İçeriğe geç

Ünite EDB-235-06 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Chaucer

EDB-235 Orta Çağ Avrupa ve Dante

2.496 kelime · yaklaşık 11 dakika okuma · anlatım 12 dk

  • genel önsöz
  • hikâye yarışması
  • üç zümre
  • fabliau
  • anlatıcı-hacı
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Geoffrey Chaucer (1342/43-1400), eserlerinde yalnızca İngilizceyi kullandığı için İngiliz edebiyatının «babası» sayılır. Canterbury Hikâyeleri'nde Southwark'taki Tabard Hanı'nda buluşan yirmi dokuz hacı, Canterbury'deki Aziz Thomas Becket'in türbesine gider.
  2. Hancı Harry Bailly, her hacının gidişte ve dönüşte ikişer hikâye anlatacağı bir yarışma önerir; en iyi hikâyeye bir akşam yemeği ödül olacaktır. Ama eserde, Atasoy'a göre, yirmi dört hikâye vardır: plan yarım kalmıştır.
  3. Yıldız'a göre Bailly eserin çerçevesidir: rehber, lider, yargıç ve eleştirmen. Bazı eleştirmenler onu kahraman, bazıları soytarı olarak görür. Chaucer'ın üç zümre düzenini koruyup korumadığı da tartışmalıdır.
  4. Atasoy'a göre hikâyelerin kaynakları fabliau, romans, saray aşkı ve aziz efsanesidir; toplumsal cinsiyet tasviri kadınların bastırılmasını ortaya koyar. Yıldız ise hancının buyurgan karısını Bath'lı Kadın'a benzetir.
  5. Eserin en ironik anında hancı, «ben» diye konuşan anlatıcı-hacıyı, yani Chaucer'ın kendisini, kafiyesini beğenmeyip susturur. Türkçe çevirisi Nazmi Ağıl'ındır.

Kazanımlar

  • Canterbury Hikâyeleri'nin çerçevesini (Tabard Hanı, Canterbury hac yolu, hikâye yarışması) ve eserin tamamlanmamış planını anlatabilir.
  • Hancı Harry Bailly'nin çerçevedeki işlevini ve onun üzerine birbirine karşıt eleştirel yorumları değerlendirebilir.
  • Hikâyelerin fabliau, romans, saray aşkı ve aziz efsanesi gibi kaynaklarını tanıyabilir; eserin Orta Çağ'ın üç zümre düzenine ve kadınlara bakışı üzerine tartışmaları karşılaştırabilir.
  • Genel Önsöz'ün açılışını, yarışmanın kurallarını ve Hancı'nın anlatıcıyı susturduğu sahneyi Orta İngilizceden inceleyerek Chaucer'ın ironisini gösterebilir.

Video metni

Soğuk açılış

Nisan. Tatlı yağmurlar mart kuraklığını köklerine kadar delmiş, her damarı yıkamıştır. Batı rüzgârı korularda, kırlarda taze filizlere soluk vermiş; genç güneş koç burcundaki yolunun yarısını tamamlamış; küçük kuşlar bütün gece gözleri açık uyuyup şarkı söylemektedir.

İşte o zaman insanların içinde hacca gitme isteği uyanır. İngiltere'nin her köşesinden insanlar, hastalıklarında kendilerine yardım etmiş kutsal şehidi aramak için Canterbury'ye yola koyulur.

Londra'nın güneyinde, Southwark'ta, Tabard adlı bir handa bir akşam yirmi dokuz kişi toplanır. Bir şövalye, bir rahibe, bir değirmenci, bir aşçı, bir papaz, Bath'lı bir kadın. Birbirini tanımayan, rastlantıyla bir araya gelmiş insanlar. Yemekten sonra hancı ayağa kalkar ve bir öneride bulunur. O öneri, İngiliz edebiyatının en ünlü yolculuğunu başlatır.

Büyük soru

Bir hac yolunda birbirine hikâye anlatan bir kalabalık, bir toplumu olduğu gibi mi gösterir? Yoksa o toplumu bir hancının kurallarına göre yeniden mi düzenler?

Bağlam

235-05'te Dante'nin yolculuğunu evreni döndüren sevgiyle bitirdik. Dante öte dünyayı bir rehberle, katları ve dereceleriyle yukarıdan aşağıya düzenlenmiş bir yapı içinde gezmişti. Chaucer'ın yolculuğu ise bu dünyadadır: bir handan bir katedrale giden yol ve o yolda, derecelerini sürekli birbirine karıştıran insanlar.

Nazmi Ağıl çevirisinin tanıtım metnine göre Geoffrey Chaucer 1342/43'te doğdu, 1400'de öldü; çağdaşlarının aksine eserlerinde yalnızca İngilizceyi kullandığı için İngiliz edebiyatının «babası» sayılır. Canterbury Hikâyeleri onun olgunluk döneminin eseridir.

003-01'de Şehrazat'ın hikâyesinden tanıdığımız düzen burada da vardır: hikâyelerin içinde anlatıldığı bir dış hikâye. Ama bu kez çerçevede tek bir anlatıcı yoktur; yirmi dokuz kişi birbiriyle yarışır.

Ana anlatı — Tabard'dan Canterbury'ye

Yıldız'a göre hacılar Canterbury'de Aziz Thomas Becket'in türbesine gitmektedir. Farklı zümrelerden bu insan topluluğu, okura Orta Çağ'ın en geniş panoramasını sunar.

Hancı Harry Bailly yemekten sonra bir öneride bulunur. Yıldız'ın aktardığına göre her hacı Canterbury'ye giderken iki, dönerken iki hikâye anlatacaktır. En iyi ahlak dersini ve en çok eğlenceyi birlikte veren hikâyeyi anlatan, dönüşte handa, herkesin parasıyla bir akşam yemeği yiyecektir. Hancı da kendi masrafıyla yolculuğa katılıp onlara rehberlik edecektir; kimin yargısına karşı çıkarsa yol boyunca bütün masrafları o ödeyecektir.

Plan büyüktür, ama eser onu tamamlamaz. Yirmi dokuz hacı dörder hikâye anlatacak olsa yüzden fazla hikâye olurdu. Atasoy'a göre eser, hacıların anlattığı yirmi dört hikâyeden oluşur.

Yaygın yanlış«Canterbury Hikâyeleri, planlandığı gibi tamamlanmış bir eserdir.»
Doğrusu

Hancının önerdiği planla eldeki metin arasında büyük bir fark vardır. Yarışma kurallarına göre her hacı dört hikâye anlatacaktı; Atasoy'a göre eserde yirmi dört hikâye bulunur. Eser, bir yolculuğun ve bir yarışmanın yarım kalmış kaydıdır. Bu yarımlık eserin anlamını da etkiler: yarışmayı kimin kazandığını hiç öğrenmeyiz.

Hancının kimliği de ilginçtir. Yıldız'ın aktardığına göre Manly ve Malone, Chaucer'ın Southwark'taki Tabard Hanı'nın «Henri Bayliff» adlı gerçek bir hancısından esinlenmiş olabileceğini düşünür. Kurmaca ile gerçek, çerçevenin daha ilk adımında birbirine karışır.

Ana anlatı — Hancının düzeni

Yıldız'a göre Bailly kendi hikâyesini hiç anlatmaz, ama eserin çerçevesi odur: rehber, lider, yargıç, eleştirmen ve yönetici. Sabah olunca hacıları bir horoz gibi uyandırır, anlaşmayı hatırlatır ve kura çektirir. En kısa çöpü şövalye çeker ve ilk hikâyeyi o anlatır.

Hancının düzeni hemen sınanır. Yıldız'ın aktardığına göre şövalyenin hikâyesinden sonra hancı sözü keşişe vermek ister. Ama sarhoş değirmenci araya girer ve şövalyenin hikâyesine bir karşılık vereceğini söyler. Alfred David bu sahneyi «edebi köylü isyanı» diye adlandırır. Hancının keşişi seçmesi, bazı eleştirmenlere göre onun toplumun üç zümre düzenine bağlı olduğunu gösterir; değirmencinin araya girmesi ise bu düzenin nasıl bozulduğunu.

Bu noktada eleştirmenler ikiye ayrılır. Yıldız'ın aktardığı bir görüşe göre Chaucer Orta Çağ toplumunun ortak inancını korur ve üç zümre düzenine sadık kalır; Gerald Morgan ve Donald Howard bu görüştedir. Başka bir görüşe göre ise Chaucer üç zümrenin silikleşmesine ve yeni orta kesimin yükselişine dikkat çeker; Derek Brewer, Helen Phillips ve David Aers bu yorumu savunur.

Hancının kendisi de tartışmalıdır. Yıldız'ın aktardığına göre Scheps ve Pugh onu güçlü, yakışıklı, belki kahramanca bir erkek, yolculuğun kralı gibi görür. Malone ise onu bir kabadayı, bir soytarı, hac yolunu zar zor bir arada tutan ve güldürü sağlayan bir sonradan görme olarak tanımlar. Yıldız'ın kendi okuması ikisinin arasındadır: hacıların orkestra şefi olan bu adamın buyurgan konumu, kendi evinde, onu yöneten karısı karşısında sarsılır.

Ana anlatı — Türlerin ve seslerin panoraması

Yarışma, farklı hikâye türlerini bir araya getirir. Atasoy'a göre hikâyelerin kökenlerinde fabliau, romans, saray aşkı geleneği ve aziz efsanesi bulunur. Hacılar kadın ve erkek tasvirlerinden, saray aşkından, şövalyelikten, onurdan ve dine bağlı hayattan söz eder.

235-03'te gördüğümüz saray aşkı da buradadır. Atasoy'a göre Franklin'in anlattığı hikâye bir Breton hikâyesidir, bir romanstır: şövalye Arveragus ile karısı Dorigen eşit ve mutlu bir evlilik sürdürür; ama kocası uzaktayken genç bir yaver, Aurelius, iki yıldır ona âşık olduğunu itiraf eder. Dorigen onu geri çevirir ve ancak kıyıdaki bütün kayaları ortadan kaldırırsa onu seveceğini söyler.

Kadınların bu hikâyelerdeki yeri tartışmalıdır. Atasoy'a göre toplumsal cinsiyetin tasviri hikâyelerde çok önemli bir rol oynar ve kadınların nasıl bastırıldığını ortaya koyar; Franklin'in, Hekim'in ve Hukukçu'nun hikâyelerindeki üç kadın bunun örnekleridir. Ama aynı eserde başka sesler de vardır. Yıldız, hancının buyurgan karısını eserin ünlü kadın hacısı, Bath'lı Kadın'a benzetir. Eser kadınları susturur mu, konuşturur mu? Cevap, hangi hikâyeye ve hangi anlatıcıya bakıldığına göre değişir.

Metin anı

Genel Önsöz'ün açılışından, Skeat'in Orta İngilizce edisyonuyla:

Whan that Aprille with his shoures sote
The droghte of Marche hath perced to the rote,
[...]
Than longen folk to goon on pilgrimages
[...]
And specially, from every shires ende
Of Engelond, to Caunterbury they wende,
The holy blisful martir for to seke,
That hem hath holpen, whan that they were seke.

«Nisan tatlı yağmurlarıyla mart kuraklığını köküne kadar deldiğinde [...] işte o zaman insanlar hacca gitmeye can atar; özellikle İngiltere'nin her ilinin ucundan, hasta olduklarında kendilerine yardım etmiş kutsal, mübarek şehidi aramak için Canterbury'ye giderler.»

Hancının yarışma önerisinden:

That ech of yow, to shorte with your weye,
In this viage, shal telle tales tweye,
To Caunterbury-ward, I mene it so,
And hom-ward he shal tellen othere two,

«Her biriniz, yolunuzu kısaltmak için, bu yolculukta Canterbury'ye doğru iki hikâye anlatacak; dönüş yolunda da iki hikâye daha.»

Ve anlatıcının kendisi bir hikâye anlatmaya başladığında hancının araya girişi:

Sir, at o word, thou shalt no lenger ryme.
Lat see wher thou canst tellen aught in geste,
Or telle in prose somwhat at the leste
In which ther be som mirthe or som doctryne.

«Bayım, tek sözle: artık kafiye yapmayacaksın. Bakalım destan biçiminde bir şey anlatabilecek misin; ya da en azından düzyazıyla, içinde biraz eğlence ya da biraz öğüt olan bir şey anlat.»

Açılış bir bahar tablosuyla başlar: yağmur, rüzgâr, filizler, gece boyu şarkı söyleyen kuşlar. Doğa uyanınca insanlar da harekete geçer. Ama cümlenin sonu bir hastalığa varır: insanlar Canterbury'ye, hasta olduklarında kendilerine yardım etmiş şehidi aramaya gider. Bahar ile hastalık, kutsal ile bedensel aynı cümlede yan yana durur. Eserin bütün tonu bu ilk cümlede vardır.

İkinci parça, bu kutsal yolculuğa bir oyun kurar. Hac bir ibadettir, ama hancı onu yolu kısaltmak için bir yarışmaya çevirir; ödül de bir akşam yemeğidir. Kutsal amaç ile dünyevi keyif, en başından birbirine karışır.

Üçüncü parça eserin en ironik anıdır. Hancının susturduğu anlatıcı, «ben» diye konuşan Chaucer'ın kendisidir. Yıldız'ın aktardığına göre hancı ondan önce neşeli bir hikâye ister, sonra kafiyesini beğenmeyip onu keser ve düzyazıyla eğlenceli ya da öğretici bir şey anlatmasını ister. İngiliz edebiyatının «babası» sayılan şair, kendi eserinin içinde bir hancı tarafından kötü şair diye susturulur.

Cevap ve bağlantı

Hikâye anlatan bir kalabalık bir toplumu olduğu gibi mi gösterir? Canterbury Hikâyeleri'nin cevabı ikilidir. Bir yandan eser, Yıldız'ın deyişiyle Orta Çağ'ın en geniş panoramasını sunar: şövalyeden değirmenciye, rahibeden Bath'lı kadına. Öte yandan bu panorama bir hancının kurallarına göre düzenlenir: kura çekilir, sıra verilir, hikâyeler yargılanır, kimi susturulur. Ama düzen her seferinde bozulur: sarhoş değirmenci araya girer, anlatıcı susturulur, plan yarıda kalır. Eser, düzen ile karmaşa arasındaki bu gerilimden canlılığını alır.

Tartışmalar da bu gerilimi yansıtır. Kimine göre Chaucer üç zümre düzenini korur, kimine göre onun çözülüşünü gösterir. Kimine göre hancı bir kahraman, kimine göre bir soytarıdır. Kimine göre kadınlar bastırılır, kimine göre eser onlara da ses verir. Chaucer'ın ironisi, bu soruların hiçbirine tek bir cevap vermez.

Türk okuru bu esere tanıdık bir kapıdan girer. Hikâyeleri bir çerçeve içinde anlatma geleneği, 003-01'de Şehrazat'ta ve 234-03'te Kelile ve Dimne'de gördüğümüz gibi Doğu edebiyatlarında da köklüdür. Eserin Türkçesini Nazmi Ağıl yapmıştır; Yapı Kredi Yayınları basar.

Kapanış kancası

Chaucer'ın hacıları Canterbury yolunda hikâye anlatırken, Dante'nin öte dünya yolculuğu çoktan Avrupa'nın her yerinde okunuyordu. Ama Dante'nin haritası nereden gelmişti? Bir İspanyol bilgini, yirminci yüzyılın başında, bu haritayla İslam dünyasının çok eski bir gece yolculuğu anlatısı arasında şaşırtıcı benzerlikler bulduğunu ileri sürdü. Bir şair, başka bir dinin öte dünya tasavvurundan beslenmiş olabilir mi?

Özet kartı

  1. Geoffrey Chaucer (1342/43-1400), eserlerinde yalnızca İngilizceyi kullandığı için İngiliz edebiyatının «babası» sayılır. Canterbury Hikâyeleri'nde Southwark'taki Tabard Hanı'nda buluşan yirmi dokuz hacı, Canterbury'deki Aziz Thomas Becket'in türbesine gider.
  2. Hancı Harry Bailly, her hacının gidişte ve dönüşte ikişer hikâye anlatacağı bir yarışma önerir; en iyi hikâyeye bir akşam yemeği ödül olacaktır. Ama eserde, Atasoy'a göre, yirmi dört hikâye vardır: plan yarım kalmıştır.
  3. Yıldız'a göre Bailly eserin çerçevesidir: rehber, lider, yargıç ve eleştirmen. Bazı eleştirmenler onu kahraman, bazıları soytarı olarak görür. Chaucer'ın üç zümre düzenini koruyup korumadığı da tartışmalıdır.
  4. Atasoy'a göre hikâyelerin kaynakları fabliau, romans, saray aşkı ve aziz efsanesidir; toplumsal cinsiyet tasviri kadınların bastırılmasını ortaya koyar. Yıldız ise hancının buyurgan karısını Bath'lı Kadın'a benzetir.
  5. Eserin en ironik anında hancı, «ben» diye konuşan anlatıcı-hacıyı, yani Chaucer'ın kendisini, kafiyesini beğenmeyip susturur. Türkçe çevirisi Nazmi Ağıl'ındır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Genel önsözGeneral PrologueHacıların tek tek tanıtıldığı ve hikâye yarışmasının önerildiği açılış bölümü
Hikâye yarışmasıTale-telling contestHer hacının gidişte ve dönüşte ikişer hikâye anlattığı, en iyisinin ödüllendirileceği oyun
Üç zümreThree estatesOrta Çağ toplumunun din adamları, soylular ve halk olarak üçe ayrılması
FabliauFabliauGündelik hayattan, kurnazlık ve aldatma üzerine kurulu kısa, kaba güldürü hikâyesi
Anlatıcı-hacıChaucer the pilgrimEserde «ben» diye konuşan, hacılardan biri olan ve yazarla bir tutulmayan anlatıcı

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Canterbury Hikâyeleri'nin çerçevesi nedir? Hacılar nerede buluşur ve nereye gider?
  2. (Kazanım 1) Hancının önerdiği yarışmanın kuralları nelerdir? Eserin mevcut hâli bu planla nasıl karşılaştırılabilir?
  3. (Kazanım 2) Yıldız'a göre Harry Bailly'nin eserdeki işlevleri nelerdir? Eleştirmenler onu nasıl farklı biçimlerde değerlendirir?
  4. (Kazanım 3) Hikâyelerin kaynakları nelerdir? Chaucer'ın üç zümre düzenine ve kadınlara bakışı üzerine hangi karşıt görüşler vardır?
  5. (Kazanım 4) Genel Önsöz'ün açılışı, yarışma önerisi ve hancının anlatıcıyı susturduğu sahne Chaucer'ın ironisini nasıl gösterir?

Cevaplar

  1. Eserin çerçevesi bir hac yolculuğudur. Anlatıcı, Londra'nın güneyinde Southwark'taki Tabard Hanı'nda bir akşam, rastlantıyla bir araya gelmiş yirmi dokuz hacıyla karşılaşır. Yıldız'a göre hacılar, farklı zümrelerden insanlar olarak, Canterbury'deki Aziz Thomas Becket'in türbesine gitmektedir. Açılışa göre İngiltere'nin her yerinden insanlar, hasta olduklarında kendilerine yardım etmiş bu şehidi aramak için baharda yola çıkar.
  2. Yıldız'ın aktardığına göre her hacı Canterbury'ye giderken iki, dönerken iki hikâye anlatacaktır; en iyi ahlak dersini ve en çok eğlenceyi veren hikâyenin sahibi dönüşte handa herkesin parasıyla yemek yiyecektir. Hancı kendi masrafıyla onlara rehberlik edecek; yargısına karşı çıkan yol masraflarını ödeyecektir. Yirmi dokuz hacı dörder hikâye anlatsa yüzden fazla hikâye olurdu; oysa Atasoy'a göre eserde yirmi dört hikâye vardır. Plan yarım kalmıştır ve yarışmayı kimin kazandığını öğrenmeyiz.
  3. Yıldız'a göre Bailly kendi hikâyesini anlatmaz ama eserin çerçevesidir; rehber, lider, yargıç, eleştirmen ve yönetici rollerini üstlenir, kura çektirir, sıra verir, tartışmaları yatıştırır ve hikâyeler üzerine yorum yapar. Scheps ve Pugh onu güçlü, belki kahramanca bir erkek ve yolculuğun kralı olarak görür; Malone ise hac yolunu zar zor bir arada tutan, güldürü sağlayan bir kabadayı ve soytarı olarak tanımlar. Yıldız'a göre onun buyurgan konumu evde, onu yöneten karısı karşısında sarsılır.
  4. Atasoy'a göre hikâyelerin kaynakları fabliau, romans, saray aşkı geleneği ve aziz efsanesidir. Üç zümre konusunda Yıldız'ın aktardığı bir görüşe göre (Morgan, Howard) Chaucer bu düzene sadık kalır; başka bir görüşe göre (Brewer, Phillips, Aers) düzenin silikleşmesini ve yeni orta kesimin yükselişini gösterir. Kadınlar konusunda Atasoy, Franklin'in, Hekim'in ve Hukukçu'nun hikâyelerindeki kadınlar üzerinden kadınların bastırıldığını ileri sürer; Yıldız ise hancının buyurgan karısını eserin ünlü kadın hacısı Bath'lı Kadın'a benzetir.
  5. Açılış bahar tablosuyla başlar ama cümle bir hastalıkla biter; kutsal hac ile bedensel ihtiyaç aynı cümlede yan yana durur. Yarışma önerisi kutsal bir yolculuğu yolu kısaltmak için bir oyuna ve bir akşam yemeği ödülüne çevirir. En ironik sahnede hancı, «ben» diye konuşan anlatıcıyı, yani Chaucer'ın kendisini, kafiyesini beğenmeyip susturur ve ondan düzyazıyla eğlenceli ya da öğretici bir şey ister. İngiliz edebiyatının babası sayılan şair kendi eserinde kötü şair diye susturulur.

Okuma

  • Geoffrey Chaucer, Canterbury Hikâyeleri, çev. Nazmi Ağıl (Yapı Kredi Yayınları).
  • Nazan Yıldız, «More than a pilgrim less than a wife: Harry Bailly in Geoffrey Chaucer's The Canterbury Tales», RumeliDE 25 (2021).
  • Emrah Atasoy, «Geoffrey Chaucer'ın Canterbury Hikâyeleri Eserinde Toplumsal Cinsiyetin Sorunlu Temsili», Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 45 (2021).
  • W. W. Skeat (ed.), The Canterbury Tales, Project Gutenberg 22120 (Orta İngilizce).
  • Nazmi Ağıl'ın çevirisinde Genel Önsöz'deki hacı portrelerinden üçünü (biri din adamı, biri soylu, biri halktan) seçin. Anlatıcının her birini nasıl övdüğünü ve övgünün içine hangi ironiyi sakladığını not edin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:40 Soğuk açılış: bahar yağmuru altında filizlenen bir kır; gece gözleri açık şarkı söyleyen kuşlar; İngiltere haritasında her yönden Canterbury'ye uzanan yollar; Southwark'ta bir han; akşam yemeğinde yirmi dokuz kişi; ayağa kalkan bir hancı.
  • 1:40–2:10 Büyük soru: bir kalabalığın fotoğrafı ile aynı kalabalığın bir satranç tahtasına dizilmiş hâli.
  • 2:10–3:20 Bağlam: Dante'nin katlara ayrılmış öte dünyasından düz bir İngiliz yoluna geçiş; bir kitabın içinde açılan başka kitaplar; Şehrazat'ın silueti ile bir hancının silueti yan yana.
  • 3:20–6:00 Ana anlatı — Tabard'dan Canterbury'ye: bir türbeye giden atlı hacılar; hancının parmaklarıyla saydığı iki gidiş, iki dönüş hikâyesi; bir hesap tahtasında yüzü aşan bir sayı ile yirmi dört arasındaki boşluk; bir han defterinde gerçek bir hancının adı.
  • 6:00–8:40 Ana anlatı — Hancının düzeni: sabah horoz gibi bağıran bir hancı; kura çöpleri; atının üstünde sallanan sarhoş bir değirmenci; üç katlı bir piramit (dua edenler, savaşanlar, çalışanlar) ve kenarında duran bir orta kesim; bir yanda kral tacı, öbür yanda soytarı külahı.
  • 8:40–11:00 Ana anlatı — Türlerin ve seslerin panoraması: dört raf: fabliau, romans, saray aşkı, aziz efsanesi; kıyıda kayalar ve kayaların ortadan kalkmasını bekleyen bir kadın; susturulan kadın yüzleri ile konuşan bir Bath'lı kadın.
  • 11:00–13:30 Metin anı: Orta İngilizce dizelerin bahar görüntüleri üzerine akması; hancının kuralları bir parşömene yazılır; anlatıcının ağzı açıkken hancının elini kaldırıp onu susturması.
  • 13:30–14:40 Cevap ve bağlantı: düzen ile karmaşa arasında gidip gelen bir sarkaç; Şehrazat, Kelile ve Dimne ve Canterbury Hikâyeleri kapakları; Türkçe bir çeviri cildi.
  • 14:40–15:10 Kapanış kancası: Dante'nin öte dünya haritası; yanına açılan eski bir gece yolculuğu anlatısı; iki harita üst üste biner.

Telaffuz

  • Geoffrey Chaucer: «CEF-ri ÇO-sır»; Canterbury: «KEN-tır-bı-ri»; Southwark: «SA-dık»; Tabard: «TE-bırd»; Thomas Becket: «TO-mıs BE-kit».
  • Harry Bailly: «HE-ri BEY-li»; Arveragus: «ar-ve-RA-gus»; Dorigen: «DO-ri-gın»; Aurelius: «o-Rİ-li-us»; Bath: «BAS».
  • fabliau: «fab-li-YO»; Skeat: «SKİT»; Manly: «MEN-li»; Malone: «mı-LON»; Pugh: «PYU».
  • Nazan Yıldız: «na-ZAN yıl-DIZ»; Emrah Atasoy: «em-RAH a-ta-SOY»; Nazmi Ağıl (çevirmen): «NAZ-mi a-ğıl».
  • Orta İngilizce: «Whan that Aprille»: «uan det ap-Rİ-le»; «shoures sote»: «ŞU-res SO-te».