Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Sefiller'in 1 Ocak 1862 tarihli önsözü tek cümledir: yasaların ve âdetlerin ürettiği toplumsal lanet ve yüzyılın üç sorunu, adamın proleterleşerek alçalması, kadının açlıkla düşmesi, çocuğun karanlıkla bodurlaşması çözülmediği sürece bu türden kitaplar yararsız olmayabilir.
- Jean Valjean 1795'te bir cam kırıp bir ekmek çaldığı için kürek cezasına çarptırılır; kaçma girişimleriyle ceza on dokuz yıla çıkar. Hugo ekmek hırsızlığını Claude Gueux'dan beri bir kaderin çöküşünün başlangıcı olarak görür.
- Piskopos Myriel, gümüşlerini çalan Valjean'ı jandarmadan kurtarır, ona şamdanları da verir ve ruhunu satın aldığını söyler. Bağışlama, cezanın ürettiği kötülüğe karşı romanın önerdiği çaredir.
- Pauchet'ye göre Fantine bir ayda beş baskı yaptı, yirmi beş bin nüsha sattı ve dokuz çevirisi çıktı. Eleştirmenler romanı bir kısmı tehlikeli bir sosyalist kitap, bir kısmı ödev ve ilerleme romanı olarak okudu. Flaubert özel mektubunda romanda ne gerçeklik ne büyüklük bulduğunu yazdı.
- Budak'ın yayına hazırladığı metne göre romanın geniş bir özeti Mağdûrîn Hikâyesi adıyla 8 Ekim–8 Kasım 1862'de Cerîde-i Havâdis'te yirmi dört bölüm hâlinde tefrika edildi; Hugo'nun Türkçeye ilk girişi oldu.
Kazanımlar
- Sefiller'in önsözündeki «yüzyılın üç sorunu»nu ve Jean Valjean'ın ekmek hırsızlığını, toplumsal romanın temel iddiası olarak açıklayabilir.
- Piskoposun Valjean'ın «ruhunu satın aldığı» sahneyi romanın ahlaki dönüşüm düşüncesiyle ilişkilendirebilir.
- Sefiller'e 1862'de yöneltilen övgüleri ve eleştirileri, Flaubert'in özel mektubu dahil, karşılaştırarak bir toplumsal romanın gücünü ve sınırını tartışabilir.
- Mağdûrîn Hikâyesi tefrikasını, romanın Türk okuruna neredeyse eşzamanlı ulaşması bakımından değerlendirebilir.
Video metni
Soğuk açılış
1795. Fransa'da, Brie bölgesinde Faverolles adında bir köy. Kış sert geçmektedir; bir budama işçisinin eline iş geçmez. Evde dul kız kardeşi ve yedi çocuğu vardır. Bir pazar akşamı fırıncı dükkânının camında bir kırılma sesi duyulur. Bir kol uzanır ve bir somun ekmek alır.
Adamın adı Jean Valjean'dır. Beş yıl kürek cezasına çarptırılır. Kaçmayı dener; ceza uzar. Yine kaçar; yine uzar. Serbest kaldığında 1815'in Ekim ayıdır. Bir kırık cam ve bir ekmek, ona on dokuz yıla mal olmuştur.
Roman bu hesabı yapmaktan vazgeçmez: on dokuz yıl. Bir cam. Bir ekmek.
Büyük soru
Bir roman bir toplumu yargılayabilir mi? Suçu bireyde mi, onu suça iten koşullarda mı aramalıyız? Ve bir yazar okurunun vicdanına seslenirken sanatından ne kazanır, ne kaybeder?
Bağlam
Victor Hugo'yu bu dersin önceki ünitelerinde bir tiyatro devrimcisi olarak tanımıştık. Cromwell'in önsözü ve Hernani'nin gürültülü gösterimleri Fransız romantizminin kavgalarıydı. 1850'lerde Hugo başka bir yerdedir. İmparator III. Napolyon'a karşı çıktığı için sürgündedir; Manş Denizi'ndeki Guernsey adasında, Hauteville-House adlı evinde yaşar.
Sefiller'in önsözü oradan, 1 Ocak 1862 tarihiyle yazılmıştır. Roman aynı yılın baharında cilt cilt yayımlanmaya başlar.
Ana anlatı — Bir önsöz ve bir ekmek
Sefiller'in önsözü tek bir cümledir. Yasaların ve âdetlerin uygarlığın ortasında yapay cehennemler yaratan bir toplumsal lanet ürettiği sürece; yüzyılın üç sorunu, yani adamın proleterleşerek alçalması, kadının açlıkla düşmesi ve çocuğun karanlıkla bodurlaşması çözülmediği sürece; yeryüzünde cehalet ve sefalet olduğu sürece, der Hugo, bu türden kitaplar yararsız olmayabilir.
Valjean'ın hikâyesi bu önsözün ilk örneğidir. Hugo anlatıyı durdurur ve bir ara not düşer. Bu kitabın yazarı, der, ceza sorunu üzerine çalışırken ikinci kez bir ekmek hırsızlığını bir kaderin çöküşünün başlangıcında bulur. Claude Gueux bir ekmek çalmıştı; Jean Valjean da bir ekmek çaldı. Yaklaşık otuz yıl önce yazdığı Claude Gueux öyküsünü ve bu romanı aynı soru birbirine bağlar: suç mu cezayı doğurur, yoksa ceza mı suçu?
Valjean kürek mahkûmiyetine hıçkırarak girer, duygusuz çıkar. Umutsuz girer, karanlık çıkar. Roman soruyu açıkça sorar: bu ruhun içinde ne olmuştur?
Ana anlatı — Gümüş şamdanlar
Serbest kalan Valjean'ı hiçbir han kabul etmez. Sarı kâğıdı, yani eski mahkûm olduğunu gösteren belgesi, her kapıyı kapatır. Sonunda bir piskoposun evine sığınır. Piskopos Myriel onu sofrasına oturtur, ona yatak verir. Valjean gece evin gümüş takımlarını çalıp kaçar.
Ertesi sabah jandarmalar onu yakalayıp piskoposun kapısına getirir. Piskopos şaşırmaz. Size şamdanları da vermiştim, der; neden onları da almadınız? Jandarmalar gider. Piskopos Valjean'a yaklaşır ve alçak sesle konuşur. Bu parayı dürüst bir insan olmak için kullanacağınıza söz verdiğinizi unutmayın. Valjean böyle bir söz verdiğini hiç hatırlamaz.
Piskopos devam eder: Jean Valjean, kardeşim, artık kötülüğe değil iyiliğe aitsiniz. Sizin ruhunuzu satın alıyorum.
Bu sahne romanın ahlaki merkezidir. Toplumun cezası bir insanı kötülüğe itmiştir; bir bağışlama onu geri çağırır. Ama değişim hemen gelmez. Valjean aynı gün yolda bir çocuğun parasını ayağının altına alır ve ancak sonra yaptığının dehşetine varır.
Ana anlatı — 1862: bir coşku ve bir öfke
Roman yayımlanır yayımlanmaz bir olaya dönüştü. 1909'daki «Revue de la critique» derlemesi, Opinion nationale gazetesinden E. Pauchet'nin 1862'deki değerlendirmesini aktarır. Pauchet'ye göre ilk bölüm Fantine'in beş baskısı yalnızca Fransa'da tükenmiş, Paris, Belçika ve Almanya baskılarının yirmi beş bin nüshası satılmış, dokuz çeviri iki dünyada aynı anda satışa çıkmıştır; hepsi bir ay içinde. Pauchet romanı bir sefalet destanı olarak anar.
Derlemenin editörüne göre eleştirmenler iki kampa ayrıldı. Bir kısmı romanı sözcüğün en kötü anlamıyla sosyalist buldu: bilgisizlerin yüreğine imkânsızın tutkusunu yerleştiren, evrensel acıyı topluma karşı bir suçlama konusuna çeviren bir kitap. Öbürleri onu ödev, yeniden doğuş ve ilerleme düşüncesiyle dolu bir roman olarak okudu.
En sert itiraz ise yayımlanmadı. Gustave Flaubert Temmuz 1862'de bir dostuna yazdığı mektupta içini döker. Tanrımız yıpranıyor, der; Sefiller beni çileden çıkarıyor ve ondan kötü söz etmek yasak gibi. Flaubert'e göre kitapta ne gerçeklik vardır, ne büyüklük. Kişiler tek parça tiplerdir, mankendir, şekerden adamlardır. Fantine gibi fahişeler, Valjean gibi kürek mahkûmları nerede vardır? Ve deneme-bölümler, deneme-bölümler! Mektubun en ağır cümlesi bir karşılaştırmadır: Balzac'ın ve Dickens'ın çağdaşıyken bir toplumu bu kadar yanlış resmetmeye hakkı yoktur.
Yaygın yanlış«Büyük bir toplumsal romanın değeri tartışmasızdır; herkes onu aynı gözle okur.»
Sefiller hem en çok satan hem en çok tartışılan romanlardan biriydi. Aynı kitap bir kampa göre toplumu yıkmaya çağırıyor, öbürüne göre ödev ve ilerleme öğretiyordu. Kendisi de gerçekçi bir romancı olan Flaubert ise onda ne gerçeklik ne büyüklük buldu, ama bunu yalnızca özel bir mektupta söyleyebildi. Bir toplumsal romanın gücü ile sanatsal değeri aynı soru değildir.
Metin anı
Önsözden:
Yüzyılın üç sorunu, yani adamın proleterleşerek alçalması, kadının açlıkla düşmesi, çocuğun karanlıkla bodurlaşması çözülmediği sürece, bu türden kitaplar yararsız olmayabilir.
Piskoposun Valjean'a sözleri:
Jean Valjean, kardeşim, artık kötülüğe değil iyiliğe aitsiniz. Sizin ruhunuzu satın alıyorum.
Önsözdeki üç sorun üç kişiye karşılık gelir: adam Valjean'dır, kadın Fantine'dir, çocuk Cosette'tir. Romanın yapısı bir tezin sırasını izler. Hugo'nun kullandığı dil de dikkat çekicidir: «alçalma», «düşüş», «bodurlaşma». Üçü de bir insanın kendi eliyle değil, dışarıdan gelen bir güçle küçültülmesini anlatır.
Piskoposun cümlesi ise bir ticaret dili kullanır: satın almak. Yasalar Valjean'ın özgürlüğünü on dokuz yıl karşılığında almıştı. Piskopos onun ruhunu bir çift gümüş şamdan karşılığında geri alır. Aynı fiil, iki farklı düzeni karşı karşıya koyar: cezanın düzeni ile bağışlamanın düzeni.
Cevap ve bağlantı
Bir roman bir toplumu yargılayabilir mi? Sefiller bunu açıkça dener. Önsözü bir iddianamedir; Valjean'ın ekmeği bu iddianamenin kanıtı, piskoposun şamdanları ise önerdiği çaredir. Suçun kökünü bireyin içinde değil, onu çevreleyen yasa ve âdetlerde arar; ama bireyin vicdanını da bırakmaz.
Yazar bu seslenişte ne kazanır, ne kaybeder? 1862'nin yankıları iki cevabı birlikte verir. Kazanç görülmemiş bir okur kitlesidir; kayıp ise Flaubert'in gözünde gerçekliktir. Tartışma bugün de sürer: Sefiller hem bir sanat eseri hem bir çağrıdır ve ikisini birbirinden ayırmak kolay değildir.
Türk okuru bu çağrıyı neredeyse aynı anda duydu. Ali Budak'ın yayına hazırladığı metne göre romanın geniş bir özeti Mağdûrîn Hikâyesi adıyla, dönemin ilk günlük gazetesi Ruznâme-i Cerîde-i Havâdis'te, 8 Ekim ile 8 Kasım 1862 arasında yirmi dört bölüm hâlinde tefrika edildi. Budak'a göre bu, Fénelon'un Telemak'ından sonra Osmanlı'da çevrilen ikinci Batı romanıydı ve Hugo'nun Türkçeye ilk girişiydi. Hugo'nun ilk cildi Nisan 1862'nin ilk haftasında çıkmıştı; İstanbul'daki tefrika aradan yalnızca yedi ay kadar sonra başladı.
Kapanış kancası
Hugo Fransız romantizminin en gür sesiydi. Ama romantizm Avrupa'nın iki ucunda da bambaşka biçimler aldı. Rusya'da bir şair, bir aşk hikâyesini baştan sona dizelerle bir romana dönüştürdü. Amerika'da bir başka yazar, kısa öykülerini korkunun ve akıl yürütmenin sınırına taşıdı. Bir sonraki derste Puşkin'e ve Poe'ya bakıyoruz: romantizm Rus ve Amerikan topraklarında nasıl başka bir dil konuştu?
Özet kartı
- Sefiller'in 1 Ocak 1862 tarihli önsözü tek cümledir: yasaların ve âdetlerin ürettiği toplumsal lanet ve yüzyılın üç sorunu, adamın proleterleşerek alçalması, kadının açlıkla düşmesi, çocuğun karanlıkla bodurlaşması çözülmediği sürece bu türden kitaplar yararsız olmayabilir.
- Jean Valjean 1795'te bir cam kırıp bir ekmek çaldığı için kürek cezasına çarptırılır; kaçma girişimleriyle ceza on dokuz yıla çıkar. Hugo ekmek hırsızlığını Claude Gueux'dan beri bir kaderin çöküşünün başlangıcı olarak görür.
- Piskopos Myriel, gümüşlerini çalan Valjean'ı jandarmadan kurtarır, ona şamdanları da verir ve ruhunu satın aldığını söyler. Bağışlama, cezanın ürettiği kötülüğe karşı romanın önerdiği çaredir.
- Pauchet'ye göre Fantine bir ayda beş baskı yaptı, yirmi beş bin nüsha sattı ve dokuz çevirisi çıktı. Eleştirmenler romanı bir kısmı tehlikeli bir sosyalist kitap, bir kısmı ödev ve ilerleme romanı olarak okudu. Flaubert özel mektubunda romanda ne gerçeklik ne büyüklük bulduğunu yazdı.
- Budak'ın yayına hazırladığı metne göre romanın geniş bir özeti Mağdûrîn Hikâyesi adıyla 8 Ekim–8 Kasım 1862'de Cerîde-i Havâdis'te yirmi dört bölüm hâlinde tefrika edildi; Hugo'nun Türkçeye ilk girişi oldu.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Toplumsal roman | Social novel | Yoksulluk, suç ve eşitsizlik gibi sorunları kişilerin hikâyeleriyle ele alıp toplumsal vicdana seslenen roman |
| Toplumsal lanet | Social damnation | Yasaların ve âdetlerin insanlara yapay olarak biçtiği düşüş ve suç kaderi |
| Deneme-bölüm | Essay chapter | Olay akışını durdurup tarih, toplum ya da düşünce üzerine uzun bir denemeye dönüşen bölüm |
| Sefalet destanı | Epic of misery | Yoksulların ve düşmüşlerin hayatını bir destan genişliğinde anlatan eser |
| Tefrika çevirisi | Serialized translation | Yabancı bir eserin bir gazetede bölüm bölüm çevrilerek ya da özetlenerek yayımlanması |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Sefiller'in önsözü hangi «üç sorun»dan söz eder? Bu sorunlar romanın hangi kişilerine karşılık gelir?
- (Kazanım 1) Jean Valjean neden ve ne kadar süre kürek cezası çeker? Hugo bu hırsızlığı hangi eski eseriyle ilişkilendirir?
- (Kazanım 2) Piskopos Myriel Valjean'a ne yapar ve ne söyler? Bu sahne romanın ahlaki düşüncesinde neden merkezîdir?
- (Kazanım 3) Sefiller 1862'de nasıl karşılandı? Eleştirmenler hangi iki kampa ayrıldı ve Flaubert romana neden itiraz etti?
- (Kazanım 4) Mağdûrîn Hikâyesi nedir? Neden önemlidir?
Cevaplar
- Önsöz adamın proleterleşerek alçalmasından, kadının açlıkla düşmesinden ve çocuğun karanlıkla bodurlaşmasından söz eder; bunlar ve yeryüzündeki cehalet ve sefalet çözülmedikçe bu türden kitapların yararsız olmayacağını söyler. Üç sorun romanın üç kişisine karşılık gelir: adam Jean Valjean, kadın Fantine, çocuk Cosette.
- Valjean 1795'te, kız kardeşinin çocukları açken bir fırıncının camını kırıp bir ekmek çaldığı için beş yıl kürek cezasına çarptırılır; kaçma girişimleriyle ceza on dokuz yıla çıkar ve Ekim 1815'te serbest kalır. Hugo romanda ekmek hırsızlığını ikinci kez bir kaderin çöküşünün başlangıcında bulduğunu yazar ve bunu daha önceki Claude Gueux öyküsüyle ilişkilendirir.
- Piskopos, gümüş takımlarını çalan Valjean jandarmalarca kapısına getirildiğinde ona şamdanları da verdiğini söyler ve onu kurtarır. Sonra alçak sesle, bu parayı dürüst bir insan olmak için kullanacağına söz verdiğini hatırlatır ve artık kötülüğe değil iyiliğe ait olduğunu, onun ruhunu satın aldığını söyler. Sahne merkezîdir, çünkü toplumun cezasının ürettiği kötülüğe karşı romanın önerdiği çareyi, bağışlamayı gösterir.
- Pauchet'ye göre Fantine bir ay içinde Fransa'da beş baskı yaptı, Paris, Belçika ve Almanya baskılarının yirmi beş bin nüshası satıldı ve dokuz çevirisi çıktı. Eleştirmenlerin bir kısmı romanı en kötü anlamıyla sosyalist, topluma karşı bir suçlama kitabı olarak gördü; öbürleri onu ödev, yeniden doğuş ve ilerleme romanı olarak okudu. Flaubert özel mektubunda kitapta ne gerçeklik ne büyüklük bulduğunu, kişilerin tek parça mankenler olduğunu, deneme-bölümlerin çokluğunu ve Balzac'ın ve Dickens'ın çağdaşı bir yazarın toplumu bu kadar yanlış resmedemeyeceğini yazdı.
- Mağdûrîn Hikâyesi, Sefiller'in geniş bir özetinin 8 Ekim–8 Kasım 1862 arasında Ruznâme-i Cerîde-i Havâdis gazetesinde yirmi dört bölüm hâlinde yayımlanan tefrika çevirisidir. Ali Budak'a göre Osmanlı'da Telemak'tan sonra çevrilen ikinci Batı romanı ve Hugo'nun Türkçeye ilk girişidir. Önemi, romanın ilk cildinin Nisan 1862'de çıkmasından yalnızca yedi ay kadar sonra Türk okuruna ulaşmasındadır.
Okuma
- Victor Hugo, Sefiller, çev. Volkan Yalçıntoklu (İş Kültür, 2015).
- Ali Budak (haz.), Mağdûrîn Hikâyesi: İlk Sefiller Tercümesi (Bilge Kültür Sanat, 2012).
- Victor Hugo, Les Misérables, I. bölüm, II. kitap: Valjean'ın geçmişini ve piskoposla karşılaşmasını Fransızca ya da çeviriden okuyun.
- Gustave Flaubert'in Madame Roger des Genettes'e Temmuz 1862 tarihli mektubu; Fransızca Vikikaynak'ta Correspondance V.