İçeriğe geç

Ünite EDB-211-01 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

İkinci Yeni

EDB-211 Cumhuriyet Dönemi II (1950–1980)

2.340 kelime · yaklaşık 11 dakika okuma · anlatım 11 dk

  • İkinci Yeni
  • kapalı şiir
  • şiirsel yük
  • dil sapması
  • özgür çağrışım
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. İkinci Yeni, 1950'lerde bir bildiri ya da tek bir dergi olmadan, Yenilik, Yeditepe, Şiir Sanatı, Pazar Postası ve A gibi dergilerde birbirinden habersiz yazan şairlerin (İlhan Berk, Edip Cansever, Cemal Süreya, Ece Ayhan, Turgut Uyar, Sezai Karakoç) ortak adıdır. Adı 1956'da Muzaffer İlhan Erdost verdi.
  2. «Birinci yeni» Garip'tir; Kara'nın aktardığı değerlendirmelere göre İkinci Yeni, Garip'in sadeliğine ve konuşma diline tepki olarak imgeyi yeniden başköşeye oturttu ve gerçeküstücülükten beslendi.
  3. Berk'in sözleri hareketin «anlamsız şiir» diye damgalanmasına yol açtı. Bezirci'nin listesi değiştirim, karıştırım, özgür çağrışım, soyutlama, kapalılık ve okurdan uzaklığı sayar. Kara bu şiirin dil sapmalarını hem dilin imkânlarını genişleten bir çaba hem de zaman zaman yapay bir zorlama olarak değerlendirir; Necatigil «konserve imgeler»den yakınır.
  4. Süreya'nın «Folklor Şiire Düşman» yazısına göre çağdaş şiir kelimeye dayanır ve asıl olan hikâye etmek değil kelimeler arasındaki şiirsel yüktür; folklorun kalıplaşmış deyimleri buna engeldir. Zariç, deyimlerin bağlamla yenilenebileceğini söyleyerek itiraz eder.
  5. Attilâ İlhan İkinci Yeni'yi önce biçimcilikle, 1965'ten sonra imge mekanizmasını boşa işletmekle suçladı; Armağan'a göre İlhan'ın imge kavramı hiçbir zaman net sınırlara kavuşmadı. Seçilen üç cümle anlamın düz yazıya mı, biçime mi, içeriğe bağlı imgeye mi ait olduğu tartışmasını özetler.

Kazanımlar

  • İkinci Yeni'nin bir bildiri ya da tek bir dergi olmadan nasıl bir hareket hâline geldiğini, adının nereden geldiğini ve Garip şiirine karşı konumunu açıklayabilir.
  • «Anlamsız şiir» tartışmasını, İkinci Yeni'ye yöneltilen eleştirileri ve dil sapmalarının hem yenilik hem zorlama olarak değerlendirilmesini karşılaştırabilir.
  • Cemal Süreya'nın «Folklor Şiire Düşman» yazısındaki şiirsel yük düşüncesini ve Attilâ İlhan'ın İkinci Yeni'yi imge üzerinden eleştirmesini açıklayabilir.
  • İlhan Berk, Cemal Süreya ve Attilâ İlhan'dan üç kısa cümle üzerinden anlam, biçim ve imge tartışmasını yakından okuyabilir.

Video metni

Soğuk açılış

1950'lerin ortası, İstanbul. Yeditepe adlı bir dergide bir şair, şiir okurlarına sert bir öneride bulunur: bir şey anlamak isteyenler düz yazı okusun. Şiir, der, bir şey anlatmaz.

Ağustos 1956'da Muzaffer İlhan Erdost adında genç bir eleştirmen, dağınık dergilerde çıkan bu yeni şiirlere bir ad verir. Ad tutacak, tartışma yıllarca sürecektir.

Büyük soru

Geçen kursun son ünitesinde bir edebiyat tarihçisinin, 1970'lerde, bu şairleri okuru kaçırmakla suçladığını görmüştük. Şimdi o şiirin kendisine bakıyoruz. Bir şiir anlaşılmak için mi yazılır? Anlamı bilerek geri çeken bir şiir okurundan ne ister? Ve bir bildirisi bile olmayan bir grup, nasıl olur da Türk şiirinin en çok tartışılan hareketlerinden biri hâline gelir?

Bağlam

1950'lerin başında Garip şiiri artık yeni değildir. Ömer Tuğrul Kara'nın aktardığı değerlendirmelere göre Orhan Veli ve arkadaşlarının şiirinin kötü taklitleri çoğalmış, sadeliği bir tıkanıklığa dönüşmüştür. Aynı yıllarda Sartre, Camus ve Kafka Türkiye'de tanınır; Eliot, Rimbaud ve Fransız gerçeküstücüleri okunur.

Bu ortamda birbirinden habersiz birkaç genç şair farklı dergilerde, Yenilik'te, Yeditepe'de, Şiir Sanatı'nda, Pazar Postası'nda ve A'da, önceki şiire benzemeyen şiirler yayımlar. Kara'nın saydığı adlar arasında İlhan Berk, Edip Cansever, Cemal Süreya, Ece Ayhan, Turgut Uyar ve Sezai Karakoç vardır.

Ana anlatı — Bildirisi olmayan hareket

Kara'nın alıntıladığı bir araştırmacı, İkinci Yeni'nin bir manifestosu olmadığını vurgular: ilkeleri şiirler yayımlandıkça ve tartışma yazıları çıktıkça belirginleşir. Fecr-i Âtî ya da Yedi Meşale gibi bir bildiriyle ve tek bir dergi çevresinde toplanmış bir topluluk değildir. Dağınık bir değişim, şairlerin 1956'dan itibaren Pazar Postası'nda birlikte yazmasıyla bir hareket görünümü kazanır.

Adı veren Muzaffer İlhan Erdost'tur. Kara bu konuda iki kaynağa yer verir: birine göre Erdost adı ilk kez 1956'da Pazar Postası'nda kullanır; öbürüne göre İkinci Yeni, Erdost'un 19 Ağustos 1956'da Son Havadis gazetesinde çıkan «İkinci Yeni» başlıklı yazısıyla başlatılabilir. İki tarih de aynı yaza düşer.

Neden «ikinci»? Çünkü birinci yeni Garip'tir. Kara'nın aktardığı Memet Fuat'a göre İkinci Yeni, Garip'in sadelik arayışının getirdiği yasakları kaldırır ve imgeyi yeniden başköşeye oturtur. Kara'ya göre bu yeni dil, orta sınıf insanın gündelik konuşmasını esas alan Garip diline bir tepkidir; ama yalnız bir tepki değildir, gerçeküstücülüğün aklın denetimini ve ahlak engelini tanımayan tavrından da beslenir.

Ana anlatı — Anlamsız şiir mi?

Tartışmayı ateşleyen cümleler İlhan Berk'ten gelir. Kara'nın aktardığına göre Berk'in Yeditepe'deki yazılarında söylediği bazı sözler, bu şiirin hemen «anlamsız şiir» olarak damgalanmasına yeter. Hareket «soyut şiir», «kapalı şiir», «anlamsız şiir» adlarını alır.

Asım Bezirci, Kara'nın aktardığı bir listede bu şiirin özelliklerini sayar: gelenekten kopukluk, biçimcilik, gramerde değiştirim, duyuları karıştırma, özgür çağrışım, soyutlama, anlamsızlık, akıl dışılık, kapalılık, okurdan uzaklık. Listenin bir kısmı övgü, bir kısmı suçlama gibi okunabilir; hangisinin hangisi olduğu okurun şiirden ne beklediğine bağlıdır.

Kara'nın makalesi bu şiirin dilini ayrıntılı inceler: sesle oynayan, yeni sözcükler türeten, alışılmış deyimleri bozan, şaşırtıcı tamlamalar kuran, noktalama işaretlerini reddeden bir dil. Kara bunlara «sapma» der.

Değerlendirme ikiye ayrılır. Kara'nın aktardığı bir görüşe göre dildeki bu bozulma ilk bakışta rahatsız eder ama zihni rehavetten kurtarır, okuru yeni açılımlar yakalamaya iter. Karşı yönde, akıma yakın duran Behçet Necatigil bile, Kara'nın aktardığı bir yazısında, birbiriyle ilgisiz «konserve imgeler»den ve mantığı hiçe sayan «kör mozaikler»den yakınır. Kara'nın kendi sonucu da iki yanlıdır: İkinci Yeni dilin imkânlarını araştırmada olumlu sonuçlara ulaşmış, ama bazı zorlamalarla yapay bir dil de ortaya çıkarmıştır.

Yaygın yanlış«İkinci Yeni şiiri anlamsızdır; şairler rastgele sözcükleri yan yana dizmiştir.»
Doğrusu

«Anlamsız şiir» ifadesi bu şiire rakiplerinin taktığı bir addır. Kara'nın incelediği sapmaların çoğu çağrışım uyandırmak için bilerek yapılmıştır; tartışma, anlamın olup olmadığından çok anlamın nerede ve nasıl kurulduğu üzerinedir. Kara ve Necatigil'in hatırlattığı gibi bazı örneklerde bu çaba karşılığını bulmaz.

Ana anlatı — Kelime ve imge

Hareketin kuramsal metinlerinden biri Cemal Süreya'nın Ekim 1956'da A dergisinde yayımlanan «Folklor Şiire Düşman» yazısıdır. Zariç'e göre Süreya yazıya «Çağdaş şiir geldi kelimeye dayandı» cümlesiyle başlar ve Braque'ın resim üzerine bir sözünü şiire uygular: şiirde asıl olan hikâye etmek değil, kelimeler arasında kurulacak şiirsel yüktür.

Folklor neden düşmandır? Zariç'e göre Süreya iki gerekçe gösterir: halk deyimlerinde kelimeler önceden birbirine kenetlenmiştir, aralarında yeni bir yük kurulamaz; üstelik anonim kalıplar şairin kişiliğini siler. Zariç buna itiraz eder: dil canlıdır, deyimlerin anlamı da bağlama göre değişebilir. Üstelik Süreya'nın kendisi, on üç yıl kadar sonra yazdığı bir şiirde Yunus Emre'nin Türkçeye katkısını anacak ve deyimleri bozarak da olsa şiirine alacaktır.

Karşı cepheden en sert ses Attilâ İlhan'ındır. Armağan'a göre İlhan, Aralık 1957'de İkinci Yeni'yi doğrudan hedef alan bir yazıya «Anlamsızlar Sirki ya da Şiirimizi Götürenler» başlığını koyar. 1965'ten sonra İkinci Yeni'yi «imge mekanizmasını boşa işletmek»le suçlar. Armağan'ın gözlemi ilginçtir: İlhan 1950'lerde imgeyi şiirin olmazsa olmazı sayıyordu; imgeyi yoğun kullanan bir şiiri eleştirebilmek için kavramı yeniden tanımlamak, «doğru imge» ile «yanlış imge»yi ayırmak zorunda kalır. Armağan'a göre İlhan'ın imge kavramının sınırları hiçbir zaman tam çizilemez.

Metin anı

Üç kısa cümle, üç ayrı yazardan. Önce İlhan Berk'in Yeditepe'deki sözleri, Kara'nın aktarımıyla:

Anlamın yeri düz yazıdır. Bir şey anlamak isteyenler düz yazı okusunlar. Şiir bir şey anlatmaz.

Sonra Cemal Süreya'nın 1958'de Attilâ İlhan'ın eleştirdiği cümlesi, Armağan'ın aktarımıyla:

Özün bir başına bir şiiri kurtardığı görülmemiştir; oysa biçimin böyle bir işi başarmağa çokluk gücü yetmiştir.

Son olarak Attilâ İlhan'ın 1983'te kendi eski yazılarına düştüğü bir not, yine Armağan'ın aktarımıyla:

Sosyal gerçekçilik tartışmaları sırasında ortaya attığım imge kuramı, İkinci Yeni takımı tarafından içeriğinden soyularak boşa çıkartılıp yanlış kullanılmıştı.

Berk'in cümlesi bir işbölümü önerir: anlam düz yazıya, başka bir şey şiire. O başka şeyin ne olduğunu söylemez; «şiir bir şey anlatmaz» diyerek yalnız neyin şiir olmadığını çizer. Rakiplerin «anlamsız» damgası bu boşluktan beslenir.

Süreya'nın cümlesi aynı tartışmayı öz ve biçim ekseninde kurar. «Çokluk» sözcüğüne dikkat: Süreya biçimin her zaman değil, çoğu zaman bir şiiri kurtarabileceğini söyler. Bu, «anlam önemsizdir» demek değil, anlamın biçimin içinden geçmeden şiire dönüşemeyeceğini söylemektir.

İlhan'ın notu ise bir mülkiyet iddiasıdır: imge kuramı «benim»di, onlar yanlış kullandı. Armağan'ın gösterdiği tutarsızlık bu cümlede görünür: İlhan İkinci Yeni'nin imge kullandığını zımnen kabul eder, itirazı imgenin içeriğinden «soyulması»nadır. Üç cümle yan yana konunca tartışmanın asıl sorusu belirir: şiirde anlam nerede oturur, sözcüklerin üstünde mi, arasında mı?

Cevap ve bağlantı

Bir şiir anlaşılmak için mi yazılır? İkinci Yeni'nin cevabı açık bir «hayır» değildir. Berk anlamı düz yazıya bırakır, Süreya biçimi öne alır ama içeriği yok saymaz, şiirsel yükü kelimelerin arasında arar. Rakipleri bu şiiri anlamsızlıkla ve imgeyi boşa işletmekle suçlar; Kara ile Necatigil bazı örneklerde bu suçlamanın haklı çıktığını kabul eder, ama Kara aynı hareketin şiir dilinin imkânlarını genişlettiğini de söyler.

Bildirisi olmayan bir grup nasıl hareket olur? Ortak bir ad, ortak bir dergi sayfası ve en çok da ortak rakipler sayesinde. Erdost'un verdiği ad, Pazar Postası'nın sayfaları ve «anlamsız şiir» kavgası, birbirinden habersiz yazan şairleri bir kuşak olarak görünür kıldı.

Kapanış kancası

Bu ünitede hareketin kuramına ve kavgasına baktık; şiirlerin kendisine henüz yaklaşmadık. Kapalı bir dil, imgeye yaslanan bir söyleyiş ve kelimeler arasında aranan bir yük: bu araçlar aşkı ve insanın iç dünyasını anlatmaya yöneldiğinde ne olur? İkinci Yeni'nin önde gelen iki şairi, biri aşkı biri içe dönük insanı yazarken bu dili nasıl kullandı?

Özet kartı

  1. İkinci Yeni, 1950'lerde bir bildiri ya da tek bir dergi olmadan, Yenilik, Yeditepe, Şiir Sanatı, Pazar Postası ve A gibi dergilerde birbirinden habersiz yazan şairlerin (İlhan Berk, Edip Cansever, Cemal Süreya, Ece Ayhan, Turgut Uyar, Sezai Karakoç) ortak adıdır. Adı 1956'da Muzaffer İlhan Erdost verdi.
  2. «Birinci yeni» Garip'tir; Kara'nın aktardığı değerlendirmelere göre İkinci Yeni, Garip'in sadeliğine ve konuşma diline tepki olarak imgeyi yeniden başköşeye oturttu ve gerçeküstücülükten beslendi.
  3. Berk'in sözleri hareketin «anlamsız şiir» diye damgalanmasına yol açtı. Bezirci'nin listesi değiştirim, karıştırım, özgür çağrışım, soyutlama, kapalılık ve okurdan uzaklığı sayar. Kara bu şiirin dil sapmalarını hem dilin imkânlarını genişleten bir çaba hem de zaman zaman yapay bir zorlama olarak değerlendirir; Necatigil «konserve imgeler»den yakınır.
  4. Süreya'nın «Folklor Şiire Düşman» yazısına göre çağdaş şiir kelimeye dayanır ve asıl olan hikâye etmek değil kelimeler arasındaki şiirsel yüktür; folklorun kalıplaşmış deyimleri buna engeldir. Zariç, deyimlerin bağlamla yenilenebileceğini söyleyerek itiraz eder.
  5. Attilâ İlhan İkinci Yeni'yi önce biçimcilikle, 1965'ten sonra imge mekanizmasını boşa işletmekle suçladı; Armağan'a göre İlhan'ın imge kavramı hiçbir zaman net sınırlara kavuşmadı. Seçilen üç cümle anlamın düz yazıya mı, biçime mi, içeriğe bağlı imgeye mi ait olduğu tartışmasını özetler.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
İkinci YeniThe Second New1950'lerde bildirisiz ortaya çıkan, Garip'e karşı kapalı ve imgeci bir şiir yazan şairlere verilen ad
Kapalı şiirHermetic poetryAnlamı açıkça söylemeyip okurun yorumunu kurmasını bekleyen şiir
Şiirsel yükPoetic chargeSüreya'ya göre kelimeler arasında kurulan yeni ilişkilerin taşıdığı gerilim
Dil sapmasıLinguistic deviationŞiirde dilin ses, biçim, söz dizimi, yazım ya da anlam kurallarından bilerek ayrılma
Özgür çağrışımFree associationSözcüklerin mantık sırasıyla değil birbirini çağırma biçimiyle yan yana getirilmesi

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) İkinci Yeni'yi Fecr-i Âtî ya da Yedi Meşale gibi topluluklardan ayıran nedir? Adını kim, ne zaman verdi ve «ikinci» sözcüğü neyi gösterir?
  2. (Kazanım 2) «Anlamsız şiir» adı nereden çıktı? Bezirci'nin listesi ve Kara'nın incelediği dil sapmaları bu şiir hakkında ne söyler?
  3. (Kazanım 2) Kara ve Necatigil İkinci Yeni'nin dilini nasıl değerlendirir? «İkinci Yeni şiiri anlamsızdır» yargısına nasıl cevap verilebilir?
  4. (Kazanım 3) Süreya'nın «Folklor Şiire Düşman» yazısındaki şiirsel yük düşüncesi nedir ve folkloru neden şiire düşman sayar? Attilâ İlhan'ın İkinci Yeni eleştirisi imge kavramı üzerinden nasıl gelişti?
  5. (Kazanım 4) Berk'in, Süreya'nın ve İlhan'ın seçilen cümlelerini anlamın şiirdeki yeri bakımından karşılaştırın.

Cevaplar

  1. Kara'nın aktardığı değerlendirmelere göre İkinci Yeni'nin bir manifestosu yoktur ve tek bir dergi çevresinde toplanmamıştır; şairler 1950'lerde birbirinden habersiz farklı dergilerde yazmış, ilkeler şiirler ve tartışmalar çıktıkça belirginleşmiştir. Adı Muzaffer İlhan Erdost 1956'da verdi; bir kaynağa göre Pazar Postası'nda, öbürüne göre 19 Ağustos 1956'da Son Havadis'teki yazısında. «İkinci» sözcüğü, birinci yeni sayılan Garip'ten sonra gelen ve ona karşı çıkan ikinci büyük yenilik hareketini gösterir.
  2. Kara'ya göre İlhan Berk'in Yeditepe'deki anlamın yerinin düz yazı olduğunu, şiirin bir şey anlatmadığını söyleyen sözleri, bu şiirin hemen «anlamsız şiir» diye damgalanmasına yetti. Bezirci'nin listesi gelenekten kopukluk, biçimcilik, gramerde değiştirim, duyuları karıştırma, özgür çağrışım, soyutlama, anlamsızlık, akıl dışılık, kapalılık ve okurdan uzaklığı sayar. Kara'nın incelediği sapmalar sesle oynamayı, yeni sözcük türetmeyi, deyimleri bozmayı, şaşırtıcı tamlamaları ve noktalamayı reddetmeyi kapsar; bunlar dilin bilerek kural dışına taşındığını gösterir.
  3. Kara, İkinci Yeni'nin dilin imkânlarını araştırmada olumlu sonuçlara ulaştığını ama bazı zorlamalarla yapay bir dil ortaya çıkardığını söyler; aktardığı bir görüşe göre bu bozulma zihni rehavetten kurtarır. Necatigil ise birbiriyle ilgisiz «konserve imgeler»den ve mantığı hiçe sayan «kör mozaikler»den yakınır. «Anlamsızdır» yargısına, «anlamsız şiir»in rakiplerin taktığı bir ad olduğu, sapmaların çoğunun çağrışım için bilerek yapıldığı ve asıl tartışmanın anlamın nerede ve nasıl kurulduğu olduğu söylenerek cevap verilebilir; ama bazı örneklerde bu çabanın karşılık bulmadığı da kabul edilmelidir.
  4. Zariç'e göre Süreya «Çağdaş şiir geldi kelimeye dayandı» der ve Braque'tan hareketle şiirde asıl olanın hikâye etmek değil kelimeler arasında kurulacak şiirsel yük olduğunu savunur. Folkloru iki nedenle düşman sayar: deyimlerdeki kelimeler önceden birbirine kenetlenmiştir, yeni bir yük kurulamaz; anonim kalıplar şairin kişiliğini siler. Armağan'a göre Attilâ İlhan 1957'de İkinci Yeni'yi «Anlamsızlar Sirki» diye nitelendirip önce biçimcilikle eleştirir; 1958'den sonra imgeye döner, 1965'ten sonra ise onu «imge mekanizmasını boşa işletmek»le suçlar ve «doğru imge»yi ayırmak için kavramı yeniden tanımlamak zorunda kalır.
  5. Berk anlamı düz yazıya bırakır ve şiirin «bir şey anlatmadığını» söyleyerek yalnız neyin şiir olmadığını çizer; bu boşluk «anlamsız» damgasını besler. Süreya öz ile biçimi karşılaştırır ve «çokluk» sözcüğüyle biçimin çoğu zaman bir şiiri kurtarabildiğini söyler; bu, anlamı yok saymak değil, anlamın biçimden geçerek şiire dönüşmesini istemektir. İlhan ise imgenin içeriğe bağlı olması gerektiğini, İkinci Yeni'nin onu içeriğinden soyduğunu savunur; bu cümle, onun İkinci Yeni'nin imge kullandığını zımnen kabul ettiğini de gösterir.

Okuma

  • Ömer Tuğrul Kara, «Türkçenin Kuralları Dışına Çıkan Bir Topluluk: İkinci Yeniciler» (2013).
  • Mahfuz Zariç, «Cemal Süreya'nın "Folklor Şiire Düşman" Başlıklı Denemesi Işığında…» (2014) ve Yalçın Armağan, «"Image"dan "İmge"ye Attilâ İlhan'ın Edebiyat "Savaşı"» (2014).
  • Bir İkinci Yeni şiirini seçin ve iki kez okuyun: ilk okumada «ne anlatıyor?» sorusunu sorun, ikincisinde yalnız yan yana gelen kelimelerin birbirine ne yaptığına bakın. Hangi okuma size daha çok şey verdi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:00 Soğuk açılış: bir dergi sayfasında bir şiir; kenara bir soru işareti düşer. Bir gazete başlığında «İkinci Yeni» sözcükleri belirir.
  • 1:00–1:40 Büyük soru: düz yazı bir paragraf ile dağınık dizeler yan yana; paragraf düzgün akar, dizeler havada asılı kalır.
  • 1:40–3:20 Bağlam: 1950'lerin İstanbul'unda bir kitapçı vitrini, çeviri kitaplar; beş altı dergi kapağı farklı köşelerden gelip bir masada üst üste konur.
  • 3:20–5:40 Ana anlatı — Bildirisi olmayan hareket: bildirisi olan eski toplulukların kitap kapakları solar; boş bir bildiri kâğıdı; Garip'in sade dizeleri yerine renkli imgeler dolar.
  • 5:40–8:40 Ana anlatı — Anlamsız şiir mi?: bir liste satır satır yazılır; sözcükler yer değiştirir, noktalama işaretleri sayfadan düşer; bir mozaik parçaları dağılır ve yeniden toplanır.
  • 8:40–11:00 Ana anlatı — Kelime ve imge: iki sözcük arasında bir yay gerilir; bir halk deyiminin kelimeleri birbirine zincirlenmiş durur. Karşıda bir sirk çadırı başlığı ve bir imge makinesinin boşa dönen dişlileri.
  • 11:00–13:10 Metin anı: üç cümle üç kâğıtta; her birinden «anlam» sözcüğü farklı bir yere taşınır: düz yazıya, biçime, içeriğe.
  • 13:10–13:50 Cevap ve bağlantı: dağınık dergi sayfaları tek bir gazete sayfasında birleşir.
  • 13:50–14:20 Kapanış kancası: bir aşk mektubu ile kapalı bir oda kapısı yan yana.

Telaffuz

  • Muzaffer İlhan Erdost: «mu-zaf-FER il-HAN er-DOST»; İlhan Berk: «il-HAN BERK»; Edip Cansever: «e-DİP can-se-VER»; Cemal Süreya: «ce-MAL sü-rey-YA»; Ece Ayhan: «e-CE ay-HAN»; Turgut Uyar: «tur-GUT u-YAR»; Sezai Karakoç: «se-zaa-İ ka-ra-KOÇ».
  • Yeditepe: «ye-di-te-PE»; Pazar Postası: «pa-ZAR pos-ta-SI»; Son Havadis: «SON ha-vaa-DİS»; Asım Bezirci: «aa-SIM be-zir-Cİ»; Behçet Necatigil: «beh-ÇET ne-caa-ti-GİL»; Attilâ İlhan: «at-ti-LAA il-HAN»; Braque: «BRAK».
  • Ömer Tuğrul Kara: «ö-MER tuğ-RUL ka-RA»; Mahfuz Zariç: «mah-FUZ za-RİÇ»; Yalçın Armağan: «yal-ÇIN ar-ma-ĞAN».