Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Miguel Asín Palacios 1919'da İlahi Komedya'nın asıl kaynağının miraç anlatısı olduğunu ve Dante'nin Ma'arrî'nin Risâletü'l-Ğufrân'ından ve İbnü'l-Arabî'nin el-Fütûhât'ından yararlandığını ileri sürdü. Şakiroğlu'na göre tez İtalya'da şok etkisi yaptı ve şiddetli tepkilere yol açtı; Asín kitabı 1943'te genişletilmiş olarak yeniden yayımladı.
- Asín'in örnekleri arasında arafın bir dağ olarak tasarlanması (a'râf: yüksek yer) ve cehenneme sola, arafa sağa dönerek gidilmesi vardır. Ma'arrî'nin eseriyle benzerliklerin yanında büyük farklar da vardır: Ma'arrî'nin cehenneminde insanlar şiirleri yüzünden yargılanır.
- Karşı çıkanların başlıca itirazı Dante'nin Arapça bilmemesiydi. 1949'da Cerulli ve Muñoz Sendino, miraç konusundaki bir Arapça eserin Dante doğmadan önce Latince ve İspanyolcaya yapılmış çevirilerini yayımladı.
- Bu bulgu, Dante'nin böyle bir metne ulaşmasının mümkün olduğunu kanıtlar; onu okuduğunu gösteren doğrudan bir belge ise kaynaklarımızda yoktur. Şakiroğlu ile Uçar-İshakoğlu tezi kanıtlanmış sayar; Işık tartışmanın sürdüğünü söyler. Çelebioğlu, gök katlarının Batlamyus'tan Fergânî üzerinden geldiğini ve Asín'in milliyetçi bir üslup kullandığını belirtir.
- Dante Cehennem II'de yolculuğunun öncülleri olarak Aeneas ile Pavlus'u anar. Miraç, Klasik Türk edebiyatında da Ahmed Yesevî'den başlayarak mi'râciyelerle işlenmiştir; Asín'in kitabı Güneş Ayas'ın çevirisiyle Türkçededir.
Kazanımlar
- Miguel Asín Palacios'un 1919'da ileri sürdüğü tezi, dayandığı benzerlikleri ve tezin Avrupa'da uyandırdığı tepkiyi kaynaklara dayanarak anlatabilir.
- 1949'da yayımlanan Orta Çağ Miraç Kitabı çevirilerinin tartışmada neyi kanıtladığını ve neyi kanıtlayamadığını ayırt edebilir.
- Benzerliği açıklamanın üç yolunu (doğrudan etki, ortak kaynak, bağımsız benzerlik) İlahi Komedya, Risâletü'l-Ğufrân ve mi'râciyelerden örneklerle karşılaştırabilir.
- Dante'nin kendi öncüllerini andığı dizeyi ve bir Miraç özetini birlikte okuyarak tartışmaya kaynak eleştirisine dayanan gerekçeli bir cevap verebilir.
Video metni
Soğuk açılış
Madrid, 1919. İspanya Kraliyet Akademisi'ne yeni seçilmiş, Arap dili ve Endülüs İslam kültürü uzmanı bir bilgin bir kitap yayımlar. Kitabın adı sıradandır: İlahi Komedya'da İslam Eskatolojisi. İçindeki iddia ise sıradan değildir.
Yazara göre Dante'nin cehennemi, arafı ve cenneti; katları, cezaları, ışıkları ve rehberleri, İslam dünyasının öte dünya anlatılarında zaten vardı. Hz. Muhammed'in bir gece Mekke'den Kudüs'e, oradan göklere yükseldiği anlatı, yani miraç, İlahi Komedya'nın asıl kaynağıydı.
Kitap İtalya'ya ulaştığında Dante için büyük kutlamalar hazırlanıyordu. Mahmut H. Şakiroğlu'na göre iddia orada şok etkisi yaptı ve çok şiddetli tepkilere yol açtı. Yazar geri adım atmadı. Yirmi dört yıl sonra kitabını, eleştirilere cevap veren uzun bir ekle birlikte, altı yüz sayfayı aşan bir cilt olarak yeniden yayımladı.
Yazarın adı Miguel Asín Palacios'tu. Tartışma ise bugün de bitmiş değil.
Büyük soru
İki metin birbirine benzediğinde bunun bir etki mi, ortak bir kaynak mı, yoksa benzer sorulara verilmiş benzer cevaplar mı olduğunu nasıl anlarız? Ve bir benzerlik, «kanıtlandı» denebilmek için neye ihtiyaç duyar?
Bağlam
235-04'te Dante'nin cehennemde Hz. Muhammed'i ve Hz. Ali'yi gösterdiğini, Selahaddin'i ve iki büyük Müslüman filozofu ise azap çekmeyenler arasına koyduğunu gördük. Bu ünite başka bir soruyu sorar: Dante'nin öte dünya haritasının kendisi İslam kültüründen gelmiş olabilir mi?
Ana anlatı — Asín'in tezi
Şakiroğlu'na göre Asín, Dante'nin özellikle iki eserden yararlandığını ileri sürdü: Ebü'l-Alâ el-Ma'arrî'nin Risâletü'l-Ğufrân'ı ve Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye'si. Başka yazarlardan da faydalanmış olabileceğini ekledi.
Şakiroğlu'na göre Asín'in görüşleri dört noktada toplanır. Birincisi, kitabın konusu İslam'daki isrâ ve miraç olaylarından alınmıştır. İkincisi, ahiretle ilgili mekân, suç ve ceza kavramları İslam eskatolojisine göre işlenmiştir. Üçüncüsü, esere etki eden Hristiyan kavramların temeli de İslam düşüncesidir. Dördüncüsü, Dante ve çağdaşları İslam dünyasından haberdardır, çünkü özellikle İspanya'daki İslam kültürü Güney Avrupa'nın çeşitli yerlerinde etkisini göstermektedir.
Asín'in verdiği örnekler dikkat çekicidir. Şakiroğlu'nun aktardığına göre Dante'nin «purgatorio» adını verdiği yer sözlükte «günahlardan temizlenme yeri» demektir, ama onu bir dağ olarak tasarlaması Arapçadaki a'râf kelimesinin «yüksek yer» anlamına uyar. Cehenneme hep sola dönerek inilmesi, arafa sağa dönerek çıkılması, kerih yerlere sol ayakla, temiz yerlere sağ ayakla girilmesi sünnetine benzer.
Risâletü'l-Ğufrân ile benzerlikler de gözden kaçmaz. Uçar ve İshakoğlu'na göre Ma'arrî bu eseri 1033'te, bir mektuba cevap olarak yazmıştır ve eser asıl ününü öte dünyalara yapılan hayalî bir yolculuğu anlatan ilk bölümüne borçludur. İki eserde de sıradan bir insan öte dünyada dolaşır, çoğu gerçek kişilerden oluşan ruhlarla konuşur.
Ama aynı makale farkları da gösterir. Ma'arrî'nin cehenneminde insanlar şehvet, hırsızlık ya da cinayet için değil, yazdıkları şiirler için yargılanır. Cennetlikleri ise dünyadaki insanlardan farksızdır: yer, içer, hatta öfkelenip kavga ederler. Ma'arrî'nin amacı büyük ölçüde dil ve edebiyat eleştirisidir. Dante'nin ahlak ve teoloji düzeniyle kurulmuş öte dünyasından bu yönüyle çok uzaktır.
Ana anlatı — Tepki ve «kanıt»
Şakiroğlu'na göre Asín'e karşı çıkanların tek delili Dante'nin Arapça bilmemesiydi. Asín buna, Dante'nin Arapça bilmese de Latince ve İspanyolca çevirilerden yararlanabileceğini söyleyerek karşılık verdi. Şakiroğlu'na göre tez, İslam kültürü üzerine bilgisi olmayan bazı Dantologlarca reddedilirken Carlo Alfonso Nallino, Enrico Cerulli, Giorgio Levi Della Vida gibi İtalyan şarkiyatçılar tarafından desteklendi.
Uçar ve İshakoğlu çeviri ortamını da hatırlatır. 1085'te Kastilya Kralı VI. Alfonso Toledo'yu alınca şehir, İslam, Hristiyan ve Yahudi kültürlerinin bir arada yaşadığı bir merkez oldu. On ikinci ve on üçüncü yüzyıllarda Arapçadan Batı dillerine eserler aktaran bir çeviri etkinliği gelişti. Bu ortam, Avrupa'nın Arapça metinlere ulaşabildiğinin somut bir göstergesidir.
Asín 1944'te öldü. Uçar ve İshakoğlu'nun aktardığına göre o tarihe kadar iddiayı destekleyecek hiçbir tarihî belge yoktu. Sonra bir bulgu geldi.
Bu bulgu tartışmayı değiştirdi. Şakiroğlu ile Uçar ve İshakoğlu'na göre bu yayınlardan sonra yapılan karşılaştırmalar, Dante'nin bu çevirilerden yararlandığını ispat etmiştir.
Yaygın yanlış«Miraç Kitabı'nın Latince çevirisinin bulunması, Dante'nin onu okuduğunu kesin olarak kanıtladı.»
Bu bulgunun kanıtladığı şey önemlidir, ama sınırlıdır. Kanıtlanan, miraç anlatısının Dante doğmadan önce bir Avrupa diline çevrildiği ve dolaşımda olduğudur; yani Dante'nin böyle bir metne ulaşması mümkündü. Dante'nin bu çeviriyi okuduğunu gösteren bir not, bir alıntı ya da bir kayıt ise tartışmaya katılan Türkçe kaynaklarımızın hiçbirinde gösterilmez. Uçar ve İshakoğlu da sonuç cümlesinde Dante'nin bu çevirilere «kolaylıkla ulaşabilirdi» der: bu bir olasılık cümlesidir. Işık'a göre Dante'nin miraç rivayetlerini duyup duymadığı ve İslam kaynaklarından esinlenip esinlenmediği yirminci yüzyılın başından beri hâlâ tartışılmaktadır.
Ana anlatı — Benzerliğin üç açıklaması
Bir benzerliği açıklamanın en az üç yolu vardır. Birincisi doğrudan etkidir: Dante bir miraç metnini okumuş ve ondan yararlanmıştır. İkincisi ortak kaynaktır: iki gelenek aynı daha eski kaynaktan beslenmiştir. Üçüncüsü bağımsız benzerliktir: benzer sorulara benzer cevaplar verilmiştir.
Çelebioğlu ortak kaynak açıklamasına güçlü bir örnek verir. Asín, Dante'nin cennetteki gök katlarını İbnü'l-Arabî'nin astronomi bilgisinden aldığını ileri sürmüştü. Çelebioğlu'na göre gezegenlerin bu sıralanışını ve adlandırılışını bilimsel olarak ilk kullanan İskenderiyeli Batlamyus'tur. Batlamyus'un eseri dokuzuncu yüzyılda Fergânî tarafından Arapça özetlenmiş, sonra Latinceye çevrilmiştir. Çelebioğlu'na göre Dante'nin bilgisinin kaynağı Fergânî'nin eseri ve Batlamyus'un kuramıdır. Burada da bir İslam dünyası bağı vardır, ama bu bağ miraç anlatısı değil, bilimsel bir çeviri zinciridir.
Çelebioğlu aynı yerde Asín'in üslubunu da eleştirir. Ona göre Asín, Müslüman şairleri «bilgisiz hayalciler» diye niteleyerek onlara haksızlık etmiş, milliyetçi bir üslup kullanmış ve İbnü'l-Arabî'yi neredeyse her yerde «Mursiyeli» diye anarak onun Endülüslü oluşunu vurgulamıştır. Çelebioğlu, Asín'in tezinin İtalya'da hâlâ tartışıldığını da ekler.
Benzerlikler de farklarla birlikte okunmalıdır. Çelebioğlu iki yolculuğun rehberlerini karşılaştırır. Hz. Muhammed'in rehberi Cebrail'dir, ama sekizinci kat göğe gelince daha ileri gidemez; Hz. Muhammed oradan tek başına yükselir. Dante'nin rehberi Vergilius cennete giremez; Beatrice onu alır, sonra yerini ermiş Bernard'a bırakır. Rehberin bir sınırda durması iki anlatıda da vardır. Ama Çelebioğlu'na göre Dante'nin yolculuğu miraçtan çok bir mutasavvıfın içsel yolculuğuna benzer.
Metin anı
Asín'in miraç anlatısının farklı rivayetlerini özetlediği yerden, Işık'ın Türkçesiyle:
Muhammed Mekke'deki evinde (ya da diğer rivayetlere göre camide) Cebrail tarafından uyandırılır. Göğsü açılır, kalbi çıkartılır ve Zemzem kuyusundan altın bir kap içinde getirilen suyla yıkanır sonra göğsü iman ve hikmetle dolar.
Ve Dante'nin Cehennem'in ikinci kantosunda, yolculuğa çıkmadan önce Vergilius'a söyledikleri, Longfellow'dan dilimize aktardığımız biçimde:
Oraya sonra Seçilmiş Kap gitti, kurtuluş yolunun başı olan imana güç getirmek için. Ama ben, neden oraya gideyim, ya da kim buna izin verir? Ben Aeneas değilim, Pavlus değilim; ne ben ne de başkaları beni buna layık görür.
İlk parça Asín'in tezinin malzemesidir: bir gece, bir uyandırılma, bir arınma, bir yükseliş. Dante'nin Araf'ında da benzer bir yapı görürüz: kapıda alına çizilen yedi harf, yükseldikçe silinen günahlar, ruhu iman ve bilgiyle dolduran bir yolculuk. Benzerlik gerçektir. Asıl soru, bu benzerliğin nereden geldiğidir.
İkinci parça bu sorunun kanıt tarafında önemli bir tanıktır: Dante'nin kendisi. Dante yolculuğa çıkmadan önce kendinden önce öte dünyaya gitmiş iki kişiyi anar. Biri Aeneas'tır, Vergilius'un destanındaki Troyalı kahraman; Dante'ye göre bu yolculukta duydukları onu zafere taşımıştır. Öteki «Seçilmiş Kap» diye andığı Pavlus'tur; Dante onun da aynı yere, imana güç getirmek için gittiğini söyler. Dante kendi yolculuğunun soyunu Latin şiirine ve Hristiyan geleneğine bağlar. Miraçtan söz etmez.
Bu, tartışmayı kapatmaz. Bir şairin açıkça andığı kaynaklar, yararlandığı bütün kaynaklar değildir. Hz. Muhammed'i cehennemde gösteren bir şairin, bir İslam anlatısından yararlandığını açıkça söylemesi beklenemezdi de. Ama Dante'nin kendi sözü bir şeyi gösterir: onun zihninde öte dünya yolculuğunun meşru öncülleri Aeneas ve Pavlus'tu. Bir etki olduysa bile, bu etki Dante'nin kendi anlattığı soyun içine yerleşmiş, onu değiştirmeden işlemiştir.
Cevap ve bağlantı
Bir benzerliğin etki mi, ortak kaynak mı, bağımsız benzerlik mi olduğunu anlamak için üç soru sorulmalıdır. Birincisi: yazar bu metne ulaşabilir miydi? İkincisi: benzerlik, iki metnin de yararlanabileceği daha eski bir kaynakla açıklanabilir mi? Üçüncüsü: benzerlik yalnız o iki metne mi özgüdür, yoksa pek çok gelenekte görülen genel bir yapı mıdır?
Dante tartışmasında ilk sorunun cevabı 1949'dan beri evettir: miraç anlatısı Dante doğmadan önce Latinceye ve İspanyolcaya çevrilmişti. İkinci soruya Çelebioğlu kısmen evet der: cennetin gök katları Batlamyus'tan, Fergânî'nin çevirisi üzerinden gelir. Üçüncü soru ise açık kalır: bir rehberle öte dünyaya yolculuk, Dante'nin kendi andığı Aeneas'tan beri Batı'da da bilinen bir yapıdır. «Kanıtlandı» sözü, bu üç sorunun hepsine kesin cevap verildiğinde kullanılabilir. Türkçe kaynaklarımızın bir kısmı bu sözü kullanır; bir kısmı tartışmanın sürdüğünü söyler. Dürüst cevap şudur: Dante'nin İslam dünyasının miraç anlatısına ulaşma imkânı vardı ve bazı benzerlikler çarpıcıdır; ama onun bu anlatıyı okuduğunu gösteren doğrudan bir belge, kaynaklarımızda yoktur.
Bu tartışma Türk okuruna hem uzak hem yakındır. Uzaktır, çünkü 235-04'te gördüğümüz gibi eser Hz. Muhammed'i cehennemde gösterdiği için İslam dünyasında az ilgi görmüştür. Yakındır, çünkü Çelebioğlu'na göre miraç Klasik Türk edebiyatının da köklü bir konusudur: ilk olarak Ahmed Yesevî'nin Hikmetler'inin sonlarında karşımıza çıkan mi'râciyeler, divanlarda kaside biçiminde, bağımsız mesneviler olarak ya da mesnevilerin içinde bir bölüm olarak yazılmıştır. Bir Türk okur, İlahi Komedya'yı okurken kendi edebiyatının öte dünya yolculuklarıyla karşılaştırabilir. Asín'in kitabı da Türkçede Güneş Ayas'ın çevirisiyle okunabilir.
Kapanış kancası
Dante yolculuğa çıkmadan önce kendini Aeneas'la ve Pavlus'la ölçmüş ve kendini onlara layık görmemişti. Onun dünyasında insanın değeri, Tanrı'nın kurduğu düzen içindeki yeriyle ölçülüyordu. Peki eski Roma ve Yunan yazarları bir gün rehber olarak değil, insanın kendine baktığı bir ayna olarak okunursa ne olur? İnsan, bir düzenin içindeki yerinden çok kendi olanaklarıyla ilgi çekmeye başladığında edebiyat nasıl değişir?
Özet kartı
- Miguel Asín Palacios 1919'da İlahi Komedya'nın asıl kaynağının miraç anlatısı olduğunu ve Dante'nin Ma'arrî'nin Risâletü'l-Ğufrân'ından ve İbnü'l-Arabî'nin el-Fütûhât'ından yararlandığını ileri sürdü. Şakiroğlu'na göre tez İtalya'da şok etkisi yaptı ve şiddetli tepkilere yol açtı; Asín kitabı 1943'te genişletilmiş olarak yeniden yayımladı.
- Asín'in örnekleri arasında arafın bir dağ olarak tasarlanması (a'râf: yüksek yer) ve cehenneme sola, arafa sağa dönerek gidilmesi vardır. Ma'arrî'nin eseriyle benzerliklerin yanında büyük farklar da vardır: Ma'arrî'nin cehenneminde insanlar şiirleri yüzünden yargılanır.
- Karşı çıkanların başlıca itirazı Dante'nin Arapça bilmemesiydi. 1949'da Cerulli ve Muñoz Sendino, miraç konusundaki bir Arapça eserin Dante doğmadan önce Latince ve İspanyolcaya yapılmış çevirilerini yayımladı.
- Bu bulgu, Dante'nin böyle bir metne ulaşmasının mümkün olduğunu kanıtlar; onu okuduğunu gösteren doğrudan bir belge ise kaynaklarımızda yoktur. Şakiroğlu ile Uçar-İshakoğlu tezi kanıtlanmış sayar; Işık tartışmanın sürdüğünü söyler. Çelebioğlu, gök katlarının Batlamyus'tan Fergânî üzerinden geldiğini ve Asín'in milliyetçi bir üslup kullandığını belirtir.
- Dante Cehennem II'de yolculuğunun öncülleri olarak Aeneas ile Pavlus'u anar. Miraç, Klasik Türk edebiyatında da Ahmed Yesevî'den başlayarak mi'râciyelerle işlenmiştir; Asín'in kitabı Güneş Ayas'ın çevirisiyle Türkçededir.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Miraç | Mi'raj | Hz. Muhammed'in bir gece Mekke'den Kudüs'e götürülmesi ve oradan göklere yükselmesi |
| Eskatoloji | Eschatology | Ölüm, kıyamet, cennet ve cehennem gibi ahiret konularını inceleyen bilgi alanı |
| Etki tezi | Influence thesis | Bir metnin özelliklerinin başka bir metinden ya da gelenekten alındığını ileri süren görüş |
| Miraç Kitabı | Liber scalae | Miraç anlatısını işleyen Arapça eserin Orta Çağ'da Avrupa dillerine yapılmış çevirileri |
| Ortak kaynak | Common source | İki metnin birbirinden değil, ikisinin de yararlandığı daha eski bir kaynaktan beslenmesi |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Asín Palacios 1919'da ne ileri sürdü? Şakiroğlu'na göre tezin dört ana noktası nelerdir ve tez nasıl karşılandı?
- (Kazanım 2) 1949'da ne bulundu ve yayımlandı? Bu bulgu tartışmada neyi kanıtlar, neyi kanıtlayamaz?
- (Kazanım 3) Benzerliği açıklamanın üç yolu nelerdir? Çelebioğlu'nun gök katları üzerine söyledikleri hangi açıklamaya örnektir?
- (Kazanım 3) Risâletü'l-Ğufrân ile İlahi Komedya arasında hangi benzerlikler ve hangi farklar vardır?
- (Kazanım 4) Dante'nin Cehennem II'de Aeneas ile Pavlus'u anması tartışmaya ne katar? Bu kanıt tartışmayı neden kapatmaz?
Cevaplar
- Asín, İlahi Komedya'nın asıl kaynağının miraç anlatısı olduğunu ve Dante'nin Ma'arrî'nin Risâletü'l-Ğufrân'ından ve İbnü'l-Arabî'nin el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye'sinden yararlandığını ileri sürdü. Şakiroğlu'na göre tezin dört noktası şunlardır: kitabın konusu isrâ ve miraçtan alınmıştır; ahiretle ilgili mekân, suç ve ceza kavramları İslam eskatolojisine göre işlenmiştir; esere etki eden Hristiyan kavramların temeli de İslam düşüncesidir; Dante ve çağdaşları, İspanya'daki İslam kültürü aracılığıyla İslam dünyasından haberdardır. Tez İtalya'da şok etkisi yaptı ve şiddetli tepkilere yol açtı; bazı Dantologlarca reddedildi, Nallino, Cerulli, Levi Della Vida gibi İtalyan şarkiyatçılar tarafından desteklendi.
- Şakiroğlu'na göre Enrico Cerulli 1949'da miraç konusundaki bir Arapça eserin 1260'larda, Dante doğmadan önce Latince ve İspanyolcaya yapılmış iki çevirisini yayımladı; aynı yıl José Muñoz Sendino 1264'te yapılmış çeviriler yayımladı. Bu bulgu, miraç anlatısının Dante'nin döneminde bir Avrupa dilinde dolaştığını ve Dante'nin böyle bir metne ulaşmasının mümkün olduğunu kanıtlar; «Dante Arapça bilmiyordu» itirazını da geçersizleştirir. Ama Dante'nin bu çeviriyi okuduğunu gösteren bir not, bir alıntı ya da bir kayıt kaynaklarımızda gösterilmez. Uçar ve İshakoğlu bile sonuçta Dante'nin bu çevirilere «kolaylıkla ulaşabilirdi» der; Işık'a göre tartışma hâlâ sürmektedir.
- Birinci yol doğrudan etkidir: yazar bir metni okumuş ve ondan yararlanmıştır. İkincisi ortak kaynaktır: iki metin de aynı daha eski kaynaktan beslenmiştir. Üçüncüsü bağımsız benzerliktir: benzer sorulara benzer cevaplar verilmiştir. Çelebioğlu'nun örneği ortak kaynak açıklamasıdır: Asín, Dante'nin gök katlarını İbnü'l-Arabî'den aldığını ileri sürmüştü; Çelebioğlu'na göre ise bu sıralama Batlamyus'a dayanır ve Dante'ye Fergânî'nin Arapça özetinin Latince çevirisi üzerinden gelmiştir.
- Uçar ve İshakoğlu'na göre iki eserde de sıradan bir insan öte dünyada dolaşır ve çoğu gerçek kişilerden oluşan ruhlarla konuşur; ikisi de edebiyata ilgi gösterir. Ama farklar büyüktür: Ma'arrî'nin cehenneminde insanlar şehvet, hırsızlık ya da cinayet için değil yazdıkları şiirler için yargılanır; cennetlikleri dünyadaki gibi yer, içer ve kavga eder; eserin amacı büyük ölçüde dil ve edebiyat eleştirisidir. Dante'nin öte dünyası ise ahlak ve teoloji üzerine kurulmuş bir düzendir.
- Dante Cehennem II'de öte dünyaya giden iki öncüyü, Vergilius'un destanındaki Aeneas'ı ve «Seçilmiş Kap» dediği Pavlus'u anar ve kendini onlara layık görmez. Bu, Dante'nin kendi zihninde yolculuğunun soyunu Latin şiirine ve Hristiyan geleneğine bağladığını gösterir; miraçtan söz etmez. Ama bu tartışmayı kapatmaz, çünkü bir yazarın açıkça andığı kaynaklar yararlandığı bütün kaynaklar değildir; Hz. Muhammed'i cehennemde gösteren bir şairin bir İslam anlatısından yararlandığını açıkça söylemesi de beklenemezdi.
Okuma
- Miguel Asín Palacios, Dante ve İslam, çev. Güneş Ayas (İstanbul: Okuyan Us, 2. baskı 2015).
- Ayşe Çelebioğlu, «İlahi Komedya ve Mi'raçnâmelerde Cennet Tasavvurunun Karşılaştırılması», ETÜSBED 9 (2019).
- Anastasiya Uçar ve Ömer İshakoğlu, «Dante'nin İlâhî Komedya'sında Ebü'l-'Alâ el-Ma'arrî'nin İzleri», Istanbul Journal of Arabic Studies 2/1 (2019).
- Vildan Işık, «Dante'nin Inferno'su İçin Yapılan Muhammed Peygamber İllüstrasyon ve Resimlerinde Temsilin Değişimi», Sanat Tarihi Dergisi 32/1 (2023).
- Klasik Türk edebiyatından bir mi'râciye (örneğin bir mesnevinin miraç bölümü) ile Cennet'ten bir kantoyu yan yana okuyun. Benzerlikleri üç sütuna ayırın: doğrudan etkiyle mi, ortak kaynakla mı, bağımsız benzerlikle mi açıklanıyor? Her sütun için gerekçenizi yazın.