Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- 1816 yazında Cenevre Gölü kıyısında Byron bir hayalet hikâyesi yarışması önerdi. Mary Shelley 1831 girişinde, yaşamın ilkesi üzerine bir sohbetten sonra uyanık bir düşte bir öğrencinin yaptığı şeyi canlandırdığını gördüğünü anlatır.
- Sohbette Darwin'e atfedilen deneyler ve galvanizm konuşulmuştu. Bir hayalet yarışmasından doğan roman hayaletsizdir; korkunun kaynağı bir laboratuvardır.
- 1818 önsözü romanın dayandığı olayın imkânsız sayılmadığını ve kitabın yalnızca doğaüstü korkular örmediğini söyler. Mary Shelley 1831'de bu önsözü Percy Shelley'nin yazdığını belirtir. Roman bilimkurgunun başlangıç noktalarından biri sayılır, ama gotik roman derlemelerinde de yer almıştır.
- Mary Shelley 1831'de hikâyeden hiçbir şeyi değiştirmediğini söyler. Oysa 1818'de Victor'un kuzeni olan Elizabeth, 1831'de ailenin evlat edindiği öksüz bir kızdır. Yazar revizyonu, yazarın beyanıyla da sınanmalıdır.
- Türk edebiyatında bilimkurgunun ilk örneği Ahmet Mithat'ın 1888'de yayımlanan Fennî Bir Roman yahut Amerikan Doktorları'dır; Fıstıkçıoğlu'nun aktardığına göre 1888–1980 arasında bu türde yalnızca on iki roman yazılmıştır.
Kazanımlar
- Mary Shelley'nin 1831 girişinde anlattığı hikâye yarışmasını ve uyanık düşünü, Frankenstein'ın doğuşuna ilişkin bir yazar anlatısı olarak değerlendirebilir.
- 1818 önsözünün romanı hayalet hikâyesinden ayırma çabasını, gotik roman ile bilimkurgu arasındaki tür tartışmasıyla ilişkilendirebilir.
- Yazarın 1831'de «hikâyeden hiçbir şeyi değiştirmedim» beyanını Elizabeth'in iki baskıdaki kökeniyle karşılaştırarak yazar revizyonu kavramını açıklayabilir.
- Türkçede bilimkurgunun başlangıcı sayılan Ahmet Mithat'ın Fennî Bir Roman yahut Amerikan Doktorları'nı türün başka bir edebiyattaki doğuşunu tartışmak için kullanabilir.
Video metni
Soğuk açılış
1816 yazı. Cenevre Gölü'ne bakan bir köşk. Yağmur günlerdir dinmez; misafirler evden çıkamaz. Birkaç akşam Almancadan Fransızcaya çevrilmiş hayalet hikâyeleri okurlar. Sonra Lord Byron herkesi bir yarışmaya çağırır: her biri kendi hayalet hikâyesini yazacaktır.
Masada dört kişi vardır: Byron, Percy Shelley, Polidori adında genç bir doktor ve on sekiz yaşında bir genç kadın. Günler geçer. Genç kadın her sabah aynı soruyla karşılanır: bir hikâye düşündün mü? Ve her sabah utanarak hayır demek zorunda kalır.
Bir gece yatağa yattığında uyuyamaz. Gözleri kapalıdır, ama zihni keskin bir açıklıkla görür. Soluk bir öğrenci, kutsal olmayan sanatların öğrencisi, bir araya getirdiği şeyin yanında diz çökmüştür.
Büyük soru
Bir türün doğum anı olur mu? Bir yazarın kendi eserinin doğuşu hakkında anlattıklarına ne kadar güvenebiliriz? Ve bir hayalet hikâyesi yarışmasından nasıl olup da hayaletsiz bir korku doğar?
Bağlam
Önceki dersin sonunda Byron'ın önerisini duymuştuk (239-05). Bu önerinin sonucunu da başka bir ünitede tanımıştık: mitler dersinde (108-08) Frankenstein'ın 1818'de yazar adı olmadan çıktığını ve alt başlığındaki Prometheus'u incelemiştik. Bu derste romanın kendisinden çok onun etrafındaki metinlere bakıyoruz: 1818 önsözüne, 1831 girişine ve iki baskı arasındaki farka.
Genç kadının adı Mary'dir. Babası filozof William Godwin, annesi Mary Wollstonecraft'tır. O yaz Percy Shelley ile birliktedir; sonra onunla evlenecek ve Mary Shelley adıyla anılacaktır.
Ana anlatı — Bir uyanık düş ve bir laboratuvar
Mary Shelley bu geceyi on beş yıl sonra, 1831 baskısına yazdığı girişte anlatır. Okurları ona sık sık aynı soruyu sormaktadır: genç bir kız olarak böyle korkunç bir fikri nasıl düşündü ve nasıl genişletti?
Cevabının ilk yarısı bir sohbettir. O yaz Byron ile Shelley yaşamın ilkesi üzerine uzun uzun konuşur. Doktor Darwin'in deneylerinden söz ederler; Mary Shelley burada dikkatli bir ayrım yapar: Darwin'in gerçekten ne yaptığından değil, onun yaptığı söylenen şeyden söz ediyordur. Bir cam kutuda saklanan bir parça erişte kendiliğinden kıpırdamaya başlamış. Belki bir ceset yeniden canlandırılabilirdi, der, galvanizm buna dair işaretler vermişti. Belki bir canlının parçaları üretilip bir araya getirilebilir ve onlara yaşam sıcaklığı verilebilirdi.
Cevabın ikinci yarısı o gece gördüğü düştür. Solgun öğrenci, bir araya getirdiği korkunç bir insan hayaletini güçlü bir makinenin çalışmasıyla canlandırır. Şey tedirgin, yarı canlı bir hareketle kıpırdar. Öğrenci kendi eserinden dehşete düşer ve kaçar. Mary Shelley ertesi sabah hikâyesini bulduğunu anlar: beni korkutan şey başkalarını da korkutacaktır.
Burada tuhaf bir ayrıntı vardır. Bir hayalet hikâyesi yarışmasından doğan roman bir hayalet hikâyesi değildir. İçinde ne hayalet, ne büyü, ne şeytan vardır. Korkunun kaynağı bir laboratuvardır.
Ana anlatı — Gotik mi, bilimkurgu mu?
1818 baskısının kısa bir önsözü vardır. Önsöz, romanın dayandığı olayın Doktor Darwin ve bazı Alman fizyoloji yazarlarınca imkânsız sayılmadığını söyler. Yazar böyle bir düşünceye ciddi bir inanç duymadığını ekler; ama onu bir hayal eserinin temeli yaparken yalnızca bir dizi doğaüstü korku örmediğini de belirtir. Hikâyenin dayandığı olay, önsöze göre, sıradan bir hayalet ya da büyü masalının zaaflarından uzaktır.
Bu önsöz, romanı bugün bilimkurgunun başlangıç noktalarından biri sayanların en güçlü dayanağıdır. Korkunun kaynağı artık bir şato ya da hayalet değil, doğanın yasalarını zorlayan bir deneydir. Ama roman her zaman böyle okunmadı. İsmayılov ile Sunal'ın hatırlattığı gibi Frankenstein, İngiliz gotik romanının iki klasiğiyle, Horace Walpole'un Otranto Şatosu ve William Beckford'un Vathek'iyle birlikte Üç Gotik Roman adlı bir derlemede yayımlandı. İsmayılov ile Sunal romanın korku öğeleri taşımakla birlikte bilimkurgu içinde de değerlendirilebileceğini söyler.
Yaygın yanlış«*Frankenstein*'ın önsözünü Mary Shelley yazdı; kitap baştan sona tek bir kişinin sesidir.»
Mary Shelley 1831 girişinde bir kayıt düşer: kocası ona hiçbir olay, neredeyse hiçbir duygu önermemiştir, ama onun teşviki olmasa kitap bu biçime ulaşmazdı. Ve bir istisna ekler: hatırladığı kadarıyla önsözü baştan sona Percy Shelley yazmıştır. Romanı bilimkurguya bağlayan en güçlü cümleler, yazarın değil, kocasının kaleminden çıkmıştır.
Ana anlatı — «Hiçbir şeyi değiştirmedim»
1831 girişinin son paragrafı bir güvence verir. Mary Shelley yaptığı değişikliklerin esas olarak üslupla ilgili olduğunu söyler. Hikâyenin hiçbir parçasını değiştirmemiş, yeni bir düşünce ya da durum eklememiştir. Değişiklikler neredeyse yalnızca ilk cildin başındadır ve hikâyenin özüne dokunmaz.
İki baskıyı yan yana okuyan bu güvenceyi sınayabilir. Değişikliklerin yoğunlaştığı yer, yazarın söylediği gibi, ilk cildin başıdır. Ama orada bir ayrıntı beklenmedik biçimde değişir. 1818 baskısında Victor'un nişanlısı Elizabeth, babasının ölen kız kardeşinin kızıdır; yani Victor'un kuzenidir. 1831 baskısında ise Elizabeth, Victor'un annesinin bir köylü kulübesinde bulduğu, Milanolu bir soylunun öksüz kızıdır. Artık kan bağı yoktur; aile ona yalnızca «kuzen» diye seslenir.
Bu, üslup değişikliği değildir; bir aile ilişkisinin yeniden kurulmasıdır. Mary Shelley'nin beyanı ile metin arasındaki bu fark, yazarın kendi eseri hakkında söylediklerinin de bir okuma olduğunu gösterir.
Metin anı
Mary Shelley, 1831 girişi:
Soluk öğrenciyi, kutsal olmayan sanatların öğrencisini, bir araya getirdiği şeyin yanında diz çökmüş gördüm.
Ve aynı girişin sonunda:
Ve şimdi, bir kez daha, korkunç zürriyetime gidip gelişmesini diliyorum.
İlk cümlede görme fiili iki kez tekrarlanır: gözleri kapalı, ama zihni açık. Mary Shelley romanın kökenini bir akıl yürütmeye değil, istemeden gelen bir imgeye bağlar. Bu, romantiklerin sevdiği bir yaratılış anlatısıdır: esin, iradenin dışından gelir.
İkinci cümle daha tuhaftır. Mary Shelley kitabına «zürriyet» der; soyundan gelen, çocuğu. Bir yaratıcının yarattığından kaçtığını anlatan bir roman, bu cümleyle kendi yaratıcısı tarafından sahiplenilir. Victor Frankenstein'ın yapmadığını yazar yapar: eserine sevgiyle bakar ve onu dünyaya gönderir.
Cevap ve bağlantı
Bir türün doğum anı olur mu? Frankenstein bu soruya kesin bir cevap vermez, ama iyi bir aday sunar. Hayalet hikâyesi yarışmasından doğan roman, korkunun kaynağını doğaüstünden bilime taşıdı. Ama ona bilimkurgu kimliğini en açık biçimde veren önsöz, Mary Shelley'nin değil kocasının kalemindendir; roman gotik derlemelerde de uzun süre yer aldı. Türler bir anda doğmaz; onları geriye dönüp adlandıranlar doğum anlarını seçer.
Yazarın anlattıklarına ne kadar güvenebiliriz? Mary Shelley'nin 1831 girişi değerli bir tanıklıktır, ama Elizabeth örneği gösterir ki yazarın kendi değişiklikleri hakkındaki sözü de metinle sınanmalıdır. Rousseau'nun belleğinin süreleri nasıl uzattığını, Goethe'nin okurlarının gerçeği yazarın kapısında aradığını da görmüştük. Burada aynı ders bir kez daha çıkar: yazarın sesi metnin yerine geçmez.
Türkçede bu türün başlangıcı yetmiş yıl sonraya düşer. Fıstıkçıoğlu'nun aktardığına göre Türk edebiyatında bilimkurgunun ilk örneği Ahmet Mithat Efendi'nin 1888'de yayımlanan Fennî Bir Roman yahut Amerikan Doktorları'dır. Aynı çalışmaya göre 1888'den 1980'e kadar Türkçede bu türde yazılmış roman sayısı yalnızca on ikidir. Tür Türkçeye de başlığında doktorları taşıyan bir romanla girdi; ama uzun süre bir kenarda bekledi.
Kapanış kancası
Frankenstein'ın yaratığı konuşmayı, okumayı öğrenir, ama insanlar onu gördükleri anda kaçar. Toplumun dışına itilen bir varlık adalet ister. Birkaç on yıl sonra Fransa'da bir şair ve romancı, Victor Hugo, bir başka dışlanmışın hikâyesini yazacak: yıllarını hapiste geçirmiş bir eski mahkûmun. Sıradaki dersin sorusu şu: bir roman yoksulluğu ve adaletsizliği nasıl bir toplumun vicdanına taşır?
Özet kartı
- 1816 yazında Cenevre Gölü kıyısında Byron bir hayalet hikâyesi yarışması önerdi. Mary Shelley 1831 girişinde, yaşamın ilkesi üzerine bir sohbetten sonra uyanık bir düşte bir öğrencinin yaptığı şeyi canlandırdığını gördüğünü anlatır.
- Sohbette Darwin'e atfedilen deneyler ve galvanizm konuşulmuştu. Bir hayalet yarışmasından doğan roman hayaletsizdir; korkunun kaynağı bir laboratuvardır.
- 1818 önsözü romanın dayandığı olayın imkânsız sayılmadığını ve kitabın yalnızca doğaüstü korkular örmediğini söyler. Mary Shelley 1831'de bu önsözü Percy Shelley'nin yazdığını belirtir. Roman bilimkurgunun başlangıç noktalarından biri sayılır, ama gotik roman derlemelerinde de yer almıştır.
- Mary Shelley 1831'de hikâyeden hiçbir şeyi değiştirmediğini söyler. Oysa 1818'de Victor'un kuzeni olan Elizabeth, 1831'de ailenin evlat edindiği öksüz bir kızdır. Yazar revizyonu, yazarın beyanıyla da sınanmalıdır.
- Türk edebiyatında bilimkurgunun ilk örneği Ahmet Mithat'ın 1888'de yayımlanan Fennî Bir Roman yahut Amerikan Doktorları'dır; Fıstıkçıoğlu'nun aktardığına göre 1888–1980 arasında bu türde yalnızca on iki roman yazılmıştır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Gotik roman | Gothic novel | Eski şatolar, gizli suçlar, doğaüstü tehditler ve dehşetle kurulan roman türü |
| Galvanizm | Galvanism | Elektriğin canlı dokuyu harekete geçirebileceği düşüncesi ve buna dayanan deneyler |
| Bilimkurgu | Science fiction | Olayları bilimin ya da teknolojinin mümkün kıldığı bir değişikliğe dayandıran kurmaca türü |
| Yazar revizyonu | Authorial revision | Yazarın yayımlanmış eserini sonradan gözden geçirip değiştirmesi |
| Fennî roman | Scientific novel | Tanzimat sonrası Türk edebiyatında bilimsel buluş ve deneyleri konu edinen roman |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Mary Shelley 1831 girişinde romanın doğuşunu nasıl anlatır? Sohbetin konusu ve düşün içeriği nedir?
- (Kazanım 2) 1818 önsözü romanı hayalet hikâyesinden nasıl ayırır? Bu önsözü kim yazmıştır?
- (Kazanım 2) Frankenstein neden hem gotik roman hem bilimkurgu olarak okunabilir?
- (Kazanım 3) Mary Shelley 1831'deki değişiklikler hakkında ne söyler? Elizabeth'in iki baskıdaki kökeni bu beyanı nasıl sınar?
- (Kazanım 4) Türk edebiyatında bilimkurgunun ilk örneği hangi eserdir? Tür Türkçede nasıl bir seyir izlemiştir?
Cevaplar
- Mary Shelley, okurlarının genç bir kızın böyle korkunç bir fikri nasıl düşündüğünü sorduğunu söyler. Cenevre Gölü kıyısında Byron ile Shelley yaşamın ilkesi üzerine konuşmuş, Darwin'e atfedilen deneylerden ve galvanizmin verdiği işaretlerden söz etmişlerdir: belki bir ceset canlandırılabilir, belki bir canlının parçaları üretilip bir araya getirilebilirdi. O gece Mary Shelley uyanık bir düşte, soluk bir öğrencinin bir araya getirdiği şeyi güçlü bir makineyle canlandırdığını ve eserinden dehşete düşüp kaçtığını görür.
- Önsöz, romanın dayandığı olayın Doktor Darwin ve bazı Alman fizyoloji yazarlarınca imkânsız sayılmadığını söyler; yazar buna ciddi bir inanç duymasa da yalnızca bir dizi doğaüstü korku örmediğini, olayın bir hayalet ya da büyü masalının zaaflarından uzak olduğunu belirtir. Mary Shelley 1831 girişinde, hatırladığı kadarıyla bu önsözü baştan sona Percy Shelley'nin yazdığını söyler.
- Roman gotik romanın dehşetini, karanlık mekânlarını ve suçlarını taşır ve Walpole'un Otranto Şatosu ile Beckford'un Vathek'iyle birlikte Üç Gotik Roman derlemesinde yayımlanmıştır. Ama korkunun kaynağı bir hayalet ya da büyü değil, doğanın yasalarını zorlayan bilimsel bir deneydir; 1818 önsözü de bu farkı vurgular. İsmayılov ile Sunal'ın dediği gibi korku öğeleri taşısa da bilimkurgu içinde de değerlendirilebilir.
- Mary Shelley değişikliklerin esas olarak üslupla ilgili olduğunu, hikâyenin hiçbir parçasını değiştirmediğini ve yeni bir düşünce ya da durum eklemediğini söyler. Oysa 1818'de Elizabeth, Victor'un babasının ölen kız kardeşinin kızı, yani kuzenidir; 1831'de ise Victor'un annesinin bir köylü kulübesinde bulduğu, Milanolu bir soylunun öksüz kızıdır. Bu, üslup değil bir aile ilişkisinin yeniden kurulmasıdır ve yazarın beyanının da metinle sınanması gerektiğini gösterir.
- Fıstıkçıoğlu'nun aktardığına göre ilk örnek Ahmet Mithat Efendi'nin 1888'de yayımlanan Fennî Bir Roman yahut Amerikan Doktorları'dır. Aynı çalışmaya göre 1888'den 1980'e kadar Türkçede bu türde yalnızca on iki roman yazılmıştır; tür Türk edebiyatında uzun süre sınırlı kalmıştır.
Okuma
- Mary Shelley, Frankenstein ya da Modern Prometheus, çev. Yiğit Yavuz (İş Bankası yayını, 2016).
- Mary Shelley, 1831 baskısına yazarın girişi ve 1818 baskısının önsözü; ikisi de Gutenberg'de İngilizce.
- Frankenstein'ın 1818 ve 1831 baskılarında Elizabeth'in aileye katıldığı bölüm; iki metni yan yana okuyun.
- Ferhat Mustafa Fıstıkçıoğlu, «İslam İdeolojisinde Ütopya ve Bilim Kurgu», Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları 17/34 (2025).