Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- François Rabelais (1494?-1553) keşiş, hekim ve hümanistti. Pantagruel 1532'de, Gargantua 1534'te «Alcofribas Nasier» takma adıyla çıktı; Koç'a göre kitaplar Sorbonne tarafından mahkûm edildi.
- Gargantua'nın önsözü okuru Silenos kutuları gibi dışı gülünç, içi değerli bir kitabın kemiğini kırıp iliğini emmeye çağırır; ama hemen ardından Homeros'a yüklenen alegorileri alaya alarak bu çağrıyı sarsar.
- Bahtin'e göre Rabelais, halk gülme kültürünü edebiyata taşır: karnavalda hiyerarşi askıya alınır, grotesk gerçekçilik yüksek olanı bedene indirir, grotesk beden bitmemiş ve dünyaya açıktır.
- Yılmaz'a göre Gargantua eğitimi ve insanı merkeze alan hümanist bir ütopyadır; Thélème'nin tek kuralı «Ne dilersen onu yap»tır, ama bu özgürlük özgür, iyi doğmuş ve iyi yetişmiş insanlar için konmuştur.
- Fırıncıoğulları'na göre Bahtin kavramlarının bir kısmını idealize ettiği bir toplumdan hareketle kurar. Türkçede Gargantua Eyüboğlu, Erhat ve Günyol'un çevirisiyle okunur; Bahtin'in kuramı Oğuz Atay'ı okumakta da kullanılır.
Kazanımlar
- Rabelais'nin hayatını, Pantagruel ve Gargantua'nın yayımlanışını ve eserin karşılaştığı sansürü anlatabilir.
- Gargantua'nın önsözündeki «kemiği kırıp iliği emme» çağrısı ile aynı önsözün alegoriye yönelttiği alayı karşılaştırarak eserin nasıl okunacağı sorusunu tartışabilir.
- Bahtin'in halk gülme kültürü, grotesk gerçekçilik ve grotesk beden kavramlarını Gargantua'dan örneklerle açıklayabilir.
- Karnavalcı okuma ile hümanist ve ütopyacı okumayı (Thélème) karşılaştırabilir ve Bahtin'e yöneltilen eleştirileri değerlendirebilir.
Video metni
Soğuk açılış
Bir doğum sahnesi. Anne, bir şölende fazla işkembe yemiştir. Ebeler toplanır, telaş büyür. Bebek her zamanki yoldan gelmez: annenin içinden yukarı tırmanır, omuzlarına varır, sola sapar ve sol kulağından dışarı çıkar.
Doğar doğmaz ağlamaz. Gür bir sesle bağırır: «İçki! İçki! İçki!» Sanki bütün dünyayı kendisiyle içmeye çağırmaktadır.
Anlatıcı durup okura döner. Bu tuhaf doğuma inanmıyorsanız umurumda değil, der; ama aklı başında bir insan kendisine anlatılana ve yazılı bulduğuna inanır. Sonra Tanrı dilerse bütün kadınların çocuklarını kulaklarından doğurabileceğini ekler ve Bakkhos'un Zeus'un uyluğundan, Athena'nın onun kafasından doğduğunu hatırlatır.
Bu bebek bir devdir. Adı Gargantua'dır. Onu yazan adam ise bir keşiş, bir hekim ve Avrupa'nın en bilgili hümanistlerinden biridir: François Rabelais.
Büyük soru
Bir hümanist hekim neden kulaktan doğan, Paris'in üstüne işeyen bir dev yazar? Kahkaha ciddi bir anlamı saklayan bir kılıf mıdır, yoksa anlamın ta kendisi mi?
Bağlam
236-03'te Boccaccio'nun gençlerinin bahçede kurallı ve ölçülü güldüğünü gördük. Rabelais'nin kahkahası başka bir yerden gelir.
Rabelais'nin doğum yılı kaynaklara göre değişir; İş Bankası Kültür Yayınları 1494'ü soru işaretiyle verir, ölüm yılı 1553'tür. Yasemin Koç'un aktardığına göre Rabelais küçük yaşta manastıra gönderildi, keşiş oldu, sonra manastır disiplininden ayrılıp tıp okudu ve Montpellier'de Hipokrat ile Galenos üzerine ders verdi. Yayınevine göre Pantagruel 1532'de, Gargantua 1534'te çıktı; Koç'a göre kitaplar Sorbonne tarafından mahkûm edildiği için Rabelais «Alcofribas Nasier» takma adını kullandı. Dev bir babanın ve dev bir oğulun hikâyesi beş kitaba yayılır.
Ana anlatı — İlik mi, şarap mı?
Gargantua bir önsözle açılır ve önsöz okura bir okuma talimatı verir. Rabelais, Platon'un Şölen'inde Alkibiades'in Sokrates'i Silenos kutularına benzettiğini hatırlatır. Bu kutular dışarıdan harpiler, eyerli ördekler, uçan keçilerle süslü, insanı güldüren oyuncaklardır; içlerinde ise değerli ilaçlar ve taşlar saklıdır. Sokrates de öyledir: dışı çirkin ve gülünç, içi ilahi bir bilgelik.
Rabelais aynı önsözde bir köpeği örnek verir: ağzındaki kemiği nasıl özenle korur, kırar ve iliğini emer. Okur da kitabı böyle okumalıdır: kemiği kırmalı, iliği emmelidir. İçinde din, devlet ve gündelik hayat hakkında derin bir öğreti bulacaktır.
Ama birkaç satır sonra önsöz kendi talimatını sarsar. Rabelais, Homeros'un İlyada'yı yazarken sonradan ona yüklenen alegorileri hiç düşünmediğini söyler; bunları sonraki yorumcular sıkıp çıkarmıştır. Siz de buna inanmıyorsanız, der, benim bu neşeli yeni vakayinamelerime neden aynısını yapmıyorsunuz? Kendisi bunları yazarken yiyip içtiği saatlerden başka zaman harcamadığını ekler.
Önsöz iki şeyi birden söyler: iliği arayın ve iliğin varlığına fazla güvenmeyin. Rabelais'yi okumanın bütün tartışması bu ikilikte başlar.
Ana anlatı — Bahtin'in karnavalı
Yirminci yüzyılda bu tartışmanın en etkili cevabı Rus kuramcı Mihail Bahtin'den geldi. Koç'a göre Bahtin Rabelais ve Dünyası üzerindeki çalışmasını 1940'ta tamamladı, doktora tezi olarak 1947'de savundu, ama kitap ancak 1965'te basılabildi. Yağar'a göre Bahtin Rabelais'yi karnaval geleneğinin romana taşıyıcısı olarak görür. 212-05'te bu geleneğin sonraki romandaki izi için karnavalesk terimini tanımıştık; burada kaynağına iniyoruz.
Koç'un aktardığı Bahtin'e göre karnaval seyredilen bir gösteri değildir; insanlar onun içinde yaşar. Resmi bayramlarda herkes rütbesine göre yerini bilir; karnavalda ise hiyerarşi askıya alınır, kast, meslek ve yaş duvarlarıyla ayrılan insanlar arasında özgür bir yakınlık kurulur. Karnaval gülüşü de müphemdir: hem neşeli hem alaycıdır, hem gömer hem diriltir.
Gargantua'nın Paris'e gelişi bunun örneğidir. Kalabalık devin çevresine üşüşünce Gargantua Notre-Dame'ın kulelerine oturur, sonra halkı sidik seliyle ıslatır. Kaçanlar soluk soluğa küfreder, bir kısmı da gülerek «bizi gülmek için yıkadılar» der: Fransızca par ris, «gülerek». Anlatıcıya göre şehrin adı o gün Paris olmuştur. Kutsal kilise, kalabalık, şehrin adı, hepsi bedenin ve kahkahanın düzeyine iner.
211-08'de Cuşa'nın Bahtin'den aldığı «romantik grotesk» ile Atılgan'ı okuduğunu görmüştük. Koç'un aktardığına göre Bahtin iki groteski ayırır: Rabelais'nin halk groteskinde gülme dirilticidir, maske yenilenmeyi simgeler; romantik groteskte ise korku, gece ve yalnızlık egemendir, gülme soğuk bir alaya dönüşür.
Ana anlatı — Hümanist Rabelais ve Bahtin'in sınırları
Aynı kitap başka bir gözle de okunur. Ahmet Yılmaz'a göre Gargantua şövalye geleneği ile halk mizahı geleneğinin örtüştüğü bir yapıttır ve asıl konusu insanın eğitimidir: dev, sistemli biçimde yaşamayı, düşünmeyi, okumayı ve yönetmeyi öğrenir. Yılmaz eseri Fransız ütopyasının ilk örneklerinden sayar.
Yaygın yanlış«Rabelais kaba bir güldürücüdür; *Gargantua* yalnızca müstehcen şakalardan oluşur.»
Beden, yemek ve dışkı imgeleri kitabın her yerindedir; Koç'un aktardığına göre Victor Hugo Rabelais'yi etin ve belden aşağısının şairlerinin en büyüğü sayar, bazı eleştirmenler de onu abartılı bir fizyolojizmle suçlar. Ama aynı kitap Platon'dan, Galenos'tan, Homeros yorumcularından söz eden bir önsözle açılır ve bir eğitim programıyla, bir ütopyayla kapanır. Koç'un aktardığı Bahtin'e göre bedensel imgeler de kaba değil, dünyayı yenileyen bir halk mirasıdır. Rabelais'de kahkaha ile bilgi aynı sayfadadır.
Bu okumanın merkezinde Thélème vardır. Gargantua, Keşiş Jean'a ödül olarak bir manastır kurdurur, ama bütün manastırların tersine.
Burada karnavalcı okuma ile hümanist okuma çatışır. Thélème'de özgürlük vardır, ama bu özgürlük herkese açık değildir: kural, özgür, iyi doğmuş, iyi yetişmiş insanlar için konmuştur. Karnavalın meydanında herkes eşittir; Thélème'nin bahçesinde ise beş altı dil konuşan, şiir yazan, şahin uçuran seçkinler yaşar.
Bahtin'in okuması da eleştiriden kaçmaz. Sevra Fırıncıoğulları'na göre Bahtin kavramlarının bir kısmını idealize ettiği bir toplumsal yapıdan hareketle kurar ve toplumu iki kutba, resmi üst tabaka ile gülen alt tabakaya böler; alt tabakanın her zaman çok sesli, demokratik bir dil kuracağı iddiası büyüktür. Fırıncıoğulları romana ideolojik bir işlev yüklemenin eleştiriye kapı açtığını da ekler. Koç ise Bahtin'in Sovyet rejimiyle sorunlar yaşadığını, sürgüne gönderildiğini ve yoksulluk içinde çalıştığını hatırlatır; karnavalın özgürlük övgüsü, özgürlüğü kısıtlı bir hayatta yazılmıştır.
Metin anı
Okura hitap eden dörtlüğün sonu; Urquhart'ın on yedinci yüzyıl İngilizcesinden Türkçeleştirdiğimiz biçimiyle:
Keder aklınızı nasıl yiyip bitirir diye düşündüm de,
Bundan daha uygun bir konu bulamadım;
Bir parmak neşe, bir karış kederi aşar;
Çünkü gülmek insana özgüdür.
Önsözden, kemik ve ilik:
Bu köpeği örnek alarak, bu güzel ve dolgun kitapları koklamalı, yoklamalı ve değerini bilmelisiniz; kovalarken kolay görünseler de yakalanınca biraz zordurlar. Sonra onun gibi, dikkatli bir okuma ve sık bir düşünmeyle kemiği kırmalı ve iliği emmelisiniz.
Ve Thélème'nin kuralı, gerekçesiyle:
Kurallarının en sıkı bağında uyulacak tek bir madde vardı: Ne dilersen onu yap. Çünkü özgür, iyi doğmuş, iyi yetişmiş ve dürüst topluluklarda yaşamış insanların doğasında onları erdemli işlere iten ve kötülükten uzaklaştıran bir içgüdü, bir mahmuz vardır; buna onur denir.
Dörtlük gülmeyi bir tedavi olarak sunar. Rabelais bir hekimdir ve kitabını kedere karşı yazdığını söyler. Son dize Aristoteles'e dayanan eski bir düşünceyi tekrarlar: gülmek insanı öbür canlılardan ayırır. Yılmaz da Gargantua'yı bu Aristotelesçi düşünceyle ilişkilendirir.
İkinci parça, okuru ciddi bir aramaya çağırır. Ama önsözün devamında Rabelais bu çağrıyı alaya alacaktır. Bu yüzden «iliği emin» cümlesi bir talimat mı, bir parodi mi, kesin söylemek zordur; belki ikisidir.
Üçüncü parça, Thélème'nin özgürlüğünün koşulunu açıkça yazar: «özgür, iyi doğmuş, iyi yetişmiş». Hümanist okuma burada insana duyulan güveni görür: insan zorlanmadıkça iyiye yönelir. Karnavalcı okuma ise sınırı görür: bu güven her insana değil, eğitimli ve soylu olana gösterilir.
Cevap ve bağlantı
Bir hümanist hekim kulaktan doğan bir dev yazar, çünkü onun çağında bilgi ile kahkaha birbirinin karşıtı değildir. Rabelais aynı kitapta Paris'in üstüne işeyen bir dev ile beş altı dil bilen Thélèmeliler çizer. Kahkaha bir kılıf mıdır, yoksa anlamın kendisi mi? Önsözün kendisi iki cevabı birden verir: kemiği kırın ve kemiğin içinde ne bulacağınızdan fazla emin olmayın. Bahtin kahkahanın kendisinde bir dünya görüşü bulur; Yılmaz, kahkahanın taşıdığı bir eğitim ve özgürlük programı. Fırıncıoğulları ise Bahtin'in halkı fazla ideal gördüğünü hatırlatır.
Türk okuru Gargantua'yı Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat ve Vedat Günyol'un ortak çevirisiyle okur; İş Bankası Kültür Yayınları üçünü de Hasan Âli Yücel'in kurduğu Tercüme Bürosu'nun çevirmenleri olarak tanıtır. Bahtin'in karnaval kuramı da Türk edebiyatını okumakta kullanılır: Yağar, Oğuz Atay'ın Tehlikeli Oyunlar'ının «Son Yemek» bölümünü bu kuramla okur.
Kapanış kancası
Aynı yayınevi Eyüboğlu'nun Montaigne'i de Türkçeye çevirdiğini yazar. Rabelais'den sonra bir başka Fransız, devlerin ve kalabalığın yerine tek bir insanı, kendini, bir kitabın konusu yapacak ve bu kitaba «denemeler» adını verecek. Bir insan kendini yazarak ne öğrenebilir?
Özet kartı
- François Rabelais (1494?-1553) keşiş, hekim ve hümanistti. Pantagruel 1532'de, Gargantua 1534'te «Alcofribas Nasier» takma adıyla çıktı; Koç'a göre kitaplar Sorbonne tarafından mahkûm edildi.
- Gargantua'nın önsözü okuru Silenos kutuları gibi dışı gülünç, içi değerli bir kitabın kemiğini kırıp iliğini emmeye çağırır; ama hemen ardından Homeros'a yüklenen alegorileri alaya alarak bu çağrıyı sarsar.
- Bahtin'e göre Rabelais, halk gülme kültürünü edebiyata taşır: karnavalda hiyerarşi askıya alınır, grotesk gerçekçilik yüksek olanı bedene indirir, grotesk beden bitmemiş ve dünyaya açıktır.
- Yılmaz'a göre Gargantua eğitimi ve insanı merkeze alan hümanist bir ütopyadır; Thélème'nin tek kuralı «Ne dilersen onu yap»tır, ama bu özgürlük özgür, iyi doğmuş ve iyi yetişmiş insanlar için konmuştur.
- Fırıncıoğulları'na göre Bahtin kavramlarının bir kısmını idealize ettiği bir toplumdan hareketle kurar. Türkçede Gargantua Eyüboğlu, Erhat ve Günyol'un çevirisiyle okunur; Bahtin'in kuramı Oğuz Atay'ı okumakta da kullanılır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Halk gülme kültürü | Folk culture of laughter | Bahtin'e göre resmi kültürün yanında yaşayan, ritüel, parodi ve pazar yeri dilinden oluşan gülme dünyası |
| Grotesk gerçekçilik | Grotesque realism | Yüksek ve soyut olanı bedenin ve toprağın düzeyine indiren, bu indirmeyle yenileyen imge dünyası |
| Grotesk beden | Grotesque body | Bitmemiş, sınırlarını aşan, dünyaya açılan yerleriyle vurgulanan beden |
| Silenos kutusu | Silenus box | Dışı gülünç, içi değerli kutu; Rabelais'nin kitabı için kullandığı imge |
| Thélème | Thélème | Gargantua'daki ütopik manastır; tek kuralı «Ne dilersen onu yap» |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Rabelais kimdir? Pantagruel ve Gargantua ne zaman ve hangi adla yayımlandı, neden?
- (Kazanım 2) Gargantua'nın önsözü okura nasıl bir okuma önerir ve aynı önsöz bu öneriyi nasıl sarsar?
- (Kazanım 3) Bahtin'in halk gülme kültürü ve grotesk gerçekçilik kavramlarını Gargantua'nın Paris'e gelişi sahnesiyle açıklayın.
- (Kazanım 3) Bahtin'e göre Rabelais'nin halk groteski ile romantik grotesk arasındaki fark nedir?
- (Kazanım 4) Thélème'nin kuralı hümanist okuma ve karnavalcı okuma açısından nasıl değerlendirilebilir? Bahtin'e hangi eleştiri yöneltilmiştir?
Cevaplar
- Rabelais (1494?-1553) küçük yaşta manastıra gönderilmiş, keşiş olmuş, sonra manastırdan ayrılıp tıp okumuş ve Montpellier'de Hipokrat ile Galenos üzerine ders vermiş bir hümanisttir. Pantagruel 1532'de, Gargantua 1534'te yayımlandı. Koç'a göre kitaplar Sorbonne tarafından mahkûm edildiği için Rabelais önlem olarak «Alcofribas Nasier» takma adını kullandı.
- Önsöz, Platon'un Şölen'inde Sokrates'in benzetildiği Silenos kutularını hatırlatır: dışı gülünç, içi değerli. Okur da kemiği kırıp iliğini emen köpek gibi kitabın içindeki derin öğretiyi aramalıdır. Ama önsöz birkaç satır sonra Homeros'un kendisine sonradan yüklenen alegorileri hiç düşünmediğini söyler ve okura, buna inanmıyorsa aynı şüpheyi bu neşeli vakayinamelere de göstermesini önerir; yazar bunları yalnızca yiyip içerken yazdığını ekler. Böylece önsöz hem anlam aramaya çağırır hem de o aramayı alaya alır.
- Halk gülme kültürü, Bahtin'e göre resmi kültürün yanında yaşayan, karnaval geçitlerinden, parodilerden ve pazar yeri dilinden oluşan gülme dünyasıdır; grotesk gerçekçilik ise yüksek olanı bedenin düzeyine indirerek yeniler. Gargantua Paris'te kalabalıktan bunalınca Notre-Dame'ın kulelerine oturur ve halkı sidik seliyle ıslatır; kaçanların bir kısmı küfreder, bir kısmı gülerek «par ris» der ve anlatıcıya göre şehrin adı buradan gelir. Kutsal bir yapı, bir kalabalık ve bir şehrin adı, bedenin ve kahkahanın düzeyine indirilir.
- Koç'un aktardığına göre Bahtin'in halk groteskinde gülme dirilticidir, maske değişimi ve yenilenmeyi simgeler, halk kültürü aydınlığı temsil eder. Romantik groteskte ise korku, karanlık ve gece egemendir; gülme yeniden hayat veren gücünü yitirip soğuk bir alaya dönüşür, delilik bireysel yalnızlığın imgesi olur. 211-08'de Cuşa'nın Atılgan okumasında kullandığı romantik grotesk bu ikinci türdür.
- Thélème'nin tek kuralı «Ne dilersen onu yap»tır, çünkü özgür, iyi doğmuş, iyi yetişmiş insanların doğasında onları erdeme iten bir içgüdü, onur vardır. Hümanist okuma burada, Yılmaz'ın vurguladığı gibi, insana ve eğitime duyulan güveni görür. Karnavalcı okuma açısından ise bu özgürlüğün yalnızca eğitimli seçkinlere tanınması dikkat çeker: meydandaki karnaval herkesi eşitlerken Thélème bir seçkinler bahçesidir. Fırıncıoğulları Bahtin'in kavramlarının bir kısmını idealize ettiği bir toplumsal yapıdan hareketle kurduğunu, toplumu resmi üst tabaka ile gülen alt tabakaya böldüğünü ve alt tabakanın her zaman çok sesli bir dil kuracağını fazla iddialı biçimde varsaydığını yazar.
Okuma
- François Rabelais, Gargantua, çev. Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat, Vedat Günyol (İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Âli Yücel Klasikleri).
- Mihail Bahtin, Rabelais ve Dünyası, çev. Çiçek Öztek (İstanbul: Ayrıntı, 2005).
- Ahmet Yılmaz, «François Rabelais'de İnsan İmgesi: Hümanizma ve Ütopya Çerçevesinde Gargantua'yı Okumak».
- Sevra Fırıncıoğulları, «Mikhail Bakhtin ve Romanın Sosyolojisi», Akademik Bakış 54 (2016).
- Türkçe çeviriden önsözü ve Thélème bölümlerini okuyun. Önsözün «iliği emin» çağrısını Thélème'ye uygulayın: bu bölümde bir ilik bulabiliyor musunuz, yoksa Thélème de önsözün alay ettiği türden bir alegori avına mı davetiyedir?