ülkeyi tek bir imgede toplama çabalarıdır. Ama tek bir portre fikri, çerçevenin dışında kalanları da görünmez kıldı. Yirminci yüzyılın sonunda Morrison'ın, McCarthy'nin ve Roth'un romanları artık bir ülkenin tek portresini değil, o portrenin altında kalanları anlatır. Çağdaş Amerikan edebiyatı tek bir büyük romandan çok, birbiriyle konuşan ve çekişen birçok romanın toplamı olarak düşünülür.

Bu soru yalnızca Amerika'nın sorusu değildir. 209-09'da Benedict Anderson'ın milleti romanların ve gazetelerin yardımıyla hayal edilen bir topluluk olarak gördüğünü, Jameson'ın da modernleşme yaşayan toplumların romanlarını ulusal alegori olarak okuduğunu görmüştük. Serhat Uyurkulak, bu tartışmayı Türk romanı üzerinden sürdürürken Orhan Pamuk'un 1997'de Milliyet'te yayımlanan bir söyleşisini aktarır. Pamuk, Amerika'da bir eleştirmenin Kara Kitap'ı «modern ulusal epik» diye nitelediğini anlatır ve bunu kabul eder: kitapta, onun sözüyle, bütün ülkenin tablosunu çizmek hırsı vardır; ama bu, babadan kalma değil modern bir epiktir.

Aynı söyleşide Pamuk, Amerikalı okurun dünyada Amerika'dan başka ülke yokmuş gibi bakmasından ve dışarıdan gelen her romancıdan büyülü gerçekçilik beklemesinden şikâyet eder. Uyurkulak'a göre bu, bütün üçüncü dünya metinlerini ulusal alegori olarak okuyan bakışın yozlaşmış bir biçimidir. Bir ülkenin portresini çizme hırsı, Pamuk'ta da De Forest'ta da vardır; ama portreyi kimin, hangi gözle okuyacağı sorusu her iki yanda da cevapsız kalmaz.

Kapanış kancası

De Forest havai fişeğin fotoğrafının çekilemeyeceğini söylemişti. Elli yıl sonra Avrupa'da bir savaş, büyüyen şehirler, bilinçdışını keşfeden bir doktor ve zamanı bükebilen bir fizikçi, dünyanın kendisini bir havai fişeğe çevirdi. Bir sonraki derste modern dünyaya geçiyoruz: gerçeklik bu kadar hızlı ve parçalı göründüğünde, roman ve şiir onu anlatmanın eski yollarına hâlâ güvenebilir mi?

Özet kartı

  1. «Büyük Amerikan Romanı» ifadesi, John William De Forest'ın 9 Ocak 1868'de The Nation'da yayımlanan imzasız yazısıyla doğdu; De Forest Amerikan hayatının sıradan duygularını ve adetlerini bir toplumsal tablo hâlinde resmedecek bir roman istiyordu.
  2. De Forest Irving'i, Cooper'ı, Hawthorne'u ve Holmes'u yetersiz ya da taşralı buldu; en yakın aday olarak Tom Amca'nın Kulübesi'ni gösterdi.
  3. Engelleri ressam ve model diye ikiye ayırdı: uluslararası telif yokluğunda yerli yazarın kazanamaması ve hızla değişen bir toplumun portresinin çizilememesi.
  4. İfade Henry James'in «G.A.N.» kısaltmasından Howells'in kuşkusuna, Roth'un 1973 hicvine ve her yıl yeniden çekilen eleştiri registresine kadar bir ideal, bir şaka ve bir slogan olarak yaşadı; hiçbir roman unvanı kesin olarak kazanmadı.
  5. Uyurkulak'ın aktardığına göre Pamuk, Kara Kitap için «modern ulusal epik» nitelemesini kabul etti ama Amerikalı okurun dışarıdan gelen romanlara bakışını eleştirdi.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Büyük Amerikan RomanıGreat American NovelAmerikan hayatını bütünüyle ve doğrulukla anlatacağı varsayılan roman için kullanılan ideal ve slogan
Toplumsal tabloTableau of societyBir toplumun bütün sınıflarını, bölgelerini ve adetlerini bir arada gösteren geniş roman resmi
TaşralılıkProvincialismBir eserin bütün bir ülkeyi değil yalnızca bir bölgeyi ve onun küçük dünyasını anlatması
Uluslararası telif hakkıInternational copyrightBir ülkenin yasalarının başka ülkelerin yazarlarının eserlerini de koruması
Ulusal epikNational epicBir milletin bütününü, tarihini ve kimliğini tek bir anlatıda toplamaya çalışan büyük eser

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) «Büyük Amerikan Romanı» ifadesi nerede ve ne zaman doğdu? De Forest bu romandan ne bekliyordu?
  2. (Kazanım 2) De Forest Hawthorne'u ve Holmes'u neden yetersiz bulur? Neden Tom Amca'nın Kulübesi'ni en yakın aday sayar?
  3. (Kazanım 2) De Forest büyük romanın önündeki engelleri «ressam» ve «model» açısından nasıl açıklar?
  4. (Kazanım 3) İfade 1868'den sonra nasıl bir hayat sürdü? Buell bu tartışmanın içindeki hangi sessiz varsayıma dikkat çeker?
  5. (Kazanım 4) Pamuk Kara Kitap için «modern ulusal epik» nitelemesini nasıl karşılar? Uyurkulak bu söyleşiyi ulusal alegori tartışmasıyla nasıl ilişkilendirir?

Cevaplar

  1. John William De Forest'ın 9 Ocak 1868'de The Nation dergisinde yayımlanan imzasız yazısında doğdu. De Forest, Thackeray'in ve Balzac'ın kendi toplumları için yaptığı gibi, Amerikan varoluşunun sıradan duygularını ve adetlerini geniş bir toplumsal tablo hâlinde resmedecek ve her Amerikalının kendini tanıyacağı bir roman bekliyordu.
  2. Hawthorne'u Amerika'nın en büyük hayal gücü sayar ama karakterlerinin bu ülkenin değil, ayın ya da uzak dağların insanları gibi olduğunu, çalışan ve savaşan canlı halkla bağlarının bulunmadığını söyler. Holmes'un romanlarını yalnızca New England'ı anlatan taşra romanları bulur. Tom Amca'nın Kulübesi'ni, kötü olay örgüsü gibi kusurlarına rağmen, ulusal genişliği, doğru karakter çizgileri, doğal konuşmaları ve güçlü duygusu yüzünden en yakın aday sayar.
  3. Ressamın sorunu paradır: uluslararası telif olmadığı için yabancı romanlar izinsiz ve ucuz basılır, Amerikalı yazar az satar, az kazanır ve zanaatını öğrenmeden bırakır. Modelin sorunu hızdır: Amerikan toplumu, hatları henüz belirmemiş bir bebek gibi her yıl değişir; De Forest bunu havai fişeğin ya da kayan yıldızın fotoğrafının çekilememesine benzetir.
  4. Henry James 1880'de mektuplarında ondan «G.A.N.» diye söz etti; yüzyılın sonunda bir yazar onu büyük Amerikan dikiş makinesiyle birlikte anarak alay etti; Howells 1886'da böyle bir romana muhtemelen hiç sahip olunmayacağını yazdı; Norris ve Wharton onun üzerine yazılar yazdı; Roth 1973'te bir hicvine bu adı verdi; eleştirmenler her yıl yeniden bir romana bu unvanı yakıştırdı. Buell, kadın yazarların açıkça dışlanmadığını ama büyük Amerikan romancısından söz edilirken neredeyse her zaman bir erkeğin düşünüldüğünü vurgular.
  5. Bir Amerikalı eleştirmenin nitelemesini kabul eder: kitapta bütün ülkenin tablosunu çizmek hırsı vardır, ama bu babadan kalma değil modern bir epiktir. Aynı söyleşide Amerikalı okurun dışarıdan gelen romancılardan büyülü gerçekçilik beklemesini eleştirir. Uyurkulak bu beklentiyi, bütün üçüncü dünya metinlerini ulusal alegori olarak okuyan bakışın yozlaşmış bir biçimi olarak görür.

Okuma

  • [John William De Forest], «The Great American Novel», The Nation, 9 Ocak 1868. Kamu malıdır; dergi sayısının tamamı Internet Archive'da okunabilir.
  • Serhat Uyurkulak, «Üçüncü Dünya Edebiyatı ve Ulusal Alegori», Litera 15, 136–146.
  • Sevilen, Morrison'ın 1987 romanı; Türkçesi Püren Özgören çevirisiyle (Can, 2025). Buell'in andığı «büyük Amerikan romanı mı?» tartışmasını aklınızda tutarak romanın ilk ve son bölümünü yeniden okuyun.
  • Orhan Pamuk, Kara Kitap. Romanın İstanbul'un bütün semtlerini, köşe yazılarını ve geçmişini bir araya getirme çabasını De Forest'ın «toplumsal tablo» ölçütüyle düşünün.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:40 Soğuk açılış: 1868 tarihli bir dergi sayfası, imzasız bir başlık; ardından bir masa başında elinde kalemle düşünen bir adam, arkasında asılı bir asker ceketi.
  • 1:40–2:20 Büyük soru: boş, yaldızlı büyük bir çerçeve; önünden geçen kalabalık, her biri çerçevenin içine bakar ama kimse kendini görmez.
  • 2:20–4:00 Bağlam: iç savaştan sonra yıkık bir Güney kasabası; kütüphane raflarında İngiliz ve Fransız romanları; destanların kapakları sırayla belirir.
  • 4:00–7:30 Ana anlatı — 1868'de bir portre isteği: bir tablonun önünde kalabalık bir toplum sahnesi belirir; sonra tablo küçülüp tek bir köy evine dönüşür.
  • 7:30–10:00 Ana anlatı — Neden yazılamıyor?: bir kitapçı vitrininde aynı rafta iki kitap ve iki ayrı fiyat etiketi; ardından gece göğünde patlayan havai fişekler ve onları yakalamaya çalışan eski bir fotoğraf makinesi.
  • 10:00–12:40 Ana anlatı — Bir sloganın hayatı: el yazısıyla «G.A.N.» yazılmış bir mektup; ardından her yıl yeni bir kitabın üstüne yapıştırılan ve sökülen bir etiket.
  • 12:40–14:20 Metin anı: soru cümlesi ekranda yavaşça yazılır; «every American» sözcükleri büyür, çevresinde kalan yüzler silikleşir.
  • 14:20–17:00 Cevap ve bağlantı: birbirine dokunan birçok küçük çerçeve, tek büyük çerçevenin yerini alır; ardından İstanbul'un bir semt haritası ve bir romanın kapağı.
  • 17:00–17:40 Kapanış kancası: bir savaş siperi, kalabalık bir şehir caddesi, bir muayenehane divanı ve bir kara tahtadaki denklem art arda geçer.

Telaffuz

  • John William De Forest: «CAN VİL-yım dı-FO-rıst»; The Nation: «dı NEY-şın»; Washington Irving: «VA-şing-tın ÖR-ving»; Fenimore Cooper: «FE-ni-mor KU-pır».
  • James (Henry): «CEYMZ»; William Dean Howells: «VİL-yım DİİN HAU-ılz»; Frank Norris: «FRENK NO-ris»; Edith Wharton: «İİ-dith VOR-tın».
  • Lawrence Buell: «LO-rıns BYU-ıl»; Serhat Uyurkulak: «ser-HAT u-yur-ku-LAK».