İçeriğe geç

Ünite EDB-241-08 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Tolstoy III

EDB-241 Rus Edebiyatının Altın Çağı

1.930 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · anlatım 9 dk

  • Önceden bilinen son
  • ortak yalan
  • kıyas
  • sahici varoluş
  • ölüme doğru varlık
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. İvan İlyiç'in Ölümü 1886'da yayımlandı ve kahramanın ölüm ilanıyla açılır; meslektaşlarının ilk düşüncesi kendi terfileridir.
  2. İkinci bölüm İvan İlyiç'in hayatını en basit, en sıradan ve en korkunç hikâye olarak özetler; «kolay, hoş ve yakışık alır» hayat, perde asarken yaşanan küçük bir kazayla çözülür.
  3. İvan İlyiç «Kay ölümlüdür» kıyasını kendine uygulayamaz; asıl işkencesi, onun yalnızca hasta olduğunu söyleyen ortak yalandır. Yalan söylemeyen tek kişi uşak Gerasim'dir.
  4. On birinci bölümde bütün hayatının «o değil» olabileceğini düşünür; son bölümde korkusunu arar, bulamaz: ölümün yerinde ışık vardır.
  5. Leskov öyküyü toplumsal açıdan, İlya Meçnikov ağabeyinin gerçek ölümü üzerinden, Emel Koç ise Heidegger'in ölüme doğru varlık ve sahici varoluş kavramlarıyla okur.

Kazanımlar

  • İvan İlyiç'in Ölümü'nün kahramanın ölüm haberiyle açılan yapısını, önceden bilinen son kavramıyla açıklayabilir.
  • İvan İlyiç'in «Kay insandır» kıyasını kendine uygulayamamasını ve çevresindeki ortak yalanı metinden örneklerle çözümleyebilir.
  • Uşak Gerasim'in rolünü, Leskov'un 1886 tarihli toplumsal okumasıyla ve öykünün prototipi olan İvan İlyiç Meçnikov'un kendi ölümüne bakışıyla karşılaştırarak tartışabilir.
  • Öykünün son sayfasındaki «ölümün yerinde ışık vardı» cümlesini, sahici varoluş ve ölüme doğru varlık kavramlarıyla okuyan bir Türkçe incelemeyle birlikte değerlendirebilir.

Video metni

Soğuk açılış

Bir adliye binası, duruşmaya verilen bir ara. Birkaç yargıç ve bir savcı bir odada toplanmış, ünlü bir dava üzerine tartışıyor. İçlerinden biri, Pyotr İvanoviç, elindeki gazeteye bakıyor ve söze giriyor: Baylar, İvan İlyiç ölmüş.

Odadakilerin hepsi İvan İlyiç'i severdi. Ama haberi duyduklarında her birinin aklına ilk gelen şey, bu ölümün kendi terfilerini, kendi tayinlerini nasıl etkileyeceğidir. Biri boşalan yere geçerse maaşına sekiz yüz ruble ekleneceğini hesaplar. Pyotr İvanoviç, karısının kardeşini Kaluga'dan tayin ettirebileceğini düşünür. Sonra yüksek sesle söyler: Yazık.

Tolstoy'un en ünlü uzun öyküsü böyle, kahramanının cenazesinden önce başlar.

Büyük soru

Sonunu ilk sayfada öğrendiğimiz bir hikâye bizi neden son sayfaya kadar okutur? Ve bir yazar, ölmekte olan bir adamın son saatine hangi hakla bir anlam, hatta bir ışık yerleştirir?

Bağlam

İvan İlyiç'in Ölümü ilk kez 1886'da, Tolstoy'un toplu eserlerinin «son yılların eserleri» başlıklı on ikinci cildinde yayımlandı. Tolstoy bu yıllarda Anna Karenina'nın yazarı olmaktan uzaklaşmış, hayatın anlamı üzerine dinî ve ahlaki yazılara yönelmişti. Öykünün başlangıç tarihi kesin değildir; Vikikaynak'taki metnin notlarına göre ilk bir redaksiyon 1882 baharında bir gazete bürosunda okunmuş, sonra baştan değiştirilmişti. Tolstoy 20 Ağustos 1885'te L. D. Urusov'a yazdığı mektupta planını tek cümleyle özetler: basit bir adamın basit ölümünün betimlenmesi, onun içinden anlatarak.

Ana anlatı — Sonu baştan söylemek

İkinci bölüm öykünün en keskin cümlesiyle açılır: İvan İlyiç'in geçmiş hayatının hikâyesi, hikâyelerin en basiti, en sıradanı ve en korkuncuydu. Bu cümle bir özettir ama bir yargı da taşır. Okur neyin olacağını bilir; merak etmesi gereken şey, «en basit» ile «en korkunç» sözcüklerinin nasıl aynı hayata ait olabileceğidir.

Bu hayat gerçekten basittir. İvan İlyiç hukuk okulunu bitirir, taşrada memur, sonra sorgu yargıcı, sonra yargıç olur. Evlenir, çocukları olur, daha iyi bir göreve, daha büyük bir eve geçer. Tolstoy bu hayatı bir tekrarla anlatır: İvan İlyiç'in inancına göre hayat nasıl akmalıysa öyle akıyordu, kolay, hoş ve yakışık alır biçimde. Bu üçlü birkaç kez döner ve her dönüşünde biraz daha içi boş görünür.

Yeni evin perdelerini asarken bir merdivenden kayar, böğrünü pencere kolunun tokmağına çarpar. Acı geçer; sonra geri gelir. Hastalık burada başlar.

Ana anlatı — Kay insandır

İvan İlyiç öleceğini anlar ama bunu bir türlü kavrayamaz. Kiesewetter'in mantık kitabında öğrendiği örnek kıyas aklına gelir: Kay insandır, insanlar ölümlüdür, öyleyse Kay ölümlüdür. Bu kıyas bütün hayatı boyunca ona doğru gelmişti, ama yalnızca Kay için; kendisi için değil.

Çünkü o Kay değildi, genel olarak insan değildi. O annesiyle, babasıyla, kardeşleriyle, çocukluğunun oyuncaklarıyla küçük Vanya'ydı. Kay'ın ölmesi doğruydu. Ama Vanya'nın, bütün düşünceleriyle, duygularıyla ölmesi korkunçtu.

Bu yalnızlığı artıran bir şey vardır. Öykü onu açıkça adlandırır: İvan İlyiç'in asıl işkencesi yalandı. Herkesin, nedense kabul ettiği yalan: o yalnızca hastaydı, ölmüyordu; yalnızca sakin olup tedavi görmesi gerekiyordu. Ailesi, doktorlar, ziyaretçiler bu yalanı sürdürür ve onu da yalana katılmaya zorlar.

Yalana katılmayan tek kişi uşak Gerasim'dir. Genç, sağlıklı bir köylüdür; efendisinin bakımını hiç yüksünmeden yapar. İvan İlyiç onu bir kez başından savmak isteyince Gerasim açıkça söyler: Hepimiz öleceğiz. Neden biraz zahmete girmeyeyim? Anlatıcı bunu açıklar: Gerasim, bu işi ölmekte olan bir adam için yaptığı için ondan sıkılmıyordu ve bir gün kendisi için de birinin aynı zahmete gireceğini umuyordu.

Yaygın yanlış«*İvan İlyiç'in Ölümü* bir hastalığın tıbbi seyrini anlatır; asıl konu fiziksel acıdır.»
Doğrusu

— Öykü fiziksel acıyı saklamaz, ama onu asıl mesele saymaz. On birinci bölümde doktor fiziksel acıların korkunç olduğunu söyler; anlatıcı hemen ekler: ahlaki acıları fiziksel acılarından daha korkunçtu ve asıl işkence buydu. İvan İlyiç'i en çok yaralayan şey hastalık değil, çevresindeki yalan ve hayatının «doğru» olup olmadığı sorusudur.

Metin anı

On birinci bölümde bir gece, Gerasim'in uykulu, iyi huylu yüzüne bakarken daha önce kıyısından geçtiği bir düşünce İvan İlyiç'in aklına bütün ağırlığıyla gelir:

а что, как и в самом деле вся моя жизнь, сознательная жизнь, была «не то».

«Ya gerçekten de bütün hayatım, bilinçli hayatım, "o değil" idiyse?»

«Не то», yani «o değil», Rusçada tam olarak neyin yanlış olduğunu söylemez. Doğru olanın ne olduğunu da söylemez. Bu yüzden cümle bu kadar ağırdır. İvan İlyiç, yüksek mevkideki insanların iyi bulduğu şeylere karşı içinde zaman zaman beliren, hemen bastırdığı küçük itirazların belki de asıl gerçek olduğunu düşünür. Hizmeti, düzeni, ailesi, toplumsal ve mesleki çıkarları; hepsi «o değil» olabilir.

Cevap ve bağlantı

Tolstoy öyküyü karanlıkta bırakmaz. Son bölümde, ölümünden bir saat önce, İvan İlyiç kendi kendine söyler: evet, her şey «o değil»di, ama bunun önemi yok; «o»yu yapmak hâlâ mümkün. Sonra birinin elini öptüğünü hisseder; gözlerini açar, oğluna, sonra karısına bakar ve ikisine de acır. Onlara «bağışla» demek ister ama ağzından «geçir» çıkar; düzeltecek gücü yoktur, anlaması gerekenin anlayacağını bilerek elini sallar. Sonra eski korkusunu arar ve bulamaz. Ölümün yerinde ışık vardı. Tanıdık bir an: 241-06'da Andrey Bolkonski de yaralı yatarken bir aydınlanma yaşamıştı. Ama bu kez aydınlanma bir savaş alanında değil, bir yatak odasında ve bir ömrün son saatinde gelir.

Bu son nasıl okunmalı? Öykü yayımlandığı yıl üç farklı cevap doğdu. Nikolay Leskov, Haziran 1886'daki yazısında öykünün toplumsal yanını öne çıkardı: Tolstoy, efendisine gerçek insan sevgisini öğreten mutfak köylüsü Gerasim'le, soyluların birbirine sunduğu her şeyin ne kadar önemsiz olduğunu göstermişti. Öykünün prototipi olan savcı İvan İlyiç Meçnikov'un kardeşi, bilim insanı İlya Meçnikov ise başka bir ölüm anlatır. Ağabeyi son saatlerinde tamamen berrak bir akılla, pozitivist düşüncelerle ölümüne bakmış ve hepimiz öleceğimize göre, kırk beşinde ölmekle daha geç ölmek arasında yalnızca nicelik farkı olduğunu söyleyerek ona razı olmuştu. Yani gerçek İvan İlyiç'in sonunda ışık değil, sükûnetle kabul edilmiş bir hesap vardı.

Türkçe incelemeler arasında Emel Koç'un 2009 tarihli makalesi üçüncü bir yol önerir. Koç öyküyü Heidegger'in ölüm üzerine düşüncesiyle okur: İvan İlyiç'in çevresindeki insanlar ölümü kişisel olmayan bir olay gibi gösterip gizler; oysa ölüm yalnızca zihinsel değil, varoluşsal bir gerçektir.

Üç okuma aynı sonu farklı biçimde aydınlatır. Leskov'unki bir toplum eleştirisidir, Meçnikov'unki bir tanıklık, Koç'unki bir felsefi yorum. Ama öykü üçüne de tam teslim olmaz: ışık, İvan İlyiç'in iç gözünde bir andır, oda ise iki saat daha onun ölümünü izler. Tolstoy'un cümlesi ikisini yan yana koyar: onun için her şey bir anda oldu; orada bulunanlar içinse can çekişme iki saat daha sürdü.

Kapanış kancası

Tolstoy'un İvan İlyiç'i, hayatını büyük bir soruya ve bir ışığa bağlayarak bitirdi. Tolstoy'dan genç bir kuşağın yazarı, hekim Anton Çehov, çoğu zaman tam tersini yapacaktır. Bir sonraki derste Çehov'a geçiyoruz: bir öykü hiçbir hüküm vermeden, sıradan bir anda durursa okura geriye ne bırakır?

Özet kartı

  1. İvan İlyiç'in Ölümü 1886'da yayımlandı ve kahramanın ölüm ilanıyla açılır; meslektaşlarının ilk düşüncesi kendi terfileridir.
  2. İkinci bölüm İvan İlyiç'in hayatını en basit, en sıradan ve en korkunç hikâye olarak özetler; «kolay, hoş ve yakışık alır» hayat, perde asarken yaşanan küçük bir kazayla çözülür.
  3. İvan İlyiç «Kay ölümlüdür» kıyasını kendine uygulayamaz; asıl işkencesi, onun yalnızca hasta olduğunu söyleyen ortak yalandır. Yalan söylemeyen tek kişi uşak Gerasim'dir.
  4. On birinci bölümde bütün hayatının «o değil» olabileceğini düşünür; son bölümde korkusunu arar, bulamaz: ölümün yerinde ışık vardır.
  5. Leskov öyküyü toplumsal açıdan, İlya Meçnikov ağabeyinin gerçek ölümü üzerinden, Emel Koç ise Heidegger'in ölüme doğru varlık ve sahici varoluş kavramlarıyla okur.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Önceden bilinen sonForeknown endingAnlatının sonucunun okura baştan bildirilmesi ve merakın «nasıl, neden» sorusuna kayması
Ortak yalanShared lieBir topluluğun herkesin bildiği bir gerçeği konuşmamak için sürdürdüğü söz birliği
KıyasSyllogismİki öncülden zorunlu bir sonuç çıkaran mantık çıkarımı
Sahici varoluşAuthentic existenceİnsanın kendi ölümünü kabullenerek hayatını kendine ait kıldığı varoluş
Ölüme doğru varlıkBeing-toward-deathİnsan varoluşunun ölümle sınırlı olduğunu bilerek yaşayan bir varlık olarak anlaşılması

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Öykü nasıl açılır ve meslektaşlar ölüm haberine ilk olarak nasıl tepki verir? Sonun baştan bilinmesi okurun merakını nasıl değiştirir?
  2. (Kazanım 2) Kiesewetter'in kıyası nedir ve İvan İlyiç bu kıyası neden kendine uygulayamaz?
  3. (Kazanım 2) Öyküde «ortak yalan» neyi ifade eder? Gerasim bu yalandan nasıl ayrılır?
  4. (Kazanım 3) Leskov ve İlya Meçnikov öykünün sonuna ve Gerasim'e hangi açılardan bakar?
  5. (Kazanım 4) Emel Koç öyküyü hangi kavramlarla okur? «Ölümün yerinde ışık vardı» cümlesi bu okumayla nasıl ilişkilendirilebilir?

Cevaplar

  1. Bir adliye binasında, duruşma arasında Pyotr İvanoviç gazetede İvan İlyiç'in ölüm ilanını görür ve arkadaşlarına haber verir. Hepsi onu severdi, ama her birinin ilk düşüncesi bu ölümün kendi terfi ve tayinlerini nasıl etkileyeceğidir. Son baştan bilindiği için merak «ne olacak?» sorusundan «bu hayat nasıl ve neden hem en basit hem en korkunç hikâyeydi?» sorusuna kayar.
  2. Kay insandır, insanlar ölümlüdür, öyleyse Kay ölümlüdür. İvan İlyiç bu kıyası hayatı boyunca doğru bulmuştur, ama yalnızca Kay için. Kendisi ise genel olarak insan değil, annesiyle, babasıyla, çocukluğuyla küçük Vanya'dır; onun ölmesi korkunç ve kavranamaz görünür.
  3. Herkesin kabul ettiği, onun yalnızca hasta olduğu, ölmediği, sakin olup tedavi görmesi gerektiği yalanıdır; ailesi, doktorlar ve ziyaretçiler bunu sürdürür ve onu da katılmaya zorlar. Gerasim ise açıkça «Hepimiz öleceğiz» der, bakımını hiç yüksünmeden yapar ve bir gün kendisi için de birinin aynı zahmete gireceğini umar.
  4. Leskov, Gerasim'in efendisine gerçek insan sevgisini öğrettiğini, soyluların birbirine sunduğu her şeyin bunun yanında önemsiz kaldığını vurgulayarak toplumsal bir okuma yapar. İlya Meçnikov ise öykünün prototipi olan ağabeyinin son saatlerinde berrak bir akılla ve pozitivist düşüncelerle ölümüne razı olduğunu, kırk beşinde ya da daha geç ölmek arasında yalnızca nicelik farkı gördüğünü anlatır; bu tanıklıkta ışık değil, sükûnetle kabul edilmiş bir hesap vardır.
  5. Koç öyküyü Heidegger'in ölüme doğru varlık ve sahici varoluş kavramlarıyla okur: ölüm yalnızca zihinsel değil varoluşsal bir gerçektir ve insan hayatını kendi ölümünü kabullenerek kendine ait kılar. Bu okumada İvan İlyiç'in «o değil» sorusu sahici varoluşa geç bir yaklaşmadır; korkusunu bulamayıp ölümün yerinde ışık görmesi, ölümü gizleyen ortak yalandan kurtulmanın bir anı olarak okunabilir.

Okuma

  • Lev Tolstoy, İvan İlyiç'in Ölümü, çev. Mazlum Beyhan (İş Kültür, 2014). Birinci ve ikinci bölümleri art arda, sonra altıncı bölümü ve son iki bölümü okuyun; «kolay, hoş ve yakışık alır» ifadesinin nerelerde döndüğünü işaretleyin.
  • Emel Koç, «Varoluşsal Bir Problem Olarak Ölüm Üzerine Bir Değerlendirme: Tolstoy'un İvan İlyiç'in Ölümü Adlı Eseri», Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 12/22 (2009), 245–259.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:20 Soğuk açılış: yüksek tavanlı bir adliye odası; masada katlanmış bir gazete, siyah çerçeveli küçük bir ilan; masanın etrafındaki gölgelerin başlarının üstünde küçük rakamlar ve ok işaretleri belirir.
  • 1:20–2:00 Büyük soru: bir kitabın son sayfası önce açılır, sonra sayfalar geriye doğru hızla çevrilir.
  • 2:00–3:10 Bağlam: bir yazı masasında mektup kâğıdı ve bir mühür; raflarda sıralanmış aynı kapaklı ciltler.
  • 3:10–5:50 Ana anlatı — Sonu baştan söylemek: bir kariyer merdiveni gibi yükselen basamaklarda küçük bir figür; basamaklar gittikçe cilalı mobilyalara, perdelere dönüşür; bir merdiven ve bir perde kornişi.
  • 5:50–9:00 Ana anlatı — Kay insandır: kara tahtada üç satırlık bir kıyas; son satırdaki «Kay» sözcüğü silinip yerine bir çocuk silüeti gelir; ardından bir oturma odasında gülümseyen, birbirine bakan maskeler ve bir köşede kolları sıvalı genç bir uşak.
  • 9:00–10:20 Metin anı: gece, loş bir oda; bir mumun yanında uyuklayan iyi yüzlü bir genç; tek bir soru işareti karanlıkta yavaşça büyür.
  • 10:20–13:30 Cevap ve bağlantı: bir kapı aralığından sızan ışık; ardından üç masa: bir gazete sayfası, bir laboratuvar defteri, bir felsefe kitabı.
  • 13:30–14:10 Kapanış kancası: bir taşra istasyonunda bekleyen, çantasını taşıyan bir hekim silüeti.
  • Hasta bedeni, acı ifadeleri ve ölüm anı gösterilmez; son bölüm yalnızca ışık ve boş bir oda ile anlatılır. Öykünün sonundaki fiziksel ayrıntılar seslendirmede okunmaz.

Telaffuz

  • Смерть Ивана Ильича: «SMYERT' i-VA-na il-Yİ-ça»; İvan İlyiç: «i-VAN il-YİÇ»; Pyotr İvanoviç: «PYOTR i-VA-na-viç»; Gerasim: «ge-RA-sim»; Kiesewetter: «Kİ-ze-ve-ter»; Kaluga: «ka-LU-ga».
  • Nikolay Leskov: «ni-ka-LAY les-KOF»; İlya Meçnikov (bilim insanı): «il-YA MYEÇ-ni-kof»; L. D. Urusov: «u-RU-sof»; Anton Çehov: «an-TON ÇE-hof».
  • Heidegger: «HAY-de-ger»; makalenin yazarı Emel Koç: «e-MEL KOÇ»; romanın yazarı, soyadıyla: «tal-STOY».