Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Francesco Petrarca (1304-1374), hümanist düşüncenin atalarındandır. Kendi notuna göre Laura'yı 6 Nisan 1327'de Avignon'daki Santa Clara kilisesinde ilk kez gördü ve 1348'de aynı gün ve saatte kaybetti.
- Canzoniere (Rime sparse), Varal'a göre 317'si sone olmak üzere 366 şiirden oluşur ve Laura'ya duyulan aşkı anlatır. Laura evlidir ve şiirlerde neredeyse hiçbir kişisel özelliğiyle görünmez.
- Petrarca İtalyanca şiirlerini «gençlik saçmalıkları» sayıp şöhretini Latince eserlerine bağladı; Robinson'a göre dünya tersine karar verdi ve Canzoniere yüzlerce baskı yaparken Latince eserler üç yüz yıldan fazla yeniden basılmadı.
- Laura üç biçimde okunur: Petrarca'nın notundaki gerçek kadın; bir dostunun gözünde defne tacının (laurea) kişileştirilmesi; Varal'a göre yalnızca güzelliği ve erdemiyle var olan, sesi duyulmayan bir nesne.
- Petrarkizm karşıtlıklarla kurulan bir aşk dili olarak Avrupa'ya yayıldı; İşçi'ye göre Wyatt ve Henry Howard soneyi İngilizceye aktardı. Wyatt «Pace non trovo»yu çevirdi. Canzoniere Türkçede Kemal Atakay'ın çevirisiyle okunur.
Kazanımlar
- Petrarca'nın hayatını, Laura'yla ilişkisini ve Canzoniere'nin yapısını kaynaklara dayanarak anlatabilir.
- Petrarca'nın Latince eserleri ile İtalyanca şiirleri arasında yaptığı değer ayrımını ve sonraki kuşakların bu yargıyı nasıl tersine çevirdiğini açıklayabilir.
- Laura'nın kimliği ve Petrarca şiirinde kadının yeri üzerine karşıt yorumları (gerçek bir kadın, defne tacının kişileştirilmesi, sessiz bir nesne) tartışabilir.
- «Pace non trovo» sonesini Wyatt'ın İngilizce çevirisiyle karşılaştırarak Petrarkizmin Avrupa'ya nasıl yayıldığını ve karşıtlık sanatını gösterebilir.
Video metni
Soğuk açılış
Bir kitap. Vergilius'un eserlerinin eski bir nüshası. Sahibi onu her gün eline alır. Kitabın ön boş sayfasına, gözünün sık sık ilişeceği bir yere, bir not yazmıştır.
Not bir kadından söz eder. Kadın, adamın gözüne ilk kez gençliğinde, 1327 yılının 6 Nisan günü, sabahın ilk saatinde, Avignon'daki Santa Clara kilisesinde görünmüştür. Aynı şehirde, aynı ayda, aynı altıncı günde, aynı ilk saatte, 1348 yılında o ışık dünyadan alınmıştır. Adam o sırada Verona'dadır ve haberi birkaç hafta sonra bir mektupla alır.
Notu yazan Francesco Petrarca'dır. Kadının adı Laura'dır. Ve Petrarca, onun için yazdığı şiirlerin bir gün kendi bütün Latince eserlerinden daha çok okunacağını bilmiyordu. Bilseydi, belki de sevinmeyecekti.
Büyük soru
Bir şair, en değersiz saydığı eserleriyle nasıl ölümsüz olur? Ve hiç konuşmayan bir sevgili, bütün Avrupa şiirinin merkezine nasıl yerleşir?
Bağlam
236-01'de hümanist eğitim programlarını Petrarca'nın hazırladığını, Bembo'nun ise onu İtalyancanın modern klasiklerinden saydığını görmüştük. 102-08'de sonenin biçimini, sekizlik ile altılığı ve dönüş noktası voltayı tanımıştık. Şimdi sonenin babası sayılan şairin kendisine bakıyoruz.
Yayınevi tanıtımına göre Francesco Petrarca 1304'te doğdu, 1374'te öldü ve hümanist düşüncenin atalarından biri sayılır. James Harvey Robinson'a göre Petrarca, Bologna'dan döndükten kısa süre sonra Laura'yı ilk kez gördü.
Ana anlatı — Laura ve 366 şiir
Varal'a göre Petrarca 1330'larda yazmaya başladığı, 317'si sone olmak üzere toplam 366 şiirden oluşan ve Rime sparse, yani «dağınık şiirler» adıyla da bilinen dizisinde Laura'ya duyduğu derin aşkı anlatır. Bu eser bugün Canzoniere adıyla tanınır.
Laura'nın kim olduğu hakkında çok az şey biliriz. Varal'a göre Petrarca Laura'nın adından, güzelliğinden ve evli olduğundan başka onun hakkında pek bilgi vermez. 235-03'teki trubadurların ulaşılamaz, evli sevgilisi burada yeniden karşımıza çıkar. Ama bu kez sevgili ölür ve şiir onun ölümünden sonra da sürer: Laura'yı Robinson'un aktardığı notta 1348'de kaybeden Petrarca, ona şiir yazmayı bırakmaz.
Yaygın yanlış«Laura, bütün kaynakların hemfikir olduğu, kimliği açık, gerçek bir kadındır.»
Petrarca'nın kendi notu Laura'nın gerçek bir kadın olduğunu açıkça söyler: tarih, saat, kilise, ölüm haberi. Ama bu kanıt bile tartışmayı bitirmemiştir. Robinson'a göre Petrarca'nın yakın dostlarından biri, şairin defne tacına duyduğu tutkunun, ustaca bir kişileştirmeyle dünyayı bir kadının cazibesine tutsak olduğuna inandırdığı sonucuna varmıştı. Laura adı İtalyancada defne anlamına gelen lauro ile şairlik tacı laurea'ya çok yakındır. Robinson'un aktardığına göre Petrarca'nın kendi yazdığı bir diyalogda Augustinus bile ona, yalnız Laura'nın kişiliğine değil, adına da, onu andıran her sese de tapındığını ve bu yüzden şairlik tacını sevdiğini söyler. Laura hem bir kadın hem bir ad hem bir tutkudur.
Ana anlatı — Değersiz sayılan şiirler
Petrarca kendi eserlerinin değerini bizden başka türlü ölçüyordu. Robinson'a göre yaşlılığında sonelerini bir gençlik eğlencesinden pek fazla bir şey saymıyordu. Onlara «anadilde yazdığım halk işi önemsiz şeyler» diyordu. Bu şiirler ona cahil kalabalık arasında bir ün kazandırmıştı, ama o ünü küçümsediğini söylüyordu. Asıl şöhretini, yıllarını verdiği Latince eserlerine, özellikle büyük Latince destanına ve incelemelerine bağlamıştı.
Bu yargı uzun süre ciddiye alındı. Robinson'a göre bir Alman bilgini, Voigt, Petrarca'nın tek bir İtalyanca dize yazmamış olsaydı da insan zihninin tarihinde aynı parlaklıkta bir yıldız olacağını ileri sürdü. Robinson bunu açık bir abartı sayar, ama anlaşılır bulur: Latince eserler, özellikle mektuplar, Petrarca'nın karakterinin yeni ve önemli yönlerini gösterir.
Ama dünya başka türlü karar verdi. Robinson'a göre Latince eserler üç yüz yıldan fazla yeni bir baskı görmezken küçümsenen Canzoniere'nin hem özgün dilinde hem pek çok çeviride yüzlerce baskısı yapıldı. Robinson'un yargısı açıktır: Petrarca'nın en büyük eseri İtalyanca lirikleridir.
Bu ironiyi 236-01'deki hümanizm ile birlikte düşünmek gerekir. Petrarca Latince klasikleri canlandırmaya çalışan bir hümanistti; kendini Cicero'nun ve Vergilius'un izinde görüyordu. Ama onu Avrupa'nın her diline taşıyan şey, kendi dilinde, İtalyanca yazdığı on dört dizelik aşk şiirleri oldu.
Ana anlatı — Petrarkizm ve itirazları
Petrarca'nın soneleri bütün Avrupa'da örnek oldu. İşçi'ye göre sone biçimi İngilizceye Elizabeth çağında İtalyancadan geldi; Sir Thomas Wyatt ve Henry Howard Petrarca'nın eserlerini İngilizceye aktaran öncülerdi. Petrarca'nın Laura'sı gibi bir kadına yazılan sone dizileri İngiltere'de hızla yayıldı.
Bu üslubun en belirgin aracı karşıtlıktır. Âşık aynı anda yanar ve donar, uçar ve düşer, esirdir ve özgürdür.
Ama bu model sorgulandı da. İşçi'ye göre Wyatt, Petrarca'dan farklı olarak aşkın getirdiği güzel duygulardan çok hüzün, zorluk ve ikiliği yansıtır; bu sonede, konunun sekizlikte kurulup altılıkta geliştirildiği Petrarca düzenini de korumaz. Varal ise çok daha köklü bir itiraz aktarır: ona göre Petrarca'nın soneleri yalnızca güzelliğiyle ve erdemiyle var olan, sessizleştirilmiş bir kadın imgesinin somut örneğidir.
Varal'a göre Laura'nın sonelerde hiç sesi duyulmaz; yanıt verme hakkından yoksundur. Aynı Varal, on dokuzuncu yüzyılda Elizabeth Barrett Browning ile Christina Rossetti'nin sone geleneğini kadın bakış açısıyla yeniden yazarak nesneleştirilmiş kadına yanıt verme hakkı tanıdığını gösterir. Laura'nın susuşu, beş yüz yıl sonra başka kadın şairlerin konuşmasına yol açmıştır.
Metin anı
Petrarca'nın Vergilius nüshasına yazdığı notun sonu; Robinson'un İngilizcesinden bizim çevirimizle:
Bu acı olayın bu hüzünlü kaydını, gözümün sık sık ilişeceği bu yere yazmaktan bir tür teselli buldum; çünkü böylece hayatın bana artık hiçbir zevk veremeyeceğini düşünmeye yönelebilirim.
Aynı Petrarca'nın yaşlılığında İtalyanca şiirleri hakkında söyledikleri:
Bir zamanlar anadilde ürettiğim o gençlik saçmalıklarına tiksintiyle baktığımı itiraf etmeliyim. [...] Ama ne yapabilirim? Onlar halkın elinde ve olgunlaşmış yeteneklerle sonradan yazdığım ciddi eserlerden daha istekle okunuyorlar.
Ve bir sonenin ilk dizesi, İtalyancasıyla: Pace non trovo, e non ho da far guerra. Aynı sone, iki yüz yıl sonra Wyatt'ın İngilizcesinde:
I fynde no peace and all my warre is done,
I feare and hope, I bourne and freese lyke yse;
I flye above the wynde, yet cannot ryse;
«Barış bulamıyorum, oysa bütün savaşım bitti; korkuyorum ve umuyorum, yanıyorum ve buz gibi donuyorum; rüzgârın üstünde uçuyorum, ama yükselemiyorum.»
Laura notunun sonu, notun neden yazıldığını söyler: bir hatıra değil, bir uyarı olsun diye. Petrarca kaybı gözünün önünde tutar ki hayatın artık bir zevk vermeyeceğini hatırlasın. Robinson'un aktardığına göre notun devamında Petrarca, en büyük ayartmasının ortadan kalktığını ve artık «Babil'den kaçma» zamanının geldiğini de yazar. Sevgi ile pişmanlık, aşk ile din aynı sayfada yan yana durur. Bu gerilim, bütün Canzoniere'nin gerilimidir.
İkinci parça, bir yazarın kendi eserine verdiği hükmün nasıl tarihe yenildiğini gösterir. Petrarca İtalyanca şiirlerinden «tiksinir», ama okurların onları daha istekle okuduğunu kabul etmek zorunda kalır. Robinson'un deyişiyle dünya başka türlü karar vermiştir. Bir eserin değerini yalnızca yazarı değil, okurları da belirler.
Wyatt'ın dizeleri ise Petrarkizmin nasıl yolculuk ettiğini gösterir. Petrarca'nın karşıtlıkları, İngilizcede neredeyse aynen yeniden kurulur: barış yok, savaş yok; korku ve umut; yanmak ve donmak; uçmak ve yükselememek. Bu karşıtlıklar bir bilmece değil, aşkın kendisinin tanımıdır: âşık, iki zıt hâl arasında asılı kalmış bir insandır. İşçi'ye göre Wyatt bu sonede Petrarca'dan farklı olarak aşkın hem sevinç hem acı getirdiği düşüncesini öne çıkarır.
Cevap ve bağlantı
Petrarca en değersiz saydığı eserleriyle ölümsüz oldu, çünkü o eserlerde başka hiçbir yerde olmayan bir şey vardı: kendi dilinde, kendi iç çatışmasını anlatan bir insan. Latince eserleri bir çağın bilgisini taşıyordu; İtalyanca şiirleri ise bir kişinin arzusunu, pişmanlığını, zamanla ve ölümle hesaplaşmasını. 236-01'de gördüğümüz, kendini kendi seçimleriyle biçimlendiren insan, en açık biçimde bu şiirlerde konuşur.
Hiç konuşmayan sevgilinin merkeze yerleşmesi ise daha tartışmalıdır. Laura, Petrarca'nın notunda gerçek bir kadın, dostunun gözünde bir defne tacı, Varal'ın okumasında sessizleştirilmiş bir nesnedir. Bu üç okuma birbirini dışlamaz. Petrarkizm Avrupa'ya yayılırken bu sessiz sevgiliyi de yanında taşıdı; beş yüz yıl sonra kadın şairler o sessizliği bozdu.
Türk okuru bu geleneği birkaç kapıdan tanır. 102-08'de gördüğümüz gibi sone, Türk şairlerinin özellikle yirminci yüzyılda tanıştığı ve denediği şekillerden biridir. Canzoniere ise Türkçede Kemal Atakay'ın çevirisiyle okunabilir. Ve 235-03'te gördüğümüz, evli ve ulaşılamaz bir sevgiliye yazılan trubadur şarkılarının Petrarca'da nasıl yeni bir biçime büründüğünü izleyebiliriz.
Kapanış kancası
Robinson'a göre Petrarca 1348'i sonradan «acının başlangıcı» olarak anacaktı. O yıl Laura'yı kaybetti; İtalya'yı ve çok ötesini saran korkunç bir veba birçok dostunu da aldı. Petrarca'nın «en sevgili dostum» diye yazdığı Boccaccio, bu vebayı Decameron'un girişinde anlatacaktı. Bir şehir ölümle sarılmışken, bir grup genç neden şehirden kaçıp birbirine hikâye anlatır?
Özet kartı
- Francesco Petrarca (1304-1374), hümanist düşüncenin atalarındandır. Kendi notuna göre Laura'yı 6 Nisan 1327'de Avignon'daki Santa Clara kilisesinde ilk kez gördü ve 1348'de aynı gün ve saatte kaybetti.
- Canzoniere (Rime sparse), Varal'a göre 317'si sone olmak üzere 366 şiirden oluşur ve Laura'ya duyulan aşkı anlatır. Laura evlidir ve şiirlerde neredeyse hiçbir kişisel özelliğiyle görünmez.
- Petrarca İtalyanca şiirlerini «gençlik saçmalıkları» sayıp şöhretini Latince eserlerine bağladı; Robinson'a göre dünya tersine karar verdi ve Canzoniere yüzlerce baskı yaparken Latince eserler üç yüz yıldan fazla yeniden basılmadı.
- Laura üç biçimde okunur: Petrarca'nın notundaki gerçek kadın; bir dostunun gözünde defne tacının (laurea) kişileştirilmesi; Varal'a göre yalnızca güzelliği ve erdemiyle var olan, sesi duyulmayan bir nesne.
- Petrarkizm karşıtlıklarla kurulan bir aşk dili olarak Avrupa'ya yayıldı; İşçi'ye göre Wyatt ve Henry Howard soneyi İngilizceye aktardı. Wyatt «Pace non trovo»yu çevirdi. Canzoniere Türkçede Kemal Atakay'ın çevirisiyle okunur.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Canzoniere | Canzoniere | Petrarca'nın çoğu sone olan 366 İtalyanca şiirini topladığı eser |
| Petrarkizm | Petrarchism | Petrarca'nın aşk şiirini model alan ve Avrupa'ya yayılan şiir üslubu |
| Karşıtlıklar | Antithesis | Zıt kavramları yan yana koyarak kurulan anlatım |
| Defne tacı | Laurel crown | Antik Roma'dan gelen, şairlere verilen onur tacı |
| Nesneleştirme | Objectification | Bir kişinin yalnızca başkasının bakışı ve arzusu içinde var olan bir nesne olarak sunulması |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Petrarca Laura'yı ne zaman ve nerede ilk kez gördü? Bu bilgiyi nereden biliyoruz?
- (Kazanım 1) Canzoniere nasıl bir eserdir? Kaç şiirden oluşur ve hangi adla da bilinir?
- (Kazanım 2) Petrarca İtalyanca şiirleri hakkında ne düşünüyordu? Sonraki kuşaklar bu yargıyı nasıl tersine çevirdi?
- (Kazanım 3) Laura'nın kimliği ve şiirdeki yeri üzerine hangi üç okuma vardır?
- (Kazanım 4) «Pace non trovo»daki karşıtlıklar neyi anlatır? Wyatt'ın çevirisi Petrarkizmin yayılması hakkında ne gösterir?
Cevaplar
- Petrarca'nın Vergilius nüshasının boş sayfasına yazdığı nota göre Laura onun gözüne ilk kez gençliğinde, 1327 yılının 6 Nisan günü, sabahın ilk saatinde, Avignon'daki Santa Clara kilisesinde göründü. Aynı notta Laura'nın 1348'de aynı şehirde, aynı gün ve saatte öldüğünü, kendisinin o sırada Verona'da bulunduğunu ve haberi bir mektupla aldığını yazar. Bu notu Robinson ile Rolfe'un 1898 tarihli kitabı aktarır.
- Varal'a göre Canzoniere, Petrarca'nın 1330'larda yazmaya başladığı, 317'si sone olmak üzere toplam 366 şiirden oluşan ve Laura'ya duyduğu aşkı anlatan eseridir; «dağınık şiirler» anlamında Rime sparse adıyla da bilinir.
- Robinson'a göre Petrarca yaşlılığında sonelerini bir gençlik eğlencesinden fazla bir şey saymaz, onlara «anadilde yazdığım halk işi önemsiz şeyler» der ve onlara tiksintiyle baktığını itiraf eder; şöhretini yıllarını verdiği Latince eserlerine bağlar. Bir Alman bilgini, Voigt, onun İtalyanca bir dize yazmasa da aynı parlaklıkta olacağını ileri sürmüştür. Ama Robinson'a göre dünya tersine karar vermiştir: Latince eserler üç yüz yıldan fazla yeniden basılmazken Canzoniere'nin hem özgün dilinde hem çevirilerde yüzlerce baskısı yapılmıştır.
- Birinci okumaya göre Laura gerçek bir kadındır; Petrarca'nın notu tarih, saat, kilise ve ölüm haberiyle bunu söyler. İkinci okumaya göre, Robinson'un aktardığı bir dostunun görüşüyle, Laura şairin defne tacına (laurea) duyduğu tutkunun kişileştirilmesidir; Petrarca'nın kendi diyaloğunda Augustinus da onun Laura'nın adına bile tapındığını söyler. Üçüncü okumaya göre, Varal'ın savunduğu gibi, Laura yalnızca güzelliği ve erdemiyle var olan, sesi hiç duyulmayan, nesneleştirilmiş bir kadındır; Petrarca ondan söz ederken «nesne» anlamındaki obietto sözcüğünü bile kullanır.
- Sonede âşık aynı anda barış bulamaz ve savaşamaz, korkar ve umar, yanar ve donar, rüzgârın üstünde uçar ama yükselemez; bu karşıtlıklar aşkın, iki zıt hâl arasında asılı kalmak olduğunu anlatır. Wyatt'ın on altıncı yüzyıl İngilizcesindeki çevirisi, bu karşıtlıkların neredeyse aynen başka bir dile taşındığını ve Petrarkizmin İtalya'dan İngiltere'ye nasıl yayıldığını gösterir. İşçi'ye göre Wyatt ve Henry Howard Petrarca'yı İngilizceye aktaran öncülerdir; ama Wyatt Petrarca'dan farklı olarak aşkın getirdiği hüznü ve ikiliği öne çıkarır.
Okuma
- Francesco Petrarca, Canzoniere, çev. Kemal Atakay (İstanbul: Everest, 2015).
- Sema Varal, «"Nesne" olmaktan "özne" olmaya: Elizabeth Barrett Browning ve Christina Rossetti'nin sonelerinde Petrarca sone geleneğinin kadın bakış açısıyla yeniden yazımı», RumeliDE Ö9 (2021).
- Veysel İşçi, «İngiliz Rönesans Şiirinde Petrarch Karşıtı Unsurlara Dair Karşılaştırmalı Bir İnceleme» (2022).
- Robinson ve Rolfe'un Petrarch, the First Modern Scholar and Man of Letters kitabı (1898), Gutenberg'de ücretsiz.
- Atakay çevirisinden Laura'nın ölümünden önce ve sonra yazılmış birer sone seçin. İki sonede Laura'nın nasıl anlatıldığını karşılaştırın: yaşayan bir kadın mı, bir anı mı, bir simge mi?