İçeriğe geç

Ünite EDB-232-07 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Hafız

EDB-232 Fars Edebiyatı

2.178 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 10 dk

  • rind
  • Lisânü'l-gayb
  • tefe'ül
  • tahmîs
  • tasavvufi şerh
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Yazıcı'ya göre Hafız 1317-1326 arasında Şiraz'da doğar, 1389 ya da 1390'da orada ölür; hayatı hakkında bilgi azdır. İncû, Muzafferî ve Timur dönemlerinin çalkantılarını yaşar; rind hayat tarzı ve Ebû İshak'ın sarayı şiirini etkiler.
  2. Hafız şöhrete gazelleriyle ulaşır; dili sade, akıcı ve vecizdir. Hayyam, Mevlânâ ve Sa'dî gibi öncüllerinden iktibaslar yapar ama onlara kendi damgasını vurur. Ona Lisânü'l-gayb denir ve divanı fal kitabı olarak kullanılır.
  3. Hafız divanını kendisi düzenlemediği için bütün şiirleri kesin olarak ona ait bir nüsha yoktur; derleyicilere para verildiği için başkalarının gazellerinin ona mal edilmiş olması mümkündür.
  4. Osmanlı'da Sürûrî, Şem'î ve Sûdî Bosnevî Türkçe şerhler yazar; en mükemmeli Sûdî'ninkidir. Mehmed Vehbî Konevî ilk tasavvufi şerhi yazar; Yazıcı'ya göre bu şerh Hafız'ın gerçek düşüncesini yansıtmaz.
  5. Hafız divanı Türkiye'de Mesnevî ve Gülistan'dan sonra en çok okunan Farsça metinlerdendir. Şeyhî'de etkisi açıktır, Bâkî Farsça tahmîsler yazar, Fuzûlî'de etkisi abartılmıştır; Tanzimat'tan sonra İran taklidinin simgesi sayılır, Âkif divanın ahlaksızlığa cevaz veren bir kitaba dönüştüğünden yakınır, Yahya Kemal onu «Rindlerin Ölümü»nde anar.

Kazanımlar

  • Hâfız-ı Şîrâzî'nin hayatını, döneminin siyasi çalkantılarını ve hakkındaki rivayetlerin güvenilirliğini açıklayabilir.
  • Hafız gazelinin özelliklerini ve divanının hangi şiirlerinin gerçekten ona ait olduğu sorununu anlatabilir.
  • Hafız'ın şarap ve aşk dilinin dünyevi ve tasavvufi okumalarını karşılaştırarak değerlendirebilir.
  • Hafız'ın Osmanlı şerhlerini ve Türk şiirindeki izlerini anlatabilir; «Şirazlı Türk» gazelini, fal duasını ve Âkif'in eleştirisini yakından okuyabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Gece. Bir evde bir kişi eline bir divan alır, gözlerini kapar ve Farsça bir tekerleme söyler: Ey Şirazlı Hafız, bize bak; ben bir fal istiyorum, sen bütün sırları açansın. Sonra kitabı rastgele açar. Sağ sayfada ya da sol sayfada hangi gazel çıkarsa, o gazel onun falıdır.

Kitabın şairi yaklaşık altı yüz yıl önce Şiraz'da yaşamıştır. Ona «gaybın dili» denir. Aynı divan, yüzyıllar boyunca meyhanelerde ezberlendi, tekkelerde tasavvufla yorumlandı ve medreselerde Farsça öğretmek için okutuldu.

Büyük soru

Bir divanı bu kadar farklı biçimlerde okumak nasıl mümkün olur? Hafız'ın gazelleri gerçekten şaraptan mı söz eder, yoksa Tanrı'dan mı? Ve bu belirsizlik, onu Osmanlı okuru için neden bu kadar vazgeçilmez yaptı?

Bağlam

Tahsin Yazıcı'nın TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki «Hâfız-ı Şîrâzî» maddesine göre Hafız 1317-1326 arasında Şiraz'da doğar. Büyük şöhretine rağmen hayatı hakkında pek az bilgi vardır. Kur'an'ı ezberlediği için «Hâfız» lakabını alır; iyi bir öğrenim görür, Arap edebiyatını, dönemin musikisini ve sanatlarını bilir.

Yaşadığı Şiraz sürekli el değiştirir. Yazıcı'ya göre Hafız önce İncû hanedanının son hükümdarı Ebû İshak'a bağlanır; şiiri ve içkiyi seven bu hükümdarın çevresinde «rind» denilen kalendermeşrep insanların etkisi altında kalır. Ardından gelen Muzafferî Mübârizüddin kargaşayı şiddetle bastırır; o kadar ki Sa'dî'nin kitaplarını bile yasaklar. Hafız bu dönemden şikâyet eder. Yazıcı'ya göre Hafız 1389 ya da daha kuvvetli bir ihtimalle 1390'da Şiraz'da ölür.

Ana anlatı — Gaybın dili

Yazıcı'ya göre Hafız kaside, rubai ve kıta da yazar, ama şöhrete gazelleriyle ulaşır. Kendinden önceki gazel üstatlarının meziyetlerini kendinde topladığı için gazelleri Fars edebiyatında türün en gelişmiş örnekleri sayılır. Yazıcı'ya göre şöhretinin en önemli sebebi, ahenk ve akıcılığının yanında dilinin sade, zorlamasız ve veciz olmasıdır.

Hafız kendinden öncekileri de sürekli dinler. Yazıcı'ya göre Hayyam'ın, Mevlânâ'nın, Sa'dî'nin etkisi onda görülür; onların şiirlerine cevaplar yazar, beyitlerini kendi gazellerine alır. Ama her iktibasa kendi damgasını vurur. Bu kursta gördüğümüz bütün şairler, bir bakıma Hafız'ın divanında buluşur.

Yazıcı'ya göre Hafız'ın divanı fal kitabı olarak da kullanılır. Fal bakacak kişi bir tekerleme söyler, divanı açar ve çıkan gazelden kendi durumuna dair sonuçlar çıkarır.

Ama hangi Hafız? Yazıcı'ya göre Hafız şiirlerini hayattayken bir divan hâlinde düzenlemez. Şiirler dilden dile, ülkeden ülkeye dolaşır; bugüne kadar içindeki bütün şiirlerin ona ait olduğu kabul edilen bir nüsha bulunamamıştır. Yazıcı'ya göre sonradan divanı derlemek için heyetler kurulur, ama gazel getirenlere para verildiği için birinin başka bir gazelin mahlas beytine Hafız adını yazıp sunmuş olması mümkündür. Hayyam'ın rubailerinde gördüğümüz sorun burada gazel biçiminde tekrarlanır.

Ana anlatı — Şarap mı, sır mı?

Hafız'ın gazelleri şarap, meyhane, sâki ve sevgiliyle doludur. Yazıcı'ya göre Hafız, önceki şairler gibi mecazi anlamlar da taşıyan aşk ve şarap meclislerini terennüm eder. Soru şudur: bu mecaz ne kadar ileri gider?

Osmanlı okuru bu soruyu şerhlerle cevapladı. Yazıcı'ya göre Hafız'ın gazelleri sehl-i mümteni gibi göründüğü için onları anlamak üzere erkenden şerhler yazılır. En eskisi Sürûrî'ninkidir; onu Şem'î ve Sûdî Bosnevî izler. Hepsi Türkçedir ve Yazıcı'ya göre en mükemmeli Sûdî'ninkidir. Sûdî'nin şerhi sonra Farsçaya çevrilir ve Almanya'da yayımlanır: bir Osmanlı şârihi, İranlı bir şairin Avrupa'daki okumasını da biçimlendirir.

Yaygın yanlış«Hafız'ın şarabı ya düpedüz içkidir ya da düpedüz bir semboldür; doğru okuma bunlardan yalnızca biridir.»
Doğrusu

Kaynaklar iki ucu da temkinle karşılar. Yazıcı'ya göre Hafız'ın aşk ve şarap meclislerinin mecazi anlamları da vardır; ama Konevî'nin Hafız'ın hemen her sözünü tasavvufi açıdan yorumlayan şerhi, Yazıcı'ya göre onun gerçek düşüncelerini ve sanatını yansıtmaz. Hafız'ın gücü tam da bu iki okuma arasında durabilmesindedir.

Ana anlatı — Türk şiirinde Hafız

Yazıcı'ya göre Hafız divanı Türkiye'de Mesnevî ve Gülistan'dan sonra en çok okunan Farsça metinlerin başında gelir; Farsça ve belagat öğretiminde onun şiirleri ezberletilir. Hafız'ın Türk divan şiirine etkisi geniş ve süreklidir: on dördüncü ve on beşinci yüzyıl divan şiirinde Hafız'dan tercüme denilecek kadar benzer gazeller vardır; bu benzerlik Şeyhî'de açıkça görülür. Bâkî onun gazellerine Farsça tahmîsler ve nazireler yazar.

Yazıcı bir etki abartısına da dikkat çeker: Fuzûlî'de Hafız etkisinden söz edilegelmiştir, ama bu etkinin açıkça görüldüğü beyitlerin sayısı çok sınırlıdır; benzerliklerin çoğu iki edebiyatın ortak konularından ve şiir anlayışından gelir. Tanzimat'tan sonra Hafız, divan şiirini İran taklitçiliğiyle suçlayanların hedef gösterdiği bir ad olur; yine de Ziya Paşa gençliğinde Hafız'ı okuduktan sonra ufkunun genişlediğini söyler ve Yahya Kemal «Rindlerin Ölümü»nde onun ebediliğine işaret eder.

Metin anı

Önce Gertrude Bell'in 1897 çevirisinden, en ünlü gazellerden birinin açılışı:

Ey Şirazlı Türk kız! Eğer elinde
gönlümü tutarsan, yanağındaki ben için
Buhara'yı ve Semerkant'ı değişirim.
Getir sâki, şarabından ne kaldıysa!

Aynı gazelin ikinci bendinden:

Şehri kana ve kargaşaya boğdular,
uğruna iç çektiğimiz o tatlı sesli çingeneler;
ganimete saldıran Türk yağmacılar gibi
gönlümün huzurunu soyup yağmaladılar.

Sonra fal bakarken söylenen tekerleme, Farsça aslıyla:

Ey Hâfız-ı Şîrâzî, ber mâ nazar endâzî;
men tâlib-i yek fâlem, tû kâşif-i her râzî.

Son olarak Mehmed Âkif'in «Süleymaniye Kürsüsünde» şiirinden, bir vaizin Hafız divanından şikâyet ettiği dize:

Gönül incitme de keyfin neyi isterse becer.

«Şirazlı Türk» gazeli bu kursun büyük sorusuna da bir ayna tutar. Bu gazelde «Türk» iki yüzlüdür: ilk bentte sevgili, ikinci bentte gönül yağmacısı. Bu kursta gördüğümüz Gazneli ve Selçuklu dünyasında Türkler hem hükümdar hem asker olarak vardı; gazel bu tanıdık figürü bir aşk imgesine çevirir. Bell'in bir notuna göre Timur Şiraz'a girdiğinde Hafız'ı çağırıp en güzel kentlerini bir ben için nasıl verebildiğini sorar; Hafız da bu cömertlik yüzünden yoksul düştüğünü söyler. Ama aynı İngilizce derlemenin girişi bu hikâyenin gerçek olamayacağını, Timur'un Şiraz'a Hafız'ın ölümünden sonra geldiğini yazar. Rivayet belki uydurmadır, ama beytin ne kadar yayıldığını gösterir.

Fal tekerlemesi, divanın nasıl kullanıldığını Farsçanın kendi sesiyle gösterir. Okur şaire doğrudan seslenir ve ondan bir cevap bekler. Şiir burada bir anlam nesnesi değil, bir konuşma ortağıdır. Hafız'ın «gaybın dili» lakabı bu kullanımın hem sebebi hem sonucudur.

Âkif'in dizesi bu ilginin öbür yüzünü gösterir. Vaiz, Hafız divanının ahlaksızlığa cevaz veren bir fetva kitabına dönüştüğünden yakınır. Dize, bir gazel beytinin halk arasında nasıl bir yaşam sloganına indirgenebildiğini de hatırlatır. Aynı divan, bir yanda fal kitabı, bir yanda tasavvuf metni, bir yanda da bir ahlak şikâyetinin konusudur.

Cevap ve bağlantı

Bir divanı bu kadar farklı biçimlerde okumak nasıl mümkün olur? Kaynaklarımıza göre üç sebeple. Birincisi dilin kendisi: sade, akıcı, veciz ama katmanlı; şarap hem şarap hem sembol olabilir. İkincisi metnin belirsizliği: Hafız divanını kendisi düzenlemedi, şiirler el değiştirdikçe çoğaldı. Üçüncüsü okurların ihtiyaçları: fal bakan, tasavvufla okuyan, Farsça öğrenen, ahlakçı bir eleştiri yapan herkes onda kendine yer buldu.

Bu belirsizlik Hafız'ı Osmanlı okuru için neden vazgeçilmez yaptı? Çünkü tek bir okumaya kapanmayan bir metin, farklı okurları aynı kitabın etrafında toplar. Sûdî'nin şerhi, Bâkî'nin tahmîsleri, Ziya Paşa'nın gençlik anısı ve Yahya Kemal'in «Rindlerin Ölümü», Osmanlı'daki Farsça şiir sorusuna verilebilecek en yoğun cevaptır: Farsça şiir, Osmanlı'da yalnızca okunmadı; yeniden yazıldı, şerh edildi, tartışıldı.

Kapanış kancası

Yirminci yüzyılda Tahran'da bir yazar, Hayyam'a atfedilen yüzlerce rubaiyi ayıklamaya girişti ve ona ait olabilecekleri 143'e indirdi. Aynı yazar, adında bir baykuş bulunan karanlık bir roman da yazdı. Yüzyıllarca gazel ve rubaiyle konuşan bir edebiyat, düzyazıda ve serbest şiirde nasıl yeni bir ses buldu?

Özet kartı

  1. Yazıcı'ya göre Hafız 1317-1326 arasında Şiraz'da doğar, 1389 ya da 1390'da orada ölür; hayatı hakkında bilgi azdır. İncû, Muzafferî ve Timur dönemlerinin çalkantılarını yaşar; rind hayat tarzı ve Ebû İshak'ın sarayı şiirini etkiler.
  2. Hafız şöhrete gazelleriyle ulaşır; dili sade, akıcı ve vecizdir. Hayyam, Mevlânâ ve Sa'dî gibi öncüllerinden iktibaslar yapar ama onlara kendi damgasını vurur. Ona Lisânü'l-gayb denir ve divanı fal kitabı olarak kullanılır.
  3. Hafız divanını kendisi düzenlemediği için bütün şiirleri kesin olarak ona ait bir nüsha yoktur; derleyicilere para verildiği için başkalarının gazellerinin ona mal edilmiş olması mümkündür.
  4. Osmanlı'da Sürûrî, Şem'î ve Sûdî Bosnevî Türkçe şerhler yazar; en mükemmeli Sûdî'ninkidir. Mehmed Vehbî Konevî ilk tasavvufi şerhi yazar; Yazıcı'ya göre bu şerh Hafız'ın gerçek düşüncesini yansıtmaz.
  5. Hafız divanı Türkiye'de Mesnevî ve Gülistan'dan sonra en çok okunan Farsça metinlerdendir. Şeyhî'de etkisi açıktır, Bâkî Farsça tahmîsler yazar, Fuzûlî'de etkisi abartılmıştır; Tanzimat'tan sonra İran taklidinin simgesi sayılır, Âkif divanın ahlaksızlığa cevaz veren bir kitaba dönüştüğünden yakınır, Yahya Kemal onu «Rindlerin Ölümü»nde anar.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
RindRindRiyaya ve kurallara aldırmayan, iç özgürlüğünü önemseyen kalendermeşrep insan
Lisânü'l-gaybTongue of the unseenSırlara tercüman olduğu düşünüldüğü için Hafız'a verilen lakap
Tefe'ülBibliomancyBir kitabı rastgele açıp çıkan sözden anlam çıkarma
TahmîsQuintain on another's poemBaşka bir şairin gazelinin her beytine üç mısra ekleyerek beşlik bentler kurma
Tasavvufi şerhSufi commentaryBir şiiri baştan sona tasavvufun sembol diliyle açıklayan yorum

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Hafız'ın hayatı ve yaşadığı Şiraz hakkında neler biliyoruz? Timur rivayeti hakkında kaynaklar neden birbirine ters düşer?
  2. (Kazanım 2) Hafız gazelinin özellikleri nelerdir? Divanın hangi şiirlerinin Hafız'a ait olduğu neden kesin olarak bilinemez?
  3. (Kazanım 3) Hafız'ın şarap ve aşk dili nasıl okunmuştur? «Hafız'ın şarabının doğru okuması tektir» yargısını tartışın.
  4. (Kazanım 4) Hafız'ın Osmanlı şerhlerini ve Türk şiirindeki izlerini anlatın.
  5. (Kazanım 4) «Şirazlı Türk» gazelini, fal tekerlemesini ve Âkif'in dizesini yakından okuyun.

Cevaplar

  1. Yazıcı'ya göre Hafız 1317-1326 arasında Şiraz'da doğar, Kur'an'ı ezberlediği için Hâfız lakabını alır ve 1389 ya da daha kuvvetli ihtimalle 1390'da ölür; hayatı hakkında bilgi azdır. Önce İncû hükümdarı Ebû İshak'a bağlanır ve rind hayat tarzından etkilenir; sonra Muzafferî Mübârizüddin'in Sa'dî'nin kitaplarını bile yasakladığı sert dönemi yaşar; bir rivayete göre ömrünün sonunda Timur'la da karşılaşır. Timur rivayetinde Hafız, bir ben için Buhara'yı ve Semerkant'ı verecek kadar cömert olduğu için yoksul düştüğünü söyler; Yazıcı ve Bell rivayeti aktarır, ama Atkinson'ın Şehname çevirisini de içeren aynı İngilizce antolojinin önsözü Timur'un Şiraz'a Hafız'ın ölümünden sonra geldiğini ve hikâyenin gerçek olamayacağını yazar.
  2. Yazıcı'ya göre Hafız kendinden önceki gazel üstatlarının meziyetlerini toplar ve dili sade, zorlamasız, veciz, ahenkli ve akıcıdır; öncüllerinden iktibas yapar ama onlara kendi damgasını vurur. Hafız şiirlerini hayattayken bir divan hâlinde düzenlemez; şiirler dilden dile dolaşır; bütün şiirleri ona ait bir nüsha bulunamamıştır; derleme heyetleri gazel getirene para verdiği için başka şairlerin gazellerinin Hafız mahlasıyla sunulmuş olması mümkündür.
  3. Yazıcı'ya göre Hafız, önceki şairler gibi mecazi anlamlar da taşıyan aşk ve şarap meclislerini terennüm eder. Osmanlı şârihleri bu dili açıklamaya çalışır; Mehmed Vehbî Konevî ise her sözü tasavvufi açıdan yorumlar ve Yazıcı'ya göre bu şerh Hafız'ın gerçek düşüncesini ve sanatını yansıtmaz. Yargı yanlıştır: şarap ne yalnızca içki ne yalnızca semboldür; Hafız'ın gücü iki okuma arasında durabilmesindedir.
  4. Yazıcı'ya göre Sürûrî, Şem'î ve Sûdî Bosnevî Türkçe şerhler yazar; en mükemmeli Sûdî'ninkidir ve sonra Farsçaya çevrilip Almanya'da yayımlanır; Konevî tasavvufi bir şerh yazar. Hafız divanı Türkiye'de Mesnevî ve Gülistan'dan sonra en çok okunan Farsça metinlerdendir ve Farsça öğretiminde ezberletilir. Şeyhî'de etkisi açıktır, Bâkî Farsça tahmîsler ve nazireler yazar; Fuzûlî'de etkisi sınırlıdır. Tanzimat'tan sonra İran taklidinin simgesi sayılır; Ziya Paşa ufkunun genişlediğini söyler; Yahya Kemal «Rindlerin Ölümü»nde onu anar.
  5. Gazelin açılışında «Şirazlı Türk» sevgilidir ve şair onun beni için Buhara'yı ve Semerkant'ı vermeye hazırdır; ikinci bentte ise güzeller gönlü yağmalayan Türk yağmacılara benzetilir. Aynı gazelde «Türk» hem sevgili hem yağmacıdır; Türk hükümdarların ve akıncıların dünyası bir aşk imgesine dönüşür. Fal tekerlemesinde okur şaire doğrudan seslenir ve divan bir konuşma ortağına dönüşür. Âkif'in dizesinde bir vaiz, divanın ahlaksızlığa cevaz veren bir kitaba dönüştüğünden yakınır; bu, bir beytin halk arasında bir slogana indirgenebildiğini gösterir.

Okuma

  • Hâfız-ı Şîrâzî, Divan, Farsçadan çev. Abdülbaki Gölpınarlı (İstanbul 1944; sonraki baskılar), Türk divan şairleriyle karşılaştırmalı önsözüyle.
  • Tahsin Yazıcı, «Hâfız-ı Şîrâzî», TDV İslâm Ansiklopedisi.
  • Yahya Kemal Beyatlı, «Rindlerin Ölümü».
  • Gölpınarlı'nın Hafız çevirisinden tek bir gazeli alıp onu önce bir meyhane şarkısı, sonra bir tasavvuf şiiri gibi okuyun. Hangi beyitler iki okumaya da açık, hangileri birine direniyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:10 Soğuk açılış: loş bir oda, gözleri kapalı biri bir divanı açar; sağ ve sol sayfada birer gazel parlar; ardından bir meyhane, bir tekke ve bir medrese sınıfında aynı kitap.
  • 1:10–1:50 Büyük soru: bir şarap kadehi yavaşça bir ışık huzmesine dönüşür, sonra yeniden kadeh olur.
  • 1:50–3:20 Bağlam: Şiraz haritası; kent kapılarında değişen sancaklar; kapatılan bir meyhane ve yasaklanan kitaplar.
  • 3:20–5:50 Ana anlatı — Gaybın dili: Hayyam, Mevlânâ ve Sa'dî'nin adları bir divanın sayfalarına akar; bir derleme heyeti masasına gazel getirenler kuyruk olur, birinin elinde mahlası değiştirilmiş bir kâğıt.
  • 5:50–8:20 Ana anlatı — Şarap mı, sır mı?: bir şârihin sayfa kenarlarını dolduran notları; bir şerh kitabı Farsça ve Almanca baskılara dönüşür; bir Mevlevî şeyhi her kelimenin altına sembol yazar.
  • 8:20–10:20 Ana anlatı — Türk şiirinde Hafız: Osmanlı divanlarından beyitler Hafız'ın beyitleriyle yan yana; bir beşlik bent kurulur; bir Tanzimat gazetesinin eleştirel sütunu.
  • 10:20–12:40 Metin anı: bir yanaktaki ben ve iki kent adı, Buhara ve Semerkant; çadırlarından çıkan yağmacı atlılar gönül biçimli bir kaleye saldırır; divanın üzerinde bir el; bir kürsüde yakınan bir vaiz.
  • 12:40–13:20 Cevap ve bağlantı: aynı kitabın etrafında toplanan farklı okurlar.
  • 13:20–13:50 Kapanış kancası: yirminci yüzyıl Tahran'ında bir yazı masası; bir rubai yığını azalır; bir pencerede bir baykuş.

Telaffuz

  • Hâfız-ı Şîrâzî: «ha-FI-zı şi-ra-Zİ»; Şiraz: «şi-RAZ»; Ebû İshak: «e-BU is-HAK»; Mübârizüddin: «mü-ba-ri-züd-DİN»; Muzafferî: «mu-zaf-fe-Rİ»; Lisânü'l-gayb: «li-sa-nül-GAYB»; tefe'ül: «te-fe-ÜL»; tahmîs: «tah-MİS»; rind: «RİND».
  • Ey Hâfız-ı Şîrâzî, ber mâ nazar endâzî: «EY ha-fı-Zİ şi-ra-Zİ, BER MA na-ZAR en-da-Zİ»; Sürûrî: «sü-ru-Rİ»; Mehmed Vehbî Konevî: «meh-MED veh-Bİ ko-ne-Vİ»; Gertrude Bell: «GÖR-trud BEL».