İçeriğe geç

Ünite EDB-212-05 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Kadın yazarların yükselişi

EDB-212 Çağdaş Türk Edebiyatı (1980–Bugün)

2.377 kelime · yaklaşık 11 dakika okuma · anlatım 11 dk

  • küçük insan
  • karnavalesk
  • roman içinde roman
  • çift dilli yazarlık
  • hidayet romanı
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Ayfer Tunç (1964) 1989'da «Saklı» ile Yunus Nadi Öykü Armağanı'nı kazandı; Altundaş'a göre eserlerinin merkezinde kenarda kalmış küçük insan vardır, kendini gerçekçi sayar, umuda inanmaz ve okuru değil metni düşünerek yazar; Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi karnavalesk bir roman olarak okunmuştur.
  2. Aslı Erdoğan (1967) Boğaziçi'nde mühendislik okudu, CERN'de fizikçi olarak çalıştı, Kabuk Adam (1994) ile romana girdi; Kırmızı Pelerinli Kent (1998) bir roman içinde roman kurar; Taş Bina ve Diğerleri ile 2010'da Sait Faik Hikâye Ödülü'ne değer görüldü; eserleri önce Avrupa'da dikkat çekti.
  3. Elif Şafak (1971) Pinhan (1997) ile Mevlana Ödülü'nü aldı; Mahrem (2000) özgün bir postmodern roman sayılır; Araf'tan itibaren bazı romanlarını önce İngilizce yazdı; Baba ve Piç (2006) nedeniyle yargılandı ve beraat etti; Aşk (2009) ona geniş bir okur kitlesi kazandırdı, Ustam ve Ben ise bazı eleştirmenlerce başarısız bulundu.
  4. Satar'a göre 1970-1990 arasında doğan şehirli dindar-muhafazakâr kesimin kadın yazarları da roman yazdı; Şenler'in Huzur Sokağı ve Turhal'ın Müslüman Kadının Adı Var'ı popüler İslâmcı romanın, hidayet romanının örnekleridir. 1980 sonrası kadın yazarlığı tek bir çizgi değildir.
  5. Seçilen parçalarda Erdoğan'ın sözcükleri yazarın içinde yaralanarak uçan yarasalardır; Tunç şiiri gündelik hayattan arındıran bir sabuna benzetir; Sait Faik jürisi Erdoğan'ın öykülerinde «dilsiz tanıklığın» mekân, beden ve imgeyle dile geldiğini söyler.

Kazanımlar

  • Elif Şafak, Ayfer Tunç ve Aslı Erdoğan'ın hayatlarını, edebiyata giriş yollarını ve başlıca eserlerini açıklayabilir.
  • Tunç'un gerçekçi «küçük insan»ını, Erdoğan'ın şiirsel ve iç dünyaya dönük anlatısını ve Şafak'ın tarih, tasavvuf ve iki dil arasında kurulan romanını konu, dil ve biçim bakımından karşılaştırabilir.
  • 1980 sonrası kadın yazarlığını tek bir çizgiye indirgemeden, İslâmcı kadın romancıları da içeren daha geniş bir tabloda değerlendirebilir.
  • Erdoğan'ın bir cümlesini, Tunç'un yazma üzerine bir sözünü ve bir ödül gerekçesini yakından okuyabilir.

Video metni

Soğuk açılış

1989. Cumhuriyet gazetesinin Yunus Nadi Öykü Armağanı'nda birinciliği yirmi beş yaşında bir gazeteci kazanır: Ayfer Tunç, «Saklı» öyküsüyle.

Bir yıl sonra aynı gazetenin yayımlanmamış öykü yarışmasında üçüncülük, Boğaziçi'nde bilgisayar mühendisliğini bitirmiş bir araştırmacıya gider: Aslı Erdoğan, «Son Elveda» ile.

1994'te ise ODTÜ'nün uluslararası ilişkiler bölümünü bitiren bir genç kadın ilk kitabını yayımlar: Elif Şafak, Kem Gözlere Anadolu.

Büyük soru

Önceki ünite bir kadın yazarın romanıyla, Ayfer Tunç'unkiyle kapanmıştı. Bu ünite üç yazarı yan yana koyuyor. Ama onları «kadın yazarlar» başlığı altında toplamak aralarındaki bağı mı gösterir, yoksa farklarını mı gizler? Ve bu yazarların görünürlüğü nereden geldi: dergilerden mi, ödüllerden mi, çeviriden mi, okurdan mı?

Bağlam

Önceki kursta Erbil'den Uyar'a uzanan bir önceki kuşağı tanımış, «kadın yazar etiketi»nin hem görünürlük sağladığını hem de bir kutuya dönüşebildiğini görmüştük. Bu ünitenin yazarları o kuşağın ardından gelir. Cennet Altundaş'ın maddesine göre Ayfer Tunç kendi «kumaşı»nı oluşturan yazarlar arasında Leyla Erbil'i, Oğuz Atay'ı ve en çok Ahmet Hamdi Tanpınar'ı sayar.

Ama 1980 sonrası kadın yazarlığı tek bir çizgi değildir. Nesrin Aydın Satar'a göre 1970-1990 arasında şehirli bir dindar-muhafazakâr kesim doğar ve bu kesimin kadın yazarları da romanlar yazar. Satar, Şule Yüksel Şenler'in 1971'de kitaplaşan Huzur Sokağı ile Şerife Katırcı Turhal'ın 1989'da basılan Müslüman Kadının Adı Var'ını popüler İslâmcı romanın örnekleri olarak inceler.

Ana anlatı — Ayfer Tunç: küçük insanın gerçekçiliği

Altundaş'a göre Ayfer Tunç 1964'te Adapazarı'nda doğar, siyasal bilgiler okur, 1989'da gazeteciliğe başlar ve 1999-2004 arasında Yapı Kredi Yayınları'nın yayın yönetmenliğini yapar. 2001'de yayımlanan Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek - 70'li Yıllarda Hayatımız Balkan ülkelerinin katıldığı Balkanika Ödülü'nü kazanır.

Altundaş'a göre Tunç'un öykü ve romanlarında kenarda köşede kalmış, her gün yanından geçip gittiğimiz ama dikkat etmediğimiz insanın hikâyesi vardır. Bu bilinçli bir tercihtir: Tunç, okur olarak da edebiyatta yan karakterlere düşkündür.

Altundaş'a göre Tunç kendini gerçekçi bir yazar olarak tanımlar ve umuda hiçbir zaman inanmaz; kahramanları çoğu zaman kaybeder. Okuru değil metni düşünerek yazdığını söyler; karakterlerini gerçek hayatta karşılaştığı insanlardan damıtır. Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'ndeki bir kahraman, Altundaş'a göre yazarın üniversitede kaldığı yurdun cimri müdiresidir. Altundaş'ın kaynakçasındaki bir makale bu romanı başlığında karnavalesk bir roman örneği olarak anar.

Ana anlatı — Aslı Erdoğan: fizikten şiirsel düzyazıya

Koyuncu'ya göre Aslı Erdoğan 1967'de İstanbul'da doğar, Boğaziçi'nde bilgisayar mühendisliği okur, 1992-1993'te Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN'de yüksek enerji fizikçisi olarak çalışır. 1994'te ilk romanı Kabuk Adam yayımlanınca Brezilya'daki doktorasını bırakır ve Latin Amerika'da uzun yolculuklara çıkar. Koyuncu'ya göre ikinci kitabı Mucizevi Mandarin'i CERN'de, günde on dört saate varan, insanlardan kopuk bir yaşantı sürdürdüğü dönemde yazar.

Koyuncu'ya göre yazarlığının zirvesi sayılan Kırmızı Pelerinli Kent (1998), okumak için gittiği Rio de Janeiro'da okuldan atılan Özgür'ü anlatır. Ama romanın içinde aynı adı taşıyan bir başka kitap daha vardır: Özgür'ün yazdığı roman. İki hikâye üst üste biner.

Erdoğan'ın yazısı önce yurt dışında dikkat çeker. Koyuncu'ya göre eserleri önce Avrupa'nın ilgisini çeker; Kırmızı Pelerinli Kent Fransa'da ve Norveç'te basılır. Taş Bina ve Diğerleri ise 2010'da Sait Faik Hikâye Ödülü'ne değer görülür. Koyuncu'ya göre bu kitaptaki öyküler kapatılma, işkence ve suçluluk temaları etrafında şekillenir; «Taş Bina» ilk kez 1999'da bir gazete yazısı olarak yayımlanmıştır. Erdoğan'ın dili, önceki kurslarda tanıdığımız şiirsel düzyazının güçlü bir örneğidir.

Ana anlatı — Elif Şafak: tarih, tasavvuf ve iki dil

Tonga'ya göre Elif Şafak 1971'de Strasbourg'da doğar, çocukluğunu annesinin görevi nedeniyle Ankara'dan Madrid'e, Amman'dan Köln'e farklı şehirlerde geçirir. İlk romanı Pinhan (1997), Osmanlı döneminde derviş olmak için yollara düşen çift cinsiyetli bir kahramanı anlatır ve Mevlana Ödülü'ne değer görülür. Tonga'ya göre Mahrem (2000) çok katmanlı yapısıyla çağdaş Türk edebiyatının özgün postmodern romanlarından biri olarak dikkat çeker.

2004'teki Araf'tan itibaren Şafak'ın bazı romanları önce İngilizce yazılır, sonra Türkçeye çevrilir. Tonga'ya göre Baba ve Piç (2006) önce İngilizce, dünyanın önde gelen yayınevlerinden birinde basılır ve Müslüman-Türk bir aile ile Ermeni asıllı bir ailenin doksan yıla yayılan hikâyelerini iç içe anlatır. Roman hakkında «Türklüğü aşağıladığı» gerekçesiyle dava açılır; Tonga'ya göre yeterli delil bulunamadığından yazar beraat eder.

Şafak'ın yolu bir tartışmayı da taşır. Tonga'ya göre Aşk (2009) ona oldukça geniş bir okur kesimi kazandırır; romanda Boston'da yaşayan bir ev kadınının hikâyesiyle Mevlana ile Şems'in aşkı yan yana ilerler. Ama Tonga, eleştiriyi de aktarır: Pinhan kimi eleştirmenlerce tarihî dokusu nedeniyle «masal» diye nitelenir; Ustam ve Ben ise bazı eleştirmenlerce yazarın en başarısız eseri sayılır.

Yaygın yanlış«1980 sonrasında kadın yazarlar aynı dünya görüşünü paylaşan tek bir hareket oluşturdu.»
Doğrusu

Kaynaklar farklı yolları gösterir. Tunç gerçekçi ve umuda inanmayan bir yazar olarak küçük insanı anlatır; Erdoğan fizik laboratuvarından şiirsel ve iç dünyaya dönük bir yazıya geçer; Şafak tarih ve tasavvufu iki dil arasında romana taşır. Satar'ın incelediği İslâmcı kadın romancılar ise tesettürü ve dinî uyanışı merkeze alan, bambaşka bir okur kitlesine seslenen romanlar yazar. Ortak olan cinsiyet değil, her birinin kendi alanında görünürlük kazanmasıdır.

Metin anı

Önce Aslı Erdoğan'ın, Koyuncu'nun maddesinde yer alan iki cümlesi. Yazar sözcüklerle ilişkisini anlatır:

Sözcükler yarasalar gibi beynimde uçuşuyor. Sağa sola çarparak, kanatlarında yaralar açarak...

Sonra Ayfer Tunç'tan, Handan İnci'yle yaptığı söyleşi kitabından Altundaş'ın aktardığı bir söz:

Benim ilhamım şiir. Sabuna benzetiyorum şiiri. Beni günlük hayatın kalıntılarından arındırıyor

Son olarak 56. Sait Faik Hikâye Ödülü jürisinin Taş Bina ve Diğerleri için yazdığı gerekçeden, yine Koyuncu'nun aktarımıyla:

Çağımızın dilsiz tanıklığını mekânın, bedenin ve imgenin içinden dokuyarak, evrensel insanlık acılarını seslendirmekte gösterdiği ustalık

Erdoğan'ın cümlelerinde sözcükler yazarın aracı değil, onun içinde kanat çırpan yaratıklardır. Yarasa karanlıkta uçan bir hayvandır; çarpar, yaralanır. Yazmak burada bir hâkimiyet değil, bir çarpışmadır: sözcükler yazarın beyninde hem kendini hem onu yaralar. Koyuncu'nun deyişiyle Erdoğan edebiyata sığınır; ama bu cümlede sığınak da yaralıdır.

Tunç'un sözü aynı ilişkiyi başka bir yerden kurar. Şiir bir sabundur: gündelik hayatın kalıntılarını temizler. Bu, gerçekçi bir yazarın itirafı olarak ilginçtir: gerçeği yazmak için önce ondan arınmak gerekir. Altundaş'a göre Tunç'un eserlerinde geçen şiirlerin nedeni de budur.

Jüri gerekçesi ise bir çelişkiyle başlar: «dilsiz tanıklık». Tanık konuşan kişidir; dilsiz tanık ise gördüğünü söyleyemeyendir. Gerekçe, Erdoğan'ın öykülerinin bu söylenemeyeni mekân, beden ve imge yoluyla söylediğini ileri sürer. Taş bina bir hapishane olabilir, beden bir yara; imge ise sözcüklerin söyleyemediğini taşır.

Cevap ve bağlantı

Bu yazarları «kadın yazarlar» başlığı altında toplamak ne gösterir, neyi gizler? Kaynaklarımıza göre ortak bir tema dünyası yoktur: bir yazar küçük insanın gerçekçiliğini, biri yaralı bir iç dünyanın şiirselliğini, biri tarih ve tasavvufun iki dilli romanını kurar; İslâmcı kadın romancılar ise bambaşka bir okur için yazar. Başlık, bu çeşitliliği görünür kıldığı ölçüde işe yarar; tek bir sese indirgediğinde bir kutuya dönüşür.

Görünürlük nereden geldi? Dört kaynaktan birden. Dergiler ve öykü yarışmaları ilk kapıydı: Tunç ve Erdoğan edebiyata öyküyle, yarışmalarla girdi. Ödüller onları tanıttı: Sait Faik, Balkanika, Mevlana. Çeviri onları dünyaya taşıdı: Erdoğan'ın kitapları Avrupa'da basıldı, Şafak'ın romanları önce İngilizce yazıldı. Okur ise, en azından Şafak'ta, geniş bir kitleye ulaştı. Aynı dört kapı, dünya edebiyatının pek çok yerinde kadın yazarların görünürlüğünü de belirlemiştir.

Kapanış kancası

Tunç ve Erdoğan'ın ilk öyküleri dergilerde çıktı; Erdoğan'ınki Argos'ta, sonra Adam Öykü'de ve Atlas'ta. 1990'lardan sonra dergiler şiirde de yeni kuşakların kapısı oldu. Hangi dergiler, hangi kuşaklar, ve 1990 sonrası şiir kendinden öncekilerden neyi farklı yaptı?

Özet kartı

  1. Ayfer Tunç (1964) 1989'da «Saklı» ile Yunus Nadi Öykü Armağanı'nı kazandı; Altundaş'a göre eserlerinin merkezinde kenarda kalmış küçük insan vardır, kendini gerçekçi sayar, umuda inanmaz ve okuru değil metni düşünerek yazar; Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi karnavalesk bir roman olarak okunmuştur.
  2. Aslı Erdoğan (1967) Boğaziçi'nde mühendislik okudu, CERN'de fizikçi olarak çalıştı, Kabuk Adam (1994) ile romana girdi; Kırmızı Pelerinli Kent (1998) bir roman içinde roman kurar; Taş Bina ve Diğerleri ile 2010'da Sait Faik Hikâye Ödülü'ne değer görüldü; eserleri önce Avrupa'da dikkat çekti.
  3. Elif Şafak (1971) Pinhan (1997) ile Mevlana Ödülü'nü aldı; Mahrem (2000) özgün bir postmodern roman sayılır; Araf'tan itibaren bazı romanlarını önce İngilizce yazdı; Baba ve Piç (2006) nedeniyle yargılandı ve beraat etti; Aşk (2009) ona geniş bir okur kitlesi kazandırdı, Ustam ve Ben ise bazı eleştirmenlerce başarısız bulundu.
  4. Satar'a göre 1970-1990 arasında doğan şehirli dindar-muhafazakâr kesimin kadın yazarları da roman yazdı; Şenler'in Huzur Sokağı ve Turhal'ın Müslüman Kadının Adı Var'ı popüler İslâmcı romanın, hidayet romanının örnekleridir. 1980 sonrası kadın yazarlığı tek bir çizgi değildir.
  5. Seçilen parçalarda Erdoğan'ın sözcükleri yazarın içinde yaralanarak uçan yarasalardır; Tunç şiiri gündelik hayattan arındıran bir sabuna benzetir; Sait Faik jürisi Erdoğan'ın öykülerinde «dilsiz tanıklığın» mekân, beden ve imgeyle dile geldiğini söyler.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Küçük insanThe little manTarihin ve iktidarın kenarında yaşayan, sıradan ve görmezden gelinen insan tipi
KarnavaleskCarnivalesqueHiyerarşilerin tersine döndüğü, yüce ile gülüncün yan yana geldiği çok sesli anlatı
Roman içinde romanNovel within a novelKahramanın yazdığı ya da okuduğu başka bir romanın anlatıya yerleştirilmesi
Çift dilli yazarlıkBilingual authorshipEserleri iki dilde yazmak ya da bir dilde yazıp başka dile çevirtmek
Hidayet romanıConversion novelBir kahramanın dinî uyanışla doğru yolu bulmasını anlatan öğretici popüler roman

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Üç yazarın her biri için edebiyata giriş yolunu ve bir önemli eserini belirtin.
  2. (Kazanım 2) Tunç'un «küçük insan»ı, Erdoğan'ın Kırmızı Pelerinli Kent'teki roman içinde romanı ve Şafak'ın çift dilli yazarlığı nedir? Her biri yazarın dünyası hakkında ne söyler?
  3. (Kazanım 3) Satar'ın incelediği İslâmcı kadın romanları nelerdir ve bu romanlar 1980 sonrası kadın yazarlığı tablosuna ne ekler? «Kadın yazarlar tek bir hareket oluşturdu» yargısını tartışın.
  4. (Kazanım 2) Şafak hakkında Tonga'nın aktardığı övgü ve eleştirileri sıralayın. Baba ve Piç çevresinde ne yaşandı?
  5. (Kazanım 4) Erdoğan'ın cümlelerini, Tunç'un sözünü ve Sait Faik jürisinin gerekçesini yazma, arınma ve tanıklık bakımından yakından okuyun.

Cevaplar

  1. Altundaş'a göre Ayfer Tunç üniversite yıllarında dergilere yazdı, 1989'da gazeteciliğe başladı ve aynı yıl «Saklı» ile Yunus Nadi Öykü Armağanı'nı kazandı; önemli eserlerinden biri Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'dir. Koyuncu'ya göre Aslı Erdoğan 1990'da «Son Elveda» ile bir öykü yarışmasında üçüncü oldu, 1991'de Argos'ta ilk öyküsünü yayımladı; yazarlığının zirvesi Kırmızı Pelerinli Kent'tir. Tonga'ya göre Elif Şafak 1994'te Kem Gözlere Anadolu ile başladı; ilk romanı Pinhan Mevlana Ödülü'nü aldı.
  2. Küçük insan, tarihin kenarında yaşayan, görmezden gelinen sıradan insandır; Altundaş'a göre Tunç'un eserlerinin merkezindedir ve yazarın yan karakterlere olan düşkünlüğünü, gerçekçiliğini gösterir. Kırmızı Pelerinli Kent'te Özgür'ün yazdığı aynı adlı roman ana anlatının içine yerleşir; bu, Erdoğan'ın yazmayı ve kendi hayatını iç içe gören anlatısını gösterir. Çift dilli yazarlık, eserleri iki dilde yazmak ya da bir dilde yazıp çevirtmektir; Şafak'ın Araf'tan itibaren bazı romanlarını önce İngilizce yazması, onun iki kültür arasında dolaşan hayatını ve dünya okuruna yönelişini gösterir.
  3. Satar, Şule Yüksel Şenler'in 1971'de kitaplaşan Huzur Sokağı ile Şerife Katırcı Turhal'ın 1989'daki Müslüman Kadının Adı Var'ını inceler; bunlar tesettürü ve dinî uyanışı merkeze alan, rol model kahramanlar sunan popüler İslâmcı romanlardır. Bu romanlar kadın yazarlığının yalnız laik ve Batı'ya dönük bir çizgiden ibaret olmadığını, başka bir okur kitlesine seslenen başka bir kadın romanı da bulunduğunu gösterir. Yargı yanlıştır: Tunç, Erdoğan, Şafak ve İslâmcı kadın romancılar birbirinden çok farklı konular, diller ve okurlar seçer; ortak olan dünya görüşü değil, her birinin kendi alanında görünürlük kazanmasıdır.
  4. Tonga'ya göre Pinhan Mevlana Ödülü'ne değer görüldü, Mahrem özgün bir postmodern roman olarak Türkiye Yazarlar Birliği ödülünü kazandı, Aşk geniş bir okur kitlesine ulaştı. Eleştiriler: Pinhan kimi eleştirmenlerce «masal» diye nitelendi, Ustam ve Ben bazı eleştirmenlerce en başarısız eseri sayıldı. Baba ve Piç önce İngilizce yayımlandı, Müslüman-Türk ve Ermeni iki ailenin doksan yıllık hikâyesini anlattı; hakkında «Türklüğü aşağıladığı» gerekçesiyle dava açıldı ve yazar yeterli delil bulunamadığı için beraat etti.
  5. Erdoğan'ın cümlelerinde sözcükler yazarın aracı değil, beyninde yaralanarak uçan yarasalardır; yazmak bir hâkimiyet değil bir çarpışmadır ve edebiyat bir sığınak olsa da yaralıdır. Tunç şiiri gündelik hayatın kalıntılarını temizleyen bir sabuna benzetir; gerçekçi bir yazarın gerçeği yazmak için önce ondan arınma ihtiyacını itiraf etmesidir. Jüri gerekçesi «dilsiz tanıklık» çelişkisiyle başlar: tanık konuşan kişidir, dilsiz tanık söyleyemeyendir; gerekçeye göre Erdoğan'ın öyküleri bu söylenemeyeni mekân, beden ve imge yoluyla dile getirir.

Okuma

  • Ayfer Tunç, Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi.
  • Aslı Erdoğan, Kırmızı Pelerinli Kent (1998) ve Taş Bina ve Diğerleri.
  • Elif Şafak, Mahrem (2000).
  • Nesrin Aydın Satar, «Müslüman Kadının Sesi: İslâmcı Romanların Kadın Yazar ve Anlatıcıları» (2016).
  • Bu ünitedeki yazarlardan birinin bir öyküsünü ya da romanının bir bölümünü okuyun. Yazarın adını bilmeden okusaydınız, metin hakkındaki ilk yargınız değişir miydi? Değişecekse, bu metinden mi yoksa sizin önyargınızdan mı kaynaklanırdı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:00 Soğuk açılış: üç tarih ve üç kâğıt: 1989'da bir ödül belgesi, 1990'da bir yarışma listesi, 1994'te küçük bir kitap kapağı.
  • 1:00–1:40 Büyük soru: üç kitabın üzerine «kadın yazarlar» yazan bir etiket konur, sonra etiket yırtılır ve altından üç ayrı renk görünür.
  • 1:40–3:20 Bağlam: önceki kuşağın kitapları bir rafta; yanında başka bir rafta tesettürlü bir kadın kahramanın resmedildiği popüler roman kapakları.
  • 3:20–5:40 Ana anlatı — Ayfer Tunç: bir mahallenin kalabalığında tek tek yüzler belirir; bir deliler evinin kapısı karnaval ışıklarıyla açılır.
  • 5:40–8:00 Ana anlatı — Aslı Erdoğan: bir parçacık hızlandırıcısının tüneli bir sokağa, sokak Rio'nun kırmızı gecesine dönüşür; bir kitabın içinden aynı adlı küçük bir kitap çıkar.
  • 8:00–10:20 Ana anlatı — Elif Şafak: bir dervişin yolu; iki dilde yazılmış bir sayfa ikiye bölünür; bir mahkeme koridoru ve bir beraat kararı.
  • 10:20–12:30 Metin anı: karanlık bir odada uçuşan yarasalar sözcüklere dönüşür; bir kalıp sabun bir şiir sayfasının üstünde; bir taş binanın penceresinde susan bir yüz.
  • 12:30–13:30 Cevap ve bağlantı: dört kapı: dergi, ödül, çeviri, okur.
  • 13:30–14:00 Kapanış kancası: dergi kapakları üst üste yığılır; en üstte bir şiir dergisi açılır.

Telaffuz

  • Ayfer Tunç: «ay-FER TUNÇ»; Aslı Erdoğan: «as-LI er-do-ĞAN»; Elif Şafak: «e-LİF şa-FAK»; Pinhan: «pin-HAN»; Mahrem: «mah-REM».
  • Cennet Altundaş: «cen-NET al-tun-DAŞ»; Necati Tonga: «ne-ca-Tİ ton-GA»; Nesrin Aydın Satar: «nes-RİN ay-DIN sa-TAR»; Şule Yüksel Şenler: «şu-LE yük-SEL şen-LER»; Şerife Katırcı Turhal: «şe-ri-FE ka-tır-CI tur-HAL».