İçeriğe geç

Ünite EDB-242-02 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Hawthorne

EDB-242 Amerikan Edebiyatı I: 19. Yüzyıl

2.044 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · anlatım 10 dk

  • Püritanizm
  • kamusal teşhir cezası
  • damga
  • ata suçu
  • yüzeysel simgecilik
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kızıl Damga 1850'de yayımlandı; girişi «Gümrük Binası»nda Hawthorne, Salem gümrüğünün tavan arasında altın işlemeli kırmızı bir A harfi bulduğunu ve göğsüne koyduğunda kızgın demir gibi yaktığını anlatır.
  2. Hester Prynne, on yedinci yüzyıl Boston'unda kalabalığın önünde teşhir edilir ve harfi ömür boyu taşımaya mahkûm edilir; anlatıcı onu yargılayan bilgelerin, bir kadının yüreğindeki iyilik ve kötülük ağını çözmeye en az yetenekli insanlar olduğunu söyler.
  3. Harfin anlamı değişir: birçok insan onun «Able» anlamına geldiğini söyler; Hester sonunda harfi kendi özgür iradesiyle yeniden takar ve harf saygı uyandıran bir simgeye dönüşür.
  4. Hawthorne, Quaker'lara zulmeden ve cadı yargılamalarında adı geçen ataları adına «utancı üzerime alıyorum» der; Henry James ise onun Püriten vicdanla ilişkisinin yalnızca düşünsel olduğunu, onu bir boya gibi kullandığını yazar.
  5. James romanın kusurunu yüzeysel simgecilikte görür; İsmail Öğretir ise Hawthorne'u Püriten inancın bozulmuş yönlerini gösteren bir ahlakçı olarak okur.

Kazanımlar

  • Kızıl Damga'nın on yedinci yüzyıl Boston'undaki Püriten toplumunu ve Hester Prynne'in kamusal teşhir cezasını metinden örneklerle açıklayabilir.
  • Kızıl «A» harfinin roman boyunca değişen anlamlarını, damga kavramı ve romanın son cümlesindeki arma betimlemesiyle çözümleyebilir.
  • Hawthorne'un «Gümrük Binası» girişinde atalarının suçunu üstlenmesini, ata suçu kavramıyla ve romanın kurmaca çerçevesiyle ilişkilendirebilir.
  • Henry James'in romana yönelttiği yüzeysel simgecilik eleştirisini, Hawthorne'u Püriten geçmişe karşı bir ahlakçı olarak okuyan bir Türkçe incelemeyle karşılaştırarak tartışabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Salem gümrük binasının ikinci katında, kullanılmayan büyük bir odada, eski evrak yığınları arasında küçük bir paket. İçinde solmuş, yıpranmış ince kırmızı bir kumaş parçası vardır. Üzerindeki altın işlemenin parıltısı neredeyse tamamen gitmiştir. Dikkatle bakınca kumaş bir harf biçimi alır: büyük A harfi. Ölçülünce her kolunun tam üç inç ve çeyrek uzunluğunda olduğu görülür.

Bulan kişi, gümrüğün müfettişi, bir an düşünür: acaba bu, beyaz adamların Kızılderililerin gözünü almak için yaptığı süslerden biri miydi? Sonra harfi göğsüne koyar. Okur gülümseyebilir, der, ama sözümden şüphe etmemelidir: tam fiziksel olmayan ama neredeyse fiziksel bir yanma hissettim, sanki harf kırmızı kumaştan değil, kızgın demirdendi. Ürperir ve harfi yere düşürür.

Müfettişin adı Nathaniel Hawthorne'dur. Sahne, 1850'de yayımlanan Kızıl Damga'nın girişindedir.

Büyük soru

Bir topluluğun bir insanın göğsüne iliştirdiği işaret, sonsuza dek o topluluğun verdiği anlamı mı taşır? Ve bir yazar atalarının suçunu üstlendiğini söylediğinde, onları yargılıyor mu, yoksa kendi hikâyesi için bir renk mi arıyor?

Bağlam

Hawthorne 1804'te Salem'de doğdu. Ailesi Massachusetts'in ilk Püriten yerleşimcilerine kadar uzanıyordu. 1840'ların sonunda Salem gümrüğünde müfettişlik yaptı; Kızıl Damga'nın girişinde kendisinin anlattığına göre, hükümet değişince reform süpürgesi onu da görevinden süpürdü. Bu işsizlik aylarında romanını yazdı.

Kızıl Damga iki yüzyıl önceki Boston'da, bir yaz sabahı hapishanenin önünde toplanan kalabalıkla açılır. Genç bir kadın, Hester Prynne, kucağında üç aylık bir bebekle kapıdan çıkar. Göğsünde, altın işlemeli kırmızı bir A harfi vardır. Kocası yıllardır ortada yoktur; bebeğin babası belli değildir; Hester adını söylemeyi reddeder.

Ana anlatı — Bir harfin geçirdiği yolculuk

Hester'in cezası, kalabalığın önünde bir iskele üzerinde durmak ve harfi ömür boyu göğsünde taşımaktır. Anlatıcı, onu yargılayan kasaba büyüklerine bakar: kuşkusuz iyi, adil ve bilge insanlardı. Ama bütün insanlık ailesi içinden, yanılan bir kadının yüreğine hüküm vermeye ve onun iyilikle kötülükten örülmüş ağını çözmeye bu sert yüzlü bilgelerden daha az yetenekli aynı sayıda insan bulmak kolay olmazdı.

Harfin anlamı roman boyunca sabit kalmaz. Yıllar içinde Hester bir hemşire gibi hastalara, yoksullara, acı çekenlere koşar. On üçüncü bölümde anlatıcı şöyle yazar: onda öyle bir yardımseverlik, yapmaya ve acıyı paylaşmaya öyle bir güç bulunuyordu ki, birçok insan kızıl A'yı ilk anlamıyla yorumlamayı reddetti. Onun Able, yani «Muktedir» demek olduğunu söylediler. Aynı bölümün sonunda ise başka bir cümle vardır: kızıl harf görevini yerine getirmemişti. Topluluğun verdiği anlam, Hester'in içinde tam olarak tutmamıştır.

Romanın sonunda Hester, kızı Pearl'le birlikte kasabadan ayrılmış, yıllar sonra tek başına geri dönmüştür. Anlatıcı dikkatle belirtir: harfi yeniden takmıştır, kendi özgür iradesiyle, çünkü o demir çağın en sert yargıcı bile bunu dayatmazdı. Harf artık dünyanın küçümsemesini çeken bir damga olmaktan çıkıp üzülünecek, korkuyla ve saygıyla bakılacak bir şeyin simgesine dönüşmüştür.

Yaygın yanlış«*Kızıl Damga*'da A harfi baştan sona aynı anlamı taşır ve Hester sonunda cezasına boyun eğer.»
Doğrusu

— Harf romanda sürekli yeniden yorumlanır: toplum için bir utanç işaretidir, sonra birçok insana göre «Able» anlamına gelir, sonunda üzülünecek ve saygı duyulacak bir simge olur. Hester'in harfi yeniden takması da bir boyun eğiş olarak sunulmaz: anlatıcı, bunu hiçbir yargıcın dayatmayacağını, Hester'in kendi özgür iradesiyle yaptığını vurgular.

Ana anlatı — Atalar ve yazar

«Gümrük Binası» girişinin en şaşırtıcı yeri, Hawthorne'un kendi ailesine döndüğü sayfalardır. Salem'e yerleşen ilk atası asker, yasa koyucu, yargıç ve kilisede yöneticiydi; Püriten özelliklerin iyisini de kötüsünü de taşıyordu. Aynı zamanda acımasız bir zulümcüydü: Quaker'lar, onun kendi mezheplerinden bir kadına karşı sertliğini tarihlerine geçirmişlerdi. Oğlu da bu zulüm ruhunu miras almış ve cadı şehitlerinin ölümünde öyle göze batmıştı ki, onların kanının üzerinde bir leke bıraktığı söylenebilirdi.

Sonra Hawthorne şu cümleyi yazar: bu atalarımın tövbe edip etmediklerini bilmiyorum. Her ne olursa olsun, bugünkü yazar olarak, onların temsilcisi sıfatıyla, onların adına utancı üzerime alıyorum ve üzerlerine çekmiş olabilecekleri her lanetin bundan sonra kaldırılmasını diliyorum.

Henry James 1879'da yazdığı Hawthorne kitabında bu aileye bir ayrıntı ekler: New England tarihi, bu ilk atanın «Anne Coleman ve dört arkadaşının» Salem, Boston ve Dedham'da kırbaçlanması emrini verdiğini kaydeder. James'e göre Hawthorne'un girişte andığı kadın büyük olasılıkla budur.

Ama James bir şeyi daha söyler. Hawthorne Püriten vicdanı doğal mirası olarak tanıyordu; kendi ruhuna baktığında onu orada bulmuştu. Yine de onunla ilişkisi yalnızca düşünseldi, ahlaki ya da teolojik değil. Onunla oynuyor, onu bir boya gibi kullanıyordu. James'e göre günah ve cehennem bilinci, bir hayal adamının zihnine yerleşmiş ve o hayal gücü onlarla serbestçe oyun oynamaya başlamıştı.

Metin anı

On yedinci bölümde, yıllar sonra, Hester ormanda bebeğin babasıyla, kasabanın saygın genç papazı Arthur Dimmesdale'le karşılaşır. Dimmesdale suçunu yıllardır gizlemektedir. İkisi devrilmiş bir ağaç gövdesine oturur. Hester, onu bağışlayıp bağışlamadığını sorar. Dimmesdale bağışlar ve dünyada ikisinden daha kötü bir günahkâr olduğunu, yaşlı hekimin intikamının kendi günahından daha kara olduğunu söyler. Hester fısıldar:

What we did had a consecration of its own. We felt it so! We said so to each other! Hast thou forgotten it?

«Yaptığımızın kendine ait bir kutsallığı vardı. Öyle hissettik! Bunu birbirimize söyledik! Unuttun mu?»

Bu dört cümle romanın en tehlikeli cümleleridir. Püriten kasaba bir yasa koymuştur ve harf o yasanın sesidir. Hester ise ikinci bir kutsallıktan söz eder: iki insanın birbirine söylediğinden doğan kutsallık. Dimmesdale hemen susturur: sus, Hester. Unutmadım. Anlatıcı bu cümleyi ne onaylar ne reddeder; ama onu ormanın, yani kasabanın yasasının dışındaki tek yerin ortasına koyar.

Cevap ve bağlantı

Hawthorne atalarını yargılıyor mu, yoksa onların karanlığını bir renk olarak mı kullanıyor? Türkçede bu soruya birinci yönde cevap veren bir çalışma, İsmail Öğretir'in 2016 tarihli makalesidir. Öğretir'e göre Hawthorne, dedelerinin koloni yıllarında Püriten olmayanlara karşı yargıç olarak yaptığı zulüm ve haksız suçlamalar yüzünden hep sıkıntı duymuş, suçluluk duygusundan kendini kurtaramamıştır. Bu yüzden Kızıl Damga'da kasvetli Püriten dünyasını aslına uygun biçimde yeniden üretirken, Püriten tarihine karşı ahlak yasasını betimlemeye ve Püriten inancının bozulmuş yönlerini göstermeye çalışmıştır.

Henry James ise tersini düşünür: Hawthorne'un günah bilinciyle ilişkisi sanatsaldı, ahlaki değil. James romanın kusurlarını da açıkça sayar: bir gerçeklik eksikliği ve hayal öğesinin kötüye kullanılması, yüzeysel bir simgecilik. Kişiler karakter değil, tek bir ruh hâlinin resimli temsilcileridir.

İki okuma da metinde bir dayanak bulur. «Gümrük Binası»ndaki utancı üstlenme cümlesi Öğretir'i destekler. Ama aynı girişte o cümlenin hemen ardından Hawthorne, o sert atalarının kendisini bir aylak olarak göreceklerini alaycı bir dille hayal eder. Gri gölgelerden biri öbürüne fısıldar: nedir bu? Hikâye kitapları yazarı! Bu soysuz adam kemancı olsa daha iyiydi! Bu ironi James'in dediği mesafeyi gösterir. Belki Hawthorne'un yaptığı, ikisini birden yapmaktır: atalarının yargısını bir romanın içinde yargılamak ve bunu yaparken o yargıdan hikâyesinin rengini almak.

Romanın kendi son sözü de bu ikiliği taşır. Dimmesdale'in acı deneyiminden çıkarılabilecek birçok ahlak dersinden anlatıcı yalnızca birini seçer: dürüst ol, dürüst ol, dürüst ol. Dünyaya en kötü yanını değilse bile en kötünün anlaşılabileceği bir iz göster. Ve roman bir mezar taşıyla biter: kara bir zemin üzerinde kızıl bir A.

Kapanış kancası

Hawthorne gölgeyi bir romanın geniş dokusuna yaydı. Aynı yıllarda genç bir eleştirmen, Hawthorne'un öykülerini okuyup övmüş ve öykünün tek bir oturuşta okunması gerektiğini savunmuştu. Bir sonraki derste Edgar Allan Poe'ya geçiyoruz: korkuyu da, bir cinayetin çözülüşünü de hesaplanmış tek bir etkiye bağlayan bir yazar, öyküden ne ister?

Özet kartı

  1. Kızıl Damga 1850'de yayımlandı; girişi «Gümrük Binası»nda Hawthorne, Salem gümrüğünün tavan arasında altın işlemeli kırmızı bir A harfi bulduğunu ve göğsüne koyduğunda kızgın demir gibi yaktığını anlatır.
  2. Hester Prynne, on yedinci yüzyıl Boston'unda kalabalığın önünde teşhir edilir ve harfi ömür boyu taşımaya mahkûm edilir; anlatıcı onu yargılayan bilgelerin, bir kadının yüreğindeki iyilik ve kötülük ağını çözmeye en az yetenekli insanlar olduğunu söyler.
  3. Harfin anlamı değişir: birçok insan onun «Able» anlamına geldiğini söyler; Hester sonunda harfi kendi özgür iradesiyle yeniden takar ve harf saygı uyandıran bir simgeye dönüşür.
  4. Hawthorne, Quaker'lara zulmeden ve cadı yargılamalarında adı geçen ataları adına «utancı üzerime alıyorum» der; Henry James ise onun Püriten vicdanla ilişkisinin yalnızca düşünsel olduğunu, onu bir boya gibi kullandığını yazar.
  5. James romanın kusurunu yüzeysel simgecilikte görür; İsmail Öğretir ise Hawthorne'u Püriten inancın bozulmuş yönlerini gösteren bir ahlakçı olarak okur.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
PüritanizmPuritanismTeolojisini Kalvinizm'den alan, Yeni İngiltere'de din ve yönetimi birleştiren Protestan hareket
Kamusal teşhir cezasıPublic shaming punishmentSuçluyu topluluğun önünde sergileyerek ya da görünür bir işaretle cezalandırma
DamgaStigmaBir kişiyi toplumun gözünde aşağı düşüren ve öteki olarak işaretleyen özellik
Ata suçuAncestral guiltAtalarının haksızlıklarının ağırlığını kendi üzerinde hissetme ve hesabını verme çabası
Yüzeysel simgecilikSuperficial symbolismSimgelerin kişilerin hayatından doğmayıp üzerlerine yerleştirilmesi

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Hester Prynne'in cezası nedir? Anlatıcı onu yargılayan kasaba büyükleri hakkında ne der?
  2. (Kazanım 2) A harfinin anlamı roman boyunca nasıl değişir? Romanın son cümlesindeki arma bu değişimi nasıl özetler?
  3. (Kazanım 3) Hawthorne «Gümrük Binası»nda ataları hakkında ne anlatır ve kendisi ne yapar? Henry James bu atalar hakkında hangi ayrıntıyı ekler?
  4. (Kazanım 4) Henry James romanın hangi kusurlarını sayar? Hawthorne'un Püriten vicdanla ilişkisini nasıl tanımlar?
  5. (Kazanım 4) İsmail Öğretir Hawthorne'u nasıl okur? «Gümrük Binası»ndaki hangi ayrıntı iki okumayı birlikte düşünmeye izin verir?

Cevaplar

  1. Kalabalığın önünde bir iskelede durmak ve göğsünde kırmızı bir A harfini ömür boyu taşımaktır. Anlatıcı yargıçların kuşkusuz iyi, adil ve bilge insanlar olduğunu, ama bütün insanlık içinde yanılan bir kadının yüreğine hüküm vermeye ve onun iyilikle kötülükten örülmüş ağını çözmeye onlardan daha az yetenekli insan bulmanın kolay olmayacağını söyler.
  2. Başta bir utanç işaretidir; Hester'in hastalara ve yoksullara yardımı yüzünden birçok insan onun «Able», yani «Muktedir» anlamına geldiğini söyler; romanın sonunda Hester harfi kendi özgür iradesiyle yeniden takar ve harf üzülünecek, korkuyla ve saygıyla bakılacak bir simgeye dönüşür. Mezar taşındaki «kara zemin üzerinde kızıl bir A» arması, karanlık bir hikâyenin ortasında tek bir parlak noktayı, yani harfin hem yarayı hem de ışığı taşıyan anlamını özetler.
  3. İlk atasının asker, yasa koyucu ve yargıç olduğunu, Quaker'lara zulmettiğini, oğlunun da cadı yargılamalarında göze battığını anlatır. Kendisi, onların temsilcisi olarak utancı üzerine aldığını ve üzerlerindeki lanetin kaldırılmasını dilediğini yazar. Henry James, New England tarihinin bu atanın «Anne Coleman ve dört arkadaşının» kırbaçlanması emrini verdiğini kaydettiğini ve girişte anılan kadının büyük olasılıkla bu kişi olduğunu ekler.
  4. Gerçeklik eksikliğini, hayal öğesinin kötüye kullanılmasını ve yüzeysel bir simgeciliği sayar; kişilerin karakter değil, tek bir ruh hâlinin resimli temsilcileri olduğunu söyler. Hawthorne'un Püriten vicdanı doğal mirası olarak tanıdığını, ama onunla ilişkisinin ahlaki değil yalnızca düşünsel olduğunu, onu bir boya gibi kullandığını yazar.
  5. Öğretir'e göre Hawthorne atalarının zulmü yüzünden suçluluk duygusundan kurtulamamış, romanda Püriten inancın bozulmuş yönlerini göstermeye çalışan bir ahlakçıdır. «Gümrük Binası»nda utancı üstlenme cümlesinin hemen ardından Hawthorne'un, sert atalarının kendisini işe yaramaz bir hikâye yazarı olarak göreceklerini alaycı bir dille hayal etmesi, hem ahlaki ağırlığı hem de James'in sözünü ettiği sanatsal mesafeyi aynı sayfada gösterir.

Okuma

  • Nathaniel Hawthorne, Kızıl Damga, çev. Z. Gülümser Ağırer Çuhadar (Arion, 2002). «Gümrük Binası» girişinin atalar bölümünü ve XVII. bölümü okuyun.
  • Henry James, Hawthorne (1879), The Scarlet Letter üzerine bölüm; İngilizce aslı Project Gutenberg'de.
  • İsmail Öğretir, «Püritanizm ve Dinî/Ahlâki Yozlaşma: Nathaniel Hawthorne'un Kızıl Damga'sı», İlahiyat Akademi 3 (2016), 113–130.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:30 Soğuk açılış: tozlu bir tavan arası; eski evrak yığınları; bir paketin içinden çıkan solgun kırmızı bir kumaş; kumaş yavaşça bir A harfine dönüşür; bir el harfi göğse götürür, sonra harf yere düşer.
  • 1:30–2:10 Büyük soru: bir göğüs üzerinde parlayan kırmızı bir harf; arka planda bulanık bir kalabalık.
  • 2:10–3:30 Bağlam: bir liman kentinde gümrük binası; ardından on yedinci yüzyıldan ahşap evler, demir kuşaklı meşe bir hapishane kapısı.
  • 3:30–6:40 Ana anlatı — Bir harfin geçirdiği yolculuk: bir meydanda yüksek bir iskele; yıllar geçtikçe aynı harfin çevresindeki yüzler sertlikten yumuşaklığa döner; bir yoksul evinin kapısında sepet taşıyan bir kadın silueti.
  • 6:40–9:30 Ana anlatı — Atalar ve yazar: bir aile ağacı; ağacın dallarında siyah cüppeli, sert yüzlü figürler; en alt dalda bir kalem tutan bir adam.
  • 9:30–10:50 Metin anı: bir ormanda devrilmiş bir ağaç gövdesi; üzerinde yan yana oturan iki silüet; ağaçların arasından süzülen ışık.
  • 10:50–13:30 Cevap ve bağlantı: iki açık kitap yan yana, biri Latin harfli Türkçe bir dergi, biri 1879 tarihli İngilizce bir biyografi; ardından siyah bir zemin üzerinde kızıl bir harf taşıyan bir mezar taşı.
  • 13:30–14:10 Kapanış kancası: gece, bir masada mum ışığında yazan bir adam; pencerede bir kuzgun silueti.
  • İskele sahnesinde kalabalığın öfkesi yüzler üzerinden değil, siluetler ve gölgeler üzerinden gösterilir; bebek hiçbir karede tehlike içinde gösterilmez.

Telaffuz

  • Nathaniel Hawthorne: «na-TA-nyıl HO-torn»; Hester Prynne: «HES-tır PRİN»; Arthur Dimmesdale: «AR-tır DİMZ-deyl»; Pearl: «PÖRL»; Salem: «SEY-lım».
  • Biyografiyi yazan romancı James (soyadı): «CEYMZ»; Anne Coleman: «EN KOUL-mın»; Dedham: «DED-ım»; Quaker: «KUEY-kır».
  • İsmail Öğretir: «is-ma-İL öğ-re-TİR»; Z. Gülümser Ağırer Çuhadar: «gü-lüm-SER a-ğı-RER çu-ha-DAR».