Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Orhan Pamuk (1952) Nişantaşılı bir ailenin çocuğudur; mimarlık okuduktan sonra yazmaya yöneldi ve romanları onlarca dile çevrildi. Demir'in sınıflamasına göre Cevdet Bey ve Oğulları ile Sessiz Ev modern, Beyaz Kale geçiş, Kara Kitap ile Yeni Hayat postmodern, Kar ile Masumiyet Müzesi tematik romanlardır.
- Beyaz Kale (1985) Venedikli bir köle ile ona ikizi kadar benzeyen bir Osmanlı âliminin yer değiştirmesini anlatır; Doğan'a göre kimliğin göreceliği üzerine bir oyundur, Parla'ya göre Türkiye'de postkolonyalist romanın ilk örneğidir. Kara Kitap (1990) İstanbul'da Rüya'yı ve Celâl'i arayan Galip'in labirent romanıdır ve Hüsn ü Aşk'la konuşur.
- Ecevit'e göre Benim Adım Kırmızı (1998) her sese eşit ağırlık veren bir karşıtlıklar karnavalıdır ve şeytana bile savunma hakkı tanır; Irzık'a göre Kar (2002) güvenli sınırların ve masum kurbanların olmadığını gösteren ve gösterme yetkisinden kuşku duyan siyasi bir romandır; Kafamda Bir Tuhaflık (2014) geleneksel olay örgüsüne döner.
- 2006 Nobel gerekçesi Pamuk'u İstanbul'un melankolik ruhuna ve kültürlerin çatışması ile iç içe geçmesine bağlar. Akman'a göre Pamuk'un tarihî anlatısı Osmanlı ve İslam tarihini ağırlıklı olarak Avrupa bakışı için kurar ve oryantalist mirastan beslenir; Parla aynı romanı postkolonyalist sayar. Koyuncu, tartışmaların çoğunun polemik düzeyinde kaldığını ve eserlerin merkeze alınması gerektiğini söyler.
- Seçilen parçalarda Pamuk kitaplarını birbirinden doğan bir soy ağacı olarak görür; Yeni Hayat'ın açılışı okuma üzerine bir romanın okura ayna tutmasıdır; Nobel gerekçesi çatışma ile iç içe geçmeyi yan yana koyarak tartışmanın iki yüzünü birden taşır.
Kazanımlar
- Orhan Pamuk'un hayatını ve Cevdet Bey ve Oğulları'ndan Kafamda Bir Tuhaflık'a uzanan başlıca romanlarını, bir araştırmacının dönemlendirmesiyle birlikte açıklayabilir.
- Beyaz Kale, Kara Kitap ve Benim Adım Kırmızı'da kimlik, Doğu-Batı ve çoğul ses meselesinin nasıl kurulduğunu örneklerle tartışabilir.
- Pamuk'un dünya edebiyatındaki yerini, Nobel gerekçesini ve onun eserlerini Avrupa bakışına yazılmış sayan eleştiriyi karşılaştırarak değerlendirebilir.
- Pamuk'un kendi romanları üzerine iki cümlesini, bir romanının açılış cümlesini ve Nobel gerekçesini yakından okuyabilir.
Video metni
Soğuk açılış
1990'ların başı. New York Times'ta bir eleştiri yazısı, Türkçeden yeni çevrilmiş bir romanı şu cümleyle karşılar: doğuda yeni bir yıldız doğdu.
On beş yıl sonra, 2006'da, İsveç Akademisi Nobel Edebiyat Ödülü'nü aynı yazara verir. Gerekçede bir şehir, bir melankoli ve kültürlerin çatışması ile iç içe geçmesi vardır.
Yazar Orhan Pamuk'tur.
Büyük soru
Önceki ünitede postmodern romanı Tekin ve Eray üzerinden tanıdık; Pamuk'un adı orada yalnızca geçmişti. Bu ünite bir yazarın bütün yolunu izliyor. Bir yazar kendi ülkesini anlatırken kimin için yazar: kendi okuru için mi, dünya için mi? Ve dünya onu okuduğunda, onun ülkesini mi görür, yoksa kendi beklentisini mi?
Bağlam
İsa Koyuncu'nun sözlük maddesine göre Orhan Pamuk 1952'de İstanbul'da doğar; Nişantaşılı, laik ve cumhuriyetçi bir üst sınıf ailenin çocuğudur. Robert Kolej'den sonra üç yıl mimarlık okur, ardından gazetecilik eğitimini tamamlar. Koyuncu'ya göre yazmayı kendini «özgürce ifade edebileceği tek alan» olarak görür ve 1970'lerden itibaren edebiyata yoğunlaşır. Romanları onlarca dile çevrilir.
Koyuncu, Fethi Demir'in Pamuk'un romanlarını dört evreye ayıran sınıflamasını aktarır: Cevdet Bey ve Oğulları ile Sessiz Ev «modern romanlar», Beyaz Kale «postmodernizme geçiş», Kara Kitap ile Yeni Hayat «postmodern romanlar», Benim Adım Kırmızı «tematik romana geçiş», Kar ile Masumiyet Müzesi ise «tematik romanlar». Bu ünite bu haritayı izliyor.
Ana anlatı — Aile romanından ikizlere
Pamuk'un ilk romanı Cevdet Bey ve Oğulları (1982), Koyuncu'ya göre İstanbullu bir ailenin üç kuşağı üzerinden Türk toplumunun yüz yıllık modernleşmesini anlatır ve geleneksel romanın biçimini kullanır. Pamuk romanda kendinden ve ailesinden pek çok şey olduğunu söyler; Koyuncu'ya göre Thomas Mann'ın Buddenbrook Ailesi'nden etkilenir. İkinci romanı Sessiz Ev (1983) ise bir sahil kasabasında babaannelerinin evinde bir hafta geçiren üç kardeşi beş ayrı kahramanın bakış açısından, bilinç akışıyla anlatır.
Üçüncü roman bir dönüm noktasıdır. Koyuncu'ya göre Beyaz Kale (1985), on yedinci yüzyılda korsanlara tutsak düşen Venedikli bir genç ile onu köle olarak satın alan ve ona ikizi kadar benzeyen bir Osmanlı âlimi arasındaki ilişkiyi anlatır. Koyuncu'nun aktardığı Zafer Doğan'a göre iki kişinin birbiriyle yer değiştirmesi, kimliğin yanılsamalı boyutları üzerine kurmaca bir oyuna dönüşür; birbirinin yerine geçmek hem birbirini tanımak hem de kimliklerin ne kadar göreceli ve değişken olduğunu göstermektir.
Koyuncu'nun aktardığı Jale Parla'ya göre Beyaz Kale Türkiye'de postkolonyalist romanın ilk örneğidir; Koyuncu'ya göre yazarın ilk postmodern anlatısıdır da.
Kara Kitap (1990) Koyuncu'ya göre Pamuk'un postmodern yöneliminde bir nirengi noktasıdır. Galip, kendisini terk eden karısı Rüya'yı ve gazeteci kuzeni Celâl'i İstanbul'da arar; romanın bölümleri bu aramayla Celâl'in köşe yazıları arasında gidip gelir. Koyuncu'nun aktardığı Demir'e göre roman, zamanın, imgelerin ve görüntülerin birbirinin içinde eridiği büyük bir labirenttir. Pamuk'un kendisi de romanında Şeyh Galip'in Hüsn ü Aşk'ını akılda tuttuğunu söyler.
Ana anlatı — Tematik romanlar: çoğul sesler
Pamuk'un sonraki romanları bir konuyu merkeze alır. Koyuncu'ya göre Benim Adım Kırmızı (1998), Doğu ile Batı'nın görme ve algılama biçimlerini resim sanatı üzerinden, polisiye bir hikâyeyle harmanlayarak anlatır. Koyuncu'nun aktardığı Yıldız Ecevit'e göre roman bir karşıtlıklar karnavalıdır: her özne birbiriyle çelişen görüşlerini özgürce sergiler; Pamuk her görüşe eşit ağırlık vermeye çalışır ve dinsel düzlemde her şeyin suçlusu sayılan şeytana bile kendini savunma hakkı tanır.
Kar (2002), 1990'ların Kars'ında geçer. Koyuncu'nun aktardığı Sibel Irzık'a göre Kar siyasi bir romandır, çünkü sanat, siyaset ve hayat arasındaki ilişkilerde ne güvenli sınırlar ne de tümüyle masum kurbanlar olduğunu gösterir ve bunları gösterme yetkisinden de kuşku duyar. Koyuncu'ya göre roman siyasal İslamcı hareketin yükselişini, başörtülü kızların hak mücadelesini ve faili meçhul cinayetleri çözüm önermeden ortaya koyar.
Masumiyet Müzesi (2008) 1975-1984 arasında İstanbul'da bir aşkı anlatır. Kafamda Bir Tuhaflık (2014) ise Koyuncu'ya göre göçü ve yeni İstanbul'u merkeze alır; eleştirmenler romanın, postmodern romanlarına karşılık geleneksel bir olay örgüsüne sahip olduğunu vurgular. Pamuk'un yolu bir döngü çizer: geleneksel aile romanıyla başlayan yazar, göç romanında yeniden olay örgüsüne döner.
Ana anlatı — Dünya edebiyatı ve bir eleştiri
Nobel gerekçesi Pamuk'u İstanbul'a bağlar: ödül, doğduğu şehrin melankolik ruhunu ararken kültürlerin çatışması ve iç içe geçmesi için yeni simgeler keşfettiği için verilir. Koyuncu'nun sıraladığı ödüllerin çoğu yurt dışından gelir: Beyaz Kale ile İngiltere'de, Kara Kitap ve Benim Adım Kırmızı ile Fransa'da, Benim Adım Kırmızı ile İrlanda'da, Kar ile yine Fransa'da.
Bu başarının bir de eleştirel okuması vardır. Beyazıt H. Akman'a göre Pamuk'un uluslararası ünü Beyaz Kale'nin İngilizce çevirisiyle başlar ve New York Times onu «doğuda yükselen yeni bir yıldız» olarak karşılar. Akman, Beyaz Kale'ye, Pamuk'un hayatına, Nobel'ine ve uluslararası basındaki tartışmalı demeçlerine bakarak, Türkiye doğumlu, Müslüman bir romancının İslam tarihini ve Osmanlıları ağırlıklı olarak Avrupa bakışı için anlattığını ve bu tarihî anlatının Avrupa oryantalist yazılarının mirasından önemli ölçüde yararlandığını savunur.
Akman'ın okuması ile Parla'nınki aynı romana zıt yönlerden bakar. Parla'ya göre Beyaz Kale postkolonyalist bir romandır, yani Batı'nın ötekini anlatma biçimini sorgular; Akman'a göre ise o biçimden beslenir. Koyuncu tartışmanın genel iklimini de not eder: Pamuk hakkında yazılanların çoğu onun fikirleri ve ideolojisi üzerinde yoğunlaşmış, bu da yer yer polemik düzeyinde, nesnellikten uzak yorumlara yol açmıştır; Koyuncu'ya göre tarafsız bir değerlendirme için eserlerin kendisi merkeze alınmalıdır.
Yaygın yanlış«Pamuk'u Nobel'e taşıyan yalnızca siyasi demeçleri ve Batı'nın ilgisidir; romanları kendi başına tartışılmaya değmez.»
Kaynaklar bu yargıyı desteklemez. Pamuk'un romanları Nobel'den önce de Türkiye'de Behramoğlu, Parla ve Ecevit gibi eleştirmenlerce ciddi biçimde okunmuş; Cevdet Bey ve Oğulları 1983'te Türkiye'de Orhan Kemal Roman Ödülü'nü almıştır. Akman'ın eleştirisi bile romanların kendisini, özellikle Beyaz Kale'yi, yakından okuyarak kurulur. Tartışma romanların ne söylediği ve kime söylediği üzerinedir, değerleri olup olmadığı üzerine değil.
Metin anı
Önce Pamuk'un bir söyleşisinden, Koyuncu'nun aktardığı iki cümle. Yazar kitaplarının nasıl doğduğunu anlatır:
Benim bütün kitaplarım bir önceki kitabın içinden doğar. Oradaki bir ayrıntıdan, bir cümleden.
Sonra Yeni Hayat'ın (1994) açılış cümlesi, yine Koyuncu'nun aktarımıyla:
Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.
Son olarak İsveç Akademisi'nin 2006 gerekçesi, Nobel Vakfı'nın sitesindeki İngilizce özgün biçimiyle:
who in the quest for the melancholic soul of his native city has discovered new symbols for the clash and interlacing of cultures
İlk parça bir yazarın kendi eserini nasıl gördüğünü söyler. Kitaplar birbirinden doğar: bir ayrıntıdan, bir cümleden. Koyuncu'nun aktardığına göre Pamuk bunu somutlaştırır: Cevdet Bey'deki gençlerden Sessiz Ev, Sessiz Ev'deki tarihçiden Beyaz Kale, Beyaz Kale'nin düşsel ortamından Kara Kitap çıkar. Bu, ünitenin başındaki dönemlendirmeye bir karşı-bakıştır: eleştirmen evreler görür, yazar bir soy ağacı görür.
İkinci cümle bir romanın açılışıdır ve romanın konusunu tek satırda verir. Ama aynı zamanda okura bir ayna tutar: okumakta olduğu şey de bir kitaptır. Cümle, önceki ünitede gördüğümüz üstkurmacanın en sade biçimidir: roman, okumanın bir hayatı değiştirebileceğini söylerken okurun kendi okumasını da sahneye çıkarır.
Nobel gerekçesi ise bir çerçeve çizer ve bu çerçeve bu ünitenin tartışmasını özetler. «Melankolik ruh» bir şehrin iç dünyasına işaret eder; «kültürlerin çatışması ve iç içe geçmesi» ise Doğu-Batı meselesine. Gerekçe iki sözcüğü yan yana koyar: çatışma ve iç içe geçme. Akman'ın eleştirisi birincisinin Avrupa'ya nasıl sunulduğunu sorgular; Parla'nın okuması ikincisinin bir kimlik oyunu olarak nasıl kurulduğunu vurgular.
Cevap ve bağlantı
Pamuk kimin için yazar? Kaynaklar tek bir cevap vermez. Kendi söylediğine göre kitaplar birbirinden doğar, yani önce kendi dünyası için yazar. Ama o dünya çeviriyle dolaşıma girdiğinde başka okurlarla karşılaşır: Parla ve Ecevit gibi eleştirmenler Pamuk'ta Batı'nın ötekini anlatma biçimini sorgulayan, her sese yer açan bir romancı görür; Akman ise aynı romanlarda Avrupa bakışına göre kurulmuş bir tarih bulur.
Dünya onu okuduğunda neyi görür? Belki de ikisini birden: bir şehrin ve bir kültürün iç çatışmalarını ve okurun kendi beklentisini. Pamuk'un hikâyesi, Türk edebiyatının dünya edebiyatına nasıl girdiğinin de hikâyesidir; bu giriş, çevirinin, ödülün ve bakışın siyasetini de beraberinde getirir. Koyuncu'nun önerisi bu tartışmada yol gösterici bir ölçüdür: yargıya varmadan önce romanların kendisini okumak.
Kapanış kancası
Pamuk Masumiyet Müzesi'nde bir aşkı eşyalarla hatırladı; roman bir müzeye dönüştü. Aynı yıllarda başka yazarlar başka bir hatırlamaya girişti: azınlıkların, sürgünlerin ve travmaların belleğine. Edebiyat, bir toplumun konuşmaktan kaçındığı geçmişle nasıl yüzleşir?
Özet kartı
- Orhan Pamuk (1952) Nişantaşılı bir ailenin çocuğudur; mimarlık okuduktan sonra yazmaya yöneldi ve romanları onlarca dile çevrildi. Demir'in sınıflamasına göre Cevdet Bey ve Oğulları ile Sessiz Ev modern, Beyaz Kale geçiş, Kara Kitap ile Yeni Hayat postmodern, Kar ile Masumiyet Müzesi tematik romanlardır.
- Beyaz Kale (1985) Venedikli bir köle ile ona ikizi kadar benzeyen bir Osmanlı âliminin yer değiştirmesini anlatır; Doğan'a göre kimliğin göreceliği üzerine bir oyundur, Parla'ya göre Türkiye'de postkolonyalist romanın ilk örneğidir. Kara Kitap (1990) İstanbul'da Rüya'yı ve Celâl'i arayan Galip'in labirent romanıdır ve Hüsn ü Aşk'la konuşur.
- Ecevit'e göre Benim Adım Kırmızı (1998) her sese eşit ağırlık veren bir karşıtlıklar karnavalıdır ve şeytana bile savunma hakkı tanır; Irzık'a göre Kar (2002) güvenli sınırların ve masum kurbanların olmadığını gösteren ve gösterme yetkisinden kuşku duyan siyasi bir romandır; Kafamda Bir Tuhaflık (2014) geleneksel olay örgüsüne döner.
- 2006 Nobel gerekçesi Pamuk'u İstanbul'un melankolik ruhuna ve kültürlerin çatışması ile iç içe geçmesine bağlar. Akman'a göre Pamuk'un tarihî anlatısı Osmanlı ve İslam tarihini ağırlıklı olarak Avrupa bakışı için kurar ve oryantalist mirastan beslenir; Parla aynı romanı postkolonyalist sayar. Koyuncu, tartışmaların çoğunun polemik düzeyinde kaldığını ve eserlerin merkeze alınması gerektiğini söyler.
- Seçilen parçalarda Pamuk kitaplarını birbirinden doğan bir soy ağacı olarak görür; Yeni Hayat'ın açılışı okuma üzerine bir romanın okura ayna tutmasıdır; Nobel gerekçesi çatışma ile iç içe geçmeyi yan yana koyarak tartışmanın iki yüzünü birden taşır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| İkiz motifi | The double, doppelgänger | Birbirine benzeyen ya da yer değiştiren iki kişi üzerinden kimliğin sınırlarını sorgulayan motif |
| Postkolonyal roman | Postcolonial novel | Batı ile Batı dışı arasındaki güç ve temsil ilişkilerini sorgulayan roman |
| Tematik roman | Thematic novel | Belirli bir toplumsal ya da düşünsel konuyu merkeze alan roman |
| Dünya edebiyatı | World literature | Çeviriyle ülke ve dil sınırlarını aşarak başka kültürlerde okunan eserlerin alanı |
| Avrupa bakışı | The European gaze | Batı dışı toplumların Avrupalı okurun beklentilerine göre anlatılması |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Pamuk'un hayatından üç bilgi verin. Demir'in dönemlendirmesine göre romanları hangi evrelere ayrılır ve her evreden bir örnek nedir?
- (Kazanım 2) Beyaz Kale'de ikiz motifi nasıl işler? Doğan ve Parla bu romanı nasıl okur?
- (Kazanım 2) Kara Kitap, Benim Adım Kırmızı ve Kar'ı yapı ya da bakış açısı bakımından birer cümleyle tanımlayın. Ecevit ve Irzık bu romanlarda neyi öne çıkarır?
- (Kazanım 3) Nobel gerekçesi Pamuk'u neyle ilişkilendirir? Akman'ın eleştirisi nedir ve Parla'nın okumasıyla nasıl karşılaştırılabilir? Koyuncu tartışmanın iklimi hakkında ne söyler?
- (Kazanım 4) Pamuk'un kitaplarının doğuşu üzerine cümlelerini, Yeni Hayat'ın açılışını ve Nobel gerekçesini yakından okuyun.
Cevaplar
- Koyuncu'ya göre Pamuk 1952'de İstanbul'da, Nişantaşılı, laik ve cumhuriyetçi bir üst sınıf ailede doğdu; Robert Kolej'den sonra üç yıl mimarlık okudu ve gazetecilik eğitimini tamamladı; yazmayı kendini özgürce ifade edebileceği tek alan olarak gördü. Demir'e göre Cevdet Bey ve Oğulları ve Sessiz Ev modern romanlar, Beyaz Kale postmodernizme geçiş, Kara Kitap ve Yeni Hayat postmodern romanlar, Benim Adım Kırmızı tematik romana geçiş, Kar ve Masumiyet Müzesi tematik romanlardır.
- Beyaz Kale'de korsanlara tutsak düşen Venedikli bir genç, onu köle olarak satın alan ve ona ikizi kadar benzeyen bir Osmanlı âlimiyle yer değiştirir. Doğan'a göre bu yer değiştirme kimliğin yanılsamalı boyutları üzerine kurmaca bir oyundur; birbirinin yerine geçmek hem birbirini tanımak hem de kimliklerin göreceli ve değişken olduğunu göstermektir. Parla'ya göre roman Türkiye'de postkolonyalist romanın ilk örneğidir, yani Batı ile Doğu arasındaki temsil ilişkisini sorgular.
- Kara Kitap karısı Rüya'yı ve kuzeni Celâl'i İstanbul'da arayan Galip'in hikâyesiyle Celâl'in köşe yazıları arasında gidip gelen bir labirent romandır. Benim Adım Kırmızı Doğu ile Batı'nın görme biçimlerini resim sanatı üzerinden polisiye bir hikâyeyle anlatır; Ecevit'e göre her öznenin kendi görüşünü özgürce sergilediği, şeytana bile savunma hakkı tanınan bir karşıtlıklar karnavalıdır. Kar 1990'ların Kars'ında siyasal İslamcılığı, başörtüsü mücadelesini ve faili meçhulleri çözüm önermeden gösterir; Irzık'a göre güvenli sınırların ve masum kurbanların olmadığını gösteren ve gösterme yetkisinden kuşku duyan siyasi bir romandır.
- Nobel gerekçesi Pamuk'u doğduğu şehrin melankolik ruhunu arayışına ve kültürlerin çatışması ile iç içe geçmesi için bulduğu yeni simgelere bağlar. Akman'a göre Pamuk'un uluslararası ünü Beyaz Kale'nin çevirisiyle başlar; Pamuk Osmanlı ve İslam tarihini ağırlıklı olarak Avrupa bakışı için anlatır ve tarihî anlatısı Avrupa oryantalist yazılarının mirasından yararlanır. Parla ise aynı romanı Batı'nın ötekini anlatma biçimini sorgulayan postkolonyalist bir roman sayar; iki okuma aynı romana zıt yönlerden bakar. Koyuncu'ya göre Pamuk hakkında yazılanların çoğu fikirleri ve ideolojisi üzerinde yoğunlaşmış, yer yer polemik düzeyinde nesnellikten uzak kalmıştır; eserlerin merkeze alınması gerekir.
- İlk parçada Pamuk kitaplarının bir önceki kitabın bir ayrıntısından ya da cümlesinden doğduğunu söyler; Cevdet Bey'den Sessiz Ev'e, oradan Beyaz Kale'ye ve Kara Kitap'a uzanan bu zincir, eleştirmenin evrelerine karşı yazarın soy ağacıdır. Yeni Hayat'ın açılış cümlesi romanın konusunu tek satırda verirken okura bir ayna tutar: okunan şey de bir kitaptır; bu, üstkurmacanın sade bir biçimidir. Nobel gerekçesi «melankolik ruh» ile bir şehrin iç dünyasına, «çatışma ve iç içe geçme» ile Doğu-Batı meselesine işaret eder; iki sözcüğü yan yana koyarak Akman'ın ve Parla'nın okumalarının iki yüzünü birden taşır.
Okuma
- Orhan Pamuk, Beyaz Kale (1985) ve Kara Kitap (1990).
- Orhan Pamuk, Benim Adım Kırmızı (1998).
- İsa Koyuncu, «Orhan Pamuk» maddesi (TEİS).
- Beyazıt H. Akman, «Orientalism in Orhan Pamuk's White Castle» (bilig, 2018).
- Beyaz Kale'nin ilk ve son bölümlerini okuyun. Anlatıcının kim olduğuna dair kanaatiniz romanın sonunda değişiyor mu? Değişiyorsa, bu değişim Doğan'ın «kimliğin göreceliği» okumasını mı, Akman'ın «Avrupa bakışı» okumasını mı destekliyor?