İçeriğe geç

Ünite EDB-240-09 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Zola ve natüralizm

EDB-240 Realizmin Büyük Romanları

1.675 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma · anlatım 8 dk

  • Kişileştirilmiş mekân
  • kolektif kahraman
  • yerinde araştırma
  • sınıf bilinci
  • belirlenimcilik
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Germinal (1885), Étienne Lantier'nin uydurma bir maden kasabası olan Montsou'ya gelişiyle başlar; Voreux ocağı insanları yutan obur bir hayvan olarak kişileştirilir.
  2. Yaşlı Bonnemort sekiz yaşına basmadan ocağa inmiş, elli sekiz yaşına kadar orada çalışmıştır; ocak kuşakları tüketir.
  3. Grev bölümlerinde «Ekmek!» diye yürüyen kalabalık bir kolektif kahramana dönüşür; aynı kalabalık burjuvanın gözünde «devrimin kızıl vizyonu»dur.
  4. Romanın son cümlesinde madenciler toprağın altında filizlenen «kara, öç alıcı bir ordu»dur; başlık devrim takviminin filizlenme ayını anar.
  5. James Zola'nın bireylerini sığ bulur ama grev bölümünü yeni bir standart sayar; Mahiroğulları romanı bir endüstri ilişkileri belgesi olarak okur, ama uydurma Montsou'yu gerçek bir yer gibi anar.

Kazanımlar

  • Germinal'in açılışındaki Voreux maden ocağı betimlemesini kişileştirilmiş mekân kavramıyla çözümleyebilir.
  • Grev bölümlerinde kalabalığın bir kolektif kahramana dönüşmesini ve burjuva gözünden görülen «kızıl vizyonu» yorumlayabilir.
  • Romanın son sayfasındaki filizlenme imgesini, natüralizmin belirlenimciliğiyle gerilim içinde okuyabilir.
  • Henry James'in Zola eleştirisini ve romanı bir endüstri ilişkileri belgesi olarak okuyan bir Türk çalışmasını karşılaştırarak kurmaca ile belge arasındaki sınırı tartışabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Mart ayı, yıldızsız bir gece. Kuzey Fransa'da düz bir ovada, pancar tarlaları arasından dümdüz uzanan on kilometrelik taş bir yolda bir adam tek başına yürür. Ağaç yoktur, tepe yoktur; yalnızca denizde esiyormuş gibi esen buz gibi bir rüzgâr.

Adam işsizdir. Uzakta, karanlığın ortasında birkaç ateş yanar. Bir maden ocağının kulesi, bacası, bina yığınları belirir. Adam ısınmak için ateşe yaklaşır ve ocağa bakar. Ocak ona bir yapı gibi görünmez. Dünyayı yemek için oraya çömelmiş, obur, kötü bir hayvan gibi görünür.

Büyük soru

Bir roman bir kalabalığı kahraman yapabilir mi? Ve bir romancının maden ocaklarında topladığı belgeler, romanını bir tarih kaynağına çevirir mi?

Bağlam

109-03'te Zola'nın natüralizmini tanımıştık: kişilerini kalıtımın ve çevrenin belirlediği varsayımı, romanı bir deney gibi kurma iddiası ve yirmi romanlık Rougon-Macquart dizisi. 207-06'da da Ahmet Mithat'ın natüralizmi yalnız kötülükleri göstermekle eleştirdiğini görmüştük. Bu derste o dizinin belki en çok okunan romanına, 1885'te yayımlanan Germinal'e bakıyoruz.

Romanın kahramanı Étienne Lantier, Montsou adlı uydurma bir maden kasabasına gelir ve Voreux ocağında işe girer. Madencilerin sefaletini görür, sosyalist fikirlerle tanışır ve bir grevin önderlerinden biri olur. Grev açlıkla, şiddetle ve yenilgiyle biter.

Ana anlatı — İnsan yiyen ocak

Açılıştaki benzetme bir süs değildir; roman boyunca tekrar eder. Étienne ocağa ilk kez indiği sabah tek bir şeyi anlar: kuyu insanları yirmişer otuzar lokma hâlinde yutar, hem de o kadar kolay bir yutkunuşla ki onların geçtiğini hissetmez bile. Birinci bölümün sonunda ocak, çukurunun dibinde kötü bir hayvan gibi çöker ve insan etini güçlükle sindiren bir hayvan gibi daha ağır, daha uzun soluk alır. Ocağın adı bile, Voreux, Fransızcada oburluğu çağrıştırır.

Ocağın içinde kuşaklar tükenir. Étienne'in ilk gece tanıştığı yaşlı madenci Bonnemort, sekiz yaşına basmadan Voreux'ye indiğini, şimdi elli sekiz yaşında olduğunu anlatır. Önce çocuk işçi, sonra vagon iten, sonra kömür kazan olmuş; bacakları tutmaz olunca başka işlere verilmiş, en sonunda hekim orada kalacağını söyleyince yeryüzüne çıkarılmıştır. Adının anlamı bile bir ironidir: iyi ölüm.

Ana anlatı — Kalabalığın sesi

Grev uzadıkça roman bireylerden kalabalığa geçer. Beşinci kısımda sayıları iki bine varan madenci ocaktan ocağa yürür. Metin aynı çığlığı defalarca tekrarlar: «Ekmek! ekmek! ekmek!» Kalabalık artık birkaç yüzün toplamı değil, kendi iradesi olan tek bir beden gibidir.

Zola bu kalabalığı yalnızca içeriden göstermez. Aynı bölümde maden müdürünün karısı ve konuklar bir ahırın kapı aralığından geçen kalabalığı seyreder. Genç kızlar dehşetin içinde bile bir sanat zevkiyle «Muhteşem!» diye fısıldar. Anlatıcı onların korkusunu şöyle adlandırır: bu, yüzyıl sonunun kanlı bir akşamında hepsini alıp götürecek devrimin kızıl vizyonuydu. Kalabalık aynı sayfada hem acıyla açlıktan yürüyen insanlar, hem de burjuvanın kâbusu olarak görünür.

Yaygın yanlış«*Germinal* işçileri idealize eden bir devrim romanıdır.»
Doğrusu

— Roman madencilerin sefaletini ve haklılığını gösterir, ama grevin şiddetini, kalabalığın korkunçlaşmasını ve önderlerin yanılgılarını da saklamaz. Yenilgiyle biter. Zola hem işçilerin açlığını, hem de burjuvanın kalabalığa duyduğu korkuyu aynı romanda yazar.

Metin anı

Grev yenilmiştir. Étienne ocaktan ayrılıp Paris'e gitmek üzere, nisan güneşi altında ovada yürür. Yerin altında, arkadaşlarının kazmalarının sesini duyar gibi olur:

Des hommes poussaient, une armée noire, vengeresse, qui germait lentement dans les sillons, grandissant pour les récoltes du siècle futur, et dont la germination allait faire bientôt éclater la terre.

«İnsanlar büyüyordu; kara, öç alıcı bir ordu, sabanın açtığı çizgilerde yavaş yavaş filizleniyor, gelecek yüzyılın hasatları için boy atıyordu ve bu filizlenme yakında toprağı çatlatacaktı.»

Bu imge, ilk sayfadaki imgenin tersidir. Açılışta toprak ve ocak insanları yutar; sonda toprak insanları filizlendirir. Romanın adı da buraya bağlanır: Germinal, Fransız devrim takviminde ilkbaharın, filizlenmenin ayıdır. Mart gecesinde başlayan roman, nisan güneşinde biter.

Cevap ve bağlantı

Bir roman bir kalabalığı kahraman yapabilir mi? Henry James, Notes on Novelists kitabına aldığı denemede Zola'ya iki ayrı not verir. Ona göre Zola'nın bireyleri basit ve sığdır; psikolojisi, psikolojik bir çağda, görece kabadır. Ama aynı James, Germinal'deki madenci grevini anlatan bölümü, bu tür sahneleri işlemek için yeni bir ölçü ve standart, yeni bir enerji ve doğruluk koyan bir başarı sayar. James bir şeye daha şaşırır: Zola, demokratik, kötü kokulu dediği Sıradan'ın içine destanın malzemesini nasıl yerleştirebilmiştir? Bireyin sığlığı ile kalabalığın destanı, aynı romanın iki yüzüdür.

Romancının topladığı belgeler romanı bir tarih kaynağına çevirir mi? Mahiroğulları romanı tam da böyle okur. Ona göre Zola maden ocaklarına inmiş, işçilerle ve işverenlerle görüşmüş, dönemin grevleri üzerine belgeler toplamıştır; romandaki ücretler ve fiyatlar da o yılların gerçek verilerine uyar. Mahiroğulları romanı on dokuzuncu yüzyıl sonunda Fransız endüstri ilişkilerinin, düşük ücretlerin, kadın ve çocuk emeğinin bir tanığı olarak kullanır.

Ama bu okumanın bir sınırı vardır ve makalenin kendisi onu gösterir. Mahiroğulları romanın olaylarını 1870'lerde Kuzey Fransa'daki «Montsou kömür ocakları grevlerine» bağlar ve Voreux'yü binlerce işçinin çalıştığı gerçek bir ocak gibi anar. Oysa Montsou da Voreux da romanın uydurduğu yerlerdir. Belgeler romanı besler, ama roman bir belge değildir: ücretler gerçek olabilir, ocak ise bir hayvandır.

Kapanış kancası

Zola'nın natüralizmi yalnızca Fransa'da tartışılmadı. 109-03'te Beşir Fuad'ın onu İstanbul'da Hugo'nun karşısına koyduğunu görmüştük. Peki realizm Türk romanına nasıl girdi: bir akımın programı olarak mı, yoksa tek tek romancıların cümleleri, sahneleri ve anlatıcıları aracılığıyla mı? Serinin son dersinde Halit Ziya'nın romanlarıyla Flaubert'in romanlarını yan yana okuyoruz.

Özet kartı

  1. Germinal (1885), Étienne Lantier'nin uydurma bir maden kasabası olan Montsou'ya gelişiyle başlar; Voreux ocağı insanları yutan obur bir hayvan olarak kişileştirilir.
  2. Yaşlı Bonnemort sekiz yaşına basmadan ocağa inmiş, elli sekiz yaşına kadar orada çalışmıştır; ocak kuşakları tüketir.
  3. Grev bölümlerinde «Ekmek!» diye yürüyen kalabalık bir kolektif kahramana dönüşür; aynı kalabalık burjuvanın gözünde «devrimin kızıl vizyonu»dur.
  4. Romanın son cümlesinde madenciler toprağın altında filizlenen «kara, öç alıcı bir ordu»dur; başlık devrim takviminin filizlenme ayını anar.
  5. James Zola'nın bireylerini sığ bulur ama grev bölümünü yeni bir standart sayar; Mahiroğulları romanı bir endüstri ilişkileri belgesi olarak okur, ama uydurma Montsou'yu gerçek bir yer gibi anar.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Kişileştirilmiş mekânPersonified settingBir yapının ya da yerin iradesi ve iştahı olan canlı bir varlık gibi anlatılması
Kolektif kahramanCollective protagonistEylemi bir kişinin değil bir topluluğun ya da kalabalığın taşıması
Yerinde araştırmaField researchRomancının anlatacağı yeri, işi ve insanları yerinde inceleyip belge toplaması
Sınıf bilinciClass consciousnessBir sınıfın üyelerinin ortak çıkarlarını fark edip birlikte davranmaya başlaması
BelirlenimcilikDeterminismDavranışın iradeden çok kalıtım, çevre ve toplumsal koşullarca belirlendiği görüşü

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Germinal'in ilk bölümlerinde Voreux ocağı nasıl betimlenir? Bu betimleme romanın düşmanı hakkında ne söyler?
  2. (Kazanım 2) Grev bölümlerinde kalabalık nasıl bir kahramana dönüşür? Maden müdürünün evindekilerin gözünden bu kalabalık nasıl görünür?
  3. (Kazanım 3) Romanın son cümlesindeki imge nedir? İlk sayfadaki imgeyle nasıl bir karşıtlık kurar?
  4. (Kazanım 3) Natüralizmin belirlenimciliği ile son sayfadaki filizlenme imgesi arasında nasıl bir gerilim vardır?
  5. (Kazanım 4) Henry James ve Mahiroğulları Germinal'i nasıl değerlendirir? Mahiroğulları'nın okuması kurmaca ile belge arasındaki sınır hakkında ne gösterir?

Cevaplar

  1. Ocak, dünyayı yemek için oraya çömelmiş obur, kötü bir hayvan gibi görünür; insanları yirmişer otuzar lokma hâlinde yutar ve insan etini güçlükle sindirir gibi ağır ağır soluk alır. Bu kişileştirme, romanın asıl düşmanının bir kişi değil, insanları tüketen ocak ve onun temsil ettiği düzen olduğunu gösterir.
  2. Sayıları iki bine varan madenci ocaktan ocağa yürürken aynı «Ekmek! ekmek! ekmek!» çığlığını tekrarlar ve ortak bir iradesi olan tek bir beden gibi davranır; bu, kolektif bir kahramandır. Maden müdürünün karısı ve konukları kalabalığı bir ahırın kapı aralığından seyreder; genç kızlar «Muhteşem!» diye fısıldar ve anlatıcı onların korkusunu devrimin kızıl vizyonu olarak adlandırır.
  3. Toprağın altında filizlenen, gelecek yüzyılın hasatları için büyüyen ve yakında toprağı çatlatacak kara, öç alıcı bir ordu. İlk sayfada toprak ve ocak insanları yutar; son sayfada toprak onları bir tohum gibi filizlendirir. Mart gecesinde başlayan roman nisan güneşinde biter.
  4. Natüralizm insanın kalıtım ve çevre tarafından belirlendiğini varsayar; romanın büyük bölümü sefaletin kuşaktan kuşağa nasıl sürdüğünü gösterir. Son sayfa ise bu belirlenmiş sefaletin içinden bir değişimin filizlenebileceğini söyler; roman bir yasayı değil bir umudu da taşır.
  5. James, Zola'nın bireylerini basit ve sığ, psikolojisini kaba bulur; ama grev bölümünü bu tür sahnelerin işlenmesinde yeni bir ölçü ve standart sayar ve Zola'nın «Sıradan»ın içine destanı yerleştirmesine şaşırır. Mahiroğulları romanı Fransız endüstri ilişkilerinin, ücretlerin ve kadın ve çocuk emeğinin bir tanığı olarak okur. Ama Montsou'yu ve Voreux'yü gerçek yerler gibi anması, belgelerin romanı beslediğini ama romanın bir belgeye dönüşmediğini gösterir.

Okuma

  • Émile Zola, Germinal, çev. Bertan Onaran (İş Kültür, 2010). Birinci kısmın ilk üç bölümünü, beşinci kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerini ve son bölümü okuyun.
  • Henry James, «Émile Zola», Notes on Novelists (1914) içinde.
  • Adnan Mahiroğulları, «Emile Zola'nın Germinal'i ve XIX. Yüzyılın Sonlarında Fransız Endüstri İlişkileri», Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi 43–44 (2000).

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:30 Soğuk açılış: yıldızsız bir gece; dümdüz bir taş yolda tek başına yürüyen bir adam; uzakta yanan ateşler ve bir maden kulesinin silueti; kule yavaşça çömelmiş bir hayvan biçimine döner.
  • 1:30–2:10 Büyük soru: bir kalabalığın yüzleri tek bir silüette birleşir; yanında üst üste yığılmış belgeler.
  • 2:10–3:20 Bağlam: bir aile ağacı; dallarından biri bir maden kasabasına uzanır.
  • 3:20–6:00 Ana anlatı — İnsan yiyen ocak: kafese binen işçiler karanlık bir ağza doğru iner; yaşlı bir madencinin elleri; bir çocuk ve bir yaşlının aynı ocağın ağzında yan yana silueti.
  • 6:00–8:40 Ana anlatı — Kalabalığın sesi: ovada ilerleyen kalabalık, tek bir dalga gibi; bir ahır kapısının aralığından bakan gözler; ekranda kırmızı bir ışık.
  • 8:40–10:10 Metin anı: nisan güneşi altında bir tarla; toprağın altında kıpırdayan tohumlar; toprağı çatlatarak yükselen filizler.
  • 10:10–13:40 Cevap ve bağlantı: bir defter, bir harita, bir ücret tablosu; ardından haritada «Montsou» yazan noktanın silinip yerine bir soru işaretinin gelmesi.
  • 13:40–14:20 Kapanış kancası: Paris'ten İstanbul'a uzanan bir kitap rafı; rafın iki ucunda birer roman.
  • Grev şiddeti ve ölümler canlandırmada gösterilmez; kalabalık yalnızca uzak siluetlerle, ses ve ışıkla anlatılır.

Telaffuz

  • Zola: «zo-LA»; roman adı Germinal: «jermi-NAL»; Étienne Lantier: «e-TYEN lan-TYE»; Montsou: «mon-SU»; Voreux: «vo-RÖ»; Bonnemort: «bon-MOR»; Marchiennes: «mar-ŞYEN».
  • Rougon-Macquart: «ru-GON ma-KAR»; Du pain: «dü PEN»; Henry James: «HEN-ri CEYMZ»; Mahiroğulları: «ma-hi-ro-ğul-la-RI»; çevirmen Onaran: «o-na-RAN».