İçeriğe geç

Ünite EDB-236-06 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Cervantes I

EDB-236 Rönesans Edebiyatı

2.227 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 11 dk

  • bulunmuş el yazması
  • kurmaca yazar
  • anlatı düzeyleri
  • Morisko
  • donkişotluk
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Miguel de Cervantes (1547-1616) İnebahtı'da yaralandı, 1575-1580 arasında Cezayir'de esir kaldı ve fidyeyle kurtuldu. Don Kişot'un ilk kısmı 1605'te, ikinci kısmı 1615'te yayımlandı.
  2. Yel değirmenleri sahnesinde Don Kişot yanıldığını kabul etmez; devleri büyücü Frestón'un değirmene çevirdiğini söyler. Onun sisteminde her kanıt büyünün yeni bir işareti olur.
  3. Kütüphane taramasında papaz ile berber Don Kişot'un kitaplarını yakar; Cervantes'in kendi Galatea'sı da bu kitaplar arasında yargılanır. Yazar kendi romanına bir kitap olarak girer.
  4. Roman kendini Arap tarihçi Cide Hamete Benengeli'nin, bir Moriskonun çevirdiği eseri olarak sunar; anlatıcı Cide Hamete'yi yalancılıkla suçlar. Bu anlatı düzeyleri romanı bir üstkurmacaya dönüştürür.
  5. Don Kişot aklın övgüsü, romantik idealizm, varoluşçu kahramanlık ve hiciv olarak farklı okunmuştur. Türkçede uzun süre eksik ve özet çevirilerle tanındı; tam çevirilerinden biri Roza Hakmen'indir.

Kazanımlar

  • Cervantes'in hayatını (İnebahtı, Cezayir esareti) ve Don Kişot'un iki kısmının yayımlanışını anlatabilir.
  • Yel değirmenleri sahnesinde Don Kişot'un gerçekliği nasıl okuduğunu ve kendi yanılgısını nasıl açıkladığını gösterebilir.
  • Cide Hamete Benengeli kurgusunu, kütüphane taramasını ve anlatı düzeylerini inceleyerek romanın gerçek ile kurmaca arasındaki sınırı nasıl oynattığını açıklayabilir.
  • Don Kişot'un yüzyıllar içinde nasıl farklı okunduğunu ve Türkçedeki serüvenini değerlendirebilir.

Video metni

Soğuk açılış

Toledo'da bir çarşı. Bir çocuk eski defterleri ve kâğıtları bir ipek tüccarına satmaya çalışıyor. Sokakta yere düşmüş kâğıt parçalarını bile okumaktan kendini alamayan bir adam defterlerden birini eline alır. Yazılar Arapçadır. Adam harfleri tanır ama okuyamaz. Çevrede İspanyolca bilen bir Morisko arar ve bulur.

Morisko defteri ortasından açar, biraz okur ve gülmeye başlar. Neye güldüğünü sorarlar. Kenara bir not düşülmüştür: «Bu hikâyede sık sık adı geçen Dulcinea del Toboso'nun, derler ki, domuz tuzlamada La Mancha'nın bütün kadınlarından daha usta bir eli varmış.»

Adam bu adı duyunca yerinde donar. Morisko defterin başını okur: La Mancha'lı Don Kişot'un Tarihi; Arap tarihçi Cide Hamete Benengeli tarafından yazılmıştır. Adam bütün defterleri çocuktan yarım reale satın alır. Morisko'ya çeviri için iki arroba kuru üzüm ve iki kile buğday öder.

Okuduğunuz roman, bu çevirinin kendisidir. En azından roman böyle söyler.

Büyük soru

Bir roman neden kendini, yalancılıkla suçladığı bir Arap tarihçinin çevirisi olarak sunar? Yazar kendi kitabının içine girdiğinde, gerçek ile kurmaca arasındaki çizgi nerede kalır?

Bağlam

236-05'in sonunda, okuduklarını gerçek sanan bir adamın yollara düşeceğini söylemiştik. 003-05'te o adamın şövalye romanları almak için tarlalarını sattığını ve yıllar sonra bir basımevine girdiğini görmüştük. Bu ders romanın kendi yapısına bakıyor.

Ertuğrul Önalp'e göre Miguel de Cervantes 1547'de Alcalá de Henares'te doğdu. 7 Ekim 1571'de İnebahtı deniz savaşında Osmanlı donanmasına karşı savaştı ve yaralandı; Önalp'e göre sol kolunu bir daha kullanamadı. 1575'te İspanya'ya dönerken gemisi Cezayir kadırgalarınca ele geçirildi. Cervantes beş yıl Cezayir'de esir kaldı; birkaç kez kaçmayı denedi; 19 Eylül 1580'de beş yüz altınlık fidyeyle özgürlüğüne kavuştu. Mehmet Anık'a göre Don Kişot'un ilk kısmı 1605'te, ikinci kısmı 1615'te yayımlandı. John Ormsby'ye göre Cervantes 23 Nisan 1616'da öldü.

Ana anlatı — Devler ve değirmenler

Romanın en ünlü sahnesi kısadır. Don Kişot ile yaveri ovada otuz kırk yel değirmeni görür. Don Kişot'a göre bunlar otuzdan fazla korkunç devdir; onlarla savaşacak, yağmalarıyla zenginleşecektir. Yaveri onları uyarır: bunlar dev değil yel değirmenidir, kol sandığı şeyler rüzgârla dönen kanatlardır. Don Kişot dinlemez, mızrağını ilk değirmene saplar; kanat mızrağı parçalar, atı ve binicisi ovaya yuvarlanır.

Sahnenin asıl ilginç yeri düşüşten sonra gelir. Don Kişot yanıldığını kabul etmez. Kitaplarını ve çalışma odasını kaçıran büyücü Frestón'un devleri değirmene çevirdiğini, zafer onurunu ondan çalmak istediğini söyler.

Bu açıklama Don Kişot'un dünyasının nasıl işlediğini gösterir. Gördüğü şey okuduğu kitaplara uymazsa hata kitapta değil, dünyadadır; dünyayı büyücüler bozmuştur. Hiçbir kanıt bu sistemi çürütemez, çünkü her kanıt büyünün yeni bir işareti olur.

Yaygın yanlış«*Don Kişot* yalnızca şövalye romanlarıyla alay eden bir güldürüdür.»
Doğrusu

Roman gerçekten de şövalye romanlarının parodisi olarak başlar ve güldürür. Ama Anık'ın aktardığına göre Jale Parla, Don Kişot'un ilk roman olarak moderniteyi, bir metaroman olarak da postmoderniteyi haber verdiğine dair yaygın bir yargıya dikkat çeker. Kitap, okumanın, yazmanın ve anlatmanın kendisi hakkında da bir romandır.

Ana anlatı — Kitaplar yakılırken

Altıncı bölümde köyün papazı ile berberi, Don Kişot uyurken kütüphanesine girer. Yüzden fazla kalın ve iyi ciltlenmiş kitap bulurlar. Kâhya kadın odayı kutsal suyla serpmelerini ister: kitaplardaki büyücüler öç almasın. Papaz ile berber kitapları tek tek elden geçirir; bazılarını ateşe atar, bazılarını kurtarır.

Bir ara berber bir kitabın adını okur: Miguel de Cervantes'in Galatea'sı. Papaz o Cervantes'in yıllardır dostu olduğunu, onun dizelerden çok dertler görmüş olduğunu söyler. Kitabın iyi bir buluşu olduğunu, ama hiçbir şeyi sonuca bağlamadığını, vaat ettiği ikinci kısmı beklemek gerektiğini ekler.

Yazar kendi romanının içinde bir kitap olarak belirir ve kendi kahramanları tarafından yargılanır. Romanın gerçek dünyası ile kurmaca dünyası birbirine sızar.

Ana anlatı — Kim anlatıyor?

Sekizinci bölümün sonunda anlatı durur. Don Kişot ile bir Baskılı kılıçlarını kaldırmış, birbirine saldırmak üzeredir; anlatıcı hikâyenin burada kesildiğini, yazarın devamını bulamadığını söyler. Dokuzuncu bölümde Toledo çarşısındaki buluş gelir ve hikâye kaldığı yerden sürer.

Böylece Don Kişot'un birkaç anlatıcısı olur. Bir anlatıcı ilk sekiz bölümü yazmıştır; hikâyenin geri kalanı Arap tarihçi Cide Hamete Benengeli'nindir; onu İspanyolcaya bir Morisko çevirmiştir; çeviriyi bir başka anlatıcı derleyip bize sunar.

Anlatıcı Cide Hamete'ye güvenmez. Bu tarihe bir itiraz yöneltilecekse bunun ancak yazarının Arap olmasından geleceğini, çünkü yalanın o milletin yaygın bir huyu olduğunu söyler. Bu cümle bugün bir önyargı olarak okunur ve öyledir. Ama romanın içinde başka bir iş de görür: okur, elindeki bütün hikâyenin yalancı diye nitelenen birinin kaleminden geldiğini öğrenir. Anlatıcı gerçeği savunurken güvenilirliği kendi eliyle sarsar.

Cervantes'in Müslümanlara ve Türklere bakışı da tek sesli değildir. Önalp'e göre esaret konulu eserlerinde yansıttığı Türk imajı olumlu değildir; ama o dönemde İspanya'nın en büyük düşmanını övmek sansürden geçmeyi imkânsız kılardı. Önalp buna, Türklerden tarafsızca söz ettiği için yüzyıllarca basılamayan bir başka İspanyol el yazmasını örnek verir ve Cervantes'in eserlerinde Türklere karşı nefrete varan bir yaklaşım sezmediğini ekler.

Metin anı

Dokuzuncu bölümden, Toledo'daki buluş; Ormsby'nin çevirisinden bizim Türkçemizle:

Bir gün Toledo'nun Alcaná çarşısındayken, bir çocuk bir ipek tüccarına birkaç defter ve eski kâğıt satmaya geldi. Sokaklardaki kâğıt parçalarını bile okumaya meraklı biri olarak, bu doğal eğilimime uyup çocuğun satmak istediği defterlerden birini aldım ve harflerin Arapça olduğunu gördüm.

Aynı bölümden, anlatıcının Cide Hamete hakkındaki hükmü:

Bu tarihin doğruluğuna karşı bir itiraz yöneltilecekse, bu ancak yazarının bir Arap olması olabilir, çünkü yalan o milletin çok yaygın bir huyudur; ama bizim bu kadar düşmanımız oldukları için, eklemelerden çok eksiltmeler yapılmış olduğu düşünülebilir.

Ve altıncı bölümden, papazın Galatea hakkındaki yargısı:

O Cervantes yıllardır benim büyük bir dostumdur ve bildiğim kadarıyla dizelerden çok dertlerde deneyimlidir.

İlk parça, romanın kendi kökenini bir rastlantıya bağlar. Anlatıcı yere düşmüş kâğıtları bile okuyan biridir. Don Kişot'u aklından eden okuma tutkusu, anlatıcıda hikâyeyi kurtaran şeye dönüşür. Aynı alışkanlık bir adamı deliliğe, öbürünü bir romana götürür.

İkinci parça, anlatıcının sesini gösterir. Anlatıcı çağının önyargısıyla konuşur; Moriskolar ve Araplar hakkındaki bu yargı, Önalp'in anlattığı sürgünün ve düşmanlığın dünyasından gelir. Ama cümlenin devamı tuhaftır: yazar düşman olduğu için hikâyeyi abartmamış, tersine Don Kişot'u hak ettiğinden az övmüş olmalıdır. Anlatıcı yalancı dediği birinin metnine yine de dayanır. Gerçekliğin güvencesi, güvenilmez ilan edilmiş bir kaynaktır.

Üçüncü parça bir şakadır, ama acı bir şaka. «Dizelerden çok dertler» sözü, İnebahtı'yı, esareti, fidyeyi taşıyan bir hayatı birkaç kelimeyle anar. Cervantes kendini, kendi romanında, bir dostun ağzından anlatır.

Cevap ve bağlantı

Roman kendini yalancı diye nitelenen bir tarihçinin çevirisi olarak sunar, çünkü okurunu Don Kişot'un düştüğü tuzaktan korumak ister. Don Kişot okuduğu her şeyi gerçek sanır; Don Kişot'un okuru ise elindeki kitabın bir çeviri, bir derleme, bir kurmaca olduğunu her an hatırlar. Yazar kendi romanına girdiğinde çizgi kaybolmaz; görünür hâle gelir.

Kitabın nasıl okunacağı da hep tartışıldı. Anık'ın aktardığına göre Parla, Aydınlanma'nın Don Kişot'u aklın ve gerçekçiliğin övgüsü olarak okuduğunu, on dokuzuncu yüzyıl Romantiklerinin idealizmini öne çıkardığını, yirminci yüzyıl varoluşçularının onu vakur bir kahraman saydığını yazar. Nabokov ise Anık'a göre esere oldukça eleştirel yaklaşır. Anık kendisi, eseri büyüsü kalmamış bir dünyada büyü peşinde koşmanın hicvi olarak okumayı daha doğru bulur.

Türkçede de roman uzun süre eksik okundu. Anık'a göre Türkçe çevirilerin çoğu tam metin değildir; önemli bir kısmı çocuklara yönelik özetlerdir. Cemil Meriç bu çevirileri güdük ve bedbaht bulmuş, hiçbir Türk okurun Don Kişot'un büyülü dünyasına giremediğini söylemişti. Anık'ın kullandığı tam çeviri Roza Hakmen'indir: La Mancha'lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote.

Kapanış kancası

Yel değirmenlerinin önünde iki adam vardı. Biri dev görüyordu, öbürü değirmen. Ama yaver, efendisinin arkasından yine de yola devam etti. Gerçekçi bir köylü ile hayalperest bir şövalye yan yana yürürken, ikisi de birbirinden bir şey öğrenir mi?

Özet kartı

  1. Miguel de Cervantes (1547-1616) İnebahtı'da yaralandı, 1575-1580 arasında Cezayir'de esir kaldı ve fidyeyle kurtuldu. Don Kişot'un ilk kısmı 1605'te, ikinci kısmı 1615'te yayımlandı.
  2. Yel değirmenleri sahnesinde Don Kişot yanıldığını kabul etmez; devleri büyücü Frestón'un değirmene çevirdiğini söyler. Onun sisteminde her kanıt büyünün yeni bir işareti olur.
  3. Kütüphane taramasında papaz ile berber Don Kişot'un kitaplarını yakar; Cervantes'in kendi Galatea'sı da bu kitaplar arasında yargılanır. Yazar kendi romanına bir kitap olarak girer.
  4. Roman kendini Arap tarihçi Cide Hamete Benengeli'nin, bir Moriskonun çevirdiği eseri olarak sunar; anlatıcı Cide Hamete'yi yalancılıkla suçlar. Bu anlatı düzeyleri romanı bir üstkurmacaya dönüştürür.
  5. Don Kişot aklın övgüsü, romantik idealizm, varoluşçu kahramanlık ve hiciv olarak farklı okunmuştur. Türkçede uzun süre eksik ve özet çevirilerle tanındı; tam çevirilerinden biri Roza Hakmen'indir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Bulunmuş el yazmasıFound manuscriptYazarın hikâyeyi bir yerde bulduğu bir metinden aktardığını söylediği anlatım kurgusu
Kurmaca yazarFictional authorRomanın içinde eserin asıl yazarı olarak sunulan kurmaca kişi
Anlatı düzeyleriNarrative levelsBir hikâyenin iç içe geçmiş aktarım katmanları
MoriskoMoriscoHıristiyanlığa geçmek zorunda bırakılmış İspanyol Müslümanlarının soyundan gelenler
DonkişotlukQuixotismGerçekliği hayallere ve okunan kalıplara göre görme, olanaksız bir ideal uğruna gülünç duruma düşme

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Cervantes'in hayatındaki İnebahtı ve Cezayir dönemlerini anlatın. Don Kişot'un iki kısmı ne zaman yayımlandı?
  2. (Kazanım 2) Yel değirmenleri sahnesinde Don Kişot yanıldığını nasıl açıklar? Bu açıklama onun dünyayı okuma biçimi hakkında ne söyler?
  3. (Kazanım 3) Kütüphane taramasında Cervantes'in kendi kitabının yargılanması neden önemlidir?
  4. (Kazanım 3) Cide Hamete Benengeli kimdir? Anlatıcının ona güvenmemesi romanın gerçeklik iddiasını nasıl etkiler?
  5. (Kazanım 4) Don Kişot farklı dönemlerde nasıl okunmuştur ve Türkçede nasıl bir serüven geçirmiştir?

Cevaplar

  1. Önalp'e göre Cervantes 1547'de Alcalá de Henares'te doğdu, 7 Ekim 1571'de İnebahtı deniz savaşında Osmanlı donanmasına karşı savaşıp yaralandı ve sol kolunu bir daha kullanamadı. 1575'te İspanya'ya dönerken gemisi Cezayir kadırgalarınca ele geçirildi; beş yıl Cezayir'de esir kaldı, birkaç kez kaçmayı denedi ve 19 Eylül 1580'de beş yüz altınlık fidyeyle kurtuldu. Anık'a göre Don Kişot'un ilk kısmı 1605'te, ikinci kısmı 1615'te yayımlandı; Ormsby'ye göre Cervantes 23 Nisan 1616'da öldü.
  2. Don Kişot değirmenleri dev sanar, yaverinin uyarılarına rağmen saldırır ve yere yuvarlanır. Sonra yanıldığını kabul etmez: kitaplarını kaçıran büyücü Frestón'un zafer onurunu çalmak için devleri değirmene çevirdiğini söyler. Bu açıklama, gördüğü şey kitaplara uymadığında hatayı kitaplarda değil dünyada aradığını gösterir. Onun sistemini hiçbir kanıt çürütemez, çünkü her kanıt büyünün yeni bir işareti olarak yorumlanır.
  3. Papaz ile berber kitapları yakarken berber Cervantes'in Galatea'sını bulur; papaz Cervantes'i yıllardır dostu olarak anar, onun dizelerden çok dertler gördüğünü, kitabının iyi bir buluşu olduğunu ama hiçbir şeyi sonuca bağlamadığını söyler. Böylece gerçek yazar kendi romanının içinde bir kitap olarak belirir ve kendi kahramanlarınca yargılanır. Romanın gerçek dünyası ile kurmaca dünyası birbirine sızar; okur okuduğu şeyin bir kurmaca olduğunu hatırlar.
  4. Cide Hamete Benengeli, romanın dokuzuncu bölümünde Toledo çarşısında bulunan Arapça defterlerin yazarı olarak sunulan Arap tarihçidir; metni bir Morisko İspanyolcaya çevirir. Anlatıcı, tarihe itiraz edilecekse bunun ancak yazarın Arap olmasından geleceğini, çünkü yalanın o milletin huyu olduğunu söyler. Bu çağın önyargısını taşıyan bir cümledir; ama romanın içinde okurun güvenini de sarsar: bütün hikâye, anlatıcının yalancı ilan ettiği birinin metnine dayanır. Gerçeklik iddiası kendi kaynağı tarafından tartışmalı hâle gelir.
  5. Anık'ın aktardığına göre Parla, Aydınlanma'nın eseri aklın ve gerçekçiliğin övgüsü, Romantiklerin idealizmin ifadesi, varoluşçuların ise vakur bir kahramanın hikâyesi olarak okuduğunu yazar; Nabokov esere eleştirel yaklaşmış, Anık ise onu büyüsü kalmamış bir dünyada büyü aramanın hicvi olarak okur. Türkçede Anık'a göre çevirilerin çoğu tam metin değil, önemli bir kısmı çocuklara yönelik özetlerdir; Cemil Meriç bu çevirileri güdük ve bedbaht bulmuştur. Parla'ya göre Türk kültüründe Don Kişot karakteri küçümseyici bir çağrışımla kullanılır. Tam çevirilerden biri Roza Hakmen'in La Mancha'lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote'sidir.

Okuma

  • Miguel de Cervantes, La Mancha'lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote, çev. Roza Hakmen (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları).
  • Ertuğrul Önalp, «Cervantes'in Türklere Esir Düşmesi ve Esaretinin Eserlerine Yansıması», OTAM 3 (1992).
  • Mehmet Anık, «Modern Bireye ve Okura Vurgusu Bağlamında Don Quijote Üzerine Bir Edebiyat Sosyolojisi Analizi», Folklor/Edebiyat 26/4 (2020).
  • Jale Parla, Don Kişot'tan Bugüne Roman (İstanbul: İletişim).
  • Hakmen çevirisinde I. kısmın 8. bölümünün sonunu ve 9. bölümünü art arda okuyun. Anlatının kesildiği yerde ne hissettiniz? Dokuzuncu bölüm hikâyeyi sürdürürken size neyi hatırlatıyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:40 Soğuk açılış: Toledo'da kalabalık bir çarşı; eski kâğıt yığınıyla bir çocuk; Arapça harflerle dolu bir defter; gülen bir çevirmen; bir kese kuru üzüm ve bir çuval buğday.
  • 1:40–2:10 Büyük soru: bir kitabın içinden bir el uzanıp kitabın kapağını tutar.
  • 2:10–3:30 Bağlam: İnebahtı'da iki donanma; yaralı bir sol kol; Cezayir limanı ve bir zindan kapısı; 1605 ve 1615 yazılı iki kitap kapağı.
  • 3:30–5:40 Ana anlatı — Devler ve değirmenler: ovada dönen değirmen kanatları, bir anda devlerin kollarına dönüşür, sonra yeniden kanat olur; yerde yatan şövalye; uzakta kaçan bir büyücü gölgesi.
  • 5:40–7:20 Ana anlatı — Kitaplar yakılırken: bir avluda yanan kitaplar; kutsal su serpen bir kadın; papazın elinde üstünde «Galatea» yazan bir kitap.
  • 7:20–10:10 Ana anlatı — Kim anlatıyor?: havada donmuş iki kılıç; sayfa boşalır; iç içe geçen dört çerçeve: ilk anlatıcı, Arap tarihçi, çevirmen, derleyici.
  • 10:10–12:40 Metin anı: üç alıntı; «yalan» sözcüğünde kısa bir durak; «dizeler» ve «dertler» sözcükleri yan yana.
  • 12:40–13:50 Cevap ve bağlantı: aynı değirmen dört farklı ışıkta; Türkçe bir Don Kişot cildi ile yanında ince bir çocuk özeti.
  • 13:50–14:20 Kapanış kancası: ovada yan yana yürüyen iki gölge, biri uzun ve ince, biri kısa ve tıknaz.

Telaffuz

  • Miguel de Cervantes: «mi-GEL de ser-VAN-tes»; Alcalá de Henares: «al-ka-LA de e-NA-res»; Toledo: «to-LE-do»; Alcaná: «al-ka-NA».
  • Cide Hamete Benengeli: «Sİ-de a-ME-te be-nen-HE-li»; Dulcinea del Toboso: «dul-si-NE-a del to-BO-so»; Frestón: «fres-TON»; Galatea: «ga-la-TE-a».
  • Morisko: «mo-RİS-ko»; arroba: «ar-RO-ba»; İnebahtı: «i-ne-bah-TI».
  • John Ormsby: «CON ORMZ-bi»; Ertuğrul Önalp: «er-tuğ-RUL ö-NALP»; Mehmet Anık: «meh-MET a-NIK»; Roza Hakmen: «ro-ZA hak-MEN».