Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Rousseau İtiraflar'ın sekizinci kitabında 1749 yazında Vincennes yolunda Dijon Akademisi'nin sorusunu okuduğu anı «başka bir evren gördüm ve başka bir insan oldum» diye anlatır; ama ayrıntıları Malesherbes'e yazdığı mektuplardan birine koyduğu için unuttuğunu da söyler.
- İkinci kitaptaki kurdele olayında Rousseau çaldığı kurdeleyi aşçı Marion'un verdiğini söyler; ikisi de evden gönderilir. Rousseau suçu açıkça anlatır, ama aynı sayfada utancı, yaşını ve Marion'a duyduğu dostluğu gerekçe olarak sunar.
- Yalnız Gezerin Hayalleri'nin dördüncü gezintisi aynı yalana döner; Özmakas'a göre anı orada gerçeği söyleme yükümlülüğü üzerine felsefi bir soruşturmaya dönüşür.
- Mornet'ye göre Julie ya da Yeni Heloise (1761) yüzyılın en büyük edebî başarısıdır: 1800'den önce elliden fazla baskı ve korsan baskı yapılmıştır. Önsöz, editör rolünü üstlenip mektupların kurmaca olup olmadığı sorusunu cevapsız bırakır.
- Ebüzziya Tevfik 1885'te Jan Jak Ruso risalesinde Julie'nin önsözünü aktarır ve İtiraflar'ın açık yürekliliğini över. Ziya Paşa Emile'i, Münif Paşa Yeni Heloise'den bir mektubu çevirmiştir. Damrosch'un bulduğu kayıt ise Rousseau'nun belleğinin süreleri uzattığını gösterir.
Kazanımlar
- Rousseau'nun İtiraflar'da anlattığı Vincennes yolu sahnesini ve kurdele olayını, anlatıcının kendini hem suçlayıp hem savunduğu iki an olarak çözümleyebilir.
- Julie ya da Yeni Heloise'in önsözündeki editör oyununu ve romanın on sekizinci yüzyıldaki olağanüstü yayılışını duyarlılık kavramıyla ilişkilendirebilir.
- İtiraflar'ın samimiyet iddiasını, bu iddiayı destekleyen ve sorgulayan okumalar üzerinden tartışabilir.
- Rousseau'nun Tanzimat okuruna Ebüzziya Tevfik'in 1885 tarihli risalesi ve ilk çeviriler aracılığıyla nasıl ulaştığını açıklayabilir.
Video metni
Soğuk açılış
1749 yazı. Paris'ten Vincennes'e giden yol, Rousseau'nun kendi hesabıyla iki fersahtır. Yolun kenarındaki ağaçlar budanmıştır, gölge vermez. Otuzlarının sonundaki bir adam öğleden sonra saat ikide yürüyerek yola çıkar. Arabaya verecek parası yoktur. Vincennes şatosunun zindanından yeni çıkarılıp şatoda tutulan dostu Diderot'yu görmeye gitmektedir.
Sıcaktan bitip yere uzandığı olur. Adımlarını yavaşlatmak için yanına bir dergi alır, Mercure de France. Yürürken sayfaları çevirir ve Dijon Akademisi'nin gelecek yılın ödülü için sorduğu soruya rastlar: bilimlerin ve sanatların ilerlemesi ahlakı bozmaya mı, arındırmaya mı katkıda bulundu?
Yıllar sonra o anı şöyle anlatacaktır: bu satırları okuduğum anda başka bir evren gördüm ve başka bir insan oldum.
Büyük soru
Aydınlanma çağının en çok okunan yazarlarından biri, bir yol kenarında aklının değil yüreğinin sarsıldığını anlatıyor. Kendini anlatan bir insana, kendi hakkında söylediklerinde ne kadar güvenebiliriz? Duygunun sahneye bu kadar güçlü çıkışı Aydınlanma'yı bitirir mi, yoksa ona yeni bir ses mi katar?
Bağlam
Jean-Jacques Rousseau 1712'de Cenevre'de doğdu. Gençliği Savoya'da, Torino'da, yolda geçti. Birinci kitabın açılışını ve kıyamet günü sahnesini otobiyografi dersinde (105-06) okumuştuk. Orada Rousseau hiçbir şeyi saklamadığını söylüyor, ama hafızasının boşluklarını «önemsiz süslerle» doldurduğunu da kabul ediyordu. Bu derste kitabın başka iki sahnesine ve aynı adamın bir romanına bakıyoruz.
Vincennes yolunda okuduğu soru Rousseau'nun hayatını değiştirdi. Diderot onu yarışmaya katılmaya yüreklendirdi; Rousseau yazdı ve Dijon'da ödülü kazandı. Metnin tezi, ilerlemenin insanı iyileştirmediğiydi. Yani bilimleri ve sanatları eleştiren bir yazar, ününü Aydınlanma'nın kendi kurumlarından birinden, bir akademinin ödülünden aldı.
Ana anlatı — Vincennes yolu: bir okumanın doğurduğu insan
Sahne sekizinci kitaptadır. Rousseau, Vincennes'e vardığında «sayıklamaya varan bir heyecan» içinde olduğunu yazar. Diderot bunu fark eder. Rousseau ona, yolda bir meşenin altında kurşunkalemle yazdığı bir parçayı okur: Romalı Fabricius'un ağzından söylenmiş, lüks ve gösteriş içindeki Roma'ya seslenen bir konuşmayı.
Ama bu sahnenin tuhaf bir yanı var. Rousseau, o anın ayrıntılarını artık hatırlamadığını söyler. Nedenini de açıklar: onları yıllar önce Malesherbes'e yazdığı dört mektuptan birine koymuştur. Belleği, der, ona ancak kendisine güvendiği sürece hizmet eder; bir şeyi kâğıda emanet ettiği anda onu bırakır, bir kez yazdığını artık hiç hatırlamaz. Hayatının en önemli anını anlatan adam, o anı daha önce yazdığı için unuttuğunu söylemektedir.
İkinci bir ayrıntı daha önemlidir. Rousseau o günden sonra duygularının «inanılmaz bir hızla» düşüncelerinin düzeyine yükseldiğini yazar. Küçük tutkuları, hakikat, özgürlük ve erdem coşkusu altında boğulmuştur. Burada duygu aklın karşısına konmaz. Aynı hızla, aynı yükseklikte ikisi birlikte yükselir.
Ana anlatı — Kurdele: suçun ve bahanenin aynı sayfası
İkinci kitaba, Torino'ya dönelim. Rousseau orada Madame de Vercellis adında yaşlı bir hanımın yanında hizmetkârdır. Hanım ölür, evin eşyaları sayılır. Hiçbir şey eksik çıkmaz; yalnızca Mademoiselle Pontal adındaki bir kadın, pembe ve gümüş renkli, eskimiş küçük bir kurdele yitirmiştir. Rousseau yazar: elimin altında çok daha değerli şeyler vardı; beni yalnızca bu kurdele çekti, onu çaldım.
Kurdele onda bulunur. Nereden aldığı sorulunca kızarır, kekeler ve evin aşçısı Marion'un verdiğini söyler. Marion çağrılır. Kalabalığın önünde Rousseau onu yüzüne karşı suçlar. Kız önce susar, sonra kararlı ama öfkesiz bir sesle reddeder. Sonunda ağlar ve yalnızca şunu söyler: Rousseau, sizi iyi huylu biri sanırdım; beni çok mutsuz ediyorsunuz, ama sizin yerinizde olmak istemezdim. İkisi de evden gönderilir.
Rousseau bu olayı hiç kimseye, en yakınlarına bile anlatmadığını, ondan kurtulma isteğinin İtiraflar'ı yazma kararında büyük payı olduğunu söyler. Hemen ardından ise okuru başka bir yere götürür. Kitabın amacı yalnızca olayı değil «iç eğilimlerini» de göstermektir. O anda kötülük ondan hiç bu kadar uzak olmamıştır. Marion'u suçlamasının sebebi ona duyduğu dostluktur: kurdeleyi ona vermek istiyordu, aklına ilk o geldi. Cezadan değil utançtan korkmuştur. Hem de henüz çocukluktan yeni çıkmıştır.
Rousseau bu anıya ömrünün sonunda bir kez daha döner. Özmakas'ın gösterdiği gibi Yalnız Gezerin Hayalleri'nin dördüncü gezintisi aynı yalanı yeniden ele alır. Ama orada olay bir vicdan hesabı olmaktan çıkar ve genel bir soruya dönüşür: insan gerçeği ne zaman söylemek zorundadır, bir başkasını masumca aldatmak mümkün müdür? Özmakas'a göre bu, bir anının felsefi bir soruşturmaya kapı açtığı yerdir.
Yaygın yanlış«Rousseau suçunu açıkça itiraf ettiğine göre anlattıklarının hepsi doğrudur.»
İtiraf, doğruluğun kanıtı değildir. Dumlu ile Topçu, Leo Damrosch'a dayanarak bir örnek verir: Rousseau Torino'da din değiştirmeden önce aldığı eğitimin iki ay sürdüğünü yazar, oysa Damrosch'un kurumun kayıtlarından çıkardığı süre dokuz gündür. Özmakas da Robert Darnton'ın bir gözlemini aktarır: Rousseau yalnızca bu kitapta değil, bütün metinlerinde okuru yönlendirmeye, ona bir okuma yolu çizmeye çalışır. Kusurunu gösteren adam, okurun o kusuru nasıl yargılayacağını da belirlemek ister.
Ana anlatı — Julie: gözyaşının romanı
Rousseau'nun asıl okur kitlesini İtiraflar değil, yaşarken yayımlanan bir roman yarattı. Julie ya da Yeni Heloise, Mornet'nin 1909'daki incelemesine göre Şubat 1761'de Paris'te satışa çıktı; baskıyı Amsterdam'da Rey yapmıştı. Roman mektuplardan oluşur. Genç Julie öğretmeni Saint-Preux'ye âşıktır, babası bu birliğe izin vermez. Julie babasının seçtiği Wolmar'la evlenir, ama mektuplar tutkuyla erdem arasındaki çekişmeyi sayfalar boyunca sürdürür.
Önsöz tanıdık bir oyunla açılır. 238-06'da Richardson'ın kendini mektupların yayıncısı olarak sunduğunu görmüştük. Rousseau da kendine yalnızca editör unvanını verir, ama hemen oyunu bozar: kitap üzerinde kendim çalıştım ve bunu saklamıyorum. Peki mektupların hepsini ben mi yazdım, bütün yazışma bir kurmaca mı? Ve cevap vermez: sosyete insanları, size ne? Sizin için elbette bir kurmacadır.
Mornet'nin sayıları bu yayılmayı gösterir. Ona göre Yeni Heloise on sekizinci yüzyılın açık ara en büyük edebî başarısıydı. 1800'den önce elliden fazla baskısı ve korsan baskısı yapıldı. İlk baskı dört bin ya da daha fazla sayıda basılmıştı. Oysa 1760'tan Devrim'e kadar hiçbir romanın yazarı tarafından tanınan üç dört baskıyı aştığı görülmez. Mornet romanın Fransız ruhları üzerindeki etkisini tek kelimeyle anlatır: «olağanüstü».
Metin anı
Julie'nin önsözünün ilk cümleleri:
Büyük şehirlere tiyatrolar, bozulmuş halklara romanlar gerekir. Çağımın ahlakını gördüm ve bu mektupları yayımladım. Ah, keşke onları ateşe atmam gereken bir yüzyılda yaşasaydım!
İtiraflar'ın ikinci kitabında Marion'un Rousseau'ya söylediği tek cümle:
Ah! Rousseau, sizi iyi huylu biri sanırdım. Beni çok mutsuz ediyorsunuz, ama sizin yerinizde olmak istemezdim.
Önsözün cümlesi bir çelişki taşır. Rousseau romanı küçümser, ama kendisi bir roman yayımlamaktadır. Bunu gizlemez: roman, hastalıklı bir çağın ilacıdır. Sağlıklı bir çağda gereksiz olurdu. Yüzyılın en çok okunan romanını yazan adam, romanın varlığını çağının bir kusuru sayar.
Marion'un cümlesi ise İtiraflar'ın bütün savunmasını tek başına tartar. Rousseau o sayfada kendi niyetlerini uzun uzun anlatır. Kız ise hiçbir niyet anlatmaz, yalnızca iki kişiden hangisinin yerinde olmak istediğini söyler. Rousseau bu cümleyi kendi kitabına koydu ve kendi savunmasına karşı bir tanık olarak bıraktı.
Cevap ve bağlantı
Kendini anlatan birine ne kadar güvenebiliriz? Rousseau'ya bakınca cevap iki yönlüdür. Kurdele sayfası kimsenin ondan istemediği bir suçu ortaya koyar; bu cesaret gerçektir. Ama aynı sayfa o suçu anlaşılır kılmak için de yazılmıştır ve Damrosch'un bulduğu kayıt, belleğin sessizce süre uzattığını gösterir. Okur samimiyeti kanıtlanmış bir olgu olarak değil, metnin kurduğu bir ilişki olarak okumalıdır.
Duygu Aydınlanma'yı bitirir mi? Vincennes sahnesi başka bir şey söyler: Rousseau'nun duyguları düşünceleriyle aynı yükseklikte yükselmişti. Onun ünü de bir akademi ödülünden geldi. Duygu burada aklın düşmanı değil, onun yol arkadaşı gibi görünür. Ama bu yorum tartışmalıdır; ilerlemeye güveni sarsan bir tezin Aydınlanma'nın içinden mi, dışından mı geldiği hâlâ tartışılır.
Tanzimat okuru Rousseau'yu erken tanıdı. Dumlu ile Topçu'nun incelediği gibi Ebüzziya Tevfik 1885'te, Kitâbhâne-i Meşâhir dizisinin on birinci kitabı olarak Jan Jak Ruso adlı bir risale yayımladı. Ebüzziya Julie'nin önsözünü Osmanlı Türkçesine şöyle aktarır: «Büyük şehirler tiyatrolara ve fesâd-ı ahlâka mübtelâ olmuş akvâm hikâye kitâblarına muhtâç bulunuyorlar.» Romanın kadın okurlarının yüreğinden yakıcı bir «âh» kopmadan onu okuyamadıklarını yazar. İtiraflar için de Rousseau'nun hırsızlığa varıncaya kadar bütün kusurlarını ortaya koyduğunu söyler. Aynı makaleye göre Ziya Paşa Emile'i çevirdi, Münif Paşa da Yeni Heloise'den bir mektubu Türkçeye aktardı. İtiraflar'ın Türkçe çevirmenlerinden biri de Reşat Nuri Güntekin'dir.
Kapanış kancası
Julie yüzyıl bitmeden elliden fazla baskı yaptı. Pamela Londra'da bir mektup kitabından doğdu. Robinson bir adayı defterlere geçirdi. Bir sonraki ders bütün bu kitapları tek bir soru altında toplayan bir kuramı ele alıyor: Ian Watt romanın yükselişini neyle açıkladı? Eleştirmenler bu açıklamanın hangi yanına itiraz etti? Roman gerçekten on sekizinci yüzyılda mı doğdu?
Özet kartı
- Rousseau İtiraflar'ın sekizinci kitabında 1749 yazında Vincennes yolunda Dijon Akademisi'nin sorusunu okuduğu anı «başka bir evren gördüm ve başka bir insan oldum» diye anlatır; ama ayrıntıları Malesherbes'e yazdığı mektuplardan birine koyduğu için unuttuğunu da söyler.
- İkinci kitaptaki kurdele olayında Rousseau çaldığı kurdeleyi aşçı Marion'un verdiğini söyler; ikisi de evden gönderilir. Rousseau suçu açıkça anlatır, ama aynı sayfada utancı, yaşını ve Marion'a duyduğu dostluğu gerekçe olarak sunar.
- Yalnız Gezerin Hayalleri'nin dördüncü gezintisi aynı yalana döner; Özmakas'a göre anı orada gerçeği söyleme yükümlülüğü üzerine felsefi bir soruşturmaya dönüşür.
- Mornet'ye göre Julie ya da Yeni Heloise (1761) yüzyılın en büyük edebî başarısıdır: 1800'den önce elliden fazla baskı ve korsan baskı yapılmıştır. Önsöz, editör rolünü üstlenip mektupların kurmaca olup olmadığı sorusunu cevapsız bırakır.
- Ebüzziya Tevfik 1885'te Jan Jak Ruso risalesinde Julie'nin önsözünü aktarır ve İtiraflar'ın açık yürekliliğini över. Ziya Paşa Emile'i, Münif Paşa Yeni Heloise'den bir mektubu çevirmiştir. Damrosch'un bulduğu kayıt ise Rousseau'nun belleğinin süreleri uzattığını gösterir.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Uyanış sahnesi | Illumination scene | Otobiyografide anlatıcının hayatını ikiye bölen, «o andan sonra başka biri oldum» diye anlatılan an |
| Samimiyet iddiası | Claim of sincerity | Yazarın kendini kusurlarıyla birlikte olduğu gibi göstereceğine dair okura verdiği söz |
| Kendini aklama | Self-justification | Anlatıcının suçunu anlatırken aynı anda onu açıklayan ya da hafifleten gerekçeler sunması |
| Duyarlılık | Sensibility | Güçlü duygulara kapılabilmeyi ve başkasının acısıyla sarsılmayı ahlaki bir incelik sayan anlayış |
| Tercüme-i hâl | Biography | Osmanlı Türkçesinde bir kişinin hayatını anlatan yazı |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Rousseau Vincennes yolunda ne okudu ve o anı nasıl anlatır? Bu sahnede belleğe dair hangi tuhaf itirafta bulunur?
- (Kazanım 1) Kurdele olayında Rousseau neyi itiraf eder, hangi gerekçeleri sunar?
- (Kazanım 2) Julie'nin önsözünde Rousseau editör rolüyle nasıl oynar? Mornet'nin sayıları romanın yayılışı hakkında ne söyler?
- (Kazanım 3) İtiraflar'ın samimiyet iddiasını sorgulayan iki gözlem nedir?
- (Kazanım 4) Ebüzziya Tevfik'in 1885 tarihli risalesi Rousseau'yu Tanzimat okuruna nasıl tanıtır? Rousseau'nun hangi eserleri ilk kez hangi aydınlar tarafından Türkçeye aktarılmıştır?
Cevaplar
- 1749 yazında hapsedilen dostu Diderot'yu görmek için yürürken Mercure de France'ta Dijon Akademisi'nin sorusunu okudu: bilimlerin ve sanatların ilerlemesi ahlakı bozmaya mı, arındırmaya mı katkıda bulundu? Bu anı «başka bir evren gördüm ve başka bir insan oldum» diye anlatır. Ama ayrıntıları Malesherbes'e yazdığı mektuplardan birine koyduğunu, belleğinin bir şeyi kâğıda emanet edince onu bıraktığını, bu yüzden hatırlamadığını söyler.
- Torino'da, Madame de Vercellis'in ölümünden sonra, Mademoiselle Pontal'ın eski kurdelesini çaldığını ve yakalanınca aşçı Marion'un verdiğini söyleyerek suçu ona attığını itiraf eder; ikisi de evden gönderilir. Gerekçe olarak kötülüğün ondan hiç o kadar uzak olmadığını, Marion'u ona duyduğu dostluk yüzünden andığını, cezadan değil utançtan korktuğunu ve henüz çocukluktan yeni çıktığını söyler.
- Rousseau kendine yalnızca editör unvanını verir, ama kitap üzerinde kendisinin çalıştığını da söyler. Mektupların hepsini onun yazıp yazmadığı sorusunu cevapsız bırakır: sosyete insanları için elbette bir kurmacadır. Mornet'ye göre roman 1800'den önce elliden fazla baskı ve korsan baskı yaptı. İlk baskı dört bin ya da daha fazla basıldı. Aynı dönemde hiçbir roman yazarının tanıdığı üç dört baskıyı aşmış görünmez.
- Birincisi, Dumlu ile Topçu'nun Damrosch'tan aktardığı kayıttır: Rousseau Torino'daki din eğitiminin iki ay sürdüğünü yazar, kayıtlara göre süre dokuz gündür. İkincisi, Özmakas'ın aktardığı Darnton gözlemidir: Rousseau bütün metinlerinde okuru yönlendirmeye, ona nasıl okuyacağını çizmeye çalışır. Kurdele sayfasında da suçun itirafı ile kendini aklama yan yanadır.
- Ebüzziya risaleyi Kitâbhâne-i Meşâhir dizisinin on birinci kitabı olarak yayımladı. Julie'nin önsözünü Osmanlı Türkçesine aktarır ve romanın kadın okurlar üzerindeki güçlü etkisini anlatır. İtiraflar'ın, yazarın hırsızlığa varıncaya kadar bütün kusurlarını ortaya koyduğunu söyler. Dumlu ile Topçu'ya göre Ziya Paşa Emile'i çevirdi, Münif Paşa da Yeni Heloise'den bir mektubu Türkçeye aktardı.
Okuma
- Jean-Jacques Rousseau, İtiraflar, çev. Reşat Nuri Güntekin (Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları). İkinci kitaptaki kurdele olayını ve sekizinci kitaptaki Vincennes yolunu okuyun.
- Jean-Jacques Rousseau, Yalnız Gezerin Hayalleri, dördüncü gezinti. Aynı anının yıllar sonra nasıl bir soruya dönüştüğüne bakın.
- Utku Özmakas, «Rousseau ve Felsefi Otobiyografi», FLSF Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi 29 (2020).
- Ogeday Dumlu ve Hayrunisa Topçu, «Ebüzziya Tevfik'in Gözünden Jean Jacques Rousseau», Hikmet – Akademik Edebiyat Dergisi 20 (2024).
- Size ait küçük bir hatayı iki kez yazın: önce yalnızca ne olduğunu, sonra neden yaptığınızı da ekleyerek. İkinci metin okurun yargısını nasıl değiştiriyor? Hangisi daha dürüst?