İçeriğe geç

Ünite EDB-243-07 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

James Baldwin ve Ralph Ellison

EDB-243 Amerikan Edebiyatı II: 20. Yüzyıl ve Sonrası

1.823 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma · anlatım 9 dk

  • Çifte bilinç
  • toplumsal görünmezlik
  • sivil haklar hareketi
  • okyanus ötesi yolcu
  • protesto romanı eleştirisi
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Du Bois 1903'te, kendine hep başkalarının gözüyle bakmaktan doğan bölünmüş bilinci «çifte bilinç» diye adlandırdı; Ellison'ın görünmezliği bu bilincin romandaki karşılığıdır.
  2. Invisible Man 1952'de yayımlandı; adsız anlatıcı herkesin onun için çizdiği rolleri oynar ve sonunda bin üç yüz altmış dokuz ampullü bir bodrumdan okura seslenir.
  3. Anlatıcının görünmezliği fantastik değil toplumsaldır; Türkçe çevirinin Görülmeyen Adam başlığı da sorunu onu görmeyenlerde arar.
  4. Baldwin 1949'da protesto romanının insanı bir kategoriye indirgediğini savundu; Howe ile Ellison arasındaki 1963 tartışması öfke ile sanat arasındaki gerilimi sürdürdü.
  5. Akıman'a göre Baldwin 1961–1971 arasında aralıklı olarak İstanbul'da yaşadı, Bir Başka Ülke'yi burada tamamladı ve 1969–1970'te Düşenin Dostu'nu yönetti.

Kazanımlar

  • Ralph Ellison'ın Görünmez Adam'ındaki görünmezliği, Du Bois'nın çifte bilinç kavramı ve romanın açılışıyla birlikte toplumsal bir durum olarak açıklayabilir.
  • James Baldwin'in protesto romanına yönelttiği eleştiriyi, 243-04'te tanımlanan protesto romanı kavramı ve Richard Wright'ın romanıyla ilişkisi içinde tartışabilir.
  • Baldwin ile Ellison'ın öfke ile sanat, tanıklık ile insan karmaşıklığı arasındaki gerilime verdikleri cevapları karşılaştırabilir.
  • Baldwin'in 1961–1971 arasındaki İstanbul yıllarını ve Düşenin Dostu sahnelemesini inceleyen bir Türkçe çalışmayı değerlendirebilir.

Video metni

Soğuk açılış

New York'ta bir apartmanın bodrumu. Kimsenin kullanmadığı, unutulmuş bir kömürlük. Bir adam burada yaşar. Tavanı ampullerle kaplamıştır; tam bin üç yüz altmış dokuz ampul. Elektriği şehrin elektrik şirketinden gizlice çeker, parasını ödemez.

Adam ışığı sever, çünkü ışık onun var olduğunu kanıtlar. Yukarıdaki sokaklarda insanlar yanından geçer ama onu görmez. Ona çarpan, onu itip kakan, onun yerine karar veren insanlar vardır; ama hiçbiri gerçekten ona bakmaz.

Adamın adı yoktur. Roman boyunca bir kez bile adını söylemez. Kendini tek bir sözle tanıtır: görünmez bir adamım.

Büyük soru

Bir yazar halkının çektiklerini anlatırken öfkesini mi yazmalı, yoksa insanların bütün karmaşıklığını mı? Öfke ile sanat birbirini dışlar mı?

Bağlam

Du Bois 1903'te, The Souls of Black Folk adlı kitabında, siyah bir Amerikalının iç dünyasını bir kavramla anlattı. Bu, kendine hep başkalarının gözüyle bakma, ruhunu alayla ve acımayla bakan bir dünyanın ölçüsüyle ölçme duygusudur. Du Bois'ya göre bu insan kendinde hep bir ikilik hisseder: bir Amerikalı ve bir siyah; iki ruh, iki düşünce, uzlaşmayan iki çaba.

Ralph Waldo Ellison 1914'te Oklahoma'da doğdu; babası ona 242-01'de gördüğümüz Emerson'ın adını vermişti. Invisible Man 1952'de yayımlandı ve ertesi yıl Ulusal Kitap Ödülü'nü aldı. James Baldwin 1924'te Harlem'de doğdu; gençliğinde bir kilisede vaizlik yaptı, 1948'de Amerika'dan ayrılıp Paris'e gitti. Elli ve altmışlı yıllar, siyah Amerikalıların ayrımcılığa karşı eşit haklar mücadelesinin yıllarıydı.

Ana anlatı — Görülmeyen adam

Ellison'ın anlatıcısı Güney'de bir siyah üniversitesinde okuyan, hayatta yükselmek isteyen, kendisinden ne bekleniyorsa onu yapmaya çalışan bir gençtir. Ama her adımda başkalarının onun için çizdiği bir rolü oynar. Üniversitenin beyaz bağışçısı onda kendi kaderini görür; üniversitenin siyah müdürü onu bir yanlış yüzünden okuldan atar; kuzeyde girdiği siyasi örgüt onu kendi programının bir parçası olarak kullanır. Hiçbiri onu, kendisi olarak görmez.

Romanın en ünlü sahnelerinden biri bir boya fabrikasında geçer. Fabrikanın en çok satan boyası «Optic White» adını taşıyan, kusursuz bir beyazdır; anlatıcı, bu beyazın içine her seferinde birkaç damla siyah karıştırılarak elde edildiğini öğrenir. Ellison imgeyi açıklamaz; ama okur, Amerika'nın kusursuz beyaz görüntüsünün içinde görünmeyen bir siyahın taşıdığı payı sezer.

Yaygın yanlış«*Görünmez Adam* görünmez olabilen bir adamın fantastik hikâyesidir.»
Doğrusu

— Anlatıcı daha ilk sayfada, Poe'nun hikâyelerindeki hayaletlerden ya da Hollywood filmlerindeki ruhlardan biri olmadığını, eti, kemiği ve aklı olan bir insan olduğunu söyler. Görünmezliği bedeninde değil, ona bakanların gözündedir. Bu yüzden Türkçe çevirinin başlığı dikkate değer: Mehmet H. Doğan romanı Görülmeyen Adam diye çevirmiştir. Türkçe başlık, sorunu adamda değil, onu görmeyenlerde arar.

Ana anlatı — Herkesin protesto romanı

Baldwin, Paris'e gittikten bir yıl sonra, 1949'da, «Everybody's Protest Novel» adlı bir deneme yayımladı. Hedefinde önce Harriet Beecher Stowe'un Tom Amca'nın Kulübesi vardı, sonra da kendi ustası sayılan Richard Wright'ın 1940 tarihli Native Son'ı. Baldwin'e göre protesto romanı, iyi niyetle yazılsa da kahramanını bir kategoriye indirger. Okuru bir haksızlığa öfkelendirmek isterken insanı yalnızca bir kurban ya da bir canavar olarak gösterir; onun karmaşıklığını, çelişkilerini, insanlığını elinden alır.

Bu eleştiri Baldwin'i Wright'la küstürdü. Ellison da benzer bir tartışmanın içinde kaldı: 1963'te eleştirmen Irving Howe, siyah yazarların Wright gibi öfkeli bir protesto edebiyatı yazması gerektiğini savunarak Baldwin'i ve Ellison'ı Wright'tan uzaklaşmakla eleştirdi. Ellison buna verdiği cevapta bir romancının önce bir sanatçı olduğunu, kendi deneyiminin bütün zenginliğini yazma hakkı bulunduğunu söyledi. Howe'un tarafında olanlar ise bu tavrın, ırk şiddetinin sürdüğü bir ülkede yazara fazla geniş bir rahatlık tanıdığını düşündü.

Baldwin öfkeyi reddetmedi; onu yazmanın içine aldı. 1955 tarihli «Notes of a Native Son»da babasının 1943 yazında ölümünü anlatır: babası, Baldwin'in on dokuzuncu doğum gününde gömülür; aynı günlerde Harlem'de ayaklanma çıkar ve cenaze arabası kırık camların arasından geçer. Baldwin denemede kendi öfkesini, babasının öfkesini ve şehrin öfkesini birbirine bağlar; ama hiçbirini bir slogana çevirmez.

Metin anı

Invisible Man bir önsözle açılır. Anlatıcı, bodrumundaki ampullerin altından okura seslenir:

I am an invisible man. [...] I am invisible, understand, simply because people refuse to see me.

«Görünmez bir adamım. [...] Görünmezim, anlıyor musunuz, sırf insanlar beni görmeyi reddettikleri için.»

İki cümlenin arasındaki fark romanın bütünüdür. İlk cümle bir durumu bildirir; ikinci cümle o durumun sorumlusunu gösterir. «Refuse», yani reddetmek, bir kaza değil bir iradedir. Ellison'ın anlatıcısı bu iradeyi anlatmak için yer altına çekilir ve romanın sonunda yukarıya, sokağa çıkmaya hazırlanır. Son cümlesinde okura bir soru sorar: kim bilir, belki daha alçak frekanslarda sizin adınıza da konuşuyorumdur. Görünmezlik, onu okuyan herkesin kendi hayatında tanıyabileceği bir deneyime dönüşür.

Cevap ve bağlantı

Öfke ile sanat birbirini dışlar mı? Baldwin ve Ellison'ın cevabı hayırdır; ama ikisi de öfkenin sanatın yerine geçmesine karşı çıkar. Ellison öfkeyi bir alegorinin, bir yolculuğun, bir ironinin içine yerleştirir; Baldwin onu kişisel bir tanıklığa ve vaaz ritmine taşır. İkisi için de asıl hedef, siyah Amerikalıyı ne bir kurban ne de bir sembol olarak, bütün çelişkileriyle bir insan olarak görünür kılmaktır.

Baldwin'in bu tanıklığı yazdığı yerlerden biri İstanbul'du. Özge Özbek Akıman'ın incelemesine göre Baldwin, New York'ta tanıştığı oyuncu Engin Cezzar'ın daveti ve dostluğuyla 1961 ile 1971 arasında aralıklı olarak İstanbul'da yaşadı. İlk gelişinde Cezzar askerde olduğu için, Cezzar'ın kız kardeşi Mine Cezzar ve eşi şair Cevat Çapan'ın konuğu oldu. Yıllardır bitiremediği Bir Başka Ülke'yi İstanbul'da tamamladı; No Name in the Street'in büyük kısmını burada yazdı. Akıman'a göre İstanbul, Baldwin için Amerikan basınının boğucu ilgisinden uzaklaşabileceği bir yazıhaneydi; ama aynı zamanda Amerika'nın dünyadaki rolü üzerine «kasvetli bir soruyu» düşündüğü bir yerdi.

1969–1970 sezonunda Baldwin, Gülriz Sururi–Engin Cezzar Tiyatrosu'nda Kanadalı yazar John Herbert'ın bir oyununu, Düşenin Dostu adıyla sahneye koydu. Akıman bu sahnelemenin Türk tiyatro tarihinde de önemli bir yeri olduğunu vurgular.

Kapanış kancası

Ellison'ın anlatıcısı görünmezliğini anlatmak için bir bodruma çekildi; Baldwin geçmişin yükünü bir babanın cenazesinde taşıdı. Bir sonraki derste Toni Morrison'a geçiyoruz: kölelikten kurtulmuş bir kadın geçmişini unutmak isterken o geçmiş evine bir hayalet olarak dönerse, bellek bir yük mü olur, yoksa ödenmesi gereken bir borç mu?

Özet kartı

  1. Du Bois 1903'te, kendine hep başkalarının gözüyle bakmaktan doğan bölünmüş bilinci «çifte bilinç» diye adlandırdı; Ellison'ın görünmezliği bu bilincin romandaki karşılığıdır.
  2. Invisible Man 1952'de yayımlandı; adsız anlatıcı herkesin onun için çizdiği rolleri oynar ve sonunda bin üç yüz altmış dokuz ampullü bir bodrumdan okura seslenir.
  3. Anlatıcının görünmezliği fantastik değil toplumsaldır; Türkçe çevirinin Görülmeyen Adam başlığı da sorunu onu görmeyenlerde arar.
  4. Baldwin 1949'da protesto romanının insanı bir kategoriye indirgediğini savundu; Howe ile Ellison arasındaki 1963 tartışması öfke ile sanat arasındaki gerilimi sürdürdü.
  5. Akıman'a göre Baldwin 1961–1971 arasında aralıklı olarak İstanbul'da yaşadı, Bir Başka Ülke'yi burada tamamladı ve 1969–1970'te Düşenin Dostu'nu yönetti.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Çifte bilinçDouble consciousnessKendine hem kendi gözüyle hem küçümseyen egemen toplumun gözüyle bakmaktan doğan bölünmüş bilinç
Toplumsal görünmezlikSocial invisibilityBedenen orada olanın önyargılar yüzünden bir birey olarak görülmemesi
Sivil haklar hareketiCivil rights movementElli ve altmışlı yıllarda siyahların ayrımcılığa karşı eşit haklar mücadelesi
Okyanus ötesi yolcuTransatlantic commuterBaldwin'in kendini sürgün değil, ülkeler arasında gidip gelen biri olarak tanımlaması
Protesto romanı eleştirisiCritique of the protest novelProtesto romanının karakteri bir kategoriye indirgediği görüşü

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Du Bois'nın çifte bilinç kavramı nedir? Ellison'ın anlatıcısının görünmezliğiyle nasıl ilişkilidir?
  2. (Kazanım 1) Görünmez Adam'ın görünmezliği neden fantastik değil toplumsaldır? «Optic White» boyası bu açıdan neyi düşündürür?
  3. (Kazanım 2) Baldwin «Everybody's Protest Novel»da protesto romanını neden eleştirir? Bu eleştiri 243-04'teki protesto romanı tanımıyla nasıl ilişkilidir?
  4. (Kazanım 3) Howe ile Ellison arasındaki tartışmada iki taraf neyi savundu? Baldwin öfkeyi yazısında nasıl kullanır?
  5. (Kazanım 4) Akıman'a göre Baldwin'in İstanbul yılları onun için neyi ifade ediyordu? Düşenin Dostu neden önemlidir?

Cevaplar

  1. Kendine hep başkalarının, özellikle alayla ve acımayla bakan egemen toplumun gözüyle bakma ve kendinde bir Amerikalı ile bir siyah olmanın ikiliğini hissetme durumudur. Ellison'ın anlatıcısı da kendisini değil, başkalarının ona biçtiği rolleri yaşar; görünmezliği, başkalarının gözünün onun benliğinin yerine geçmesidir.
  2. Anlatıcı kendisinin bir hayalet değil, eti, kemiği ve aklı olan bir insan olduğunu söyler; görünmezliği ona bakanların onu görmeyi reddetmesindendir. «Optic White» adlı kusursuz beyaz boya içine birkaç damla siyah karıştırılarak elde edilir; bu imge, Amerika'nın beyaz görüntüsünün içinde görünmeyen bir siyahın payını düşündürür.
  3. Baldwin'e göre protesto romanı, iyi niyetle yazılsa da kahramanını bir kurban ya da bir canavar kategorisine indirger ve onun insan karmaşıklığını yok eder; hedefinde Stowe'un ve Wright'ın romanları vardır. 243-04'te protesto romanını, okurda bir haksızlığa karşı tepki uyandırmayı amaçlayan tür olarak tanımlamıştık; Baldwin bu türü içeriden sorgular ve görünür kılma çabasının insanı başka bir biçimde görünmez yapabileceğini söyler.
  4. Howe, siyah yazarların Wright gibi öfkeli bir protesto edebiyatı yazması gerektiğini savunup Baldwin'i ve Ellison'ı eleştirdi; Ellison romancının önce bir sanatçı olduğunu ve kendi deneyiminin bütün zenginliğini yazma hakkı bulunduğunu savundu. Baldwin öfkeyi reddetmez; «Notes of a Native Son»da babasının ölümünü ve Harlem ayaklanmasını anlatırken kendi öfkesini, babasınınkini ve şehrinkini birbirine bağlar ama bir slogana çevirmez.
  5. Akıman'a göre İstanbul, Baldwin için Amerikan basınının boğucu ilgisinden uzaklaşabileceği bir yazıhane, ama aynı zamanda Amerika'nın dünyadaki rolü üzerine kasvetli bir soruyu düşündüğü bir yerdi. 1969–1970 sezonunda Gülriz Sururi–Engin Cezzar Tiyatrosu'nda yönettiği Düşenin Dostu, Akıman'ın vurguladığı gibi Türk tiyatro tarihinde de önemli bir yer tutar.

Okuma

  • Ralph Ellison, Görülmeyen Adam, çev. Mehmet H. Doğan (İletişim Yayınları). Önsözü ve «Optic White» boyasının anlatıldığı bölümü okuyun; başlığın Türkçesini aklınızda tutarak.
  • Özge Özbek Akıman, «James Baldwin'in "Kasvetli Soru"su ve Türkiye'de "Düşenin Dostu" Olmak», Litera 34/1 (2024), 307–328.
  • W. E. B. Du Bois, The Souls of Black Folk (1903), «Of Our Spiritual Strivings». İngilizce aslı kamu malıdır; çifte bilinci tanımlayan paragrafı bulun.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:30 Soğuk açılış: karanlık bir bodrum; tavanda tek tek yanan ampuller, sonunda bütün tavanı kaplayan bir ışık; yukarıda kalabalık bir kaldırım, insanlar bir siluetin içinden geçip gider.
  • 1:30–2:10 Büyük soru: bir el bir yumruk sıkar, sonra yavaşça açılıp bir kalemi tutar.
  • 2:10–3:40 Bağlam: bir aynanın karşısında duran bir adam; aynada iki ayrı yüz belirir; ardından altmışlı yıllardan bir yürüyüş kalabalığı.
  • 3:40–6:20 Ana anlatı — Görülmeyen adam: bir boya fabrikasında dev bir kazan, içine damlayan birkaç siyah damla, yüzeyde kusursuz bir beyaz.
  • 6:20–8:50 Ana anlatı — Herkesin protesto romanı: bir rafta üç kitap; birinin kapağındaki insan silueti bir etikete dönüşür; ardından yağmurlu bir Harlem sokağı ve yavaşça ilerleyen bir cenaze arabası.
  • 8:50–10:20 Metin anı: bodrumdaki ampullerin altında konuşan bir adamın arkadan silueti; cümle ekranda yazılırken «refuse» sözcüğü kalınlaşır.
  • 10:20–13:00 Cevap ve bağlantı: İstanbul'da bir yalı penceresinden görünen Boğaz; masada bir daktilo; ardından bir tiyatro sahnesinin perdesi açılır.
  • 13:00–13:40 Kapanış kancası: kırsalda yalnız bir ev, kapısında «124» yazısı; içeride boş bir salıncak hafifçe sallanır.
  • Romandaki şiddet sahneleri ve ayaklanmadaki çatışmalar gösterilmez; yalnızca kırık camlar ve sessiz bir sokak görünür.

Telaffuz

  • Ralph Waldo Ellison: «RALF VOL-do E-li-sın»; James Baldwin: «CEYMZ BOLD-vin»; W. E. B. Du Bois: «du-BOYS».
  • Wright: «RAYT»; Irving Howe: «ÖR-ving HAU»; Harriet Beecher Stowe: «HE-ri-ıt Bİİ-çır STOU»; John Herbert: «CAN HÖR-bırt».
  • Özge Özbek Akıman: «öz-GE öz-BEK a-kı-MAN»; Engin Cezzar: «en-GİN cez-ZAR»; Gülriz Sururi: «gül-RİZ su-ru-Rİ»; Mehmet H. Doğan: «meh-MET HE do-ĞAN»; Cevat Çapan: «ce-VAT ça-PAN».