İçeriğe geç

Ünite EDB-232-03 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Ömer Hayyam

EDB-232 Fars Edebiyatı

2.212 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 11 dk

  • rubai
  • îcâz
  • nisbet
  • serbest çeviri
  • Celâlî takvimi
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Unat'a göre Ömer Hayyam 1039-1048 arasında Nişabur'da doğar, 1123-1132 arasında orada ölür. Cebirde üçüncü dereceden denklemleri geometrik olarak çözer, paraleller postulatı üzerine çalışır; Selçuklu sultanı Melikşah için Celâlî takvimini hazırlayan heyete başkanlık eder.
  2. Kırlangıç'a göre Hayyam yaşadığı dönemde şair olarak tanınmaz; rubai, şairlerin özel duygularını yazdığı ve geri planda kalan bir biçimdir. Rubailerinde yokluktan gelip yokluğa gitme, anın değeri ve varlığın muamma oluşu işlenir; dili yalındır, îcâz taşır.
  3. Ona atfedilen rubailerin sayısı yüzyıllar içinde artar: on dördüncü yüzyıl sonunda altmış altı, 1464'te 559, Nefîsî'ye göre 1224. Jukovski seksen iki rubainin kırk kadar şaire birden atfedildiğini bulur; gerçek sayı üzerine tahminler altmış beş ile iki yüze yakın arasında değişir.
  4. Hayyam'ın Batı'daki şöhreti büyük ölçüde FitzGerald'ın 1859'da başlayıp baskılar boyunca yeniden yazdığı serbest çeviriye dayanır.
  5. Türkçede bilinen en eski rubai çevirisi Muallim Fevzi'nindir (1885-1886); Abdullah Cevdet, Rıza Tevfik, Yahya Kemal, Eyüboğlu ve Gölpınarlı gibi pek çok çevirmen onu izler. Nizâmî-i Arûzî Hayyam'ı şair olarak değil, kehaneti doğru çıkan bir bilgin olarak anar.

Kazanımlar

  • Ömer Hayyam'ı matematikçi, astronom ve şair olarak tanıtabilir; yaşadığı dönemde neden şair olarak bilinmediğini açıklayabilir.
  • Rubai biçimini ve Hayyam rubailerinin temel özelliklerini, îcâz kavramıyla anlatabilir.
  • Hayyam'a atfedilen rubailerin sayısının neden yüzyıllar içinde arttığını ve gerçek rubailerin belirlenmesi sorununu değerlendirebilir.
  • FitzGerald'ın serbest çevirisinin Hayyam'ın Batı'daki şöhretindeki rolünü ve Türkçe çevirilerin tarihini anlatabilir; Nizâmî-i Arûzî'nin mezar anekdotunu ve FitzGerald'ın iki dörtlüğünü yakından okuyabilir.

Video metni

Soğuk açılış

1112, Belh. Bir evde dostlar toplanmış, sohbet ediyor. Aralarından biri, yaşlı bir bilgin, bir kehanette bulunur: mezarım, ağaçların yılda iki kez üzerime çiçek dökeceği bir yerde olacak. Dinleyenlerden genç bir adam bunu imkânsız bulur, ama bilginin boş söz söylemeyeceğini de bilir.

1135'te genç adam Nişabur'a gelir ve bilginin mezarını ziyaret eder. Mezar bir bahçe duvarının dibindedir. Duvarın üstünden armut ve şeftali ağaçları sarkar ve mezarın üzeri, toprağı görünmeyecek kadar çiçek yapraklarıyla örtülüdür. Genç adam ağlamaya başlar.

Büyük soru

Mezardaki bilgin Ömer Hayyam'dır; anlatan ise Çehâr Makâle'nin yazarı Nizâmî-i Arûzî. Dikkat çekici bir ayrıntı var: Nizâmî-i Arûzî Hayyam'ı kitabının şairler bölümünde değil, müneccimler bölümünde anar. Yaşadığı yıllarda bir bilim insanı olarak tanınan bir adam, nasıl olup da ölümünden yüzyıllar sonra dünyanın en ünlü şairlerinden biri oldu? Ve bugün okuduğumuz rubailerin ne kadarı gerçekten onundur?

Bağlam

TDV İslâm Ansiklopedisi'nin «Ömer Hayyâm» maddesinin bilim tarihçisi Yavuz Unat'ın yazdığı bölümüne göre Hayyam 1039-1048 yılları arasında Nişabur'da doğar. Selçuklu sultanlarının ve Vezir Nizâmülmülk'ün sarayında görev yapmaktan hoşlanmaz; bilimsel araştırmaya adanmış sakin bir hayatı seçer. Nişabur'da 1123-1132 arasında, seksen beş yaşlarında öldüğü tahmin edilir; Browne'un notuna göre ölüm yılı 1132'dir.

Unat'a göre Hayyam cebir ve geometride büyük işler yapar: üçüncü dereceden denklemleri sınıflandırır ve koni kesitleriyle geometrik olarak çözer, Öklid'in paraleller postulatı üzerine yaptığı çalışma Öklid dışı geometrilere öncülük eder. Unat'a göre Hayyam, Büyük Selçuklu sultanı Melikşah'ın davetiyle İsfahan'da bir heyetin başına getirilir ve bu heyet yeni bir takvim hazırlar.

Ana anlatı — Bilgin olarak tanınan şair

Kırlangıç'a göre Hayyam yaşadığı dönemde matematik, astronomi ve felsefede büyük bir üne sahiptir, ama şair olarak tanınmaz. Bunun sebebi şiirle ilgisinin zaman zaman rubai yazmaktan ibaret olmasıdır. Kırlangıç'a göre rubai, şairlerin çoğu zaman başkalarına açmayı düşünmedikleri duygularını yazdıkları, bir rahatlama vesilesi saydıkları ve hemen her dönemde geri planda kalan bir biçimdir.

Kırlangıç'a göre Hayyam'ın rubailerinde insanın yokluktan gelip yokluğa gittiği, bu yüzden içinde bulunulan anın iyi değerlendirilmesi gerektiği düşüncesi hâkimdir. Varlık bir muammadır ve onu çözmeye çalışmak boşunadır. Bu düşünceleri özel kılan biçimdir: derin konular yalın bir dille söylenir ve dizeler bir merdivenin basamakları gibi dördüncü dizeye doğru yükselir.

Bu rubailerin sıkça andığı şarap nasıl okunmalıdır? Kırlangıç'a göre Hayyam'ı şiirlerinden hareketle sarhoş biri olarak görme eğilimi vardır; ama şairlerin, özellikle tasavvufa yakın olanların kullandığı içki kelimeleri çoğu zaman sembolik anlam taşır. Kırlangıç, klasik Türk edebiyatında dindarlığıyla bilinen birçok şairin Hayyam'ı tasavvufi bir bağlamda okuduğunu hatırlatır. İki okuma yan yana yaşar.

Ana anlatı — Kaç rubai Hayyam'ın?

Kırlangıç'a göre Hayyam'ı şair olarak anan ilk kaynak, ölümünden yaklaşık elli yıl sonra yazılmış bir antolojidir. On dördüncü yüzyılın sonuna kadar ona atfedilen rubailerin toplamı altmış altıdır. Sonra sayı hızla artar: 1464'te derlenen bir kitapta 559 rubai vardır; Saîd-i Nefîsî ise ona atfedilen 1224 rubai saydığını söyler.

Sayı nasıl bu kadar büyüdü? Kırlangıç'a göre Rus şarkiyatçısı Jukovski, 1867'de yayımlanan bir Hayyam derlemesini inceler ve seksen iki rubainin yaklaşık kırk şaire birden atfedildiğini bulur. Ünlü bir ad, sahipsiz dörtlükleri kendine çeker. Kırlangıç'a göre sonraki araştırmacılar farklı sayılara ulaşır: Sadık Hidayet 143, Furûgî 178, Ali Deştî ise yalnızca altmış beş rubainin Hayyam'a ait olabileceğini söyler. Kırlangıç'a göre Hayyam'ın kendi üslubunu yansıtan rubailerin sayısı yüz civarındadır, ama gerçek rubailerin belirlenmesi sorunu henüz çözülmüş değildir.

Yaygın yanlış«Ömer Hayyam, bugün adıyla basılan yüzlerce rubaiyi yazmış bir şairdir.»
Doğrusu

Kaynaklar bunun tersini gösterir. Kırlangıç'a göre ona atfedilen rubailerin sayısı nüshalar yenileştikçe artar ve birçoğu zamanla ona mal edilen başka şairlerin şiirleridir. Araştırmacıların gerçek sayı için verdiği tahminler altmış beş ile iki yüzü bulmayan arasında değişir. «Hayyam'ın rubaileri» dediğimiz şey, bir şairin eseri kadar yüzyıllar boyunca biriken bir geleneğin adıdır.

Ana anlatı — Batı'da bir şöhret, Türkiye'de bir çeviri geleneği

Unat'a göre Hayyam bugün Batı'da Doğu'nun en fazla hayranlık duyulan şairi ve en tanınmış âlimlerinden biridir: 1892'de Londra'da adına bir kulüp kurulur, 1970'te Ay'daki bir kratere adı verilir. Bu şöhretin kaynağı bir çeviridir. Kırlangıç'a göre Edward FitzGerald'ın 1859'da yayımlanan ve sonra defalarca gözden geçirdiği serbest çevirisi, Hayyam'ın şiirlerinin ve düşüncelerinin Batı'da ün kazanmasında etkili olur.

Türk okur da Hayyam'ı çeviriler aracılığıyla yeniden keşfeder. Kırlangıç'a göre Türkiye kütüphanelerindeki yazmalar Hayyam'ın eskiden beri okunduğunu gösterir, ama Hâfız ya da Sa'dî kadar etkili olduğu söylenemez. Bilinen en eski Türkçe rubai çevirisi Muallim Fevzi'ye aittir ve 1885-1886'da Tercümân-ı Hakîkat'te yayımlanır. Onu Abdullah Cevdet'in 1914 tarihli çevirisi ve onlarca başka çeviri izler: Rıza Tevfik, Yahya Kemal, Sabahattin Eyüboğlu, Abdülbaki Gölpınarlı. Kırlangıç'a göre Sadık Hidayet'in Hayyam derlemesini de Mehmet Kanar 1999'da Türkçeye çevirmiştir.

Bir başka Türk bağı Hayyam'ın hayatındadır. Onu İsfahan'a çağıran ve takvimini hazırlatan Melikşah bir Selçuklu, yani Türk sultanıdır. Önceki ünitelerde Farsça şiiri himaye eden Gazneli sarayını görmüştük; Selçuklu sarayı da Farsça yazan bir bilgin-şairi korur.

Metin anı

Önce Çehâr Makâle'den, Nizâmî-i Arûzî'nin Nişabur'daki mezar ziyareti:

Beni Hîre mezarlığına götürdü; sola döndüm ve mezarını bir bahçe duvarının dibinde buldum. Duvarın üstünden armut ve şeftali ağaçları başlarını uzatmıştı ve mezarının üzerine o kadar çiçek yaprağı düşmüştü ki toprağı çiçeklerin altında gizlenmişti. O zaman Belh'te ondan duyduğum sözü hatırladım ve ağlamaya başladım.

Sonra FitzGerald'ın birinci baskısından bir dörtlük:

Burada, dalın altında bir somun ekmek,
bir şişe şarap, bir şiir kitabı ve sen,
yanımda ıssız yerde türkü söylüyorsun:
ıssız yer de cennet sayılır buna.

Son olarak beşinci baskıdan, belki de en çok alıntılanan dörtlük:

Hareket eden Parmak yazar; yazdıktan sonra
yürür gider: ne bütün dindarlığın ne zekân
onu geri çağırıp yarım satırı sildirebilir,
ne de bütün gözyaşların tek bir sözcüğünü yıkar.

Nizâmî-i Arûzî'nin anekdotu bir şaire değil, bir müneccime ayrılmış bölümdedir. Hikâyenin amacı Hayyam'ın kehanetinin doğru çıktığını göstermektir; tek bir dizesini aktarmaz. Ama yazar mezarı anlatırken farkında olmadan bir rubai sahnesi kurar: bir bahçe duvarı, çiçek yağmuru, toprağın altındaki beden ve geç gelen gözyaşı. Bilginin mezarı, sonradan ona atfedilecek şiirlerin görüntüsüne dönüşür.

FitzGerald'ın birinci dörtlüğü Kırlangıç'ın anlattığı düşünceyi en yalın biçimde verir: anın değeri. Ekmek, şarap, şiir ve bir insan; ıssız bir yeri cennete çevirmeye yeter. Aynı dörtlük beşinci baskıda başka sözcüklerle yer alır: şişe testiye döner, sıra değişir. Çevirmen kendi çevirisini yıllar içinde yeniden yazmıştır. Bu, Hayyam'ın rubailerinin başına gelenin bir yansımasıdır: metin sabit değildir, her el onu biraz daha değiştirir.

İkinci dörtlük, Kırlangıç'ın sözünü ettiği «felsefi hüznü» taşır. Yazan Parmak, geri alınamayan zamanın ya da kaderin imgesidir. Dört dizede bir merdiven kurulur: yazmak, yürümek, geri çağırmanın imkânsızlığı ve son dizede gözyaşının bile boşuna oluşu. Burada îcâz görünür hâle gelir: bir hayat felsefesi dört dizeye sığar.

Cevap ve bağlantı

Bir bilim insanı nasıl dünyanın en ünlü şairlerinden biri oldu? Kaynaklarımıza göre iki yoldan. Birincisi zamanın ve nüshaların birikimiyle: rubailerin sayısı yüzyıllar içinde arttı ve «Hayyam» bir şairin adı olduğu kadar bir türün adına dönüştü. İkincisi çeviriyle: FitzGerald'ın serbest yeniden yazımı, Hayyam'ı Viktorya dönemi İngiltere'sinin okurlarına onların kendi kaygılarıyla konuşan bir sesle tanıttı.

Bugün okuduğumuz rubailerin ne kadarı onundur? Kesin olarak bilmiyoruz. Araştırmacılar altmış beşten iki yüze yaklaşan farklı sayılar önerir. Bu belirsizlik bir eksiklik gibi görünse de başka bir şey de söyler: bazı şiirler bir adın çevresinde toplanarak yaşar. Türkçede Muallim Fevzi'den Gölpınarlı'ya uzanan çeviri zinciri de bu birikimin bir parçasıdır.

Kapanış kancası

Hayyam dört dizeyle sorular sordu ve cevap vermedi. Aynı Nişabur'da, Hayyam'dan sonraki yüzyılda yaşayan Attâr ise bambaşka bir yol seçti: binlerce beyitlik bir mesnevide, kendi krallarını aramaya çıkan kuşları anlattı. Yolun sonunda kuşlar aradıklarının kendileri olduğunu mu öğrendi? Tasavvuf, bir kuş sürüsünün yolculuğunu nasıl bir insanın iç yolculuğuna çevirdi?

Özet kartı

  1. Unat'a göre Ömer Hayyam 1039-1048 arasında Nişabur'da doğar, 1123-1132 arasında orada ölür. Cebirde üçüncü dereceden denklemleri geometrik olarak çözer, paraleller postulatı üzerine çalışır; Selçuklu sultanı Melikşah için Celâlî takvimini hazırlayan heyete başkanlık eder.
  2. Kırlangıç'a göre Hayyam yaşadığı dönemde şair olarak tanınmaz; rubai, şairlerin özel duygularını yazdığı ve geri planda kalan bir biçimdir. Rubailerinde yokluktan gelip yokluğa gitme, anın değeri ve varlığın muamma oluşu işlenir; dili yalındır, îcâz taşır.
  3. Ona atfedilen rubailerin sayısı yüzyıllar içinde artar: on dördüncü yüzyıl sonunda altmış altı, 1464'te 559, Nefîsî'ye göre 1224. Jukovski seksen iki rubainin kırk kadar şaire birden atfedildiğini bulur; gerçek sayı üzerine tahminler altmış beş ile iki yüze yakın arasında değişir.
  4. Hayyam'ın Batı'daki şöhreti büyük ölçüde FitzGerald'ın 1859'da başlayıp baskılar boyunca yeniden yazdığı serbest çeviriye dayanır.
  5. Türkçede bilinen en eski rubai çevirisi Muallim Fevzi'nindir (1885-1886); Abdullah Cevdet, Rıza Tevfik, Yahya Kemal, Eyüboğlu ve Gölpınarlı gibi pek çok çevirmen onu izler. Nizâmî-i Arûzî Hayyam'ı şair olarak değil, kehaneti doğru çıkan bir bilgin olarak anar.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
RubaiRubaʿi, quatrainDört dizeden oluşan, genellikle birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri kafiyeli kısa şiir
ÎcâzConcisionAz sözle çok anlam söyleme
NisbetAttributionBir şiirin belli bir şaire atfedilmesi
Serbest çeviriFree translationKaynak metnin sözcüklerine bağlı kalmadan anlamını ya da havasını yeniden kuran çeviri
Celâlî takvimiJalali calendarMelikşah için Hayyam'ın başkanlığındaki heyetin hazırladığı güneş takvimi

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Ömer Hayyam'ın bilimsel çalışmaları nelerdir? Yaşadığı dönemde neden şair olarak tanınmadı?
  2. (Kazanım 2) Rubai nedir? Kırlangıç'a göre Hayyam rubailerinin düşünce ve biçim özellikleri nelerdir?
  3. (Kazanım 3) Hayyam'a atfedilen rubailerin sayısı neden yüzyıllar içinde arttı? «Hayyam yüzlerce rubai yazmıştır» yargısını tartışın.
  4. (Kazanım 4) FitzGerald'ın çevirisinin Hayyam'ın Batı'daki şöhretindeki rolü nedir? Türkçe Hayyam çevirilerinin tarihini özetleyin.
  5. (Kazanım 4) Nizâmî-i Arûzî'nin mezar anekdotunu ve FitzGerald'ın iki dörtlüğünü yakından okuyun.

Cevaplar

  1. Unat'a göre Hayyam cebirde üçüncü dereceden denklemleri sınıflandırıp koni kesitleriyle geometrik olarak çözmüş, Öklid'in paraleller postulatı üzerine çalışarak Öklid dışı geometrilere öncülük etmiş, Melikşah'ın davetiyle İsfahan'daki heyetin başında Celâlî takvimini hazırlamıştır. Kırlangıç'a göre yaşadığı dönemde matematik, astronomi ve felsefede ünlüdür ama şair olarak tanınmaz; çünkü şiirle ilgisi zaman zaman rubai yazmaktan ibarettir ve rubai, şairlerin özel duygularını yazdığı, geri planda kalan bir biçimdir.
  2. Rubai, dört dizeden oluşan, genellikle birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri kafiyeli kısa şiirdir. Kırlangıç'a göre Hayyam rubailerinde insanın yokluktan gelip yokluğa gittiği, bu yüzden anın iyi değerlendirilmesi gerektiği, varlığın bir muamma olduğu ve onu çözmeye çalışmanın boşuna olduğu düşüncesi hâkimdir. Biçim bakımından derin konular yalın bir dille söylenir, az sözle çok anlam verilir ve dizeler dördüncü dizeye doğru basamak basamak yükselir.
  3. Kırlangıç'a göre Hayyam'ı şair olarak anan ilk kaynak ölümünden yaklaşık elli yıl sonra yazılmıştır; on dördüncü yüzyıl sonunda ona atfedilen rubailer altmış altıdır, 1464'te 559'a, Nefîsî'ye göre 1224'e ulaşır. Jukovski seksen iki rubainin yaklaşık kırk şaire birden atfedildiğini bulur; ünlü bir ad sahipsiz dörtlükleri kendine çeker. Yargı yanlıştır: araştırmacılar gerçek sayı için altmış beş ile iki yüze yakın arasında değişen tahminler verir ve sorun henüz çözülmemiştir.
  4. Kırlangıç'a göre FitzGerald'ın 1859'da yayımlanıp defalarca gözden geçirilen serbest çevirisi Hayyam'ın şiirlerinin ve düşüncelerinin Batı'da ün kazanmasında etkili olur; Unat'a göre Londra'da 1892'de adına bir kulüp kurulur. Türkçede bilinen en eski rubai çevirisi Muallim Fevzi'nindir ve 1885-1886'da Tercümân-ı Hakîkat'te yayımlanır; onu Abdullah Cevdet (1914), Rıza Tevfik, Yahya Kemal, Sabahattin Eyüboğlu ve Abdülbaki Gölpınarlı gibi pek çok çevirmen izler; Kanar 1999'da Sadık Hidayet'in Hayyam derlemesini çevirir.
  5. Nizâmî-i Arûzî Hayyam'ı müneccimler bölümünde anar ve kehanetinin doğru çıktığını anlatır; tek dizesini aktarmaz, ama mezar sahnesi (duvar, çiçek yağmuru, toprak, gözyaşı) bir rubai sahnesine benzer. FitzGerald'ın birinci dörtlüğü anın değerini söyler; aynı dörtlük beşinci baskıda başka sözcüklerle yer alır, yani çevirmen kendi çevirisini yeniden yazmıştır ve bu, rubailerin el değiştirdikçe değişmesinin yansımasıdır. İkinci dörtlük, geri alınamayan zamanı yazan Parmak imgesiyle anlatır ve dört dizede bir merdiven kurarak îcâzı gösterir.

Okuma

  • Ömer Hayyam, Dörtlükler, çev. Sabahattin Eyüboğlu (1971) ya da Abdülbaki Gölpınarlı, Hayyâm ve Rubâîleri (1973).
  • Sadık Hidayet'in Hayyam derlemesi (Terânehâ-yi Hayyâm), Farsçadan çev. Mehmet Kanar (İstanbul 1999).
  • Hicabi Kırlangıç, «Ömer Hayyâm: Fars Edebiyatında», TDV İslâm Ansiklopedisi.
  • Aynı Hayyam rubaisinin iki farklı Türkçe çevirisini karşılaştırın. Birinde şarap bir içki, öbüründe bir sembol gibi mi okunuyor? Çevirmenin seçimi dörtlüğün anlamını nasıl değiştiriyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:10 Soğuk açılış: Belh'te bir sohbet meclisi, yaşlı bir bilgin konuşur; yıllar geçer, Nişabur'da bir bahçe duvarı, üzerinden sarkan armut ve şeftali dalları, çiçeklerle örtülü bir mezar.
  • 1:10–1:50 Büyük soru: bir kitabın şairler bölümü boş, müneccimler bölümünde bir ad; yanında dört dizelik bir şiir silüeti.
  • 1:50–3:20 Bağlam: bir koni kesiti ile çizilen parabol ve çember; bir rasathane; bir takvim sayfası ve 365,2424 sayısı.
  • 3:20–5:40 Ana anlatı — Bilgin olarak tanınan şair: bir defterin kenarına gizlice yazılmış dört dize; dizeler basamak basamak yükselir; bir kadeh önce şarap, sonra ışık olarak görünür.
  • 5:40–7:50 Ana anlatı — Kaç rubai Hayyam'ın?: bir sayaç yüzyıllar boyunca artar: 66, 559, 1224; dörtlüklerin üzerinde kırk farklı şair adı belirir ve bir mıknatısa çekilir.
  • 7:50–10:10 Ana anlatı — Batı'da bir şöhret, Türkiye'de bir çeviri geleneği: Viktorya dönemi bir kitapçı vitrini; Ay'da bir krater; İstanbul'da bir gazete sayfası, ardından yan yana dizilen Türkçe çeviri kapakları.
  • 10:10–12:30 Metin anı: çiçek yapraklarının örttüğü bir mezar; bir ağacın altında ekmek, şarap ve bir kitap; boşlukta yazıp ilerleyen ve geri dönmeyen bir parmak.
  • 12:30–13:10 Cevap ve bağlantı: bir addan dallanan yüzlerce dörtlük; aralarından birkaçı parlar.
  • 13:10–13:40 Kapanış kancası: bir kuş sürüsü dağlara doğru uçar; sürü giderek azalır.

Telaffuz

  • Ömer Hayyam: «ö-MER hay-YAM» (uzun a); Nişabur: «ni-şa-BUR» (uzun a, u); Belh: «BELH»; Melikşah: «me-lik-ŞAH»; Nizâmülmülk: «ni-za-mül-MÜLK»; Celâlî: «ce-la-Lİ»; îcâz: «i-CAZ» (uzun i ve a); rubai: «ru-ba-İ».
  • Jukovski: «ju-KOF-ski»; Saîd-i Nefîsî: «sa-İ-di ne-fi-Sİ»; Furûgî: «fu-ru-Gİ»; Ali Deştî: «a-Lİ deş-Tİ»; Edward FitzGerald: «ED-vırd fits-CE-rıld»; Muallim Fevzi: «mu-al-LİM fev-Zİ»; Yavuz Unat: «ya-VUZ u-NAT»; Hicabi Kırlangıç: «hi-ca-Bİ kır-lan-GIÇ».