Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Genji'nin Hikâyesi (Genji Monogatari) on birinci yüzyıl başında, Heian sarayında Murasaki Shikibu tarafından yazıldı. Yazarın gerçek adı bilinmez; «Shikibu» babasının makamından, «Murasaki» büyük olasılıkla romandaki bir kahramandan gelir. Shōshi'nin nedimesiydi; Shirane'ye göre 1014'te öldü.
- Ishiyama tapınağında dolunay altında yazma sahnesi bir efsanedir; onu 1882'de anlatan Suematsu Kenchō bile gerçekliğinin tartışılabilir olduğunu söyler.
- Eser elli dört bölümdür: ilk kırk bir bölüm Genji'nin hayatını, son on üç bölüm yeni kuşağı anlatır. Dört yüzü aşkın kişinin hemen hiçbirinin adı yoktur; kişiler unvanla anılır. Düzyazıya yaklaşık sekiz yüz waka yerleşir.
- Özgün metin günümüze ulaşmadı; bugünkü metinler Kawachi, Aobyōshi ve Beppon öbekleri altında toplanır.
- «İlk roman» sıfatı ölçüte bağlıdır: Watt'ın biçimsel gerçekçiliğine uymaz, iç dünyanın derinliğine göre romana yakındır. Woolf eseri savaşsız, siyasetsiz bir hayat olarak okudu; Suematsu kısmen siyasi saydı. Türkçede Oğuz Baykara'nın on beş yıllık çevirisiyle (2025) okunur.
Kazanımlar
- Murasaki Shikibu'nun hayatını, saraydaki yerini ve Genji'nin Hikâyesi'nin yazılış koşullarını kaynaklara dayanarak anlatabilir; efsaneyi belgelenmiş bilgiden ayırabilir.
- Eserin yapısını (elli dört bölüm, iki kuşak, yaklaşık sekiz yüz waka) ve metnin elyazması gelenekleri içinde nasıl dağıldığını açıklayabilir.
- «Dünyanın ilk romanı» sıfatını roman tanımlarına ve eserin siyasetle ilişkisine dair karşıt yorumlar üzerinden tartışabilir.
- Romanın açılış cümlesini 1882 İngilizcesi ile 2025 Türkçesinde karşılaştırarak kişilerin unvanla anılmasının çevirmene yüklediği sorunu gösterebilir.
Video metni
Soğuk açılış
Bir tapınak, bir tepenin üstünde. Aşağıda uzanan geniş bir göl ve gölün sakin suyunda dolunayın solgun yüzü. Bir kadın bütün gece tapınakta kalıp dua ediyor; yazmaya başlayacağı hikâye için ilahî yardım bekliyor. Gölü seyrettikçe zihni duruluyor, hayal gücü canlanıyor. Aklına bir sürgün hikâyesi düşüyor. İlhamı kaçırmamak için hemen, elinin altındaki bir Budist sutra tomarının arkasına yazıyor.
Bu sahneyi 1882'de, Genji'yi İngilizceye ilk çeviren Japon Suematsu Kenchō anlatır. Ama hemen ardından şunu ekler: bu rivayetlerin gerçekle ne kadar örtüştüğü tartışılabilir; onlar yalnızca kuşaktan kuşağa böyle gelmiş ve halk tarafından böyle inanılmıştır.
Büyük soru
Kişilerinin çoğuna ad bile vermeyen, planı belli olmayan, bin yıllık bir saray anlatısı nasıl oluyor da «dünyanın ilk romanı» diye anılıyor? Ve bu sıfat eser hakkında neyi aydınlatıyor, neyi örtüyor?
Bağlam
106-05'te Japon edebiyatının dönemlerini başkentlerle adlandırdığını, Heian döneminin 794'te başkentin bugünkü Kyoto'ya taşınmasıyla başladığını görmüştük. Genji'nin Hikâyesi bu dönemin sarayında, on birinci yüzyılın başında yazıldı. Japonca adı Genji Monogatari'dir.
Ana anlatı — Bir nedimenin hikâyesi
Yazarın gerçek adını bilmiyoruz. Baykara'nın aktardığına göre doğum yılı kesin değildir, 973 ile 978 arasında olduğu düşünülür. Babası Fujiwara no Tametoki bir eyalet valisiydi ve Törenler Dairesi'nde, Japoncası Shikibu, görev yapmıştı. O dönemde kadınlar sık sık babalarının ya da kocalarının makam adıyla anılırdı; «Shikibu» buradan gelir. «Murasaki» ise mor anlamına gelen bir lakaptır ve Keene'e dayanan Baykara'ya göre büyük olasılıkla romandaki aynı adlı kadın kahramandan geçmiştir.
999'da yaşça büyük bir soyluyla, Fujiwara no Nobutaka'yla evlendi; ertesi yıl kızı doğdu; 1001'de kocası öldü. Baykara'ya göre hikâyeyi bu ani ölümün acısını hafifletmek için yazmaya başladığı düşünülür. İlk bölümler saray çevresinde öyle beğenildi ki 1005 ya da 1006'da saraya çağrıldı. İmparator Ichijō'nun eşi Shōshi'nin nedimesi oldu. Shōshi, naip Fujiwara no Michinaga'nın kızıydı.
Murasaki hikâyeyi sarayda ve saray dışında, boş zamanlarında yazmayı sürdürdü. 1008'den 1010 başına uzanan olayları kendi günlüğüne kaydetti. Shirane'ye dayanan Baykara'ya göre 1013'te hâlâ Shōshi'nin hizmetindeydi ve 1014'te öldü. Yayınevinin yazısı ölüm tarihi için 1014 ile 1025 arasını verir.
Tapınak ve göl sahnesi ise bu belgelere dayanmaz. Suematsu'nun aktardığı geleneğe göre imparatoriçe yeni bir hikâye istemiş, yazar da Ishiyama tapınağında, Biwa gölüne bakan bir gecede ilk olarak sürgün bölümlerini yazmıştır. Suematsu'nun kendisi de 1882'de yazarın ölüm yılını 992 diye verir; oysa günlüğün 1008'den sonraki kayıtları bunun mümkün olmadığını gösterir. Efsane güzeldir, ama çevirmenin kendisi bile onu kanıt diye sunmaz.
Ana anlatı — Elli dört bölüm, dört yüz kişi, sekiz yüz şiir
Eser elli dört bölümdür. Baykara'nın özetine göre ilk kırk bir bölüm Genji'nin hayatını, özellikle aşklarını anlatır. Genji, imparatorun rütbesi düşük ama çok sevdiği bir eşinden doğan, «ışık saçan prens» diye anılan bir oğuldur. Hikâye Genji ile üvey annesi imparatoriçe Fujitsubo arasındaki aşkla başlar, Genji'nin sarayda yükselişini ve düşüşünü, Suma'ya sürgününü ve dönüşünü izler. Genji'nin genç eşi Murasaki'nin ölümüyle bu kısım kapanır. Son on üç bölümde Genji artık yoktur; sahneyi Kaoru, Niou ve Ukifune gibi yeni kuşağın kişileri alır.
Baykara'ya göre romanda dört yüzden fazla kişi vardır ve bunların hemen hiçbirinin kişisel adı yoktur. Adı verilenler genellikle hizmetçiler ya da düşük rütbeli ev halkıdır. Ana kişiler makamlarıyla anılır, makamları değiştikçe adları da değişir. «Chūjō», yani muhafız yüzbaşısı unvanı, hayatlarının bir döneminde on bir ayrı erkek kişi için kullanılır; Genji de bunlardan biridir. Heian okuru bağlamdan kimin kastedildiğini anlıyordu; bugünün okuru bunun için yardıma muhtaçtır.
Düzyazının içine yaklaşık sekiz yüz kısa şiir yerleşir. Baykara'ya göre bunlar beş-yedi-beş-yedi-yedi düzeninde otuz bir heceli tankalardır; diyalog, mektup ya da iç ses işlevi görür.
Yaygın yanlış«Bugün okuduğumuz Genji, Murasaki'nin kaleminden çıkan metnin kendisidir.»
Baykara'ya göre özgün metin günümüze ulaşmadı. Elle kopyalanırken kimi bölümler birleşti, metin zarar gördü ve on üçüncü yüzyıla gelindiğinde pek çok farklı sürüm ortaya çıkmıştı. Bugün eldeki metinler başlıca iki gelenek, Kawachi ve Aobyōshi, ile bu ikisinin dışında kalan bir öbek, Beppon, altında toplanır. Shirane'ye göre Aobyōshi geleneği üslupça daha yoğundur ve büyük olasılıkla asla daha yakındır. Suematsu ise 1882'de son on bölümün, üsluptaki farka bakılarak, başka bir elden, belki yazarın kızından çıktığının varsayıldığını not eder. Okuduğumuz Genji, bin yılın kopyacılarından ve editörlerinden geçmiş bir Genji'dir.
Ana anlatı — «İlk roman» mı, «romans» mı?
Eserin Batı'daki şöhreti bir çeviriyle başladı. Arthur Waley Genji'yi 1925-1933 arasında Londra'da altı cilt hâlinde yayımladı. Baykara'nın De Gruchy'den aktardığına göre eleştirmenler hemen Batı romanında benzerler aradı. New York Times'ta esere «Doğu'nun Tom Jones'u» dendi; başka bir eleştirmen Genji'yi «Doğu'nun Don Juan'ı» ilan edip Murasaki'yi Jane Austen'la karşılaştırdı. Times Literary Supplement ise Murasaki'nin «modern roman»ı yaratmasını bir «mucize» saydı.
«İlk roman» sıfatı bu karşılaştırmalardan beslenir, ama neyin roman sayıldığına bağlıdır. 003-06'da Ian Watt'ın romanı «biçimsel gerçekçilik»le tanımladığını görmüştük: kişilere gerçek adlar, olaylara belirli tarihler ve yerler. Genji bu ölçüte uymaz; imparatorun adı bile verilmez. Ama iç dünyanın inceliği, kuşaklar boyu değişen kişiler ve uzun bir zaman dokusu ölçü alınırsa eser romana çok yakındır. Suematsu 1882'de eseri «romance» diye adlandırmış; olay örgüsünün dağınık, zaman zaman kopuk olduğunu, eserin fazla hacimli olduğunu yazmış ve çevirisinde gereksiz gördüğü kimi pasajları çıkarmıştı. Aynı metin bir çevirmene kusurlu bir romans, başka bir eleştirmene modern romanın mucizesi gibi görünebiliyordu.
Eserin ne anlattığı da tartışmalıdır. Virginia Woolf 1925'te Waley'nin ilk cildi hakkında yazarken, Murasaki'nin dünyasında hayatın vurgusunun savaşa düşmediğine, erkeklerin ilgisinin siyasetin çevresinde dönmediğine hayran kalıyordu. Suematsu ise tam tersini söylemişti: gerçek gücün Fujiwara ailelerinde toplandığı, kızlarının siyasi araç olarak kullanıldığı bir sarayda yazılan bu eser, dikkatle okununca kısmen siyasi bir eserdir. Metin iki okumaya da malzeme verir: Genji'nin sürgünü bir aşk hikâyesinin sonucu olduğu kadar saray içindeki güç dengesinin de sonucudur.
Genji'nin İngilizcede, Baykara'nın deyişiyle, üç tam çevirisi vardır. Seidensticker 1976'daki çevirisinin girişinde Waley'nin çevirisinin «çok serbest» olduğunu, cesaretle kısalttığını ve ayıkladığını, otuz sekizinci bölümü bütünüyle atladığını yazar. Royall Tyler 2001'de, Baykara'nın incelediği kırk altıncı bölümde, kişileri Waley ve Seidensticker gibi lakaplarıyla değil, asıldaki unvanlarıyla anmayı seçti.
Metin anı
Romanın ilk cümlesi, Suematsu'nun 1882 İngilizcesinden bizim çevirimizle:
Adı bize bilinmeyen bir İmparatorun hükümdarlığında, sarayın Niogo ve Koyi'leri arasında, yüksek soydan olmadığı hâlde hükümdarın bütün gözdeliğini kazanmış biri vardı. Bu yüzden, her biri «o ben olacağım» diye düşünmüş olan üstleri ona küçümseyerek, kin dolu gözlerle bakıyor, eşitleri ve altındakiler ise daha da çok öfkeleniyordu.
Aynı açılış, bin yıl sonra, Oğuz Baykara'nın Türkçesinde:
Ülkelerden birinde İmparator, aristokrat sınıftan olmayan bir kadına aşık olmuştu, onu bütün diğer kadınlardan daha fazla, daha çılgıncasına seviyordu.
Suematsu, girişinde, Genji'nin ağzından romanın kendini savunduğu bir pasajı da aktarır:
Sıradan tarihler olayların salt kayıtlarıdır ve çoğunlukla tek yanlı ele alınır; toplumun gerçek hâlini göstermezler. Oysa hikâyelerin asıl dolaştığı alan tam da budur. Hikâyeler kurmacadır elbette, ama her zaman salt uydurma da değildir.
İlk cümlede kimsenin adı yoktur. «Adı bize bilinmeyen bir İmparator», «biri», «üstleri», «eşitleri». Kişiler yalnızca birbirlerine göre konumlarıyla vardır: kim yukarıda, kim aşağıda, kim kimi kıskanıyor. Watt'ın romanında adlar gerçeklik yaratıyordu; Genji'de gerçekliği rütbe ağı yaratır. Genji'nin annesi bile bölümün adını aldığı odayla, Kiritsubo, yani Pavlonya Odası ile anılacaktır.
Türkçe cümle aynı sahneyi başka bir yoldan kurar. «Niogo» ve «Koyi» gibi yabancı unvanlar kaybolur, yerlerine «aristokrat sınıftan olmayan bir kadın» gelir. Türk okuru saray hiyerarşisinin ayrıntısını değil, sevginin bir kural çiğnediğini hemen anlar. Bu, çevirmenin seçimidir: yabancılığı korumak yerine anlamı öne çıkarmak.
Üçüncü parça ise eserin kendi poetikasıdır. Murasaki, roman savunusunu bir kahramanının ağzına koyar: kurmaca, tarihin göremediğini gösterir. Roman ile tarih arasındaki eski soru burada, bir kahramanın ağzında, çoktan sorulmuştur.
Cevap ve bağlantı
Adsız kişilerle, planı belirsiz bir anlatı nasıl «ilk roman» sayılır? Cevap kısmen ölçüte bağlıdır. Watt'ın biçimsel gerçekçiliği ölçü alınırsa Genji bu kalıba uymaz; iç dünyanın derinliği, kuşaklar boyu değişen kişiler ve kurmacanın kendi değerini savunması ölçü alınırsa romana çok yakındır. Sıfat, eserin Batı'ya bir karşılaştırmayla, Tom Jones'la ve Austen'la girdiğini de gösterir. Aydınlattığı şey eserin büyüklüğüdür; örttüğü şey ise onun kendi geleneği, yani monogatari, waka alışverişi ve unvanlarla örülü bir saray dünyasıdır.
Bu dünya Türkçeye 2025'te ulaştı. Yayınevinin yazısına göre Oğuz Baykara çeviri önerisini 1998-2002 arasında Japonya'da doktora yaparken tez danışmanından aldı. 2009'da başladığı çeviriyi Seidensticker'in İngilizcesini temel alarak 2011'de bitirdi; sonraki yıllarda metni kaynak metinlerle karşılaştırıp düzeltti, 2016'da Kyoto'da klasik Japonca eğitimi alarak şiirleri yeniden gözden geçirdi. On beş yıla yayılan bu emek, 27 Ocak 2025'te VakıfBank Kültür Yayınları'ndan iki cilt ve 1.436 sayfa olarak çıktı. Genji'nin İngilizce yeniden çevirilerini inceleyen bir çeviribilimci, eserin ilk Türkçe çevirisini de yapmış oldu.
Kapanış kancası
Genji'de sekiz yüz şiir düzyazının içinde yaşar; her biri otuz bir hecedir. Yüzyıllar sonra aynı ülkede bir gezgin şair, yalnızca on yedi heceyle bir mevsimi, bir sesi, bir anı yakalamaya çalışacaktı. Bu kadar az sözle ne kadar çok şey söylenebilir?
Özet kartı
- Genji'nin Hikâyesi (Genji Monogatari) on birinci yüzyıl başında, Heian sarayında Murasaki Shikibu tarafından yazıldı. Yazarın gerçek adı bilinmez; «Shikibu» babasının makamından, «Murasaki» büyük olasılıkla romandaki bir kahramandan gelir. Shōshi'nin nedimesiydi; Shirane'ye göre 1014'te öldü.
- Ishiyama tapınağında dolunay altında yazma sahnesi bir efsanedir; onu 1882'de anlatan Suematsu Kenchō bile gerçekliğinin tartışılabilir olduğunu söyler.
- Eser elli dört bölümdür: ilk kırk bir bölüm Genji'nin hayatını, son on üç bölüm yeni kuşağı anlatır. Dört yüzü aşkın kişinin hemen hiçbirinin adı yoktur; kişiler unvanla anılır. Düzyazıya yaklaşık sekiz yüz waka yerleşir.
- Özgün metin günümüze ulaşmadı; bugünkü metinler Kawachi, Aobyōshi ve Beppon öbekleri altında toplanır.
- «İlk roman» sıfatı ölçüte bağlıdır: Watt'ın biçimsel gerçekçiliğine uymaz, iç dünyanın derinliğine göre romana yakındır. Woolf eseri savaşsız, siyasetsiz bir hayat olarak okudu; Suematsu kısmen siyasi saydı. Türkçede Oğuz Baykara'nın on beş yıllık çevirisiyle (2025) okunur.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Monogatari | Monogatari (tale) | Heian döneminde düzyazı ile şiiri karıştıran uzun anlatıların genel adı |
| Waka | Waka / tanka | Beş-yedi-beş-yedi-yedi düzeninde otuz bir heceli uyaksız kısa Japon şiiri |
| Nedime | Lady-in-waiting (nyōbō) | İmparatoriçeye ya da soylu bir hanıma hizmet eden, çoğu zaman eğitimli saray kadını |
| Unvanla anılma | Appellation | Bir kişinin adıyla değil makamı, rütbesi ya da oturduğu yerle anılması |
| Yeniden çeviri | Retranslation | Daha önce aynı dile çevrilmiş bir eserin yeniden çevrilmesi |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Murasaki Shikibu adı nereden gelir? Yazarın saraya girişini ve hikâyeyi yazma koşullarını Baykara'nın aktardıklarına göre anlatın.
- (Kazanım 1) Ishiyama efsanesi nedir ve neden belgelenmiş bilgiden ayrı tutulmalıdır?
- (Kazanım 2) Eserin yapısını anlatın. Özgün metin bugüne nasıl ulaştı?
- (Kazanım 3) «Dünyanın ilk romanı» sıfatı hangi ölçüte göre doğru, hangisine göre tartışmalıdır? Woolf ile Suematsu eserin siyasetle ilişkisi konusunda nasıl ayrılır?
- (Kazanım 4) Açılış cümlesini Suematsu'nun İngilizcesi ile Baykara'nın Türkçesinde karşılaştırın. Kişilerin adsız olması ve unvanla anılması çevirmene ne gibi bir sorun yükler?
Cevaplar
- «Shikibu», babası Fujiwara no Tametoki'nin görev yaptığı Törenler Dairesi'nin adıdır; kadınlar o dönemde babalarının ya da kocalarının makam adıyla anılırdı. «Murasaki» mor anlamına gelen bir lakaptır ve Keene'e dayanan Baykara'ya göre büyük olasılıkla romandaki aynı adlı kahramandan gelir. Yazar 999'da Nobutaka'yla evlendi, 1001'de kocası öldü; hikâyeyi bu acıyı hafifletmek için yazmaya başladığı düşünülür. İlk bölümler beğenilince 1005 ya da 1006'da saraya çağrıldı ve Michinaga'nın kızı imparatoriçe Shōshi'nin nedimesi oldu; hikâyeyi boş zamanlarında yazmayı sürdürdü.
- Suematsu'nun aktardığı geleneğe göre imparatoriçe yeni bir hikâye istemiş, yazar Ishiyama tapınağında Biwa gölüne bakan bir gecede ilhama kavuşup önce sürgün bölümlerini bir sutra tomarının arkasına yazmıştır. Bu anlatı kuşaktan kuşağa aktarılmış bir rivayettir; Suematsu'nun kendisi de gerçekle ne kadar örtüştüğünün tartışılabilir olduğunu söyler. Aynı giriş yazarın ölüm yılını 992 verir; oysa günlüğün 1008 sonrasına uzanan kayıtları bunu olanaksız kılar. Bu, tek bir kaynağın bile efsane ile belgeyi yan yana taşıyabileceğini gösterir.
- Elli dört bölümün ilk kırk biri Genji'nin hayatını anlatır: üvey annesi Fujitsubo'yla aşkı, saraydaki yükselişi ve düşüşü, Suma'ya sürgünü, dönüşü ve eşi Murasaki'nin ölümü. Son on üç bölümde sahneyi Kaoru, Niou, Ukifune gibi yeni kuşak alır. Dört yüzü aşkın kişi hemen hiç kişisel ad taşımaz; düzyazıya yaklaşık sekiz yüz waka yerleşir. Özgün metin kaybolmuştur; elle kopyalanırken bölümler birleşmiş, on üçüncü yüzyılda pek çok sürüm oluşmuştur. Bugünkü metinler Kawachi, Aobyōshi ve Beppon öbeklerine ayrılır; Shirane'ye göre Aobyōshi asla daha yakındır.
- Watt'ın biçimsel gerçekçiliği, yani gerçek adlar, belirli tarih ve yerler ölçü alınırsa Genji romana uymaz; imparatorun adı bile yoktur. İç dünyanın inceliği, kuşaklar boyu değişen kişiler ve kurmacanın kendi değerini savunması ölçü alınırsa romana çok yakındır. Sıfat ayrıca eserin Batı'ya Tom Jones, Don Juan ve Austen karşılaştırmalarıyla girdiğini gösterir. Woolf eserde hayatın vurgusunun savaşa ve siyasete düşmediğini söyler; Suematsu ise Fujiwara ailelerinin kızlarını siyasi araç olarak kullandığı bir sarayda yazılan eserin kısmen siyasi olduğunu savunur. Genji'nin sürgünü iki okumaya da malzeme verir.
- Suematsu'nun cümlesinde kimsenin adı yoktur: «adı bize bilinmeyen bir İmparator», «biri», «üstleri», «eşitleri»; kişiler yalnızca birbirlerine göre konumlarıyla vardır ve Suematsu «Niogo», «Koyi» gibi Japonca unvanları korur. Baykara'nın Türkçesi bu unvanları «aristokrat sınıftan olmayan bir kadın» ifadesiyle karşılar ve sevginin bir kuralı çiğnediğini doğrudan gösterir. Çevirmen ya unvanları koruyup okuru yabancı bir rütbe ağına sokar ya da anlamı öne çıkarıp o ağı gizler. Baykara'nın makalesine göre Tyler asıldaki unvanlara bağlı kalırken Waley ile Seidensticker kişileri lakaplarıyla anar.
Okuma
- Murasaki Shikibu, Genji'nin Hikâyesi I-II, çev. Oğuz Baykara (İstanbul: VakıfBank Kültür Yayınları, 2025).
- Oğuz Baykara, «Three English Retranslations of The Tale of Genji / Genji'nin Hikâyesi ve Üç İngilizce Yeniden Çevirisi», RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi 30 (2022), s. 1468-1486.
- Suematsu Kenchō'nun çevirisine girişi ve ilk bölümler, Epiphanius Wilson (ed.), Japanese Literature (1900), Project Gutenberg.
- Türkçe çevirinin ilk bölümünü, «Pavlonya Sarayı»nı okuyun. Kişilerin nasıl anıldığını not edin: kim adıyla, kim unvanıyla, kim oturduğu yerle anılıyor? Bu anılma biçimi kişiler arasındaki ilişkiyi nasıl görünür kılıyor?