Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kutlutürk'e göre «Rama'nın Serüvenleri» anlamındaki Ramayana, smriti grubundaki Hindu metinlerindendir; Valmiki'ye atfedilir, yirmi dört bin beyit ve yedi bölümdür, MÖ dördüncü yüzyıldan MS ikinci yüzyıla uzanan bir sürede oluşmuştur. Valmiki'nin adı «karınca yuvasından gelen» demektir.
- Destan, Ayodhya'daki taht kavgası yüzünden Rama'nın sürgüne gönderilmesini, Sita'nın Ravana tarafından kaçırılmasını ve kurtarılmasını anlatır. Rama, Vişnu'nun avatarasıdır; babasının sözü için on dört yıl sürgünü seçer ve «yaşayan dharma» sayılır.
- Destan yüzyıllar boyunca yeniden anlatıldı: on dördüncü yüzyılda Adhyatma Ramayana, on altıncı yüzyılda Tulsidas'ın Hintçe Ramacaritamanasa'sı Rama'nın tanrısal yönünü öne çıkardı. Sita'nın sürgünü, Rama'nın «ideal eş» okumasını tartışmalı kılar.
- Kayalı'ya göre Kalidasa MS dördüncü yüzyılda, Gupta döneminde yaşadı; hayatı efsanelerle bilinir. Kâvya geleneğinin en iyi örneklerini verdi; üç dram ve dört şiir ona kesin olarak atfedilir. William Jones onu «Hindistan'ın Shakespeare'i» diye andı; Goethe Şakuntala'yı övdü.
- Türk okuru bu edebiyatı Ankara Hindolojisi aracılığıyla tanıdı: Kemal Çağdaş'ın Kalidasa çalışmaları, Korhan Kaya'nın Şakuntala ve Winternitz'in Hint Destanları çevirileri, H. D. Can'ın Malavika ve Agnimitra çevirisi.
Kazanımlar
- Ramayana'nın konusunu, yazarına atfedilen efsaneleri ve Hindu geleneğindeki yerini açıklayabilir.
- Rama'nın «ideal» kahraman olarak okunmasını ve destanın farklı dönemlerdeki yeniden anlatımlarını tartışabilir.
- Kalidasa'nın Sanskrit edebiyatındaki yerini, kâvya geleneğini ve Şakuntala'nın dünya edebiyatındaki yankısını değerlendirebilir.
- Şakuntala'nın dördüncü perdesinden seçilmiş satırları çözümleyip Kalidasa'nın ve Ramayana'nın Türkçeye ulaşma yollarını anlatabilir.
Video metni
Soğuk açılış
Bir ormanda bir haydut, yoldan geçen bilge kişileri soymaya kalkar. Bilgeler onu durdurur ve ona tekrarlaması için bir kelime verir. Adam kelimeyi yıllarca tekrarlar. O kadar uzun süre kıpırdamadan oturur ki, çevresinde karıncalar yuva yapar.
Kutlutürk'ün aktardığı bir efsaneye göre Ramayana'nın yazarı sayılan bilge Valmiki böyle doğdu. Adı «karınca yuvasından gelen» anlamına gelir. Bir haydut, pişmanlığı ve sabrıyla bir şaire dönüşmüştür.
Yüzyıllar sonra başka bir efsane başka bir şairi anlatır: okuma yazma bilmeyen yakışıklı bir manda çobanı, bir tanrıçaya dua ederek şair olur. Onun adı da bir tanrıçanın adından gelir: Kalidasa, «Kali'nin kulu».
Büyük soru
Anonim bir destan, adı bilinen bir şairin sanatına nasıl dönüşür? Ve bir kahramanın hikâyesi, yüzyıllar boyunca yeniden anlatıldıkça nasıl hem bir dinin örneği hem de bir edebiyatın malzemesi olur?
Bağlam
Önceki derste Mahabharata'yı gördük. Hindistan'ın ikinci büyük destanı Ramayana'dır. Kutlutürk'e göre adı «Rama'nın Serüvenleri» demektir. Hindu kutsal metinleri iki gruba ayrılır ve Ramayana bunlardan birine aittir.
Kutlutürk'e göre destanın yazarı belli değildir, ama Hindu geleneği onu bilge Valmiki'ye atfeder. Yirmi dört bin beyit ve yedi bölümden oluşur. Ne zaman derlendiği kesin bilinmez; MÖ dördüncü ya da üçüncü yüzyılda oluşturulmaya başlandığı ve uzun bir sürecin ardından MS ikinci yüzyılda tamamlandığı kabul edilir. Bu süreçte metne eklemeler yapılmıştır.
Ana anlatı — Sürgün edilen prens
Ramayana'nın hikâyesi bir taht kavgasıyla başlar. Kutlutürk'e göre destan, Ayodhya krallığındaki bir taht mücadelesi yüzünden Rama'nın haksız yere sürgüne gönderilmesini, sürgündeyken eşi Sita'nın kötü kral Ravana tarafından kaçırılmasını ve yeniden kurtarılmasını anlatır. Destanda olağanüstü olaylara ve efsanelere de yer verilir; Hindu ahlakı ve her kastın görevleri de işlenir.
Rama sıradan bir kahraman değildir.
Kutlutürk'e göre Ravana güneşi ve ayı tutarak dünyayı karanlığa sürüklemek, evrenin dengesini bozmak ister; ne insanlar ne de öteki varlıklar ona engel olabilir. Bunun üzerine Vişnu, Rama biçimine bürünerek Ravana'yı yener ve düzeni yeniden kurar. Böylece bir aile ve taht hikâyesi, bir kozmik düzen hikâyesine dönüşür.
Rama'nın asıl önemi bir kavrama bağlıdır.
Kutlutürk'e göre Rama, babasına verilen sözü tutmak ve dharmaya uygun davranmak için, kardeşleri, danışmanları ve bütün halk yalvarsa bile, on dört yıl sürgünde zor bir hayatı seçer ve hükümdarlıktan vazgeçer. Hindular için Rama ideal bir oğul, ideal bir eş ve ideal bir kardeştir. Kutlutürk'e göre evlilik törenlerinde Rama ile Sita'nın hikâyesi anlatılır ve gelinle damada öğütler verilir.
Yaygın yanlış«*Ramayana* tek bir şairin tek seferde yazdığı, değişmeden bugüne ulaşmış bir metindir.»
Kutlutürk'e göre destanın yazarı belli değildir; Valmiki'ye atfedilir, oluşumu MÖ dördüncü yüzyıldan MS ikinci yüzyıla uzanır ve metne eklemeler yapılmıştır. Üstelik yüzyıllar içinde farklı Ramayana'lar ortaya çıkmıştır. Tek bir Ramayana değil, bir Ramayana'lar ailesi vardır.
Ana anlatı — Bir destan, çok destan
Kutlutürk'e göre farklı dinî ve felsefi akımlara öncülük edenler destanı kendi görüşlerine uygun olarak yeniden kaleme aldı ve Sanskritçenin yanında bölgesel dillerde de yeni Ramayana'lar oluştu.
Bu yeniden anlatımlar Rama'yı değiştirdi. Kutlutürk'e göre Tulsidas Valmiki'nin destanını esas aldı, ama Rama'nın tanrısal yönüne daha çok vurgu yaptı; onu başlangıcı olmayan, tam olarak bilinemeyen Yüce Tanrı olarak tanımladı. Hintçe yazılması, eserin halk arasında daha kolay anlaşılmasını sağladı. Bir destan kahramanı, yeniden anlatıldıkça bir tanrıya dönüştü.
Rama'nın «ideal» sayılması da tek sesli değildir. Kutlutürk'ün aktardığı efsaneye göre Sita bir gün Ayodhya'dan sürgün edilir ve Valmiki ona sahip çıkar; Rama ile Sita'nın oğullarını Valmiki eğitir ve onlara Ramayana'yı öğretir. Destanın örnek eşi, destanın bir yerinde karısını sürgüne gönderen kraldır. Kutlutürk bu ayrıntıya yalnızca bir dipnotta değinir. Ama modern bir okur burada şunu sorabilir: Rama'nın dharması, Sita'ya karşı adaletle aynı şey midir?
Ana anlatı — Kalidasa ve kâvya
Destanın anonim sesinden sonra adı bilinen bir şair gelir. Kayalı'ya göre Kalidasa, Hindistan'ın altın çağı sayılan Gupta İmparatorluğu döneminde, MS dördüncü yüzyılda yaşadı. Hayatı hakkındaki bilgiler çok kısıtlıdır; soğuk açılıştaki manda çobanı hikâyesi bir efsanedir.
Kayalı'ya göre Kalidasa'ya yaklaşık kırk eser atfedilir, ama otoriteler yalnızca yedisinin ona ait olduğunda birleşir: üç dram ve dört şiir. Dramlar Şakuntala, Vikramorvaşi ve Malavikagnimitra'dır; şiirler Raghuvamşa, Kumarasambhava, Meghaduta ve Ritusamhara'dır. Kalidasa da öteki Sanskrit yazarları gibi konularını tarihten, mitolojiden ve dinî eserlerden aldı. Kutlutürk'ün değindiği gibi Kalidasa Raghuvamşa'da Rama'nın hikâyesine de yer verir; destanın dünyası şairin malzemesi olmuştur.
Kalidasa'nın dünyaya açılması bir karşılaştırmayla oldu. Kayalı'ya göre ona «Hindistan'ın Shakespeare'i» diyen ilk kişi William Jones'tur; Ritusamhara'nın ilk baskısını da Jones yapmıştır. Bu ünitenin başında Muallakat'ı İngilizceye çeviren Jones'u görmüştük. Aynı adam, Arap kasidesinden sonra Sanskrit şiirini de Avrupa'ya taşıdı.
Şakuntala'nın tam adı, Ryder'ın çevirisindeki önsöze göre Şakuntala ve tanınma yüzüğü'dür. Oyun, bir inziva yurdunda büyümüş Şakuntala ile avlanırken ona âşık olan kralın hikâyesidir. Kral ona bir yüzük bırakıp sarayına döner; yüzük kaybolunca kral Şakuntala'yı tanımaz. Oyunun adı da düğümü de bu yüzükte saklıdır. Ryder'ın derlemesinde yer alan dörtlüğünde Goethe, erken yılın çiçeğini ve geç yılın meyvesini, göğü ve yeri tek bir adla anlatmak isterse «Şakuntala» diyeceğini yazar.
Metin anı
Şakuntala'nın dördüncü perdesinde, Şakuntala'yı yetiştiren münzevi Kanva, kızın inziva yurdundan ayrılacağı sabah. Ryder çevirisinden Türkçeleştirme bizim:
Şakuntala bugün gitmeli; şimdiden özledim onu yüreğimde. Sevgi dolu bir söz söylemeye cesaret edemiyorum, yoksa boğan gözyaşları başlayacak.
Şakuntala'nın arkadaşı Priyamvada, bütün ormanın bu ayrılığa üzüldüğünü söyler:
Otlayan dişi ceylanın ağzından ot düşüyor; dişi tavus dansını kesiyor; solgun, titreyen yapraklar yavaş yavaş düşüyor, sarmaşıkların gözyaşları.
Ve Ramayana'dan, Sita kaçırıldıktan sonra Rama'nın kardeşine söylediği söz, Kutlutürk'ün aktardığı biçimiyle:
Sita hayatta ise geri döneceğim. O, ölmüş ise hayatıma son vereceğim.
Kanva'nın sözleri bir çelişkiyle doludur. O bir münzevidir; dünyadan elini eteğini çekmiş, ne karısı ne çocuğu olan biridir. Ama yetiştirdiği kız giderken sesi titrer. Ryder'ın çevirisinde Kanva hemen ardından şunu sorar: dünyayı bırakmış bir münzevi bile böyle hissederse, evinden kızını uğurlayan bir baba ne hisseder? Duygunun gücü, onu hissetmemesi gereken bir adamın ağzından söylenince artar.
Priyamvada'nın dizeleri kâvyanın en tanınmış özelliğini gösterir: doğa, insanın duygusunu yansıtır. Ceylan otlamayı, tavus dans etmeyi keser; yapraklar gözyaşı gibi düşer. Bu, doğanın gerçekten ağladığını söylemek değildir; sanatlı bir abartıdır. Kayalı'nın Ritusamhara'da gösterdiği mevsim ve doğa tasvirleri de aynı geleneğe aittir: dış dünya, bir iç dünyanın aynasıdır.
Rama'nın sözü ise bu duygunun destandaki karşılığıdır. Burada süs yoktur, yalın bir yemin vardır. Kalidasa'nın sanatı, destanın bu yalın duygusunu alıp onu bir ormanın bütün canlılarına yayar.
Cevap ve bağlantı
Anonim bir destan adı bilinen bir şairin sanatına nasıl dönüştü? İki ayrı yol izlendi. Ramayana yüzyıllar boyunca yeniden anlatıldı: Valmiki'ye atfedilen metinden Tulsidas'ın Hintçesine kadar her anlatım Rama'yı biraz değiştirdi ve onu bir kahramandan bir tanrıya taşıdı. Kalidasa ise destanların dünyasını malzeme olarak aldı ve onu kâvyanın incelikli diliyle yeni biçimlere soktu. Destan halkın ve dinin malı oldu; şiir ve dram ise bir sarayın ve bir sanatın.
Türk okuru bu dünyayı büyük ölçüde Ankara'daki Hindoloji geleneği sayesinde tanıdı. Kayalı'nın kaynakçasına göre Kemal Çağdaş 1956'da Ritusamhara'dan altı kıtayı Türkçeye aktardı ve 1964'te Kalidasa'nın Gençlik Eserleri adlı kitabı yayımladı. Korhan Kaya Şakuntala'yı Sanskritçeden çevirdi; Malavika ve Agnimitra'yı H. D. Can Türkçeye kazandırdı. Kutlutürk'ün kaynakçasına göre Winternitz'in Hint Destanları: Ramayana, Mahabharata, Harivamşa adlı çalışmasını da 1994'te Korhan Kaya Türkçeye çevirdi. Kayalı'ya göre Ritusamhara'nın tamamı ise henüz Türkçeye aktarılmamıştır.
Kapanış kancası
Bir hükümdarın akılsız oğulları vardır; hiçbir öğretmen onlara bir şey öğretememiştir. Bir bilge onları yetiştirmeyi üstlenir ve aracı olarak hayvanları seçer: bir aslan, bir öküz ve iki kurnaz çakal kardeş. Bu masallar önce Pehlevîceye, sonra Arapçaya, oradan Osmanlı sarayına kadar yol alacak. Hayvanların ağzından konuşan bir kitap, nasıl bir siyaset okuluna dönüştü?
Özet kartı
- Kutlutürk'e göre «Rama'nın Serüvenleri» anlamındaki Ramayana, smriti grubundaki Hindu metinlerindendir; Valmiki'ye atfedilir, yirmi dört bin beyit ve yedi bölümdür, MÖ dördüncü yüzyıldan MS ikinci yüzyıla uzanan bir sürede oluşmuştur. Valmiki'nin adı «karınca yuvasından gelen» demektir.
- Destan, Ayodhya'daki taht kavgası yüzünden Rama'nın sürgüne gönderilmesini, Sita'nın Ravana tarafından kaçırılmasını ve kurtarılmasını anlatır. Rama, Vişnu'nun avatarasıdır; babasının sözü için on dört yıl sürgünü seçer ve «yaşayan dharma» sayılır.
- Destan yüzyıllar boyunca yeniden anlatıldı: on dördüncü yüzyılda Adhyatma Ramayana, on altıncı yüzyılda Tulsidas'ın Hintçe Ramacaritamanasa'sı Rama'nın tanrısal yönünü öne çıkardı. Sita'nın sürgünü, Rama'nın «ideal eş» okumasını tartışmalı kılar.
- Kayalı'ya göre Kalidasa MS dördüncü yüzyılda, Gupta döneminde yaşadı; hayatı efsanelerle bilinir. Kâvya geleneğinin en iyi örneklerini verdi; üç dram ve dört şiir ona kesin olarak atfedilir. William Jones onu «Hindistan'ın Shakespeare'i» diye andı; Goethe Şakuntala'yı övdü.
- Türk okuru bu edebiyatı Ankara Hindolojisi aracılığıyla tanıdı: Kemal Çağdaş'ın Kalidasa çalışmaları, Korhan Kaya'nın Şakuntala ve Winternitz'in Hint Destanları çevirileri, H. D. Can'ın Malavika ve Agnimitra çevirisi.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Smriti | Smriti | Hindu kutsal metinlerinin beşerî kaynaklı sayılan, akılda tutulan grubu |
| Avatara | Avatar | Vişnu'nun düzeni yeniden kurmak için yeryüzünde bedenlenmesi |
| Dharma | Dharma | Kâinattaki düzen ve kişinin bu düzen içindeki görevi |
| Yeniden anlatım | Retelling | Eski bir hikâyenin başka bir dönemde, dilde ya da inanç çerçevesinde yeniden yazılması |
| Kâvya | Kavya | Klasik Sanskrit edebiyatının süslü, sanatlı şiir ve dram geleneği |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Ramayana'nın konusu nedir? Destanın yazarı ve oluşum süreci hakkında neler biliyoruz?
- (Kazanım 2) Rama'yı avatara ve dharma kavramlarıyla açıklayın. Rama'nın «ideal kahraman» okuması nerede tartışmaya açılır?
- (Kazanım 2) Ramayana'nın tek bir değişmez metin olduğunu söylemek neden yanlıştır? Yeniden anlatımlar Rama'yı nasıl değiştirdi?
- (Kazanım 3) Kalidasa kimdir ve kâvya geleneğindeki yeri nedir? Şakuntala ve Kalidasa Avrupa'da nasıl karşılandı?
- (Kazanım 4) Şakuntala'dan aktarılan parçaları ve Rama'nın sözünü yakından okuyun; bu edebiyatın Türkçeye ulaşma yollarını anlatın.
Cevaplar
- Kutlutürk'e göre Ramayana, Ayodhya'daki taht mücadelesi yüzünden Rama'nın haksız yere sürgün edilmesini, sürgündeyken eşi Sita'nın kötü kral Ravana tarafından kaçırılmasını ve kurtarılmasını anlatır; Hindu ahlakı ve kastların görevleri de işlenir. Yazarı belli değildir, Valmiki'ye atfedilir; efsaneye göre Valmiki pişman olmuş bir haydut olup adı «karınca yuvasından gelen» demektir. Yirmi dört bin beyit ve yedi bölümden oluşur; MÖ dördüncü ya da üçüncü yüzyılda oluşmaya başlayıp MS ikinci yüzyılda tamamlandığı kabul edilir ve metne eklemeler yapılmıştır.
- Kutlutürk'e göre avatara, Vişnu'nun dinî ve ahlaki bozulma karşısında yeryüzünde bedenlenmesidir; Rama, dünyayı karanlığa sürüklemek isteyen Ravana'yı yenerek düzeni kuran Vişnu'dur. Dharma, evrendeki düzen ve kişinin görevidir; Rama babasının sözü için on dört yıl sürgünü seçtiği için «yaşayan dharma» sayılır ve ideal oğul, eş ve kardeş olarak görülür. Ama Kutlutürk'ün aktardığı efsaneye göre Sita bir gün Ayodhya'dan sürgün edilir; örnek eşin karısını sürgüne göndermesi, Rama'nın dharmasının Sita'ya karşı adaletle aynı şey olup olmadığı sorusunu doğurur.
- Kutlutürk'e göre destan uzun bir sürede oluşmuş, eklemeler almış ve farklı akımlar onu kendi görüşlerine göre yeniden yazmıştır; bölgesel dillerde yeni Ramayana'lar oluşmuştur. On dördüncü yüzyılda Sanskritçe Adhyatma Ramayana ve on altıncı yüzyılda Tulsidas'ın Hintçe Ramacaritamanasa'sı özellikle önem kazandı; Tulsidas Rama'nın tanrısal yönünü vurgulayıp onu Yüce Tanrı olarak tanımladı ve Hintçe yazdığı için eser halk arasında yayıldı.
- Kayalı'ya göre Kalidasa MS dördüncü yüzyılda, Gupta döneminde yaşadı; hayatı hakkında bilgi azdır, adının «Kali'nin kulu» anlamına geldiğini anlatan bir efsane vardır. Kâvya, şiirin anlam ve biçim bakımından en üst hâlidir ve en iyi örneklerini Kalidasa verir; ona kesin olarak atfedilen yedi eser üç dram ve dört şiirdir. William Jones onu «Hindistan'ın Shakespeare'i» diye andı ve Ritusamhara'yı ilk kez bastı; Ryder'ın derlemesindeki dörtlüğünde Goethe, yılın çiçeğini ve meyvesini, göğü ve yeri tek bir adla anlatmak isterse «Şakuntala» diyeceğini yazar.
- Kanva, dünyayı bırakmış bir münzevi olduğu hâlde evlatlığı giderken gözyaşlarını tutamamaktan korkar; duygunun gücü, onu hissetmemesi gereken birinin ağzından söylendiği için artar. Priyamvada'nın dizelerinde ceylan, tavus ve sarmaşıklar ayrılığa ortak olur; bu, kâvyada doğanın iç dünyayı yansıtmasıdır. Rama'nın sözü ise destandaki yalın duygudur. Türkçe yolları: Kemal Çağdaş'ın 1956 ve 1964 Kalidasa çalışmaları, Korhan Kaya'nın Şakuntala (2005) ve Winternitz'in Hint Destanları (1994) çevirileri, H. D. Can'ın Malavika ve Agnimitra çevirisi; Ritusamhara'nın tamamı henüz Türkçede yoktur.
Okuma
- Kalidasa, Şakuntalā, Sanskritçeden çev. Korhan Kaya (Ankara: İmge, 2005).
- Kalidasa, Mālavikā ve Agnimitra, çev. H. D. Can (İstanbul: İş Bankası, 2013).
- Moriz Winternitz, Hint Destanları: Ramayana, Mahabharata, Harivamşa, çev. Korhan Kaya (Ankara: İmge, 1994).
- Cemil Kutlutürk, «Hindu Dinî Geleneğinde Rama Avatarasının Örnekliği», AÜİFD 55/1 (2014).
- Şakuntala'nın dördüncü perdesini okuyun ve doğanın insan duygusuna ortak olduğu yerleri işaretleyin. Aynı tekniği Divan şiirinde bir gazelde bulabilir misiniz?