İçeriğe geç

Ünite EDB-243-09 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Philip Roth ve Cormac McCarthy

EDB-243 Amerikan Edebiyatı II: 20. Yüzyıl ve Sonrası

1.750 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma · anlatım 8 dk

  • Karşı-pastoral
  • asimilasyon
  • yazarın ikizi
  • revizyonist western
  • kıyamet sonrası roman
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Philip Roth'un 1997 tarihli Pastoral Amerika'sında Yahudi göçmen torunu «İsveçli» Levov, Amerikan rüyasını yaşarken kızının 1968'deki bombalı eylemiyle her şeyini kaybeder.
  2. Roth bu yıkımı «karşı-pastoral» diye adlandırır; hikâyeyi, İsveçli'nin hayatını hayal ederek kuran yazarın ikizi Nathan Zuckerman anlatır.
  3. McCarthy'nin 1985 tarihli Kan Meridyeni 1849'da Meksika sınırında bir kafa derisi avcısı çetesini anlatır ve western mitini bir kıyım olarak yeniden kurar.
  4. 2006 tarihli Yol'da adsız bir baba ile oğul kıyamet sonrası bir dünyada «ateşi taşır»; roman, kaybolmuş alabalıkları anlatan bir paragrafla biter.
  5. Uçar Yol'daki ateş metaforunu ironik bulur; Kan Meridyeni Türkçeye ilk kez 2026'da Begüm Kovulmaz'ın çevirisiyle girdi.

Kazanımlar

  • Philip Roth'un Pastoral Amerika'sında bir göçmen torununun Amerikan rüyasını ve onun «karşı-pastoral» bir şiddetle yıkılışını açıklayabilir.
  • Roth'un anlatıcısı Nathan Zuckerman'ın, başka birinin hayatını hayal ederek kurmasının romana kattığı belirsizliği çözümleyebilir.
  • Cormac McCarthy'nin Kan Meridyeni'nde western mitini nasıl tersine çevirdiğini ve Yol'da kıyamet sonrası bir dünyada neyi «ateş» diye taşıdığını tartışabilir.
  • Kan Meridyeni'nin Türkçeye ilk kez 2026'da girişini ve Yol üzerine yazılmış bir Türkçe incelemeyi değerlendirebilir.

Video metni

Soğuk açılış

Gökyüzü gri. Güneş günlerdir görünmüyor. Ağaçlar yanmış, yollar külle kaplı. Bir adam ve küçük bir oğlan, içine bütün eşyalarını doldurdukları bir alışveriş arabasını iterek güneye, denize doğru yürür.

Yolda kimseye güvenmezler. Geceleri soğuk bastırır; adam oğlunun nefesini dinleyerek uyanır. Oğlan babasına sık sık aynı şeyi sorar: biz hâlâ iyi adamlar mıyız? Baba her seferinde evet der; biz ateşi taşıyoruz.

İkisinin de adı yoktur. Dünyaya ne olduğu da hiçbir zaman söylenmez. Roman yalnızca yolu, yürüyen iki insanı ve aralarındaki sevgiyi anlatır.

Büyük soru

Bir ülkenin kendisi hakkında anlattığı en güzel hikâye, o hikâyeye en çok inanan insanı nasıl yıkar?

Bağlam

Yirminci yüzyılın son çeyreğinde Amerikan romanı iki ayrı yöne döndü. Philip Roth 1933'te New Jersey'nin Newark kentinde, Yahudi göçmenlerin torunu olarak doğdu. Romanlarının çoğu bu şehirde, Amerikalı olmaya çalışan bir topluluğun içinde geçer. American Pastoral 1997'de çıktı ve Roth'a Pulitzer'i kazandırdı.

Cormac McCarthy de 1933'te doğdu, ama gençliği Tennessee'de, Amerikan Güneyi'nde geçti. İlk romanları 243-03'te gördüğümüz Faulkner'la sık sık karşılaştırıldı. Sonra batıya, Teksas'a ve Meksika sınırına döndü. Blood Meridian 1985'te, The Road 2006'da yayımlandı; ikincisi Pulitzer'i aldı.

Ana anlatı — İsveçli'nin pastorali

Pastoral Amerika'nın kahramanı Seymour Levov'dur; okul arkadaşları ona sarışın saçları ve mavi gözleri yüzünden «İsveçli» der. Newark'ın Yahudi mahallesinde lisenin efsanevi sporcusudur. Babasından bir eldiven fabrikası devralır, eski bir güzellik kraliçesiyle evlenir, şehirden uzakta, kırsalda eski bir taş eve taşınır. Bir göçmen torunu için bu, Amerikan rüyasının ta kendisidir: geçmişin izini silmiş, ülkenin içine tamamen karışmış bir hayat.

Ama 1968'de, Vietnam Savaşı'na karşı öfkesi büyüyen on altı yaşındaki kızı Merry, kasabanın postanesini bombalar ve bir insan ölür. Merry ortadan kaybolur. İsveçli'nin bütün hayatı, bir anda anlamını yitirir. Roman bunu bir cümleyle adlandırır: pastoralden çıkıp, kendi deyişiyle, yerli Amerikan çılgınlığına, karşı-pastorale düşmek.

Bu hikâyeyi İsveçli anlatmaz. Anlatıcı, Roth'un pek çok romanında karşımıza çıkan yazar Nathan Zuckerman'dır. Zuckerman, gençliğinin kahramanı İsveçli'nin hayatını, onun ölümünden sonra, birkaç görüşmeden ve kendi hayal gücünden yeniden kurar. Okur, okuduklarının ne kadarının olmuş, ne kadarının Zuckerman'ın uydurması olduğunu hiçbir zaman tam bilemez.

Ana anlatı — Batının kanı

McCarthy'nin Kan Meridyeni 1849'da, Amerika ile Meksika sınırında geçer. Evinden kaçmış, adı verilmeyen bir genç, «çocuk», kafa derisi karşılığında para alan bir çeteye katılır. Çetenin en tekinsiz üyesi, devasa cüsseli, tüysüz, birçok dil bilen ve savaşı insanın en yüce uğraşı sayan Yargıç Holden'dır. Romanın olayları, tarihte gerçekten yaşamış bir çetenin hikâyesinden beslenir.

Yaygın yanlış«McCarthy'nin şiddeti okuru şaşırtmak için kullanılan bir süstür; *Kan Meridyeni* kanlı bir macera romanıdır.»
Doğrusu

— Romandaki şiddet, Amerikan batısının kurucu hikâyesine yönelmiş bir sorudur. Klasik western sınırın fethini bir uygarlık zaferi olarak anlatıyordu; McCarthy aynı tarihi, tarihî kayıtlardan beslenerek, yerlilerin ve Meksikalıların kafa derisi için öldürüldüğü bir kıyım olarak gösterir. Yargıç Holden'ın konuşmaları da bu şiddeti bir felsefeye dönüştürür ve okuru onunla tartışmaya zorlar. Yine de eleştirmenler arasında ayrılık vardır: Harold Bloom gibi okurlar romanı Faulkner'dan bu yana yazılmış en büyük Amerikan romanlarından biri sayarken, başkaları şiddetin bu kadar ayrıntılı tekrarını okuru yoran, hatta şiddete hayran bir tutum olarak eleştirir.

Yol ise bu şiddetin sonundaki dünyayı anlatır. McCarthy romanı oğluna adamıştır. Dili de değişir: tırnak işareti yoktur, bazı kesme işaretleri düşer, cümleler kısa ve çıplaktır. Dünya yanmıştır; ama roman bir baba ile oğul arasındaki sevgiyi neredeyse bir dua gibi anlatır.

Metin anı

Yol'un son paragrafı, romanın bütün külünden sonra, felaketten önceki bir dünyaya döner:

Once there were brook trout in the streams in the mountains. You could see them standing in the amber current where the white edges of their fins wimpled softly in the flow.

«Bir zamanlar dağlardaki derelerde alabalıklar vardı. Kehribar rengi akıntının içinde durduklarını görebilirdin; yüzgeçlerinin beyaz kenarları suyun içinde yumuşacık dalgalanırdı.»

Paragrafın ilk sözcükleri bir masal açılışıdır: bir zamanlar. Roman boyunca gri, yanık ve ölü olan her şeyin yerine, son paragrafta renk gelir: kehribar, beyaz, akan su. Ama bu bir umut değil, bir yastır; paragraf ilerledikçe bu dünyanın eski yerine konamayacağı, bir daha düzeltilemeyeceği söylenir. McCarthy okura geleceği vaat etmez; geçmişin ne kadar değerli olduğunu, onu kaybettikten sonra hatırlatır.

Cevap ve bağlantı

Bir ülkenin en güzel hikâyesi ona en çok inananı nasıl yıkar? Roth'ta bu hikâye banliyö rüyasıdır: çalışkan bir göçmen torunu her şeyi doğru yapar ve kendi kızının öfkesiyle yıkılır. McCarthy'de hikâye batının fethidir: sınır, kahramanlık ve uygarlık diye anlatılan şey, yakından bakıldığında bir kıyımdır; Yol'da da uygarlığın kendisi yanıp gitmiştir. İki romancı da Amerikan rüyasının en çekici biçimine inananların, onun bedelini en ağır ödeyenler olduğunu gösterir.

Asya Sakine Uçar, 2016 tarihli makalesinde Yol'u postmodern bir açıdan okur. Ona göre baba ile oğulun hayata «taşıdıkları ateş» metaforuyla tutunması bir ironi barındırır: ateş, insanlığın geleceğini temsil ettiği gibi, romandaki yamaçları ve yolları yakan şeydir de. Baba umudu, aynı zamanda yıkımın simgesi olan bir öğeyle anlatmayı seçer. Uçar ayrıca romanın şimdiki zamanla geçmişi iç içe geçiren parçalı anlatımının gerçekliği sorgulattığını vurgular.

Türk okuru McCarthy'nin en büyük romanına ise çok geç kavuştu. Kan Meridyeni, İngilizce aslından kırk yılı aşkın bir süre sonra, Ağustos 2026'da Begüm Kovulmaz'ın çevirisiyle Türkçede yayımlandı. Yayınevinin duyurusuna göre Kovulmaz bu baskıya bir önsöz yazdı; önsözde kitabın adının Türkçeye aktarılmasını, McCarthy'nin alışılmadık noktalamasını ve söz dizimini, romandaki İspanyolca konuşmaları ve Yargıç Holden'ın bilimsel ve felsefi terimlerle dolu konuşmalarının çevirisini tartışır. Bir romanın çevrilmesinin neden bu kadar uzun sürdüğü sorusu, o romanın dilinin neden bu kadar zor olduğu sorusundan ayrı düşünülemez.

Kapanış kancası

Roth ve McCarthy, Amerikan rüyasını biri banliyöde, öbürü çölde yıktı. Bir sonraki derste bütün bu yüzyıla, bu iki yazara ve öncekilere bakıp bir soru soruyoruz: bir ülkenin bütününü tek bir romana sığdırmak mümkün müdür, yoksa «büyük Amerikan romanı» hiç yazılmayacak bir romanın adı mıdır?

Özet kartı

  1. Philip Roth'un 1997 tarihli Pastoral Amerika'sında Yahudi göçmen torunu «İsveçli» Levov, Amerikan rüyasını yaşarken kızının 1968'deki bombalı eylemiyle her şeyini kaybeder.
  2. Roth bu yıkımı «karşı-pastoral» diye adlandırır; hikâyeyi, İsveçli'nin hayatını hayal ederek kuran yazarın ikizi Nathan Zuckerman anlatır.
  3. McCarthy'nin 1985 tarihli Kan Meridyeni 1849'da Meksika sınırında bir kafa derisi avcısı çetesini anlatır ve western mitini bir kıyım olarak yeniden kurar.
  4. 2006 tarihli Yol'da adsız bir baba ile oğul kıyamet sonrası bir dünyada «ateşi taşır»; roman, kaybolmuş alabalıkları anlatan bir paragrafla biter.
  5. Uçar Yol'daki ateş metaforunu ironik bulur; Kan Meridyeni Türkçeye ilk kez 2026'da Begüm Kovulmaz'ın çevirisiyle girdi.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Karşı-pastoralCounterpastoralPastoralin huzurlu kır imgesinin altındaki şiddeti açığa çıkaran anlatı
AsimilasyonAssimilationAzınlığın kendi farkını bırakarak egemen toplumun yaşam biçimine katılması
Yazarın ikiziAlter egoYazarın birçok eserinde kullandığı, ona benzeyen ama ondan ayrı karakter
Revizyonist westernRevisionist westernSınırın fethini kahramanlık değil şiddet ve kıyım olarak yeniden anlatan western
Kıyamet sonrası romanPost-apocalyptic novelUygarlığın yıkımından sonraki dünyada insanın neyi koruyabileceğini soran roman

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) İsveçli Levov'un hayatı neden Amerikan rüyasının bir örneğidir? Bu rüya nasıl yıkılır?
  2. (Kazanım 1) Roth'un «karşı-pastoral» dediği şey nedir?
  3. (Kazanım 2) Hikâyeyi Nathan Zuckerman'ın anlatması romana ne katar?
  4. (Kazanım 3) Kan Meridyeni western mitini nasıl tersine çevirir? Roman hakkındaki eleştirel ayrılık nedir?
  5. (Kazanım 4) Uçar Yol'daki ateş metaforunu neden ironik bulur? Kan Meridyeni'nin Türkçe çevirisi hakkında ne biliyoruz?

Cevaplar

  1. Yahudi göçmenlerin torunu olan İsveçli lisenin efsanevi sporcusudur, babasının eldiven fabrikasını devralır, eski bir güzellik kraliçesiyle evlenir ve kırsalda eski bir taş eve taşınır; geçmişin izini silmiş, ülkenin içine karışmış bir hayattır bu. 1968'de kızı Merry Vietnam Savaşı'na karşı öfkesiyle kasabanın postanesini bombalar, bir insan ölür ve Merry kaybolur; İsveçli'nin bütün hayatı anlamını yitirir.
  2. Pastoral şiirin huzurlu, masum kır hayatı imgesinin tersine çevrilmesidir; o huzurun altında saklanan şiddeti ve kaosu açığa çıkarır. Roth'ta banliyö rüyası, yerli Amerikan çılgınlığı diye adlandırılan bir şiddetle parçalanır.
  3. Zuckerman İsveçli'nin hayatını onun ölümünden sonra birkaç görüşmeden ve kendi hayal gücünden yeniden kurar. Bu yüzden okur, anlatılanın ne kadarının olmuş, ne kadarının Zuckerman'ın uydurması olduğunu tam bilemez; roman bir hayatın başkası tarafından ne kadar anlaşılabileceğini de sorar.
  4. Klasik western sınırın fethini bir uygarlık zaferi olarak anlatırken, McCarthy aynı tarihi kafa derisi için öldürülen insanlar üzerinden bir kıyım olarak gösterir; Yargıç Holden şiddeti bir felsefeye dönüştürür. Harold Bloom gibi okurlar romanı Faulkner'dan bu yana yazılmış en büyük Amerikan romanlarından biri sayar; başkaları şiddetin ayrıntılı tekrarını yorucu, hatta şiddete hayran bir tutum olarak eleştirir.
  5. Çünkü baba ile oğulun geleceği temsil eden «ateşi taşıması», romandaki yamaçları ve yolları yakan aynı öğeyle anlatılır; umut, yıkımın simgesiyle ifade edilir. Kan Meridyeni 1985'teki ilk yayımından kırk yılı aşkın bir süre sonra, Ağustos 2026'da Begüm Kovulmaz'ın çevirisiyle İthaki'den çıktı; Kovulmaz önsözünde başlığın, noktalamanın, İspanyolca konuşmaların ve Holden'ın terimlerle dolu dilinin çevirisini tartışır.

Okuma

  • Cormac McCarthy, Kan Meridyeni ya da Batıda Akşam Kızıllığı, çev. Begüm Kovulmaz (İthaki, 2026). Çevirmenin önsözünü romandan önce okuyun.
  • Asya Sakine Uçar, «"Bir Adam" ve "Bir Çocuk": Cormac McCarthy'nin Yol Romanına Postmodern Bir Bakış», Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 7/1 (2016), 164–176.
  • Philip Roth, Pastoral Amerika. İsveçli'nin taş eve taşındığı bölümü ve Merry'nin ortadan kaybolduğu bölümü art arda okuyun.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:30 Soğuk açılış: külle kaplı gri bir otoyol, yanmış ağaçlar; bir alışveriş arabasını iten bir adam ve yanında küçük bir oğlan, ikisi de sırtları dönük.
  • 1:30–2:10 Büyük soru: renkli bir tatil kartpostalı yavaşça yanar; kenarlarından içeriye doğru kararır.
  • 2:10–3:40 Bağlam: bir şehrin tuğla apartmanları ve bir lise stadyumu; ardından bir haritada Tennessee'den Teksas'a, oradan sınıra uzanan bir çizgi.
  • 3:40–6:20 Ana anlatı — İsveçli'nin pastorali: yeşil bir kırda eski bir taş ev, önünde gülümseyen bir aile; ardından boş bir çocuk odası, açık bir pencere.
  • 6:20–8:50 Ana anlatı — Batının kanı: kızıl bir akşam ışığında çölde ilerleyen atlıların silueti; ardından kuru bir dal ve tozlu bir şapka.
  • 8:50–10:20 Metin anı: kehribar rengi bir dere, suyun içinde kıpırdamadan duran alabalıklar; görüntü yavaşça grileşir.
  • 10:20–13:00 Cevap ve bağlantı: bir el, içinde küçük bir alev taşıyan bir fener tutar; arka planda yanan bir yamaç; ardından masada açık bir Türkçe kitap ve çevirmen önsözünün ilk sayfası.
  • 13:00–13:40 Kapanış kancası: bir kütüphane rafı uzayıp gider; rafın ucunda boş bir yer, üstünde soru işaretli bir etiket.
  • Bombalı eylem, çetenin kıyımları ve Yol'daki şiddet sahneleri gösterilmez; yalnızca boş yollar, tozlu şapkalar ve yanık manzaralar görünür.

Telaffuz

  • Philip Roth: «Fİ-lip RATH»; Seymour Levov: «Sİİ-mor LE-vov»; Merry: «ME-ri»; Nathan Zuckerman: «NEY-thın ZA-kır-mın»; Newark: «NU-ırk».
  • Cormac McCarthy: «KOR-mek mık-KAAR-thi»; Yargıç Holden: «HOUL-dın»; Harold Bloom: «HE-rıld BLUUM».
  • Asya Sakine Uçar: «as-YA saa-ki-NE u-ÇAR»; Begüm Kovulmaz: «be-GÜM ko-vul-MAZ».