İçeriğe geç

Ünite EDB-234-03 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Panchatantra

EDB-234 Hint, Çin ve Japon Klasikleri

2.298 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 11 dk

  • nîti
  • ara hikâye
  • telif-tercüme
  • Beydebâ
  • gezgin metin
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Ryder'ın çevirdiği çerçeve hikâyede Vişnuşarman, bir kralın cahil üç oğlunu altı ayda akıllandırmak için beş kitap ezberletir; Panchatantra «Beş Kitap» demektir. Tarihi tartışmalıdır: Hertel'e göre MÖ 200 civarı Keşmir, Karaismailoğlu'na göre muhtemelen üçüncü yüzyıl.
  2. Ryder'a göre her kitap bir çerçeve hikâye ve onun kişilerinin anlattığı çok sayıda ara hikâyeden oluşur; birinci kitapta aslan ile öküzün bozulan dostluğunun içinde otuz kadar ara hikâye vardır ve çoğunu iki çakal anlatır.
  3. Ryder'a göre Panchatantra bir nîti kitabıdır: akıllıca yaşama sanatı, azizliği bir kenara bırakıp toplum içinde güvenlik, dost seçimi ve dolandırıcıları alt etme üzerine kurulur. Karaismailoğlu'na göre konusu ailevî ve siyasî terbiyedir.
  4. Karaismailoğlu'na göre Bürzûye 560 civarında Pehlevîce bir telif-tercüme yaptı; İbnü'l-Mukaffa onu Arapçaya aktardı ve dünya dillerindeki çevirilerin hemen tamamı bu metne dayanır. Farsçada Nasrullah-ı Şîrâzî ve Kâşifî'nin Envâr-ı Süheylî'si ünlendi; hikâye sayısı altmış sekizden 108'e çıktı.
  5. Türkçede ilk çeviriler on dördüncü yüzyıla gider; en ünlüsü Ali Çelebi'nin Kanunî'ye sunduğu Hümâyûnnâme'dir. Ömer Rıza Doğrul, Topaloğlu ile Karaman ve Kemal Çağdaş'ın Pançatantra Masalları kitabı yeniden Türkçeye taşıdı.

Kazanımlar

  • Panchatantra'nın çerçeve hikâyesini, beş kitabını ve iç içe geçen ara hikâye yapısını açıklayabilir.
  • Nîti kavramını ve bu masalların öğrettiği «akıllıca yaşama sanatı»nı tartışabilir.
  • Panchatantra'nın Sanskritçeden Pehlevîceye, Arapçaya, Farsçaya ve Türkçeye uzanan yolculuğunu ve her durakta nasıl değiştiğini anlatabilir.
  • Çerçeve hikâyeden ve bir masaldan kısa parçaları yakından okuyup Kelile ve Dimne geleneğinin Türk okuruna ulaşma yollarını gösterebilir.

Video metni

Soğuk açılış

Güney Hindistan'da bir kent. Bilgili, saygın bir kralın üç oğlu var. Ryder'ın çevirisindeki çerçeve hikâyeye göre üçü de koyu cahildir ve okumaya düşmandır. Kral danışmanlarını toplar. Biri, dilbilgisini öğrenmenin tek başına on iki yıl sürdüğünü söyler. Hayat kısadır; bir kısa yol bulunmalıdır.

Seksen yaşında bir Brahman öne çıkar. Adı Vişnuşarman. Kral ona yüz toprak bağışı önerir. Yaşlı adam parayı reddeder: altı ayda prensleri akıllıca yaşama sanatının ustası yapamazsa, adını bırakacağına söz verir.

Prensleri evine götürür ve onlara beş kitap ezberletir. Kitaplarda hemen hiç insan yoktur. Aslanlar, öküzler, kargalar, baykuşlar, maymunlar ve iki kurnaz çakal vardır.

Büyük soru

Aslanları ve çakalları konuşturan bir kitap, prenslere nasıl yönetmeyi öğretebilir? Ve aynı kitap, dilden dile çevrildikçe nasıl hem aynı kalır hem de her durakta başka bir kitaba dönüşür?

Bağlam

EDB-110-02'de Kelile ve Dimne'yi bir fabl örneği olarak görmüştük. Şimdi o kitabın Hint köküne ve oradan başlayan yolculuğuna iniyoruz.

Kitabın ne zaman yazıldığı tartışmalıdır. Ryder'ın aktardığına göre metni yayımlayan Alman bilgin Hertel, özgün eserin MÖ 200 civarında Keşmir'de yazıldığını düşünür; o tarihte hikâyelerin birçoğu zaten eskiydi. Hertel Hindistan'da yirmi beşten az olmayan farklı sürüm sayar. Ryder'ın çevirdiği metin ise geç bir sürümdür, 1199 tarihlidir. Karaismailoğlu ise Pançatantra'nın muhtemelen üçüncü yüzyılda, bir Hint hükümdarının oğullarını eğitmekle görevlendirdiği bir Vişnu rahibi tarafından hazırlandığını yazar. İki tarih arasında birkaç yüzyıl vardır; ikisinin de ortak noktası, kitabın bir eğitim kitabı olarak doğmuş olmasıdır.

Ana anlatı — Beş kitap, iç içe masallar

Ryder'ın çerçeve hikâyesine göre Vişnuşarman'ın beş kitabı şunlardır: «Dostların Kaybı», «Dostların Kazanılması», «Kargalar ve Baykuşlar», «Kazançların Kaybı» ve «Düşünülmeden Yapılan İş». Panchatantra adı da «Beş Kitap» demektir.

Kitabın asıl zekâsı yapısındadır. Ryder'a göre her kitap bağımsızdır ve bir çerçeve hikâyeden, bu hikâyenin kişilerinin uygun anlarda anlattığı çok sayıda ara hikâyeden oluşur.

Birinci kitap bir sarayın içini gösterir. Ryder'ın çevirisinde bir aslanın maiyetinde iki çakal vardır; danışman oğullarıdır, ama işsizdirler. Biri öteki ile konuşurken bir sözü, bir atasözünü, bir örneği hemen bir hikâyeye bağlar. Öteki «Bu nasıl oldu?» diye sorar ve yeni bir masal başlar. Kitap, bir tartışmanın içinde açılan masallarla ilerler. Her masal bir argümandır.

Bu yapı, bu ünitede gördüğümüz Binbir Gece'yi hatırlatır. Orada Şehrazat ölümü ertelemek için hikâye anlatıyordu; burada hayvanlar bir kararı etkilemek için. Hikâye hem bir kalkan hem bir silahtır.

Ana anlatı — Nîti: akıllıca yaşamak

Panchatantra ne öğretir? Ryder cevabı tek bir kavramla verir.

Ryder'a göre nîti, bir aziz gibi yaşama olasılığını düşünüp bir kenara bırakmayı gerektirir. Ancak toplum içinde yaşayan biri tarafından uygulanabilir ve insanlar dünyasında hayattan olabildiğince çok sevinç nasıl çıkarılır sorusuna bir cevaptır. Temeli güvenliktir: fareyseniz, evinizde kedinin pençesinin yetişemeyeceği köşeler olmalıdır. Ryder'a göre dünya dolandırıcılarla doludur ve akıllı biri onların düzeleceğini ummaz; ama dolandırıcılık doğası gereği aptalcadır, bu yüzden yenilebilir.

Bu, bir peygamberin değil, bir danışmanın ahlakıdır. Karaismailoğlu da Kelile ve Dimne'nin konusunun daha çok ailevî ve siyasî terbiye olduğunu, yeri geldikçe bireysel ahlaka da değindiğini yazar. Kitap, prenslere iyi olmayı değil, ayakta kalmayı, dost seçmeyi, düşmanı tanımayı ve aceleci davranmamayı öğretir.

Yaygın yanlış«*Panchatantra* çocuklar için yazılmış, basit ahlak dersleri veren bir hayvan masalları kitabıdır.»
Doğrusu

Kaynaklarımız bunu doğrulamaz. Ryder'ın çerçeve hikâyesine göre kitap, bir kralın oğullarına yönetme ve yaşama sanatını öğretmek için yazılmıştır. Karaismailoğlu'na göre konusu ailevî ve siyasî terbiyedir. Ryder'a göre öğrettiği nîti bir azizlik ahlakı değil, dünyada akıllıca yaşamanın, güvenliği sağlamanın ve dolandırıcıları alt etmenin sanatıdır. Hayvanlar bir çocuk süsü değil, siyasetin sert gerçeklerini güvenli bir mesafeden anlatmanın aracıdır.

Ana anlatı — Bir kitabın yolculuğu

Panchatantra'nın yolculuğu bir hikâyeyle başlar. Karaismailoğlu'na göre Arapça Kelile ve Dimne'nin önsözünde, Sâsânî hükümdarı Hüsrev Enûşirvân tabip Bürzûye'yi Hindistan'a gönderir. Bürzûye birçok tehlikeden sonra sarayın hazinesindeki kitabı gizlice kopyalar ve İran'a getirip Pehlevîceye çevirir.

Karaismailoğlu'nun aktardığı ikinci rivayet daha da güzeldir. Firdevsî'nin Şehname'sinde de yer alan bu rivayete göre Bürzûye, Hindistan'da ölüyü dirilten bir bitkinin yetiştiği bir dağ olduğunu duyar. Bitkiyi bulamayınca yaşlı bir Hintli bilgeye başvurur. Bilge, bunun eskilerin sembollü bir sözü olduğunu söyler: dağlar bilginlerdir, ilaç şifa veren sözdür, ölü ise bilginlerin nefesiyle canlanan cahillerdir. Aradığı şey, hükümdarın hazinesindeki bir kitaptadır.

Karaismailoğlu'na göre Pehlevîce metin 560 civarında oluştu ve bugün mevcut değildir. On yıl kadar sonra Süryaniceye çevrildi. İbnü'l-Mukaffa'nın Arapça çevirisi ise sonraki bütün yolculuğun kaynağı oldu: dünya dillerine yapılan Kelile ve Dimne çevirilerinin hemen tamamı bu metne dayanır. Arapçada kitap bir filozof ile bir hükümdarın konuşması biçimini aldı.

Her durakta kitap değişti. Karaismailoğlu'na göre İbnü'l-Mukaffa'nın çevirisinde altmış sekiz hikâye vardır; Farsçada Nasrullah-ı Şîrâzî'nin çevirisinde altmış; Herat'ta Hüseyin Vâiz-i Kâşifî'nin yeni bir üslupla yeniden yazdığı Envâr-ı Süheylî'de ise 108. Kâşifî'nin eseri Nasrullah'ınkini gölgede bırakacak kadar ilgi gördü.

Metin anı

Çerçeve hikâyede kral, cahil oğulları hakkında danışmanlarına bir atasözü söyler. Ryder'ın çevirisinden bizim Türkçemizle:

Doğmamış, ölmüş ya da budala oğullardan, doğmamış ya da ölmüş olanı yeğdir: onlar biraz acı verir, kuşkusuz; ama budalalar bir ömür boyu.

Danışmanlardan biri kısa yolu savunur:

Sözel bilimin sonu olmadığına, hayat kısa ve engeller yakın olduğuna göre, özü seçip sağlamca belleğe yerleştirmek gerek; tıpkı suyla karışmış sütten sütü ayıran kuğular gibi.

Ve Vişnuşarman kralın yüz toprak bağışı teklifine cevap verir:

Ben iyi bilgiyi yüz toprak bağışına satacak adam değilim. Ama bu oğlanları altı ay içinde akıllıca yaşama sanatıyla tanıştıramazsam, kendi adımı bırakırım.

Kralın atasözü sert ve acımasızdır. Bir baba, budala oğullarını ölü oğullara tercih etmeyeceğini söyler. Bu cümle kitabın tonunu baştan belirler: Panchatantra duygusal değil, pratik bir kitaptır. Bir krallık, budala bir veliahdı kaldıramaz.

Danışmanın kuğu benzetmesi ise kitabın kendi yöntemini anlatır. Atasözüne göre kuğu sütü sudan ayırabilir; kitap da bütün bilgiyi değil, özünü verecektir. Beş kitap, on iki yıllık bir dilbilgisi eğitiminin yerini tutacaktır. Bu, bir eğitim felsefesidir: az ama öz, sistem değil örnek.

Vişnuşarman'ın cevabı hem gururlu hem esprilidir. Bilgiyi satmaz; bir iddiaya girer. Ryder'ın çevirisinde yaşlı adam sözünü, başaramazsa kralın kendisini aşağılayabileceği kaba bir şakayla bitirir ve kral hayrete düşer. Bilgin, sarayın ciddiyetini bir şakayla deler. Bu, kitabın kendi tavrıdır: hayvanlar, atasözleri ve nükteler aracılığıyla ciddi bir şey öğretmek.

Cevap ve bağlantı

Aslanları ve çakalları konuşturan bir kitap prenslere nasıl yönetmeyi öğretir? Kaynaklarımıza göre mesafe yaratarak. Bir aslanın sarayındaki iki çakalın entrikası, gerçek bir saraydaki bir danışmanın entrikasından daha güvenle konuşulabilir. Ara hikâyeler her kararı bir tartışmaya, her tartışmayı bir örneğe çevirir. Nîti, bir azizlik değil, akıllıca yaşama sanatıdır.

Kitap nasıl hem aynı kaldı hem değişti? Her çevirmen onu kendi sarayına göre yeniden kurdu. Vişnuşarman'ın yerini Beydebâ aldı; Hint kralının yerini Debşelîm. Hikâye sayısı altmışlardan yüz sekize çıktı. Karaismailoğlu'na göre Mevlânâ'dan La Fontaine'e kadar sayısız yazara kaynaklık etti; Ryder da La Fontaine'in önemli kaynaklarından birini bu kitapta tanıyacağımızı söyler.

Türk okuru bu kitabı hem Osmanlı sarayında hem Cumhuriyet'in Hindoloji kürsüsünde tanıdı. Karaismailoğlu'na göre ilki on dördüncü yüzyıla ait olmak üzere birçok Türkçe çevirisi vardır; en ünlüsü Alâeddin Ali Çelebi'nin Kâşifî'nin Farsçasından yaptığı ve Kanunî'ye sunduğu Hümâyûnnâme'dir. Yirminci yüzyılda Ömer Rıza Doğrul kitabı yeniden Türkçeye kazandırdı; Bekir Topaloğlu ile Hayreddin Karaman ise onu Arapça öğrenenler için, bir sayfa asıl bir sayfa Türkçe olarak çevirdi. Karaismailoğlu'nun kaynakçasında ayrıca Kemal Çağdaş'ın 1962 tarihli Pançatantra Masalları yer alır. Böylece Türkçede kitabın iki yolu buluşur: Farsça üzerinden gelen saray kitabı ve Sanskritçeden gelen Hint masalları.

Kapanış kancası

Sekizinci yüzyılda Çin'de, aynı yıllarda iki şair yaşadı ve birbirini tanıdı. Biri gezgin, şarapla ve ayla anılan bir şairdi; öteki savaşın ve yoksulluğun şairi olarak hatırlandı. İki dost şair, aynı imparatorluğun iki ayrı yüzünü nasıl yazdı?

Özet kartı

  1. Ryder'ın çevirdiği çerçeve hikâyede Vişnuşarman, bir kralın cahil üç oğlunu altı ayda akıllandırmak için beş kitap ezberletir; Panchatantra «Beş Kitap» demektir. Tarihi tartışmalıdır: Hertel'e göre MÖ 200 civarı Keşmir, Karaismailoğlu'na göre muhtemelen üçüncü yüzyıl.
  2. Ryder'a göre her kitap bir çerçeve hikâye ve onun kişilerinin anlattığı çok sayıda ara hikâyeden oluşur; birinci kitapta aslan ile öküzün bozulan dostluğunun içinde otuz kadar ara hikâye vardır ve çoğunu iki çakal anlatır.
  3. Ryder'a göre Panchatantra bir nîti kitabıdır: akıllıca yaşama sanatı, azizliği bir kenara bırakıp toplum içinde güvenlik, dost seçimi ve dolandırıcıları alt etme üzerine kurulur. Karaismailoğlu'na göre konusu ailevî ve siyasî terbiyedir.
  4. Karaismailoğlu'na göre Bürzûye 560 civarında Pehlevîce bir telif-tercüme yaptı; İbnü'l-Mukaffa onu Arapçaya aktardı ve dünya dillerindeki çevirilerin hemen tamamı bu metne dayanır. Farsçada Nasrullah-ı Şîrâzî ve Kâşifî'nin Envâr-ı Süheylî'si ünlendi; hikâye sayısı altmış sekizden 108'e çıktı.
  5. Türkçede ilk çeviriler on dördüncü yüzyıla gider; en ünlüsü Ali Çelebi'nin Kanunî'ye sunduğu Hümâyûnnâme'dir. Ömer Rıza Doğrul, Topaloğlu ile Karaman ve Kemal Çağdaş'ın Pançatantra Masalları kitabı yeniden Türkçeye taşıdı.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
NîtiNitiHayatın akıllıca sürdürülmesi; Panchatantra'nın öğrettiği pratik bilgelik
Ara hikâyeInserted storyÇerçeve hikâyenin bir kişisinin bir görüşü desteklemek için anlattığı hikâye
Telif-tercümeTranslation-adaptationEklemeler ve yeni çerçevelerle metni yeniden kuran çeviri
BeydebâBidpaiArapça Kelile ve Dimne'de hikâyeleri anlatan filozof
Gezgin metinMigrating textÇevirilerin çevirileriyle dilden dile geçerken her durakta değişen metin

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Panchatantra'nın çerçeve hikâyesi nedir? Beş kitap ve ara hikâye yapısı nasıl işler?
  2. (Kazanım 2) Nîti nedir? Panchatantra'yı yalnızca çocuklar için basit ahlak dersleri veren bir kitap saymak neyi gözden kaçırır?
  3. (Kazanım 3) Panchatantra'nın tarihi hakkında hangi görüşler var? Bürzûye rivayetleri neyi anlatır?
  4. (Kazanım 3) Kitap Pehlevîceden Arapçaya, Farsçaya geçerken nasıl değişti? Telif-tercüme ve gezgin metin kavramlarıyla açıklayın.
  5. (Kazanım 4) Çerçeve hikâyeden aktarılan parçaları yakından okuyun; kitabın Türkçeye ulaşma yollarını anlatın.

Cevaplar

  1. Ryder'ın çevirdiği çerçeve hikâyeye göre bilgili bir kralın üç oğlu koyu cahildir; danışmanlardan biri dilbilgisinin on iki yıl sürdüğünü, kısa bir yol gerektiğini söyler; seksen yaşındaki Brahman Vişnuşarman parayı reddedip altı ayda onları akıllıca yaşama sanatının ustası yapmaya söz verir ve onlara beş kitap ezberletir: «Dostların Kaybı», «Dostların Kazanılması», «Kargalar ve Baykuşlar», «Kazançların Kaybı», «Düşünülmeden Yapılan İş». Ryder'a göre her kitap bir çerçeve hikâye ile kişilerinin uygun anlarda anlattığı ara hikâyelerden oluşur; birinci kitapta aslan ile öküzün bozulan dostluğunun içinde otuz kadar ara hikâye vardır ve çoğunu iki çakal anlatır.
  2. Ryder'a göre nîti kabaca «hayatın akıllıca sürdürülmesi»dir; azizliği bir kenara bırakıp toplum içinde sevinç aramayı, güvenliği sağlamayı, dolandırıcıları tanıyıp alt etmeyi öğretir; Batı dillerinde tam karşılığı yoktur. Kitap bir kralın oğullarını yönetmeye hazırlamak için yazılmıştır ve Karaismailoğlu'na göre konusu ailevî ve siyasî terbiyedir. Hayvanlar, siyasetin sert gerçeklerini güvenli bir mesafeden anlatmanın aracıdır.
  3. Ryder'ın aktardığına göre Hertel özgün eserin MÖ 200 civarında Keşmir'de yazıldığını düşünür ve yirmi beşten fazla Hint sürümü sayar; Karaismailoğlu ise muhtemelen üçüncü yüzyılda bir Vişnu rahibinin şehzadeler için hazırladığını yazar. Karaismailoğlu'na göre Arapça önsözdeki rivayette Bürzûye kitabı Hint sarayının hazinesinden gizlice kopyalar; Şehname'deki rivayette ölüyü dirilten bir bitki arar ve bir bilge ona bitkinin şifa veren söz, ölünün ise bilginlerin nefesiyle canlanan cahil olduğunu söyler. Rivayetler kitabın değerini ve yolculuğunu efsaneleştirir.
  4. Karaismailoğlu'na göre Bürzûye 560 civarında Pançatantra ile başka Sanskritçe kaynakları birleştirerek Pehlevîce bir telif-tercüme yaptı; İbnü'l-Mukaffa bazı katkılarla onu Arapçaya aktardı ve dünya dillerindeki çevirilerin hemen tamamı bu metne dayanır. Arapçada hikâyeleri filozof Beydebâ hükümdar Debşelîm'e anlatır. İbnü'l-Mukaffa'da altmış sekiz, Nasrullah-ı Şîrâzî'de altmış, Kâşifî'nin Envâr-ı Süheylî'sinde 108 hikâye vardır. Ryder'ın «çevirilerin çevirileri» dediği bu yolculukta kitap her durakta eklemeler, çıkarmalar ve yeni bir çerçeve kazanan bir gezgin metin olur.
  5. Kralın atasözü kitabın pratik, duygusuz tonunu belirler: budala bir oğul, hiç olmamış ya da ölmüş bir oğuldan daha uzun süre acı verir. Kuğu benzetmesi kitabın yöntemidir: sonsuz bilgiden özü seçmek. Vişnuşarman parayı reddeder, bir iddiaya girer ve kaba bir şakayla sarayın ciddiyetini deler. Karaismailoğlu'na göre ilk Türkçe çeviriler on dördüncü yüzyıla gider; Ali Çelebi Kâşifî'den Hümâyûnnâme'yi yapıp Kanunî'ye sunar; yirminci yüzyılda Ömer Rıza Doğrul ile Topaloğlu ve Karaman kitabı yeniden çevirir; Kemal Çağdaş'ın Pançatantra Masalları Sanskrit geleneği Türkçeye taşır.

Okuma

  • Kemal Çağdaş, Pançatantra Masalları (Ankara 1962).
  • Kelile ve Dimne, Arapçadan çev. Bekir Topaloğlu ve Hayreddin Karaman (İstanbul 1978; 1990).
  • Adnan Karaismailoğlu, «Kelîle ve Dimne», TDV İslâm Ansiklopedisi.
  • Kelile ve Dimne'nin «Aslan ve Öküz» bölümünü okuyun ve çakalın anlattığı ara hikâyelerden birini seçin. O hikâye, çerçevedeki hangi kararı etkilemek için anlatılıyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:20 Soğuk açılış: bir Hint sarayında danışmanlar ve somurtan üç prens; yığılı dilbilgisi kitapları; yaşlı bir Brahman'ın reddettiği bir altın kesesi; beş kitap ve kitapların sayfalarından fırlayan hayvanlar.
  • 1:20–1:50 Büyük soru: bir kitap kapağı her çevrildiğinde başka bir alfabeye bürünür.
  • 1:50–3:10 Bağlam: bir zaman çizgisinde birbirinden uzak iki tarih; Keşmir haritası; farklı sürümlerin el yazmaları.
  • 3:10–5:00 Ana anlatı — Beş kitap: bir aslanın sarayında iki çakal fısıldaşır; her «Bu nasıl oldu?» sorusunda yeni bir kapı açılır ve içinden bir masal çıkar.
  • 5:00–6:40 Ana anlatı — Nîti: kedinin pençesinin yetişemeyeceği köşelerde bir fare yuvası; bir danışmanın masasında bir satranç tahtası.
  • 6:40–9:40 Ana anlatı — Bir kitabın yolculuğu: Hindistan'dan İran'a yola çıkan bir tabip; bir dağ, bir bitki ve yaşlı bir bilge; Pehlevî, Süryani, Arapça, Farsça sayfalar birbirinin üstüne biner; hikâye sayacı altmış sekizden yüz sekize yükselir.
  • 9:40–11:50 Metin anı: bir tahtın önünde üç prens; sütü sudan ayıran bir kuğu; altın kesesini geri iten yaşlı bir el.
  • 11:50–12:50 Cevap ve bağlantı: bir Osmanlı sarayında minyatürlü bir Hümâyûnnâme; Ankara'da bir kürsü; yan yana iki Türkçe kitap.
  • 12:50–13:20 Kapanış kancası: Çin'de bir göl, suya düşen ay ışığı; bir savaş yolunda yürüyen bir şair.

Telaffuz

  • Panchatantra: «pan-ça-TAN-tra»; Vişnuşarman: «viş-nu-ŞAR-man»; nîti: «Nİ-ti»; Keşmir: «keş-MİR»; Hertel: «HER-tıl»; Bürzûye: «bür-zu-YE»; Hüsrev Enûşirvân: «hüs-REV e-nu-şir-VAN».
  • İbnü'l-Mukaffa: «ib-nül-mu-kaf-FA»; Beydebâ: «bey-de-BA»; Debşelîm: «deb-şe-LİM»; Nasrullah-ı Şîrâzî: «nas-rul-LAH-ı şi-ra-Zİ»; Kâşifî: «ka-şi-Fİ»; Envâr-ı Süheylî: «en-VA-rı sü-hey-Lİ»; Hümâyûnnâme: «hü-ma-yun-na-ME»; Çağdaş: «çağ-DAŞ».