İçeriğe geç

Ünite EDB-240-06 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Dickens

EDB-240 Realizmin Büyük Romanları

2.013 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · anlatım 10 dk

  • Düşkünler evi
  • faydacılık
  • sanayi romanı
  • karikatür
  • yapısal yoksulluk
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Forster'ın yayımladığı otobiyografik parçaya göre Dickens, babası borçtan hapse düştükten sonra bir boya fabrikasında kavanoz kapatıp etiket yapıştırdı; bu anılar David Copperfield'ın ilk bölümlerine taşındı.
  2. Oliver Twist'te kura ile seçilen Oliver'ın «biraz daha istiyorum» sahnesi, düşkünler evindeki hayatı bilerek kötü tutan 1834 yasasını hedef alır.
  3. Çelikkol'a göre roman sistemi eleştirirken çözümü bireysel iyilikte bulur ve toplumsal kötülüğü Yahudi kimliğiyle anılan Fagin'e yükler.
  4. Zor Zamanlar'ın açılışında atları bilen Sissy «bilmiyor», ezber tanımı okuyan Bitzer «biliyor» sayılır; Coketown aynı faydacı zihniyetin kentidir.
  5. Ruskin, Dickens'ın karikatürünü doğru ama fazla uç bulur; Türkeş'e dayanan Güner'e göre Türk romanında yoksulluk yapısal bir sorun olarak II. Meşrutiyet'le görünmeye başlar.

Kazanımlar

  • Dickens'ın boya fabrikasında geçen çocukluğunu, Forster'ın yayımladığı otobiyografik parçadan yola çıkarak açıklayabilir ve bu deneyimin David Copperfield'a nasıl taşındığını gösterebilir.
  • Oliver Twist'teki düşkünler evi sahnesini 1834 Yoksullar Yasası ve Çelikkol'un «tikel ile sistem» okumasıyla çözümleyebilir.
  • Zor Zamanlar'ın açılışındaki at tanımı sahnesini ve Coketown betimlemesini faydacılığın eleştirisi olarak yorumlayabilir.
  • Ruskin'in karikatür eleştirisini ve Türk romanında yoksulluğun yapısal bir sorun olarak görünmeye başlaması üzerine bir tespiti karşılaştırarak Dickens'ın toplumsal eleştirisinin sınırlarını tartışabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Londra, Thames kıyısında yıkık dökük eski bir ev. Tahta döşemeler çürümüş, bodrumda fareler cirit atıyor. Birinci kattaki bir köşede küçük bir çocuk oturuyor. Önünde ayakkabı boyası dolu kavanozlar var. İşi, her kavanozun ağzını önce yağlı kâğıtla, sonra mavi kâğıtla kapatmak, iple bağlamak, kâğıdı düzgünce kesmek ve üstüne basılı bir etiket yapıştırmak. Haftalığı altı şilin; belki yedi, kendisi de tam hatırlamıyor.

Yıllar sonra, ünlü ve mutlu bir adamken, o günleri şöyle yazacak: hiçbir kelime ruhumun o gizli ıstırabını anlatamaz. Ve ekleyecek: bugün bile rüyalarımda bir karım, çocuklarım olduğunu, hatta bir yetişkin olduğumu unutup o günlere geri dönüyorum.

Büyük soru

Bir roman bir sistemi nasıl eleştirir: yasaları, istatistikleri, fabrikaları mı gösterir, yoksa tek bir çocuğun tabağını mı? Bir yazarın abartısı gerçeği büyüterek mi görünür kılar, yoksa çarpıtarak mı gizler?

Bağlam

Charles Dickens 1812'de doğdu. Babası borç yüzünden hapse düştüğü yıllarda oğlu bir boya fabrikasında çalışmaya başladı. Dickens'ın kendi yazdığına göre bu dönemi karısı dahil kimseye anlatmadı; yalnızca yakın dostu ve biyografisini yazacak olan John Forster'a yazılı bir parça verdi. Forster bu parçayı Dickens'ın ölümünden sonra yayımladı.

Dickens'ın romanları tefrika olarak, aylık ya da haftalık bölümler hâlinde çıktı ve geniş bir okur kitlesine ulaştı. 103-02'de Forster'ın Dickens karakterlerini düz karakter örneği olarak kullandığını görmüştük. Bu derste o karakterlerin içinde yaşadığı dünyaya bakıyoruz: sanayi devriminin İngiltere'si ve o dünyada büyüyen çocuklar.

Ana anlatı — Boya fabrikasındaki çocuk

Forster'ın yayımladığı parçada Dickens, fabrikaya gönderilmesini şöyle anlatır: o yaşta bu kadar kolay gözden çıkarılabilmesine hâlâ şaşırıyordur. Hiç kimse, zeki, hevesli, çabuk incinen bir çocuğun sıradan bir okula gönderilmesi için bir şeyler yapmayı akıl etmemiştir. Anne babası bu işten memnundur.

Parçanın en sert cümlesi sonlara doğrudur. Babası bir tartışmadan sonra onun artık fabrikaya dönmeyip okula gideceğini söyler. Annesi ise geri dönmesini ister. Dickens yazar: bunu kin ya da öfkeyle yazmıyorum; ama annemin beni geri göndermeye hevesli olduğunu hiç unutmadım, unutmayacağım, unutamam. Forster'a göre Dickens oradan ayrıldığında on iki yaşından büyük olamazdı.

Forster bu parçanın nasıl bir romana dönüştüğünü de anlatır. Dickens önce kendi hayatını yazmaya niyetlenmiştir. Sonra David Copperfield fikri doğar ve fabrika anıları romanın ilk bölümlerine, kurmaca bir şişe deposuna taşınır. Gerçek boya kavanozları, romanda yıkanan şişelere dönüşür.

Ana anlatı — Bir tabak lapa

Dickens'ın ikinci romanı Oliver Twist tefrikaya 1837'de başladı. Oliver bir düşkünler evinde doğmuş bir yetimdir. İkinci bölümde, açlıktan çaresiz kalan çocuklar kura çeker ve kura Oliver'a düşer. Akşam yemeğinden sonra Oliver elinde kâsesi ve kaşığıyla müdüre yaklaşır: «Lütfen efendim, biraz daha istiyorum.» Sağlıklı ve şişman müdür bembeyaz kesilir, kazana tutunur.

Çelikkol'a göre sahne, 1834 tarihli Yeni Yoksullar Yasası'na yöneliktir. Yasa, düşkünler evindeki hayatın en alt sınıftaki bağımsız bir işçininkinden daha az çekici olmasını şart koşuyordu; amaç yoksulu çalışmaya yöneltmekti. Romanın alaycı anlatıcısı, bu yasayı hazırlayan kurulu «çok bilge, derin, felsefi adamlar» diye anar.

Ama Çelikkol burada beklenmedik bir yakınlık görür. Dickens politik ekonomiyi reddeder; yine de yasayı tartışan iktisatçı J. R. McCulloch gibi o da soyut kurama güvenmez ve tek tek örneklere dayanır. Roman sistemi eleştirirken çözümü de sistemde değil bireyde bulur: Oliver'ı sonunda iyi yürekli bir beyefendi evlat edinir. Çelikkol bir kusura daha dikkat çeker: çocukları suça sürükleyen başlıca kişi Fagin, romanda ısrarla Yahudi kimliğiyle anılır. Toplumsal bir kötülük, ırksallaştırılmış tek bir figüre yüklenir.

Ana anlatı — Bir atın tanımı

Hard Times, Türkçesiyle Zor Zamanlar, 1854'te çıktı ve bir sanayi kentini merkeze alır. İlk cümlesi bir öğretim programıdır: şimdi benim istediğim olgular; bu oğlanlara ve kızlara olgulardan başka bir şey öğretmeyin. Bunu söyleyen, kendi okulunu örnek bir okul yapmak isteyen Thomas Gradgrind'dir; cebinde her zaman bir cetvel, bir terazi ve bir çarpım tablosu taşır.

Gradgrind sınıfta bir kıza yönelir, adını değil numarasını söyleyerek: yirmi numaralı kız. Kızın adı Sissy Jupe'tur; babası sirkte at terbiye eder. Gradgrind «Sissy» adını da, sirki de istemez. Kızdan bir atın tanımını ister. Atlarla büyümüş kız cevap veremez. Bunun üzerine Bitzer adlı soluk tenli bir oğlan, bir sözlük maddesi gibi tanımı okur.

Roman bu okuldan kente geçer. Coketown kırmızı tuğladan bir kenttir, ama duman ve kül tuğlaları kırmızı bırakmamıştır. Bacalarından hiç çözülmeyen duman yılanları yükselir; kara bir kanalı ve kokulu boyalarla mora çalan bir nehri vardır. Buhar makinesinin pistonu bütün gün tekdüze bir biçimde iner kalkar. Birbirine benzeyen sokaklarda birbirine benzeyen insanlar aynı saatte aynı işe gider; her gün dünün ve yarının aynısıdır.

Yaygın yanlış«*Zor Zamanlar* bir işçi romanıdır; olayları fabrikanın içinde geçer.»
Doğrusu

— Romanın ilk sahnesi bir okulda geçer ve eleştirinin hedefi önce bir eğitim anlayışıdır. Dickens fabrikayı çoğunlukla dışarıdan, bir kentin görünümü olarak gösterir. Roman, çocukları olgularla dolduran okul ile işçileri makineye bağlayan fabrikanın aynı zihniyetten doğduğunu öne sürer.

Metin anı

Bitzer'ın tanımı ve Gradgrind'in hükmü:

'Quadruped. Graminivorous. Forty teeth, namely twenty-four grinders, four eye-teeth, and twelve incisive.' […] 'Now girl number twenty,' said Mr. Gradgrind. 'You know what a horse is.'

«"Dört ayaklı. Otçul. Kırk diş: yirmi dördü azı, dördü köpek dişi, on ikisi kesici." […] "Şimdi yirmi numaralı kız," dedi Bay Gradgrind, "bir atın ne olduğunu biliyorsun."»

Sahnenin ironisi tam da bu terslikte yatar. Sissy'nin atla ilgili bildiği her şey, deneyimden gelir ve okulun diliyle söylenemez. Bitzer'ın bildiği her şey doğrudur, ama tek bir atı öbüründen ayırmaz. Dickens, Bitzer'ı güneş ışığında bile rengi çekilen, kesilse beyaz kanayacakmış gibi görünen bir oğlan olarak çizer. Olgularla doldurulmuş çocuğun bedeni de renksizleşmiştir.

Cevap ve bağlantı

Bir roman bir sistemi nasıl eleştirir? Dickens'ın cevabı tek bir çocuktan geçer: bir tabak lapa isteyen Oliver, adı yerine numarasıyla çağrılan Sissy. Bu yöntem güçlüdür, çünkü okur sistemin bedelini bir yüzde görür. Ama sınırı da vardır. Çelikkol'un gösterdiği gibi, çözüm de bir yüzde, bir beyefendinin iyiliğinde kalır.

John Ruskin, Unto This Last denemelerine eklediği bir notta bu sınırı başka bir yerden eleştirdi. Ona göre Dickens'ın karikatürü çoğu zaman kabadır, ama asla yanlış değildir; anlattığı şeyler her zaman doğrudur. Yine de Ruskin, Zor Zamanlar'ı bazı bakımlardan Dickens'ın en büyük eseri sayarken ondan daha sert ve daha kesin bir çözümleme ister: fabrikatör Bounderby tipik bir işveren değil, dramatik bir canavardır. Ruskin'e göre Dickens bir sahne ateşinin çemberi içinde konuşur; ama ana yönü ve amacı her kitabında haklıdır.

Aynı soru Türk romanında da sorulabilir: yoksulluk romana ne zaman bir sistemin ürünü olarak girer? Güner, Ömer Türkeş'in bir yazısına dayanarak şunu aktarır: ilk Osmanlı romanlarında zenginlik ve yoksulluk çoğu zaman bir sıfattan öteye geçmez, iyilik ile kötülük karşıtlığını taşır. Yoksulluğun maddi ölçütleri ilk kez Ahmet Mithat'ın Felatun Bey ile Rakım Efendi'sinde görünür; yoksulluğun yapısal bir sorun olarak ele alınması ise II. Meşrutiyet'le başlar. Güner bu çizgiyi, fabrika işçilerini anlatan Latife Tekin'in Manves City'sine kadar izler.

Kapanış kancası

Dickens'ın çocukları sokakta, düşkünler evinde, okulda büyür ve dünyaya dışarıdan bakan bir anlatıcının sesiyle görünür. Bir sonraki derste aynı yıllarda yazan iki kız kardeşe geçiyoruz. Onların romanlarında çocukluk, bir yatılı okulun soğuk koridorlarından ve kırda yalnız bir çiftlik evinden görünür; hikâyeyi de kimi zaman kahramanın kendisi anlatır. Jane Eyre ile Uğultulu Tepeler aynı evden çıkmış iki romandır; ama birbirine ne kadar benzerler?

Özet kartı

  1. Forster'ın yayımladığı otobiyografik parçaya göre Dickens, babası borçtan hapse düştükten sonra bir boya fabrikasında kavanoz kapatıp etiket yapıştırdı; bu anılar David Copperfield'ın ilk bölümlerine taşındı.
  2. Oliver Twist'te kura ile seçilen Oliver'ın «biraz daha istiyorum» sahnesi, düşkünler evindeki hayatı bilerek kötü tutan 1834 yasasını hedef alır.
  3. Çelikkol'a göre roman sistemi eleştirirken çözümü bireysel iyilikte bulur ve toplumsal kötülüğü Yahudi kimliğiyle anılan Fagin'e yükler.
  4. Zor Zamanlar'ın açılışında atları bilen Sissy «bilmiyor», ezber tanımı okuyan Bitzer «biliyor» sayılır; Coketown aynı faydacı zihniyetin kentidir.
  5. Ruskin, Dickens'ın karikatürünü doğru ama fazla uç bulur; Türkeş'e dayanan Güner'e göre Türk romanında yoksulluk yapısal bir sorun olarak II. Meşrutiyet'le görünmeye başlar.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Düşkünler eviWorkhouseYardım isteyen yoksulların barındırılıp çalıştırıldığı, 1834'ten sonra koşulları bilerek kötü tutulan kurum
FaydacılıkUtilitarianismEylemleri ve kurumları ölçülebilir faydayla değerlendiren düşünce
Sanayi romanıIndustrial novelFabrika kentlerini ve işçi ile işveren ilişkisini konu edinen on dokuzuncu yüzyıl İngiliz romanı
KarikatürCaricatureBelirli özellikleri abartarak görünür kılan anlatım
Yapısal yoksullukStructural povertyYoksulluğun bireyin ahlakıyla değil, ekonomik ve toplumsal düzenle açıklanması

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Forster'ın yayımladığı parçada Dickens boya fabrikasındaki işini ve o dönemdeki duygularını nasıl anlatır? Bu anılar hangi romana taşınmıştır?
  2. (Kazanım 2) Oliver Twist'te Oliver neden müdüre gider ve ne ister? Sahne hangi yasayı hedef alır?
  3. (Kazanım 2) Çelikkol, Oliver Twist ile iktisatçı McCulloch arasında nasıl bir yakınlık görür? Bu yakınlık romanın sonunu nasıl açıklar?
  4. (Kazanım 3) Zor Zamanlar'ın açılışında Sissy Jupe ile Bitzer'ın at tanımı karşısındaki durumları neden ironiktir? Coketown betimlemesi bu ironiyi nasıl genişletir?
  5. (Kazanım 4) Ruskin Dickens'ın karikatürü hakkında ne der? Güner'in Türkeş'e dayanarak aktardığı tespit, Dickens'ın yoksulluğu anlatma biçimini düşünmeye nasıl yardım eder?

Cevaplar

  1. İşi boya kavanozlarının ağzını yağlı ve mavi kâğıtla kapatmak, iple bağlamak, kâğıdı kesmek ve etiket yapıştırmaktı; haftalığı altı ya da yedi şilindi. O yaşta bu kadar kolay gözden çıkarılmasına şaşırdığını, ruhunun gizli ıstırabını hiçbir kelimenin anlatamayacağını ve annesinin onu geri göndermeye hevesli oluşunu hiç unutamadığını yazar. Forster'a göre bu anılar David Copperfield'ın ilk bölümlerine taşınmıştır.
  2. Düşkünler evindeki çocuklar açlıktan çaresiz kalmış, aralarında kura çekmiştir; kura Oliver'a düşer. Oliver akşam yemeğinden sonra kâsesiyle müdüre gidip biraz daha lapa ister. Sahne, düşkünler evindeki hayatın en yoksul bağımsız işçininkinden daha kötü tutulmasını şart koşan 1834 tarihli Yeni Yoksullar Yasası'nı hedef alır.
  3. Dickens politik ekonomiyi reddetse de, McCulloch gibi soyut kurama güvenmez ve kararlarını tek tek örneklere dayandırır. Bu yüzden roman sistemi eleştirirken çözümü de bir sistemde değil bireysel iyilikte bulur: Oliver'ı iyi yürekli Bay Brownlow evlat edinir ve «küçük bir toplum» kurulur.
  4. Atlarla büyüyen ve babası at terbiye eden Sissy, deneyimini okulun diliyle ifade edemediği için atı bilmiyor sayılır; ezber bir tanım okuyan Bitzer ise biliyor sayılır. Bilgi deneyimden koparılmıştır. Coketown'da da insanlar birbirine benzeyen sokaklarda aynı saatte aynı işe gider ve her gün aynıdır; okulun olgu anlayışı kentin tekdüzeliğine dönüşür.
  5. Ruskin'e göre Dickens'ın karikatürü çoğu zaman kabadır ama asla yanlış değildir; Zor Zamanlar'ı bazı bakımlardan en büyük eseri sayar, ama Bounderby'nin tipik bir işveren yerine dramatik bir canavar olduğunu ve eserin daha sert bir çözümleme gerektirdiğini söyler. Güner'in aktardığına göre ilk Osmanlı romanlarında yoksulluk bir iyilik–kötülük karşıtlığını taşıyan bir sıfattır, yapısal bir sorun olarak ancak II. Meşrutiyet'le görünür. Bu tespit, Dickens'ın yoksulluğu bir yasaya ve bir kente bağlayarak anlattığını, ama çözümü yine bireysel iyilikte aradığını görmemizi sağlar.

Okuma

  • Charles Dickens, Zor Zamanlar, çev. Barış Özkul (İletişim). Birinci kitabın ilk beş bölümünü okuyun; okul ile Coketown'un nasıl birbirine bağlandığını izleyin.
  • Charles Dickens, Oliver Twist, ilk üç bölüm.
  • Ayşe Çelikkol, «Poverty, Dickens's Oliver Twist, and J. R. McCulloch», SEFAD 45 (2021).
  • Feride Güner, «Latife Tekin'in Manves City ve Sürüklenme Romanlarında Yoksulluk Hâlleri», Söylem Filoloji Dergisi 7/1 (2022).

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:30 Soğuk açılış: nehir kıyısında eğri bir bina; loş bir köşede küçük eller bir kavanozu kâğıtla kapatıp iple bağlar; yan yana dizilen etiketli kavanozlar.
  • 1:30–2:10 Büyük soru: bir yanda istatistik tabloları ve yasa sayfaları, öbür yanda boş bir kâse; kamera kâseye yaklaşır.
  • 2:10–3:20 Bağlam: tefrika forması hâlinde dağıtılan dergi bölümleri; bir mektup zarfının bir dosta verilmesi.
  • 3:20–6:00 Ana anlatı — Boya fabrikasındaki çocuk: kavanozlar yavaşça şişelere dönüşür; bir defter sayfasında «hiç unutmadım» cümlesi belirir.
  • 6:00–8:40 Ana anlatı — Bir tabak lapa: uzun bir yemekhane masası; kura çekilen küçük kâğıtlar; bir kâseyle ayağa kalkan küçük bir çocuk; kazana tutunan bir adam.
  • 8:40–11:10 Ana anlatı — Bir atın tanımı: eğimli sıralarda oturan çocuklar; bir kızın üstüne düşen güneş ışığı; bir sözlük maddesine dönüşen at; ardından duman yılanlarıyla dolu bir kent silueti ve iner kalkar bir piston.
  • 11:10–12:40 Metin anı: tahtada madde madde yazılan at tanımı; yanında sirk arenasında koşan gerçek bir at.
  • 12:40–14:10 Cevap ve bağlantı: bir tiyatro sahnesinin çevresinde yanan ışık çemberi; ardından Osmanlıca ve Latin harfli roman kapaklarından oluşan bir zaman çizgisi, en sonda bir fabrika kapısı.
  • 14:10–14:40 Kapanış kancası: kırda rüzgâr alan yalnız bir çiftlik evi; bir yatılı okulun uzun ve soğuk koridoru.
  • Fagin'e ilişkin bölümde hiçbir etnik ya da dinî karikatür görseli kullanılmaz; yalnızca metin ve eleştirmen alıntısı ekranda gösterilir.

Telaffuz

  • Charles Dickens: «ÇARLZ Dİ-kınz»; John Forster: «CON FOR-stır»; Oliver Twist: «O-li-vır TVİST»; Hard Times: «HARD TAYMZ»; David Copperfield: «DEY-vid KO-pır-fiild».
  • Thomas Gradgrind: «TO-mıs GRED-graynd»; Sissy Jupe: «Sİ-si CUUP»; Bitzer: «BİT-sır»; Coketown: «KOK-taun»; Bounderby: «BAUN-dır-bi»; Fagin: «FEY-gin»; Bay Brownlow: «BRAUN-lou».
  • John Ruskin: «CON RAS-kin»; J. R. McCulloch: «mık-KA-lık»; Ayşe Çelikkol: «ay-ŞE çe-lik-KOL»; Feride Güner: «fe-ri-DE gü-NER»; Ömer Türkeş: «ö-MER tür-KEŞ»; Barış Özkul: «ba-RIŞ öz-KUL».