Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Köy Enstitüleri 1940'ta köy çocuklarından öğretmen yetiştirmek için kuruldu. Mahmut Makal'ın Bizim Köy'ü (1950) bir İç Anadolu köyünün sefaletini bir Enstitü mezununun gözünden anlattı; büyük ilgi uyandırdı, yazarı görevinden ayrılmak zorunda kaldı.
- Fakir Baykurt (1929-1999), Gönen Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmendi. Yılanların Öcü'nde Kara Bayram ailesinin muhtar ve köy kuruluna karşı mücadelesini, direnen Irazca'yı ve ezilenden yana bir kaymakamı anlattı. Ünser'e göre Enstitü çıkışlılar inkılapların köye ulaşmamasını asıl sorun sayar ve sistemden umudu kesmez.
- Orhan Kemal (1914-1970) Bursa Cezaevi'nde Nâzım Hikmet'in yönlendirmesiyle romana geçti; Çukurova'nın tarım ve fabrika insanlarını «aydınlık gerçekçilik» ile anlattı. Yaşar Kemal (1923-2015) kendini «değişmenin romancısı» sayar; feodalitenin çöküşünü ve makineleşmeyi yazdı. Kemal Tahir (1910-1973) Anadolu insanını yerli bir bakışla anlatmaya çalıştı, Köy Enstitülerini de eleştirdi.
- Köy romanına yöneltilen başlıca eleştiri şematizmdir. Ünser'e göre ana akım yazarlar köyü bir tezin sahnesi yaptı, Enstitülüler köyü olgunun kendisi olarak anlattı; DİA maddeleri ise Orhan Kemal ve Yaşar Kemal'i başka ölçütlerle okur. Kaplan Enstitülüleri de insandan çok meseleye önem vermekle eleştirir.
- Orhan Kemal'in cümlesinde köy bir kalkınmanın başlangıç noktasıdır; Tonguç'un tanımında susan köylü konuşmaya, düşünmeye ve söylemeye alıştırılacaktır; Kemal Tahir'in parçası insan gerçeğini görmezden gelmeyi bir kusur olarak adlandırır.
Kazanımlar
- Köy romanının 1950'lerde neden ve nasıl yükseldiğini, Köy Enstitüleri ve Mahmut Makal'ın Bizim Köy'ü ile birlikte açıklayabilir.
- Fakir Baykurt'u, Orhan Kemal'i, Yaşar Kemal'i ve Kemal Tahir'i hayatları, başlıca romanları ve köye bakışları bakımından karşılaştırabilir.
- Köy romanına yöneltilen şematizm eleştirisini ve «içeriden bakan» ile «tez için bakan» yazar ayrımını değerlendirebilir.
- Üç yazarın köy üzerine üç kısa cümlesi üzerinden köyün edebiyatta bir konu mu, bir araç mı olduğunu yakından okuyabilir.
Video metni
Soğuk açılış
1950, İç Anadolu. Aksaray'ın bir köyünde genç bir öğretmen, gördüklerini not eder: tek odalı, toprak zeminli, isli evler; kış boyu yetmeyen yakıt; her yıl ölen çocuklar; çöken okul binası. Notlar önce bir dergide, sonra bir kitapta yayımlanır: Bizim Köy.
Kitap büyük ilgi uyandırır; yazarı ise, Halil İbrahim Ünser'in aktardığına göre, baskılar sonunda görevinden ayrılmak zorunda kalır. Öğretmenin adı Mahmut Makal'dır; bir Köy Enstitüsü mezunudur.
Büyük soru
Mavi tartışmasında toprağın kokusundan söz eden bir şair vardı. Aynı yıllarda bazı yazarlar o toprağın içinde doğmuştu, bazıları ona hapishaneden ya da gazeteden bakıyordu. Bu ünite 1950'lerden sonra romanın ağırlık merkezine yerleşen bir türü okuyor. Köy romanını kimler yazdı, köye nereden baktılar? Köy bu romanlarda anlatılmak istenen şeyin kendisi mi, yoksa başka bir tezi göstermek için kurulmuş bir sahne mi?
Bağlam
Ünser'e göre Cumhuriyet'in köylüyü bilinçlendirme projesinin en kapsamlı adımı 1940'ta kurulan Köy Enstitüleridir: köy çocuklarından öğretmen yetiştirip onları yine köylerine göndermek. Mehmet Kaplan'a dayanan Ünser'e göre 1950'lerde köy romanı iki koldan yürür: bir yanda köy üzerinde sınıfsal eşitsizliği işleyen toplumcu gerçekçiler, öbür yanda bu okullardan yetişmiş yazarlar.
Ana anlatı — İçeriden bakanlar
Ünser'e göre Bizim Köy'den önce köy, çoğu zaman romantik bir bakışla çatışmanın sahnesi ve dönüşümün başlangıç noktası olarak kurgulanıyordu. Makal'ın kitabından sonra köy, toplumun büyük bölümünün geri kalmışlığının ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin en açık göstergesi olur. Ünser, Makal ile birlikte köyün ilk kez bir köylünün gözünden anlatıldığını aktarır.
Makal'ın ardından gelen en tanınmış Enstitü çıkışlı yazar Fakir Baykurt'tur. Celal Aslan'ın maddesine göre Baykurt 1929'da Burdur'un bir köyünde doğar, Gönen Köy Enstitüsü'nden 1948'de mezun olup köy öğretmeni olur. İlk romanı Yılanların Öcü 1958-1959'da çıkar.
Ünser'e göre roman, Baykurt'un kendi memleketindeki bir köyde geçer: yoksul Kara Bayram ve ailesi, köyün ekonomik ve siyasi gücünü elinde tutan muhtara ve köy kuruluna karşı haklarını arar. Köylüler Bayram'ı haklı bulur ama güçlüler karşısında kazanamayacaklarını düşünür. Romanın zulme karşı direnen tek kahramanı bir kadındır, Irazca; Ünser onu bilge bir Anadolu kadını tipi olarak okur. Ünser, Baykurt'un da eseri yüzünden soruşturma geçirdiğini ve öğretmenlikten uzaklaştırıldığını aktarır.
Ünser Enstitü çıkışlı yazarları öteki toplumcu gerçekçilerden bir noktada ayırır: onlara göre Türk köylüsünün asıl sorunu inkılapların köye ulaşamamasıdır. Sistemden umudu kesmiş değillerdir; köyün acısını yetkililere ve aydınlara göstermek isterler. Yılanların Öcü'nde haksızlığa karşı ezilenden yana duran genç bir kaymakamın bulunması, Ünser'e göre bu tutumun işaretidir.
Ana anlatı — Çukurova'dan ve hapishaneden
Köy romanının öbür kolu şehirde, gazetelerde ve hapishanelerde yetişmiş yazarlardan gelir. Üçü de bir biçimde hapis yatmıştır.
Orhan Kemal, Mehmet Narlı'nın DİA maddesine göre 1914'te Ceyhan'da doğar; 1938'de beş yıl hapse mahkûm edilir ve Bursa Cezaevi'nde Nâzım Hikmet ile aynı koğuşta kalır; Nâzım onu şiirden hikâyeye ve romana yönlendirir. Narlı, Orhan Kemal'in romanlarından bir grubunun Çukurova'daki tarım ve fabrika insanlarını, tarımda sanayileşmenin getirdiği değişimi anlattığını söyler; Bereketli Topraklar Üzerinde bu grubun romanıdır.
Yaşar Kemal de Çukurova'dandır. Ramazan Çiftlikçi'nin maddesine göre 1923'te doğar, gençliğinde kırka yakın işte çalışır, Çukurova'yı adım adım dolaşıp ağıt, türkü ve destan derler. Çiftlikçi'ye göre kendisini «değişmenin romancısı» diye tanımlar: feodalitenin çöküşü ve tarımdan sanayiye geçerken makineleşmenin başlattığı toprak kavgası onun ilk romanlarının konusudur. Ortadirek'te bir köyün pamuk tarlalarında çalışan insanlarını anlatır. İlk yayımlanan romanı ise bir sonraki ünitenin konusudur.
Kemal Tahir, Kemal Kahraman'ın maddesine göre 1910'da İstanbul'da doğar; 1938'de on beş yıl hapse mahkûm edilir ve 1950 affına kadar hapis yatar. Sağırdere, Körduman, Yedi Çınar Yaylası ve Köyün Kamburu'nda Anadolu insanını anlatır. Kahraman'a göre kendisinden önceki Türk romanını Batı kopyacılığıyla suçlar ve Osmanlı toplumunu Marksist bir kavramla, ama kendi yorumuyla okumaya çalışır.
Yılmaz'a göre Kemal Tahir, Bozkırdaki Çekirdek'te Köy Enstitülerine de eleştirel bakar ve bu okulların açılmasında siyasi çıkarların öne çıktığını vurgular. Makal, Baykurt ve Samim Kocagöz'ün romanlarında ise Enstitü öğretmeni köylüye rehber olarak idealize edilir.
Ana anlatı — Şema ve gerçeklik
Köy romanı en çok bir noktada eleştirilir: şablon. Ünser'e göre Lukács, şablonları kullanan toplumcu gerçekçi edebiyatı gerçeklikten kopmakla eleştirir; hazır bir doğrunun açıklanmasına dönüşen roman, toplumsal hayatın çelişkilerini göremez.
Ünser bu eleştiriyi tartışmalı bir yöne çevirir: ona göre Kemal Tahir, iki Çukurovalı Kemal ve benzeri ana akım yazarlar için köy öncelikle siyasi söylemlerini doğrulamak için bir sahne, Enstitü çıkışlılar içinse anlatılmak istenen olgunun kendisidir. Bu yargının karşısında DİA maddeleri başka bir tablo çizer: Narlı Orhan Kemal'in romanını ne kişileri idealleştiren ideolojik roman ne olduğu gibi yansıtan fotoğraf roman sayar; Çiftlikçi Yaşar Kemal'in yerelden yola çıkıp genele ulaşmak istediğini söyler.
Eleştiri Enstitü çıkışlıları da bağışlamaz. Ünser'in aktardığına göre Kaplan, köy romancılarını iyi bildikleri köy gerçeğini yansıtırken zorlukları ve haksızlıkları sergilemekle yetinmek, insandan çok meseleye önem vermekle eleştirir. Kemal Tahir de, Ünser'in aktardığına göre, köy romanının en ünlü kahramanını gerçekle bağı olmayan bir klişe sayar.
Yaygın yanlış«Köy romanlarının hepsi aynı kalıpla yazılmıştır: kötü ağa, iyi köylü.»
Ağa ile köylü çatışması yaygın bir kalıptır, ama Ünser'e göre Enstitü çıkışlı romanlarda sömürenin yerini muhtarlar ve köy kurulları alır, köylünün kendi kaderciliği de eleştirilir. Kemal Tahir ise Köy Enstitülerini bile eleştirir. Tür, tek bir kalıptan çok bir tartışma alanıdır.
Metin anı
Üç yazarın köy üzerine birer cümlesi, Ünser'in aktarımıyla. Önce Orhan Kemal:
Memleketimizin insanlarının kalkınmasını, refahını, yükselmesini istedim. Bu işin de köyden başlaması kanısına vardım.
Sonra Makal'ın bir söyleşide aktardığı, Köy Enstitülerinin kurucularından İsmail Hakkı Tonguç'a ait görev tanımı:
yedi asırdır suskun olan köylüleri konuşmaya, düşünmeye ve söylemeye alıştırmak
Son olarak Kemal Tahir'in gerçekçilik üzerine bir yargısından, Ünser'in alıntıladığı bir parça:
insan gerçeklerini görmezden gelme
Orhan Kemal'in cümlesinde köy bir başlangıç noktasıdır. Asıl amaç «memleketimizin insanları»dır; köy bu amaca giden yolun ilk durağıdır. Ünser bu cümleyi, ana akım yazarlarda köyün bir tezi doğrulamak için seçildiğine örnek olarak okur. Ama cümle aynı zamanda bir samimiyet de taşır: yazar köyü bir yazı malzemesi olarak değil, bir kalkınmanın yeri olarak görür.
Tonguç'un tanımında fiiller üst üste gelir: konuşmak, düşünmek, söylemek. Susan köylü, kendi sesini bulacaktır. Makal'ın kitabı bu görevin bir sonucu gibidir: köyü bir köylü çocuğu anlatır. Ama «alıştırmak» fiili, bu sesin de bir eğitimle, yukarıdan bir projeyle kazandırılacağını hatırlatır.
Kemal Tahir'in parçası bir ölçüt koyar. Tezi ne olursa olsun, insanı gözden kaçıran roman başarısızdır. Tahir bu ölçütü köy romanının en ünlü kahramanına da uygular. Üç cümle yan yana gelince köy romanının üç sorusu belirir: köyü niçin anlatıyorsun, kimin sesiyle anlatıyorsun, insanı görebiliyor musun?
Cevap ve bağlantı
Köy bu romanlarda bir konu mu, bir araç mı? Ünser'e göre Enstitü çıkışlı yazarlar köyü kendi iç dinamikleriyle, romantik devrimci bir tavırdan uzak anlatır; ana akım toplumcu gerçekçiler ise köyü bir tezin sahnesi olarak kullanır. Ama bu ayrım kesin değildir: DİA maddeleri Orhan Kemal'i ve Yaşar Kemal'i başka ölçütlerle okur, Kaplan ise Enstitülüleri de meseleyi insanın önüne koymakla eleştirir.
Tür neden bu kadar güçlü bir yankı buldu? Köy romanı örneğinde bir okul projesi, genç öğretmenlerin notları, soruşturmalar ve Çukurova'nın değişen tarlaları bir araya geldi. Köy, Ünser'in ifadesiyle, 1950'lerde siyasi bir özne hâline geldi; roman da onu gündeme taşıdı.
Kapanış kancası
Kemal Tahir'in klişe dediği kahraman, Çukurova'nın dağlarında bir ağaya karşı silaha sarılan genç bir köylüdür. Roman 1955'te bir ödül alır, sonra kırktan fazla dile çevrilir. Bir eşkıya nasıl destan olur? Ve bir kahramanın «klişe» mi yoksa «destan» mı olduğuna kim karar verir?
Özet kartı
- Köy Enstitüleri 1940'ta köy çocuklarından öğretmen yetiştirmek için kuruldu. Mahmut Makal'ın Bizim Köy'ü (1950) bir İç Anadolu köyünün sefaletini bir Enstitü mezununun gözünden anlattı; büyük ilgi uyandırdı, yazarı görevinden ayrılmak zorunda kaldı.
- Fakir Baykurt (1929-1999), Gönen Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmendi. Yılanların Öcü'nde Kara Bayram ailesinin muhtar ve köy kuruluna karşı mücadelesini, direnen Irazca'yı ve ezilenden yana bir kaymakamı anlattı. Ünser'e göre Enstitü çıkışlılar inkılapların köye ulaşmamasını asıl sorun sayar ve sistemden umudu kesmez.
- Orhan Kemal (1914-1970) Bursa Cezaevi'nde Nâzım Hikmet'in yönlendirmesiyle romana geçti; Çukurova'nın tarım ve fabrika insanlarını «aydınlık gerçekçilik» ile anlattı. Yaşar Kemal (1923-2015) kendini «değişmenin romancısı» sayar; feodalitenin çöküşünü ve makineleşmeyi yazdı. Kemal Tahir (1910-1973) Anadolu insanını yerli bir bakışla anlatmaya çalıştı, Köy Enstitülerini de eleştirdi.
- Köy romanına yöneltilen başlıca eleştiri şematizmdir. Ünser'e göre ana akım yazarlar köyü bir tezin sahnesi yaptı, Enstitülüler köyü olgunun kendisi olarak anlattı; DİA maddeleri ise Orhan Kemal ve Yaşar Kemal'i başka ölçütlerle okur. Kaplan Enstitülüleri de insandan çok meseleye önem vermekle eleştirir.
- Orhan Kemal'in cümlesinde köy bir kalkınmanın başlangıç noktasıdır; Tonguç'un tanımında susan köylü konuşmaya, düşünmeye ve söylemeye alıştırılacaktır; Kemal Tahir'in parçası insan gerçeğini görmezden gelmeyi bir kusur olarak adlandırır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Köy romanı | Village novel | Konusunu köy hayatından ve köylünün sorunlarından alan roman türü |
| Köy Enstitüsü | Village Institute | Köy çocuklarından öğretmen yetiştirmek için 1940'ta kurulan yatılı okul |
| Aydınlık gerçekçilik | Luminous realism | Orhan Kemal'in, kişileri değil sosyal düzeni bozuk gören gerçekçiliği |
| Şematizm | Schematism | Karakter ve olayların bir tezi doğrulayacak değişmez kalıplara göre kurulması |
| Asya tipi üretim tarzı | Asiatic mode of production | Toprağın devlette toplandığı, feodal sınıfın gelişmediği toplumlar için kullanılan kavram |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Köy Enstitüleri neden kuruldu? Bizim Köy köy anlatısında neyi değiştirdi ve yazarının başına ne geldi?
- (Kazanım 2) Yılanların Öcü'nün konusu nedir? Ünser'e göre Enstitü çıkışlı yazarlar öteki toplumcu gerçekçilerden hangi bakımdan ayrılır?
- (Kazanım 2) Kemal Tahir'in, Yaşar Kemal'in ve Orhan Kemal'in hayatlarında ve köye bakışlarında hangi ortak ve farklı noktalar vardır?
- (Kazanım 3) Şematizm nedir? Ünser'in ana akım yazarlar hakkındaki yargısı nedir ve bu yargı hangi değerlendirmelerle dengelenmelidir?
- (Kazanım 4) Orhan Kemal'in, Tonguç'un ve Kemal Tahir'in seçilen sözlerini köyün edebiyattaki yeri bakımından karşılaştırın.
Cevaplar
- Ünser'e göre Köy Enstitüleri, köy çocuklarını hem öğretmen hem uygulamalı tarım, zanaat ve sağlık bilgisiyle yetiştirip köylerine geri göndermek, böylece köyü kalkındırmak ve köylüyü bilinçlendirmek için 1940'ta kuruldu. Bizim Köy'den önce köy çoğu zaman romantik bir bakışla çatışmanın sahnesi olarak kurgulanıyordu; Makal'ın kitabından sonra geri kalmışlığın ve adaletsizliğin en açık göstergesi oldu ve köy ilk kez bir köylünün gözünden anlatıldı. Kitap büyük ilgi uyandırdı, Makal ise baskılar sonunda görevinden ayrılmak zorunda kaldı.
- Roman, Burdur'da bir köyde yoksul Kara Bayram ve ailesinin, köyün ekonomik ve siyasi gücünü elinde tutan muhtar ve köy kuruluna karşı hak mücadelesini anlatır; köylüler Bayram'ı haklı bulsa da güçlüler karşısında umutsuzdur, direnen tek kahraman Irazca'dır ve ezilenden yana bir kaymakam vardır. Ünser'e göre Enstitü çıkışlılar köy gerçeğini romantik devrimci bir tavırdan uzak anlatır, inkılapların köye ulaşmamasını asıl sorun sayar ve sistemden umudu kesmeden köyün acısını yetkililere göstermek ister.
- Üçü de hapis yattı ve toplumcu gerçekçi çizgide yazdı. Narlı'ya göre Orhan Kemal Bursa Cezaevi'nde Nâzım Hikmet'in yönlendirmesiyle romana geçti, Çukurova'nın tarım ve fabrika insanlarını kişileri değil düzeni bozuk gören «aydınlık gerçekçilik» ile anlattı. Çiftlikçi'ye göre Yaşar Kemal halk kültürünü derleyen, kendini «değişmenin romancısı» sayan, feodalitenin çöküşünü ve makineleşmeyi yazan bir Çukurovalıdır. Kahraman'a göre Kemal Tahir önceki romanı Batı kopyacılığıyla suçlar, Anadolu'yu yerli bir bakışla ve Asya tipi üretim tarzı tartışmasından yararlanarak okur; Yılmaz'a göre Köy Enstitülerine de eleştirel bakar.
- Şematizm, karakterlerin ve olayların önceden belirlenmiş bir tezi doğrulayacak değişmez kalıplara göre kurulmasıdır; köy romanında en sık ağa ile yoksul köylü karşıtlığında görülür. Ünser'e göre ana akımın üç büyük adı için köy siyasi söylemi doğrulayan bir sahnedir. Bu yargı, Narlı'nın Orhan Kemal'in romanını ne ideolojik ne fotoğraf roman sayması, Çiftlikçi'nin Yaşar Kemal'in yerelden genele ulaşmak istediğini söylemesi ve Kaplan'ın Enstitülüleri de insandan çok meseleye önem vermekle eleştirmesiyle dengelenmelidir.
- Orhan Kemal'in cümlesinde köy, «memleketimizin insanlarının» kalkınmasına giden yolun başlangıcıdır; Ünser bunu köyün bir tezin aracı olduğuna örnek sayar, ama cümle köyü bir kalkınma yeri olarak gören bir samimiyet de taşır. Tonguç'un tanımında susan köylü konuşmaya, düşünmeye ve söylemeye alıştırılacaktır; bu köylünün kendi sesini bulmasıdır ama «alıştırmak» fiili bu sesin yukarıdan bir projeyle kazandırıldığını da hatırlatır. Kemal Tahir'in parçası insanın gerçeğini görmezden gelmeyi bir kusur olarak koyar ve bir romanı tezinden bağımsız bir ölçüte vurur. Üçü birlikte köy romanının üç sorusunu kurar: niçin, kimin sesiyle, insanı görerek mi?
Okuma
- Halil İbrahim Ünser, «Enstitü Çıkışlı Yazarların Köy Gerçeğine Yaklaşımları (1950–1960)» (2021).
- Alkan Yılmaz, «Bozkır Romanlarında Köy Enstitüsü» (2015).
- Mahmut Makal, Bizim Köy'den birkaç sayfa ile Orhan Kemal'in Bereketli Topraklar Üzerinde'sinden birkaç sayfayı yan yana okuyun. Hangisinde anlatıcı köyün içinde duruyor, hangisinde köye bir yerden geliyor? Bu fark diline nasıl yansıyor?