İçeriğe geç

Ünite EDB-212-02 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Postmodern roman

EDB-212 Çağdaş Türk Edebiyatı (1980–Bugün)

2.588 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · anlatım 12 dk

  • postmodern roman
  • büyülü gerçekçilik
  • rüya formu
  • pastiş
  • gerçeklik yitimi
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Şen Altın'a göre postmodern roman biçimsel deneyselliğin öne çıktığı, üstkurmaca ve metinlerarasılığı temel yöntem olarak kullanan, hakikatin parçalandığı yeni bir gerçeklik anlayışının romanıdır; bu teknikler yeni değildir, yeni olan kullanım amacıdır.
  2. Latife Tekin (1957) Sevgili Arsız Ölüm'de (1983) göç ve yoksulluğu büyülü gerçekçi, masalsı bir dille anlattı; Márquez'e borcunu kabul etti ama Balık'a göre roman Dede Korkut'tan ve Anadolu inanışlarından beslenir; Berci Kristin Çöp Masalları'nda (1984) çöplükte kurulan bir gecekondu mahallesini «romanı sayıklayan» bir biçimle yazdı.
  3. Nazlı Eray (1945) Ah Bayım Ah'la (1976) başladı, 1983'te Orphée'yi yayımladı; eleştirmenler onu fantastik, fantezi ve büyülü gerçekçilik adlarıyla okudu; Arslan «rüya formu» terimini önerir; Eray üstkurmaca, çerçeve hikâye ve otobiyografik öğeleri bir oyun içinde birleştirir.
  4. Narlı'ya göre postmodern romanda nedensellikler çözülür ve modern gerçeklik algısı yitirilir (Kara Kitap, Bin Hüzünlü Haz, Puslu Kıtalar Atlası); eleştiri bu metinleri hazmetmekte zorlanır. Şen Altın ise biçimi yeni bir toplumsal gerçekliğin temsili sayar; Jameson'a göre pastiş, kişisel üslubun gerilediği bir çağın işaretidir.
  5. Seçilen parçalarda Tekin gecekonduyu kaybın mimarisi olarak tanımlar ve kitabını «romanı sayıklayan roman» diye adlandırarak biçimi konunun parçası yapar; Eray'ın «Amerika tam bedenime göre bir ceketti» cümlesi gerçekliğin kurallarını tek hamlede değiştiren tersine dünya dilini gösterir.

Kazanımlar

  • Postmodern romanın başlıca biçim özelliklerini ve bu biçimin gerçeklikle ilişkisi üzerine iki karşıt eleştirel bakışı açıklayabilir.
  • Latife Tekin'in ilk romanlarında büyülü gerçekçilik, yoksulluk ve dil ilişkisini, yazarın yerli kaynaklar üzerine söyledikleriyle birlikte değerlendirebilir.
  • Nazlı Eray'ın fantastik, otobiyografik ve üstkurmacaya dayanan anlatısını ve onun için önerilen adlandırmaları karşılaştırabilir.
  • Tekin'in kendi romanı üzerine bir açıklamasını ve Eray'ın bir cümlesini, biçim ile konu arasındaki bağ bakımından yakından okuyabilir.

Video metni

Soğuk açılış

1 Aralık 1983. Cumhuriyet gazetesinde yirmi beş yaşındaki bir yazarla söyleşi yayımlanır. İlk romanı aynı yıl çıkmış ve dikkat çekmiştir. Söyleşinin başlığı ise şaşırtıcıdır: «Aslında Roman Yazmak İstemiyorum».

Yazar Latife Tekin'dir, roman Sevgili Arsız Ölüm. Aynı yıl Nazlı Eray'ın ilk romanı Orphée ve Orhan Pamuk'un Sessiz Ev'i de yayımlanır.

Büyük soru

Önceki ünite 12 Eylül'ün susturduğu bir kuşakla bitti. Aynı yıllarda bazı yazarlar gerçekliği düz bir çizgiyle anlatmak yerine romanın kurallarını bozmayı seçti: masal, rüya, çöplükte yükselen bir mahalle, bir yazarın kendi romanına girmesi. Bu bir kaçış mıydı, yoksa gerçeği başka türlü söylemenin bir yolu mu? Ve «postmodern» adı bu romanları anlamaya yardım eder mi?

Bağlam

Postmodernizm kavramını Batı edebiyatının ana dönemlerini anlattığımız ünitede tanımıştık. Bu ünite onu Türk romanına uyguluyor.

Neslihan Şen Altın'a göre postmodern roman, biçimsel deneyselliğin öne çıktığı bir roman türüdür. Ona göre bu roman, üstkurmaca ve metinlerarasılık tekniklerini temel yöntemler olarak kullanır; zaman, olay, karakter, anlatıcı ve mekân gibi kurgusal öğeler bu tekniklerle birlikte genişler. Şen Altın bu tekniklerin yalnız postmodern romana özgü olmadığını da belirtir; yeni olan, onları kullanma amacıdır.

Ana anlatı — Latife Tekin: yoksulluğun dili

Balık'ın maddesine göre Latife Tekin 1957'de Kayseri'nin Bünyan ilçesine bağlı Karacafenk köyünde doğar; aile 1966'da İstanbul'a göç eder ve bir gecekondu mahallesine yerleşir. Yedi çocuklu ailenin liseyi bitiren tek çocuğu Tekin'dir. Balık'a göre çocukluğunun ilk yılları olağanüstü ve grotesk bir yaşam tarzının etkisinde geçer ve bu etki ilk romanlarında açıkça görülür.

Sevgili Arsız Ölüm (1983), Balık'a göre, Aktaş ailesinin köyden göçüp büyük şehrin kenarına yerleşmesini ve yaklaşık yirmi beş yıllık yaşam mücadelesini ailenin küçük kızı Dirmit'in gözünden anlatır. Batıl inanç ve hurafelerle şekillenen köy hayatı şehirde de sürer; yoksulluk masalsı, büyülü gerçekçi bir dille anlatılır.

Bu benzetme bir tartışma da başlatır. Balık'a göre Tekin, Márquez'in kendisine bir yol açtığını ve ona minnet borcu olduğunu söyler. Ama Balık, benzerliğin olağanla olağanüstünün bir arada oluşunun ötesine geçmediğini, romanın tamamen yerli malzemeyle dokunduğunu savunur: Dede Korkut Hikâyeleri, İslamiyet öncesi Türk yaşantısı ve Anadolu'da süren inanışlar. Tekin de 1983'te kendi halk edebiyatımızı temel alarak yeni bir biçim geliştirmeye çalıştığını, destanlardan, halk masallarından ve Nâzım Hikmet, Orhan Kemal, Kemal Tahir gibi yazarlardan etkilendiğini söyler.

Balık'a göre Tekin'in asıl kırdığı kalıp, göçü sosyolojik bir sorun olarak saptamayı önemseyen toplumcu gerçekçi romandır. Tekin yoksullara dışarıdan ve tepeden değil, içeriden bakar; onların gerçekle gerçeküstünü aynı kabulle yaşadıkları hayatı kendi gözleriyle anlatır.

İkinci romanı Berci Kristin Çöp Masalları (1984), bir şehir çöplüğündeki gecekonduların kuruluşunu, yıkım ekipleriyle mücadelesini ve yeniden kuruluşunu masal ve halk anlatılarının imkânlarıyla anlatır. Balık'a göre eserin hacim ve içerik bakımından roman sayılamayacağı da ileri sürülür; Tekin ise bu yapının bilinçli bir tercih olduğunu söyler.

Ana anlatı — Nazlı Eray: rüyanın mantığı

Arslan'ın maddesine göre Nazlı Eray 1945'te Ankara'da doğar. İlk öyküsü «Mösyö Hristo»yu ortaokulun son sınıfında yazar; bu öykü 1976'daki ilk kitabı Ah Bayım Ah'ta yer alır. Arslan'a göre dönemin yayın yönetmeni Attilâ İlhan yepyeni bir öykü tarzıyla karşılaştığını söyler ve kitabın editörlüğünü yapar. Eray 1983'te ilk romanı Orphée'yi yayımlar ve 1988'den sonra bütünüyle romana yönelir.

Eray'ın yazısı adlandırma sorunuyla birlikte gelir. Arslan'a göre Attilâ İlhan, Cemal Süreya, Ferit Edgü, Gürsel Aytaç ve Yıldız Ecevit onu «fantastik» ya da «fantastik gerçekçi» diye okur; Selim İleri, Füsun Akatlı ve Berna Moran «fantezi» terimini kullanır. Büyülü gerçekçilik Türkiye'de tanındıktan sonra Eray'ın anlatısı bu kavramın içinde yer bulur ve yazar da bu tanımı benimser. Arslan ise bir adım daha atar ve yeni bir terim önerir.

Arslan'a göre Eray'ın romanlarında gerçek hayattaki yazar hem anlatıcı hem kahraman olarak yer alır; yazarın yaşamöyküsünün izini sürmek kolay görünür, ama mekânda ve zamanda sıçramalarla gelen fantastik boyut gerçekliği kırar ve anlatıyı bir oyuna dönüştürür. Arslan'a göre Eray üstkurmacayı sıklıkla kullanır, Doğu edebiyatından gelen çerçeve hikâye tekniğini postmodern bir anlayışla uygular ve biyografi, anı, mektup gibi kurmaca dışı türlerden aldıklarını kurmacaya çevirir. Arslan, kimi eleştirmenlerin bu oyunun eğlendirici yanına gereğinden fazla vurgu yaptığını, oysa temelinde varoluşa ilişkin bir arayış bulunduğunu savunur.

Ana anlatı — Oyun mu, kaçış mı?

Postmodern roman Türkiye'de tartışmasız karşılanmaz. Mehmet Narlı'ya göre postmodern roman olgusal, deneysel, biyografik, sosyolojik, hatta psikanalitik nedensellikleri kaybeder; tarih ile tarih dışı, dinsel ile dindışı, olgu ile tasavvur eşitlenir. Bu da ona göre insandaki gerçeklik algısının yitimine ya da en azından sarsılmasına yol açar. Narlı bu yitimi Orhan Pamuk'un Kara Kitap'ı, Hasan Ali Toptaş'ın Bin Hüzünlü Haz'ı ve İhsan Oktay Anar'ın Puslu Kıtalar Atlası üzerinden örnekler.

Narlı eleştirmenlerin de zorlandığını kabul eder. Ona göre toplumcu gerçekçi, idealist ve hatta geleneksel estetik eleştiri postmodern eleştiriyi anlamakta ve hazmetmekte zorluk yaşar; nedenselliklerini kaybeden metinler karşısındaki bu şaşkınlık doğaldır. Narlı'nın aktardığına göre Yıldız Ecevit de her metinde üstkurmacanın ve çoğulculuğun izini sürmenin yetersiz olduğunu, aynı öğeleri büyüteç altına almanın bir tekrara dönüştüğünü söyler.

Şen Altın ise karşı yönden bakar. Ona göre postmodern roman toplumdan kopuk değildir; biçimi, toplumdaki yeni bir gerçeklik anlayışının ürünüdür. Her dönemin romanı kendi gerçeklik anlayışını temsil etmiştir: on sekizinci yüzyıl bireysel gerçekçiliği, on dokuzuncu yüzyıl dış dünyayla birebir ilişkiyi, modernist roman parçalanan gerçeklik içindeki bireyin iç dünyasını. Postmodern roman da hakikatin parçalandığı bir dünyanın romanıdır.

Tekin'in örneği bu tartışmayı ilginç kılar. Balık'a göre onun ilk beş romanında göç, kenar mahalle, işçilik, sendikal hareket ve 12 Eylül'ün izleri vardır; Gece Dersleri (1986) darbe öncesiyle hesaplaşır. Yani toplumsal konu kaybolmamıştır; değişen, onun anlatılma biçimidir. Masal ve rüya bu romanlarda gerçekten kaçmanın değil, yoksulların gerçeği nasıl yaşadığını göstermenin aracıdır.

Yaygın yanlış«Türkiye'de postmodern roman Batı'dan olduğu gibi alınmış bir modadır; yerli bir kökü yoktur.»
Doğrusu

Bu yargı yazarların kendi sözleriyle çelişir. Tekin Márquez'e borcunu kabul eder, ama Balık'a göre Sevgili Arsız Ölüm Dede Korkut'tan ve Anadolu inanışlarından beslenir; Tekin kendi halk edebiyatından yeni bir biçim geliştirmek istediğini söyler. Arslan'a göre Eray Doğu edebiyatının çerçeve hikâye tekniğini kullanır. Batı'dan gelen kavramlar bu romanları okumaya yardım eder, ama malzemenin büyük kısmı yerlidir.

Metin anı

Önce Latife Tekin'in Berci Kristin Çöp Masalları'nın yapısı üzerine bir açıklamasından, Balık'ın aktardığı iki cümle. Tekin gecekondulardan söz ederek başlar:

Gecekondular evlerini kaybetmiş insanların yaptığı evler.

Aynı açıklamanın devamında, kendi kitabına geçer:

Benim kitabım da romanı sayıklayan bir roman olacaktı. Romanı düşleyen ama roman olmayan bir anlatım bulmalıydım.

Son olarak Nazlı Eray'ın, 1977'de gittiği Amerika üzerine, Arslan'ın aktardığı bir cümlesi:

Amerika tam bedenime göre bir ceketti.

İlk cümle bir tanım gibi durur, ama bir yas içerir. Gecekondu yalnız yoksulluğun değil, kaybın mimarisidir: onu kuranlar bir evi yitirmiştir ve yenisini, aslını hatırlayarak kurar. Balık'ın aktardığı açıklamanın devamında Tekin bu ilk evleri «aslını sayıklayan evler» diye anar.

İkinci parça bu mimariyi romana taşır. «Sayıklamak» bilinçle bilinçsiz arasında, uykuyla uyanıklık arasında konuşmaktır. Romanı sayıklayan bir roman, romanın kurallarını bilen ama onlara tam uymayan, uymaya gücü ya da niyeti olmayan bir anlatıdır. Burada biçim bir süs değildir: Tekin'e göre kitap gecekondulaşmayı yalnız diliyle değil, biçimiyle de yansıtmalıdır. «Roman sayılamaz» eleştirisine verilmiş en güçlü cevap, belki de bu cümledir: eksiklik bir kusur değil, konunun kendisidir.

Eray'ın cümlesi ise başka bir yoldan aynı şeyi yapar. Bir ülke bir ceket olur; coğrafya bedene giyilir. Arslan'ın deyişiyle Eray'ın dili, gerçekliğin koşullarını en olmadık biçimde değiştiren bir «tersine dünya» kurar: normalde yan yana gelmeyen iki şey birleşir, hem okurun imgelemi genişler hem de mizah doğar. Cümle kısa ve sadedir, ama gerçekliğin kurallarını tek hamlede değiştirir.

Cevap ve bağlantı

Bu bir kaçış mıydı? Narlı'nın okumasında postmodern roman modern gerçeklik algısını gerçekten kaybettirir; Şen Altın'ın okumasında ise yeni bir gerçekliği temsil eder. Tekin ve Eray örnekleri ikinci okumayı güçlendirir: masal, rüya ve oyun, yoksulluğu, göçü, darbe sonrasını ve bir kadının iç dünyasını anlatmanın başka yollarıdır. Ama Narlı'nın uyarısı da boşa değildir: nedenselliğin çözüldüğü her metin aynı ölçüde bir şey söylemez; bazı oyunlar yalnız oyundur.

«Postmodern» adı yardım eder mi? Bir ölçüye kadar. Üstkurmacayı, metinlerarasılığı, türlerin karışmasını görmek için iyi bir mercektir. Ama Ecevit'in uyarısıyla, her metinde yalnız bu öğeleri aramak romanın kendine özgü yanını gözden kaçırabilir. Tekin'in Dede Korkut'u ve Eray'ın çerçeve hikâyesi, bu romanların hem dünya edebiyatının bir akımına hem de kendi geleneklerine bağlandığını gösterir.

Kapanış kancası

Narlı'nın gerçeklik yitimi için verdiği ilk örnek Orhan Pamuk'un Kara Kitap'ıdır. Pamuk 1983'te Sessiz Ev'le bir aile romanı yazmıştı; birkaç yıl sonra Beyaz Kale geldi. Beyaz Kale'den Nobel'e uzanan yolda Pamuk romanın kurallarıyla oynamayı nasıl bir dünya edebiyatı projesine çevirdi?

Özet kartı

  1. Şen Altın'a göre postmodern roman biçimsel deneyselliğin öne çıktığı, üstkurmaca ve metinlerarasılığı temel yöntem olarak kullanan, hakikatin parçalandığı yeni bir gerçeklik anlayışının romanıdır; bu teknikler yeni değildir, yeni olan kullanım amacıdır.
  2. Latife Tekin (1957) Sevgili Arsız Ölüm'de (1983) göç ve yoksulluğu büyülü gerçekçi, masalsı bir dille anlattı; Márquez'e borcunu kabul etti ama Balık'a göre roman Dede Korkut'tan ve Anadolu inanışlarından beslenir; Berci Kristin Çöp Masalları'nda (1984) çöplükte kurulan bir gecekondu mahallesini «romanı sayıklayan» bir biçimle yazdı.
  3. Nazlı Eray (1945) Ah Bayım Ah'la (1976) başladı, 1983'te Orphée'yi yayımladı; eleştirmenler onu fantastik, fantezi ve büyülü gerçekçilik adlarıyla okudu; Arslan «rüya formu» terimini önerir; Eray üstkurmaca, çerçeve hikâye ve otobiyografik öğeleri bir oyun içinde birleştirir.
  4. Narlı'ya göre postmodern romanda nedensellikler çözülür ve modern gerçeklik algısı yitirilir (Kara Kitap, Bin Hüzünlü Haz, Puslu Kıtalar Atlası); eleştiri bu metinleri hazmetmekte zorlanır. Şen Altın ise biçimi yeni bir toplumsal gerçekliğin temsili sayar; Jameson'a göre pastiş, kişisel üslubun gerilediği bir çağın işaretidir.
  5. Seçilen parçalarda Tekin gecekonduyu kaybın mimarisi olarak tanımlar ve kitabını «romanı sayıklayan roman» diye adlandırarak biçimi konunun parçası yapar; Eray'ın «Amerika tam bedenime göre bir ceketti» cümlesi gerçekliğin kurallarını tek hamlede değiştiren tersine dünya dilini gösterir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Postmodern romanPostmodern novelÜstkurmaca, metinlerarasılık ve çoğul gerçekliklerle kendi kurmaca oluşunu görünür kılan roman
Büyülü gerçekçilikMagical realismOlağan ile olağanüstünün aynı düzlemde, sıradan olgularmış gibi anlatılması
Rüya formuDream formArslan'ın Eray için önerdiği, olay örgüsünün rüya gibi çağrışımlarla ilerlediği anlatı biçimi
PastişPasticheBaşka metinlerin ya da dönemlerin üsluplarını çoğu zaman alay etmeden bir araya getiren taklit
Gerçeklik yitimiLoss of realityNarlı'ya göre postmodern romanda modern romanın tarihsel ve olgusal gerçekliğinin sarsılması

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Şen Altın'a göre postmodern romanın temel yöntemleri nelerdir ve bu roman hangi gerçeklik anlayışının ürünüdür? Narlı aynı romanlarda neyi görür?
  2. (Kazanım 2) Sevgili Arsız Ölüm ve Berci Kristin Çöp Masalları'nı konu ve biçim bakımından anlatın. Büyülü gerçekçilik benzetmesi hakkında Tekin ve Balık ne söyler?
  3. (Kazanım 3) Nazlı Eray'ın anlatısı için hangi adlar önerildi? Arslan'ın «rüya formu» terimi neyi açıklamaya çalışır ve Eray'ın romanlarında gerçeklik nasıl kırılır?
  4. (Kazanım 1) «Türkiye'de postmodern roman Batı'dan alınmış bir modadır» yargısını ve «postmodern roman gerçekten kaçıştır» yargısını kaynaklarla tartışın.
  5. (Kazanım 4) Tekin'in iki cümlesini ve Eray'ın cümlesini biçim ile konu arasındaki bağ bakımından yakından okuyun.

Cevaplar

  1. Şen Altın'a göre postmodern romanın temel yöntemleri üstkurmaca ve metinlerarasılıktır; zaman, olay, karakter, anlatıcı ve mekân bu tekniklerle genişler. Bu roman, makro kuramların yerini mikro kuramların aldığı, hakikatin parçalandığı, rasyonel öznenin yadsındığı ve tekil düşüncelerin yerini çoğulluğa bıraktığı yeni bir gerçeklik anlayışının ürünüdür. Narlı ise aynı romanlarda olgusal, deneysel, biyografik ve sosyolojik nedenselliklerin kaybolduğunu, tarih ile tarih dışının, olgu ile tasavvurun eşitlendiğini ve bunun modern gerçeklik algısının yitimine yol açtığını görür.
  2. Sevgili Arsız Ölüm Aktaş ailesinin köyden şehir kenarına göçünü ve yirmi beş yıllık mücadelesini küçük kız Dirmit'in gözünden, batıl inançlarla şekillenen hayatı masalsı ve büyülü gerçekçi bir dille anlatır. Berci Kristin Çöp Masalları bir şehir çöplüğünde gecekonduların kuruluşunu, yıkımını ve yeniden kuruluşunu masal ve halk anlatısı imkânlarıyla anlatır; roman sayılamayacağı ileri sürülmüş, Tekin bunun bilinçli bir tercih olduğunu söylemiştir. Tekin Márquez'in kendisine yol açtığını ve ona minnet borcu olduğunu söyler; Balık ise benzerliğin olağanla olağanüstünün bir arada oluşundan öteye geçmediğini, romanın Dede Korkut, İslamiyet öncesi Türk yaşantısı ve Anadolu inanışları gibi yerli malzemeyle dokunduğunu savunur.
  3. Arslan'a göre Attilâ İlhan, Cemal Süreya, Ferit Edgü, Gürsel Aytaç ve Yıldız Ecevit «fantastik» ya da «fantastik gerçekçi»; Selim İleri, Füsun Akatlı ve Berna Moran «fantezi» adını kullandı; sonra büyülü gerçekçilik kavramı benimsendi. «Rüya formu» olay örgüsünün gerçek ile gerçek dışı arasında doğal geçişlerle, rüya gibi çağrışımlarla ilerlemesini ve fantastik ile otobiyografik öğelerin birleşmesini açıklar. Gerçek yazar hem anlatıcı hem kahraman olarak romana girer; ama mekânda ve zamanda sıçramalarla gelen fantastik boyut gerçekliği kırar ve anlatıyı bir oyuna çevirir.
  4. İlk yargı eksiktir: Tekin Márquez'e borcunu kabul eder, ama Balık'a göre romanı yerli malzemeyle dokunmuştur ve Tekin kendi halk edebiyatından yeni bir biçim aradığını söyler; Arslan'a göre Eray Doğu'nun çerçeve hikâye tekniğini kullanır. İkinci yargıyı Narlı kısmen destekler, çünkü nedensellik ve modern gerçeklik algısı çözülür; ama Şen Altın biçimi yeni bir toplumsal gerçekliğin temsili sayar. Tekin'in ilk romanlarında göç, işçilik, sendikal hareket ve 12 Eylül'ün izleri vardır; Gece Dersleri darbe öncesiyle hesaplaşır. Toplumsal konu kaybolmaz, anlatılma biçimi değişir.
  5. «Gecekondular evlerini kaybetmiş insanların yaptığı evler» cümlesi bir tanım gibi durur ama bir yas taşır; gecekondu kaybın mimarisidir ve aslını hatırlayarak kurulur. «Romanı sayıklayan bir roman» ise bu mimariyi biçime taşır: sayıklamak bilinçle bilinçsiz arasında konuşmaktır; kitap romanın kurallarını bilir ama onlara tam uymaz ve gecekondulaşmayı biçimiyle de yansıtır; «roman sayılamaz» eleştirisine eksikliğin konunun kendisi olduğunu söyleyerek cevap verir. Eray'ın cümlesinde bir ülke bir ceket olur ve coğrafya bedene giyilir; normalde yan yana gelmeyen iki şeyi birleştiren bu tersine dünya dili, gerçekliğin kurallarını tek hamlede değiştirir ve mizah doğurur.

Okuma

  • Latife Tekin, Sevgili Arsız Ölüm (1983) ve Berci Kristin Çöp Masalları (1984).
  • Nazlı Eray, Ah Bayım Ah (1976).
  • Neslihan Şen Altın, «Toplumsal Gerçeklik ve Postmodern Roman» (2017); Mehmet Narlı, «Postmodern Roman ve Modern Gerçekliğin Yitimi» (2009).
  • Sevgili Arsız Ölüm'den bir bölüm okuyun ve içindeki olağanüstü olayları listeleyin. Anlatıcı bu olaylara şaşırıyor mu? Şaşırmıyorsa, bu tavır yoksulların dünyası hakkında size ne söylüyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:00 Soğuk açılış: 1983 tarihli bir gazete sayfasında söyleşi başlığı büyür; yanında üç kitap kapağı belirir.
  • 1:00–1:40 Büyük soru: düz bir çizgi yavaşça kırılır, bir masal kıvrımına, sonra bir rüya sarmalına dönüşür.
  • 1:40–3:10 Bağlam: bir roman sayfası katmanlara ayrılır; üst katmanda «bu bir romandır» yazan bir not belirir.
  • 3:10–6:10 Ana anlatı — Latife Tekin: bir köy yolundan şehrin kenarına uzanan göç çizgisi; bir çöplük tepesinde gece yükselen evler, sabah yıkılıp yeniden kurulur.
  • 6:10–8:30 Ana anlatı — Nazlı Eray: bir defterden yükselen rüya imgeleri; bir yazar kendi romanının sayfasına girer.
  • 8:30–10:30 Ana anlatı — Oyun mu, kaçış mı?: bir terazinin bir kefesinde kırık bir saat (nedensellik), öbüründe bir ayna (yeni gerçeklik).
  • 10:30–12:30 Metin anı: bir gecekondu çatısı ile bir kitabın cildi üst üste çakışır; bir harita bir cekete dönüşür.
  • 12:30–13:20 Cevap ve bağlantı: Dede Korkut'tan bir sayfa ile bir çağdaş roman sayfası yan yana.
  • 13:20–13:50 Kapanış kancası: beyaz bir kalenin silueti; bir kitap raflardan dünya haritasına doğru yayılır.

Telaffuz

  • Latife Tekin: «la-ti-FE te-KİN»; Karacafenk: «ka-ra-ca-FENK»; Dirmit: «dir-MİT»; Berci Kristin: «ber-Cİ kris-TİN»; Márquez: «MAR-kes».
  • Nazlı Eray: «naz-LI e-RAY»; Orphée: «or-FE»; «Mösyö Hristo»: «mös-YÖ HRİS-to»; Nihayet Arslan: «ni-ha-YET ars-LAN»; Neslihan Şen Altın: «nes-li-HAN ŞEN al-TIN»; Macit Balık: «ma-CİT ba-LIK».