Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Schiller Naif ve Duygusal Şiir Üzerine'de (1795–1796) şairi ya doğanın kendisi ya da onu arayan olarak tanımlar. Naif şair gerçeği yansıtır; duygusal şair gerçeği ideale yükseltir. Schiller kendini duygusal, Goethe'yi naif şaire yakın bulur.
- Duygusal şairin üç yolu vardır: hiciv, ağıt ve idil. Schiller Ossian'ı ağıta, Rousseau'nun Julie'sini idile örnek gösterir. Ayrım bir hiyerarşi değildir; ikisini de kucaklayan fikir insanlık fikridir.
- İnsanın Estetik Eğitimi Üzerine Mektuplar'da Schiller özgürlüğe güzellik yoluyla varılacağını savunur. On beşinci mektupta insanın ancak oynadığında tam insan olduğunu söyler; oyun dürtüsü duyusal dürtüyle biçim dürtüsünü dengeler.
- Novalis'in Heinrich von Ofterdingen'inde kahraman mavi çiçeği görmek ister; çiçek romantik özlemin simgesi olur. Brandes romantik ruhu özgürlüğün boğulduğu bir fırın olarak görür ve özlemi kararlılığı ve araçları olmayan bir arzu sayar.
- Osmanlı sahnesinde Haydutlar oyunculuk ve kostüm tartışmalarına yol açtı. Aytaç Schiller'in kavramlarını «doğalcı» ve «düşünselci» diye çevirir. Orhan Pamuk'un 2009 Norton dersleri 2011'de Saf ve Düşünceli Romancı adıyla Türkçe yayımlandı ve Schiller'in ayrımından yola çıkar.
Kazanımlar
- Schiller'in naif şair ile duygusal şair arasında yaptığı ayrımı, doğayla kurulan iki farklı ilişki olarak açıklayabilir.
- İnsanın Estetik Eğitimi Üzerine Mektuplar'daki güzellik yoluyla özgürlüğe varma düşüncesini ve oyun dürtüsü kavramını özetleyebilir.
- Novalis'in mavi çiçeğini romantik özlemin simgesi olarak yorumlayabilir ve Brandes'in bu özleme yönelttiği eleştiriyi tartışabilir.
- Schiller'in ayrımının Türkçeye farklı karşılıklarla aktarılışını ve Orhan Pamuk'un Norton derslerinde bu ayrımdan yola çıkışını değerlendirebilir.
Video metni
Soğuk açılış
Bir yol kenarında bir yosunlu taş. Bir kuş sesi. Bir arının vızıltısı. Hiçbiri gözümüzü okşayacak kadar güzel değildir, ama önünde durup kalırız. Neden?
1795'te bir şair bu soruya bir cevap yazar. Bizi etkileyen bu nesnelerin kendisi değil, onlarda gördüğümüz bir fikirdir, der. Onlar bizim ne olduğumuzdur; ve bir gün yeniden ne olmamız gerektiğidir. Biz de onlar gibi doğaydık.
Şairin adı Friedrich Schiller'dir. Denemesi bir yandan da bir dostluğun, Goethe ile arasındaki farkın hesabıdır.
Büyük soru
Modern insan doğadan koptuysa, şair ne yapmalıdır: doğayı olduğu gibi mi yansıtmalı, yoksa kaybedileni aramalı mı? Ve bu arayış insanı özgürleştirir mi, yoksa bir özlemin içinde hareketsiz mi bırakır?
Bağlam
Önceki derste Goethe'yi Weimar'da Faust üzerinde çalışırken bırakmıştık. Schiller de hayatının son yıllarında aynı şehirdedir. İkisi birlikte Alman klasisizmi denen dönemin iki ayağı sayılır.
Schiller'in adı önce bir isyanla duyulmuştu. 1781'de yayımlanan ilk oyunu Haydutlar, babasının mirasından kardeşinin entrikasıyla dışlanıp bir haydut çetesinin başına geçen bir genci anlatır. Adalet, yasa ve iktidar üzerine sert sorular sorar.
Gürsel Aytaç'ın gösterdiği gibi Schiller'in şiir üzerine denemesi Goethe ile dostluğuna dayanır. Schiller'in çıkardığı Die Horen dergisi, Goethe'nin katkısıyla Alman klasisizminin neredeyse program dergisi olur. Schiller Goethe'yi okudukça kendisiyle onun arasında temel bir fark keşfeder ve bu farkı bir şiir kuramına dönüştürür.
Ana anlatı — Doğa olan şair, doğayı arayan şair
Schiller'e göre şiirin temel fikri, şairin her yerde doğanın koruyucusu olmasıdır. Ama bu rolü artık tam oynayamayan, yapay biçimlerin etkisine uğramış bir şair doğanın tanığı ve öcünü alanı olarak ortaya çıkar. Buradan iki şair türü doğar. Şair ya doğanın kendisidir ya da insanlar onu gözden kaybettiyse onu arar.
Aytaç ayrımın ikinci yarısını da özetler. Duygusal şairin önünde üç yol vardır. Hicivde ideale uymayan gerçeği yerer. Ağıtta kaybedilen ideale duygulu bir özlem duyar. İdilde ise ideali gerçekleşmiş gibi gösterir. Schiller örneklerini de verir. Ağıt şairi Ossian kaybolmuş kahramanları bir ideale dönüştürmüştür. Rousseau ise doğayı ya arar ya da sanatla onun öcünü alır; Julie'de idilin alanına girer. 238-07'de gözyaşıyla okunduğunu gördüğümüz roman burada bir kuramın örneğine dönüşür.
Ayrım bir hiyerarşi değildir. Schiller iki yolun da şiirin tüm alanını kapladığını, ikisini de kucaklayan daha yüksek bir fikrin insanlık fikri olduğunu yazar. Aytaç'ın notuna göre Goethe'nin bu denemeye tepkisi pek olumlu değildi.
Ana anlatı — Güzellik yoluyla özgürlüğe
Aynı yıllarda Schiller bir mektup dizisi yazar: İnsanın Estetik Eğitimi Üzerine Mektuplar. Çağ siyasi özgürlükle çalkalanmaktadır. Fransız Devrimi daha yeni yaşanmıştır. Schiller muhatabına özür diler gibi yazar: özgürlük yerine güzellikten söz ettiğim için beni bağışlayın. Ama hemen savunur. Siyasi sorunu çözmek için bile estetiğin yolundan gitmek gerekir, çünkü özgürlüğe güzellik yoluyla varılır.
Mektupların en ünlü cümlesi on beşinci mektuptadır. Schiller bunu bir paradoks olarak sunar: insan ancak sözcüğün tam anlamıyla insan olduğunda oynar ve ancak oynadığında tam insandır. Burada oyun bir eğlence değildir. Zorunluluğun baskısı altında olmadan, özgürce biçim vermektir. Doğa ve özgürlük, duyular ve akıl, bu oyunda birbirine kavuşur.
Yaygın yanlış«Romantikler Aydınlanma'nın karşısına duygu ve doğayı koydu; aklı ve özgürlüğü önemsemediler.»
Schiller'in mektupları bu ayrımı yıkar. Onun için güzellik aklın düşmanı değil, özgürlüğün yoludur. Duygusal şair de doğayı düşünerek arar; onun kaybını bilir. Bir sonraki kuşağın romantikleri özlemi öne çıkarır, ama bu özlem de düşünen bir bilincin özlemidir.
Ana anlatı — Mavi çiçek ve özlemin eleştirisi
Schiller'den sonra Jena'da genç bir kuşak toplanır: Schlegel kardeşler, Tieck, Novalis. Novalis'in yarım kalmış romanı Heinrich von Ofterdingen bir gece sahnesiyle başlar. Genç Heinrich, bir yabancının anlattıklarını düşünerek yatağında uyuyamaz. Kendi kendine konuşur: beni harekete geçiren hazineler değil; mavi çiçeği görmek istiyorum. Aklımdan çıkmıyor.
Heinrich kendini deli sanabileceğini, ama aklının ve algısının çok açık olduğunu da ekler. Bu cümle romantizmin kendi hakkındaki iddiasıdır: özlem bir sayıklama değil, başka bir gerçekliğin bilgisidir.
Bu iddiaya en sert cevap Danimarkalı eleştirmen Georg Brandes'ten geldi. On dokuzuncu yüzyıl edebiyatı üzerine büyük dizisinin Alman romantiklerine ayrılan cildinde Brandes romantik ruhu, özgürlüğün boğulduğu ve her türlü eyleme yönelik eğilimin söndüğü bir fırın olarak tanımlar. Geriye tek bir dışa dönük eğilim kalmıştır: özlem. Brandes'e göre özlem, çabanın romantikteki karşılığıdır. Eksikliği ve arzuyu birleştirir, ama ne kararlılığı ne de araçları vardır. Romantik mutluluk kelimesini kullanmaz, «ideal» der; ama kastettiği mutluluktur.
Brandes'in hedefi Schiller'in sorusudur. Schiller doğadan kopuşu bilinçle aşmayı, güzellik yoluyla özgürlüğe varmayı önermişti. Brandes'e göre romantikler bu yolda durup bir çiçeğin önünde beklemeye başladı. Bu yargı tartışmalıdır. Brandes kendi çağının siyasi özgürlük kavgasından bakar ve romantiklerin şiirinde bir kaçış görür. Başka okurlar aynı özlemde, dünyayı yalnız aklın ölçüsüne sığdırmayan bir itiraz bulur.
Metin anı
Schiller, Naif ve Duygusal Şiir Üzerine:
Bizi büyüleyen bu nesneler bizim ne olduğumuz, bir gün yeniden ne olmamız gerektiğidir. Biz de onlar gibi doğaydık.
Novalis, Heinrich von Ofterdingen, birinci bölüm:
Mavi çiçeği görmek istiyorum. Durmadan aklımda; başka hiçbir şey düşünemiyor, hiçbir şey yazamıyorum.
İki cümle aynı kaybı iki ayrı yönden söyler. Schiller'in cümlesinde doğa geçmişte ve gelecekte, iki uçta durur. Aradaki yol kültürün, aklın ve özgürlüğün yoludur. Schiller'e göre bu yol bizi yeniden doğaya götürmelidir.
Heinrich'in cümlesinde ise yol yoktur, yalnızca bir imge vardır. Mavi çiçek ne geçmiştir ne gelecek; o, şimdi duyulan bir eksikliktir. Brandes'in eleştirisi tam bu farkı hedef alır: Schiller'de özlem bir yolculuğun başlangıcıdır, romantiklerde yolculuğun kendisi olur.
Cevap ve bağlantı
Doğadan kopan şair ne yapmalıdır? Schiller'in cevabı ikilidir. Ya doğanın sesi olur ya da onu arar; ve arayış, güzellik yoluyla özgürlüğe giden bir eğitimdir. Novalis bu arayışı bir çiçeğe bağladı. Brandes bu çiçekte bir teslimiyet gördü. İki okuma da Schiller'in sorusunu ciddiye alır; ayrıldıkları yer, özlemin bir eylem mi, yoksa eylemin yerine geçen bir duygu mu olduğudur.
Schiller Türk okurunun önüne iki yoldan çıktı. Kılıç'ın notuna göre Osmanlı sahnesinde Haydutlar'ın oynanışı oyunculuk ve kostüm üzerine tartışmalara yol açtı; Batı tiyatrosunun bu topraklarda nasıl oynanacağı sorusu bu oyunla da tartışıldı. Kuramı ise çok daha geç geldi ve kendi Türkçesini aradı. Aytaç «naiv» ve «sentimental» sözcüklerini «doğalcı» ve «düşünselci» diye çevirir. «Sentimental» sözcüğünün Türkçedeki «duygusal» anlamı Schiller'i yanlış okutabilir, çünkü onun duygusal şairi her şeyden önce düşünen şairdir.
Orhan Pamuk 2009 sonbaharında Harvard'da verdiği Charles Eliot Norton derslerinde bu ayrımdan yola çıktı. Dersler 2011'de Saf ve Düşünceli Romancı adıyla Türkçe yayımlandı; İngilizce adı, The Naive and the Sentimental Novelist, Schiller'in denemesinin adını yankılar. Pamuk'un seçtiği karşılık, «saf» ve «düşünceli», Aytaç'ınkine yakın bir yöne işaret eder: ayrım duygu ile akıl arasında değil, kendi yazdığının farkında olmayan ile farkında olan arasındadır.
Kapanış kancası
Alman romantikleri özlemi bir çiçeğe bağladı. Aynı yıllarda Manş'ın öte yanında iki genç şair birlikte bir şiir kitabı çıkarıyordu ve sıradan insanların konuştuğu dille yazmak istiyordu. Onları izleyen bir başka şair ise güzelliği ölümle yan yana düşündü. Bir sonraki derste İngiliz romantiklerine bakıyoruz: doğa bir şairin gözünde nasıl bir öğretmene dönüşür?
Özet kartı
- Schiller Naif ve Duygusal Şiir Üzerine'de (1795–1796) şairi ya doğanın kendisi ya da onu arayan olarak tanımlar. Naif şair gerçeği yansıtır; duygusal şair gerçeği ideale yükseltir. Schiller kendini duygusal, Goethe'yi naif şaire yakın bulur.
- Duygusal şairin üç yolu vardır: hiciv, ağıt ve idil. Schiller Ossian'ı ağıta, Rousseau'nun Julie'sini idile örnek gösterir. Ayrım bir hiyerarşi değildir; ikisini de kucaklayan fikir insanlık fikridir.
- İnsanın Estetik Eğitimi Üzerine Mektuplar'da Schiller özgürlüğe güzellik yoluyla varılacağını savunur. On beşinci mektupta insanın ancak oynadığında tam insan olduğunu söyler; oyun dürtüsü duyusal dürtüyle biçim dürtüsünü dengeler.
- Novalis'in Heinrich von Ofterdingen'inde kahraman mavi çiçeği görmek ister; çiçek romantik özlemin simgesi olur. Brandes romantik ruhu özgürlüğün boğulduğu bir fırın olarak görür ve özlemi kararlılığı ve araçları olmayan bir arzu sayar.
- Osmanlı sahnesinde Haydutlar oyunculuk ve kostüm tartışmalarına yol açtı. Aytaç Schiller'in kavramlarını «doğalcı» ve «düşünselci» diye çevirir. Orhan Pamuk'un 2009 Norton dersleri 2011'de Saf ve Düşünceli Romancı adıyla Türkçe yayımlandı ve Schiller'in ayrımından yola çıkar.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Naif şair | Naive poet | Doğayla hâlâ bir bütün olan ve gerçeği elden geldiğince eksiksiz yansıtan şair |
| Duygusal şair | Sentimental poet | Doğadan kopmuş bir çağda gerçeği ideale yükselten ya da ideali temsil eden şair |
| Oyun dürtüsü | Play drive (Spieltrieb) | Duyusal dürtü ile biçim dürtüsünü dengeleyen, güzellikle özgürce biçim veren dürtü |
| Romantik özlem | Romantic longing (Sehnsucht) | Eksiklikle arzunun birleştiği, nesnesine ulaşmaktan çok onu aramayı sürdüren duygu |
| Mavi çiçek | The blue flower | Novalis'te ulaşılamayan idealin ve sonsuz özlemin simgesi |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Schiller naif şair ile duygusal şairi nasıl ayırır? Kendisini ve Goethe'yi bu ayrımın neresine koyar?
- (Kazanım 1) Duygusal şairin üç yolu nelerdir? Schiller Ossian'ı ve Rousseau'yu hangi yollara örnek verir?
- (Kazanım 2) Schiller özgürlükten söz etmesi beklenen bir çağda neden güzellikten söz eder? On beşinci mektuptaki paradoks nedir?
- (Kazanım 3) Novalis'in mavi çiçeği neyi simgeler? Brandes romantik özlemi neden eleştirir?
- (Kazanım 4) Schiller'in «naiv» ve «sentimental» kavramları Türkçeye nasıl aktarılmıştır? «Duygusal» karşılığı neden yanıltıcı olabilir? Orhan Pamuk bu ayrımı nasıl kullanır?
Cevaplar
- Schiller'e göre şair ya doğanın kendisidir ya da insanlar doğayı gözden kaybettiyse onu arar. Naif şair doğayla bir bütün olduğu için gerçeği elden geldiğince eksiksiz yansıtır. Duygusal şair doğadan kopmuş bir çağda yaşar; gerçeği ideale yükseltir ya da ideali temsil eder. Aytaç'ın aktardığına göre Schiller kendini duygusal, Goethe'yi naif şaire yakın bulur.
- Hicivde şair ideale uymayan gerçeği yerer; ağıtta kaybedilen ideale duygulu bir özlem duyar; idilde ideali gerçekleşmiş gibi gösterir. Schiller ağıt şairi olarak Ossian'ı anar: Ossian kaybolmuş kahramanları bir ideale dönüştürür. Rousseau ise doğayı ya arar ya da sanatla onun öcünü alır; kimi zaman ağıta, kimi zaman hicve yaklaşır, Julie'de ise idilin alanına girer.
- Schiller muhatabından siyasi özgürlük yerine güzellikten söz ettiği için özür diler gibi yazar, ama siyasi sorunu çözmek için bile estetiğin yolundan gitmek gerektiğini, çünkü özgürlüğe güzellik yoluyla varıldığını savunur. On beşinci mektuptaki paradoks şudur: insan ancak sözcüğün tam anlamıyla insan olduğunda oynar ve ancak oynadığında tam insandır. Oyun burada zorunluluğun baskısı olmadan özgürce biçim vermektir.
- Mavi çiçek, Heinrich'in rüyasında gördüğü ve adını koyamadığı bir özlemle aradığı çiçektir; Alman romantizminde ulaşılamayan idealin ve sonsuz özlemin simgesi olur. Brandes romantik ruhu, özgürlüğün boğulduğu ve eyleme yönelik eğilimin söndüğü bir fırın olarak görür. Ona göre özlem eksiklikle arzuyu birleştirir, ama kararlılığı ve araçları yoktur; romantik mutluluk arar ama ona «ideal» der.
- Gürsel Aytaç iki kavramı «doğalcı» ve «düşünselci» diye çevirir; Orhan Pamuk'un kitabı «saf» ve «düşünceli» karşılıklarını kullanır. «Duygusal» karşılığı yanıltıcı olabilir, çünkü Schiller'in sentimental şairi her şeyden önce doğadan kopuşunun farkında olan, düşünen şairdir. Pamuk 2009'daki Harvard Norton derslerinde bu ayrımdan yola çıkar; dersler 2011'de Saf ve Düşünceli Romancı adıyla Türkçe yayımlandı ve ayrımı romancının kendi yazısının farkında olup olmaması üzerinden romana taşır.
Okuma
- Friedrich Schiller, Haydutlar, çev. Pınar Dua Deveci (Türkiye İş Bankası yayını, 2023).
- Friedrich Schiller, Naif ve Duygusal Şiir Üzerine ve İnsanın Estetik Eğitimi Üzerine Mektuplar; İngilizce çevirileri Gutenberg'deki Aesthetical Essays derlemesinde. On beşinci mektubu okuyun.
- Gürsel Aytaç, «Schiller'in Edebiyat Görüşü», Diyalog 2014/1.
- Orhan Pamuk, Saf ve Düşünceli Romancı (İletişim Yayınları, 2011). İlk bölümü okuyun ve Pamuk'un Schiller'in ayrımını şiirden romana nasıl taşıdığını not edin.