İçeriğe geç

Ünite EDB-211-03 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Turgut Uyar, İlhan Berk, Ece Ayhan

EDB-211 Cumhuriyet Dönemi II (1950–1980)

2.429 kelime · yaklaşık 11 dakika okuma · anlatım 11 dk

  • anlatımcı şiir
  • anlamsızlığın anlamı
  • nesne şiiri
  • sivil şiir
  • alternatif tarih
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Turgut Uyar (1927-1985) askerî memurluk ve fabrika memurluğu yaptı; hece ve memleket şiirine yakın iki kitaptan sonra Dünyanın En Güzel Arabistanı (1959) ile İkinci Yeni'nin kurucu şairleri arasına girdi. Daşcıoğlu'na göre şiiri uzun soluklu dizelere, öykülemeye, iç konuşmaya ve düz yazıya yaklaşan cümlelere dayanır.
  2. Mehmet Fuat'a göre Uyar'ın şiiri anlamsız olmak şöyle dursun kapalı bile değildir; onu İkinci Yeni'ye bağlayan anlatım özellikleridir. Bu, hareketin içinde kapalı olmayan şiirlerin de bulunduğunu gösterir.
  3. İlhan Berk (1918-2008) toplumcu gerçekçi dönemden sonra İkinci Yeni'ye geçti; Özcan'a göre 1954'teki «Saint Antoine'ın Güvercinleri» hareketin ilk şiirlerindendir. Berk İkinci Yeni'yi anlama, konuşma diline ve salt olmayan şiire karşı tanımlar; Özcan bu tutuma «anlamsızlığın anlamı» der ve Berk'in kaynaklarına fazla bağlandığını da not eder.
  4. Ece Ayhan (1931-2002) kendi şiirini «sivil şiir» diye adlandırdı: devlet kanallarına sırt çeviren, kenardaki insanlardan yana bir şiir. Çetindaş'a göre tarih bu şiirin malzemesidir ve «yamuk»tur; şiir anıştırmalar çözüldüğü ölçüde anlaşılır, kitaplarına okuma sözlükleri hazırlanmıştır.
  5. «Göğe Bakma Durağı»nın açılışı noktalamasız ama kolay izlenen bir sayımdır; «Meçhul Öğrenci Anıtı» bir mezar kitabesi gibi açılır ve doğa dersiyle devlet dersini yan yana koyar; Berk'in cümlesi İkinci Yeni'nin anlamsız olmadığını söyler. Üç parça şiirin üç ayrı sınırını gösterir.

Kazanımlar

  • Turgut Uyar'ın, İlhan Berk'in ve Ece Ayhan'ın hayatlarını, İkinci Yeni'ye giden yollarını ve başlıca kitaplarını açıklayabilir.
  • Uyar'ın uzun soluklu, öyküleyen şiirini ve Berk'in «anlamsızlığın anlamı» düşüncesini İkinci Yeni'nin kapalılık tartışması içinde karşılaştırabilir.
  • Ece Ayhan'ın sivil şiirini, alternatif tarih arayışını ve şiirinin kapalılığını okurdan istediği bilgi bakımından tartışabilir.
  • «Göğe Bakma Durağı»ndan, «Meçhul Öğrenci Anıtı»ndan ve Berk'in bir poetik cümlesinden şiirin sınırı sorusunu yakından okuyabilir.

Video metni

Soğuk açılış

1970. Bir şair, bir yıl önce öldürülen genç bir öğrencinin ardından bir şiir yazar. Şiir bir mezar taşıyla açılır: okura «buraya bakın» der, kara bir mermeri gösterir. Altında gömülü olan, bir teneffüs daha yaşasaydı tahtaya kalkacak bir çocuktur. Şiir, çocuğun hangi derste öldürüldüğünü de söyler.

Şair Ece Ayhan'dır. Şiirleri yıllarca kapalı, anlaşılması güç şiirler diye okunur; bu açılış dizelerini anlamak için ise hiçbir sözlük gerekmez. Aynı şair nasıl olur da hem en kapalı hem en açık şiiri yazar?

Büyük soru

Geçen ünitede İkinci Yeni'nin iki şairi aynı kapalı dili aşka ve iç dünyaya yöneltti. Bu ünitenin üç şairi o dilin kenarlarında dolaşır. Biri şiiri neredeyse bir hikâyeye, uzun bir anlatıya yaklaştırır. Biri anlamı şiirin ilkelerinden yalnızca biri sayar. Biri şiirini anlamak için bir sözlük gerektirecek kadar kendi tarihine gömülür. Bir şiir ne zaman okurunu kaybeder, ne zaman ona yeni bir okuma öğretir?

Bağlam

Üç şairin hayat çizgisini Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nün maddeleri veriyor. Turgut Uyar, Yılmaz Daşcıoğlu'nun maddesine göre 1927'de Ankara'da doğar; askerî okullarda okur, 1958'e kadar Posof, Terme ve Ankara'da askerî memur, sonra 1967'ye kadar bir kâğıt sanayi kuruluşunun Ankara şubesinde çalışır. İlk iki kitabı, hece kalıplarını da kullanan, memleket şiirini andıran denemelerdir. 1985'te ölür.

İlhan Berk, Tarık Özcan'ın maddesine göre 1918'de Manisa'da doğar, uzun yıllar Anadolu'da öğretmenlik yapar. İlk kitaplarında toplumcu gerçekçidir; bir kitabı yüzünden yargılanır, zaman aşımıyla kurtulur. 1956'da Ankara'ya gelir, İkinci Yeni'nin en yoğun yıllarını orada yaşar. Resim de yapar. 2008'de Bodrum'da ölür.

Ece Ayhan, Dilek Çetindaş'ın maddesine göre 1931'de Datça'da doğar, asıl soyadı Çağlar'dır. Çocukluğu İstanbul'un arka mahallelerinde, yoksulluk içinde geçer; şair, otorite karşıtlığının bu yıllardan geldiğini söyler. Siyasal Bilgiler'i bitirir, 1962-1967 arasında kaymakamlık yapar. Sonraki hayatı hastalıklar ve yoksullukla geçer; 2002'de ölür.

Ana anlatı — Uzun soluk

Daşcıoğlu'na göre Uyar, üçüncü kitabı Dünyanın En Güzel Arabistanı (1959) ile yeni şiirin öncüleri arasına girer; kitap, Berk'in, Süreya'nın, Cansever'in ve Karakoç'un ilk İkinci Yeni kitaplarıyla birlikte hareketin kurucu kitaplarından sayılır. Ama Uyar'ın sesi ötekilerden farklıdır. Daşcıoğlu bu sesi şöyle tarif eder: gerçekçi gözleme dayanan zengin imgeler, uzun ve geniş soluklu dizeler, öyküleme, iç konuşma, bilinçaltının uzak yakın çağrışımlarla sıçraması ve yer yer düz yazı cümlesine benzeyen bir dize.

Issı'nın aktardığı bir değerlendirmede eleştirmen Mehmet Fuat daha ileri gider: Uyar'ın soluklu, uzun dizeli, düz yazı görünümlü şiiri anlamsız olmak şöyle dursun kapalı bile değildir; onu İkinci Yeni'ye bağlayan şey anlatım özellikleri ve şiirleştirme yöntemleridir. Bu gözlem hareketin sınırını gösterir: İkinci Yeni, kapalılıkla tanımlanan ama içinde kapalı olmayan şiirleri de barındıran bir kuşaktır.

Ana anlatı — Anlamsızlığın anlamı

Berk İkinci Yeni'ye en uzun yoldan gelir. Özcan'a göre ilk kitabında Hâşim'in etkisi vardır; sonra İstanbul Kitabı (1947) ile toplumcu gerçekçi bir şiire yönelir ve kentin sesi soluğu çıkmayan insanlarını anlatır. Kendi ifadesine göre asıl dönüşümü Whitman'ın geniş dizeleriyle, sonra Fransız şairleriyle karşılaşmasıdır. Özcan, 1954'teki «Saint Antoine'ın Güvercinleri» şiirini İkinci Yeni'nin ilk şiirlerinden biri sayar.

Özcan'ın aktardığına göre Berk, İkinci Yeni'yi Garip'ten üç noktada ayırır: önceki şiir anlama dayanır, İkinci Yeni bu anlama karşıdır; önceki şiir konuşma diline dayanır, İkinci Yeni konuşma diline karşıdır; önceki şiir salt şiirden yana değildir, İkinci Yeni salt şiirdir. Özcan bu tutuma «anlamsızlığın anlamı» der.

Berk daha sonra da durmaz. Özcan'a göre Şenlikname (1972) ile Husserl'in fenomenolojisine yönelir; şiirlerinde Karadeniz, hamsi, sis gibi adların ardında birer nesne durur ve bu nesneleri algılayan bir bilinç.

Özcan bu değişkenliğe bir çekince de ekler: Berk'in bu kadar çok dönüşüm yaşamasının nedeni, okuduğu her güzel eserin etkisinden bir türlü kurtulamamasıdır. Kaynaklarının neredeyse tümü Batılıdır ve bu yönelme zaman zaman onlardan dize alacak kadar ileri gider.

Ana anlatı — Sivil şiir

Ece Ayhan'ın ilk kitabı Kınar Hanımın Denizleri 1959'da çıkar. Çetindaş'a göre bu kitaptan itibaren noktalama işaretlerinin işlevi bozulur, masal ile tarih birbirine karışır. Bakışsız Bir Kedi Kara'da (1965) dilsel sapmalar yoğunlaşır; Çetindaş'a göre şairin öfkeli bakışı bu kitabı bir «kara edebiyat» ürününe dönüştürecek kadar sertleşir.

Şair kendi şiirine bir ad verir: sivil şiir.

Çetindaş'a göre tarih bu şiirin önemli bir malzemesidir, ama Ayhan'a göre tarih «yamuk»tur: toplum resmî tarihin dışındaki tarihe yüz vermez. Ayhan'ın şiiri bu yüzden resmî tarihin görmediği insanları, azınlık mahallelerini, genel kadınları, orta ikiden ayrılan çocukları anlatır.

Kapalılık da buradan doğar. Çetindaş'a göre Ortodoksluklar'daki (1968) şiirler, anıştırmalar doğru çözümlenebildiği ölçüde anlaşılır. Şairin ilk dört kitabını toplayan Yort Savul'da bir «Ece Ayhan Sözlüğü» bulunur; sonraki kitaplarının birine de bir okuma sözlüğü hazırlanır. Bir şiirin okunması için sözlük gerekmesi, onun sınırını mı gösterir, yoksa okurundan emek istediğini mi? İki okuma da mümkündür.

Yaygın yanlış«Ece Ayhan'ın şiiri kapalı olduğu için siyasetle ilgisizdir.»
Doğrusu

Çetindaş'a göre Devlet ve Tabiat (1973), 12 Mart sonrasının siyasal bunalımı içinde bireyin devletle ilişkisini sorgular ve bu yüzden dili daha anlaşılırdır. Ayhan'ın kapalılığı siyasetten kaçış değil, resmî tarihin dilini kullanmayı reddetmenin bir yoludur; ama sivil şiir günlük siyasete ve devlet kanallarına bilerek sırt çevirir.

Metin anı

Önce Uyar'ın «Göğe Bakma Durağı»nın açılışı, Issı'nın aktarımıyla:

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlardan
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından

Sonra Ece Ayhan'ın «Meçhul Öğrenci Anıtı»nın açılışı, Çolak Asan'ın aktarımıyla:

Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür

Son olarak Berk'in kendi şiir anlayışı üzerine bir cümlesi, Özcan'ın aktarımıyla:

Bu, İkinci Yeni anlamsızdır, anlamına hiç gelmez.

Uyar'ın dizelerinde bir davet vardır: «göğe bakalım». Sonra bir sayım başlar ve her yeni öğe bir öncekinden biraz daha küçük, biraz daha dokunulabilir olur: ışıklar, şeker kamışları, bebek dişleri. Noktalama yoktur, ama cümle kolayca izlenir. Mehmet Fuat'ın «kapalı bile değil» dediği şey budur: imge anlatının içinde akar.

Ayhan'ın dizeleri bir mezar kitabesi gibi başlar. «Buraya bakın» bir rehberin sesidir, «bu kara mermer» bir anıttır. Sonra okul dili devreye girer: teneffüs, tahtaya kalkmak, ders. Doğa dersi ile devlet dersi yan yana düşer; biri yaşatacak olan, öbürü öldüren derstir. Çolak Asan bu şiiri bir ulusal alegori olarak okur, ama aynı makalede bu tür okumaların metni zorla bir kalıba sokma tehlikesine de dikkat çeker. Şiir bu dizelerde kapalı değildir; kapalılık, sonraki dizelerde tarihe ve kişilere yapılan anıştırmalarla artar.

Berk'in cümlesi, İkinci Yeni'ye yöneltilen en eski suçlamaya bir cevaptır. Özcan'ın aktarımına göre devamında anlamın şiirin birçok ilkesinden yalnızca biri olduğunu söyler. Üç parça yan yana konunca üç ayrı sınır görünür: anlatıya yaklaşan açık bir şiir, belli yerlerde açılıp belli yerlerde kapanan bir şiir ve anlamı yok saymayan ama ona boyun eğmeyen bir poetika.

Cevap ve bağlantı

Bir şiir ne zaman okurunu kaybeder? Bu ünitenin üç şairi tek bir cevap vermez. Uyar, İkinci Yeni'nin içinde kapalı olmayan bir şiir yazar ve onu anlatımıyla hareketin parçası yapar. Berk anlamı şiirin ilkelerinden yalnızca biri sayar, ama Özcan'ın çekincesi onun kaynaklarına fazla bağlandığını da hatırlatır. Ece Ayhan en kapalı şiirleri yazarken en açık bir ağıtı da yazar; şiirinin okunması için sözlük gerekir, ama bu sözlük onun resmî tarihe kapalı kalmayı seçen dilinin haritasıdır.

Şiirin sınırı nerededir? Belki de dilde değil, okurun ne kadar emek vermeye razı olduğundadır. Bu şairler okura hazır bir anlam sunmaz; onu yolculuğa, sayıma ya da bir mezar taşının başına çağırır.

Kapanış kancası

İkinci Yeni kapalılığı ve imgeyi öne alırken, aynı yıllarda başka bir şair ona karşı çıkıp «imge» sözcüğünün asıl sahibinin kendisi olduğunu söylüyordu. Toplumu anlatan ama sloganla yetinmeyen bir şiir mümkün müdür? İkinci Yeni'nin karşısında duran, kendine başka bir yol arayan bu şiirin adı neydi ve neyi istiyordu?

Özet kartı

  1. Turgut Uyar (1927-1985) askerî memurluk ve fabrika memurluğu yaptı; hece ve memleket şiirine yakın iki kitaptan sonra Dünyanın En Güzel Arabistanı (1959) ile İkinci Yeni'nin kurucu şairleri arasına girdi. Daşcıoğlu'na göre şiiri uzun soluklu dizelere, öykülemeye, iç konuşmaya ve düz yazıya yaklaşan cümlelere dayanır.
  2. Mehmet Fuat'a göre Uyar'ın şiiri anlamsız olmak şöyle dursun kapalı bile değildir; onu İkinci Yeni'ye bağlayan anlatım özellikleridir. Bu, hareketin içinde kapalı olmayan şiirlerin de bulunduğunu gösterir.
  3. İlhan Berk (1918-2008) toplumcu gerçekçi dönemden sonra İkinci Yeni'ye geçti; Özcan'a göre 1954'teki «Saint Antoine'ın Güvercinleri» hareketin ilk şiirlerindendir. Berk İkinci Yeni'yi anlama, konuşma diline ve salt olmayan şiire karşı tanımlar; Özcan bu tutuma «anlamsızlığın anlamı» der ve Berk'in kaynaklarına fazla bağlandığını da not eder.
  4. Ece Ayhan (1931-2002) kendi şiirini «sivil şiir» diye adlandırdı: devlet kanallarına sırt çeviren, kenardaki insanlardan yana bir şiir. Çetindaş'a göre tarih bu şiirin malzemesidir ve «yamuk»tur; şiir anıştırmalar çözüldüğü ölçüde anlaşılır, kitaplarına okuma sözlükleri hazırlanmıştır.
  5. «Göğe Bakma Durağı»nın açılışı noktalamasız ama kolay izlenen bir sayımdır; «Meçhul Öğrenci Anıtı» bir mezar kitabesi gibi açılır ve doğa dersiyle devlet dersini yan yana koyar; Berk'in cümlesi İkinci Yeni'nin anlamsız olmadığını söyler. Üç parça şiirin üç ayrı sınırını gösterir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Anlatımcı şiirNarrative-driven poetryBir olayı ya da sahneyi uzun, düz yazıya yaklaşan dizelerle izleyen şiir
Anlamsızlığın anlamıThe meaning of meaninglessnessŞiiri anlamın üzerine kurmama, anlamı ilkelerden yalnızca biri sayma tutumu
Nesne şiiriObject poemBir nesneyi ya da olguyu yorum yüklemeden betimlemeyi amaçlayan şiir
Sivil şiirCivil poetryEce Ayhan'ın devlet kanallarına sırt çeviren, kenardakilerden yana şiire verdiği ad
Alternatif tarihCounter-historyResmî tarihin dışarıda bıraktığı kişileri ve olayları öne çıkaran anlatı

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Uyar, Berk ve Ayhan İkinci Yeni'ye hangi yollardan geldi? Her birinin hayatında şiirini etkileyen bir durum sayın.
  2. (Kazanım 2) Daşcıoğlu ve Mehmet Fuat Uyar'ın şiirini nasıl tarif eder? Bu tarif İkinci Yeni'nin «kapalı şiir» tanımı hakkında ne söyler?
  3. (Kazanım 2) Berk İkinci Yeni'yi Garip'ten hangi üç noktada ayırır? Özcan «anlamsızlığın anlamı» ifadesiyle neyi kasteder ve Berk hakkında hangi çekinceyi ekler?
  4. (Kazanım 3) Sivil şiir nedir? Çetindaş'a göre Ayhan'ın şiirinde tarih nasıl işler ve bu şiirin kapalılığı neye bağlıdır?
  5. (Kazanım 4) «Göğe Bakma Durağı»nın, «Meçhul Öğrenci Anıtı»nın açılışlarını ve Berk'in cümlesini şiirin sınırı sorusu bakımından karşılaştırın.

Cevaplar

  1. Daşcıoğlu'na göre Uyar askerî okullarda okudu, Anadolu'da askerî memur olarak çalıştı; ilk iki kitabı hece kalıplarını da kullanan memleket şiiri denemeleriydi, Dünyanın En Güzel Arabistanı (1959) ile İkinci Yeni'ye girdi. Özcan'a göre Berk Anadolu'da öğretmenlik yaptı, toplumcu gerçekçi dönemde bir kitabı yüzünden yargılandı, Whitman ve Fransız şairleriyle karşılaşması onu değiştirdi ve 1956'da geldiği Ankara'da İkinci Yeni'nin yoğun yıllarını yaşadı. Çetindaş'a göre Ayhan'ın çocukluğu İstanbul'un arka mahallelerinde yoksulluk içinde geçti ve otorite karşıtlığı bu yıllardan geldi; kaymakamlık yaptı, hayatının sonrası hastalık ve yoksullukla geçti.
  2. Daşcıoğlu'na göre Uyar'ın şiiri gerçekçi gözleme dayanan zengin imgeler, uzun ve geniş soluklu dizeler, öyküleme, iç konuşma, bilinçaltının çağrışımlarla sıçraması ve düz yazı cümlesine benzeyen dizelerle öne çıkar. Mehmet Fuat bu şiirin anlamsız olmak şöyle dursun kapalı bile olmadığını, İkinci Yeni'ye anlatım özellikleri ve şiirleştirme yöntemleriyle bağlandığını söyler. Bu, İkinci Yeni'nin yalnız kapalılıkla tanımlanamayacağını, içinde açık şiirlerin de bulunduğunu gösterir.
  3. Özcan'ın aktardığına göre Berk'e göre önceki şiir anlama dayanır, İkinci Yeni bu anlama karşıdır; önceki şiir konuşma diline dayanır, İkinci Yeni ona karşıdır; önceki şiir salt şiirden yana değildir, İkinci Yeni salt şiirdir. «Anlamsızlığın anlamı», şiiri anlamın üzerine kurmamak, anlamı şiirin ilkelerinden yalnızca biri saymaktır; anlamı tümüyle silmek değildir. Özcan'ın çekincesi, Berk'in okuduğu her güzel eserin etkisinden kurtulamaması ve kaynaklarına zaman zaman dize alacak kadar bağlanmasıdır.
  4. Sivil şiir, Ayhan'ın kendi şiirine verdiği addır: mülkiyet ve kahramanlık söylemiyle ilişkisi olmayan, devlet kanallarına ve günlük siyasete bilerek sırt çeviren, toplumun kenarındakilerin tarafından konuşan şiir. Çetindaş'a göre tarih bu şiirin önemli malzemesidir ama Ayhan'a göre «yamuk»tur; toplum resmî tarihin dışındaki tarihe yüz vermez, şiir de bu dışarıda kalan tarihi yazar. Kapalılık anıştırmalara bağlıdır: Çetindaş Ortodoksluklar için şiirin anıştırmalar doğru çözümlenebildiği ölçüde anlaşılır olduğunu söyler; bu yüzden kitaplarına okuma sözlükleri hazırlanmıştır.
  5. «Göğe Bakma Durağı» noktalamasız ama kolay izlenen bir davet ve sayımla açılır; ışıklardan bebek dişlerine küçülen öğeler anlatının içinde akar, bu Mehmet Fuat'ın «kapalı bile değil» sözünü doğrular. «Meçhul Öğrenci Anıtı» bir mezar kitabesi gibi açılır, okul dilini kullanır ve doğa dersiyle devlet dersini yan yana koyar; bu dizeler açıktır, kapalılık sonraki anıştırmalarla artar. Berk'in cümlesi İkinci Yeni'nin anlamsız olmadığını söyler ve anlamı yok saymayan ama ona boyun eğmeyen bir poetikayı dile getirir. Üçü, şiirin sınırının dilden çok okurun vermeye razı olduğu emekte olabileceğini gösterir.

Okuma

  • Yılmaz Daşcıoğlu, «Turgut Uyar»; Tarık Özcan, «İlhan Berk»; Dilek Çetindaş, «Ece Ayhan» (Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü).
  • Ahmet Cüneyt Issı, «Göğe Bakma Durağı» üzerine makalesi (2004) ve Fatma Çolak Asan, «Ece Ayhan'ın "Meçhul Öğrenci Anıtı" Adlı Şiirinde "Ulusal Alegori"» (2025).
  • «Göğe Bakma Durağı»nı ve «Meçhul Öğrenci Anıtı»nı bütünüyle okuyun. Hangi dizede ilk kez takıldınız? O dizeyi anlamak için neye ihtiyaç duydunuz: bir sözlüğe mi, bir tarih bilgisine mi, yoksa yalnız daha yavaş okumaya mı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:10 Soğuk açılış: kara bir mermer, üstünde silik bir yazı; bir okul zili çalar, teneffüs biter.
  • 1:10–1:50 Büyük soru: bir haritanın kenarları; üç ayrı patika haritanın dışına doğru uzanır.
  • 1:50–3:40 Bağlam: askerî bir okul avlusu ve bir kâğıt fabrikası; Anadolu'da bir sınıf ve bir tuval; Datça'da bir kıyı, İstanbul'da dar bir sokak, bir kaymakamlık binası.
  • 3:40–5:50 Ana anlatı — Uzun soluk: bir otobüs durağı; uzun bir dize ekranın bir ucundan öbürüne akar.
  • 5:50–8:40 Ana anlatı — Anlamsızlığın anlamı: üç sütunlu bir tablo, her sütunda «karşı» sözcüğü; ardından bir masada tek tek duran nesneler.
  • 8:40–11:10 Ana anlatı — Sivil şiir: bir tarih kitabının kenar boşluğuna el yazısıyla yeni adlar eklenir; bir sözlüğün sayfaları açılır.
  • 11:10–13:20 Metin anı: gökyüzü, şeker kamışları, bebek dişi; ardından kara mermer ve bir sınıf tahtası; son olarak bir cümle ekranın ortasında durur.
  • 13:20–14:00 Cevap ve bağlantı: üç patika aynı yerde, bir okurun ayak izinde birleşir.
  • 14:00–14:30 Kapanış kancası: mavi bir dergi kapağı; üstünde «imge» sözcüğü.

Telaffuz

  • Dünyanın En Güzel Arabistanı: «dün-ya-NIN EN gü-ZEL a-ra-bis-taa-NI»; «Göğe Bakma Durağı»: «gö-ĞE bak-MA du-ra-ĞI»; Posof: «po-SOF».
  • Galile Denizi: «ga-li-LE de-ni-Zİ»; Şenlikname: «şen-lik-naa-ME»; Saint Antoine: «SEN an-TU-AN»; Whitman: «VİT-men»; Husserl: «HU-serl».
  • Ece Ayhan Çağlar: «e-CE ay-HAN çağ-LAR»; Kınar Hanımın Denizleri: «kı-NAR ha-nı-MIN de-niz-le-Rİ»; Bakışsız Bir Kedi Kara: «ba-kış-SIZ BİR ke-Dİ ka-RA»; Yort Savul: «YORT sa-VUL».
  • Tarık Özcan: «taa-RIK öz-CAN»; Dilek Çetindaş: «di-LEK çe-tin-DAŞ»; Ahmet Cüneyt Issı: «cü-NEYT IS-sı»; Fatma Çolak Asan: «ço-LAK a-SAN».