İçeriğe geç

Ünite EDB-233-07 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Necip Mahfuz

EDB-233 Arap Edebiyatı

2.147 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 10 dk

  • toplumsal gerçekçi roman
  • Üçleme
  • sembolik roman
  • felsefî gerçekçilik
  • fushâ
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Yıldız'a göre Mahfuz 1911'de Kahire'nin Cemâliye semtinde doğdu, felsefe okudu, uzun süre devlet memuru olarak çalıştı, sonra el-Ehrâm'da yazdı. Akkād ile Tâhâ Hüseyin'i ustaları saydı; Selâme Mûsâ'nın etkisiyle eski Mısır romanlarıyla başladı.
  2. Toplumsal gerçekçi döneminde Kahire'yi Mısır toplumunun fotoğrafı gibi anlattı. Midak Sokağı (1947) Hüseyin semtindeki bir sokağı ve berber Abbas'ın Hamide'ye aşkını anlatır; İsveç Akademisi'ne göre sokak bir sahneye dönüşür. Dili fushâdır.
  3. Üçleme (1956-1957), 1910'ların sonundan 1940'ların ortasına bir ailenin üç kuşağını anlatır; otobiyografik öğeler içerir ve Kahire tasvirleri Dickens'la karşılaştırılır. Türkiye'de bir tez Midak Sokağı'nı Fatih-Harbiye ile karşılaştırır.
  4. 1959'da Cebelavi Sokağının Çocukları ile sembolik döneme geçti; roman peygamberleri sembolize eden kahramanlarıyla büyük tartışma yarattı ve kitap olarak ancak 1967'de, ülkesinin dışında basılabildi. 1994'te bıçaklı saldırıya uğradı, 2006'da öldü.
  5. 1988 Nobel'i ilk kez bir Mısırlıya ve ana dili Arapça olan bir yazara verildi; gerekçe gerçekçi ve sembolik eserlerini birlikte anar. Mahfuz ödülün asıl sahibi olarak Arapçayı gösterdi. Türkçede Işıl Alatlı, Güler Dikmen, Leyla Tonguç Basmacı ve başka çevirmenlerle geniş biçimde okunur.

Kazanımlar

  • Necip Mahfuz'un hayatını, beslendiği kaynakları ve romanlarının tarihî, toplumsal gerçekçi ve sembolik dönemlerini açıklayabilir.
  • Midak Sokağı'nı ve Kahire Üçlemesi'ni bir sokak, bir aile ve bir toplum ilişkisi içinde değerlendirebilir.
  • Cebelavi Sokağının Çocukları etrafındaki tartışmayı ve Nobel ödülünün gerekçesini kaynaklara dayanarak anlatabilir.
  • Nobel konuşmasından kısa parçaları yakından okuyup Mahfuz'un Türkçedeki çevirileri ve Türk romanıyla karşılaştırmalar üzerinden Türk okuruyla bağını gösterebilir.

Video metni

Soğuk açılış

13 Ekim 1988. İsveç Akademisi bir basın bülteni yayımlıyor: Nobel Edebiyat Ödülü ilk kez bir Mısırlıya veriliyor. Bültene göre ödül aynı zamanda ana dili Arapça olan ilk edebiyat Nobel'i sahibine gidiyor. Kazanan yetmiş yedi yaşında. Kahire'de doğmuş, hâlâ Kahire'de yaşıyor.

Aynı yılın Nobel konuşmasında yazar bir anekdot anlatıyor. Kahire'deki bir yabancı muhabir ona, adı ödülle birlikte anıldığı an bir sessizlik olduğunu, pek çok kişinin onun kim olduğunu merak ettiğini söylemiş.

Kim olduğunu anlatmak için yazar kendini iki uygarlığın çocuğu olarak tanıtıyor. Adı Necip Mahfuz.

Büyük soru

Romanlarının hemen hepsi Kahire'nin birkaç semtinde geçen bir yazar, gerçekçi bir sokak hikâyesinden Tanrı arayışını anlatan bir alegoriye nasıl ulaştı? Ve aynı sokaklar, farklı dönemlerinde neyi temsil etti?

Bağlam

Yıldız'a göre Necip Mahfuz 11 Aralık 1911'de Kahire'nin Cemâliye semtinde doğdu. 1934'te Kahire Üniversitesi'nde felsefe bölümünü bitirdi. Tasavvufta estetik üzerine başladığı yüksek lisans tezini yarıda bırakıp edebiyata yöneldi. Hayatının büyük kısmında devlet memuru olarak çalıştı, 1971'de Kültür Bakanlığı'ndan emekli oldu, sonra el-Ehrâm gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.

Önceki derste gördüğümüz Nahda kuşağı onun ustalarıydı. Yıldız'ın aktardığına göre Mahfuz, yazmayı Akkād'ın örneğinde, aklı ölçü almayı ve Batı'yla konuşmayı Tâhâ Hüseyin'in örneğinde öğrendiğini anlatır. Sosyalist düşünceleriyle tanınan Kıpti yazar Selâme Mûsâ da onu etkiledi; Yıldız'a göre Mahfuz'un ilk yazı çalışması, bir İngiliz yazarın eski Mısır üzerine kitabının 1932'de Selâme Mûsâ'nın dergisinde yayımlanan çevirisiydi. Tolstoy'u, Dostoyevski'yi, Çehov'u, Flaubert'i, Camus'yü okudu.

Ana anlatı — Firavunlardan ara sokağa

Mahfuz romana tarihle başladı. Yıldız'a göre ilk romanları eski Mısır tarihini konu edinir ve bu yönelim Selâme Mûsâ'nın etkisiyledir. İsveç Akademisi'nin bülteni bu firavun romanlarında bile bugünün toplumuna yan bakışlar bulunduğunu söyler.

Sonra Kahire'ye döndü. Yıldız'a göre Mahfuz bundan sonra toplumsal gerçekçi roman yazımına yöneldi ve romanlarında mekân hep Kahire oldu.

Bu dönemin en bilinen romanı 1947'de yayımlanan Midak Sokağı'dır. Yıldız'a göre roman, Kahire'nin Hüseyin semtindeki bir sokakta yaşananları anlatır; merkezde genç berber Abbas'ın, sokağın kavgacı ve geçimsiz güzeli Hamide'ye aşkı vardır. İsveç Akademisi'nin bülteni sokağın bir sahneye dönüştüğünü, rengârenk bir kalabalığı bir arada tuttuğunu ve hepsinin güçlü bir psikolojik gerçekçilikle çizildiğini yazar.

Dil de bir tercihti.

Önceki derste kullandığımız Çetin maddesine göre Tevfîk el-Hakîm tiyatrosunda karakterleri yer yer yerel lehçeyle konuşturmuştu. Mahfuz ise romanlarını ortak yazı diliyle yazdı. Bu tercihin bir sonucu, romanlarının Mısır lehçesini bilmeyen Arap okurlarca da okunabilmesidir.

Ana anlatı — Bir aile, üç kuşak

İsveç Akademisi'ne göre Mahfuz'un asıl ününü getiren büyük Üçleme'dir.

Üçleme bir ailenin evinden bir ülkenin tarihine açılır. İsveç Akademisi'ne göre dizide otobiyografik öğeler vardır ve bireylerin tasviri o dönemin düşünsel, toplumsal ve siyasal koşullarıyla açıkça ilişkilidir. Yıldız'a göre romandaki Kahire tasvirleri Dickens'ın Londra tasvirleriyle karşılaştırılır. Kuşakların çatışması, dönemin fikir ve siyaset çalkantılarıyla aynı evin içinde karşılaşır.

Türk okuru için bu karşılaştırmanın bir yerli karşılığı da vardır. Yıldız'ın listelediği Türkiye'deki tezlerden biri, Peyami Safa'nın Fatih-Harbiye'si ile Midak Sokağı'nın karakterlerini karşılaştırır.

Ana anlatı — Sokaktan alegoriye

1952 devriminden sonra Mahfuz bir süre sustu. Yıldız'a göre 1959'da el-Ehrâm'da tefrika edilmeye başlanan Evlâdü Hâretinâ ile yeniden edebiyata döndü. Türkçede Cebelavi Sokağının Çocukları adıyla okunan bu roman, başlangıçtan çağımıza insanlık tarihini yoğun sembollerle anlatır.

Roman büyük tartışmaya yol açtı. Yıldız'a göre kahramanlardan Cebel Musa'yı, Rifâa İsa'yı, Kāsım Hz. Muhammed'i sembolize eder ve roman, Kur'an'daki sure sayısıyla aynı sayıda, 114 bölümden oluşur. İsveç Akademisi'nin bülteni romanın konusunu insanın manevi değerler arayışı olarak özetler ve modern bilim insanının da bu alegoride yer aldığını söyler. Yıldız'a göre kitap ancak 1967'de basılabildi; bülten ise kitabın yazarın kendi ülkesinde basılamadığını, başka yerde yayımlandığını belirtir.

Tartışmanın gölgesi uzun oldu. Yıldız'a göre Mahfuz 14 Ekim 1994'te Nil kıyısında yürürken bir gencin bıçaklı saldırısına uğradı; boynundan ağır yaralandı ve sağ eli bir daha kalem tutamadı. 2006'da Kahire'de öldü.

Yaygın yanlış«Mahfuz Nobel'i yalnızca Kahire Üçlemesi için aldı.»
Doğrusu

Kaynaklarımız daha geniş bir tablo çizer. İsveç Akademisi'nin bülteni firavun romanlarından Midak Sokağı'na, Üçleme'den Cebelavi Sokağının Çocukları'na, Nil Üstünde Gevezelik'ten kısa öykülerine kadar bütün bir yapıtı anar. Yıldız'a göre Üçleme'nin ödülde önemli payı vardır, ama sembolik romanların, özellikle Cebelavi Sokağının Çocukları ile Nil Üstünde Gevezelik'in de büyük payı olmuştur. Ödül bir kitaba değil, gerçekçilikten alegoriye uzanan bir yola verildi.

Metin anı

Nobel konuşmasının açılışından, yazarın dili hakkında söyledikleri. İngilizce metinden aktaran biziz:

Konuşmam birçoğunuzun bilmediği bir dilde geliyor. Ama ödülün asıl kazananı odur.

Aynı konuşmada kendini tanıttığı cümle:

Ben, tarihin belli bir çağında mutlu bir evlilik kurmuş iki uygarlığın çocuğuyum.

İsveç Akademisi'nin ödül gerekçesi:

İnce ayrıntılarla dolu, kimi zaman berrak bir gerçekçilikle, kimi zaman çağrışımlı bir belirsizlikle yazılmış eserleriyle bütün insanlığa seslenen bir Arap anlatı sanatı kurduğu için.

İlk cümle bir alçakgönüllülük gibi başlar, ama bir iddiayla biter. Mahfuz ödülü Arapçaya verir. Bu, Yıldız'ın aktardığı sözle de örtüşür: Yıldız'a göre Mahfuz ödülü kendi adına değil, ülkesi ve Arapça yazan herkes adına aldığını söylemiştir. Nahda'nın yüz yıllık çabası, bir dilin dünya edebiyatında görünür olma çabasıydı. Bu cümle o çabanın bir sonucu gibi okunabilir.

İkinci cümle Mahfuz'un kendi yapıtının haritasıdır. Konuşmanın devamında iki uygarlıktan biri yedi bin yıllık firavunlar uygarlığı, öteki bin dört yüz yıllık İslam uygarlığıdır. İlk romanları birinciye, Cebelavi Sokağının Çocukları ikincinin kutsal kişilerine uzanır. Arada Kahire'nin sokakları vardır: iki uygarlığın aynı ara sokakta yaşadığı bir kent.

Ödül gerekçesi ise Mahfuz'un iki yüzünü tek cümlede birleştirir: «berrak gerçekçilik» Midak Sokağı'nı ve Üçleme'yi, «çağrışımlı belirsizlik» sembolik romanları anlatır. Gerekçe, bu iki yolu çelişki olarak değil bir bütün olarak görür.

Cevap ve bağlantı

Mahfuz sokaktan alegoriye nasıl ulaştı? Kaynaklarımıza göre Kahire'den hiç ayrılmadan. Aynı semtler önce eski Mısır'ın yankısını taşıdı, sonra bir sokağın ve bir ailenin gerçekçi portresini, sonra da insanlığın ve inancın hikâyesini. Dil de sabit kaldı: fushâ. Değişen, sokağın temsil ettiği şeydi. Bir sokak önce bir toplumun fotoğrafı, sonra bir aile tarihinin sahnesi, sonunda bir alegorinin haritası oldu.

Türk okuru Mahfuz'u geç ama bol okudu. Yıldız'a göre Midak Sokağı ilk kez 1977'de Güler Dikmen tarafından Ara Sokak adıyla çevrildi; sonra Hasan Akay ve Leyla Tonguç Basmacı'nın çevirileri geldi. Üçleme'yi Işıl Alatlı 2008'de Türkçeye kazandırdı. Tomris Uyar bir öyküsünü İngilizceden çevirdi. Mahfuz'un 1982'de yayımlanan Leyâlî Elf Leyle'si, A. Sait Aykut'un çevirisiyle Binbirinci Geceden Sonra adıyla Türkçede de okunur. Bu ünitenin başında gördüğümüz Şehrazat, yirminci yüzyılın Kahire'sinde yeniden anlatıya dönmüştür. Türkiye'deki üniversitelerde Mahfuz üzerine çok sayıda tez yazılmıştır.

Kapanış kancası

1971'de Kahire'deki el-Ehrâm gazetesinin kadrosuna, köyünü yedi yaşında kaybetmiş genç bir Filistinli şair katıldı. Fazlıoğlu'na göre bu şairin köyü yıkılmış, ailesi mülteci olmuş, kendisi hapse girip çıkmıştı. Aynı gazetede Mahfuz sokakları anlatıyordu; bu şair kaybedilmiş bir yurdu. Vatanı elinden alınan bir şair, dili nasıl bir vatana dönüştürür?

Özet kartı

  1. Yıldız'a göre Mahfuz 1911'de Kahire'nin Cemâliye semtinde doğdu, felsefe okudu, uzun süre devlet memuru olarak çalıştı, sonra el-Ehrâm'da yazdı. Akkād ile Tâhâ Hüseyin'i ustaları saydı; Selâme Mûsâ'nın etkisiyle eski Mısır romanlarıyla başladı.
  2. Toplumsal gerçekçi döneminde Kahire'yi Mısır toplumunun fotoğrafı gibi anlattı. Midak Sokağı (1947) Hüseyin semtindeki bir sokağı ve berber Abbas'ın Hamide'ye aşkını anlatır; İsveç Akademisi'ne göre sokak bir sahneye dönüşür. Dili fushâdır.
  3. Üçleme (1956-1957), 1910'ların sonundan 1940'ların ortasına bir ailenin üç kuşağını anlatır; otobiyografik öğeler içerir ve Kahire tasvirleri Dickens'la karşılaştırılır. Türkiye'de bir tez Midak Sokağı'nı Fatih-Harbiye ile karşılaştırır.
  4. 1959'da Cebelavi Sokağının Çocukları ile sembolik döneme geçti; roman peygamberleri sembolize eden kahramanlarıyla büyük tartışma yarattı ve kitap olarak ancak 1967'de, ülkesinin dışında basılabildi. 1994'te bıçaklı saldırıya uğradı, 2006'da öldü.
  5. 1988 Nobel'i ilk kez bir Mısırlıya ve ana dili Arapça olan bir yazara verildi; gerekçe gerçekçi ve sembolik eserlerini birlikte anar. Mahfuz ödülün asıl sahibi olarak Arapçayı gösterdi. Türkçede Işıl Alatlı, Güler Dikmen, Leyla Tonguç Basmacı ve başka çevirmenlerle geniş biçimde okunur.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Toplumsal gerçekçi romanSocial realist novelToplumun sınıflarını ve değişimini gündelik hayatın ayrıntılarıyla yansıtan roman
ÜçlemeTrilogyMahfuz'un bir ailenin üç kuşağını anlatan 1956-1957 tarihli üç romanı
Sembolik romanSymbolic novelKişi ve olayları felsefi ya da dinî bir anlamı temsil edecek biçimde kuran roman
Felsefî gerçekçilikPhilosophical realismEleştirmenlerin Mahfuz'un 1952 sonrası eserlerine verdiği ad
FushâStandard literary ArabicLehçelerden ayrı, bütün Arap dünyasında ortak yazı dili

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Mahfuz'un yetişmesinde hangi yazarlar ve düşünceler rol oynadı? Romanlarının dönemleri nelerdir?
  2. (Kazanım 2) Midak Sokağı neyi anlatır ve neden toplumsal gerçekçi bir roman sayılır? Mahfuz'un fushâ tercihi ne anlama gelir?
  3. (Kazanım 2) Üçleme'nin konusu nedir ve bir aile hikâyesi nasıl bir ülkenin tarihine açılır?
  4. (Kazanım 3) Cebelavi Sokağının Çocukları neden tartışma yarattı? Mahfuz'un Nobel'i yalnızca Üçleme için aldığını söylemek neden yanlıştır?
  5. (Kazanım 4) Nobel konuşmasından ve ödül gerekçesinden aktarılan cümleleri yakından okuyun; Mahfuz'un Türkçedeki çevirilerini ve Türk okuruyla bağını anlatın.

Cevaplar

  1. Yıldız'a göre Mahfuz felsefe okudu ve tasavvufta estetik üzerine bir tezi yarıda bıraktı; Akkād ile Tâhâ Hüseyin'i kendi ustaları olarak andı; Selâme Mûsâ'dan etkilendi; Tolstoy, Dostoyevski, Çehov, Flaubert ve Camus'yü okudu. Romanları eski Mısır konulu tarihî romanlarla başladı, toplumsal gerçekçi Kahire romanlarıyla sürdü ve 1959 sonrasında sembolik romanlara, eleştirmenlerin «felsefî gerçekçilik» dediği döneme ulaştı.
  2. Yıldız'a göre Midak Sokağı Kahire'nin Hüseyin semtindeki bir sokağın insanlarını ve berber Abbas'ın kavgacı güzel Hamide'ye aşkını anlatır; İsveç Akademisi'ne göre sokak bir sahneye dönüşür ve karakterler güçlü bir psikolojik gerçekçilikle çizilir. Roman bir toplumun gündelik hayatını, sınıflarını ve değişimini yansıttığı için toplumsal gerçekçidir. Mahfuz sokağın insanlarını bile fushâ ile konuşturdu; bu, yerel lehçeyi kullanan bazı yazarlardan farklıdır ve romanlarının bütün Arap dünyasında okunmasını kolaylaştırdı.
  3. Yıldız'a göre Üçleme 1910'ların sonundan 1940'ların ortasına Mısırlı ailelerin durumunu ve değişimini bir ailenin üç kuşağı üzerinde anlatır; Kahire tasvirleri Dickens'ın Londra'sıyla karşılaştırılır. İsveç Akademisi'ne göre otobiyografik öğeler taşır ve bireylerin tasviri dönemin düşünsel, toplumsal ve siyasal koşullarıyla açıkça ilişkilidir; böylece bir evin içindeki kuşak çatışmaları bir ülkenin tarihini yansıtır.
  4. Yıldız'a göre romandaki Cebel, Rifâa ve Kāsım peygamberleri sembolize eder ve roman Kur'an'daki sure sayısı kadar, 114 bölümden oluşur; bu yüzden büyük tartışma yarattı ve kitap olarak ancak 1967'de basılabildi; İsveç Akademisi'ne göre yazarın ülkesinde basılamadı. Bülten firavun romanlarından kısa öykülere kadar bütün yapıtı anar; Yıldız'a göre Üçleme'nin payı önemlidir ama sembolik romanların, özellikle Cebelavi Sokağının Çocukları ile Nil Üstünde Gevezelik'in de büyük payı vardır.
  5. Mahfuz konuşmasının dilini bilinmeyen bir dil olarak anar, ama ödülün asıl kazananının o dil olduğunu söyler; bu, ödülü ülkesi ve Arapça yazan herkes adına aldığı sözüyle örtüşür. Kendini firavunlar ve İslam uygarlıklarının mutlu evliliğinin çocuğu olarak tanıtır; bu, eski Mısır romanlarından dinî alegoriye uzanan yapıtının haritasıdır. Gerekçe gerçekçiliği ve belirsizliği tek bir anlatı sanatında birleştirir. Yıldız'a göre Midak Sokağı'nı ilk kez 1977'de Güler Dikmen çevirdi, Üçleme'yi 2008'de Işıl Alatlı Türkçeye kazandırdı; Binbirinci Geceden Sonra'yı A. Sait Aykut çevirdi; Türkiye'de pek çok tez yazıldı, biri Midak Sokağı'nı Fatih-Harbiye ile karşılaştırır.

Okuma

  • Necip Mahfuz, Midak Sokağı, Arapçadan çev. Leyla Tonguç Basmacı (İstanbul 2011).
  • Necip Mahfuz, Saray Gezisi, Şevk Sarayı, Şeker Sokağı (Kahire Üçlemesi), çev. Işıl Alatlı (İstanbul 2008).
  • Necip Mahfuz, Binbirinci Geceden Sonra, çev. A. Sait Aykut (İstanbul 2002).
  • «Necîb Mahfûz» maddesi, yazan Musa Yıldız (TDV İslâm Ansiklopedisi, 2019); eserler ve Türkçe çeviriler listesiyle.
  • Midak Sokağı'nın ilk bölümünü Peyami Safa'nın Fatih-Harbiye'sinin ilk bölümüyle yan yana okuyun. İki yazar şehrin eski semtini nasıl tanıtıyor? Hangisi sokağı, hangisi bir karakterin iç dünyasını öne çıkarıyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:10 Soğuk açılış: bir haber ajansı teleksinden çıkan bir kâğıt; Kahire'de bir kahvehanede gazete okuyan yaşlı bir adam; Stockholm'de bir kürsü ve okunan bir konuşma.
  • 1:10–1:40 Büyük soru: bir Kahire sokağının haritası yavaşça sembollerle dolu bir alegori haritasına dönüşür.
  • 1:40–3:00 Bağlam: Cemâliye'nin dar sokakları; bir felsefe kitabı; Akkād, Tâhâ Hüseyin ve Selâme Mûsâ'nın adları bir masanın üzerindeki üç kitapta.
  • 3:00–5:20 Ana anlatı — Firavunlardan ara sokağa: bir papirüs sahnesi yavaşça bir Kahire ara sokağına dönüşür; bir berber dükkânı ve bir pencerede bir kadın; sokak bir tiyatro sahnesi gibi aydınlanır.
  • 5:20–7:20 Ana anlatı — Bir aile, üç kuşak: bir evin üç katında üç kuşak; duvardaki takvim 1919'dan 1944'e akar; bir Londra sokağı ile bir Kahire sokağı yan yana.
  • 7:20–9:40 Ana anlatı — Sokaktan alegoriye: bir gazete tefrikası sayfaları; bir sokağın başında büyük bir ev ve kapısında bekleyen kuşaklar; 114 küçük bölümden oluşan bir kitap; Nil kıyısında yürüyen yaşlı bir adam ve bir gölge.
  • 9:40–11:50 Metin anı: bir kürsüde okunan konuşma; Arap harfleri salona yayılır; bir piramit ile bir minarenin aynı ufukta yan yana durduğu bir görüntü.
  • 11:50–12:50 Cevap ve bağlantı: Türkçe kitap kapakları bir rafta sıralanır; bir kitabın kapağında Şehrazat'ın silueti.
  • 12:50–13:20 Kapanış kancası: 1971'de bir gazete binası; bir masada eski romancı, başka bir masada genç bir şair ve önünde yıkılmış bir köyün fotoğrafı.

Telaffuz

  • Necip Mahfuz: «ne-CİB mah-FUZ»; Cemâliye: «ce-ma-Lİ-ye»; el-Ehrâm: «el-eh-RAM»; Akkād: «ak-KAD»; Selâme Mûsâ: «se-LA-me mu-SA»; fushâ: «FUS-ha».
  • Midak Sokağı: «mi-DAK so-ka-ğı»; Beyne'l-Kasreyn: «bey-nel-kas-REYN»; Kasrü'ş-Şevk: «kas-rüş-ŞEVK»; es-Sükkeriyye: «es-sük-ke-RİY-ye»; Evlâdü Hâretinâ: «ev-la-DÜ ha-re-ti-NA»; Cebelavi: «ce-be-la-Vİ»; Işıl Alatlı: «ı-ŞIL a-lat-LI».