Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Michel de Montaigne (1533-1592) 1571'de kamu görevlerinden çekildi; Denemeler yaklaşık 1572-1591 arasında, Fransa'daki din savaşları ve on altıncı yüzyılın kuşku krizi içinde yazıldı.
- Montaigne'in La Boétie ile dostluğu altı yıl sürdü; La Boétie 1563'te öldü. Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev 1576'da Protestanlarca yayımlandı; metnin kimi bölümlerinin Montaigne'e ait olduğu da ileri sürülmüştür.
- «Yamyamlar Üzerine»de Montaigne, herkesin kendi alışkanlığı dışındakine barbar dediğini söyler ve din savaşlarının işkencesini yamyamlıktan daha barbarca bulur; bu deneme «asil vahşi» fikrine büyük katkı yapmış, bu fikir de eleştirilmiştir.
- Montaigne'in şüpheciliği Pyrrhonculuğa dayanır; «Ne biliyorum?» sorusunu terazi amblemiyle taşır. Şahin'e göre bu şüphecilik bir hoşgörü savunusuna varır, ama bu zemin sallantılıdır ve Montaigne kendi toplumunun geleneklerine uymayı seçmiştir.
- Arıkan'a göre Montaigne Türkleri hiç görmeden Postel, Chalkokondyles ve Giovio'dan tanıdı ve onları Fransa'ya tutulan bir ayna olarak kullandı. Türkçede Denemeler Sabahattin Eyüboğlu'nun çevirisiyle okunur.
Kazanımlar
- Montaigne'in hayatını, 1571'deki çekilişini, La Boétie dostluğunu ve Denemeler'in din savaşları çağında yazılışını anlatabilir.
- «Yamyamlar Üzerine»de barbarlık kavramının nasıl tersine çevrildiğini açıklayabilir ve «asil vahşi» eleştirisini tartışabilir.
- Montaigne'in şüpheciliği ile hoşgörü savunusu arasındaki bağı ve bu bağın zayıf noktasını değerlendirebilir.
- Montaigne'in Türk imgesini kaynaklarıyla birlikte inceleyerek başka toplumların bir ayna olarak nasıl kullanıldığını gösterebilir.
Video metni
Soğuk açılış
Rouen şehri. Kral IX. Charles henüz bir çocuktur. Okyanusun öbür yakasından, Brezilya'dan getirilmiş üç yerli adam kralın karşısına çıkarılır. Kral onlarla uzun uzun konuşur, onlara şehri, sarayın ihtişamını, Fransızların yaşayışını gösterirler.
Sonra biri sorar: bütün bu gördükleriniz arasında sizi en çok ne şaşırttı?
Adamlar iki şey söyler. Birincisi: kralın çevresindeki uzun boylu, sakallı, silahlı bunca adamın bir çocuğa itaat etmesi. Neden aralarından birini başa geçirmiyorlar? İkincisi: bu şehirde her türlü nimetle tıka basa dolu insanlar varken, onların yarıları kapılarında açlıktan dilenmektedir. Yerlilerin dilinde insanlar birbirinin yarısı diye anılır. Bu yoksul yarılar nasıl olur da ötekilerin boğazına sarılmaz, evlerini ateşe vermez?
Bu sahneyi bir Fransız soylusu yazıya geçirdi. Üçüncü cevabı unuttuğunu, buna üzüldüğünü de ekledi. Sonra yazısını bir şakayla bitirdi. Adı Michel de Montaigne'di.
Büyük soru
Barbar kimdir? Ve bir insan, başkasına barbar dediğinde kendisi hakkında ne söylemiş olur?
Bağlam
236-04'te devlerin ve kalabalığın kitabından sonra, kendini konu edinen bir kitabın geleceğini söylemiştik. 105-01'de Montaigne'in essai sözcüğüne yüklediği anlamı, yargının bir konuyu yoklamasını görmüştük. Bu derste deneme türünün adını değil, o türü doğuran hayatı ve çağı izliyoruz.
Hazlitt'in derlediği biyografiye göre Montaigne 1533'te Montaigne şatosunda doğdu. Latinceyi Fransızcadan önce, bir Alman öğretmenden öğrendi, hukuk okudu, Bordeaux Parlamentosu'nda danışman oldu. Otuz sekiz yaşında, 1571'de, şatosunun bir duvarına Latince bir yazıt koydurdu: saray işlerinden ve kamu görevlerinden bıkmış olarak, kalan ömrünü bilge perilerin, yani Musaların yanında sessizce geçirmek için çekiliyordu. Ahmet Duran Arslan'a göre Denemeler bu çekilişten sonra yaklaşık yirmi yılda, 1572 ile 1591 arasında yazıldı. Montaigne 1592'de öldü.
Çağ sakin değildi. Bican Şahin'e göre Reform ile Karşı Reform'un yarattığı dinsel çatışma, yeni astronomi ve coğrafi keşiflerle birleşerek on altıncı yüzyılda bir kuşku krizine yol açtı. Fransa'da Katolikler ile Protestanlar arasındaki din savaşları sürüyordu.
Ana anlatı — Bir dostun boşluğu
Montaigne'in kitabının arkasında bir kayıp durur. Hazlitt'e göre Montaigne, Étienne de La Boétie ile bir şehir şenliğinde tesadüfen tanıştı ve bu dostluk altı yıl sürdü. Çelen'e göre La Boétie 1530'da doğdu ve 1563'te çok genç yaşta bir salgında öldü.
Montaigne bu dostluğu «Dostluk Üzerine» adlı denemesinde anlatır. Sıradan dostlukların birer tanışıklık olduğunu, kendi dostluklarında ise iki ruhun dikiş yeri görünmeyecek kadar birbirine karıştığını söyler.
La Boétie'nin geride bıraktığı en ünlü metin Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev'dir.
Metnin kaderi de tartışmalıdır. Çelen'e göre Montaigne Söylev'i elinde tuttu ama yayımlamadı; eser Protestanların eline geçti ve 1576'da Bir'e Karşı adıyla basıldı. Bazı araştırmacılar, Kurz ve Armaingaud gibi, metnin bir kısmının Montaigne tarafından değiştirildiğini, hatta ona ait olduğunu ileri sürdü; kanıt olarak metinde La Boétie'nin ölümünden sonraki olaylara gönderme bulunduğunu gösterdiler. Başkaları ise metnin La Boétie'ye ait olduğunu savunur. Bir dostun sesi ile yazarın kendi sesi arasındaki sınır, Denemeler'in ilk sorusudur.
Ana anlatı — Yamyamlar ve biz
«Yamyamlar Üzerine» bir tanıkla başlar. Montaigne evinde, Yeni Dünya'da on on iki yıl yaşamış bir adamı uzun süre barındırdığını söyler. Onun anlattıklarından, Brezilya'daki yerlilerin savaş esirlerini öldürüp yediklerini öğrenir. Ama vardığı sonuç beklenenin tersidir.
Montaigne'e göre bu halkta barbarca ya da vahşi bir şey yoktur; yalnızca herkes kendi ülkesinde alışılmamış olana barbarlık adını verir. Onlara vahşi deriz, tıpkı doğanın kendiliğinden yetiştirdiği meyvelere yabani dediğimiz gibi; oysa asıl yabani, bizim sanatımızla doğal yolundan saptırdıklarımızdır.
Sonra ölçüyü kendi ülkesine çevirir: ölü bir insanı yemektense, canlı bir insanı işkenceyle parçalamak, ateşte azar azar kızartmak, köpeklere ve domuzlara yedirmek daha barbarcadır. Ve bunun eski düşmanlar arasında değil, komşular ve hemşeriler arasında, üstelik dindarlık ve din adına yapıldığını ekler. Fatma Dore'ye göre Montaigne'in gözünde gerçek barbarlık kendi ülkesindeki acımasız din savaşlarıdır; yamyamlık bunun yanında önemsiz kalır.
Bu nokta tartışmalıdır. Dore'nin aktardığına göre Steven Pinker asil vahşi fikrini modern düşüncenin eleştirilmesi gereken inançlarından biri sayar. Montaigne'in bilgisi de dolaylıdır: yerliler hakkında bildiklerinin çoğu evindeki adamdan gelir; Rouen'daki yerliyle konuşurken tercümanının çok kötü olduğunu, adamdan kayda değer bir şey öğrenemediğini kendisi yazar. Dore ise Montaigne'in, doğal insanı kurgusal bir incelemeyle ele alan Rousseau'ya göre kanıta dayalı bir yaklaşım sergilediğini vurgular.
Yaygın yanlış«Montaigne yamyamlığı övmüş, yerlileri kusursuz göstermiştir.»
Montaigne yamyamlığın barbarca dehşetini fark etmekten üzüntü duymadığını söyler; onu üzen, başkalarının kusurlarını bu kadar açık görürken kendi kusurlarımıza kör kalmamızdır. Denemenin amacı yamyamlığı savunmak değil, «barbar» sözcüğünün ölçüsünü sorgulamaktır. Yerliler bir ayna gibi kullanılır: asıl eleştirilen Fransa'dır.
Ana anlatı — «Ne biliyorum?»
Montaigne'in bu tavrı bir felsefeye dayanır. Şahin'e göre on altıncı yüzyılda antik şüpheciliğin metinleri yeniden bulundu: Sextus Empiricus'un Pyrrhonculuğun Ana Hatları 1562'de ilk kez Latinceye çevrildi.
Montaigne bu tavrı tek bir soruyla özetler. «Raymond Sebond'un Savunması»nda, «bilmiyorum» ya da «kuşkuluyum» demenin bile bir iddia olduğunu, bu yüzden en iyi ifadenin bir soru olduğunu söyler: «Ne biliyorum?» Ve bu soruyu bir terazi amblemiyle taşıdığını ekler.
Şahin'e göre Montaigne'in hoşgörü savunusu buradan çıkar. Evrensel gerçeğe ulaşamayacağını bilen insan kendi içine döner; kendini tanıyabilmek için dışarıdan karışılmayan bir alana ihtiyaç duyar ve aynı hakkı başkalarına da tanır.
Ama Şahin bu bağın sallantılı olduğunu da yazar: kesin bilgi mümkün değilse, biri «belki hoşgörüsüzlük de kötü değildir» diyebilir. Üstelik Pyrrhoncu yaşam biçimi sonuçları bakımından tutucudur. Şahin'e göre Montaigne de kendi toplumunun geleneklerine ve yasalarına uymayı seçti; devlet vicdanlara karışmadığı sürece ona bağlılık göstermeye hazırdı.
Metin anı
«Yamyamlar Üzerine»den; Türkçesi Cotton'ın çevirisinden bizim:
Bu halkta, edinebildiğim bilgiye göre, barbarca ve vahşi hiçbir şey yok; yalnızca herkes kendi ülkesinde alışılmamış olan her şeye barbarlık adını veriyor. Gerçekten de, yaşadığımız yerin düşünce ve geleneklerinin örneğinden başka bir hakikat ve akıl ölçümüz yok.
Aynı denemenin sonu, Rouen'da konuştuğu yerli önderi anlattıktan sonra:
Bütün bunlar hiç de fena değil; ama ne olacak, pantolon giymiyorlar.
Ve «Dostluk Üzerine»den:
Biri beni onu neden sevdiğimi söylemeye zorlasa, bunu ancak şöyle cevaplayarak anlatabilirim: çünkü o oydu, çünkü ben bendim.
İlk parça, denemenin tezini söyler ve hemen ardından kendini de içine katar: «bizim» ölçümüz, yaşadığımız yerin geleneklerinden ibarettir. Montaigne dışarıdan bakan bir yargıç değil, aynı yanılgıyı paylaşan biridir.
İkinci parça, denemenin en çok tartışılan cümlesidir. Montaigne yerlilerin savaş önderliğini, köylerin ona yol açmasını anlatır, «hiç de fena değil» der ve sonra Avrupalı okurun ağzından bir itiraz ekler: pantolon giymiyorlar. Bu, okurun önyargısını kendi ağzından duyduğu bir iğnedir. Barbarlığın ölçüsünün bir giysi kadar yüzeysel olabileceğini söyler.
Üçüncü parça, bütün şüpheciliğin bir sınırını gösterir. Her şeyi tartan, her yargıyı askıya alan Montaigne, dostluğu açıklayamaz. «Ne biliyorum?» diye soran adam, bir insanı neden sevdiğini bildiğinden emin değildir; ama sevdiğinden emindir.
Cevap ve bağlantı
Barbar, Montaigne'e göre çoğu zaman bizim alışık olmadığımız kişidir. Birine barbar dediğimizde kendi alışkanlıklarımızı hakikat saydığımızı itiraf ederiz. Montaigne yerlileri ve din savaşlarını yan yana koyarak ölçüyü tersine çevirir. Ama bu tersine çevirme de tartışmasız değildir: yerliler hakkındaki bilgisi dolaylıdır, çizdiği tablo asil vahşi fikrine kapı açmıştır ve şüpheciliğine dayanan hoşgörü, Şahin'in gösterdiği gibi, sağlam bir zemin üzerinde durmaz.
Montaigne başka halkları da ayna olarak kullandı. Zeki Arıkan'a göre Denemeler'de Türkler önemli bir yer tutar. Montaigne Türkiye'yi hiç görmedi; bilgisini Guillaume Postel'in Türklerin Cumhuriyeti'nden, Bizanslı tarihçi Chalkokondyles'ten ve Paolo Giovio'dan aldı. Arıkan'ın aktardığına göre Türk ordusundaki disiplini Fransız gençlerine örnek gösterdi, Türklerin hayvanlar için bile hastaneleri olduğunu yazdı. Ama aynı Montaigne, Arıkan'a göre, Yavuz Sultan Selim'in II. Bayezid'in oğlu olduğunu bilmiyordu. Türkler de yamyamlar gibi, Montaigne'in kendi ülkesine tuttuğu bir aynaydı.
Türk okuru Denemeler'i Sabahattin Eyüboğlu'nun çevirisiyle tanıdı; Arıkan da makalesinde bu çeviriye başvurur.
Kapanış kancası
Montaigne yerlilerin ağzından Fransız sarayını gülünç gösterdi; gerçek ile kurmaca, görülen ile okunan arasındaki sınırı sorguladı. İspanya'da bir başka yazar, şövalye romanlarını okuya okuya aklını yitiren bir soyluyu yollara düşürecek. Okuduklarını gerçek sanan bir adam, gerçeği mi yanlış görür, yoksa gerçeğin kendisi mi okuduklarından daha az gerçektir?
Özet kartı
- Michel de Montaigne (1533-1592) 1571'de kamu görevlerinden çekildi; Denemeler yaklaşık 1572-1591 arasında, Fransa'daki din savaşları ve on altıncı yüzyılın kuşku krizi içinde yazıldı.
- Montaigne'in La Boétie ile dostluğu altı yıl sürdü; La Boétie 1563'te öldü. Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev 1576'da Protestanlarca yayımlandı; metnin kimi bölümlerinin Montaigne'e ait olduğu da ileri sürülmüştür.
- «Yamyamlar Üzerine»de Montaigne, herkesin kendi alışkanlığı dışındakine barbar dediğini söyler ve din savaşlarının işkencesini yamyamlıktan daha barbarca bulur; bu deneme «asil vahşi» fikrine büyük katkı yapmış, bu fikir de eleştirilmiştir.
- Montaigne'in şüpheciliği Pyrrhonculuğa dayanır; «Ne biliyorum?» sorusunu terazi amblemiyle taşır. Şahin'e göre bu şüphecilik bir hoşgörü savunusuna varır, ama bu zemin sallantılıdır ve Montaigne kendi toplumunun geleneklerine uymayı seçmiştir.
- Arıkan'a göre Montaigne Türkleri hiç görmeden Postel, Chalkokondyles ve Giovio'dan tanıdı ve onları Fransa'ya tutulan bir ayna olarak kullandı. Türkçede Denemeler Sabahattin Eyüboğlu'nun çevirisiyle okunur.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Asil vahşi | Noble savage | Uygarlıktan uzak insanın doğal hâlinde barışçıl ve bozulmamış olduğu düşüncesi |
| Pyrrhonculuk | Pyrrhonism | Hiçbir şeyi kesin olarak öne sürmeyen, aramaya devam eden antik şüphecilik |
| Yargıyı askıya alma | Suspension of judgment | Kesinlik ulaşılmaz kaldığında hüküm vermekten kaçınmak |
| Gönüllü kulluk | Voluntary servitude | İnsanların bir kişinin egemenliğine kendi rızalarıyla boyun eğmesi; La Boétie'nin konusu |
| Özel alan | Private sphere | Kişinin dışarıdan müdahale olmadan kendini aradığı alan; Şahin'e göre Montaigne'de hoşgörünün temeli |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Montaigne 1571'de ne yaptı? Denemeler hangi yıllarda ve nasıl bir çağda yazıldı?
- (Kazanım 1) Montaigne ile La Boétie'nin dostluğu ve Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev'in yayımlanışı hakkında hangi tartışmalar vardır?
- (Kazanım 2) Montaigne «Yamyamlar Üzerine»de barbarlık kavramını nasıl tersine çevirir? Bu denemeye hangi eleştiriler yöneltilebilir?
- (Kazanım 3) Montaigne'in şüpheciliği hoşgörüye nasıl varır? Şahin'e göre bu bağın zayıf noktası nedir?
- (Kazanım 4) Arıkan'a göre Montaigne Türkleri nereden tanıdı ve Denemeler'de onları nasıl kullandı?
Cevaplar
- Hazlitt'in derlediği biyografiye göre Montaigne 1571'de, otuz sekiz yaşındayken şatosunun duvarına Latince bir yazıt koydurdu ve saray işlerinden ve kamu görevlerinden bıkmış olarak kalan ömrünü Musaların, yani okuma ve düşünmenin yanında geçirmek için çekildiğini ilan etti. Arslan'a göre Denemeler yaklaşık yirmi yılda, 1572-1591 arasında yazıldı. Şahin'e göre bu dönem Reform ile Karşı Reform'un dinsel çatışması, yeni astronomi ve coğrafi keşiflerle birleşen bir kuşku kriziydi; Fransa'da din savaşları sürüyordu.
- Hazlitt'e göre ikisi bir şehir şenliğinde tesadüfen tanıştı ve dostlukları altı yıl sürdü; Çelen'e göre La Boétie 1530'da doğdu, 1563'te bir salgında öldü. Montaigne bu dostluğu «çünkü o oydu, çünkü ben bendim» diye anlatır. Çelen'e göre Montaigne Söylev'i yayımlamadı; eser Protestanların eline geçti ve 1576'da Bir'e Karşı adıyla basıldı. Kurz ve Armaingaud gibi bazı araştırmacılar metnin Montaigne tarafından değiştirildiğini ya da ona ait olduğunu, çünkü La Boétie'nin ölümünden sonraki olaylara gönderme içerdiğini ileri sürdü; başkaları metnin La Boétie'ye ait olduğunu savunur.
- Montaigne'e göre yerlilerde barbarca bir şey yoktur; herkes kendi ülkesinde alışılmamış olana barbarlık adını verir ve yaşadığımız yerin geleneklerinden başka bir hakikat ölçümüz yoktur. Ölü bir insanı yemektense, canlı bir insanı işkenceyle parçalamak ve bunu komşular arasında din adına yapmak daha barbarcadır; Dore'ye göre gerçek barbarlık Montaigne'in gözünde din savaşlarıdır. Eleştiri olarak, deneme Dore'ye göre asil vahşi fikrine büyük katkı yapmıştır ve Pinker bu fikri modern düşüncenin eleştirilmesi gereken inançlarından sayar. Ayrıca Montaigne'in bilgisi dolaylıdır: evindeki bir adamdan ve kötü bir tercüman aracılığıyla yaptığı bir konuşmadan gelir.
- Şahin'e göre Montaigne Pyrrhoncu şüpheciliği benimser: evrensel gerçek bilinemez, ama insan kendini tanıyabilir. Kendini tanımak dışarıdan müdahale edilmeyen bir özel alan gerektirir; bu alanın değerini kavrayan kişi başkalarının aynı alanına da saygı gösterir ve hoşgörü buradan doğar. Zayıf nokta şudur: kesin bilgi mümkün değilse, biri hoşgörüsüzlüğün de kötü olmayabileceğini ileri sürebilir; şüpheciliğe dayanan hoşgörü sallantılı bir zemindedir. Ayrıca Pyrrhoncu yaşam tutucudur ve Montaigne kendi toplumunun geleneklerine ve yasalarına uymayı seçmiştir.
- Arıkan'a göre Montaigne Türkiye'yi hiç görmedi; bilgisini Guillaume Postel'in Türklerin Cumhuriyeti'nden, Chalkokondyles'in tarihinden ve Paolo Giovio'nun eserlerinden aldı. Türk ordusundaki disiplini ve askerlerin ölçülülüğünü Fransız gençlerine örnek gösterdi, Türklerin hayvanlar için bile hastaneleri olduğunu yazdı; ama Yavuz Sultan Selim'in II. Bayezid'in oğlu olduğunu bilmiyordu. Türkler, tıpkı yamyamlar gibi, Montaigne'in kendi toplumunu eleştirmek için kullandığı bir ayna oldu.
Okuma
- Michel de Montaigne, Denemeler, çev. Sabahattin Eyüboğlu (Hasan Âli Yücel Klasikleri dizisi); «Yamyamlar Üzerine» ve «Dostluk Üzerine».
- Zeki Arıkan, «Montaigne ve Türkler», OTAM 4 (1993).
- Bican Şahin, «Şüphecilik Temelinde Hoşgörünün Bir Savunusu: Michel de Montaigne Örneği», Hacettepe Üniversitesi İİBF Dergisi 23/2 (2005).
- Fatma Dore, «Doğal İnsan Üzerine Montaigne ve Rousseau», FLSF 22 (2016).
- «Yamyamlar Üzerine»yi okuyun ve Montaigne'in bilgisinin nereden geldiğini gösteren bütün cümleleri işaretleyin: evindeki adam, gemiciler, tercüman, okuduğu kitaplar. Bu işaretler denemenin tezini zayıflatır mı, yoksa Montaigne'in dürüstlüğünün bir parçası mı?