İçeriğe geç

Ünite EDB-242-05 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Melville II

EDB-242 Amerikan Edebiyatı I: 19. Yüzyıl

1.804 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma · anlatım 9 dk

  • Kopyacı kâtip
  • edilgin direniş
  • kendini haklı çıkaran anlatıcı
  • ölü mektup
  • Stoacılık
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. «Kâtip Bartleby» 1853'te bir dergide yayımlandı; Wall Street'teki bir hukuk bürosunda Bartleby, istenen işlere «yapmamayı tercih ederim» diye cevap verir.
  2. Bartleby önce olağanüstü çalışır, sonra karşılaştırmayı, ayak işlerini ve en sonunda kopyalamayı bırakır; «tercih etmek» fiili bütün büroya, anlatıcının kendi diline bile bulaşır.
  3. Anlatıcı kendini haklı çıkaran bir anlatıcıdır: acır, öfkelenir, kaderle avunur ve sonunda Bartleby'den kurtulmak için büroyu taşır; Bartleby hapishanede ölür.
  4. Son sayfada anlatıcı Bartleby'nin Ölü Mektuplar Bürosu'nda çalıştığı söylentisini aktarır ve öyküyü «Ah Bartleby! Ah insanlık!» ünlemleriyle bitirir.
  5. Metin Bal, öykünün Türkçede on dört çevirisini sayar ve Bartleby'yi Stoacılık ve iş yükü sınırları açısından okur; ama öykünün ikinci yarısındaki genişleyen ret bu okumayı zorlar.

Kazanımlar

  • «Kâtip Bartleby»nin Wall Street'teki hukuk bürosunu, kopyacı kâtiplerin işini ve Bartleby'nin «yapmamayı tercih ederim» cümlesinin öyküdeki yayılışını açıklayabilir.
  • Öykünün anlatıcısını kendini haklı çıkaran bir anlatıcı olarak okuyup onun Bartleby'ye karşı değişen tutumlarını metinden izleyebilir.
  • Bartleby'nin reddini edilgin direniş kavramıyla ve öykünün sonundaki ölü mektup söylentisiyle ilişkilendirerek yorumlayabilir.
  • Bartleby'yi Stoacılık ve iş yükü sınırları açısından okuyan bir Türkçe incelemeyi, öykünün kendi seyriyle karşılaştırarak tartışabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Wall Street, bir hukuk bürosu. Avukat, yeni aldığı kâtibi yanına çağırır: kısa bir belgeyi birlikte karşılaştıracaklardır. Kâtip, bir paravanın arkasındaki masasından kıpırdamadan, tuhaf biçimde yumuşak ve kararlı bir sesle cevap verir: yapmamayı tercih ederim.

Avukat bir süre tam bir sessizlik içinde oturur. Kulaklarının onu yanılttığını düşünür. İsteğini en açık sesiyle tekrarlar. Aynı açıklıkta aynı cevap gelir: yapmamayı tercih ederim.

Kâtibin adı Bartleby'dir. Birkaç hafta sonra büroda herkes, farkında olmadan, «tercih etmek» fiilini kullanmaya başlayacaktır.

Büyük soru

Bir «hayır» neden «yapmayacağım» diye değil de «yapmamayı tercih ederim» diye söylenir? Ve anlatıcısı kahramanını hiç anlayamadığı hâlde onu anlatmaya çalışan bir öyküde, okur kimi okur: kâtibi mi, anlatıcıyı mı?

Bağlam

«Kâtip Bartleby» 1853'te bir dergide iki bölüm hâlinde yayımlandı ve birkaç yıl sonra Melville'in öykü kitabına girdi. Moby Dick'in beklenen ilgiyi görmemesinden sonraki yıllardı. Öykünün alt başlığı yerini de söyler: bir Wall Street hikâyesi.

Kâtiplerin işi, daktilodan ve fotokopiden önceki bir dünyada, hukuk belgelerini elle kopyalamak ve kopyaları asıllarıyla karşılaştırmaktı. Anlatıcının bürosunda Bartleby'den önce iki kâtip vardır, birbirlerine taktıkları adlarla: Hindi ve Kıskaç. Bir de ayak işlerine bakan genç bir çırak, Zencefilli Bisküvi.

Ana anlatı — Bir fiilin yayılışı

Bartleby ilk günlerde olağanüstü çok çalışır. Anlatıcının tarifiyle, uzun süredir kopyalayacak bir şeye aç kalmış gibi, belgelerimle kendini doyurdu; gün ışığında da mum ışığında da kopyaladı. Ama belgeleri karşılaştırmayı reddeder. Sonra ayak işlerini reddeder. Sonra, büroda yaşadığı ortaya çıkar. Ve bir gün kopyalamayı da bırakır: artık hiç yazmamaya karar vermiştir.

Bu arada büroda tuhaf bir şey olur. Kıskaç öfkeyle Bartleby'yi anlatırken aynı fiile takılır: «tercih etmiyormuş, ha?» Avukat, Kıskaç'a çekilmesini söylerken kendisinin de «tercih ederim» dediğini fark eder. İtiraf eder: son zamanlarda bu kelimeyi pek de uygun olmayan her türlü durumda farkında olmadan kullanmaya başlamıştım. Birkaç sayfa sonra Kıskaç ona, bir belgeyi mavi mi beyaz kâğıda mı kopyalamayı tercih edeceğini sorar ve kelimeyi hiç alay etmeden söyler. Avukat korkar: bu delirmiş adam, şimdiden kendimin ve kâtiplerimin başlarını değilse bile dillerini döndürmüştü.

Bartleby'nin cümlesinin gücü, bir ret olduğu hâlde bir ret gibi görünmemesindedir. «Yapmayacağım» bir karşı çıkıştır; tartışılabilir, cezalandırılabilir. «Yapmamayı tercih ederim» ise bir tercihi bildirir ve tartışmaya kapı açmaz. Avukat onu makul olmaya davet ettiğinde cevap daha da tuhaflaşır: şimdilik biraz makul olmamayı tercih ederim.

Ana anlatı — Anlatıcının vicdanı

Öykü Bartleby'nin değil, anlatıcının ağzından anlatılır ve onun kendini tanıtmasıyla açılır: epeyce yaşlı bir adamım. Kendini hırssız, zengin adamların senetleri ve tapularıyla rahat bir işte çalışan, hiç öfkelenmeyen bir avukat olarak anlatır. Öykü boyunca Bartleby karşısında hep değişen tutumlar alır: önce acır, sonra sabrını yitirir, sonra kendini bir kader inancıyla avutur.

Bir ara Jonathan Edwards'ın ve Priestley'nin irade ve zorunluluk üzerine kitaplarını karıştırır ve şu sonuca varır: Bartleby her şeyi bilen bir takdirin gizemli bir amacı için bana gönderilmişti. Kal orada, paravanının arkasında, diye düşünür; sana bir daha eziyet etmeyeceğim. Ama birkaç gün sonra meslektaşlarının söylentilerinden rahatsız olur ve Bartleby'den kurtulmanın tek yolunu bulur: kendisi büroyu taşır.

Öykünün sonunda Bartleby, binanın ev sahibi ve kiracıları şikâyet edince bir serseri gibi götürüldüğü hapishanede ölür. Anlatıcı onu orada ziyaret etmiştir; avluda gökyüzünü ve çimeni gösterir, Bartleby ise yalnızca şunu söyler: nerede olduğumu biliyorum.

Yaygın yanlış«Bartleby bir tembeldir; işini yapmak istemeyen bir memurun hikâyesidir.»
Doğrusu

— Öykünün başında Bartleby olağanüstü çalışkandır: gece gündüz kopyalar. Reddettiği şeylerin sırası da rastgele değildir: önce karşılaştırmayı, sonra ayak işlerini, en sonunda kopyalamanın kendisini bırakır. Öykü onun nedenlerini hiç açıklamaz; anlatıcı da açıklayamaz. Tembellik bir neden olurdu; Bartleby'nin reddi ise nedensizliğiyle ürkütücüdür.

Metin anı

Öykünün son sayfasında anlatıcı, Bartleby'nin ölümünden birkaç ay sonra duyduğu, doğruluğundan emin olmadığı bir söylentiyi aktarır: Bartleby daha önce Washington'da, Ölü Mektuplar Bürosu'nda küçük bir memurmuş ve yönetim değişince aniden işinden çıkarılmış. Ardından şunu yazar:

Dead letters! does it not sound like dead men?

«Ölü mektuplar! Ölü insanlar gibi gelmiyor mu kulağa?»

Anlatıcı bu söylentiyi uzatır: ateşe atılmak üzere ayrılan mektupların içinden bazen bir yüzük çıkar, onu takacak parmak belki mezarda çürümektedir; bazen yardım için gönderilmiş bir banknot çıkar, ama ulaşması gereken kişi artık yoktur. Hayatın işleri için yola çıkan bu mektuplar ölüme doğru koşar. Öykü iki ünlemle biter: Ah Bartleby! Ah insanlık!

Bu son sahne öyküyü yeniden okumaya zorlar. Anlatıcının «ah insanlık» ünlemi hem bir acıma hem bir kaçıştır: Bartleby'yi anlaşılmaz bir kaderin kurbanı yaparak, kendi bürosunun, kendi taşınma kararının payını görünmez kılar.

Cevap ve bağlantı

Bir «hayır» neden bir tercih olarak söylenir? Çünkü tercih, karşısındakinin elinden bütün silahları alır. Bartleby itaatsizlik etmez, yalnızca katılmaz. Anlatıcı öfkelenebileceği bir düşman bulamaz; karşısında yalnızca sessiz ve zararsız bir varlık vardır. Okurun da gözü, anlaşılmaz kâtipten çok, onu anlamaya çalışan ve bunu beceremeyen anlatıcıya kayar.

Türkçede öykünün ilgi gördüğünü gösteren bir ayrıntıyı Metin Bal'ın 2020 tarihli makalesi verir: Bal, öykünün Türkçede kendi gördüğü on dört ayrı çevirisini sayar; aralarında Murat Belge'nin, Hamdi Koç'un ve Kaya Genç'in çevirileri vardır. Bal öyküyü Stoacılık ve varoluşçuluk üzerinden okur ve Bartleby'nin tutumundan on sekiz sonuç çıkarır. İlki bugünün iş dünyasına seslenir: çalışanlar ve patron iş yükü sınırlarını aşmamaya dikkat etmelidir. Bal'a göre Bartleby'nin reddettiği işler, onun sorumlu olduğu iş yükünün sınırları dışında kalan işlerdir ve «yapmamayı tercih ederim» patronu terslemek olarak görülmemelidir.

Bu okuma, öykünün ilk yarısı için güçlü bir dayanak bulur: Bartleby kopyalar ama karşılaştırmayı ve ayak işlerini reddeder. Ama öykü orada durmaz. Bartleby bir gün kopyalamayı, yani asıl işini de bırakır; büroyu terk etmeyi, başka bir işi, hatta anlatıcının onu evine alma önerisini de reddeder. Bir iş yükü sınırı, bu kadar genişleyen bir reddi açıklamaya yetmez. Belki de öykünün gücü tam buradadır: her yorum Bartleby'nin bir bölümünü açıklar, hiçbiri hepsini.

Kapanış kancası

Bartleby'nin reddi sessizdi ve hiçbir gerekçe göstermiyordu. Aynı yıllarda Massachusetts'te başka bir adam, bir reddi yüksek sesle savunuyor ve ona bir ilke adı veriyordu. Bir sonraki derste Thoreau'ya ve Walden'a geçiyoruz: bir birey, devlete «hayır» dediğinde bu reddi nasıl bir ahlak ilkesine dönüştürür?

Özet kartı

  1. «Kâtip Bartleby» 1853'te bir dergide yayımlandı; Wall Street'teki bir hukuk bürosunda Bartleby, istenen işlere «yapmamayı tercih ederim» diye cevap verir.
  2. Bartleby önce olağanüstü çalışır, sonra karşılaştırmayı, ayak işlerini ve en sonunda kopyalamayı bırakır; «tercih etmek» fiili bütün büroya, anlatıcının kendi diline bile bulaşır.
  3. Anlatıcı kendini haklı çıkaran bir anlatıcıdır: acır, öfkelenir, kaderle avunur ve sonunda Bartleby'den kurtulmak için büroyu taşır; Bartleby hapishanede ölür.
  4. Son sayfada anlatıcı Bartleby'nin Ölü Mektuplar Bürosu'nda çalıştığı söylentisini aktarır ve öyküyü «Ah Bartleby! Ah insanlık!» ünlemleriyle bitirir.
  5. Metin Bal, öykünün Türkçede on dört çevirisini sayar ve Bartleby'yi Stoacılık ve iş yükü sınırları açısından okur; ama öykünün ikinci yarısındaki genişleyen ret bu okumayı zorlar.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Kopyacı kâtipScrivenerBelgeleri elle kopyalayan ve asılla karşılaştıran büro çalışanı
Edilgin direnişPassive resistanceAçıkça karşı çıkmadan, eylemsiz kalarak ve katılmayarak direnme biçimi
Kendini haklı çıkaran anlatıcıSelf-justifying narratorOlayları anlatırken kendi davranışını savunan ve bu yüzden sınırlarını da gösteren anlatıcı
Ölü mektupDead letterAlıcısına ulaşamayıp posta idaresince açılan ve çoğu zaman imha edilen mektup
StoacılıkStoicismİnsanın yalnızca kendi yargılarına ve tercihlerine egemen olabileceğini öğreten felsefe okulu

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Bartleby büroya geldiğinde nasıl çalışır ve neleri sırayla reddeder? «Tercih etmek» fiili büroda nasıl yayılır?
  2. (Kazanım 2) Anlatıcı kendini nasıl tanıtır? Bartleby karşısındaki tutumları öykü boyunca nasıl değişir?
  3. (Kazanım 3) Anlatıcı «edilgin direniş» hakkında ne söyler? Bartleby'nin cümlesi neden «yapmayacağım»dan farklı bir etki yaratır?
  4. (Kazanım 3) Ölü mektup söylentisi öykünün sonunda nasıl bir işlev görür? «Ah Bartleby! Ah insanlık!» ünlemi nasıl okunabilir?
  5. (Kazanım 4) Metin Bal Bartleby'yi nasıl okur? Bu okuma öykünün hangi bölümüne uyar, hangi bölümüyle zorlanır?

Cevaplar

  1. İlk günlerde olağanüstü çok çalışır, gece gündüz kopyalar. Sonra belgeleri karşılaştırmayı, ardından ayak işlerini reddeder, en sonunda kopyalamayı da bırakır. Kıskaç öfkeyle konuşurken «tercih» sözcüğüne takılır; anlatıcı kendisinin de bu sözcüğü farkında olmadan kullandığını itiraf eder; Kıskaç daha sonra onu hiç alay etmeden, kendiliğinden söyler.
  2. Epeyce yaşlı, hırssız, zengin adamların belgeleriyle rahat bir işte çalışan, hiç öfkelenmeyen bir avukat olarak tanıtır. Önce Bartleby'ye acır, sonra sabrını yitirir, sonra Edwards'ın ve Priestley'nin kitaplarından sonra onun bir takdirin gizemli amacı için gönderildiğine inanıp avunur; ama söylentilerden rahatsız olunca Bartleby'den kurtulmak için büroyu taşır.
  3. Ciddi bir insanı hiçbir şeyin edilgin bir direniş kadar kızdırmadığını söyler. «Yapmayacağım» bir karşı çıkıştır; tartışılabilir, cezalandırılabilir. «Yapmamayı tercih ederim» ise bir tercihi bildirir ve karşısındakine öfkelenebileceği bir düşman bırakmaz.
  4. Söylenti, Bartleby'nin sessizliğine anlatıcının bulabildiği tek açıklamayı sunar: sahibine ulaşamayan, ölüme doğru koşan mektupların arasında çalışmış bir adamın umutsuzluğu. Ama anlatıcı bunun yalnızca bir söylenti olduğunu kabul eder. Son ünlem hem bir acıma hem bir kaçış olarak okunabilir: Bartleby'yi anlaşılmaz bir kaderin kurbanı yaparak anlatıcının kendi payını görünmez kılar.
  5. Bal öyküyü Stoacılık ve varoluşçuluk üzerinden okur ve iş dünyası için sonuçlar çıkarır: Bartleby'nin reddettiği işler iş yükü sınırlarının dışındadır ve reddi patronu terslemek olarak görülmemelidir. Bu okuma, Bartleby'nin kopyalayıp karşılaştırmayı ve ayak işlerini reddettiği ilk yarıya uyar. Ama Bartleby sonunda asıl işi olan kopyalamayı da bırakır, başka her öneriyi de reddeder; bu genişleyen ret bir iş yükü sınırıyla açıklanamaz.

Okuma

  • Herman Melville, Kâtip Bartleby, çev. Hamdi Koç (İş Kültür). Öykünün başındaki kâtip betimlemeleri ile son sayfadaki söylentiyi karşılaştırın.
  • Metin Bal, «Melville'in Yazıcı Bartleby Romanının Varoluşçu Felsefe Bakımından Değerlendirilmesi», MSGSÜ Sosyal Bilimler Dergisi 2/22 (2020), 363–385.
  • Aynı öykünün başka bir Türkçesi: Kâtip Bartleby, çev. Murat Belge (İletişim). İki çevirinin «I would prefer not to» cümlesini nasıl karşıladığını karşılaştırın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:30 Soğuk açılış: yüksek pencereli, loş bir hukuk bürosu; yeşil bir katlanır paravan; paravanın arkasından yalnızca bir omuz ve bir kalem görünür.
  • 1:30–2:10 Büyük soru: iki cümle yan yana yazılır, «yapmayacağım» ve «yapmamayı tercih ederim»; ikincisi yavaşça öne çıkar.
  • 2:10–3:30 Bağlam: Wall Street'in on dokuzuncu yüzyıl silüeti; tüy kalemler, mürekkep hokkaları, üst üste yığılmış kopya kâğıtları; üç kâtip silüeti.
  • 3:30–6:40 Ana anlatı — Bir fiilin yayılışı: mum ışığında kopyalayan bir el; ardından bürodaki kişilerin ağızlarından çıkan konuşma balonlarında aynı sözcük: «tercih».
  • 6:40–9:40 Ana anlatı — Anlatıcının vicdanı: bir masada açık iki kalın kitap; boşaltılan bir büro, taşınan dolaplar; kapıda yalnız kalan tek bir silüet.
  • 9:40–11:00 Metin anı: bir posta odasında yığın yığın mektup; bir zarfın içinden kayan bir yüzük; mektuplar yavaşça karanlığa karışır.
  • 11:00–13:40 Cevap ve bağlantı: raflarda aynı öykünün farklı kapaklı Türkçe baskıları; bir çalışma masasında dengelenen iki kefeli bir terazi.
  • 13:40–14:20 Kapanış kancası: bir ormanın kıyısında küçük bir kulübe ve bir göl.
  • Bartleby'nin ölümü gösterilmez; hapishane sahnesi yalnızca yüksek duvarlar ve bir parça gökyüzüyle anlatılır.

Telaffuz

  • Bartleby: «BAR-tıl-bi»; Melville (soyadı): «MEL-vil»; Wall Street: «VOL striit».
  • Jonathan Edwards: «CO-na-tın ED-vırdz»; Priestley: «PRİİST-li»; Epiktetos: «e-pik-TE-tos»; Kıbrıslı Zenon: «ze-NON».
  • Metin Bal: «me-TİN BAL»; Hamdi Koç: «ham-Dİ KOÇ»; Kaya Genç: «ka-YA GENÇ».