Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Çoruk ile Kayalı'ya göre Mahabharata on sekiz kitaptan ve yaklaşık yüz bin beyitten oluşan, dünyanın en uzun epik şiirlerinden biridir. Kaurava ve Pandava kuzenleri arasındaki miras kavgası, bir zar oyunu, Draupadi'nin aşağılanması ve on iki yıllık sürgünden sonra Kurukşetra'da on sekiz gün süren bir savaşla sonuçlanır.
- Bhagavad Gita, Mahabharata'nın bir bölümüdür ve kabaca MÖ 300-100'e tarihlenir. Savaşın başında akrabalarını öldürmek istemeyen Arcuna'ya arabacısı Krişna, kşatriyanın görevini (svadharma) hatırlatır ve Vişnu olarak kendini gösterir.
- Thapar'ın yorumuna göre Krişna'nın destandaki ahlak dışı tavsiyelerinin yarattığı huzursuzluk, Gita'nın destana eklenmesine yol açmış olabilir. Gita Vedanta'nın üç merkezî metninden biridir; Babür döneminde Farsçaya, 1785'te Wilkins tarafından Sanskritçeden doğrudan İngilizceye çevrildi.
- Gandhi 1925'te Gita'yı bir şairin edebî eseri olarak okudu ve onu şiddetsizliğin (ahimsa) merkezine koydu; Thapar'ın okuması ise onu kast düzeninin görev ahlakına bağlar. Krişna'nın «eylemin meyvesine» bağlanmama öğüdü, bu çift okumanın merkezindedir.
- Türkçede Sevda Çalışkan'ın İngilizceden (1995) ve Korhan Kaya'nın Sanskritçeden (2001) yaptığı iki çeviri vardır; Çoruk ile Kayalı bu çevirileri kültür ve çeviri ilişkisi açısından karşılaştırır.
Kazanımlar
- Mahabharata'nın konusunu, boyutunu ve Kaurava ile Pandava kuzenleri arasındaki çatışmayı açıklayabilir.
- Bhagavad Gita'nın destan içindeki yerini, Arcuna'nın ikilemini ve Krişna'nın cevabının temel kavramlarını tartışabilir.
- Gita'nın Hindistan'da ve Avrupa'da okunma tarihini, Gandhi'nin şiddetsizlik yorumuyla ve karşıt okumalarla birlikte değerlendirebilir.
- Arcuna'nın ve Krişna'nın sözlerinden kısa parçaları yakından okuyup Gita'nın Türkçe çevirileriyle ilişkilendirebilir.
Video metni
Soğuk açılış
Bugünkü Delhi'nin yakınında, Ganj Ovası'nın batısında geniş bir alan. İki ordu saf tutmuş, birbirine bakıyor. Savaş arabaları, filler, süvariler, piyadeler.
Ordulardan birinin önünde bir savaş arabası duruyor. Arabada ünlü bir okçu, Arcuna, ve arabasını süren Krişna var. Arcuna karşı safa bakıyor. Orada dedelerini, amcalarını, kardeşlerini, oğullarını, hocalarını görüyor. Bir anda eli titriyor, yayı elinden kayıyor. Savaşmayacağını söylüyor ve susuyor.
Savaş başlamak üzereyken, arabacı konuşmaya başlıyor. Bu konuşma sonraki yüzyıllarda, anlatıldığı destandan bile daha ünlü olacak.
Büyük soru
Bir destanın ortasına yerleştirilmiş kısa bir konuşma, nasıl olur da destanın kendisinden daha çok okunur? Ve savaşmayı öğütleyen bir metin, nasıl olur da şiddetsizliğin kitabı olarak da okunabilir?
Bağlam
Çoruk ile Kayalı'ya göre Mahabharata, on sekiz kitaptan ve yaklaşık yüz bin beyitten oluşan, dünyanın en uzun epik şiirlerinden biridir. Aktardıkları bir hesaba göre İlyada ile Odysseia'nın toplamından yedi kat, İncil'den üç kat uzundur. EDB-106-05'te bu destanı Hint edebiyatının klasik çekirdeğinde anmıştık; şimdi içine giriyoruz.
Destanın konusu bir aile kavgasıdır. Çoruk ile Kayalı'nın aktardığına göre Kauravalar ile Pandavalar, aynı soydan geldiklerini söyleyen iki kuzen grubudur. Kauravalar ortak toprakları paylaşmayı reddeder. Pandavalar bir zar oyununda haklarını kaybeder; beş Pandava kardeşin ortak eşi Draupadi aşağılanır ve intikam yemini eder. Pandavalar on iki yıllık sürgünden dönüp paylarını isteyince anlaşmazlık on sekiz gün süren bir savaşla çözülür. Kauravaların kahramanları öldürülür, Pandavalar hayatta kalır.
Ana anlatı — Destanın içinde bir diyalog
Bhagavad Gita, «Tanrı'nın Şarkısı» diye çevrilebilecek bir addır. Çoruk ile Kayalı'ya göre Gita, Mahabharata'nın bir bölümüdür ve kabaca MÖ 300 ile 100 arasına tarihlenir. Konuşma savaşın başında geçer: Pandava kahramanı Arcuna ile onun savaş arabacısı rolünü üstlenen Krişna arasında.
Arcuna'nın ikilemi açıktır. Çoruk ile Kayalı'nın aktardığı Thapar yorumuna göre Arcuna, yakın akrabalarını öldürmek ve böylece aileyi yok etmek zorunda kalacağı düşüncesiyle dehşete düşer ve böyle bir savaşa girmenin ahlakını sorgular. Krişna'nın cevabı bir toplumsal düzene dayanır.
Thapar'a göre Krişna, akrabalarını öldürmek anlamına gelse bile, kötülüğe karşı savaşmanın bir kşatriya olarak Arcuna'nın görevi olduğunu açıklar. Tavsiyesini güçlendirmek için Arcuna'ya, zamanı ve evreni içinde barındıran tanrı Vişnu'nun bedenlenmiş hâli olduğunu gösterir. Arcuna'nın itirazları böylece sona erer.
Bu diyalog destana sonradan mı eklendi? Çoruk ile Kayalı'nın aktardığı Thapar yorumu buna bir ipucu verir. Thapar'a göre Pandavalar savaşı büyük ölçüde Krişna'nın ahlak dışı tavsiyeleriyle kazanır ve destanda Krişna bu yüzden suçlanır. Bu huzursuzluk, destandaki en bilinen eklemeye, yani Gita'ya yol açmış olabilir. Destanın kahramanlarından birinin tartışmalı davranışını açıklamak için, bütün bir felsefe yazılmış olabilir.
Yaygın yanlış«Bhagavad Gita, Mahabharata'dan ayrı yazılmış bağımsız bir kutsal kitaptır.»
Çoruk ile Kayalı'ya göre Gita, Mahabharata'nın bir bölümüdür ve konuşma destandaki savaşın başlangıcında geçer. Aktardıkları Thapar yorumuna göre destana sonradan eklenmiş olabilir, ama eklendiği yer destanın kendisidir. Gita'nın sonraki yüzyıllarda bağımsız bir kitap gibi okunması, destandan koparıldığı anlamına gelmez; anlamını tam olarak ancak savaş arabasındaki bu ânın içinde bulur.
Ana anlatı — Bir kitabın yolculuğu
Gita destandan ayrılarak ünlendi. Çoruk ile Kayalı'ya göre Gita, Hint Vedanta felsefesinin üç merkezî metninden biridir; öbür ikisi Brahma Sutralar ve Upanişadlar'dır. Dokuzuncu yüzyıldan itibaren Şankara, Ramanuca ve Abhinavagupta gibi filozoflar ona yorumlar yazdı. On üçüncü yüzyılda Marathi diline çevrildi; on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda Babür İmparatorluğu'nda pek çok Farsça çevirisi yapıldı.
Avrupa'ya gelişi bir çığır açtı. Çoruk ile Kayalı'ya göre Charles Wilkins'in 1785'teki İngilizce çevirisi, Sanskritçeden bir Avrupa diline doğrudan çevrildiği bilinen ilk metindir. Aktardıkları bir yoruma göre bu tarih, yüzyıllardır Hindistan'ın geçmişini Avrupa'dan gizleyen perdenin yırtıldığı andır. Herder bir kısmını Almancaya aktardı; Friedrich Schlegel 1808'de bazı bölümleri doğrudan Sanskritçeden çevirdi; Humboldt ve Hegel metin üzerine yazdı. 1885'te Sir Edwin Arnold onu uyaksız şiir hâlinde İngilizceye çevirdi; bu çeviri Gita'nın en çok okunan versiyonlarından biri oldu.
Gita'nın asıl büyük okuru ise Hindistan'da çıktı. Çoruk ile Kayalı'ya göre İngiliz Hindistanı döneminde birçok eğitimli Hintli, Hinduizmin en derin gerçeklerinin Gita'da cisimleştiğine inandı. Aktardıkları bir tanıklığa göre 1912'de Gita, eğitimli Hindistan için yaygın okunan bir kutsal kitaptı. Kısakol da Gita'nın Hindu dinî geleneğindeki yerini, bu heterojen geleneğin içindeki en tanınmış metinlerden biri olarak ele alır.
Ana anlatı — Savaş mı, barış mı?
Gita'nın en şaşırtıcı okuru Gandhi oldu. Çoruk ile Kayalı'ya göre Gandhi 1925'te milliyetçi haftalık Young India'da Gita üzerine bir makale yayımladı. Bu metni kendi inancının merkezine koydu ve ona şiddetsizliğin eşsiz bir yorumu olma niteliğini yükledi.
Bu yorum bir soruyu kışkırtır: Bir savaşçıya savaşmasını söyleyen bir metin, nasıl şiddetsizliğin kitabı olabilir? Çoruk ile Kayalı'nın aktardığına göre Gandhi, Gita'nın bir vahiyden çok bir şairin edebî üretimi olduğunu vurguladı ve destandaki savaşın bağlamını eleştirel biçimde okudu. Metni bir vahiy değil bir edebiyat eseri olarak okumak, savaşın sözcüklerini mecaz olarak anlamaya kapı açar.
Thapar'ın aktarılan okuması ise metni destanın somut dünyasına geri koyar: bir kşatriyanın, kast düzeninin yasası gereği, akrabalarını öldürse bile savaşması gerekir. İki okuma aynı metne bakar. Biri metnin edebî ve ahlaki çağrısına, öteki destandaki somut göreve bakar. Gita'nın gücü belki de bu iki okumaya birden izin vermesindedir.
Krişna'nın bir öğüdü bu çift okumanın merkezinde durur.
Metin anı
Arcuna karşı safta akrabalarını görünce. Arnold'un çevirisinden Türkçeleştirdik:
Ey Krişna! Ortak kanlarını dökmeye gelmiş şu akrabalarımızı gördükçe uzuvlarım çözülüyor, dilim ağzımda kuruyor, bedenimi bir ürperti sarıyor, saçlarım dehşetle diken diken oluyor; güzel yayım Gandiva zayıf elimden kayıyor.
Birkaç dize sonra:
Karşılıklı kıyımdan hiçbir iyilik doğamaz! Böyle hüzünle kazanılmış zaferden, egemenlikten, servetten, rahattan nefret ediyorum!
Krişna'nın cevabından:
Doğru eylemin güdün olsun, ondan gelecek meyve değil. Ve eylem içinde yaşa! Çalış! Eylemlerini dindarlığın yap, bütün benliğini bir yana bırak.
Arcuna'nın sözleri bir felsefe cümlesiyle değil, bir bedenle başlar: çözülen uzuvlar, kuruyan dil, diken diken olan saçlar, kayan yay. Ahlaki bir ikilem, önce bir beden krizi olarak görünür. Destanın en büyük okçusu yayını tutamaz. Bu, İlyada'daki öfke ve şan dilinden çok farklı bir savaşçı portresidir: burada kahraman savaşın kendisinden dehşete düşer.
İkinci parça bu dehşeti bir akıl yürütmeye çevirir. Arcuna zaferi, egemenliği, serveti reddeder; akraba kanıyla kazanılmışsa hiçbirinin değeri yoktur. Gandhi'nin okuması tam da bu cümlelerde bir dayanak bulabilir: savaşın bedelini soran bir ses destanın merkezindedir.
Krişna'nın cevabı ise meseleyi başka bir yere taşır. Soru artık «savaşmalı mıyım?» değil, «nasıl eylemeliyim?» sorusudur. Eylem yapılmalıdır, ama meyvesi için değil. Bu öğüt, bir savaşçının görevine de, bir işçinin emeğine de, bir şiddetsizlik eylemcisinin direnişine de uygulanabilir. Gita'nın yüzyıllar boyunca bu kadar farklı okurlara konuşabilmesinin sırrı, belki de bu soyutlama gücündedir.
Cevap ve bağlantı
Bir destanın içindeki kısa bir konuşma neden destandan daha çok okundu? Kaynaklarımıza göre, çünkü bir savaşın somut ikilemini bütün insanların sorabileceği bir soruya çevirdi: görev ile vicdan çatıştığında ne yapmalı? Destan bir ailenin kavgasını anlattı; Gita o kavganın ortasında düşünmeyi. Vedanta filozofları onu yorumladı, Babür sarayı Farsçaya, Wilkins İngilizceye çevirdi, Gandhi onu şiddetsizliğin kitabı yaptı. Aynı metin savaşın ve barışın dilinde birden okunabildi.
Türk okuru Gita'yı iki farklı yoldan tanıdı. Çoruk ile Kayalı'ya göre Sevda Çalışkan 1995'te metni İngilizceden, Korhan Kaya 2001'de doğrudan Sanskritçeden Türkçeye çevirdi; ikisi de Ankara'da basıldı. Çoruk ile Kayalı bu iki çeviriyi Sanskrit asılla, Ermenice ve İngilizce çevirilerle karşılaştırarak kültüre özgü kavramların her dilde nasıl farklı aktarıldığını gösterir. Bir metni aracı bir dilden mi, kaynağından mı çevirdiğimiz, onun hangi yüzünü gördüğümüzü de belirler. İlyada'nın Türkçeye yolculuğunda gördüğümüz aracı dil sorunu, burada Sanskritçe ile İngilizce arasında yeniden karşımıza çıkar.
Kapanış kancası
Mahabharata'nın bir kardeşi vardır: Ramayana. Orada da bir prens sürgüne gider, orada da bir savaş bir kadın için başlar. Yüzyıllar sonra Kalidasa adında bir şair, bu destanların dünyasından oyunlar ve şiirler kuracak. Destanın büyük, uzun, anonim sesi, adı bilinen bir şairin incelikli sanatına nasıl dönüştü?
Özet kartı
- Çoruk ile Kayalı'ya göre Mahabharata on sekiz kitaptan ve yaklaşık yüz bin beyitten oluşan, dünyanın en uzun epik şiirlerinden biridir. Kaurava ve Pandava kuzenleri arasındaki miras kavgası, bir zar oyunu, Draupadi'nin aşağılanması ve on iki yıllık sürgünden sonra Kurukşetra'da on sekiz gün süren bir savaşla sonuçlanır.
- Bhagavad Gita, Mahabharata'nın bir bölümüdür ve kabaca MÖ 300-100'e tarihlenir. Savaşın başında akrabalarını öldürmek istemeyen Arcuna'ya arabacısı Krişna, kşatriyanın görevini (svadharma) hatırlatır ve Vişnu olarak kendini gösterir.
- Thapar'ın yorumuna göre Krişna'nın destandaki ahlak dışı tavsiyelerinin yarattığı huzursuzluk, Gita'nın destana eklenmesine yol açmış olabilir. Gita Vedanta'nın üç merkezî metninden biridir; Babür döneminde Farsçaya, 1785'te Wilkins tarafından Sanskritçeden doğrudan İngilizceye çevrildi.
- Gandhi 1925'te Gita'yı bir şairin edebî eseri olarak okudu ve onu şiddetsizliğin (ahimsa) merkezine koydu; Thapar'ın okuması ise onu kast düzeninin görev ahlakına bağlar. Krişna'nın «eylemin meyvesine» bağlanmama öğüdü, bu çift okumanın merkezindedir.
- Türkçede Sevda Çalışkan'ın İngilizceden (1995) ve Korhan Kaya'nın Sanskritçeden (2001) yaptığı iki çeviri vardır; Çoruk ile Kayalı bu çevirileri kültür ve çeviri ilişkisi açısından karşılaştırır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Kurukşetra | Kurukshetra | Mahabharata savaşının geçtiği «Kuruların alanı» |
| Kşatriya | Kshatriya | Eski Hint toplumunda savaşçı ve yönetici sınıf |
| Svadharma | One's own duty | Kişinin toplumsal konumunun yüklediği görev |
| Ahimsa | Non-violence | Canlılara zarar vermeme, şiddetsizlik ilkesi |
| Eylemin meyvesi | Fruit of action | Eylemin sonucu; Gita'ya göre kişi eyleme değil meyveye bağlanmamalıdır |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Mahabharata'nın konusunu ve boyutunu anlatın. Kauravalar ile Pandavalar neden savaşır?
- (Kazanım 2) Arcuna'nın ikilemi nedir? Krişna ona hangi kavramlarla cevap verir?
- (Kazanım 2) Gita'yı Mahabharata'dan kopuk okumak neyi gözden kaçırır? Thapar'ın yorumu Gita'nın destana eklenmesini nasıl açıklar?
- (Kazanım 3) Gita'nın Hindistan'daki ve Avrupa'daki okunma tarihini anlatın. Gandhi'nin şiddetsizlik yorumu ile Thapar'ın okuması nasıl ayrışır?
- (Kazanım 4) Arcuna'nın ve Krişna'nın sözlerini yakından okuyun; Gita'nın Türkçe çevirileri hakkında ne biliyoruz?
Cevaplar
- Çoruk ile Kayalı'ya göre Mahabharata on sekiz kitap ve yaklaşık yüz bin beyitle dünyanın en uzun epik şiirlerinden biridir; aktardıkları hesaba göre İlyada ile Odysseia'nın toplamından yedi kat uzundur. Aynı soydan gelen Kaurava ve Pandava kuzenleri arasında bir miras kavgası anlatır: Kauravalar toprakları paylaşmaz, Pandavalar bir zar oyununda haklarını kaybeder, Draupadi aşağılanır; on iki yıllık sürgünden sonra Pandavalar paylarını isteyince Kurukşetra'da on sekiz gün süren bir savaş çıkar ve Pandavalar kazanır.
- Arcuna, düşman saflarında kendi akrabalarını ve öğretmenlerini görünce onları öldürmenin ve aileyi yok etmenin ahlakını sorgular ve savaşmayacağını söyler. Thapar'ın yorumuna göre Krişna, bir kşatriya olarak kötülüğe karşı savaşmanın, akrabalarını öldürmek anlamına gelse bile, Arcuna'nın görevi (svadharma) olduğunu söyler; sonra kendini evreni içinde barındıran Vişnu olarak gösterir. Arnold'un çevirisinde Krişna ayrıca doğru eylemin güdüsünün meyve değil eylemin kendisi olması gerektiğini söyler.
- Çoruk ile Kayalı'ya göre Gita, Mahabharata'nın bir bölümüdür ve savaşın başında geçer; sonradan bağımsız okunsa da anlamını destandaki o anda bulur. Aktardıkları Thapar yorumuna göre Pandavalar savaşı büyük ölçüde Krişna'nın ahlak dışı tavsiyeleriyle kazanır ve bu yüzden Krişna destanda suçlanır; bu huzursuzluk, destandaki en bilinen eklemeye, Gita'ya yol açmış olabilir.
- Çoruk ile Kayalı'ya göre Gita Vedanta'nın üç merkezî metninden biridir; Şankara, Ramanuca ve Abhinavagupta gibi filozoflar ona yorum yazdı; on üçüncü yüzyılda Marathiye, Babür döneminde Farsçaya çevrildi. Wilkins'in 1785 çevirisi Sanskritçeden bir Avrupa diline doğrudan yapılan ilk çeviridir; Herder, Schlegel, Humboldt ve Hegel ilgilendi, Arnold 1885'te manzum çevirisini yaptı; İngiliz Hindistanı'nda eğitimli Hintliler için yaygın bir kutsal kitap oldu. Gandhi 1925'te onu bir şairin edebî eseri olarak okudu, destandaki bağlamı eleştirel biçimde ele aldı ve ahimsanın anahtarı yaptı; Thapar'ın okuması ise onu kast düzeninin, bir kşatriyanın akrabasını öldürse bile savaşma görevine bağlar.
- Arcuna'nın sözleri ahlaki ikilemi bir beden kriziyle, çözülen uzuvlar ve elden kayan yayla gösterir; akraba kanıyla kazanılan zafer, egemenlik ve servetin değerini reddeder. Krişna meseleyi «savaşmalı mıyım?» sorusundan «nasıl eylemeliyim?» sorusuna taşır: eylem meyvesi için değil, kendisi için yapılmalıdır; bu soyut öğüt savaşçıya da, şiddetsizlik eylemcisine de uygulanabilir. Çoruk ile Kayalı'ya göre Sevda Çalışkan 1995'te İngilizceden, Korhan Kaya 2001'de Sanskritçeden Türkçeye çevirdi; ikisi de Ankara'da basıldı ve makale bu çevirileri kültüre özgü kavramlar açısından karşılaştırır.
Okuma
- Bhagavadgītā, Hinduların Kutsal Kitabı, Sanskritçeden çev. Korhan Kaya (Ankara 2001).
- Bhagavadgītā (Kutlu Ezgi), İngilizceden çev. Sevda Çalışkan (Ankara 1995).
- Fatma Jale Gül Çoruk ve Yalçın Kayalı, «Klasik Hint Metinlerinden Bhagavadgītā'nın Ermenice, İngilizce ve Türkçe Çevirilerinin "Çeviri-Kültür İlişkisi" Bağlamında Değerlendirilmesi», DTCF Dergisi 63.1 (2023).
- Gita'nın ilk bölümünü, Arcuna'nın yayını bıraktığı yere kadar okuyun. Sonra İlyada'da Akhilleus'un öfkesini anlatan açılışla karşılaştırın: iki savaşçı savaşa nasıl bakıyor?