İçeriğe geç

Ünite EDB-239-08 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Puşkin ve Poe

EDB-239 Romantizm

2.009 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · anlatım 9 dk

  • manzum roman
  • hesaplı kompozisyon
  • mühür sözcük
  • karalayıcı biyografi
  • Doğu–Batı karşıtlığı
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Puşkin'in Yevgeni Onegin'i bir manzum romandır. Onegin Tatyana'nın mektubunu reddeder, Lenski'yi düelloda öldürür, yıllar sonra evli Tatyana'ya âşık olur ve reddedilir.
  2. Puşkin Şubat 1837'de bir düelloda vurularak öldü. Spalding'e göre bu ölüm romandaki düello sahnesini neredeyse bir kehanete dönüştürür.
  3. Poe «Kuzgun»u (1845) «Kompozisyon Felsefesi»nde (1846) bir matematik problemi gibi adım adım kurduğunu anlatır: uzunluk, hüzünlü ton, «Nevermore» nakaratı ve güzel bir kadının ölümü konusu hesapla seçilmiştir.
  4. Griswold'un Poe'nun ölümü üzerine yazdığı yazı, Poe'nun ölümünün pek az kişiyi üzeceğini söyler. N. P. Willis bu portreye itiraz eder; toplu eserlerin girişi Griswold'u Poe'nun hatırasını kötü niyetle yanlış tanıtmakla suçlar.
  5. Erzurum Yolculuğu'nun çevirmeni Behramoğlu Puşkin'i insancıl bulur; Karaca ise metindeki Doğu–Batı karşıtlığını ve Barthold'un 1930'daki itirazını hatırlatır. «Kuzgun»un dört insan çevirisinden Alpaslan'a göre yalnızca Ülkü Tamer'inki ölçüyü korur.

Kazanımlar

  • Puşkin'in Yevgeni Onegin'ini bir manzum roman olarak tanıyıp Tatyana'nın mektubu ve Lenski'nin düellosu üzerinden romantik kahramanın Rus biçimini açıklayabilir.
  • Poe'nun «Kuzgun» için anlattığı hesaplı kompozisyonu, romantizmin esin anlatılarıyla karşılaştırabilir.
  • Poe'nun ölümünden sonra Griswold'un yazdığı ölüm yazısını ve ona verilen karşılıkları bir yazar itibarının nasıl kurulup yıkıldığını göstermek için kullanabilir.
  • Puşkin'in Erzurum Yolculuğu'na ve «Kuzgun»un Türkçe çevirilerine dair tartışmaları, romantizmin Türk okuruyla karşılaşmasını değerlendirmek için kullanabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Şubat 1837. Petersburg'da Neva'nın adalarından birinde derin kar. İki adam tabancalarla karşı karşıya durur. Biri Rusya'nın en ünlü şairidir. Rakibi önce ateş eder; şair karnından vurulur ve kara düşer. Dirseğinin üstüne doğrulup bir tabanca daha ister ve ateş eder. Birkaç gün sonra ölür. Otuz yedi yaşındadır.

On iki yıl sonra, Ekim 1849'da, Baltimore'da bir başka şair ölür. Kısa süre sonra Tribune gazetesinde bir yazı çıkar: Edgar Allan Poe öldü. Bu haber pek çok kişiyi şaşırtacak, ama pek azını üzecek.

Büyük soru

Romantizm Avrupa'nın merkezinden uzaklaştıkça nasıl değişti? Bir şiir esinle mi doğar, yoksa bir problem gibi mi çözülür? Ve bir yazarın ölümünden sonra onun hakkında yazılanlar, eserinin okunuşunu ne kadar belirler?

Bağlam

Önceki derste Hugo'yu, Fransız romantizminin gür sesini dinlemiştik (239-07). Bu derste romantizmin iki uç noktasına gidiyoruz. Rusya'da Aleksandr Puşkin 1799'da doğdu. Amerika'da Edgar Allan Poe 1809'da Boston'da doğdu. İkisi de Byron'ı ve Avrupa romantiklerini okudu; ikisi de kendi dilinde bir edebiyat kurmaya çalıştı.

Puşkin'in en ünlü eseri Yevgeni Onegin'dir. Poe'nun en ünlü şiiri «Kuzgun»dur. İkisi de hayatları kadar ölümleriyle de bir efsaneye dönüştü.

Ana anlatı — Puşkin: dizelerle yazılmış bir roman

Yevgeni Onegin bir romandır, ama baştan sona dizelerle yazılmıştır. Kahramanı Onegin, Byron'ın kahramanlarını andırır: Petersburg'un balolarından bıkmış, her şeye kayıtsız bir genç soylu. Amcasından kalan köy malikânesine gider. Orada komşusu Lenski'yle, romantik ve coşkulu bir şairle dost olur ve genç Tatyana'yla tanışır.

Tatyana kitaplarla büyümüş, sessiz bir kızdır. Onegin'e âşık olur ve ona bir mektup yazar. Mektup bir itirafla başlar: size yazıyorum; daha ne olsun? Onegin kızı nazikçe reddeder. Kısa süre sonra bir akşam, sıkıntıdan Lenski'nin nişanlısıyla flört eder. Lenski onu düelloya davet eder. Onegin ateş eder ve dostunu öldürür.

Yıllar sonra Onegin, Petersburg'da evli bir prenses olmuş Tatyana'yı görür ve bu kez o âşık olur. Rolleri değişmiştir. Tatyana onu hâlâ sevdiğini söyler, ama kocasına sadık kalacaktır. Roman burada biter; Onegin yalnız kalır.

Spalding'in 1881'deki girişi romanla şairin hayatı arasında ürkütücü bir bağ kurar. Puşkin, karısına dair imzasız hakaret mektuplarının ardından bir düelloda ölmüştür. Spalding'e göre bu ölüm, altıncı bölümdeki düello sahnesini neredeyse bir kehanete çevirir. Puşkin'in Lenski'nin erken ölümü üzerine yazdığı satırlar kendi kaderine de uyar.

Ana anlatı — Poe: bir şiirin matematiği

Poe'nun «Kuzgun»u 1845'te yayımlandı. Bir gece yarısı, sevgilisi Lenore'u yitirmiş bir genç kitaplarının başında uyuklarken kapısı çalınır. İçeri bir kuzgun girer, kapının üstündeki Pallas büstüne konar. Genç ona sorular sorar; kuş hep aynı sözcükle cevap verir: «Nevermore», yani bir daha asla.

Bir yıl sonra Poe «Kompozisyon Felsefesi» adlı bir deneme yayımlar ve bu şiiri nasıl yazdığını anlatır. Amacının şunu göstermek olduğunu söyler: şiirin hiçbir noktası rastlantıya ya da sezgiye bağlanamaz; eser adım adım, bir matematik probleminin kesinliği ve katı mantığıyla tamamlanmıştır.

Poe kararlarını sırayla anlatır. Şiir tek oturuşta okunabilmeli, yüz dizeyi pek aşmamalıdır. Ton hüzün olmalıdır. Bir nakarat gerekir; en etkili ses uzun «o» ile en çok ses veren ünsüz «r»dir; böylece «Nevermore» sözcüğü bulunur. Sonra konu: en hüzünlü konu ölümdür; ölüm güzellikle birleştiğinde en şiirsel olur. Poe'nun sonucu keskindir: güzel bir kadının ölümü dünyanın en şiirsel konusudur.

Bu deneme, romantizmin kendi anlattığı esin hikâyelerine meydan okur. Mary Shelley bir uyanık düş, Goethe bir sarsıntıyla donan su anlatmıştı. Poe ise bir hesap defteri açar.

Ana anlatı — Bir ölüm yazısı ve iki savunma

Poe'nun ölümünden kısa süre sonra Tribune gazetesinde Rufus W. Griswold'un yazısı çıktı. Yazı Poe'nun konuşmasını ve hayal gücünü över, ama sert bir cümleyle açılır: ölüm haberi pek çok kişiyi şaşırtacak, ama pek azını üzecek; Poe'nun ya çok az dostu vardı ya da hiç yoktu.

Bu portreye itiraz edenler de oldu. Şair N. P. Willis, Griswold'un yazısını aktardıktan sonra kendi tanıklığını anlattı; tanıdığı Poe'nun genel kanıdan önemli ölçüde farklı olduğunu yazdı. Poe'nun toplu eserlerinin «Raven Edition» adlı baskısının girişi ise daha da sert konuşur: Griswold, Poe'nun hatırasını kötü niyetle yanlış tanıtmıştı; sonraki biyograflar bu skandalları dağıttı. Aynı giriş Poe'nun ününün Fransa'da ve İngiltere'de büyüdüğünü, İngilizlerin Amerika'yı Poe'yu geç tanımakla suçladığını da not eder.

Yaygın yanlış«Bir yazar hakkında ilk yazılan biyografi en güvenilir kaynaktır, çünkü onu tanıyanlar yazmıştır.»
Doğrusu

Poe örneği bunun tersini gösterir. Griswold Poe'nun ilk biyografı sayılır; ama yazısı, sonraki biyografların ve toplu eserlerin editörünün gözünde bir karalamaydı. İlk tanıklık, tanıklığın çıkarlarıyla birlikte okunmalıdır.

Metin anı

Poe, «Kompozisyon Felsefesi» (1846):

Eser adım adım, bir matematik probleminin kesinliği ve katı mantığıyla tamamlanmıştır.

Tatyana'nın Onegin'e mektubu, Spalding'in çevirisinden:

Size yazıyorum! Daha ne olsun?

İki cümle romantizmin iki kutbunu gösterir. Tatyana'nın dizesi bir yüreğin hesapsız açılışıdır; bir genç kızın, yazmanın kendisini bir cesaret sayması. Poe'nun cümlesi ise tam tersini iddia eder: şiirde hiçbir şey rastlantıya bırakılmamıştır.

Ama bu karşıtlık göründüğü kadar keskin değildir. Puşkin'in romanı da son derece hesaplı bir biçimle yazılmıştır; Spalding'in girişinde çevirmen, kıtanın zor biçiminden özür diler. Poe'nun hesaplı şiiri ise bir yas şiiridir. Hesap ile duygu, iki şairde de birbirini dışlamaz.

Cevap ve bağlantı

Romantizm merkezden uzaklaştıkça nasıl değişti? Rusya'da Byroncu kahraman Onegin'le birlikte kendi toplumunun içine yerleşti ve bir romanın kahramanı oldu. Amerika'da Poe romantik hüznü bir yöntemle kurmayı önerdi. Esin mi, hesap mı? Poe'nun cevabı hesaptır; ama «Kuzgun» okurunu bir kehanet kadar etkiler.

Bu iki şair Türk okuruyla farklı yollardan buluştu. Puşkin 1829'da, Rus–Osmanlı savaşı sırasında Erzurum'a kadar geldi ve bu yolculuğu Erzurum Yolculuğu adıyla yazdı. Karaca'nın incelediği gibi eseri Türkçeye kazandıran Ataol Behramoğlu, önsözünde Puşkin'i şovenizmden uzak, insancıl bir yazar olarak tanıtır. Karaca ise metindeki başka satırlara dikkat çeker. Puşkin «Asya şaşaası» sözünü anlamsız bulur; Asya'da ancak yoksulluktan ve ilkellikten söz edilebileceğini, şaşaanın Avrupa'ya ait olduğunu yazar. Rus Doğu bilimci Barthold 1930'da bu yargıya itiraz etmişti: Puşkin engin bir tarih bilgisi olmadan hüküm veriyordu.

Poe ise Türkçeye kendi müziğiyle birlikte girmeye çalıştı. Alpaslan'ın incelediği dört insan çevirisi 1947'den 2011'e uzanır: Ahmet Bağışgil (1947), Ülkü Tamer (1961), Burçak Özlüdil (1996) ve Oğuz Baykara (2011). Alpaslan'a göre bu çevirmenlerden yalnızca Ülkü Tamer özgün şiirin ritmini ve ölçüsünü Türkçede korumayı başarmıştır. «Nevermore»un Türkçesi bir sözcük mü, bir cümle mi olmalıdır? Mühür sözcüğün gücü, çevirmenin en zor sınavıdır.

Kapanış kancası

Puşkin'in Erzurum'u, Byron'ın kahvehanesi: romantizm Doğu'ya sık sık döndü. Ama bu Doğu gerçek bir yer miydi, yoksa Batılı bir hayalin sahnesi mi? Bir sonraki ders bu ünitenin son sorusunu soruyor: romantizm Doğu'yu nasıl hayal etti ve bu hayal, Doğu'da yaşayanlara ne söyledi?

Özet kartı

  1. Puşkin'in Yevgeni Onegin'i bir manzum romandır. Onegin Tatyana'nın mektubunu reddeder, Lenski'yi düelloda öldürür, yıllar sonra evli Tatyana'ya âşık olur ve reddedilir.
  2. Puşkin Şubat 1837'de bir düelloda vurularak öldü. Spalding'e göre bu ölüm romandaki düello sahnesini neredeyse bir kehanete dönüştürür.
  3. Poe «Kuzgun»u (1845) «Kompozisyon Felsefesi»nde (1846) bir matematik problemi gibi adım adım kurduğunu anlatır: uzunluk, hüzünlü ton, «Nevermore» nakaratı ve güzel bir kadının ölümü konusu hesapla seçilmiştir.
  4. Griswold'un Poe'nun ölümü üzerine yazdığı yazı, Poe'nun ölümünün pek az kişiyi üzeceğini söyler. N. P. Willis bu portreye itiraz eder; toplu eserlerin girişi Griswold'u Poe'nun hatırasını kötü niyetle yanlış tanıtmakla suçlar.
  5. Erzurum Yolculuğu'nun çevirmeni Behramoğlu Puşkin'i insancıl bulur; Karaca ise metindeki Doğu–Batı karşıtlığını ve Barthold'un 1930'daki itirazını hatırlatır. «Kuzgun»un dört insan çevirisinden Alpaslan'a göre yalnızca Ülkü Tamer'inki ölçüyü korur.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Manzum romanNovel in verseBir romanın olay örgüsünü, kişilerini ve anlatıcı yorumlarını dizelerle anlatan eser
Hesaplı kompozisyonCalculated compositionŞairin istediği etkiye göre uzunluktan konuya her kararı adım adım hesapladığı yazma anlayışı
Mühür sözcükOne-word sealKıtaların doruklarında tekrar edilen ve anlamı kapatan tek sözcüklük nakarat
Karalayıcı biyografiDefamatory biographyYazarın itibarını zedeleyecek biçimde abartılmış ya da çarpıtılmış biyografik yazı
Doğu–Batı karşıtlığıEast–West dichotomyKültürleri geri kalmış bir Doğu ve ileri bir Batı olarak iki kutba ayıran düşünce kalıbı

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Yevgeni Onegin neden bir manzum romandır? Onegin ile Tatyana arasındaki ilişki romanın başında ve sonunda nasıl değişir?
  2. (Kazanım 1) Spalding Puşkin'in ölümü ile romandaki düello arasında nasıl bir bağ kurar?
  3. (Kazanım 2) Poe «Kompozisyon Felsefesi»nde «Kuzgun»un yazılışını nasıl anlatır? Bu anlatı romantizmin esin hikâyelerinden nasıl ayrılır?
  4. (Kazanım 3) Griswold Poe'nun ölümü üzerine ne yazdı? Bu yazıya nasıl karşılık verildi?
  5. (Kazanım 4) Erzurum Yolculuğu'nun Türkçe çevirisi üzerine hangi iki değerlendirme karşı karşıya gelir? «Kuzgun»un Türkçe çevirileri hakkında Alpaslan ne tespit eder?

Cevaplar

  1. Yevgeni Onegin bir romanın geniş olay örgüsünü, kişilerini ve anlatıcı yorumlarını baştan sona dizelerle anlatır. Başta Tatyana Onegin'e âşık olup ona bir mektup yazar ve Onegin onu nazikçe reddeder. Sonunda Onegin, Petersburg'da evli bir prenses olmuş Tatyana'ya âşık olur; Tatyana onu hâlâ sevdiğini söyler, ama kocasına sadık kalır. Roller yer değiştirmiştir.
  2. Spalding'e göre Puşkin, karısı hakkında yazılan imzasız hakaret mektuplarının ardından Şubat 1837'de bir düelloda vurularak öldü. Bu ölüm, romanın altıncı bölümündeki Lenski'nin düello sahnesini neredeyse bir kehanete çevirir; Puşkin'in Lenski'nin erken ölümü üzerine yazdığı satırlar kendi kaderine de uyar.
  3. Poe şiirin hiçbir noktasının rastlantıya ya da sezgiye bağlanamayacağını, eserin adım adım bir matematik probleminin kesinliğiyle tamamlandığını söyler. Kararlarını sırayla anlatır: tek oturuşta okunacak uzunluk, hüzünlü ton, uzun «o» ile «r» sesine dayanan «Nevermore» nakaratı ve en şiirsel konu olarak güzel bir kadının ölümü. Mary Shelley'nin uyanık düşü ya da Goethe'nin ani sarsıntısı gibi esin anlatılarına karşı Poe bir hesap defteri açar.
  4. Griswold Tribune'de Poe'nun ölüm haberinin pek çok kişiyi şaşırtacağını, ama pek azını üzeceğini, Poe'nun çok az dostu olduğunu ya da hiç olmadığını yazdı. N. P. Willis bu portreyi aktardıktan sonra tanıdığı Poe'nun genel kanıdan önemli ölçüde farklı olduğunu söyledi. Toplu eserlerin «Raven Edition» girişi Griswold'u Poe'nun hatırasını kötü niyetle yanlış tanıtmakla suçlar ve sonraki biyografların bu skandalları dağıttığını yazar.
  5. Çevirmen Ataol Behramoğlu önsözünde Puşkin'i şovenizmden uzak, insancıl bir yazar olarak tanıtır ve Erzurum anlatısının oryantalistlerin Doğusuyla ilgisi olmadığını söyler. Karaca ise Puşkin'in Asya'da yalnızca yoksulluk ve ilkellik bulduğu, şaşaayı Avrupa'ya ait saydığı satırlara dikkat çeker ve Barthold'un 1930'da bu yargıya yönelttiği itirazı hatırlatır. Alpaslan dört insan çevirisini (Bağışgil 1947, Tamer 1961, Özlüdil 1996, Baykara 2011) karşılaştırır ve yalnızca Ülkü Tamer'in özgün şiirin ritmini ve ölçüsünü koruduğunu tespit eder.

Okuma

  • Aleksandr Puşkin, Erzurum Yolculuğu, çev. Ataol Behramoğlu (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014).
  • Edgar Allan Poe, «Kuzgun», çev. Ülkü Tamer, Türk Dili 113 (1961); ve «The Philosophy of Composition» (1846).
  • Serdar Karaca, «Puşkin'in "Erzurum Yolculuğu" ve Doğu Bilimci Barthold'un İtirazları», Türk Dili 829 (Ocak 2021).
  • Nimet Alpaslan, «Formula Fidelity vs. Poetic Flexibility: A Qualitative Comparison of Human and AI Turkish Translations of Poe's "The Raven"», TÜRKDED 6/2 (2025).

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:40 Soğuk açılış: karla kaplı bir ada; karşılıklı iki siluet; bir tabancanın namlusundan yükselen buhar; sonra 1849 tarihli bir gazete sütunu. Yaralanma ve ölüm anı gösterilmez; kar ve siluetle anlatılır.
  • 1:40–2:20 Büyük soru: bir haritada Paris'ten Petersburg'a ve Boston'a uzanan iki çizgi.
  • 2:20–3:30 Bağlam: iki doğum tarihi, 1799 ve 1809; iki kitap kapağı: Yevgeni Onegin ve «Kuzgun».
  • 3:30–6:30 Ana anlatı — Puşkin: bir Petersburg balosu; bir köy malikânesi; mum ışığında mektup yazan bir genç kız; karda iki düellocu ve düşen bir şapka; yıllar sonra bir saray salonu.
  • 6:30–9:00 Ana anlatı — Poe: gece yarısı bir çalışma odası; bir büstün üstüne konan kuzgun; ardından bir kara tahtada adım adım yazılan bir denklem ve sonunda «Nevermore».
  • 9:00–11:00 Ana anlatı — Bir ölüm yazısı: bir gazete sayfasında bir başlık; ona karşı yazılan mektuplar; bir terazide bir ölüm yazısı ve bir kitap yığını.
  • 11:00–12:30 Metin anı: bir denklemin son satırı; bir mektubun ilk satırı.
  • 12:30–14:10 Cevap ve bağlantı: 1829 tarihli bir yol haritası, Kafkaslardan Erzurum'a; bir kale kapısı; ardından dört Türkçe kitap sırtı: 1947, 1961, 1996, 2011.
  • 14:10–14:40 Kapanış kancası: bir Batılı ressamın tuvalinde hayal edilmiş bir saray; tuvalin kenarında gerçek bir şehrin silik çizgileri.

Telaffuz

  • Aleksandr Puşkin: «alek-SANDR PUŞ-kin»; Yevgeni Onegin: «yev-GE-ni o-NE-gin»; Tatyana: «tat-YA-na»; Lenski: «LEN-ski»; Neva: «ne-VA»; Henry Spalding: «HEN-ri SPOL-ding»; Barthold: «BAR-told».
  • Edgar Allan Poe: «ED-gır E-lın PO»; The Raven: «dı REY-vın»; Nevermore: «ne-vır-MOR»; Lenore: «le-NOR»; Rufus W. Griswold: «RU-fıs GRİZ-wold»; N. P. Willis: «VİL-is».
  • Ataol Behramoğlu: «a-ta-OL beh-ra-moğ-LU»; Serdar Karaca: «ser-DAR ka-ra-CA»; Nimet Alpaslan: «ni-MET al-pas-LAN»; Ülkü Tamer: «ül-KÜ ta-MER»; Ahmet Bağışgil: «ah-MET ba-ğış-GİL»; Burçak Özlüdil: «bur-ÇAK öz-lü-DİL»; Oğuz Baykara: «o-ĞUZ bay-ka-RA».