İçeriğe geç

Ünite EDB-238-05 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Voltaire

EDB-238 Aydınlanma ve Romanın Yükselişi

2.479 kelime · yaklaşık 11 dakika okuma · anlatım 12 dk

  • felsefi öykü
  • iyimserlik
  • teodise
  • auto-da-fé
  • deizm
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Candide en geç Mart 1759'da, Doktor Ralph adlı birinin Almancasından çeviri kılığında çıktı; Voltaire onu inkâr etti, Cenevre yasakladı. Bir felsefi öykü olarak saf Candide'i savaştan depreme, Engizisyon'dan Yeni Dünya'ya bütün felaketlerden geçirir.
  2. Pangloss'un «olabilecek dünyaların en iyisi» öğretisi, Lizbon depremi sahnesinde gülünçleşir: Pangloss yıkıntıda «her şey iyidir» der, ardından depremi önlemek için düzenlenen bir auto-da-fé'de asılır. Beuchot'a göre Lizbon'da gerçekten 20 Haziran 1756'da bir auto-da-fé yapılmıştı.
  3. Voltaire depremi bir şiirde de «her şey iyidir» aksiyomunun incelenmesi olarak ele aldı. McCabe'e göre deprem Voltaire'in Tanrı inancını sarsmadı; Voltaire dünyanın en yüce bir akıl tarafından tasarlandığına hep inandı, ama bu aklın sonsuz güçlü olduğuna değil.
  4. Roman İstanbul yakınlarında biter: bir derviş Pangloss'a «sus» der, yirmi dönümlük toprağını çocuklarıyla işleyen yaşlı bir Türk, çalışmanın can sıkıntısından, kötülükten ve yoksulluktan koruduğunu söyler. Candide'in son sözü «bahçemizi işlemeliyiz»dir.
  5. Meçin, Voltaire'in Türklere bakışında bir çelişki görür: Türk hoşgörüsünü över, ama erken bir şiirinde ve Mahomet oyununda düşmanca bir tutum sergiler. Osmanlı'da etkisi sınırlı kaldı; Beşir Fuad onun düşüncelerinden en derinden etkilenen aydındı.

Kazanımlar

  • Candide'in olay örgüsünü ve bir felsefi öykü olarak yapısını anlatabilir.
  • Pangloss'un «olabilecek dünyaların en iyisi» öğretisini ve Voltaire'in bu öğretiyle nasıl alay ettiğini Lizbon depremi sahnesi üzerinden açıklayabilir.
  • Lizbon depremi hakkındaki şiirin ve romanın, Voltaire'in Tanrı inancıyla ilişkisini McCabe'in yorumu üzerinden tartışabilir.
  • Romanın sonundaki Türk çiftçi sahnesini, Voltaire'in Türklere ve İslam'a dair çelişkili görüşleri ve Osmanlı'daki alımlanması ile birlikte değerlendirebilir.

Video metni

Soğuk açılış

Lizbon, 1 Kasım 1755. Bir fırtınada batan gemiden kurtulan iki adam şehre ayak basar basmaz yer sarsılır. Evler yıkılır, alevler yükselir, sokaklar cesetlerle dolar.

İki adamdan biri genç Candide'dir, öbürü öğretmeni filozof Pangloss. Ertesi gün yıkıntıların arasında buldukları biraz yiyecekle karınlarını doyururlar, sonra hayatta kalanlara yardım ederler. Birkaç kişi onlara bir akşam yemeği verir. Yemek hüzünlüdür; konuklar ekmeklerini gözyaşlarıyla ıslatır.

Pangloss onları teselli eder: her şey olabileceğinin en iyisidir. Lizbon'da bir yanardağ varsa başka bir yerde olamazdı; çünkü şeylerin oldukları yerde olmamaları imkânsızdır; çünkü her şey iyidir.

Birkaç gün sonra şehrin bilgeleri, yeni bir depremi önlemenin en etkili yolunu bulurlar: halka güzel bir auto-da-fé, yani büyük bir törenle birkaç kişinin ağır ateşte yakılmasını sunmak. Pangloss asılır. Candide kırbaçlanır.

Ve aynı gün yer yeniden sarsılır.

Büyük soru

Açıklanamayan bir acı karşısında insan ne yapmalı: onu açıklayan bir felsefe mi kurmalı, yoksa susup kendi işine mi dönmeli? Ve Candide'in son sözü bir teslimiyet midir, bir direniş mi?

Bağlam

238-04'te Swift'in Lagado'daki proje adamlarıyla, aklın her şeyi çözeceğine inananlarla alay ettiğini gördük. Voltaire'in hedefi başka bir inançtır: yaşadığımız dünyayı mümkün dünyaların en iyisi sayan inanç.

Romanın Beuchot baskısındaki editör önsözüne göre Candide en geç Mart 1759'da yayımlandı. Kapağına göre kitap, Doktor Ralph adlı birinin Almancasından çeviriydi. Birçok okur kitaptan sarsıldı. Voltaire de onu inkâr etti ve kendisi bir «saçmalık» saydı. Mahmut Meçin'e göre Cenevre yasaları kitabı yasakladı ve bu yasak Voltaire'in oradan ayrılmasına yol açtı.

Romanın konusu kısadır. Vestfalya'da bir şatoda büyüyen saf genç Candide, öğretmeni Pangloss'tan her şeyin olabileceğinin en iyisi olduğunu öğrenir. Baronun kızı Cunégonde'u öptüğü için şatodan tekmelenerek kovulur. Sonra dünyanın bütün felaketlerinden geçer: savaş, gemi kazası, Lizbon depremi, Engizisyon, köleliğin acısı, Yeni Dünya. Sonunda arkadaşlarıyla birlikte İstanbul yakınlarında, Propontis kıyısında küçük bir çiftliğe yerleşir.

Ana anlatı — Pangloss'un felsefesi

Pangloss'un öğrettiği bilimin adı bile bir alaydır: Voltaire ona uzun, uydurma bir ad takar. Öğreti ise basittir: nedeni olmayan bir sonuç yoktur ve bu dünya olabilecek dünyaların en iyisidir. Burunlar gözlük takmak için yaratılmıştır, bu yüzden gözlüğümüz vardır; bacaklar da çorap giymek için, bu yüzden çoraplarımız vardır.

Lizbon sahnesi bu öğretiyi sınamaya çeker. Pangloss yas tutan insanlara «her şey iyidir» der. Yanında oturan Engizisyon'a bağlı küçük siyah giysili bir adam kibarca söze karışır: öyleyse beyefendi ilk günaha inanmıyor olmalı; her şey olabileceğinin en iyisiyse ne düşüş vardır ne ceza. Pangloss daha da kibarca cevap verir: insanın düşüşü ve lanet de olabilecek dünyaların en iyisinin zorunlu parçalarıdır. Cümlesinin ortasındadır ki adam uşağına bir işaret eder.

Ardından auto-da-fé gelir. Beuchot'nun notuna göre depremden sonra Lizbon'da gerçekten bir auto-da-fé düzenlenmişti: 20 Haziran 1756'da. Voltaire'in romanında Coimbra Üniversitesi, birkaç kişinin büyük bir törenle ağır ateşte yakılmasının yeri titremekten kurtarmanın şaşmaz bir sırrı olduğuna karar verir.

Voltaire'in yöntemi budur: bir felsefeyi çürütmek için ona karşı bir kanıt sunmaz, onu dünyanın gerçek acılarıyla yan yana koyar. Pangloss ne kadar tutarlı konuşursa, çevresindeki yıkım onu o kadar gülünç gösterir.

Ana anlatı — Lizbon şiiri ve Voltaire'in inancı

Voltaire, Candide'den önce aynı depremi bir şiirle de anmıştı. Şiirin başlığı her şeyi söyler: Lizbon Felaketi Üzerine Şiir ya da «Her Şey İyidir» Aksiyomunun İncelenmesi. Şiir, «her şey iyidir» diye bağıran filozoflara seslenir ve onlardan yıkıntıya, anneleriyle birlikte enkaz altında kalan çocuklara bakmalarını ister. Lizbon, Londra'dan, Paris'ten ya da güneşli Madrid'den daha mı günahkârdı ki bu ceza ona geldi? Başka şehirlerde insanlar dans ederken Lizbon'da uçurum açılmıştır.

Bu felaket Voltaire'in Tanrı'ya inancını sarstı mı? Sık sık böyle söylenir. McCabe ise bunun doğru olmadığını savunur. Ona göre Voltaire'in din görüşünün en özlü ifadesi, ölümünden altı yıl önce, 1772'de yazdığı bir denemededir ve iki metin dikkatle karşılaştırılırsa depremin onun inancını sarsmadığı görülür. McCabe'e göre Voltaire hiçbir zaman en yüce aklın sonsuz güce sahip olduğuna inanmamıştı; kötülük sorunu onu hep tanrısına sınırlı ahlaki nitelikler yüklemeye itti. Ama tek sarsılmaz inancı, dünyanın en yüce bir akıl tarafından tasarlandığı ve en yüce bir güç tarafından hareket ettirildiğiydi.

Burada bir çelişki görünür. Voltaire hem Pangloss'un «her şey iyidir» öğretisiyle alay eder, hem de dünyanın bir büyük mimarın eseri olduğuna inanır. Beuchot'un aktardığına göre Voltaire başka bir yerde iyimserliği «umutsuz bir kadercilik» olarak tanımlar. Voltaire'in karşı çıktığı Tanrı değildir; kötülüğü açıklayıp ona boyun eğdiren bir felsefedir.

Yaygın yanlış«*Candide* Tanrı'nın varlığını inkâr eden, ateist bir romandır.»
Doğrusu

McCabe'in gösterdiği gibi Voltaire dünyanın en yüce bir akıl tarafından tasarlandığına sarsılmadan inandı; hatta 1772'de yazdığı bir denemeyi Paris'teki ateist dostlarına karşı yazdı. Candide'in alay ettiği şey inanç değil, her kötülüğü haklı gösteren «her şey iyidir» öğretisidir.

Ana anlatı — Propontis kıyısında bir bahçe

Romanın sonu İstanbul yakınlarında geçer. Candide ve arkadaşları küçük bir çiftliğe yerleşmiştir, ama sıkılırlar. Komşulukta Türkiye'nin en iyi filozofu sayılan ünlü bir derviş vardır. Pangloss ona gider ve insan denen bu tuhaf hayvanın neden yaratıldığını sorar. Derviş sert cevap verir: sana ne? Candide yeryüzünde korkunç bir kötülük olduğunu söyler. Derviş sorar: padişah Mısır'a bir gemi gönderdiğinde, gemideki farelerin rahat olup olmadığını dert eder mi? Pangloss ne yapmaları gerektiğini sorar. Derviş tek bir söz söyler: susmak. Pangloss nedenler, sonuçlar ve olabilecek dünyaların en iyisi üzerine konuşmaya başlayınca derviş kapıyı yüzlerine kapatır.

Dönüş yolunda bir kapının önünde, portakal ağaçlarının gölgesinde oturan iyi yürekli yaşlı bir adamla karşılaşırlar. Adam, İstanbul'da yeni boğdurulan vezirlerin ve müftünün adını bilmez; siyasetle hiç ilgilenmez, yalnızca yetiştirdiği meyveleri İstanbul'a satmaya gönderir. Konuklarını evine alır; kızları ve oğulları onlara kendi yaptıkları şerbetleri, kaymağı, portakalları, fıstıkları ve Moka kahvesini ikram eder. Candide onun büyük bir toprağı olmalı diye düşünür. Yaşlı Türk cevap verir: yalnızca yirmi dönümüm var; çocuklarımla birlikte onu işlerim; çalışmak bizi üç büyük kötülükten uzak tutar: can sıkıntısından, kötülükten ve yoksulluktan.

Candide bu sözleri düşünür. Pangloss yine uzun bir liste sayar: kralların nasıl öldürüldüğünü, yüce kişilerin nasıl düştüğünü. Candide onu keser: bahçemizi işlemeliyiz. Martin ekler: akıl yürütmeden çalışalım; hayatı katlanılır kılmanın tek yolu budur.

Metin anı

Lizbon'daki akşam yemeğinden, Pangloss:

Çünkü bütün bunlar olabileceğin en iyisidir; çünkü Lizbon'da bir yanardağ varsa, başka bir yerde olamazdı; çünkü şeylerin oldukları yerde olmamaları imkânsızdır; çünkü her şey iyidir.

Propontis kıyısında, yaşlı Türk:

Yalnızca yirmi dönümüm var; onları çocuklarımla işliyorum. Çalışmak bizi üç büyük kötülükten uzak tutar: can sıkıntısından, kötülükten ve yoksulluktan.

Ve romanın son cümlesi:

Güzel söylediniz, dedi Candide, ama bahçemizi işlemeliyiz.

Pangloss'un cümlesinde «çünkü» sözcüğü dört kez tekrarlanır. Her «çünkü» bir açıklama vaat eder, ama hiçbiri bir şey açıklamaz. Voltaire'in alayı mantığın kendisine değil, gerçekle bağını yitirmiş bir mantığadır.

Yaşlı Türk'ün sözünde ise hiç «çünkü» yoktur. O, dünyanın neden böyle olduğunu açıklamaz; yalnızca kendi hayatını nasıl kurduğunu anlatır. Voltaire romanın son dersini bir filozofa değil, bir çiftçiye verir.

Candide'in son cümlesi iki şekilde okunabilir. Bir okumaya göre bu, dünyayı değiştirmekten vazgeçip küçük bir bahçeye çekilmektir, yani bir teslimiyet. Başka bir okumaya göre, açıklamaların yerine emeği koyan, felsefenin kibrine karşı bir direniştir. Server Tanilli'nin çevirisi cümleyi «bahçemizi yeşertmek gerek» diye verir: bu tercih, cümleyi bir çekilişten çok bir çoğaltma, bir büyütme eylemi gibi duyurur.

Cevap ve bağlantı

Açıklanamayan bir acı karşısında insan ne yapmalı? Candide iki cevabı yan yana koyar. Pangloss'un cevabı açıklamaktır: her acıyı bir zincirin halkası sayan bir felsefe. Dervişin ve yaşlı Türk'ün cevabı ise susmak ve çalışmaktır. Voltaire'in romanı açıkça ikinci cevaptan yana görünür; ama McCabe'in gösterdiği gibi yazarın kendisi, dünyanın bir tasarımcısı olduğuna inanmaktan hiç vazgeçmedi. Voltaire açıklamayı reddetmez; kötülüğü haklı çıkaran açıklamayı reddeder.

Son sözün bir teslimiyet mi, bir direniş mi olduğunu roman açık bırakır ve her okur kendi cevabını metinden kurmak zorundadır.

Romanın son sayfasındaki Türk çiftçi, Voltaire'in Türklere bakışının yalnızca bir yüzüdür. Meçin, Voltaire'in İslam'a ve Türklere dair yazılarında birbirine zıt iki tutum bulur: bir yandan Türkleri pek çok dine hoşgörü gösteren bir toplum olarak över, öbür yandan 1716'da Avusturya Prensi Eugène'e ithaf ettiği bir şiirde Türklere karşı açık bir düşmanlık dile getirir ve Mahomet adlı oyununda İslam'ın peygamberini tarihle bağdaşmayan bir biçimde gösterir. Meçin'in vardığı sonuca göre Osmanlı'da bu etki dar kaldı: Münif Paşa ile Ahmed Midhat, Voltaire'den çok onun üslubundan beslendi; Beşir Fuad ise düşüncelerine daha derinden bağlandı.

Kapanış kancası

Candide kısa bölümlerle, hızlı olaylarla ve bir düşünceyi sınamak için yazıldı. Aynı yıllarda İngiltere'de roman bambaşka yollara sapıyordu. Bir sonraki derste üç İngiliz yazarla tanışacağız: biri bir hizmetçi kızın erdemini onun mektuplarıyla anlatır, öbürü bu kızla alay ederek kendi büyük romanını kurar, üçüncüsü ise romanın bütün kurallarını daha kahramanı doğmadan yıkar. Aynı tür, nasıl üç ayrı yoldan yürüyebilir?

Özet kartı

  1. Candide en geç Mart 1759'da, Doktor Ralph adlı birinin Almancasından çeviri kılığında çıktı; Voltaire onu inkâr etti, Cenevre yasakladı. Bir felsefi öykü olarak saf Candide'i savaştan depreme, Engizisyon'dan Yeni Dünya'ya bütün felaketlerden geçirir.
  2. Pangloss'un «olabilecek dünyaların en iyisi» öğretisi, Lizbon depremi sahnesinde gülünçleşir: Pangloss yıkıntıda «her şey iyidir» der, ardından depremi önlemek için düzenlenen bir auto-da-fé'de asılır. Beuchot'a göre Lizbon'da gerçekten 20 Haziran 1756'da bir auto-da-fé yapılmıştı.
  3. Voltaire depremi bir şiirde de «her şey iyidir» aksiyomunun incelenmesi olarak ele aldı. McCabe'e göre deprem Voltaire'in Tanrı inancını sarsmadı; Voltaire dünyanın en yüce bir akıl tarafından tasarlandığına hep inandı, ama bu aklın sonsuz güçlü olduğuna değil.
  4. Roman İstanbul yakınlarında biter: bir derviş Pangloss'a «sus» der, yirmi dönümlük toprağını çocuklarıyla işleyen yaşlı bir Türk, çalışmanın can sıkıntısından, kötülükten ve yoksulluktan koruduğunu söyler. Candide'in son sözü «bahçemizi işlemeliyiz»dir.
  5. Meçin, Voltaire'in Türklere bakışında bir çelişki görür: Türk hoşgörüsünü över, ama erken bir şiirinde ve Mahomet oyununda düşmanca bir tutum sergiler. Osmanlı'da etkisi sınırlı kaldı; Beşir Fuad onun düşüncelerinden en derinden etkilenen aydındı.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Felsefi öyküConte philosophiqueBir düşünceyi sınamak ya da onunla alay etmek için kurulmuş, hızlı ve abartılı olaylarla ilerleyen kısa anlatı
İyimserlikOptimismBu evrenin mümkün evrenlerin en iyisi olduğunu ve her kötülüğün bir iyiliğe hizmet ettiğini savunan öğreti
TeodiseTheodicyDünyadaki kötülüğün, iyi ve güçlü bir Tanrı'nın varlığıyla nasıl bağdaştığını açıklamaya çalışan düşünce
Auto-da-féAuto-da-féEngizisyon'un mahkûmlarının cezalarının halka açık bir törenle ilan edilip çoğu zaman yakılarak infaz edildiği tören
DeizmDeismTanrı'nın dünyayı yaratıp işleyişine karışmadığını savunan, vahiy yerine akla dayanan inanç

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Candide nasıl yayımlandı ve bir felsefi öykü olarak nasıl bir yapıya sahiptir?
  2. (Kazanım 2) Pangloss Lizbon depremini nasıl açıklar? Voltaire bu açıklamayla nasıl alay eder?
  3. (Kazanım 2) Auto-da-fé sahnesi romanın iyimserlik eleştirisine ne katar?
  4. (Kazanım 3) McCabe'e göre Lizbon depremi Voltaire'in Tanrı inancını sarstı mı? Bu görüş Candide'i nasıl okumamızı etkiler?
  5. (Kazanım 4) Romanın sonundaki derviş ve yaşlı Türk sahneleri ne anlatır? Meçin, Voltaire'in Türklere bakışını ve Osmanlı'daki etkisini nasıl değerlendirir?

Cevaplar

  1. Beuchot'un editör önsözüne göre Candide en geç Mart 1759'da, Doktor Ralph adlı birinin Almancasından çeviri kılığında yayımlandı; birçok okur kitaptan sarsıldı, Voltaire de onu inkâr etti. Meçin'e göre Cenevre yasaları kitabı yasakladı. Bir felsefi öykü olarak kısa bölümlerden oluşur ve saf Candide'i savaş, gemi kazası, Lizbon depremi, Engizisyon ve Yeni Dünya gibi hızlı ve abartılı olaylardan geçirir; karakterler gerçekçi kişilerden çok birer düşüncenin taşıyıcısıdır ve olaylar, Pangloss'un «her şey iyidir» öğretisini sınamak için kurulmuştur.
  2. Pangloss, depremde yıkılan şehirde yas tutan insanlara her şeyin olabileceğinin en iyisi olduğunu söyler: Lizbon'da bir yanardağ varsa başka bir yerde olamazdı, şeylerin oldukları yerde olmamaları imkânsızdır, öyleyse her şey iyidir. Voltaire bu açıklamayı gerçek acıların yanına koyarak gülünç gösterir: konuklar ekmeklerini gözyaşlarıyla ıslatırken Pangloss mantık zinciri kurar. Engizisyon'a bağlı bir adam ona ilk günaha inanıp inanmadığını sorunca Pangloss, düşüşün ve lanetin de en iyi dünyanın zorunlu parçaları olduğunu söyler ve cümlesinin ortasında yakalanır.
  3. Depremden sonra şehrin bilgeleri, yeni bir depremi önlemek için birkaç kişinin büyük bir törenle ağır ateşte yakılmasına karar verir; Coimbra Üniversitesi bunu yerin titremesini önlemenin şaşmaz bir sırrı sayar. Pangloss asılır, Candide kırbaçlanır ve aynı gün yer yeniden sarsılır. Beuchot'a göre Lizbon'da gerçekten 20 Haziran 1756'da bir auto-da-fé düzenlenmişti. Sahne, felaketi açıklamaya çalışan batıl inancın hem zalim hem de işe yaramaz olduğunu gösterir ve Pangloss'un iyimserliğini kendi kurbanı yapar.
  4. McCabe'e göre depremin Voltaire'in Tanrı inancını sarstığı söylenir, ama bu doğru değildir. Voltaire hiçbir zaman en yüce aklın sonsuz güçlü olduğuna inanmamıştı; kötülük sorunu onu tanrısına sınırlı ahlaki nitelikler yüklemeye itti. Ama dünyanın en yüce bir akıl tarafından tasarlandığı ve en yüce bir güç tarafından hareket ettirildiği inancından hiç vazgeçmedi; 1772'de Paris'teki ateist dostlarına karşı bir deneme bile yazdı. Bu görüş, Candide'in inanca değil, her kötülüğü haklı gösteren «her şey iyidir» öğretisine yöneldiğini gösterir.
  5. Derviş, Pangloss'un insanın neden yaratıldığına dair sorusuna «sana ne?» diye karşılık verir, padişahın gemideki farelerin rahatını düşünmeyeceğini söyler, ne yapmaları gerektiğini sorana «susmak» der ve kapıyı kapatır. Yaşlı Türk ise siyaseti bilmez, yirmi dönümlük toprağını çocuklarıyla işler ve çalışmanın can sıkıntısından, kötülükten ve yoksulluktan koruduğunu söyler; bu sözler Candide'i «bahçemizi işlemeliyiz» kararına götürür. Meçin'in okumasında Voltaire'in Türk imgesi iki yüzlüdür: bir yandan onları pek çok dine hoşgörü gösteren bir toplum olarak över, öbür yandan 1716 tarihli bir şiirinde Türklere düşmanlık gösterir ve Mahomet oyununda İslam'ın peygamberini tarihle bağdaşmayan bir biçimde sunar. Osmanlı'da etkisi sınırlıydı: Münif Paşa'yı ve Ahmed Midhat'ı daha çok kalemiyle etkiledi, Beşir Fuad ise düşüncelerinden daha derinden etkilendi.

Okuma

  • Voltaire, Candide ya da İyimserlik, çev. Server Tanilli (Adam Yayıncılık, 2000).
  • Voltaire, Toleration and Other Essays, çev. Joseph McCabe (1912); özellikle giriş ve Lizbon şiiri.
  • Mahmut Meçin'in Voltaire'in Osmanlı aydınlarındaki izleri üzerine makalesi, K7AÜİFD 8/1 (2021).
  • Candide'in son bölümünü okuyun. Dervişin «sus» cevabı ile yaşlı Türk'ün «çalışma» cevabı aynı şeyi mi söyler, yoksa iki ayrı yol mu önerir? Candide'in son sözünü bu iki cevabın hangisine daha yakın buluyorsunuz?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:30 Soğuk açılış: yıkılan bir liman şehri; alevler ve toz; enkaz arasında bir akşam yemeği; bir filozofun parmağını kaldırarak konuşması; sonra bir meydanda bir tören ateşi; yer yeniden sarsılır.
  • 1:30–2:00 Büyük soru: bir yanda kalın bir felsefe kitabı, öbür yanda bir kürek ve bir tohum torbası.
  • 2:00–3:30 Bağlam: «Doktor Ralph» adını taşıyan sahte bir kapak; bir şatodan tekmelenerek kovulan bir genç; bir haritada Vestfalya'dan Lizbon'a, oradan Yeni Dünya'ya ve İstanbul'a uzanan bir çizgi.
  • 3:30–6:30 Ana anlatı — Pangloss'un felsefesi: gözlük için yaratılmış bir burun; «çünkü» sözcükleriyle kurulan bir zincir; Engizisyon'dan bir adamın uşağına verdiği işaret; bir auto-da-fé.
  • 6:30–8:30 Ana anlatı — Lizbon şiiri ve Voltaire'in inancı: bir şiir sayfası; enkaz altında bir anne ve çocuğu; Londra, Paris ve Madrid'de dans eden insanlar; bir mimarın çizim masası.
  • 8:30–11:00 Ana anlatı — Propontis kıyısında bir bahçe: kapısını kapatan bir derviş; portakal ağaçlarının altında bir yaşlı adam; bir sofrada şerbet, kaymak ve kahve; küçük bir bahçede çalışan bir aile.
  • 11:00–13:00 Metin anı: üç alıntı; dört kez yanıp sönen «çünkü»; yirmi dönümlük bir tarla; son cümlede toprağa gömülen bir tohum.
  • 13:00–14:30 Cevap ve bağlantı: bir yanda hoşgörülü bir Türk çiftçi, öbür yanda bir savaş şiirinin sayfası; bir Osmanlı aydınının masasında Voltaire'in kitapları.
  • 14:30–15:00 Kapanış kancası: bir İngiliz evinde mektup yazan bir hizmetçi kız; masanın üstünde üç ayrı roman.

Telaffuz

  • Voltaire: «vol-TER»; Candide: «kan-DİD»; Pangloss: «pan-GLOS»; Cunégonde: «kü-ne-GOND»; Martin: «mar-TEN»; Vestfalya: «vest-FAL-ya».
  • Lizbon: «liz-BON»; Coimbra: «ko-İM-bra»; auto-da-fé: «au-to da FE»; Propontis: «pro-PON-tis»; Beuchot: «bö-ŞO».
  • Joseph McCabe: «CO-zıf mı-KEYB»; Prens Eugène: «ö-JEN»; Mahomet: «ma-o-ME».
  • Server Tanilli: «ser-VER ta-nil-Lİ».