İçeriğe geç

Ünite EDB-237-10 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı · Uzman ünitesi

Türkiye'de Shakespeare: çeviriler, sahnelemeler, uyarlamalar

EDB-237 Shakespeare

2.944 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · anlatım 14 dk

  • özet çeviri
  • devlet himayesi
  • çevirmen notu
  • çevirinin eskimesi
  • kanonlaşma
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Şahin'in aktardığına göre Enginün, Türk toplumunun Shakespeare'le önce İstanbul'daki Ermeni ve Rum toplulukların sahneleriyle tanıştığını gösterir; Türkçe sahneye ilk çıkan oyunlar Othello ile bu aşk trajedisidir ve 1860-1893 arasında İngilizceden yapılan sekiz tiyatro çevirisinin yedisi Shakespeare'e aittir. Tanzimat çevirileri çoğunlukla özet ve uyarlamadır.
  2. Namık Kemal Shakespeare'i Avrupa'nın en büyük şairi sayar, tiyatroya bir milleti eğitme görevi yükler ve Hamlet'i olağanüstü ama Shakespeare'in en iyisi olmayan bir oyun olarak değerlendirir; Zavallı Çocuk ve Şengül'e göre Gülnihal onun Shakespeare okumasının izlerini taşır.
  3. Bozkurt'a göre erken çeviriler Arap harfleri ve eskimiş sözcükler yüzünden bugün neredeyse okunmaz; Abdullah Cevdet'in Julsezar'ı (1908) ve Fransızca adını koruyan Jules César (1930) bu evreden örneklerdir. Shakespeare çevirisi 1940'lı ve 1960'lı yıllarda devletin görevlendirmesiyle hız kazandı; 2003'e gelindiğinde bir oyun dışında hepsi çevrilmişti ve yayımlanmış çeviri sayısı 110'u aşıyordu.
  4. Kuşaklarca okur Shakespeare'i Sabahattin Eyüboğlu'nun Fransızca çevirilerden yaptığı çevirilerle tanıdı; Eyüboğlu Hamlet notunda İngilizcesinin kendi öğrendiği temel bir İngilizce olduğunu yazar. Voltaire'in Fransası da Shakespeare'e hem hayran olmuş hem onu küçümsemişti.
  5. Can Yücel'in Bahar Noktası'sı Bozkurt'a göre Türkiye'deki aktarımların en az Shakespeare'e benzeyenidir ama Shakespeare'i en çok tanıtanlardan biridir; Bozkurt, en usta çevirinin bile bir tür uyarlama olduğunu hatırlatır.

Kazanımlar

  • Shakespeare'in Türkiye'ye gelişini İstanbul'daki Ermeni ve Rum toplulukların sahneleri ve Tanzimat'ın özet çevirileri, Arap harfleriyle yapılan erken çeviriler ve 1940'lardan sonra devletin desteklediği çeviri dalgası olarak üç evrede sıralayabilir.
  • Namık Kemal'in Shakespeare'e bakışını ve tiyatroya yüklediği toplumsal görevi, kendi oyunlarındaki izlerle birlikte değerlendirebilir.
  • Fransızca üzerinden yapılan çevirilerin ve çevirmen notlarının Türkçe Shakespeare'in biçimlenmesindeki yerini, Bozkurt'un gözlemleriyle açıklayabilir.
  • Çeviri ile uyarlama arasındaki gerilimi Can Yücel'in Bahar Noktası örneği üzerinden tartışabilir ve bir yazarın «yanlış nedenlerle» sevilip sevilemeyeceği sorusuna gerekçeli bir cevap verebilir.

Video metni

Soğuk açılış

1873, İstanbul. Namık Kemal tiyatro üzerine bir yazı yayımlar. Tiyatroyu edebiyatın en büyük kısmı sayar: kitabı göz görür, tiyatroyu vicdan. Bir millet ahlak kitapları yazsa bir adamı bile kolayca eğitemez; ama bir edip birkaç güzel oyun yazsa bütün bir milleti eğitebilir.

Aynı yazıda bir yabancı adı anar: «Avrupa'da zuhur eden milyonlarca üdeba içinde İngiliz-i meşhur Shakespeare'den büyük şair gelmediğinde herkes müttefiktir. Shakespeare ise yalnız tiyatro yazardı.»

Yüz otuz yıl sonra, 2003 sonbaharında, bir çevirmen ve akademisyen olan Bülent Bozkurt, Shakespeare'in bir oyunu dışında bütün oyunlarının ve sonelerinin Türkçeye çevrildiğini, yayımlanmış oyun çevirilerinin sayısının 110'u aştığını yazar.

Ve bir soru sorar: acaba bazı insanlar Shakespeare'i yanlış nedenlerle mi seviyor?

Büyük soru

Bir çeviri, bir yazarı ne zaman başka bir dile taşır, ne zaman onun yerine başka bir yazar koyar? Ve bir yazarı onun kendi sözleriyle değil, bir çevirmenin ya da uyarlamacının sözleriyle sevmek, onu yanlış nedenlerle sevmek midir?

Bağlam

Bu kursun dokuz dersinde her oyunun yanında Türkçedeki bir izini de gördük: Othello'nun «Türk»ünün çevirilerde nasıl silindiğini, Romeo ve Juliet'in Namık Kemal'e nasıl örnek olduğunu, bir yaz gecesi komedisinin bir çocuk oyununa nasıl dönüştüğünü, bir sonenin iki şairin elinde nasıl iki ayrı şiir olduğunu. Bu uzman dersinde o izleri tek bir tarihin içine yerleştiriyoruz.

Can Şahin'in aktardığına göre İnci Enginün, Türkçede Shakespeare adlı kitabında, Türk toplumunun Shakespeare'le ilk kez İstanbul'daki Ermeni ve Rum toplulukların kendi dillerinde sahneledikleri oyunlar aracılığıyla tanıştığını gösterir. Türkçe sahneye ilk çıkan Shakespeare oyunları Othello ve Romeo ve Juliet oldu. Enginün'ün saydığına göre 1860 ile 1893 arasında Osmanlı'da 274 tiyatro kitabı yayımlandı; bunların 94'ü çeviriydi ve büyük çoğunluğu Fransızcadandı. İngilizceden yapılan sekiz tiyatro çevirisinin yedisi ise Shakespeare'e aitti.

Şahin'in aktardığı listeye göre Tanzimat döneminde Shakespeare'den yapılan çeviriler çoğunlukla özet ve uyarlama biçimindeydi: Yanlışlıklar Komedyası, Romeo ve Juliet, Othello, Venedik Taciri, Antonius ve Kleopatra, Troilus ve Cressida, Kış Masalı, Verona'nın İki Asilzadesi ve Cymbeline bu biçimde Türkçeye geçti.

Ana anlatı — Namık Kemal'in Shakespeare'i

Namık Kemal İngilizce bilmiyordu. Tanpınar, Şahin'in naklettiği bir tespitinde, onun Shakespeare'i Victor Hugo aracılığıyla tanıdığını yazar. Hugo'nun oğlu François-Victor Hugo, 1859 ile 1866 arasında Shakespeare'in eserlerini on sekiz cilt hâlinde Fransızcaya çevirmişti. Namık Kemal bir mektubunda bunu hayranlıkla anar: Victor Hugo, «bugün edebiyatta dünyanın en büyük adamı», Shakespeare'i oğluna çevirtiyor ve önsözünü kendisi yazıyordu.

Namık Kemal Shakespeare'i bir edebiyat ustası olarak olduğu kadar bir örnek olarak da okudu. Şahin'e göre «Tiyatrodan Bahseden Arkadaşlara» başlıklı yazısında Shakespeare'in Sezar trajedisini İngiltere'deki Cromwell olaylarına yol açan etkenlerden biri sayar. Bir oyun, Namık Kemal'e göre, bir ülkenin tarihini değiştirebilirdi.

Sami Paşazade Sezai'ye yazdığı bir mektupta ise iki oyunu karşılaştırır: Hamlet olağanüstü yazılmış oyunlardan biridir, ama Shakespeare'in en iyi eseri değildir; edebiyatçıların çoğuna göre Macbeth bütün eserlerinden üstündür.

Namık Kemal Shakespeare'i yalnız övmedi, ondan yararlandı. 237-07'de Zavallı Çocuk'un Verona'daki iki genç âşıktan ne aldığını ve kendisinden sonra gelen oyunlara nasıl örnek olduğunu gördük. Mehmet Bakır Şengül ise Namık Kemal'in kurgu ve diyalog bakımından en başarılı oyunu saydığı Gülnihal'i Hamlet'le karşılaştırır. Ona göre iki oyunda da saray, şato ya da konak gibi kapalı mekânlarda iktidar için hileler kurulur ve cinayetler işlenir; iki oyunda da mezarlık, olayların kırılma anına tanıklık eder.

Şengül bu benzerliklerden Namık Kemal'in Hamlet'ten etkilendiği sonucunu çıkarır. Burada okurlar ayrılabilir. Namık Kemal'in Shakespeare'i okuduğu belgelidir; Sezai'ye yazdığı mektup bunu gösterir. Ama bir sarayda iktidar için işlenen cinayet ve bir mezarlık sahnesi birçok trajedinin ortak malzemesidir; ortak bir yapı tek başına doğrudan bir etkinin kanıtı olmayabilir. Etkiyi savunmanın en güçlü dayanağı, Şengül'ün de kullandığı gibi, yazarın kendi okuma tanıklığıdır.

Ana anlatı — Çevirinin garip serüveni

Bozkurt'un tespitiyle, erken Türkçe Shakespeare çevirileri bugünkü Türk okuru için neredeyse anlaşılmaz hâle gelmiştir. Bunun iki nedeni vardır: çeviriler Arap harfleriyle basılmıştır ve kullandıkları sözcüklerin çoğu artık kullanılmamaktadır. Shakespeare'in kendi İngilizcesi bugünkü okura zor gelebilir; ama erken Türkçe çevirileri daha da zor gelir.

Bozkurt çevirmenlerin listesine de dikkat çeker. Aralarında akademisyenler ve yazarlar yanında, yirminci yüzyıl başında Jön Türk hareketine katılmış bir hekim, Paris ve Londra'da basın ataşeliği yapmış bir eski milletvekili, üç cumhurbaşkanının özel kalemliğini yapmış biri, bir oyuncu, bir hukukçu ve bir sigortacı vardır. Jön Türk hekim Abdullah Cevdet'tir: Bozkurt'un kaynakçasına göre Julius Caesar'ı Julsezar adıyla 1908'de Mısır'da kendi İçtihad matbaasında bastırdı. 1930'da Mehmet Şükrü'nün çevirisi ise oyunun Fransızca adını taşıyordu: Jules César.

Bu ad, Türkçe Shakespeare'in büyük sırlarından birini ele verir: Fransızca. Lee'nin anlattığına göre Fransa'da Shakespeare'in tanınması uzun ve çetin bir mücadeleyle oldu. Voltaire, 1726-1729 arasında İngiltere'de Shakespeare'i inceledi ve Fransızlara onu ilk tanıtan kişi olmakla övündü; ama onun dehasına hayran olurken zevk ve sanat eksikliğine de saldırdı. Jean-François Ducis 1769'dan başlayarak altı oyunu Fransız sahnesine uyarladı, Pierre Le Tourneur 1776'da bütün oyunları düzyazıyla çevirmeye girişti.

Türkçe Shakespeare'in bir bölümü bu Fransız yolundan geldi; Namık Kemal'in Shakespeare'i de, gördüğümüz gibi, Fransızcaydı. Bozkurt'a göre 1960'lardan bu yana seyirci ve okurlar Shakespeare'in büyük oyunlarını, Hamlet'i, Macbeth'i, Julius Caesar'ı, Antonius ve Kleopatra'yı, büyük ölçüde Sabahattin Eyüboğlu'nun çevirileriyle tanıdı. 237-01'de gördüğümüz gibi Eyüboğlu Fransızca çevirilerden çalıştı.

Bozkurt'un aktardığına göre Eyüboğlu 1965'te yayımlanan Hamlet çevirisinin notunda İngilizcesinin kendi kendine öğrenilmiş ve temel düzeyde olduğunu, çeviri sırasında bulabildiği bütün Türkçe ve Fransızca çevirilere başvurduğunu yazar. İngiliz edebiyatı uzmanları Mina Urgan'a ve Cevat Çapan'a da teşekkür eder. Notun başında bu çeviriyi yapmaya önce istekli olmadığını, yayınevi Remzi Kitabevi'nin ve çevresinin ısrarıyla karar verdiğini söyler. Bozkurt, en saygın ve yerleşik Shakespeare çevirilerinden bazılarının İngilizceden yapılmadığını keşfetmenin kendisi için küçük bir sarsıntı olduğunu itiraf eder.

Bu keşif iki yönlü okunabilir. Bir yandan bir çevirinin İngilizceden değil Fransızcadan yapılması, Shakespeare'in dilinin bir katmanını kaybettirebilir. Öbür yandan Eyüboğlu'nun çevirileri, Bozkurt'un da kabul ettiği gibi, kuşaklarca seyirciyi ve okuru Shakespeare'le buluşturdu. Bir çevirinin değeri yalnızca hangi dilden yapıldığıyla ölçülemez.

Ana anlatı — Bahar Noktası: yanlış nedenlerle sevmek mi?

Çeviri tarihindeki en ilginç sorulardan biri bir uyarlama üzerinden sorulur. Bozkurt'a göre Can Yücel'in Bir Yaz Gecesi Rüyası'nı Bahar Noktası adıyla Türkçeye aktarışı, Shakespeare'in görece geniş halk kitlelerine ulaşmasında önemli rol oynadı. Yücel, halk deyimlerini, konuşma dilini ve argoyu ustaca ve çoğu zaman kendine özgü biçimde kullanır; oyun son derece eğlenceli olur ve Yücel'e sadık ve kıskanç bir okur kitlesi kazandırır.

Bozkurt'a göre bu, Türkiye'deki Shakespeare aktarımlarının en az Shakespeare'e benzeyenidir; ama belki de aynı komedinin birçok çevirisinden daha fazla insanı Shakespeare'in adıyla ve sanatının bazı yönleriyle tanıştırmıştır.

Ve burada Bozkurt'un sorusu gelir: böyle bir uyarlamadan Shakespeare'in sanatının ve dehasının ne kadarı süzülüp okura ya da seyirciye ulaşabilir? Pek azı, diye cevap verilebilir. Öyleyse Shakespeare'i uyarlamalarla tanıyanlar onu yanlış nedenlerle mi seviyor?

Bozkurt'un kendi cevabı temkinlidir. Belki, der; ama en usta çevirinin bile, doğası gereği bir tür uyarlama olduğunu da ekler. Söz oyunlarından, ironiden ve sesin inceliklerinden bu kadar hoşlanan bir şairin ve oyun yazarının özgün eserine hiçbir çeviri tam yaklaşamaz.

Bozkurt Türkçenin kendisinden kaynaklanan bir güçlüğü de gösterir. Shakespeare'in mecazlara düşkünlüğü çevirmene zor gelir; ama Türkçe de söz sanatları bakımından çok zengin olduğu için, çevirmen bazen Shakespeare'in sade, mecazsız sözleri için yine sade bir karşılık bulmakta zorlanır.

Yaygın yanlış«Türkçe Shakespeare, İngilizceden yapılmış çevirilerin tarihidir.»
Doğrusu

Bozkurt'un gösterdiği gibi oyunların bir bölümü Fransızcadan çevrildi; bazı çeviriler oyunun Fransızca adını bile korudu. Kuşaklarca okurun Shakespeare'i tanıdığı Eyüboğlu çevirileri de Fransızca çevirilere dayanıyordu. Türkçe Shakespeare, İngilizceden, Fransızcadan ve uyarlamalardan örülmüş bir tarihtir.

Metin anı

İbret gazetesinde 1873'te çıkan «Tiyatro» yazısından:

Kitabı göz, tiyatroyu vicdân görür. [...] Bir millet umûmen ahlâk kitabı yazsa bir adamı pek kolay terbiye edemez. Bir edîb birkaç güzel tiyatro tertîb etse bir milletin umûmunu terbiye edebilir.

Namık Kemal'in Sami Paşazade Sezai'ye yazdığı mektuptan:

Shakespeare'in Hamlet'i fevkalâde yazılmış tiyatrolardan biridir; fakat âsârının en âlâsı değildir.

Ve Lee'nin aktardığı, Voltaire'in Shakespeare için söylediği bir söz:

Londra'nın Corneille'i; üstelik büyük bir deli, ama hayranlık uyandıran parçaları var.

İlk parça, Türkçe Shakespeare'in neden sahnede başladığını açıklar. Namık Kemal için tiyatro bir eğlence değil, bir milleti eğitme aracıdır. Shakespeare de bu görevin en büyük örneğidir. Bu bakış, Türkçe Shakespeare'e başından bir yük yükledi: oyunlar yalnızca oynanmadı, bir şey öğretsin diye oynandı.

İkinci parça, Namık Kemal'in Shakespeare'i okuduğunu ve kendi yargısına vardığını gösterir. Bugün en çok anılan oyunu Hamlet olan bir yazarı, o Macbeth'i daha üstün bularak okur; yargısını da edebiyatçıların çoğunun görüşüne dayandırır.

Üçüncü parça bir aynadır. Voltaire'in Fransası da Shakespeare'le Türkiye'den önce benzer bir güreşe tutuşmuştu: hayranlık ile «zevksizlik» suçlaması arasında. Türkçe çevirilerin bir bölümü de bu Fransız süzgecinden geçerek geldi.

Cevap ve bağlantı

Bir çeviri, bir yazarı ne zaman taşır, ne zaman onun yerine başka bir yazar koyar? Türkçe Shakespeare'in tarihi, bu iki ucun arasında bir yolculuktur. Tanzimat'ın özet çevirileri ve uyarlamaları, bir öyküyü taşıdı ama Shakespeare'in dilini bıraktı. Abdullah Cevdet'in çevirisi bugün Arap harfleri ve eskimiş sözcükleriyle neredeyse okunmaz; Mehmet Şükrü'nün çevirisi ise Fransızca adıyla nereden geldiğini ele verir. Eyüboğlu'nun Fransızcadan çevirileri kuşakları Shakespeare'le tanıştırdı ama İngilizcenin bir katmanını yolda bıraktı. Can Yücel'in Bahar Noktası'nda ise Shakespeare'den çok Can Yücel'i duyarız; ama o sesi seven birçok okur Shakespeare'in adını onunla öğrendi.

Bir yazarı yanlış nedenlerle sevmek mümkün mü? Bozkurt'un temkinli cevabı, bu sorunun ölçülebilir bir cevabı olmadığını gösterir: her çeviri bir tür uyarlamadır ve her okur yazara bir çevirmenin kapısından girer. Bir çevirinin değerini tartmanın yolu, onu tek başına değil, başka çevirilerle ve özgün metinle yan yana okumaktır. Bu kursun her dersinde yaptığımız da buydu.

Bugün Türk okuru Shakespeare'i Bülent Bozkurt, Özdemir Nutku, Sabahattin Eyüboğlu, Orhan Burian, Talât Sait Halman ve Can Yücel gibi farklı seslerden okuyabilir. Aynı oyunun birden çok çevirisini karşılaştırmak, Shakespeare'e en yakın olmanın belki en güvenilir yoludur.

Kapanış kancası

Bu derste Voltaire'in Shakespeare'e hem hayran olduğunu hem onu «barbar» diye küçümsediğini gördük. Lee'ye göre Voltaire 1776'da Fransız Akademisi'nde okunan bir mektupta onun eserlerini içinde birkaç inci saklayan koca bir gübre yığınına benzetti. Samuel Johnson ise 1765'te kendi Shakespeare baskısının önsözünde Voltaire'e cevap verdi. Bu tartışma, Avrupa'nın aklı, eleştiriyi ve ilerlemeyi her şeyin ölçüsü yapmaya çalıştığı bir çağda yaşandı. Bir sonraki kursta o çağa, Aydınlanma'ya giriyoruz. Akıl, bir edebiyatın ölçüsü olabilir mi; ve eleştirinin çağında şiire ve romana ne olur?

Özet kartı

  1. Şahin'in aktardığına göre Enginün, Türk toplumunun Shakespeare'le önce İstanbul'daki Ermeni ve Rum toplulukların sahneleriyle tanıştığını gösterir; Türkçe sahneye ilk çıkan oyunlar Othello ile bu aşk trajedisidir ve 1860-1893 arasında İngilizceden yapılan sekiz tiyatro çevirisinin yedisi Shakespeare'e aittir. Tanzimat çevirileri çoğunlukla özet ve uyarlamadır.
  2. Namık Kemal Shakespeare'i Avrupa'nın en büyük şairi sayar, tiyatroya bir milleti eğitme görevi yükler ve Hamlet'i olağanüstü ama Shakespeare'in en iyisi olmayan bir oyun olarak değerlendirir; Zavallı Çocuk ve Şengül'e göre Gülnihal onun Shakespeare okumasının izlerini taşır.
  3. Bozkurt'a göre erken çeviriler Arap harfleri ve eskimiş sözcükler yüzünden bugün neredeyse okunmaz; Abdullah Cevdet'in Julsezar'ı (1908) ve Fransızca adını koruyan Jules César (1930) bu evreden örneklerdir. Shakespeare çevirisi 1940'lı ve 1960'lı yıllarda devletin görevlendirmesiyle hız kazandı; 2003'e gelindiğinde bir oyun dışında hepsi çevrilmişti ve yayımlanmış çeviri sayısı 110'u aşıyordu.
  4. Kuşaklarca okur Shakespeare'i Sabahattin Eyüboğlu'nun Fransızca çevirilerden yaptığı çevirilerle tanıdı; Eyüboğlu Hamlet notunda İngilizcesinin kendi öğrendiği temel bir İngilizce olduğunu yazar. Voltaire'in Fransası da Shakespeare'e hem hayran olmuş hem onu küçümsemişti.
  5. Can Yücel'in Bahar Noktası'sı Bozkurt'a göre Türkiye'deki aktarımların en az Shakespeare'e benzeyenidir ama Shakespeare'i en çok tanıtanlardan biridir; Bozkurt, en usta çevirinin bile bir tür uyarlama olduğunu hatırlatır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Özet çeviriAbridged translationBir eserin olay örgüsünü ve seçilmiş bölümlerini aktaran, kısaltılmış çeviri
Devlet himayesiState patronageDevletin bir kültür etkinliğini görevlendirme, destek ya da yayın yoluyla desteklemesi
Çevirmen notuTranslator's noteÇevirmenin kaynaklarını, zorluklarını ve seçimlerini açıkladığı metin
Çevirinin eskimesiAging of a translationBir çevirinin dilinin özgün eserden daha hızlı eskiyip okunmaz hâle gelmesi
KanonlaşmaCanonizationBir eserin bir gelenekte okunması ve örnek alınması gereken eserler arasına girmesi süreci

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Shakespeare Türkiye'ye hangi yollardan geldi? Tanzimat dönemindeki çevirilerin genel niteliği neydi?
  2. (Kazanım 2) Namık Kemal Shakespeare'i nasıl değerlendirir ve tiyatroya hangi görevi yükler? Şengül'ün Gülnihal–Hamlet karşılaştırması hangi benzerliklere dayanır ve bu etki iddiasının sınırı nedir?
  3. (Kazanım 3) Bozkurt'a göre erken Türkçe Shakespeare çevirileri bugün neden okunması zor metinlerdir? Abdullah Cevdet ve Mehmet Şükrü'nün çevirileri bu tarihte nasıl bir yer tutar?
  4. (Kazanım 3) Eyüboğlu'nun Hamlet çevirisine eklediği not ne söyler ve Bozkurt bu notu neden bir «sarsıntı» olarak anar? Fransızca üzerinden yapılan çevirilerin artıları ve eksileri nelerdir?
  5. (Kazanım 4) Bozkurt, Can Yücel'in Bahar Noktası'sını nasıl değerlendirir? «Shakespeare'i yanlış nedenlerle sevmek» sorusuna Bozkurt nasıl bir cevap verir?

Cevaplar

  1. Şahin'in aktardığına göre Enginün, Türk toplumunun Shakespeare'le önce İstanbul'daki Ermeni ve Rum toplulukların kendi dillerinde sahneledikleri oyunlar aracılığıyla tanıştığını gösterir; Türkçe sahneye önce Othello ile Verona'nın iki genç âşığının oyunu çıktı. 1860-1893 arasında yayımlanan 274 tiyatro kitabının 94'ü çeviriydi ve çoğunluğu Fransızcadandı; İngilizceden yapılan sekiz çevirinin yedisi Shakespeare'e aitti. Tanzimat çevirileri çoğunlukla bütün metni değil, olay örgüsünü ve seçilmiş bölümleri aktaran özet ve uyarlamalardı; Yanlışlıklar Komedyası, Othello, Venedik Taciri, Kış Masalı ve Cymbeline bunlar arasındadır.
  2. Namık Kemal 1873'te Avrupa'da gelmiş geçmiş yazarlar arasında Shakespeare'den büyük bir şair olmadığı konusunda herkesin birleştiğini yazar; tiyatroyu edebiyatın en büyük kısmı sayar ve bir milleti ahlak kitaplarından çok güzel oyunların eğitebileceğini savunur. Sezai'ye mektubunda Hamlet'i olağanüstü ama Shakespeare'in en iyisi olmayan bir oyun sayar ve Macbeth'i daha üstün bulur. Şengül'e göre Gülnihal ile Hamlet arasında saray, şato ya da konak gibi kapalı mekânlarda iktidar için kurulan hileler, işlenen cinayetler ve mezarlığın olayların kırılma anına tanıklık etmesi bakımından benzerlikler vardır. Ama bu benzerliklerin bir bölümü birçok trajedinin ortak malzemesidir; etki iddiasının en sağlam dayanağı, Namık Kemal'in Shakespeare'i okuduğunu gösteren kendi yazıları ve mektuplarıdır.
  3. Bozkurt'a göre erken çeviriler Arap harfleriyle basılmıştır ve kullandıkları sözcüklerin çoğu artık kullanılmamaktadır; bu yüzden bugünkü Türk okuru için Shakespeare'in kendi İngilizcesinden bile daha zordur. Jön Türk hareketine katılmış bir hekim olan Abdullah Cevdet, Julius Caesar'ı Julsezar adıyla 1908'de Mısır'da kendi İçtihad matbaasında bastırdı. Mehmet Şükrü'nün 1930'daki çevirisi ise oyunun Fransızca adını, Jules César'ı taşıyordu; bu ad, Türkçe Shakespeare'in bir bölümünün Fransızca üzerinden geldiğinin işaretidir.
  4. Bozkurt'un aktardığına göre Eyüboğlu 1965'te yayımlanan Hamlet çevirisinin notunda İngilizcesinin kendi kendine öğrenilmiş ve temel düzeyde olduğunu, bulabildiği bütün Türkçe ve Fransızca çevirilere başvurduğunu yazar ve güçlüklerde yardım aldığı Mina Urgan ile Cevat Çapan'a teşekkür eder. Bozkurt, en saygın ve yerleşik Shakespeare çevirilerinden bazılarının İngilizceden yapılmadığını ve Shakespeare araştırmalarıyla uğraşmayan biri tarafından yapıldığını keşfetmenin kendisi için küçük bir sarsıntı olduğunu söyler. Fransızca üzerinden çeviri, Shakespeare'in dilinin bir katmanını kaybettirebilir; ama Eyüboğlu'nun çevirileri kuşaklarca okuru ve seyirciyi Shakespeare'le buluşturdu.
  5. Bozkurt'a göre Can Yücel'in Bahar Noktası'sı, halk deyimlerini, konuşma dilini ve argoyu ustaca kullanan, son derece eğlenceli bir aktarımdır ve Yücel'e sadık bir okur kitlesi kazandırmıştır. Bozkurt onu Türkiye'deki Shakespeare aktarımlarının en az Shakespeare'e benzeyeni sayar, ama oyunun birçok sadık çevirisinden daha fazla insanı Shakespeare'in adıyla tanıştırdığını da kabul eder. Uyarlamalardan Shakespeare'in sanatının pek azının süzüldüğünü, bu yüzden onları sevenlerin Shakespeare'i yanlış nedenlerle sevebileceğini düşünür; ama en usta çevirinin bile doğası gereği bir tür uyarlama olduğunu ve söz oyunlarına bu kadar düşkün bir şairin özgün eserine hiçbir çevirinin tam yaklaşamayacağını ekler.

Okuma

  • Hamlet, Sabahattin Eyüboğlu'nun çevirisiyle; aynı oyunun bir başka çevirisiyle, örneğin Bülent Bozkurt çevirisiyle yan yana okuyun.
  • William Shakespeare, Bahar Noktası, Türkçe söyleyen: Can Yücel; Shakespeare'in bir yaz gecesi komedisinin uyarlaması.
  • Bülent Bozkurt'un Türkiye'de Shakespeare çevirisi üzerine gözlemleri, Çankaya Üniversitesi JAS 3 (2005).
  • Mehmet Bakır Şengül, «Hamlet (William Shakespeare) ile Gülnihal (Namık Kemal) Adlı Tiyatro Eserleri Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme», bilig 84 (2018).
  • Bu kursta okuduğunuz oyunlardan birinin iki Türkçe çevirisini bulun. Aynı sahnenin beş dizesini karşılaştırın: hangi çeviri daha sade, hangisi daha süslü? Bozkurt'un Türkçenin söz sanatları bakımından zenginliğinin çevirmeni zorladığı gözlemini kendi örneğinizle sınayın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:40 Soğuk açılış: 1873 İstanbul'unda bir gazete sayfası; Arap harfleriyle «Shakespeare» adı; zaman çizelgesinde 2003'e doğru hızla dolan bir kitaplık; «yanlış nedenlerle» sorusu ekranda asılı kalır.
  • 1:40–2:20 Büyük soru: bir kapıdan geçen bir yazar silueti; kapının öbür yanında başka bir yüz belirir.
  • 2:20–4:30 Bağlam: Pera'da bir Ermeni ve bir Rum tiyatro afişi; 1860-1893 sayılarını gösteren bir çubuk grafik; kısaltılmış sayfalar.
  • 4:30–7:30 Ana anlatı — Namık Kemal'in Shakespeare'i: bir mektup; iki oyun kapağı, Hamlet ve Macbeth, yan yana; bir konak ve bir mezarlık sahnesi.
  • 7:30–11:00 Ana anlatı — Çevirinin garip serüveni: Arap harfleriyle Julsezar kapağı; Fransızca adla basılmış Jules César; Paris'ten İstanbul'a uzanan bir çeviri yolu; bir çevirmenin masasında İngilizce ve Fransızca kitaplar; bir çevirmen notu sayfası.
  • 11:00–13:00 Ana anlatı — Bahar Noktası: yanlış nedenlerle sevmek mi?: gülen bir tiyatro seyircisi; argo ve deyimlerle dolu konuşma balonları; aynı dizenin sade ve süslü iki hâli.
  • 13:00–15:00 Metin anı: üç alıntı; bir göz ve bir vicdan simgesi; iki oyun arasında bir terazi; Voltaire'in portresi.
  • 15:00–16:00 Cevap ve bağlantı: aynı oyunun altı Türkçe çevirisi yan yana dizilir.
  • 16:00–16:30 Kapanış kancası: Fransız Akademisi'nde okunan bir mektup; bir mum ışığının yerini alan bir akıl simgesi.

Telaffuz

  • Sami Paşazade Sezai: «sa-Mİ pa-şa-za-DE se-za-İ»; Gülnihal: «gül-ni-HAL»; Zavallı Çocuk: «za-val-LI ço-CUK».
  • Abdullah Cevdet: «ab-dul-LAH cev-DET»; Julsezar: «jül-se-ZAR»; Jules César: «JÜL se-ZAR»; Mehmet Şükrü: «meh-MET şük-RÜ».
  • Voltaire: «vol-TER»; Jean-François Ducis: «jan fran-SUA dü-Sİ»; Pierre Le Tourneur: «pi-YER lö tur-NÖR»; Corneille: «kor-NEY».
  • Sabahattin Eyüboğlu: «sa-ba-hat-TİN e-yü-boğ-LU»; Mina Urgan: «mi-NA ur-GAN»; Cevat Çapan: «ce-VAT ça-PAN»; Bahar Noktası: «ba-HAR nok-ta-SI».
  • İnci Enginün: «in-Cİ en-gi-NÜN»; François-Victor Hugo: «fran-SUA vik-TOR ü-GO»; Mehmet Bakır Şengül: «meh-MET ba-KIR şen-GÜL».