Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Attilâ İlhan (1925-2005) lisede Nâzım Hikmet şiirleri yüzünden tutuklandı, 1946'da CHP şiir yarışmasında ikinci oldu, Duvar'ı 1948'de yayımladı; Paris yıllarında Marksizmi ve Fransızcayı öğrendi. Mavi 1952-1956 arasında Ankara'da lise öğrencilerinin çıkardığı küçük bir dergiydi.
- Ahmet Oktay'ın İlhan'ın romanını eleştirmesi İlhan'ı dergiye getirdi. İlhan 21-24. sayılarda dört sosyal realizm yazısı yayımladı: Garip'i «Bobstiller» diye alaya aldı, aktif realistleri «gazete realizmi»yle eleştirdi, Jdanov'un güdümlü sanatını reddetti ve imajın edebiyattan çıkarılmaması gerektiğini savundu.
- Üçüncü ve dördüncü yazılarda İlhan sosyal realizmi Atatürkçülükle birleştirdi. Hisar dergisi ve Peyami Safa saldırdı; kadro bölündü, Bekir Çiftçi sosyal realizmi reddetti, 25. sayıdaki imzasız açıklama derginin sosyal realizmle ilişkisi olmadığını söyledi.
- Yalçınkaya'ya göre Mavi bir hareket değildi: yazarların ortak edebî düşüncesi yoktu, yalnız Atatürkçülükte birleşiyorlardı. İlhan'ın imge ve Garip eleştirisi ise İkinci Yeni'ye yer açtı; İlhan o şiiri de eleştirdi.
- Çelik'e göre İlhan'ın Sisler Bulvarı sonrası şiirinde toplumcu düşünce bir «ben»in yaşantısından geçen estetik süzgeçle sezdirilir. «Ben Sana Mecburum»da aşk bir zorunluluğa dönüşür; özne İstanbul sokaklarında yürür ve bent «sen yoksun» ile kapanır.
Kazanımlar
- Attilâ İlhan'ın hayatını ve Mavi dergisinin 1952-1956 arasındaki serüvenini, İlhan'ın dergiye nasıl girdiğiyle birlikte açıklayabilir.
- İlhan'ın Mavi'deki sosyal realizm yazılarında Garip'i, aktif realistleri ve güdümlü edebiyatı nasıl eleştirdiğini ve imgeye neden ısrar ettiğini açıklayabilir.
- «Mavi hareketi» adlandırmasını, derginin geri çekilişini ve bunun bir edebî hareket sayılıp sayılamayacağı tartışmasını değerlendirebilir.
- «Ben Sana Mecburum»dan dizeler ve Mavi'deki iki cümle üzerinden toplumcu bir şairin aşkı ve kenti nasıl yazdığını yakından okuyabilir.
Video metni
Soğuk açılış
1954, Ankara. Birkaç lise öğrencisinin çıkardığı küçük bir dergi, yirmi birinci sayısında bir yazı yayımlar. Yazar ünlü ve tartışmalı bir genç şairdir; yazının adı «Sosyal Realizm Münasebetleri Yahut Başlangıç»tır.
Dört sayı boyunca dört yazı çıkar. Sonra bir başka dergi saldırıya geçer; tanınmış bir romancı, sosyal realizmin Bolşeviklik olduğunu söyler. Derginin yirmi beşinci sayısında imzasız bir açıklama çıkar: dergimizin sosyal realizmle hiçbir ilişkisi yoktur.
Dergi Mavi'dir, şair Attilâ İlhan. Edebiyat tarihleri bu kısa kavgaya bir ad verecektir: Mavi hareketi.
Büyük soru
Geçen ünitenin sonunda, İkinci Yeni'ye karşı çıkan ve imgenin asıl sahibi olduğunu söyleyen şairi andık. Şimdi onun kendi yoluna bakıyoruz. Toplumsal bir şiir estetikten vazgeçmek zorunda mıdır? Bir sanat anlayışı neden bir yıldan az süren bir dergi kavgasıyla hatırlanır? Ve edebiyat tarihlerinin «hareket» dediği şey, gerçekten bir hareket miydi?
Bağlam
Attilâ İlhan'ın hayat çizgisini Yakup Çelik'in yazdığı bir sözlük maddesinden izliyoruz. 1925'te Menemen'de doğar. 1941'de, on altı yaşında, bir kıza yazdığı mektupta Nâzım Hikmet şiirleri bulunduğu için tutuklanır ve okuldan uzaklaştırılır; okuma hakkını ancak 1944'te geri kazanır. 1946'da CHP'nin şiir yarışmasında «Cebbaroğlu Mehemmed» ile ikincilik alır. İlk kitabı Duvar 1948'de çıkar. 1949'da ve 1951'de Paris'e gider; Çelik'e göre Fransızcayı ve Marksizmi orada öğrenir. 2005'te ölür.
Mavi ise Mehmet Yalçınkaya'nın makalesine göre 1952-1956 arasında Ankara'da, Atatürk Lisesi öğrencilerinin çıkardığı küçük ve amatör bir dergidir. İlk sayılarında dönemin ünlü yazarlarıyla iyi geçinir; eski dergilerden övgü alır.
Ana anlatı — Bir eleştirinin açtığı kapı
Her şey bir olumsuz eleştiriyle başlar. Yalçınkaya'ya göre derginin genç yazarlarından Ahmet Oktay, on dokuzuncu sayıda İlhan'ın Sokaktaki Adam romanının sosyal realist olmadığını yazar. İlhan hemen bir cevap gönderir ve ilk kez Mavi'nin sayfalarına girer. Oktay yıllar sonra kendi rolünü şöyle özetleyecektir: derginin bilinen Mavi'ye dönüşmesi için küçük bir ayrıntı gerekiyordu, o ayrıntı bendim.
Ardından Oktay İlhan'ı İstanbul'daki evinde ziyaret eder. Yalçınkaya'ya göre derginin «sosyal realist ve imgeci» bir sanatı savunması konusunda anlaşırlar ve dört yazı art arda yayımlanır.
İlk yazıda İlhan dönemin edebiyatının bir haritasını çıkarır. Yalçınkaya'nın aktardığına göre Garip şairlerini «Bobstiller» diye alaya alır; onları şiiri bir espri ve söz oyununa indirmekle, imgeyi şiirden çıkarmakla suçlar. Garip'in önsözü için «Okuyun, gülümsemeden edemezsiniz» der. Kendi saflarındaki toplumcuları da bağışlamaz.
İlhan neden böyle bir ara yol arar? Yalçınkaya'ya göre İlhan, Stalin döneminde Jdanov'un doruğa ulaştırdığı sosyalist gerçekçiliği politikacıların buyruğunda bir edebiyat olarak görür ve reddeder; Plehanov'un kuramını seçer. İkinci yazıda hayatın her unsurunun edebiyata girebileceğini, ama estetiğin olmazsa olmazı olan imajın edebiyattan çıkarılmaması gerektiğini söyler.
Ana anlatı — Atatürkçü sosyal realizm ve geri çekiliş
Üçüncü ve dördüncü yazılar beklenmedik bir yöne döner. Yalçınkaya'ya göre İlhan sosyal realizmin siyasi platformunun «umumi hatları ile Atatürkçü» olduğunu ilan eder, Nutuk'tan alıntılar yapar ve sosyal realizmin halkçılığını, milliyetçiliğini ve istiklalciliğini Atatürk inkılaplarıyla örtüştürmeye çalışır.
Bu sentezin iki açıklaması vardır. İlhan'ın kendi açıklamasına göre bir sosyalist devrim demokratik devrim aşamasını yadsıyamaz; Mustafa Kemal devrimciliği bilimi yöntem, çağdaş uygarlığı amaç edinir. Yalçınkaya ise dönemin koşullarına dikkat çeker: yazılar çıkar çıkmaz Hisar dergisi saldırır, Peyami Safa sosyal realizmin Bolşeviklik olduğunu yazar. Lise yıllarında tutuklanmış bir şairin bu sentezi bir savunma olarak da kurmuş olabileceğini düşünür.
Saldırılar dergiyi böler. Yalçınkaya'ya göre derginin yazarları çoğunlukla Ankara'daki bürokrat ailelerin çocuklarıdır; Oktay'ın sözleriyle saldırganlar ne komünistliklerini bıraktı ne cahilliklerini, bu da «çocukları ürküttü». Kurucu yazarlardan Bekir Çiftçi sosyal realizmi «mesnetsiz ve boş» bir sanat görüşü diye reddeder. Yirmi beşinci sayıdaki imzasız açıklama İlhan'ın yazılarını yalnızca tartışmaya zemin hazırlamak için yayımladıklarını söyler. İlhan üç sayı boyunca yazmaz; döndüğünde daha çok Garip'e yönelik yazılar yayımlar.
Ana anlatı — Bir hareket miydi?
Edebiyat tarihleri bu olaylara «Mavi hareketi», dergi çevresindekilere «Maviciler» der. Yalçınkaya bu adlandırmaya açıkça itiraz eder: derginin yazarlarının ortak bir edebî düşüncesi yoktur, İlhan, Oktay ve Yılmaz Gruda dışında sosyal realizmi savunan kimse yoktur; yazarların tek ortak yönü Atatürkçülüktür. Ona göre bu bir hareket değil, İlhan'ın yazıları sayesinde popülerliği artan bir dergidir.
Yaygın yanlış«Mavi hareketi, ortak bir bildiriyle kurulmuş, üyeleri aynı sanat anlayışını paylaşan bir edebî topluluktur.»
Yalçınkaya'ya göre derginin kadrosu sosyal realizm konusunda bölünmüştü; bir kurucu yazar bu anlayışı açıkça reddetti ve dergi bir açıklamayla ondan uzaklaştı. «Hareket» adı, dergiden çok Attilâ İlhan'ın dört yazısının yarattığı tartışmaya aittir.
Yalçınkaya bir ironiyi de not eder: İlhan'ın imajın gerekliliği üzerine yazıları ve Garip eleştirisi başka bir şiire yer açar: İkinci Yeni'ye. İlhan ise o şiiri de anlamsız ve boş imgelerin peşinden koşmakla eleştirecektir.
Peki İlhan'ın kendi şiiri? Çelik'e göre ilk dönemde, Duvar'da, toplumsal mesaj ve heyecan öndedir; halk şiirinden beslenen destan denemeleri vardır. Sisler Bulvarı'ndan (1954) sonra ise büyük şehirde yaşayan bireyin aşkları, isyanları ve gerilimleri öne çıkar. Çelik'e göre bu şiirlerde toplumcu düşünce imgelerin arasında, bireyin yaşadıklarının arkasında sezdirilir.
Metin anı
Önce Mavi'den iki cümle, Yalçınkaya'nın aktarımıyla. İlhan'ın üçüncü yazısından:
Sosyal Realizm'in içtimai-siyasi platformu umumi hatları ile Atatürkçü'dür.
Yirmi beşinci sayıdaki imzasız açıklamadan:
Dergimizin Sosyal Realizm'le hiçbir ilişiği yoktur…
Sonra İlhan'ın «Ben Sana Mecburum» şiirinden, Yaprak'ın aktardığı açılış ve ikinci bendin sonu:
ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
[…]
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun
İki düz yazı cümlesi aynı dergiden, birkaç sayı arayla gelir ve birbirini yalanlar gibidir. Birincisi bir sanat anlayışını bir siyasi zemine oturtur; ikincisi derginin kendisini o anlayıştan geri çeker. Aralarında bir polemik, bir suçlama ve korkmuş bir kadro vardır. «Hareket» adı bu iki cümle arasındaki kısa sürede doğar.
Şiir ise bambaşka bir yerden konuşur. Yaprak'ın alıntıladığı Karabaşoğlu'na göre bu, sevgilinin güzelliğini öven bir güzelleme değil, âşık bir insanın gerilimli ve korkulu yaşayışının şiiridir. «Mecburum» sözcüğü bir aşk ilanını bir zorunluluğa çevirir: seçilmiş değil, kaçılamayan bir bağ. İkinci bentte özne karanlık İstanbul sokaklarında yürür; lambalar yanar, kaldırımlar yağmur kokar ve bent aynı cümleyle ama yeni bir ekle kapanır: sen yoksun.
Burada bir sosyal realizm manifestosu yoktur; ama Çelik'in estetik süzgeç dediği şey görünür. Şehir, sokak lambaları, yağmur, yalnızlık: toplum doğrudan söylenmez, bir bireyin yaşantısından geçerek sezdirilir. İlhan'ın Mavi'de istediği imge, kendi şiirinde bir aşkın içinde çalışır.
Cevap ve bağlantı
Toplumsal bir şiir estetikten vazgeçmek zorunda mıdır? İlhan'ın cevabı hayırdır: Mavi yazılarında toplumcu sanatı savunurken imajın edebiyattan çıkarılmaması gerektiğini söyler; kendi şiirinde toplumsal olanı bir «ben»in aşkından ve şehrinden geçirir. Ama bu cevabın bedeli de görünür: dergide sosyal realizmi Atatürkçülükle birleştirmesi, Yalçınkaya'ya göre bir inanç kadar bir savunma da olabilir.
Mavi gerçekten bir hareket miydi? Edebiyat tarihlerinin çoğu öyle adlandırır; Yalçınkaya ise ortak bir edebî düşünce olmadığını, kadronun bölündüğünü ve derginin sosyal realizmden geri çekildiğini gösterir. Belki en doğrusu, Mavi'yi bir hareketten çok bir tartışmanın adı olarak okumaktır.
Kapanış kancası
İlhan, Mavi'de toplumcu sanatın «memleket topraklarını koklaması» ve o topraklarda çalışan insanların sesini duyması gerektiğini yazıyordu. Aynı yıllarda bazı yazarlar bunu şiirde değil romanda, köylerin, tarlaların ve dağların içinden yapıyordu. Köyü içeriden anlatan bir roman, şehirden bakan bir romandan ne bakımdan farklıdır? Ve bir roman türü, bir ülkenin gündemine nasıl yerleşir?
Özet kartı
- Attilâ İlhan (1925-2005) lisede Nâzım Hikmet şiirleri yüzünden tutuklandı, 1946'da CHP şiir yarışmasında ikinci oldu, Duvar'ı 1948'de yayımladı; Paris yıllarında Marksizmi ve Fransızcayı öğrendi. Mavi 1952-1956 arasında Ankara'da lise öğrencilerinin çıkardığı küçük bir dergiydi.
- Ahmet Oktay'ın İlhan'ın romanını eleştirmesi İlhan'ı dergiye getirdi. İlhan 21-24. sayılarda dört sosyal realizm yazısı yayımladı: Garip'i «Bobstiller» diye alaya aldı, aktif realistleri «gazete realizmi»yle eleştirdi, Jdanov'un güdümlü sanatını reddetti ve imajın edebiyattan çıkarılmaması gerektiğini savundu.
- Üçüncü ve dördüncü yazılarda İlhan sosyal realizmi Atatürkçülükle birleştirdi. Hisar dergisi ve Peyami Safa saldırdı; kadro bölündü, Bekir Çiftçi sosyal realizmi reddetti, 25. sayıdaki imzasız açıklama derginin sosyal realizmle ilişkisi olmadığını söyledi.
- Yalçınkaya'ya göre Mavi bir hareket değildi: yazarların ortak edebî düşüncesi yoktu, yalnız Atatürkçülükte birleşiyorlardı. İlhan'ın imge ve Garip eleştirisi ise İkinci Yeni'ye yer açtı; İlhan o şiiri de eleştirdi.
- Çelik'e göre İlhan'ın Sisler Bulvarı sonrası şiirinde toplumcu düşünce bir «ben»in yaşantısından geçen estetik süzgeçle sezdirilir. «Ben Sana Mecburum»da aşk bir zorunluluğa dönüşür; özne İstanbul sokaklarında yürür ve bent «sen yoksun» ile kapanır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Sosyal realizm | Social realism | İlhan'ın imgeden vazgeçmeyen, toplum ve ulusun esenliğine hizmet etmek isteyen toplumcu sanat anlayışı |
| Aktif realizm | Active realism | İlhan'ın, sanatın işçi sınıfı adına siyasi gerçekçilik yapmasını savunan 1940'lar toplumcularına verdiği ad |
| Güdümlü edebiyat | Directed literature | Konusu ve amacı bir parti, devlet ya da ideolojice belirlenen edebiyat |
| Estetik süzgeç | Aesthetic filter | Toplumsal düşüncenin bir karakterin ya da imgenin yaşantısından geçirilerek sezdirilmesi |
| Flanör | Flâneur | Büyük şehrin sokaklarında dolaşıp kenti gözlemleyen kentli tip |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Attilâ İlhan'ın gençlik yıllarında hangi olaylar öne çıkar? Mavi nasıl bir dergiydi ve İlhan ona nasıl girdi?
- (Kazanım 2) İlhan ilk Mavi yazısında Garip'i ve aktif realistleri nasıl eleştirir? Sosyal realizmini Jdanov'un sosyalist gerçekçiliğinden neyle ayırır?
- (Kazanım 3) İlhan sosyal realizmi neden Atatürkçülükle birleştirdi? Bu sentezin iki açıklaması nedir ve dergi saldırılara nasıl tepki verdi?
- (Kazanım 3) Yalçınkaya «Mavi hareketi» adlandırmasına neden itiraz eder? İlhan'ın Mavi yazıları İkinci Yeni ile nasıl ironik bir ilişki kurar?
- (Kazanım 4) Mavi'den seçilen iki cümleyi ve «Ben Sana Mecburum»dan seçilen dizeleri, toplumsal olanın nasıl dile geldiği bakımından karşılaştırın.
Cevaplar
- Çelik'e göre İlhan 1941'de, on altı yaşında, bir kıza yazdığı mektupta Nâzım Hikmet şiirleri bulunduğu için tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı, okuma hakkını 1944'te geri kazandı; 1946'da CHP şiir yarışmasında «Cebbaroğlu Mehemmed» ile ikinci oldu; 1948'de Duvar'ı çıkardı ve Paris'te Marksizmi öğrendi. Yalçınkaya'ya göre Mavi 1952-1956 arasında Ankara'da Atatürk Lisesi öğrencilerinin çıkardığı küçük, amatör bir dergiydi. Ahmet Oktay'ın on dokuzuncu sayıda İlhan'ın Sokaktaki Adam'ının sosyal realist olmadığını yazması üzerine İlhan cevap gönderdi ve dergiye girdi; Oktay'ın ziyaretinden sonra «sosyal realist ve imgeci» bir sanatı savunmakta anlaştılar.
- İlhan Garip şairlerini «Bobstiller» diye alaya alır, şiiri espri ve söz oyununa indirmekle, imgeyi şiirden çıkarmakla suçlar ve Garip önsözünü gülümsemeden okunamayacak bir metin sayar. Aktif realistlerin tek parti yönetimine karşı direnişini alkışlar ama sanat kaygısından uzak bir «gazete realizmi» yaptıklarını söyler. Jdanov döneminin sosyalist gerçekçiliğini politikacıların buyruğunda güdümlü bir edebiyat sayar, Plehanov'u seçer ve estetiğin olmazsa olmazı olan imajın edebiyattan çıkarılmaması gerektiğini savunur.
- İlhan'ın kendi açıklamasına göre sosyalist bir devrim demokratik devrim aşamasını, yani Mustafa Kemal devrimciliğini yadsıyamaz; bu devrimcilik bilimi yöntem, çağdaş uygarlığı amaç edinir. Yalçınkaya ise Hisar'ın saldırıları ve Peyami Safa'nın sosyal realizmi Bolşeviklik saymasıyla dolu bir ortamda, lisede tutuklanmış bir şairin bu sentezi bir savunma olarak da kurmuş olabileceğini düşünür. Kadro bölündü; Bekir Çiftçi sosyal realizmi «mesnetsiz ve boş» diye reddetti, 25. sayıdaki imzasız açıklama derginin sosyal realizmle ilişkisi olmadığını söyledi ve İlhan üç sayı boyunca yazmadı.
- Yalçınkaya'ya göre derginin yazarlarının ortak bir edebî düşüncesi yoktu; İlhan, Oktay ve Gruda dışında sosyal realizmi savunan olmadı ve yazarların tek ortak yönü Atatürkçülüktü; bu yüzden Mavi bir hareket değil, İlhan'ın yazılarıyla popülerliği artan bir dergidir. İroni şudur: İlhan'ın imajın gerekliliği üzerine yazıları ve Garip eleştirisi İkinci Yeni'ye yer açtı; İlhan ise o şiiri de anlamsız ve boş imgelerin peşinden koşmakla eleştirdi.
- Mavi'deki iki cümle toplumsal olanı doğrudan, bir siyasi platform ya da bir geri çekilme olarak söyler; biri sosyal realizmi Atatürkçü bir zemine oturtur, öbürü dergiyi ondan uzaklaştırır ve aralarındaki kısa süre «hareket» adının doğduğu tartışmadır. «Ben Sana Mecburum»da toplum doğrudan söylenmez: aşk bir zorunluluğa dönüşür, özne İstanbul sokaklarında bir flanör gibi yürür, sokak lambaları ve yağmur kokusu arasında «sen yoksun» der. Toplumsal olan, Çelik'in estetik süzgeç dediği bir «ben»in yaşantısından geçerek sezdirilir.
Okuma
- Yakup Çelik, «Attilâ İlhan» (Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü).
- Mehmet Yalçınkaya, «Attilâ İlhan'ın Mavi Dergisindeki Sosyal Realizm Yazıları Üzerine» (2018).
- «Ben Sana Mecburum»u bütünüyle okuyun ve şehrin göründüğü her dizenin altını çizin. Şiirde toplum nerede görünüyor: sevgilide mi, sokakta mı, öznenin korkusunda mı?