Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Hamlet bir intikam trajedisidir: hayalet oğluna, amcası Claudius tarafından öldürüldüğünü söyler ve öcünü ister; Hamlet kanıt aramak için bir oyun sahneler ve kralın vicdanını yakalar.
- Dua sahnesinde Hamlet, dua eden kralı öldürmenin onu cennete göndereceğini düşünerek intikamı erteler; oysa kral dua edememiştir.
- Bradley 1904'te açıklamaları dış engeller, vicdan, Goethe'nin duygusal Hamlet'i ve Schlegel ile Coleridge'in düşünce trajedisi olarak sınıflar; kendisi gecikmeyi derin bir melankoliyle açıklar.
- Freud, Hamlet'in eyleme geçebildiğini hatırlatır ve gecikmeyi Oidipus karmaşasıyla açıklar: Hamlet, kendi bastırılmış çocukluk isteklerini gerçekleştiren adamdan öç alamaz.
- Oyun İstanbul'da 1842'den beri oynanır; 1941'de Şehir Tiyatrosu'ndaki temsili, çevirisi ve sahnelenişi yüzünden büyük bir basın tartışmasına ve davalara yol açtı.
Kazanımlar
- Hamlet'in olay örgüsünü intikam trajedisi geleneği içinde anlatabilir ve oyun içinde oyunun işlevini açıklayabilir.
- Dua sahnesini çözümleyerek Hamlet'in eylemi erteleme gerekçelerini ve bu gerekçelerin sahnedeki ironisini gösterebilir.
- Hamlet'in gecikmesine getirilen başlıca açıklamaları (Goethe, Schlegel ve Coleridge, Bradley, Freud) karşılaştırabilir.
- Hamlet'in 1941'de İstanbul'da yol açtığı tartışmayı ve oyunun Türk tiyatrosundaki yerini değerlendirebilir.
Video metni
Soğuk açılış
Bir saray odası. Kral yalnızdır ve diz çökmüştür. Kardeşini öldürdüğünü, tacını ve karısını aldığını kendi kendine itiraf eder, dua etmeye çalışır.
Arkasında kılıcını çekmiş bir genç adam durur: öldürülen kralın oğlu, Prens Hamlet. Babasının hayaleti ondan intikam istemiştir. Şimdi fırsat önündedir.
«Şimdi yapabilirim, tam şimdi, dua ediyor» der. Ama durur ve düşünür. Onu dua ederken öldürürse, kral ruhu arınmış olarak cennete gidecektir. Hamlet'in babası ise günahlarıyla, hazırlıksız öldürülmüştü. Bu intikam değil, ücret olur. Kılıcını indirir. Kralı sarhoşken, öfkeliyken, ruhunu kurtaramayacağı bir anda yakalamaya karar verir ve çıkar.
Kral ayağa kalkar ve tek bir beyit söyler: «Sözlerim yukarı uçar, düşüncelerim aşağıda kalır; düşüncesiz sözler cennete asla gitmez.»
Kral dua edememişti. Hamlet'in bütün hesabı boşunaydı.
Büyük soru
Hamlet neden bekler? Ve dört yüz yıldır bu beklemeyi açıklamaya çalışan okurlar, açıklamalarıyla aslında kendileri hakkında ne söyler?
Bağlam
237-02'de Hamlet'in oyunculara öğüt veren prensini, 104-05'te «Olmak ya da olmamak» monoloğunu görmüştük. Şimdi oyunun bütününe ve etrafındaki en uzun tartışmaya bakıyoruz.
Olay örgüsü bir intikam hikâyesidir. Danimarka kralı ölmüş, kardeşi Claudius tahta çıkmış ve dul kraliçeyle evlenmiştir. Hayalet oğluna, kardeşi tarafından öldürüldüğünü söyler ve öcünü almasını ister. Hamlet deliliğe bürünür, bir oyun sahneler, yanlışlıkla sarayın danışmanını öldürür, İngiltere'ye gönderilir, döner ve son sahnede kral, kraliçe, Laertes ve kendisi ölür.
Ana anlatı — Bir oyunla vicdanı yakalamak
Hamlet'in ilk sorunu kanıttır. Hayaletin sözü doğru mudur, yoksa onu yanıltmaya gelen bir şeytan mı? Bu sırada saraya gezgin oyuncular gelir. Oyunculardan biri Truva'nın düşüşünü, Hekabe'nin yasını anlatırken gözyaşı döker.
Hamlet yalnız kalınca kendine öfkelenir. Bir oyuncunun hayali bir kederle ağlayabildiğini, oysa kendisinin gerçek bir cinayet karşısında hiçbir şey yapmadığını söyler: Hekabe onun neyi, o Hekabe'nin nesi? Ama öfkesi bir plana dönüşür. Oyunculara, babasının öldürülüşüne benzeyen bir oyun oynatacak ve kralın yüzünü izleyecektir. «Oyundur o iş; onunla yakalayacağım kralın vicdanını.»
Oyun işe yarar. Kral, zehirleme sahnesinde ayağa kalkar, ışık ister ve çıkar. Hamlet artık emindir. Ama tam bu kesinlik anının ardından, soğuk açılıştaki dua sahnesi gelir ve Hamlet yine bekler.
Ana anlatı — Dört cevap, bir melankoli
Bu bekleyiş, eleştiri tarihinin en uzun tartışmalarından birini doğurdu.
A. C. Bradley 1904'te yazdığı Shakespearean Tragedy'de o güne kadarki açıklamaları gruplara ayırır. Bir grup, Hamlet'in önünde dış engeller olduğunu söyler; Bradley'ye göre oyunda Hamlet'in hiçbir dış güçlükten söz etmediği gerçeği bu görüşü zayıflatır. Bir başkası vicdanı öne çıkarır: Hamlet öldürmenin doğru olup olmadığından emin değildir. Bradley bu görüşü de reddeder.
Üçüncü grup «duygusal» Hamlet'tir. Bradley'ye göre bu görüşün tohumu Goethe'nin talihsiz bir cümlesindedir: bir kahramanı yapan sinir gücünden yoksun, güzel, saf ve son derece ahlaklı bir doğa, taşıyamayacağı ama bırakamayacağı bir yükün altında çöker. Bradley bu Hamlet'e ancak acınabileceğini, hayranlık duyulamayacağını söyler.
Dördüncü ve en yaygın açıklama Schlegel ile Coleridge'in adıyla anılır.
Bradley bu açıklamanın oyunun genel izlenimine uyduğunu ve Hamlet'in kendi sözleriyle desteklendiğini kabul eder. Ama onu da yetersiz bulur: bu Hamlet, her zaman ve her koşulda görevinin altında kalacak bir adamdır; Bradley'ye göre ise Hamlet başka herhangi bir zamanda görevini rahatça yapabilecek biriydi. Bradley'nin cevabı melankolidir: ahlaki varlığını sarsan şiddetli bir darbeyle, annesinin davranışından duyduğu tiksintiyle derin bir melankoliye düşen Hamlet'te aşırı düşünme gecikmenin nedeni değil, bu hâlin belirtisidir. Bradley ayrıca Schlegel-Coleridge kuramının, bir yanıyla dâhi, öbür yanıyla iradesi zayıf, sürekli erteleyen Coleridge'in kendisine benzeyen bir adam tarif ettiğini söyler.
Freud başka bir yoldan girdi. Düşlerin Yorumu'nun bir dipnotunda, Goethe'ye kadar uzanan «düşünce gücü eylemi felç eden adam» yorumuna itiraz eder: Hamlet eyleme geçebilen biridir. Perdenin arkasında dinleyeni tutkuyla bıçaklar, kendisine kurulan tuzağı iki saray adamına çevirip onları ölüme gönderir.
Freud'a göre Hamlet her şeyi yapabilir, yalnızca babasını ortadan kaldırıp annesinin yanında onun yerini alan adamdan öç alamaz; çünkü o adam, kendi bastırılmış çocukluk isteklerini gerçekleştirmiştir. İntikamı sürükleyecek nefretin yerini kendini suçlama alır.
Yaygın yanlış«Hamlet eyleme geçemeyen, pasif bir kahramandır.»
Hamlet oyun boyunca pek çok şey yapar: deliliğe bürünür, bir oyun sahneler, perdenin arkasındaki adamı öldürür, kendisini ölüme gönderen mektubu değiştirir, bir korsan gemisine atlar ve son sahnede kralı öldürür. Freud'un da hatırlattığı gibi, onun ertelediği tek şey belirli bir eylemdir: Claudius'u öldürmek. Tartışmanın konusu Hamlet'in genel olarak eylemsizliği değil, bu tek eylemi neden ertelediğidir.
Ana anlatı — İstanbul'da bir Hamlet davası
Hamlet Türk sahnesinde de tartışma çıkardı. Mustafa Özcan'ın aktardığı kaynaklara göre oyun İstanbul'da erken tanındı: 1842'de Konkordiya Tiyatrosu'na gelen Rum oyuncular Hamlet'i de oynadı. Özcan'a göre Hamlet'i Türk sahnesinde oynayan ilk kadın sanatçı, 1857'de Beyoğlu'nda doğan Siranuş'tur. 1927'de Muhsin Ertuğrul oyunu çevirip Tepebaşı'nda sahneye koydu ve Hamlet'i kendisi oynadı.
1941'de İstanbul Şehir Tiyatrosu mevsimi Hamlet ile açtı. Özcan'a göre çeviri, İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı seminerinin ortak ürünüydü; seminerin çalışmasını duyuran yazı Halide Edib ile Vahit Turhan'ın imzasını taşıyordu. İlk sert eleştiriyi oyun yazarı ve eleştirmen Celâlettin Ezine yazdı. Ezine Hamlet'te «müntekim Hamlet», «kahraman Hamlet» ve iradesiz, zayıf, çürük bir toplumun önünde çaresiz kalan bir Hamlet'ten söz etti; sahnedeki oyuncunun bu karmaşık karakteri anlamadığını, «ah vah eden romantik bir facia aktörü» oynadığını yazdı.
Tartışma büyüdü. Özcan'a göre Peyami Safa'dan Necip Fazıl Kısakürek'e birçok yazar görüş bildirdi, çeviri de sahneleme de eleştirildi ve bazı eleştirmenler ile oyunu sahneye koyanlar birbirlerine dava açtı. Özcan'a göre mahkeme salonlarında yer bulunamadı; bu tartışma Şehir Tiyatrosu'nun sorunlarını basının ve siyasetçilerin gündemine taşıdı.
Metin anı
Üçüncü perdeden, Hamlet'in dua eden kralın arkasında; 1623 baskısının metninden çevirdik:
Şimdi yapabilirim, tam şimdi, dua ediyor; şimdi yaparım, o da cennete gider, ben de öcümü almış olurum. Bunu bir tartmalı: bir alçak babamı öldürür, ve ben, onun biricik oğlu, aynı alçağı cennete gönderirim. Bu ücret ve maaştır, intikam değil.
Aynı perdenin başından, «Olmak ya da olmamak» monoloğunun sonu:
Böylece vicdan hepimizi korkak yapar; kararlılığın doğal rengi düşüncenin solgun gölgesiyle hastalıklı bir renge bürünür; büyük önem ve değerdeki girişimler bu yüzden yollarını şaşırır ve eylem adını yitirir.
Ve Freud'un dipnotundan, Brill'in 1913 çevirisinden bizim Türkçemizle:
Hamlet her şeyi yapabilir, yalnızca babasını ortadan kaldırmış ve annesinin yanında onun yerini almış adamdan, ona kendi bastırılmış çocukluk isteklerinin gerçekleşmesini gösteren adamdan öç alamaz.
İlk parça, düşüncenin bir eylemi nasıl hem gerekçelendirip hem durdurduğunu gösterir. Hamlet'in hesabı mantıklıdır ve korkunçtur: öldürmek yetmez, kralın ruhunu da mahkûm etmek ister. Ama sahnenin sonunda kralın dua edemediğini öğreniriz. Hamlet'in düşüncesi, yanlış bir kanıya dayanır.
İkinci parça, Schlegel ve Coleridge'in yorumlarına en güçlü dayanağı verir. Bradley de bu sözlerin «düşünce trajedisi» yorumunu desteklediğini kabul eder. Ama sözler bir itiraftan çok genel bir gözlemdir: «hepimiz» der Hamlet. Düşüncenin eylemi zayıflatması onun kişisel kusuru değil, insan durumunun bir parçası olarak sunulur.
Üçüncü parça, soruyu tersine çevirir. Freud'a göre Hamlet'i durduran düşüncenin fazlası değil, düşünülemeyen bir arzudur. Bu yorum da tartışmalıdır; Freud'un kendisi bile metnin Hamlet'in gerekçelerini açıkça söylemediğini kabul eder.
Cevap ve bağlantı
Hamlet neden bekler? Metin açık bir cevap vermez ve her dönem kendi cevabını bulur. Goethe'nin çağı duyarlı bir ruhun yükünü, Coleridge aşırı düşünen bir zihni, Bradley melankoliyi, Freud bastırılmış bir arzuyu gördü. Bradley'nin Coleridge hakkındaki gözlemi burada önemlidir: yorumcular Hamlet'te çoğu zaman kendilerini buldular.
Oyunun kendisi de bir ipucu verir. Hamlet'in beklemesi bir zekâ kusuru değildir; o, kanıt arar, bir oyun kurar, kralın ruhunu da hesaba katar. Ama her hesap bir sonraki hesabı doğurur ve sahne sonunda düşüncenin değil, rastlantının, bir düellonun, zehirli bir kılıcın ve zehirli bir kadehin getirdiği bir sonla kapanır.
İstanbul'daki 1941 tartışması da bu çok sesliliğin bir yankısıdır. Ezine'nin saydığı «müntekim», «kahraman» ve «iradesiz» Hamlet'ler, Bradley'nin sınıfladığı yorumların Türkçe bir özeti gibidir: aynı prens, her okurun ve her seyircinin gözünde başka biri olur.
Kapanış kancası
Hamlet öç almak için oyunun sonuna kadar bekler. Bir sonraki oyunun kahramanı ise hiç beklemez. İskoçyalı bir komutan üç cadıdan kral olacağını duyar ve kehanetin gerçekleşmesini beklemek yerine kendisi gerçekleştirmeye karar verir. Hırs bir insanı eyleme geçirdiğinde, geride ne kalır?
Özet kartı
- Hamlet bir intikam trajedisidir: hayalet oğluna, amcası Claudius tarafından öldürüldüğünü söyler ve öcünü ister; Hamlet kanıt aramak için bir oyun sahneler ve kralın vicdanını yakalar.
- Dua sahnesinde Hamlet, dua eden kralı öldürmenin onu cennete göndereceğini düşünerek intikamı erteler; oysa kral dua edememiştir.
- Bradley 1904'te açıklamaları dış engeller, vicdan, Goethe'nin duygusal Hamlet'i ve Schlegel ile Coleridge'in düşünce trajedisi olarak sınıflar; kendisi gecikmeyi derin bir melankoliyle açıklar.
- Freud, Hamlet'in eyleme geçebildiğini hatırlatır ve gecikmeyi Oidipus karmaşasıyla açıklar: Hamlet, kendi bastırılmış çocukluk isteklerini gerçekleştiren adamdan öç alamaz.
- Oyun İstanbul'da 1842'den beri oynanır; 1941'de Şehir Tiyatrosu'ndaki temsili, çevirisi ve sahnelenişi yüzünden büyük bir basın tartışmasına ve davalara yol açtı.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| İntikam trajedisi | Revenge tragedy | Öldürülen bir yakının öcünü almaya çalışan bir kahramanı konu alan trajedi türü |
| Oyun içinde oyun | Play within the play | Bir oyunun içinde, karakterlerin izlediği ya da oynadığı ikinci oyun |
| Hamlet'in gecikmesi | Hamlet's delay | Hamlet'in intikamı oyunun sonuna kadar ertelemesi ve bunun nedeni üzerine süren tartışma |
| Düşünce trajedisi | Tragedy of reflection | Hamlet'in gecikmesini aşırı düşünme alışkanlığıyla açıklayan yorum |
| Oidipus karmaşası | Oedipus complex | Freud'un, çocukluktaki bastırılmış ebeveyn arzusunun yetişkinliğe taşındığını öne süren kavramı |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Hamlet neden bir intikam trajedisidir? Hamlet'in sahnelediği oyunun işlevi nedir?
- (Kazanım 2) Dua sahnesinde Hamlet intikamı neden erteler? Sahnenin sonundaki ironi nedir?
- (Kazanım 3) Bradley Hamlet'in gecikmesine getirilen açıklamaları nasıl sınıflar ve kendi açıklaması nedir?
- (Kazanım 3) Freud'un açıklaması Schlegel ve Coleridge'inkinden nasıl ayrılır?
- (Kazanım 4) 1941'de İstanbul'daki Hamlet temsili neden tartışma yarattı?
Cevaplar
- Oyun, öldürülen bir yakının öcünü alma görevini üstlenen bir kahramanın hikâyesidir: hayalet, Hamlet'e kardeşi Claudius tarafından öldürüldüğünü söyler ve intikam ister. Oyunda türün hayalet, delilik gösterisi ve kanlı son gibi kalıpları vardır. Hamlet hayaletin doğru söyleyip söylemediğini sınamak için gezgin oyunculara babasının öldürülüşüne benzeyen bir oyun oynatır ve kralın tepkisini izler; kral zehirleme sahnesinde ayağa kalkıp çıkınca Hamlet emin olur. Oyun içinde oyun, kralın vicdanını yakalayan bir tuzaktır.
- Hamlet kılıcını çekmiş hâlde dua eden kralın arkasındadır, ama onu dua ederken öldürürse kralın ruhunun arınmış olarak cennete gideceğini, oysa babasının günahlarıyla hazırlıksız öldürüldüğünü düşünür; bunun intikam değil ücret olacağını söyler ve kralı ruhunu kurtaramayacağı bir anda yakalamak için bekler. Hamlet çıktıktan sonra kral, sözlerinin yukarı uçtuğunu ama düşüncelerinin aşağıda kaldığını, düşüncesiz sözlerin cennete gitmediğini söyler: dua edememiştir. Hamlet'in bütün hesabı yanlış bir kanıya dayanır.
- Bradley açıklamaları dört grupta toplar: Hamlet'in önünde dış engeller olduğunu söyleyenler; vicdanı öne çıkaranlar; Goethe'nin bir cümlesinden doğan, yükü kaldıramayan güzel ve saf ruhlu «duygusal» Hamlet görüşü; ve Schlegel ile Coleridge'in aşırı düşünmenin eylemi felç ettiğini söyleyen düşünce trajedisi yorumu. Bradley ilk üçünü reddeder, dördüncüsünü kısmen doğru ama yanıltıcı bulur. Ona göre gecikmenin doğrudan nedeni, ahlaki varlığını sarsan bir darbeyle düştüğü derin melankolidir; aşırı düşünme bu hâlin nedeni değil belirtisidir.
- Schlegel ve Coleridge'e göre Hamlet'in fazla gelişmiş düşünce gücü onun eylem gücünü felç eder. Freud bu yorumun Goethe'ye uzandığını söyler ve itiraz eder: Hamlet eyleme geçebilir; perdenin arkasındakini öldürür, iki saray adamını ölüme gönderir. Freud'a göre Hamlet yalnızca babasını ortadan kaldırıp annesinin yanında onun yerini alan adamdan öç alamaz, çünkü o adam Hamlet'in bastırılmış çocukluk isteklerini gerçekleştirmiştir; intikamı sürükleyecek nefretin yerini kendini suçlama alır. Yani Freud'a göre Hamlet'i durduran düşüncenin fazlası değil, bilinçdışı bir arzudur.
- Özcan'a göre Şehir Tiyatrosu 1941 mevsimini İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı seminerinin, Halide Edib ile Vahit Turhan'ın imzasıyla duyurulan ortak çevirisiyle açtı. Celâlettin Ezine sert bir eleştiri yazdı ve Hamlet'i oynayan oyuncunun karakteri anlamadığını, romantik bir facia aktörü oynadığını söyledi. Peyami Safa, Necip Fazıl Kısakürek ve başka yazarlar tartışmaya katıldı; hem çeviri hem sahneleme eleştirildi, bazı eleştirmenler ile oyunu sahneye koyanlar birbirlerine dava açtı ve mahkeme salonları doldu. Tartışma Şehir Tiyatrosu'nun sorunlarını basının ve siyasetçilerin gündemine taşıdı.
Okuma
- William Shakespeare, Hamlet, Türkçesi: Sabahattin Eyüboğlu (çev.), Remzi Kitabevi baskıları; III. perdenin tamamı.
- Mustafa Özcan, «İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda 1941 Yılında Oynanan Hamlet Piyesinin Sebep Olduğu Tartışma ve Davalar», Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi 24 (2008).
- A. C. Bradley, Shakespearean Tragedy (1904), Hamlet üzerine iki ders, Project Gutenberg 16966.
- Sigmund Freud, Düşlerin Yorumu, Oidipus bölümü ve Hamlet dipnotu.
- Hamlet'in dua sahnesini okuyun ve Hamlet'in intikamı ertelerken ileri sürdüğü her gerekçeyi yazın. Bu gerekçeler Bradley'nin dört açıklamasından hangisine en çok uyar?