Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Yeraltından Notlar (1864), «Ben hasta bir adamım... Ben kötü bir adamım» diye başlar; anlatıcı fazla bilinçli olmayı gerçek bir hastalık sayar.
- Yeraltı adamı, insanın çıkarını bilince iyi olacağı görüşüne ve her şeyin hesaplandığı «kristal saray» düşüne itiraz eder; bu saray Çernişevski'nin Ne Yapmalı? (1863) romanındaki dökme demir ve cam saraydır.
- Dostoyevski 1 Ocak 1868 tarihli mektubunda Budala'nın amacını tamamen güzel bir insanı tasvir etmek olarak koyar; Don Kişot ve Pickwick'in ancak gülünç oldukları için güzel olduklarını söyler.
- Prens Mışkin'in iyiliği kimseyi kurtarmaz; roman Rogojin'in işlediği bir cinayet ve Mışkin'in aklını yitirmesiyle biter.
- «Dünyayı güzellik kurtaracak» sözü romanda İppolit'in alayla aktardığı bir söylentidir; Yağar'a göre Tehlikeli Oyunlar bir üstkurmaca olarak Yeraltından Notlar'dan esinlenmiştir.
Kazanımlar
- Yeraltından Notlar'ın anlatıcısını, açılış cümleleri ve «fazla bilinçli olmak bir hastalıktır» düşüncesi üzerinden yeraltı adamı ve aşırı bilinç kavramlarıyla açıklayabilir.
- Yeraltı adamının «kristal yapı» itirazını, Çernişevski'nin Ne Yapmalı? romanındaki dökme demir ve camdan saray düşüyle karşılaştırarak bir karşı ütopya olarak çözümleyebilir.
- Dostoyevski'nin Budala için yazdığı «tamamen güzel insan» amacını ve Prens Mışkin'in romandaki yazgısını yorumlayabilir.
- «Dünyayı güzellik kurtaracak» sözünün romandaki bağlamını ve Yeraltından Notlar'ın Oğuz Atay üzerindeki etkisine ilişkin bir tespiti tartışabilir.
Video metni
Soğuk açılış
Petersburg'un kenarında, köhne bir odada, kırk yaşında bir adam yazmaya başlar. Uzak bir akrabasından küçük bir miras kalınca memurluğu bırakmıştır. İlk cümlesi bir itiraftır: ben hasta bir adamım. Hemen ardından ikincisi gelir: ben kötü bir adamım. Çekici olmayan bir adamım.
Karaciğerinin ağrıdığını düşünür, ama hastalığından hiç anlamaz. Tedavi olmaz, hiç olmamıştır; doktorlara saygı duyduğu hâlde. Neden? Öfkeden. Karaciğerim ağrıyorsa, bırakalım daha da çok ağrısın.
Büyük soru
İnsan kendi çıkarını bilseydi hep iyi mi davranırdı? Ve tamamen iyi bir insan bir romanda yaşayabilir mi, yoksa ancak gülünç olarak mı görünebilir?
Bağlam
241-03'te Raskolnikov'un bir kuramla hareket ettiğini ve kuramının onu çökerttiğini gördük. Dostoyevski bundan iki yıl önce, 1864'te, kuramlara ve hesaplara karşı bir adamı konuşturmuştu: Yeraltından Notlar. 109-07'de bu adamın «iki kere iki dört» formülüne isyanını, varoluşçuluğun öncülleri arasında görmüştük. Bu derste isyanın kime yöneldiğine bakacağız. Ardından Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'dan sonra yazdığı Budala'ya geçeceğiz.
İki kitap birbirinin tersi gibidir. Birincisinin anlatıcısı kötü olduğunu söyleyen, kendini yiyip bitiren bir adamdır. İkincisinin kahramanı Prens Mışkin ise kötülük nedir bilmeyen, çevresindekilerin «budala» dediği bir adamdır.
Ana anlatı — Hastalık olarak bilinç
Yeraltı adamı neden bu kadar huzursuzdur? İkinci bölümde cevabı verir: fazla bilinçli olmak bir hastalıktır, gerçek, tam bir hastalık. İnsan hayatı için sıradan insanın bilincinin yarısı, hatta dörtte biri fazlasıyla yeterdi. Bir böcek bile olmayı defalarca istemiş, ama buna bile layık olamamıştır.
Aşırı bilinç onu eylemden alıkoyar. Sıradan insan bir duvara çarpınca durur ve duvarı kabul eder; yeraltı adamı ise her nedenin arkasında başka bir neden görür, her kararın yanında karşı kararı bulur. Sonunda hiçbir şey yapamaz, yalnızca konuşur.
Ana anlatı — Kristal saray
Yeraltı adamı kiminle tartışmaktadır? Yedinci bölümde muhataplarının görüşünü alaycı bir özetle aktarır: insan kötülük yapar, çünkü gerçek çıkarını bilmez; onu aydınlatın, gerçek, olağan çıkarlarını gösterin, iyiliğin kendi çıkarı olduğunu görecek ve zorunlu olarak iyilik yapacaktır. Yeraltı adamının cevabı tek bir ünlemdir: ah bebek, ah temiz, masum çocuk!
Muhataplarının geleceğe ilişkin tablosu da bellidir. Her şey hesaplanıp bir tabloya konduğunda yeni ekonomik ilişkiler kurulacak, bütün soruların cevabı bulunacak, o zaman bir kristal saray yükselecektir. Onuncu bölümde yeraltı adamı bu saraya itiraz eder: siz ebediyen yıkılmaz bir kristal yapıya inanıyorsunuz; yani ona gizlice dil bile çıkarılamayacak, cepte bile nanik yapılamayacak bir yapıya. Belki de ondan tam bu yüzden korkuyorum.
Bu saray bir romandan gelir. Radikal yazar Nikolay Çernişevski 1863'te yayımlanan Ne Yapmalı? romanında, kahramanı Vera Pavlovna'nın dördüncü düşünde bir gelecek sarayı betimler: Sydenham tepesinde duran saray gibi, dökme demir ve cam, yalnızca dökme demir ve cam. Yeraltı adamı bu düşe cevap verir. Bir yağmurda bir tavuk kümesine sığınabilirim, der, ama beni ıslanmaktan korudu diye kümesi saray sanmam.
Yaygın yanlış«Yeraltı adamı Dostoyevski'nin sözcüsüdür; yazar onun bütün görüşlerini paylaşır.»
— Anlatıcı kendini ilk cümlelerden hasta, kötü ve çekici olmayan biri olarak tanıtır ve kendi sözleriyle sürekli çelişir. Dostoyevski ona Çernişevski'nin akılcı ütopyasına itiraz ettirir, ama onu bir örnek olarak değil, aşırı bilincin bir kurbanı olarak çizer.
Ana anlatı — Tamamen güzel bir insan
Dört yıl sonra Dostoyevski tam ters yönden bir deneme yaptı. 1 Ocak 1868'de yeğeni Sofya İvanova'ya yazdığı mektupta, Moçulski'nin aktardığı biçimiyle, yeni romanının amacını söyler: romanın asıl fikri, tamamen güzel bir insanı tasvir etmektir. Bundan daha zor bir şey yoktur; bunu deneyen bütün yazarlar yenilmiştir. Dünyada tamamen güzel olan tek bir yüz vardır: İsa. Hristiyan edebiyatındaki güzel kişilerin en tamamlanmışı Don Kişot'tur, ama o ancak aynı zamanda gülünç olduğu için güzeldir; Dickens'ın Pickwick'i de gülünçtür.
Prens Mışkin, İsviçre'de bir hekimin yanında yıllarca süren bir tedaviden sonra Petersburg'a döner. Sara hastasıdır, saftır, herkese inanır. Birinci kısmın sonunda güzel ve yaralı Nastasya Filippovna, kendisine yüz bin ruble getiren tüccar Rogojin'in parasını şömineye atar ve onunla parası için evlenmeye hazır olan Ganya'yı, paketi çıplak elleriyle ateşten çıkarmaya çağırır. İkinci kısımda Mışkin, Rogojin'in evinde haçtan yeni indirilmiş İsa'yı gösteren bir resmin, Hans Holbein'ın bir tablosunun kopyasını görür ve irkilir: bu resimden kimi insanın inancı bile kaybolabilir. Rogojin sessizce onaylar: kayboluyor da.
Roman bir felaketle biter. Rogojin Nastasya Filippovna'yı öldürür; Mışkin bütün bir geceyi onun yanında geçirir. Sabah geldiklerinde Mışkin artık kimseyi tanımaz. Anlatıcı yazar: İsviçre'deki eski hekimi onu şimdi görse, tedavinin ilk yılında olduğu gibi elini sallar ve «Budala!» derdi.
Metin anı
Üçüncü kısmın beşinci bölümünde, veremli genç İppolit, Mışkin'e alaylı bir soru sorar:
Правда, князь, что вы раз говорили, что мир спасет «красота»? Господа, — закричал он громко всем, — князь утверждает, что мир спасет красота!
«Doğru mu prens, bir keresinde dünyayı "güzelliğin" kurtaracağını söylemişsiniz? Beyler, diye bağırdı yüksek sesle herkese, prens dünyayı güzelliğin kurtaracağını iddia ediyor!»
241-01'deki yöntemi burada da kullanabiliriz: ünlü bir sözün sahibini, onun geçtiği ilk yere dönerek ararız. «Dünyayı güzellik kurtaracak» sözü çoğu zaman Dostoyevski'nin bir inancı gibi aktarılır. Oysa romanda söz tırnak içindedir, bir söylentidir ve alaycı bir ağızdan gelir. İppolit hemen ekler: prensin bu oyuncaklı düşünceleri âşık olmasındandır. Söz romanın içinde bir iddia olarak ortada kalır; roman onu ne doğrular ne yalanlar. Mışkin'in sonu ise güzelliğin kimseyi kurtaramadığı bir sahnedir.
Cevap ve bağlantı
İnsan kendi çıkarını bilseydi hep iyi mi davranırdı? Yeraltı adamının cevabı hayırdır. İnsan bazen tam kendi çıkarına aykırı olanı ister, yalnızca kendi iradesini göstermek için. Kristal sarayın tehlikesi de buradadır: her şeyin hesaplandığı bir düzende insan dil bile çıkaramaz. Karaciğeri ağrıyınca tedaviyi öfkeyle reddeden adam, bu itirazın canlı bir örneğidir.
Tamamen iyi bir insan bir romanda yaşayabilir mi? Dostoyevski'nin mektubu bu soruyu önceden sorar ve Don Kişot'un, Pickwick'in ancak gülünç oldukları için güzel olduklarını söyler. Mışkin gülünç değildir, ama «budala» sayılır; iyiliği çevresindekileri kurtarmaz, sonunda kendi aklını da yitirir. Roman iyiliği anlatabilir, ama onu dünyada yaşatamaz.
Yeraltı adamı Türk edebiyatında da bir akraba buldu. Yağar'ın, Yıldız Ecevit'in Oğuz Atay çalışmasına dayanarak aktardığına göre Dostoyevski hem okur hem yazar olarak Atay üzerinde etkili olmuştur; bir üstkurmaca olarak Tehlikeli Oyunlar'ın Yeraltından Notlar'dan esinlenmesi bu etkinin başında gelir. Atay'ın kahramanları da kendi zihinlerinde durmadan tartışan, eyleme geçmekte zorlanan, okuruyla konuşan kişilerdir. Bu bir tespittir; hangi sayfanın hangi sayfadan esinlendiğini göstermek, Ecevit'in çalışmasına bakmayı gerektirir.
Kapanış kancası
Rogojin, resmin önünde Mışkin'e bir soru daha sorar: Tanrı'ya inanıyor musun? Dostoyevski bu soruyu son büyük romanında bir kardeşin ağzına, bir başka kardeşe karşı koyacak. Bir sonraki derste Karamazov Kardeşler'e ve «Büyük Engizisyoncu» bölümüne geçiyoruz: insanlara özgürlük mü verilmeli, yoksa ekmek mi?
Özet kartı
- Yeraltından Notlar (1864), «Ben hasta bir adamım... Ben kötü bir adamım» diye başlar; anlatıcı fazla bilinçli olmayı gerçek bir hastalık sayar.
- Yeraltı adamı, insanın çıkarını bilince iyi olacağı görüşüne ve her şeyin hesaplandığı «kristal saray» düşüne itiraz eder; bu saray Çernişevski'nin Ne Yapmalı? (1863) romanındaki dökme demir ve cam saraydır.
- Dostoyevski 1 Ocak 1868 tarihli mektubunda Budala'nın amacını tamamen güzel bir insanı tasvir etmek olarak koyar; Don Kişot ve Pickwick'in ancak gülünç oldukları için güzel olduklarını söyler.
- Prens Mışkin'in iyiliği kimseyi kurtarmaz; roman Rogojin'in işlediği bir cinayet ve Mışkin'in aklını yitirmesiyle biter.
- «Dünyayı güzellik kurtaracak» sözü romanda İppolit'in alayla aktardığı bir söylentidir; Yağar'a göre Tehlikeli Oyunlar bir üstkurmaca olarak Yeraltından Notlar'dan esinlenmiştir.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Yeraltı adamı | Underground man | Toplumdan çekilmiş, zihninde durmadan tartışan, eyleme geçemeyen anlatıcı tipi |
| Aşırı bilinç | Hyperconsciousness | Kendi düşünce ve güdülerini durmadan gözlemleyip eyleme geçememe hâli |
| Karşı ütopya | Anti-utopia | Kusursuz bir toplum tasarımını insana kaybettireceklerini göstererek eleştiren yazı |
| Kristal saray | Crystal palace | Akılla kurulmuş kusursuz gelecek toplumunun demir ve cam simgesi |
| Tamamen güzel insan | Positively beautiful man | Kötülükten arınmış, iyi ve saf bir insanı romanın merkezine koyma amacı |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Yeraltından Notlar hangi cümlelerle başlar? Anlatıcı neden fazla bilinçli olmayı bir hastalık sayar?
- (Kazanım 2) Yeraltı adamı yedinci bölümde hangi görüşe itiraz eder? Kristal saraydan neden korkar?
- (Kazanım 2) Kristal saray imgesi Çernişevski'nin romanında nasıl yer alır? Yeraltından Notlar buna nasıl bir karşı ütopya olarak cevap verir?
- (Kazanım 3) Dostoyevski 1868 mektubunda Budala'nın amacını nasıl koyar? Mışkin'in romandaki sonu bu amaç hakkında ne düşündürür?
- (Kazanım 4) «Dünyayı güzellik kurtaracak» sözü romanda nasıl geçer? Yağar, Oğuz Atay'ı Yeraltından Notlar'la nasıl ilişkilendirir?
Cevaplar
- «Ben hasta bir adamım... Ben kötü bir adamım. Çekici olmayan bir adamım» cümleleriyle başlar. İkinci bölümde fazla bilinçli olmanın gerçek bir hastalık olduğunu söyler: sıradan insanın bilincinin yarısı, dörtte biri bile hayat için yeterdi. Aşırı bilinç onu her nedenin arkasında başka bir neden görmeye iter ve eylemden alıkoyar.
- İnsanın gerçek çıkarını bilmediği için kötülük yaptığı, aydınlatılırsa iyiliğin kendi çıkarı olduğunu görüp zorunlu olarak iyilik yapacağı görüşüne itiraz eder ve bu inanca «ah bebek, ah masum çocuk» diye güler. Kristal saraydan korkar, çünkü ebediyen yıkılmaz bir yapıdır; ona gizlice dil bile çıkarılamaz, yani her şeyin hesaplandığı bir düzende insanın kendi iradesini gösterme imkânı kalmaz.
- Çernişevski'nin 1863'te yayımlanan Ne Yapmalı? romanında Vera Pavlovna'nın dördüncü düşünde gelecek, Sydenham tepesindeki saray gibi dökme demir ve camdan bir yapı olarak betimlenir. Yeraltı adamı bu düşe, o düzenin insana özgürlüğünü kaybettireceğini göstererek itiraz eder: yağmurda kümese sığınabilir, ama kümesi saray sanmaz. Bu, kusursuz bir toplum tasarımını eleştiren bir karşı ütopyadır.
- Romanın asıl fikrinin tamamen güzel bir insanı tasvir etmek olduğunu, bunun en zor iş olduğunu ve bütün yazarların burada yenildiğini söyler; tamamen güzel tek yüzün İsa olduğunu, Don Kişot'un ve Pickwick'in ancak gülünç oldukları için güzel olduklarını ekler. Mışkin'in iyiliği kimseyi kurtarmaz; roman Rogojin'in cinayetiyle biter ve Mışkin aklını yitirir. Bu son, Dostoyevski'nin mektubunda önceden sezdiği zorluğu doğrular.
- Söz Mışkin'in kendi cümlesi olarak değil, veremli İppolit'in alayla aktardığı bir söylenti olarak geçer; İppolit prensin bu düşüncelerinin âşık olmasından geldiğini ekler. Yağar, Yıldız Ecevit'in çalışmasına dayanarak Dostoyevski'nin Atay üzerinde hem okur hem yazar olarak etkili olduğunu ve bir üstkurmaca olarak Tehlikeli Oyunlar'ın Yeraltından Notlar'dan esinlendiğini söyler.
Okuma
- Fyodor Dostoyevski, Yeraltından Notlar, çev. Nihal Yalaza Taluy (İş Kültür, 2008). Birinci kısmın ilk iki bölümünü ve 7–10. bölümlerini okuyun.
- Fyodor Dostoyevski, Budala; Türkçesi Ergin Altay'ın, İş Kültür baskısı (2012). Birinci kısmın son bölümünü, ikinci kısmın dördüncü bölümünü ve son bölümü okuyun.
- Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar. Hikmet'in iç konuşmalarını yeraltı adamının konuşmalarıyla karşılaştırın.