Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Charlotte'un 1850 notuna göre kardeşler, kadın yazarların önyargıyla karşılanacağını sezdikleri için Currer, Ellis ve Acton Bell adlarını seçti.
- Gaskell'e göre Lowood'un aslı sayılan Cowan Bridge hakkındaki tanıklıklar çelişkilidir; Maria ile Elizabeth Brontë 1825'te öldü.
- Jane Eyre'in «kadınlar da erkekler gibi hisseder» pasajını Woolf, öfkenin sanatı bozduğu «beceriksiz bir kırılma» olarak eleştirir.
- Uğultulu Tepeler Lockwood'un ve Nelly'nin iç içe anlatısıyla kurulur; Catherine Heathcliff'e bağını bir kimlik olarak tanımlar: «Ben Heathcliff'im.»
- Akman'ın aktarımıyla Gilbert ve Gubar Bertha'yı Jane'in öfkeli ikizi olarak, Spivak ise Jane'in özgürlüğü için feda edilen sömürgeli kadın olarak okur; harem pasajı Doğu'yu bu özgürlüğün karşıtı olarak kullanır.
Kazanımlar
- Brontë kardeşlerin erkek adları taşıyan takma adlarla yayımlama gerekçesini Charlotte'un 1850 tarihli biyografik notundan açıklayabilir ve Lowood ile Cowan Bridge arasındaki ilişki üzerine tartışmalı tanıklıkları aktarabilir.
- Jane Eyre'deki «kadınlar da erkekler gibi hisseder» pasajını Virginia Woolf'un eleştirisiyle karşılaştırarak yorumlayabilir.
- Uğultulu Tepeler'in iç içe anlatı yapısını ve Catherine'in «Ben Heathcliff'im» konuşmasını çözümleyebilir; Charlotte'un önsözünün Emily'nin romanını nasıl çerçevelediğini tartışabilir.
- Bertha Mason ve harem pasajı üzerinden Gilbert ile Gubar'ın ve Spivak'ın okumalarını, Akman'ın aktarımıyla karşılaştırarak Jane'in özgürlüğünün bedelini tartışabilir.
Video metni
Soğuk açılış
1845 sonbaharı, Kuzey İngiltere'de bir papaz evi. Otuzuna yaklaşan bir kadın, rastlantıyla, kız kardeşinin el yazısıyla dolu bir şiir defteri bulur. Okur ve şaşırır: bu şiirler kısa, yoğun, güçlü, sıradan kadın şiirlerine hiç benzemiyor.
Defterin sahibi öfkelenir. Kimsenin iç dünyasına izinsiz girmesine katlanamayan bir kadındır. Keşfe razı olması saatler, şiirlerin yayımlanmaya değer olduğuna ikna olması günler sürer. Sonunda üç kız kardeş, küçük bir şiir kitabı için anlaşır. Ama kendi adlarıyla değil: Currer, Ellis ve Acton Bell.
Büyük soru
Bir kadının özgürlüğü romanda kimin pahasına kurulur? Ve bir yazarın eserini en doğru kim anlatır: onu en iyi tanıyan kardeşi mi, yoksa ondan bir yüzyıl sonra gelen okurlar mı?
Bağlam
Charlotte, Emily ve Anne Brontë, Yorkshire'da Haworth'ta bir papazın kızlarıydı. 1847'de üçü de roman yayımladı: Charlotte'un Jane Eyre'i, Emily'nin Uğultulu Tepeler'i ve Anne'in Agnes Grey'i. 240-01'de Charlotte'un Austen için yazdığı sert mektubu okumuştuk: özenle çitlenmiş bir bahçe, ama açık kır yok. Bu derste o açık kırın romanlarına bakıyoruz.
Charlotte, 1850'de kardeşlerinin romanlarının yeni baskısına bir biyografik not ekledi. O sırada Emily ile Anne ölmüştü. Charlotte'un ölümünden sonra romancı Elizabeth Gaskell bir Charlotte Brontë'nin Hayatı yazdı ve bu notu uzun uzun alıntıladı.
Ana anlatı — Adlarını saklayan üç kadın
Charlotte biyografik notta takma adların gerekçesini açıkça yazar. Açıkça erkek olan adları almaktan vicdanen çekindiler; ama kadın olduklarını da ilan etmek istemediler. Çünkü o zaman yazma ve düşünme biçimlerinin «kadınca» sayılmadığından habersiz olsalar da, kadın yazarların önyargıyla karşılandığı yolunda belli belirsiz bir izlenimleri vardı. Eleştirmenlerin kadın yazarı cezalandırırken kişiliğine saldırdığını, ödüllendirirken de gerçek bir övgü olmayan bir iltifata başvurduğunu fark etmişlerdi.
Jane Eyre bir mürebbiyenin hayatını birinci ağızdan anlatır. Jane yetim bir kızdır. Teyzesinin evinde bir ceza olarak «kırmızı oda»ya kilitlenir, sonra Lowood adlı yoksul bir yatılı okula gönderilir. Yetişkin olunca Thornfield Konağı'nda bir mürebbiye olur ve evin sahibi Rochester'a âşık olur.
Lowood'un bir aslı olduğu düşünüldü. Gaskell'e göre Brontë kızları 1824'te Cowan Bridge'deki bir yatılı okula gönderildi. En büyük iki kardeş, Maria ile Elizabeth, 1825'te öldü. Charlotte, Gaskell'e Lowood'u okulun bu kadar çabuk tanınacağını bilseydi öyle yazmayacağını, ama yazdıklarının o dönem için doğru olduğunu söyledi. Gaskell ise bu konuda tanıklıkların birbiriyle çeliştiğini, gerçeğe ulaşmanın neredeyse imkânsız olduğunu açıkça yazar. Charlotte'un ve iki tanığın anlattığı bir sahneyi okulun hekimi hatırlamadığını söylemiştir.
Jane'in sevdiği adam da bir türün mirasçısıdır. Rochester gibi Emily'nin Heathcliff'i de karanlık bir geçmişi, tutkusu ve kural tanımazlığıyla 239-05'te tanıdığımız Byron'ın kahramanlarına benzer.
Ana anlatı — Kuş değilim
Jane Eyre'in on ikinci bölümünde Jane, Thornfield'in üçüncü katındaki koridorda yalnız bir aşağı bir yukarı yürürken okura seslenir. Milyonlarca insan kendi yazgısına karşı sessizce ayaklanmaktadır. Kadınların genellikle çok sakin olması beklenir, ama kadınlar da erkekler gibi hisseder. Yeteneklerini kullanacak bir alana erkek kardeşleri kadar ihtiyaçları vardır. Onların puding yapmakla ve çorap örmekle yetinmesi gerektiğini söylemek dar kafalılıktır.
Bu pasaj romanın en çok alıntılanan yerlerinden biridir. Ama Virginia Woolf 1929'da Kendine Ait Bir Oda'da aynı pasajı alıntılayıp bir kusur gösterdi. Pasaj biter bitmez Jane, Grace Poole'un kahkahasını duyar. Woolf'a göre bu beceriksiz bir kırılmadır. Bu sayfaları yazan kadında Jane Austen'dan daha fazla deha vardır; ama o sarsıntıya, o öfkeye bakınca dehasının bütünüyle ifade edilemeyeceği görülür. Woolf'a göre Charlotte sakin yazması gerekirken öfkeyle yazar, kişilerini yazması gerekirken kendini yazar.
Woolf'un eleştirisi de tartışmaya açıktır. Woolf öfkeyi sanatı bozan bir şey olarak görür; başka okurlar ise romanın gücünü tam da bu öfkede bulur. Jane'in romanın ilerleyen bir yerinde Rochester'a söylediği gibi: kuş değilim ve hiçbir ağ beni tutamaz; ben özgür bir insanım.
Ana anlatı — Bir hikâyenin içinde bir hikâye
Uğultulu Tepeler başka bir biçimde kurulur. Roman, 1801 tarihli bir günlük kaydıyla açılır. Anlatıcı, ıssız bir kır evini kiralayan Lockwood adlı bir yabancıdır. Ev sahibi Heathcliff ile tanışır, evin tuhaflığını çözemez ve kâhya Nelly Dean'den hikâyeyi anlatmasını ister. Romanın büyük kısmını Nelly anlatır; Nelly'nin anlatısının içinde de başka kişilerin mektupları ve konuşmaları vardır.
Bu yapı romanın en tutkulu sahnesini bile bir süzgeçten geçirir. Dokuzuncu bölümde genç Catherine Earnshaw, Edgar Linton ile evleneceğini Nelly'ye itiraf eder, sonra Heathcliff'e olan bağını anlatır. Bu sahneyi Nelly, yıllar sonra Lockwood'a aktarır.
Yaygın yanlış«*Uğultulu Tepeler* iki sevgilinin romantik aşk hikâyesidir.»
— Catherine ile Heathcliff'in bağı romanın merkezindedir, ama roman iki ailenin iki kuşağına yayılır ve büyük bir bölümü Heathcliff'in intikamını anlatır. Üstelik bu hikâyeyi olayların içinde yer almış, taraf tutan bir kâhya anlatır. Okurun gördüğü aşk, bir tanığın hatırladığı ve yorumladığı aşktır.
Metin anı
Catherine, Nelly'ye Edgar ile Heathcliff'i karşılaştırır:
My love for Linton is like the foliage in the woods: time will change it, I'm well aware, as winter changes the trees. My love for Heathcliff resembles the eternal rocks beneath: a source of little visible delight, but necessary. Nelly, I am Heathcliff!
«Linton'a olan sevgim ormandaki yapraklar gibi: zaman onu değiştirecek, biliyorum, kışın ağaçları değiştirmesi gibi. Heathcliff'e olan sevgim altlarındaki sonsuz kayalara benziyor: gözle görülür pek az sevinç verir, ama gereklidir. Nelly, ben Heathcliff'im!»
Benzetmelere bakalım. Edgar'a duyulan sevgi yapraktır; güzeldir, görünür, ama geçicidir. Heathcliff'e duyulan bağ kayadır; görünmez, sevindirmez, ama her şeyin altındadır. Catherine bir aşk tanımlamaz; bir kimlik tanımlar. Bu yüzden Edgar ile evlenmesi yalnızca bir tercih değil, kendinden bir parçayı dışarıda bırakmaktır.
Cevap ve bağlantı
Bir yazarın eserini en doğru kim anlatır? 1850'de Charlotte, ölen kardeşinin romanını savunurken onu çerçeveledi. Gaskell'in alıntısına göre Charlotte, Emily'nin çevresindeki köylüleri pek tanımadığını, onlarla neredeyse hiç konuşmadığını, ama hikâyelerini dinlediğini yazar. Heathcliff gibi varlıkları yarattıktan sonra, der Charlotte, ne yaptığını bilmiyordu. Ve ekler: yaşasaydı zihni güçlü bir ağaç gibi büyür, meyveleri daha olgun olurdu. Charlotte kardeşini severek savunur; ama romanı bir olgunlaşmamışlık eseri olarak da sunar. Önsöz, romanı okurun önüne sevgi dolu ama kısıtlayıcı bir çerçeveyle koyar.
Bir kadının özgürlüğü kimin pahasına kurulur? Jane Eyre Thornfield'in çatı katında bir sır saklar: Rochester'ın Jamaika'dan getirdiği, deli sayılıp kilitlenmiş ilk karısı Bertha Mason. Akman, bu figür üzerine iki okumayı karşılaştırır. Gilbert ile Gubar'a göre Bertha, Jane'in karanlık ikizidir; Viktorya dönemi kadınının kurallara karşı öfkeli direnişini temsil eder.
Spivak ise başka bir şey görür. Akman'ın aktardığına göre Spivak'a göre Jane'in Britanya kurgusunun feminist bireyci kahramanı olabilmesi için sömürgeden gelen Bertha'nın evi ateşe verip kendini yok etmesi gerekir. Bu, emperyalizmin epistemik şiddetinin bir örneğidir.
Akman, harem pasajını da bu çizgide okur. Rochester, Jane'i Büyük Türk'ün bütün haremine değişmeyeceğini söyler. Jane öfkelenir: öyle bir şey istiyorsa İstanbul çarşılarına gidip köle satın alsın; kendisi de misyoner olup haremdeki kölelere özgürlük vaaz edecek ve «üç tuğlu paşa»yı zincire vuracaktır. 239-09'da gördüğümüz hayal edilen Doğu burada bir İngiliz kadınının özgürlüğünü ölçmek için kullanılır. Akman'a göre roman, Britanya'nın kendi kölelik geçmişini susup köleliği Türklere yükler. Jane'in özgürlüğü gerçektir; ama bir çatı katındaki sömürgeli kadının ve uzaktaki bir haremin karanlığına karşı parlatılmıştır.
Kapanış kancası
Brontë kardeşler erkek adlarının arkasına saklanarak yazdı. Birkaç yıl sonra bir başka kadın, Mary Ann Evans, George Eliot adıyla roman yayımlamaya başlayacak. Onun büyük romanı bir kişinin değil, bütün bir taşra kasabasının hayatını anlatır. Bir sonraki derste Middlemarch'a geçiyoruz: bir roman, bir kasabanın bütün hayatlarını birbirine bağlayan görünmez ağı nasıl gösterir?
Özet kartı
- Charlotte'un 1850 notuna göre kardeşler, kadın yazarların önyargıyla karşılanacağını sezdikleri için Currer, Ellis ve Acton Bell adlarını seçti.
- Gaskell'e göre Lowood'un aslı sayılan Cowan Bridge hakkındaki tanıklıklar çelişkilidir; Maria ile Elizabeth Brontë 1825'te öldü.
- Jane Eyre'in «kadınlar da erkekler gibi hisseder» pasajını Woolf, öfkenin sanatı bozduğu «beceriksiz bir kırılma» olarak eleştirir.
- Uğultulu Tepeler Lockwood'un ve Nelly'nin iç içe anlatısıyla kurulur; Catherine Heathcliff'e bağını bir kimlik olarak tanımlar: «Ben Heathcliff'im.»
- Akman'ın aktarımıyla Gilbert ve Gubar Bertha'yı Jane'in öfkeli ikizi olarak, Spivak ise Jane'in özgürlüğü için feda edilen sömürgeli kadın olarak okur; harem pasajı Doğu'yu bu özgürlüğün karşıtı olarak kullanır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Mürebbiye romanı | Governess novel | Varlıklı bir evde çocuk eğiten eğitimli ama yoksul kadının hayatını konu edinen roman |
| Byronik kahraman | Byronic hero | Gururlu, tutkulu, karanlık geçmişli, kural tanımayan, hem çeken hem korkutan erkek tipi |
| İç içe anlatı | Nested narration | Bir anlatıcının hikâyesi içinde başka bir anlatıcının hikâyesinin yer aldığı yapı |
| Çatı katındaki deli kadın | Madwoman in the attic | Kadın kahramanın bastırılmış öfkesini taşıyan kilitli ikiz figürü |
| Epistemik şiddet | Epistemic violence | Sömürgeleştirilenlerin sesini silen bilgi ve temsil düzeninin şiddeti |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Charlotte 1850 notunda kardeşlerin neden erkek adı gibi okunabilen takma adlar seçtiğini nasıl açıklar?
- (Kazanım 1) Gaskell Lowood ile Cowan Bridge ilişkisi hakkında ne söyler? Bu tanıklıklar neden tartışmalıdır?
- (Kazanım 2) Woolf, Jane Eyre'in on ikinci bölümündeki pasajda neyi kusur olarak görür? Bu eleştiriye nasıl itiraz edilebilir?
- (Kazanım 3) Uğultulu Tepeler'in anlatısı nasıl kurulur? Catherine'in yaprak ve kaya benzetmesi Edgar ile Heathcliff arasındaki farkı nasıl anlatır?
- (Kazanım 4) Akman'ın aktardığı Gilbert-Gubar ve Spivak okumaları Bertha Mason'ı nasıl farklı görür? Harem pasajı bu tartışmaya ne ekler?
Cevaplar
- Açıkça erkek olan adları almaktan vicdanen çekindiklerini, ama kadın olduklarını da ilan etmek istemediklerini yazar; kadın yazarların önyargıyla karşılandığı izlenimi taşıyorlardı. Eleştirmenlerin kadın yazarı cezalandırırken kişiliğine saldırdığını, ödüllendirirken de gerçek övgü olmayan bir iltifatla yetindiğini fark etmişlerdi.
- Gaskell'e göre kızlar 1824'te Cowan Bridge'e gönderildi; Maria ile Elizabeth 1825'te öldü. Charlotte, okulun bu kadar çabuk tanınacağını bilseydi Lowood'u öyle yazmayacağını, ama yazdıklarının o dönem için doğru olduğunu söyledi. Gaskell tanıklıkların çeliştiğini ve gerçeğe ulaşmanın neredeyse imkânsız olduğunu yazar; Charlotte'un ve iki tanığın anlattığı bir sahneyi okulun hekimi hatırlamaz.
- Jane'in kadınların da erkekler gibi hissettiğini söylediği pasajın ardından birden Grace Poole'un kahkahasının gelmesini beceriksiz bir kırılma sayar. Woolf'a göre Charlotte'ta Austen'dan fazla deha vardır, ama sakin yazması gereken yerde öfkeyle, kişilerini yazması gereken yerde kendini yazar. İtiraz edenler, romanın gücünü tam da bu öfkede ve Jane'in «kuş değilim, özgür bir insanım» diyen sesinde bulur.
- Roman 1801 tarihli bir günlük kaydıyla açılır; yabancı Lockwood hikâyeyi kâhya Nelly Dean'den dinler, Nelly'nin anlatısının içinde de başka kişilerin mektupları ve konuşmaları vardır. Catherine'e göre Edgar'a olan sevgisi zamanla değişecek ormandaki yapraklar gibidir; Heathcliff'e bağı ise pek sevinç vermeyen ama gerekli olan sonsuz kayalar gibidir. Bu bir kimlik tanımıdır: «Ben Heathcliff'im.»
- Gilbert ile Gubar'a göre Bertha, Jane'in karanlık ikizidir ve Viktorya dönemi kadınının kurallara karşı öfkeli direnişini temsil eder. Spivak'a göre ise Jane'in feminist bireyci kahraman olabilmesi için sömürgeden gelen Bertha'nın evi ateşe verip kendini yok etmesi gerekir; bu emperyalizmin epistemik şiddetidir. Harem pasajında Jane özgürlüğünü, İstanbul çarşılarında köle alan bir paşa ve haremdeki kölelerle karşıtlık içinde tanımlar; Akman'a göre roman Britanya'nın kölelik geçmişini susup köleliği Türklere yükler.
Okuma
- Emily Brontë, Uğultulu Tepeler, çev. Başak Bekişli, önsöz Jale Parla (İletişim, 2023). Birinci bölümü ve dokuzuncu bölümü okuyun; Lockwood ile Nelly'nin seslerini ayırın.
- Charlotte Brontë, Jane Eyre, on ikinci ve yirmi dördüncü bölümler.
- Virginia Woolf, Kendine Ait Bir Oda (1929), dördüncü bölüm.
- Filiz Barın Akman, «The Others in Charlotte Brontë's Jane Eyre: A Postcolonial-Orientalist and Feminist Reading», SEFAD 41 (2019).