İçeriğe geç

Ünite EDB-242-06 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Thoreau

EDB-242 Amerikan Edebiyatı I: 19. Yüzyıl

1.995 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · anlatım 9 dk

  • Bilinçli yaşam
  • gönüllü sadelik
  • doğa yazısı
  • sivil itaatsizlik
  • yüksek yasa
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Thoreau 1845'te Walden gölü kıyısında kendi elleriyle yirmi sekiz dolar on iki buçuk sente bir kulübe kurdu, 4 Temmuz 1845'te orada yaşamaya başladı ve iki yıl iki ay kaldı; Walden 1854'te yayımlandı.
  2. Walden insanların çoğunun sessiz bir umutsuzluk içinde yaşadığını söyler; Thoreau ormana bilinçli yaşamak için gittiğini yazar ve sadeliği, sadeliği, sadeliği önerir; kitabın büyük kısmı ise göl, mevsimler ve hayvanlar üzerine gözlemlerden oluşan bir doğa yazısıdır.
  3. «Sivil İtaatsizlik» (1849), Meksika savaşına ve köleliğe karşı vergi ödemeyi reddeden Thoreau'nun bir gecelik hapsini anlatır: haksız yere hapseden bir yönetimin altında adil bir insanın yeri de hapishanedir.
  4. «Başka bir davulcu» cümlesi, toplumun temposuna uymayan bireyin kendi ritmine göre yaşama hakkını savunur.
  5. Emerson Thoreau'yu bir yaban mersini grubunun kaptanı olmakla eleştirir, Stevenson onu bir kaçak sayar; Çağlar Danacı ise onun vicdan merkezli sivil itaatsizliğini Gandhi'nin ve Tolstoy'un direnişleriyle karşılaştırır.

Kazanımlar

  • Thoreau'nun Walden gölü kıyısındaki iki yıl iki aylık yaşamını ve Walden'ın bilinçli yaşam ile gönüllü sadelik üzerine düşüncelerini metinden örneklerle açıklayabilir.
  • Walden'ı bir doğa yazısı olarak ve aynı zamanda bir toplum eleştirisi olarak okuyabilir.
  • «Sivil İtaatsizlik» denemesinde vergi reddini, bir gecelik hapsi ve yüksek yasa düşüncesini çözümleyebilir.
  • Emerson'un, Stevenson'un ve bir Türkçe incelemenin Thoreau hakkındaki farklı yargılarını karşılaştırarak Thoreau'nun reddinin bir kaçış mı, bir ilke mi olduğunu tartışabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Mart 1845, Massachusetts, Concord. Yirmi yedi yaşında bir adam ödünç aldığı bir baltayla Walden gölünün kıyısındaki ormana iner ve genç, ok gibi dik beyaz çamları keser. Yazın küçük bir kulübe kurar. Masraflarını kuruşu kuruşuna yazar: tahtalar, eski tuğlalar, çiviler, menteşeler, mandal, tebeşir. Toplam: yirmi sekiz dolar, on iki buçuk sent.

4 Temmuz 1845'te, yani Bağımsızlık Günü'nde, geceleri de orada kalmaya başlar. Evin henüz sıvası, bacası yoktur; yağmurdan korunmaya yetecek kadardır. Adı Henry David Thoreau'dur. Göl kıyısında iki yıl iki ay yaşayacaktır.

Büyük soru

Bir göl kıyısındaki küçük bir kulübe ile bir gecelik bir hapis, bir insanın nasıl yaşaması gerektiği sorusuna aynı cevabı mı verir? Ve kendi hayatını bir deney gibi yazan biri, okuruna bir yöntem mi önerir, yoksa yalnızca kendini mi anlatır?

Bağlam

Concord'lu Thoreau 1817 doğumludur; üniversiteyi Harvard'da bitirdi ve Emerson'un yakın çevresindeki transandantalistler arasında yer aldı. Göl kıyısındaki yıllarının kitabı Walden 1854'te yayımlandı. Kitap bir açıklamayla başlar: kasabalılar ona orada ne yediğini, kendini yalnız hissedip hissetmediğini sormuştu. Walden bu soruların uzun cevabıdır.

Aynı yıllarda Thoreau başka bir şey daha yaptı. Birleşik Devletler Meksika'yla savaşıyordu ve güney eyaletlerinde kölelik sürüyordu. Thoreau bu devlete kişi başı vergisini ödemeyi reddetti ve bir gece hapiste kaldı. Bu deneyimi 1849'da yayımlanan bir denemede anlattı; deneme sonradan «Sivil İtaatsizlik» adıyla tanındı.

Ana anlatı — Ormana neden gittim

Walden'ın ilk bölümü «Ekonomi» adını taşır ve bir teşhisle başlar: insanların çoğu sessiz bir umutsuzluk içinde yaşar. Tevekkül denen şey, onaylanmış umutsuzluktur. Thoreau bu umutsuzluğun kaynağını insanların işlerinde, borçlarında, sahip olmak için çalıştıkları ama sonunda onlara sahip olan evlerde, çiftliklerde görür.

İkinci bölümde amacını söyler: ormana gittim, çünkü bilinçli yaşamak, hayatın yalnızca temel gerçekleriyle yüz yüze gelmek ve onun öğreteceklerini öğrenip öğrenemeyeceğimi görmek istiyordum; ölmem gerektiğinde yaşamamış olduğumu keşfetmek istemiyordum.

Bu bilinçli yaşamın yolu sadeliktir. Thoreau'nun cümlesi bir slogan gibidir: sadelik, sadelik, sadelik! İşlerin iki üç tane olsun, yüz ya da bin değil; bir milyon yerine yarım düzine say, hesaplarını başparmağının tırnağında tut. Hayatımız ayrıntılarla ufalanıp gidiyor, der.

Walden'ın büyük kısmı ise öğüt değil, gözlemdir: göl suyunun rengi, buzun kalınlığı, fasulye tarlası, iki karınca kolonisinin savaşı. Thoreau gölü ölçer, derinliğini ipe bağlı bir taşla yoklar, mevsimleri kaydeder.

Ana anlatı — Bir gece hapiste

«Sivil İtaatsizlik» bir cümleyle açılır: en iyi yönetim en az yönetendir. Thoreau bir adım ileri gider: en iyi yönetim hiç yönetmeyendir, insanlar buna hazır olduğunda sahip olacakları yönetim de bu olacaktır. Sonra somut örneklere döner: Meksika savaşı, birkaç kişinin devleti bir alet gibi kullanarak başlattığı bir savaştır; kölelik ise devletin en büyük haksızlığıdır.

Thoreau altı yıldır kişi başı vergisini ödememiştir ve bu yüzden bir gece hapse girer. Hücrede iki üç fit kalınlığındaki taş duvarlara bakarken şunu düşünür: bu kurum beni sanki yalnızca etten, kandan ve kemikten ibaretmişim gibi kilitliyor. Duvarlar onun düşüncelerini tutamaz. Devletin yarım akıllı olduğunu, gümüş kaşıklarını koruyan yalnız bir kadın gibi ürkek olduğunu, dostunu düşmanından ayıramadığını gördüm, der; ona olan bütün saygımı yitirdim ve ona acıdım. Ertesi gün biri vergisini onun yerine öder ve serbest bırakılır.

Denemenin en keskin cümlesi hapse girmeyi bir ilkeye dönüştürür: herhangi birini haksız yere hapseden bir yönetimin altında, adil bir insanın gerçek yeri de hapishanedir. Thoreau çoğunluğun kararını da yeterli bulmaz: komşularından daha haklı olan bir insan, zaten bir kişilik bir çoğunluk oluşturur.

Yaygın yanlış«Thoreau hayatının geri kalanını ormanda, toplumdan tamamen kopuk bir münzevi olarak geçirdi.»
Doğrusu

— Walden'ın ilk sayfası bunu kendisi düzeltir: Thoreau göl kıyısında iki yıl iki ay yaşadı ve kitabı yazdığında yeniden uygar hayatta bir konuktu. Kulübesi Concord kasabasına yakındı; kitabın «Köy» bölümü onun kasabaya düzenli gidip geldiğini anlatır. Hapse girdiği gün de «Köy» bölümünde anlatılır: ilk yazın sonunda ayakkabıcıdan bir ayakkabı almak için kasabaya inmiştir. Walden bir kaçış değil, süresi belli bir deneydi.

Metin anı

Walden'ın son bölümünde Thoreau, hızla başarıya koşan insanlara bir soru sorar ve bir cevap önerir:

If a man does not keep pace with his companions, perhaps it is because he hears a different drummer. Let him step to the music which he hears, however measured or far away.

«Bir insan arkadaşlarıyla aynı adımda yürümüyorsa, belki de başka bir davulcuyu duyduğu içindir. Duyduğu müziğe göre adım atsın, ne kadar ağır ya da ne kadar uzak olursa olsun.»

Bu cümlede iki imge yan yana durur: bir askerî birlik ve bir davulcu. Arkadaşlarıyla aynı adımda yürümek, bir tören alayının düzenidir. Thoreau düzeni reddetmez; başka bir davulcunun varlığını ekler. «Ne kadar ağır ya da uzak olursa olsun» sözü önemlidir: o müzik belki yavaştır, belki çok az kişi duyar. Ama duyan için gerçektir. Kulübe de hapis de aynı ritmin iki adımıdır: biri kendi hayatını, öbürü devletle ilişkisini o müziğe göre düzenler.

Cevap ve bağlantı

Kulübe ile hapis aynı cevabı mı verir? Thoreau'nun çağdaşları ve ardılları bu soruya çok farklı yargılarla cevap verdi. Emerson, Thoreau'nun ölümünden sonra yazdığı uzun yazıda ona hayranlıkla bakar ama bir kusurunu da açıkça söyler: Thoreau'nun büyük işler için doğmuş bir eylem gücü vardı, ama hırsı yoktu; bu yüzden bütün Amerika için mühendislik yapacağına, bir yaban mersini toplama grubunun kaptanı oldu. Emerson bir gözlem daha ekler: «hayır» demek ona hiçbir şeye mal olmazdı; hatta bunu «evet» demekten çok daha kolay bulurdu. Bir önceki derste gördüğümüz Bartleby'yi hatırlatan bir cümle.

Robert Louis Stevenson ise 1880'lerde yazdığı denemesinde çok daha serttir: bir kelimeyle söylersek, der, Thoreau bir kaçaktı; erdemini insanlarla paylaşmak yerine bir köşeye çekilip kendisi için biriktirdi.

Türkçede Thoreau'nun reddini bir kaçış değil, bir ilke olarak okuyan bir çalışma, Çağlar Danacı'nın 2023 tarihli makalesidir. Danacı, sivil itaatsizlik kavramının Thoreau'yla özdeşleştiğini, kitlelerce tartışılıp uygulanmasının ise yirminci yüzyılda Gandhi ve Martin Luther King gibi isimlerle olduğunu yazar ve Thoreau'nun vicdan vurgusunu öne çıkarır. Ama bir farkı da gösterir: Thoreau vicdanın kamusal alanda neredeyse hiç var olamayacağını düşünürken, Gandhi topluma bir görev yükleyerek vicdanın kamuda da yer bulabileceğine inanıyordu. Danacı, Gandhi'nin Güney Afrika'da Hintlileri kayda bağlayan yasaya karşı başlattığı direnişi, Thoreau'nun vergi reddinin amacına benzetir: şiddete başvurmadan sistemin işleyişini durdurmak. Makalenin ana konusu ise Tolstoy ile Gandhi arasındaki mektuplaşma ve etkileşimdir; 241. kursta okuduğumuz Tolstoy'un son yıllarındaki düşüncesi de bu zincirin bir halkasıdır.

Belki üç yargı da bir şeyi görür. Emerson bir yeteneğin dar bir alanda harcandığını, Stevenson bir bireyin topluluktan çekildiğini, Danacı ise bir vicdanın sonraki kuşaklara nasıl bir yöntem bıraktığını görür. Thoreau'nun kendisi bu soruyu açık bırakır: kendi hayatını anlatır ve okura yalnızca başka bir davulcuyu duyabileceğini hatırlatır.

Kapanış kancası

Thoreau kalabalıktan çekilip kendi ritmini dinledi. Bir yıl sonra, 1855'te, başka bir Amerikalı kalabalığın kendisini bir şiire dönüştürdü. Bir sonraki derste Walt Whitman'a ve Çimen Yaprakları'na geçiyoruz: bir şair «ben» dediğinde, bütün bir ulusu ve bütün kalabalıklarını o sözcüğün içine sığdırabilir mi?

Özet kartı

  1. Thoreau 1845'te Walden gölü kıyısında kendi elleriyle yirmi sekiz dolar on iki buçuk sente bir kulübe kurdu, 4 Temmuz 1845'te orada yaşamaya başladı ve iki yıl iki ay kaldı; Walden 1854'te yayımlandı.
  2. Walden insanların çoğunun sessiz bir umutsuzluk içinde yaşadığını söyler; Thoreau ormana bilinçli yaşamak için gittiğini yazar ve sadeliği, sadeliği, sadeliği önerir; kitabın büyük kısmı ise göl, mevsimler ve hayvanlar üzerine gözlemlerden oluşan bir doğa yazısıdır.
  3. «Sivil İtaatsizlik» (1849), Meksika savaşına ve köleliğe karşı vergi ödemeyi reddeden Thoreau'nun bir gecelik hapsini anlatır: haksız yere hapseden bir yönetimin altında adil bir insanın yeri de hapishanedir.
  4. «Başka bir davulcu» cümlesi, toplumun temposuna uymayan bireyin kendi ritmine göre yaşama hakkını savunur.
  5. Emerson Thoreau'yu bir yaban mersini grubunun kaptanı olmakla eleştirir, Stevenson onu bir kaçak sayar; Çağlar Danacı ise onun vicdan merkezli sivil itaatsizliğini Gandhi'nin ve Tolstoy'un direnişleriyle karşılaştırır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Bilinçli yaşamDeliberate livingAlışkanlıkla değil, düşünerek seçilmiş ve hayatın temel gerçeklerine yönelen yaşam
Gönüllü sadelikVoluntary simplicityİhtiyaçları bilerek azaltıp zamanı ve dikkati asıl önemli olana ayırma yaşamı
Doğa yazısıNature writingDoğayı ayrıntılı gözlemle anlatan, bilimsel dikkati deneme diliyle birleştiren düzyazı
Sivil itaatsizlikCivil disobedienceAdaletsiz bir yasaya şiddetsizce, açıkça ve sonucuna katlanarak uymama
Yüksek yasaHigher lawİnsan yasalarının üstünde sayılan, vicdanın ya da ahlakın buyruğu olan yasa

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Thoreau Walden'a neden gittiğini nasıl açıklar? Kulübesinin hesabı bu amaçla nasıl ilişkilidir?
  2. (Kazanım 2) Walden hangi açılardan bir doğa yazısı, hangi açılardan bir toplum eleştirisidir?
  3. (Kazanım 3) Thoreau neden hapse girer? Hapisteki gecesinde devlet hakkında ne düşünür ve bu deneyimden hangi ilkeyi çıkarır?
  4. (Kazanım 3) «Başka bir davulcu» cümlesi ne anlama gelir? Bu cümle kulübe ile hapis deneyimini nasıl birleştirir?
  5. (Kazanım 4) Emerson, Stevenson ve Çağlar Danacı Thoreau hakkında hangi yargılara varır? Bu yargılar nasıl bağdaştırılabilir?

Cevaplar

  1. Bilinçli yaşamak, hayatın yalnızca temel gerçekleriyle yüz yüze gelmek ve ölmesi gerektiğinde yaşamamış olduğunu keşfetmemek için gittiğini söyler. Kulübenin yirmi sekiz dolar on iki buçuk sentlik ayrıntılı hesabı, gönüllü sadeliğin somut belgesidir: insanın gerçek ihtiyaçlarının ne kadar az olabileceğini gösterir.
  2. Göl suyunun rengi, buzun kalınlığı, gölün derinliği, mevsimler ve hayvanlar üzerine ayrıntılı gözlemleriyle bir doğa yazısıdır. Aynı zamanda insanların çoğunun sessiz bir umutsuzluk içinde yaşadığını, işleri, borçları ve sahip oldukları evler yüzünden hayatlarının ayrıntılarla ufalandığını söyleyen bir toplum eleştirisidir.
  3. Meksika savaşını ve köleliği destekleyen devlete altı yıldır kişi başı vergisini ödemediği için. Hapiste devletin onu yalnızca et ve kemikmiş gibi kilitlediğini, düşüncelerine ulaşamadığını, yarım akıllı ve ürkek olduğunu, dostunu düşmanından ayıramadığını düşünür ve ona olan saygısını yitirip acır. Çıkardığı ilke şudur: haksız yere hapseden bir yönetimin altında adil bir insanın gerçek yeri de hapishanedir.
  4. Toplumun temposuna uymayan bir insanın kusurlu olmadığını, başka bir ritmi duyduğunu ve o ritme göre yaşama hakkı olduğunu söyler. Kulübe, Thoreau'nun kendi gündelik hayatını o ritme göre düzenlemesidir; hapis ise devletle ilişkisini aynı ritme, yani vicdanına göre düzenlemesidir.
  5. Emerson onun büyük işler için doğmuş bir eylem gücünü bir yaban mersini grubunun kaptanlığında harcadığını ve «hayır» demeyi «evet» demekten kolay bulduğunu söyler. Stevenson onu erdemini kendisi için biriktiren bir kaçak sayar. Danacı ise vicdan merkezli sivil itaatsizliğinin Gandhi ve Tolstoy gibi sonraki direnişlerle karşılaştırılabileceğini gösterir, ama Thoreau'nun vicdanı kamusal alana taşımakta Gandhi'den farklı olduğunu da belirtir. Üç yargı aynı kişinin farklı yüzlerini görür: dar alanda harcanan bir yetenek, topluluktan çekilen bir birey ve sonraki kuşaklara yöntem bırakan bir vicdan.

Okuma

  • Henry David Thoreau, Doğal Yaşam ve Başkaldırı, çev. S. Çiftçi (Kaknüs). Walden ile «Sivil İtaatsizlik»i birlikte içeren bu baskıda «Ekonomi» bölümünün kulübe hesabını ve denemenin hapis gecesini okuyun.
  • Ralph Waldo Emerson, «Thoreau» (1862). Hayranlık ile eleştirinin aynı yazıda nasıl bir arada durduğunu inceleyin.
  • Çağlar Danacı, «Sivil İtaatsizlik ve Pasif Direniş Bağlamında Tolstoy ve Gandhi», UDEKAD 6/1 (2023).

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:30 Soğuk açılış: erken bahar, bir gölün kıyısında karla karışık çam ormanı; bir balta; yükselen küçük ahşap bir kulübenin iskeleti; bir kâğıtta alt alta yazılan küçük rakamlar.
  • 1:30–2:10 Büyük soru: bir kulübenin kapısı ve bir hücrenin demir kapısı yan yana.
  • 2:10–3:30 Bağlam: on dokuzuncu yüzyıl bir kasaba meydanı; bir harita üzerinde güneye inen bir ordu oku.
  • 3:30–6:40 Ana anlatı — Ormana neden gittim: gölde sabah sisi; bir fasulye tarlası; bir el iple bağlı bir taşı suya bırakır; mevsimler art arda değişir.
  • 6:40–9:40 Ana anlatı — Bir gece hapiste: kalın taş duvarlar, demir parmaklıklardan süzülen ışık; bir pencereden görünen kasaba; sabah açılan bir kapı.
  • 9:40–11:00 Metin anı: bir yolda aynı adımla yürüyen bir kalabalık; biri geride kalır, uzaktan gelen bir davul sesine doğru başka bir yöne döner.
  • 11:00–13:40 Cevap ve bağlantı: bir anma yazısının sayfası; bir deneme kitabı; ardından bir haritada Concord'dan Güney Afrika'ya ve Rusya'ya uzanan ince çizgiler.
  • 13:40–14:20 Kapanış kancası: kalabalık bir liman ve bir çimen yaprağı.
  • Hapishane sahnesinde şiddet ya da kötü muamele gösterilmez; yalnızca duvarlar, ışık ve kapı kullanılır.

Telaffuz

  • Henry David Thoreau: «HEN-ri DEY-vid THO-rou»; Walden: «VOL-dın»; Concord: «KON-kırd».
  • Robert Louis Stevenson: «RA-bırt LU-is STİV-ın-sın»; Emerson (soyadıyla): «E-mır-sın»; Gandhi: «GAN-di».
  • Çağlar Danacı: «çağ-LAR da-na-CI»; S. Çiftçi: «çift-Çİ»; Kaknüs: «kak-NÜS».