Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kırtay'a göre klasik Arap şiirinin değişmez ilkeleri, amûdu'ş-şi'r, yirminci yüzyılda sorgulandı; 1940'ların sonunda Nâzik el-Melâike ve Seyyâb önderliğinde serbest şiir biçimlendi. el-Âdâb (1953) sanatın toplum için olduğunu, Şi'r (1957) sanatın sanat için olduğunu savundu; 1967 yenilgisi bu dengeyi değiştirdi.
- Fazlıoğlu'na göre Derviş 1941'de Birve'de doğdu, çocukken köyü yıkıldı, mülteci oldu; gençliğinde tutuklandı, «uyanış şairi» diye tanındı; Moskova, Kahire, Beyrut, Tunus ve Paris'te yaşadı, 1994'te döndü, 2008'de öldü. Filistin direniş edebiyatının en önemli adlarındandır.
- Derviş'in şiiri klasik etkilerden devrimci bir yaklaşıma, 1980 sonrasında siyaset ve varoluşçuluğu birleştiren olgunluk şiirlerine evrildi; Atı Neden Yalnız Bıraktın? bir «evler biyografisi» olarak kurgulanmıştır.
- Kırtay'a göre Adonis 1930'da Kassabin'de doğdu; 1950'lerde bir parti ideolojisine bağlıydı; 1957'de Şi'r'i kurdu, nesir kasidesini devrimci bir düşünceyle tanımladı; 1961'de Şamlı Mihyar'ın Şarkıları ile kendi poetikasını buldu; 1969'da Mevâkıf'ı kurdu ve Heidegger ile Fransız düşüncesinden de beslenen «yeni yazı»ya yöneldi. Şiiri hem doruk hem aşırı müphem sayılır.
- Derviş'i yalnız siyasi, Adonis'i yalnız estetçi saymak yanlıştır; Derviş Adonis'ten etkilenmiştir. Adonis Türkçeye en çok çevrilen Arap şairidir, Derviş ikincidir; Can'ın çeviri eleştirisi, Türkçedeki farklı çevirilerin kaynağa sadakatini tartışır.
Kazanımlar
- Yirminci yüzyılın ortasında Arap şiirinde klasik kalıplardan serbest şiire ve nesir kasidesine geçişi ve bu geçişi taşıyan dergi tartışmalarını açıklayabilir.
- Mahmud Derviş'in hayatını ve şiirinin evrelerini, direniş edebiyatı kavramıyla ve bu kavramın sınırlarıyla birlikte tartışabilir.
- Adonis'in poetikasının ideolojiden «yeni yazı»ya uzanan dönüşümünü ve kaynaklarını kaynaklara dayanarak değerlendirebilir.
- Derviş'ten ve Adonis'ten seçilmiş satırları çözümleyip Türkçe çevirilerini ve bu çeviriler üzerine yapılan eleştiriyi yorumlayabilir.
Video metni
Soğuk açılış
1964. Filistinli genç bir şair, adını bir kimlik kartından alan bir şiir yazıyor. Şiir bir memura seslenen bir emirle açılıyor: «Kaydet! Ben bir Arabım.» Can'a göre bu, şairin en çok ses getiren şiiri olacak.
Otuz yıldan fazla sonra aynı şair bir baba ile oğlun konuşmasını yazıyor. Oğul babasına soruyor: atı neden yalnız bıraktın? Baba cevap veriyor: evlere yoldaşlık etsin diye; çünkü evler, sakinleri gidince ölür.
Birinci şiir bir kimliği haykırır. İkincisi terk edilmiş bir evin başında fısıldar. İki şiirin arasında bir ömür, bir sürgün ve Arap şiirinin yirminci yüzyıldaki bütün dönüşümü var. Şairin adı Mahmud Derviş.
Büyük soru
Bir şair bir halkın sesi olmakla kendi sesini bulmak arasında nasıl bir yol tutar? Ve aynı çağda bir başka şair, şiiri toplumdan değil dilin ve düşüncenin kendisinden yeniden kurmaya kalkıştığında, iki yol birbirine nerede değer?
Bağlam
Önceki derslerde klasik kasidenin kurallarını gördük. Bu kuralların bir adı vardı.
Kırtay'a göre bu ilkeler yirminci yüzyılın başından itibaren ciddi biçimde sorgulandı. Önceki derste gördüğümüz Halîl Mutrân, beyit yerine manzumenin bütünlüğünü öne çıkarmıştı. 1940'ların sonunda bu arayış bir ad kazandı.
Kırtay'a göre ikinci yarıda şiir tartışmaları poetikanın sınırlarını aştı ve siyasi, toplumsal sorunlar şiirin gündemine girdi. Beyrut'ta iki dergi iki kutup oldu. 1953'te kurulan el-Âdâb, sanatın toplum için olduğunu, yazarın bir ideolojiye hizmet etmesi gerektiğini savundu. 1957'de kurulan Şi'r dergisi ise sanatın sanat için olduğu ilkesini benimsedi. Kırtay'a göre 1961'de Mısır-Suriye birliğinin dağılması ve 1967 Arap-İsrail savaşının kaybedilmesi el-Âdâb'ın konumunu sarstı, Şi'r'in etkisini artırdı.
Ana anlatı — Derviş: kimlik kartından evler biyografisine
Fazlıoğlu'na göre Mahmud Derviş 13 Mart 1941'de Akkâ'nın doğusunda, Birve köyünde doğdu. Yedi yaşındayken köyü saldırıya uğradı; ailesi Lübnan'a kaçtı, bir süre mülteci kampında yaşadı. Döndüklerinde köyleri yıkılmıştı; başka bir köyde sığınmacı olarak kaldılar. Okulda klasik Arap şiirinden pek çok şiir ezberledi ve ilk şiirlerinde onları taklit etti.
Gençliği gazetelerde geçti. Fazlıoğlu'na göre şiirleri ve yazıları yüzünden birkaç kez tutuklandı; ilk tutuklanmasını «ilk aşk» diye anlattı. Filistin halkının derdini her gittiği yerde anlattığı için «uyanış şairi» diye tanındı. 1970'te Moskova'ya gitti, 1971'de Kahire'de el-Ehrâm'da çalıştı; orada Necîb Mahfûz'la aynı çevrede bulundu. 1972'den 1981'e kadar Beyrut'ta yaşadı. 1982'de Beyrut'taki mülteci kamplarında yaşanan katliamdan sonra Şam'a, Tunus'a, Paris'e geçti. Kendi ifadesine göre Paris onun bir tür yeniden doğuşuna katkıda bulundu. 1994'te döndü, Ramallah ile Amman arasında yaşadı. 2008'de öldü.
Derviş'in şiiri tek bir tonda kalmadı. Fazlıoğlu'na göre ilk divanında klasik şiirin etkisi görülür; ardından semboller, efsaneler ve hikâyelerle Filistin tecrübesini anlatmaya başladı. Can'a göre ilk kitaplarındaki klasik ve romantik eğilim, 1964'teki Zeytin Yaprakları'nda ideolojik ve devrimci bir yaklaşıma dönüştü. Fazlıoğlu'na göre 1980 sonrasındaki şiirleri olgunluk şiirleridir: doğrudan siyasi konuların yanında varoluşçuluğun da işlendiği şiirler. Can'ın aktardığı değerlendirmelere göre de direnişçi kahramana odaklanan erken şiir, zamanla Filistinlilerin güçsüzlüğünü konu edinen bir yaklaşıma evrildi.
1995'te çıkan Atı Neden Yalnız Bıraktın? bu olgunluğun örneklerindendir. Can'ın aktardığına göre bu kitap bağımsız şiirlerin derlemesi değil, planlı kurgulanmış biyografik bir romandır. Derviş kitabı, doğduğu ilk evden yaşadığı son eve kadar «evlerin biyografisi» olarak tasarladığını söyler.
Ana anlatı — Adonis: şiirden yazıya
Aynı yıllarda başka bir şair başka bir yoldan ilerliyordu. Kırtay'a göre Adonis 1930'da Suriye'nin Lazkiye iline bağlı Kassabin köyünde doğdu; asıl adı Ali Ahmed Saîd'dir. 1950'lerde ilk şiirleri, Arap halklarını İslam öncesi Mezopotamya kültürü üzerinden birleştirmeyi hedefleyen Suriye Sosyalist Milliyetçi Partisi'nin ideolojisi etrafında biçimlendi; kendi deyişiyle «parti ideolojisine gömülü» bir dönemdi.
1957'de Yûsuf el-Hâl ile birlikte Şi'r dergisini kurdu. Kırtay'a göre dergi vezin ve kafiye yerine şiirin kendi ahengini, kasidenin üçlü yapısı yerine konu birliğini savundu. Dergi yazarlarının geliştirdiği bir kavram Adonis'in poetikasında merkezî bir yer aldı.
Kırtay'a göre dönüm noktası 1961'deki Şamlı Mihyar'ın Şarkıları'dır. Bu kitapla Adonis parti ideolojisinden uzaklaştı; eski Mezopotamya mitlerinin yanına İslam medeniyetinden unsurlar da getirdi. Mihyar adı, Abbâsî döneminin Şii şairi Mihyâr ed-Deylemî'ye gönderme yapar. Kırtay'a göre Adonis bu unsurları İslam medeniyetini genel olarak olumlamak için değil, onun merkezî ideolojilerini sorgulamak için, Şiilik ve tasavvuf gibi ikincil sayılan unsurlara başvurarak kullanır. Sık kullandığı anka imgesi, yanıp küllerinden doğan bir medeniyet fikrini taşır.
1963'te Şi'r'den ayrıldı, 1969'da Mevâkıf dergisini kurdu. Kırtay'a göre bu tarihten sonra poetikası «yeni yazı» kavramı etrafında biçimlendi.
Adonis'in şiiri tartışmalıdır. Kırtay'a göre bu şiirler bir yandan çağının poetik doruğu sayılır, bir yandan da müphemliğin uç sınırı olduğu gerekçesiyle eleştirilir. Kırtay bu müphemliğin bir kısmını, Arap eleştirmenlerin modern şiirin dayandığı kurama görece yabancı olmasına bağlar. İki görüş aynı şiirin karşısında durur: biri onu kapalı bulur, öteki okurunun hazırlıksız olduğunu söyler.
Ana anlatı — İki yol, bir çağ
el-Âdâb ile Şi'r arasındaki kutuplaşmaya bakınca kolay bir harita çizmek cazip gelir: Derviş toplumun şairi, Adonis sanatın şairi. Kaynaklarımız bu haritayı bozar.
Yaygın yanlış«Derviş yalnızca siyasi bir şairdi; Adonis ise siyasetten uzak bir estetçiydi.»
Fazlıoğlu'na göre Derviş'in şiirinde modern şiirin ve özellikle Seyyâb ile Adonis gibi şairlerin etkisi görülür; 1980 sonrası şiirlerinde siyasetle birlikte varoluşçuluk işlenir ve Can'ın aktardığına göre Derviş aslında çiçekleri, böcekleri yazmak istediğini söyler. Kırtay'a göre ise Adonis 1950'lerde bir partinin ideolojisine bağlıydı ve «yeni yazı» poetikası da çağının kültürel ve düşünsel sorunlarına verdiği bir cevaptır. İki şair de siyasetle şiir arasında, birbirinden farklı noktalarda durur.
İki yol arasındaki fark konu değil, konuşan öznedir. Derviş'in erken şiirinde konuşan, bir memura kimliğini haykıran bir «ben»dir ve arkasında bir halk vardır. Geç şiirinde bir baba ile oğul konuşur; halkın hikâyesi bir ailenin, bir evin, bir atın hikâyesine iner. Adonis'te ise konuşan özne dilin kendisini sorgular. Biri tarihi şiire taşır; öteki şiiri tarihi yeniden düşünmenin aracı yapar.
Metin anı
Can'ın aktardığı bir sözünde Derviş kendi şiirinin çelişkisini şöyle anlatır:
Ben aslında kendimi yazmak, çiçekleri yazmak, böceklerden bahsetmek isterim. Ama bunlardan bahsedebilmem için öncelikle özgür olmam gerekir. Benim özgür olmam için ülkemin özgür olması gerekir.
Atı Neden Yalnız Bıraktın? kitabındaki «Kaktüsün Sonsuzluğu» şiirinden, Mehmet Hakkı Suçin'in çevirisiyle:
-Atı neden yalnız bıraktın?
-Eve yârenlik etsin diye evlâdım
Zira evler ölür, terk ederse sâkinleri…
Kırtay'ın aktardığı bir yazısında Adonis kendi yolunu iki dergi üzerinden anlatır:
'Şiir' dergisinde yeni bir şiir formu tesis etmeye çalışıyordum. 'Mevâkıf' dergisinde ise bütün yapmaya çalıştığım yeni bir yazı inşa etmek.
Derviş'in sözü, direniş şiirinin kendini açıklayışıdır. Şair seçim yapmamıştır; seçim ona dayatılmıştır. Çiçekleri yazmak bir özgürlüktür ve o özgürlük henüz yoktur. Bu cümle direniş şiirini bir tercih olarak değil, bir zorunluluk olarak sunar. Aynı zamanda şairin bir gün başka bir şiir yazmayı ne kadar istediğini de gösterir.
«Kaktüsün Sonsuzluğu»ndan alınan diyalog o başka şiirin nasıl geldiğini gösterir. Burada haykırış yoktur. Bir çocuk soru sorar, bir baba cevap verir. At, ev, sakinler: hepsi somut, küçük nesnelerdir. Ama cümle «evler ölür» diyerek bir halkın göçünü tek bir evin ölümüne sığdırır. Klasik kasidenin açılışında şair terk edilmiş konak yerinde ağlardı. Derviş'in şiirinde konak yeri, sahipsiz kalan ve bir atın beklediği bir evdir. Ünitenin başında gördüğümüz eski imge, yirminci yüzyılın bir sürgününde yeniden konuşur.
Adonis'in cümlesi ise şiirin kendisine bakar. Önce bir biçim, sonra bir yazı. Onun için mesele yeni konular bulmak değil, şiirin ne olduğunu yeniden sormaktır. Derviş'te dil bir yurdu hatırlar; Adonis'te dil kendi yurdunu kurmaya çalışır.
Cevap ve bağlantı
Bir şair halkının sesi olmakla kendi sesi arasında nasıl bir yol tutar? Derviş'in ömrü buna tek bir cevap vermez, bir yolculuk gösterir. Kimlik kartına seslenen bir «ben»den, terk edilmiş bir evin başında konuşan bir babaya. Halkın hikâyesi kaybolmaz, ama daha küçük ve daha kişisel bir ölçekte, bir evin ölçeğinde anlatılır. Adonis ise sorunun kendisini değiştirir: ona göre şiirin görevi bir sesi taşımak değil, yeni bir yazı kurmaktır. İki yol farklıdır, ama Fazlıoğlu'nun işaret ettiği gibi Derviş Adonis'ten de öğrenmiştir. Çağdaş Arap şiiri bu iki yol arasındaki gerilimde biçimlendi.
Türk okuru bu iki şairi yakından tanır. Can'ın aktardığı bir araştırmaya göre Adonis Arapçadan Türkçeye en çok çevrilen şairdir, Derviş ikincidir; Derviş'in on dört eseri Türkçeye kazandırılmıştır. Çevirmenleri arasında Metin Fındıkçı, Mehmet Hakkı Suçin ve Lütfullah Göktaş vardır. Kırtay'a göre son yıllarda Suçin'in çevirileri Adonis'e ilgiyi artırmıştır. Can'ın «Kaktüsün Sonsuzluğu» üzerine yaptığı karşılaştırma, çevirinin kendisini de bir tartışma konusu yapar: Can'a göre Suçin ve Faruk Bozgöz'ün çevirilerinde gerçekten bir Derviş şiiri okunur; Fındıkçı ise kaynak metinde olmayan kelimeler ekleyerek anlamsal eşdeğerliği zaman zaman bozmuştur. Bir şiiri Türkçede okurken, bir çevirmenin okumasını da okuruz.
Kapanış kancası
Bu ünite Mekke yakınındaki bir panayırla başladı ve bir sürgün şairinin evinde bitti. Şimdi daha doğuya, daha eskiye gidiyoruz. İki ordu karşı karşıya dizilmiş. Bir savaşçı, karşı safta akrabalarını ve hocalarını görünce silahını bırakıp savaşmayacağını söylüyor. Savaş arabasını süren sürücü ona cevap vermeye başlıyor ve bu cevap yüzyıllar boyunca bir felsefe kitabı olarak okunacak. Bir savaş meydanı nasıl bir felsefe okuluna dönüşür?
Özet kartı
- Kırtay'a göre klasik Arap şiirinin değişmez ilkeleri, amûdu'ş-şi'r, yirminci yüzyılda sorgulandı; 1940'ların sonunda Nâzik el-Melâike ve Seyyâb önderliğinde serbest şiir biçimlendi. el-Âdâb (1953) sanatın toplum için olduğunu, Şi'r (1957) sanatın sanat için olduğunu savundu; 1967 yenilgisi bu dengeyi değiştirdi.
- Fazlıoğlu'na göre Derviş 1941'de Birve'de doğdu, çocukken köyü yıkıldı, mülteci oldu; gençliğinde tutuklandı, «uyanış şairi» diye tanındı; Moskova, Kahire, Beyrut, Tunus ve Paris'te yaşadı, 1994'te döndü, 2008'de öldü. Filistin direniş edebiyatının en önemli adlarındandır.
- Derviş'in şiiri klasik etkilerden devrimci bir yaklaşıma, 1980 sonrasında siyaset ve varoluşçuluğu birleştiren olgunluk şiirlerine evrildi; Atı Neden Yalnız Bıraktın? bir «evler biyografisi» olarak kurgulanmıştır.
- Kırtay'a göre Adonis 1930'da Kassabin'de doğdu; 1950'lerde bir parti ideolojisine bağlıydı; 1957'de Şi'r'i kurdu, nesir kasidesini devrimci bir düşünceyle tanımladı; 1961'de Şamlı Mihyar'ın Şarkıları ile kendi poetikasını buldu; 1969'da Mevâkıf'ı kurdu ve Heidegger ile Fransız düşüncesinden de beslenen «yeni yazı»ya yöneldi. Şiiri hem doruk hem aşırı müphem sayılır.
- Derviş'i yalnız siyasi, Adonis'i yalnız estetçi saymak yanlıştır; Derviş Adonis'ten etkilenmiştir. Adonis Türkçeye en çok çevrilen Arap şairidir, Derviş ikincidir; Can'ın çeviri eleştirisi, Türkçedeki farklı çevirilerin kaynağa sadakatini tartışır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Amûdu'ş-şi'r | Pillar of poetry | Klasik Arap şiirinin beyit bütünlüğü, vezin, kafiye ve üçlü kaside yapısı gibi değişmez sayılan ilkeleri |
| Şi'ru'l-hurr | Free verse | 1940'ların sonunda Melâike ve Seyyâb önderliğinde biçimlenen, klasik kalıpları gevşeten özgür şiir |
| Kasîdetü'n-nesr | Prose poem | Vezin ve kafiyeden bağımsız yazılan, Adonis'e göre düşüncede de devrimci olması gereken nesir kasidesi |
| Direniş edebiyatı | Resistance literature | İşgal ya da baskı altındaki bir halkın varlığını, acısını ve umudunu dile getiren edebiyat |
| Yeni yazı | New writing | Adonis'in türler arası sınırları aşındırmayı ve şiiri bir düşünme biçimi olarak kurmayı amaçlayan poetikası |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Amûdu'ş-şi'r nedir ve yirminci yüzyılda nasıl sorgulandı? el-Âdâb ile Şi'r dergileri hangi görüşleri temsil etti?
- (Kazanım 2) Mahmud Derviş'in hayatının ve şiirinin evreleri nelerdir? Direniş edebiyatı kavramı onun şiirini anlatmakta nerede yetersiz kalır?
- (Kazanım 3) Adonis'in poetikası 1950'lerden 1970'lere nasıl dönüştü? «Yeni yazı» neyi amaçlar ve hangi kaynaklarla ilişkilendirilir?
- (Kazanım 3) Derviş'i yalnız siyasi, Adonis'i yalnız estetçi bir şair saymak neden yanlıştır? Adonis'in «müphemliği» hakkındaki iki görüş nedir?
- (Kazanım 4) Derviş'in sözünü, «Kaktüsün Sonsuzluğu»ndan alınan diyaloğu ve Adonis'in cümlesini yakından okuyun; Türkçedeki çeviriler ve çeviri eleştirisi hakkında ne söylenebilir?
Cevaplar
- Kırtay'a göre amûdu'ş-şi'r, beyit içinde anlam bütünlüğü, vezin, kafiye ve sevgilinin izlerine ağıt, çölde yolculuk ve sonuç bölümünden oluşan üçlü kaside yapısı gibi klasik şiirin değişmez sayılan ilkeleridir. Yirminci yüzyılın başından itibaren sorgulandı; 1940'ların sonunda Nâzik el-Melâike ve Seyyâb önderliğinde serbest şiir biçimlendi. el-Âdâb (1953) sanatın toplum için olduğunu ve yazarın bir ideolojiye hizmet etmesi gerektiğini, Şi'r (1957) sanatın sanat için olduğunu savundu; 1961'deki birliğin dağılması ve 1967 yenilgisi el-Âdâb'ın konumunu sarstı.
- Fazlıoğlu'na göre Derviş 1941'de Birve'de doğdu, yedi yaşında köyü saldırıya uğrayıp yıkıldı, ailesiyle mülteci oldu; gençliğinde gazetelerde çalıştı ve birkaç kez tutuklandı; 1970'te Moskova'ya, 1971'de Kahire'ye, sonra Beyrut'a, 1982'den sonra Tunus ve Paris'e gitti; 1994'te döndü, 2008'de öldü. Şiiri klasik etkilerden devrimci bir yaklaşıma, 1980 sonrasında siyaset ile varoluşçuluğu birleştiren olgunluk şiirlerine evrildi. Direniş edebiyatı kavramı onun geç şiirindeki kişisel, varoluşsal ve «evlerin biyografisi» gibi küçük ölçekli anlatımı tek başına karşılamaz.
- Kırtay'a göre Adonis 1950'lerde Suriye Sosyalist Milliyetçi Partisi'nin ideolojisine bağlıydı; 1957'de Yûsuf el-Hâl ile Şi'r'i kurdu ve nesir kasidesini düşüncede de devrimci olması gereken bir şiir olarak tanımladı; 1961'de Şamlı Mihyar'ın Şarkıları ile ideolojiden uzaklaşıp Mezopotamya mitleriyle İslam medeniyetinin ikincil unsurlarını birlikte kullandı; 1963'te Şi'r'den ayrıldı, 1969'da Mevâkıf'ı kurdu. «Yeni yazı» edebî türler arasındaki sınırları aşındırmayı, sözden yazıya geçmeyi ve şiiri bir düşünme biçimi yapmayı amaçlar; Kırtay onu Heidegger'in varlık felsefesi ve Tel Quel çevresindeki Fransız düşüncesiyle ilişkilendirir, ama onların tekrarı saymaz.
- Fazlıoğlu'na göre Derviş'in şiirinde Seyyâb ve Adonis gibi modern şairlerin etkisi vardır ve geç şiirlerinde varoluşçuluk işlenir; Can'ın aktardığı sözünde Derviş çiçekleri ve böcekleri yazmak istediğini söyler. Kırtay'a göre Adonis 1950'lerde bir partinin ideolojisine bağlıydı ve «yeni yazı» çağının kültürel ve düşünsel sorunlarına bir cevaptır. Adonis'in şiiri bir görüşe göre çağının poetik doruğu, başka bir görüşe göre müphemliğin uç sınırıdır; Kırtay müphemliğin bir kısmını eleştirmenlerin modern şiir kuramına yabancılığına bağlar.
- Derviş'in sözü direniş şiirini bir tercih değil bir zorunluluk olarak sunar: ülkesi özgür olmadan kendini ve çiçekleri yazamaz. Diyalogda baba atı sahipsiz evin başında bırakır, çünkü evler sakinleri gidince ölür; bir halkın göçü tek bir evin ölümüne sığar ve klasik kasidenin terk edilmiş konak yeri yeni bir biçimde döner. Adonis'in cümlesi yeni bir şiir biçiminden yeni bir yazıya geçişi anlatır. Can'a göre Adonis Türkçeye en çok çevrilen Arap şairi, Derviş ikincisidir ve Derviş'in on dört eseri Türkçededir; Can'ın karşılaştırmasına göre Suçin ve Bozgöz'ün çevirileri kaynağa yakın, Fındıkçı'nınki ise eklemelerle zaman zaman anlamsal eşdeğerlikten uzaklaşır.
Okuma
- Mahmud Derviş, Atı Neden Yalnız Bıraktın, Arapçadan çev. Mehmet Hakkı Suçin (İstanbul: Ayrıntı, 2017).
- Mahmud Derviş, Yalnızlık Yenilemeden Kendini, çev. Metin Fındıkçı (İstanbul: Can, 2009).
- Hayriye Kırtay, «Şiir, Varlık ve Yazı: Adonis Poetikası ve Kaynaklarına Dair Bir İnceleme», Dil ve Edebiyat Araştırmaları 32 (2025).
- Betül Can, «Mahmûd Derviş'in "Kaktüsün Sonsuzluğu" Adlı Şiirinin Türkçe Çevirileri Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz», Söylem (2023).
- Suçin'in çevirisinden «Kaktüsün Sonsuzluğu»nu okuyun, sonra Can'ın makalesindeki öteki çevirilerle karşılaştırın. Bir çevirmenin eklediği tek bir kelime şiirin tonunu nasıl değiştiriyor?