İçeriğe geç

Ünite EDB-210-08 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Garip hareketi

EDB-210 Cumhuriyet Dönemi I (1923–1950)

2.235 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 10 dk

  • Birinci Yeni
  • parodi
  • alt-metin
  • poetik şiir
  • küçük adam
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Orhan Veli (1914-1950), Oktay Rifat ve Melih Cevdet Ankara'da okul arkadaşıydı; Orhan Veli'nin yeni tarzdaki ilk şiirleri 1937'de Varlık'ta çıktı. Mayıs 1941'de Garip ortak kitabı yayımlandı; 1945'teki ikinci baskı yalnız Orhan Veli'nin şiirlerini içeriyordu.
  2. Daşcıoğlu'na göre Orhan Veli'nin şiiri küçük şeyleri ve küçük adamı anlatır, sonunu çoğu zaman ironi ve parodiyle bir nükteye bağlar; başlangıçta Fransız sürrealistlerinden, 1945'ten sonra halk edebiyatından etkilenir.
  3. Kunduracı'ya göre Garip, Ahmet Hâşim'in şiirlerini yeniden yazarak parodi eder: «Eskiler Alıyorum», «Cânân» ve «Karanfil» bu poetik şiirlerdendir; Hâşim'in estetiği Garip'in altında okunan bir palimpsesttir.
  4. Garip hece şairlerinden, toplumcu gerçekçilerden, Attila İlhan'dan ve İkinci Yeni'den eleştiri aldı; Okay'a göre bireyci bir zevkten tümüyle kurtulamadı. Yine de Daşcıoğlu'na göre eski vezinli, şairane söyleyiş Garip'ten sonra terk edildi ve modern Türk şiiri Orhan Veli'ye borçludur.
  5. Hâşim'in «Karanfil»i (1926) geleneksel benzetmelerle kurulmuş kapalı bir aşk şiiridir; Orhan Veli'nin «Karanfil»i (1939) aynı imgeyi Varşova'da ölen on bin kişinin yanına koyarak benzetme sanatını gülünç düşürür ve Hâşim'in dizesini tırnak içinde bir iğne gibi bitişe yerleştirir.

Kazanımlar

  • Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet'in Ankara'daki okul arkadaşlığından 1941'deki Garip kitabına ve 1945'teki ikinci baskıya uzanan hareketin tarihini açıklayabilir.
  • Garip şiirinin küçük adamı, gündelik dili ve ironik bitişlerini, önceki şiire yönelik bir karşı çıkış olarak açıklayabilir.
  • Garip'in Ahmet Hâşim şiirini parodi yoluyla yeniden yazdığı «poetik şiirleri» ve harekete yöneltilen eleştirileri karşılaştırabilir.
  • Ahmet Hâşim'in ve Orhan Veli'nin «Karanfil» şiirlerini yan yana okuyarak bir şiirin başka bir şiiri nasıl dönüştürdüğünü yorumlayabilir.

Video metni

Soğuk açılış

1926'da yayımlanan bir şiir kitabında bir karanfil vardır. Sevgilinin dudağından getirilmiş bir damla alevdir; gönül ona pervane kesilmiştir.

On üç yıl sonra, Eylül 1939'da Almanya Polonya'yı işgal eder. Kısa bir süre sonra bir dergide aynı adı taşıyan başka bir şiir çıkar. O da bir karanfilden söz eder; ama bu kez yanında Varşova'da ölen on bin kişi ve bir motorlu kıta vardır.

İlk karanfil Ahmet Hâşim'indir. İkincisi, Hâşim'in şiirini tersine çeviren genç bir şairin: Orhan Veli'nin.

Büyük soru

Akademinin başlangıç ünitelerinden birinde Garip önsözünün vezni, kafiyeyi ve «şairanelik»i nasıl reddettiğini görmüştük. Ama bir hareket yalnızca bir önsözle yaşamaz. Üç genç şair eski şiiri reddederken ne yaptılar? Onu sadece bıraktılar mı, yoksa alıp içini boşaltarak yeniden mi yazdılar? Ve bu tavır, kendilerinden sonrakilerin gözünde neyi kazandırdı, neyi eksik bıraktı?

Bağlam

Yılmaz Daşcıoğlu'nun DİA'daki Orhan Veli maddesine göre şair 1914'te İstanbul'da doğar; babası Muzıka-yı Hümâyun'da klarnetçilik, sonra Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nda şeflik yapmış bir müzisyendir. Aile Ankara'ya taşınır; Orhan Veli Ankara Erkek Lisesi'nde okur. Daşcıoğlu'na göre lisede hocaları arasında Ahmet Hamdi Tanpınar vardır; «Garip» ya da «Birinci Yeni» diye bilinecek hareketi birlikte başlatacağı Oktay Rifat ve Melih Cevdet de okul arkadaşlarıdır.

Daşcıoğlu'na göre Orhan Veli'nin şiirleri 1936'dan itibaren Varlık'ta çıkmaya başlar; yeni tarzdaki ilk şiirleri Eylül 1937'de yayımlanır ve olumlu olduğu kadar olumsuz tepki de alır. Mayıs 1941'de üç arkadaş Garip adlı ortak kitabı çıkarır. 1945'te Orhan Veli kitabın yalnız kendi şiirlerini içeren ikinci baskısını yayımlar. 1949-1950'de arkadaşlarıyla Yaprak dergisini çıkarır; 14 Kasım 1950'de, Ankara'da bir inşaat çukuruna düşmesinden kaynaklanan beyin kanaması sonucu İstanbul'da ölür.

Ana anlatı — Küçük adam ve nükte

Daşcıoğlu'na göre Orhan Veli'nin şiirlerinin içerik bakımından en önemli özelliği, küçük şeyleri ve küçük adamı konu edinmesidir. Bir mezar taşı yazısı biçimindeki bir şiirde sıradan bir adamın ölümünün bu kadar ilgi çekmesi, Daşcıoğlu'na göre sıradan insanın da dikkate değer olduğunu göstermesindendir.

Bu şiirin bir de bitiş biçimi vardır. Daşcıoğlu'na göre şiirin sonunun ironi ya da parodi gibi tekniklerle bir nükteye bağlanması Orhan Veli'nin başlıca özelliklerindendir. Espriyle duyguyu birleştiren, konuşma dili edasıyla yazılan bu şiirler kısa zamanda popüler olur. Daşcıoğlu'na göre propagandacı olmayan bir toplumsal eleştiri, aşk ve yaşama sevinci de sık görülen öğelerdir.

Hareketin kaynakları da tartışılmıştır. Daşcıoğlu'na göre yeni tarzdaki şiirlerin başlangıçta Fransız sürrealistlerinin, 1945'ten itibaren ise halk edebiyatı ürünlerinin etkisini taşıdığı kabul edilir. Garip, bir yandan Batı'nın en yeni akımlarından, bir yandan da halkın sözünden beslenir.

Ana anlatı — Eskiyi yeniden yazmak

Garip bir önsözle eski şiiri reddetti; ama Gizem Kunduracı'ya göre bu reddin asıl alanı şiirlerin kendisidir. Kunduracı'ya göre Garip, başta Ahmet Hâşim tarzındaki şiir anlayışı olmak üzere kendinden önceki poetikalara ait şiirleri yeniden yazarak dönüştürür ve parodi eder. Bu parodi şiirleri, Garip'in tasavvur ettiği şiirin ne olmadığını gösteren metinlerdir.

Kunduracı birkaç örnek verir. Hâşim'in bir şiirindeki «Göllerde bu dem bir kamış olsam» dizesi, Orhan Veli'nin «Eskiler Alıyorum» şiirinde «Bir de rakı şişesinde balık olsam»a dönüşür. Hâşim'in «Havuz» şiirinde akşamları havuzun üstünde görünen, gündüzleri gelmeyen «Cânân», Orhan Veli'de Balıkpazarı'na hiç gelmeyen bir sevgiliye dönüşür. Kunduracı'ya göre «Eskiler Alıyorum» bu yolla burlesk bir veçhe kazanır.

Kunduracı'nın vardığı sonuç ilginçtir: Hâşim'in estetiği Garip poetikasının bir palimpsestidir, yani onun altında hep okunan eski yazıdır. Garip, Hâşim'i silmek isterken onu her şiirde yeniden yazmak zorunda kalır. Reddedilen, reddin malzemesi olur.

Yaygın yanlış«Garip şairleri eski şiiri okumadan, ondan habersiz bir şiir kurdu.»
Doğrusu

Kunduracı'ya göre Garip, Hâşim'in şiirlerini yakından tanıyarak, dizelerini, sözcüklerini ve başlıklarını bile koruyarak onları yeniden yazar ve parodi eder. «Karanfil»de başlık bile değişmez. Eskiye karşı çıkmak için eskiyi bilmek gerekir; Garip'in ironisi, alay ettiği şiirin iyi bilinmesine dayanır.

Ana anlatı — Kazanılan ve eleştirilen

Garip'e yöneltilen eleştiriler birbirini izleyen kuşaklardan gelir. Daşcıoğlu'na göre Orhan Veli'nin şiiri önce hece vezni geleneğinden gelen şairler, sonra toplumcu gerçekçiler, Attila İlhan ve İkinci Yeni şairleri tarafından eleştirilir. Eleştirinin yönü her kuşakta değişir; eleştirilen şey ise hep aynı şiirdir.

Kunduracı, M. Orhan Okay'ın Poetika Dersleri'ne dayanarak bir çekince daha aktarır. Buna göre Garip, kendinden önceki ekoller gibi, bireyci bir yaklaşımla küçük burjuva zevkine hitap etmekten tümüyle uzak durmamıştır; çalışanların zevkine hitap etmek yerine, çalışanların zevkinin yükselmesini beklemek söz konusudur. Küçük adamı anlatan şiir, her zaman küçük adamın okuduğu şiir değildir.

Ama Daşcıoğlu'nun maddesi bir kazanımı da açıkça kaydeder: vezinli, kafiyeli, şiire özgü kelime ve söyleyişler içeren eski anlayış Garip hareketinden sonra terk edilmiştir. Daşcıoğlu'na göre İkinci Yeni ve sonraki modern Türk şiiri bu bakımdan Orhan Veli'ye çok şey borçludur. Garip'i eleştiren kuşaklar bile, onun açtığı serbest alanda yazmıştır.

Metin anı

İki şiir, aynı başlıkla. Önce Ahmet Hâşim'in «Karanfil»i:

Yârin dudağından getirilmiş
Bir katre alevdir bu karanfil,
Rûhum acısından bunu bildi
Düştükçe vurulmuş gibi, yer yer,
Kızgın kokusundan kelebekler,
Gönlüm ona pervâne kesildi.

On üç yıl sonra, Orhan Veli'nin «Karanfil»i:

Hakkınız var, güzel değildir ihtimal
Mübalağa sanatı kadar
Varşova'da ölmesi on bin kişinin
Ve benzememesi
Bir motorlu kıtanın bir karanfile,
'Yârin dudağından getirilmiş'

Hâşim'in şiirinde her şey bir benzetmeye bağlıdır. Karanfil dudaktan getirilmiş bir alev damlasıdır; kelebekler kokusundan vurulur; gönül pervane olur. Kunduracı'ya göre sevgilinin dudağı ile çiçek arasındaki benzetme de, âşık ile pervane arasındaki ilgi de Türk şiirinin geleneksel metaforlarıdır. Şiir kısa, müzikli ve kapalı bir dünyadır.

Orhan Veli'nin şiiri aynı başlıkla başlar ve ilk kelimesiyle bir tartışmaya girer: «Hakkınız var». Kime hak verilir? Güzellik adına savaşın şiire konu olamayacağını düşünenlere. Sonra ironi gelir: on bin kişinin ölmesi «mübalağa sanatı» kadar güzel değildir. Söz sanatının adı, bir katliamın yanına konur. Motorlu kıta karanfile benzemez; benzetme sanatının kendisi burada iş görmez olur.

Son dize tırnak içindedir: «Yârin dudağından getirilmiş». Hâşim'in ilk dizesi olduğu gibi alınmıştır. Kunduracı'nın alt-metin dediği şey burada görünür: eski şiir, yeni şiirin içinde bir alıntı olarak durur ve 1939'un dünyasında anlamını yitirir. Daşcıoğlu'nun nükteli bitiş dediği teknik de buradadır: şiir bir alıntıyla, bir iğneyle biter.

Cevap ve bağlantı

Üç genç şair eski şiiri reddederken ne yaptı? Önsöz vezni, kafiyeyi ve şairaneliği reddetti; şiirler ise eski şiiri alıp yeniden yazdı. Kunduracı'ya göre Garip, Hâşim'in şiirlerini parodi ederek kendi poetikasını kurar; eski şiir, yeni şiirin içinde hep okunan bir alt yazıdır. Orhan Veli'nin «Karanfil»i bunu en açık gösteren örnektir: bir benzetmenin, bir savaşın karşısında nasıl gülünç düştüğünü gösterir.

Bu tavır neyi kazandırdı, neyi eksik bıraktı? Daşcıoğlu'na göre eski vezinli, kafiyeli, şairane söyleyiş Garip'ten sonra terk edildi ve modern Türk şiiri Orhan Veli'ye çok şey borçludur. Aynı madde, hece şairlerinden İkinci Yeni'ye kadar uzanan eleştirileri de kaydeder; Okay'ın çekincesi Garip'in küçük adamı anlatırken bireyci bir zevkin içinde kaldığını hatırlatır. Garip bir kapıyı açtı; sonrakiler o kapıdan girip Garip'i de eleştirdi.

Kapanış kancası

Daşcıoğlu'na göre Orhan Veli'nin lisedeki hocalarından biri Ahmet Hamdi Tanpınar'dı. Öğrencisi eski şiiri alaya alıp «eskiler alıyorum» derken, hocası geçmişi bir yük değil, içinde yaşanan bir zaman olarak anlatan şiirler ve romanlar yazacaktı. Eskiyi bırakmak mı, eskinin içinde kaybolmadan onunla yaşamak mı?

Özet kartı

  1. Orhan Veli (1914-1950), Oktay Rifat ve Melih Cevdet Ankara'da okul arkadaşıydı; Orhan Veli'nin yeni tarzdaki ilk şiirleri 1937'de Varlık'ta çıktı. Mayıs 1941'de Garip ortak kitabı yayımlandı; 1945'teki ikinci baskı yalnız Orhan Veli'nin şiirlerini içeriyordu.
  2. Daşcıoğlu'na göre Orhan Veli'nin şiiri küçük şeyleri ve küçük adamı anlatır, sonunu çoğu zaman ironi ve parodiyle bir nükteye bağlar; başlangıçta Fransız sürrealistlerinden, 1945'ten sonra halk edebiyatından etkilenir.
  3. Kunduracı'ya göre Garip, Ahmet Hâşim'in şiirlerini yeniden yazarak parodi eder: «Eskiler Alıyorum», «Cânân» ve «Karanfil» bu poetik şiirlerdendir; Hâşim'in estetiği Garip'in altında okunan bir palimpsesttir.
  4. Garip hece şairlerinden, toplumcu gerçekçilerden, Attila İlhan'dan ve İkinci Yeni'den eleştiri aldı; Okay'a göre bireyci bir zevkten tümüyle kurtulamadı. Yine de Daşcıoğlu'na göre eski vezinli, şairane söyleyiş Garip'ten sonra terk edildi ve modern Türk şiiri Orhan Veli'ye borçludur.
  5. Hâşim'in «Karanfil»i (1926) geleneksel benzetmelerle kurulmuş kapalı bir aşk şiiridir; Orhan Veli'nin «Karanfil»i (1939) aynı imgeyi Varşova'da ölen on bin kişinin yanına koyarak benzetme sanatını gülünç düşürür ve Hâşim'in dizesini tırnak içinde bir iğne gibi bitişe yerleştirir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Birinci YeniThe First New1941'deki Garip kitabı etrafında oluşan şiir hareketinin, İkinci Yeni'den ayırmak için kullanılan adı
ParodiParodyBir metni taklit ederek anlamını tersine çeviren ironik yeniden yazım
Alt-metinHypotextYeni bir metnin üzerine kurulduğu, dönüştürdüğü önceki metin
Poetik şiirPoem about poetryKonusu şiirin kendisi olan, bir şiir anlayışını dizelerle savunan ya da eleştiren şiir
Küçük adamThe little manBüyük kahramanlar yerine sıradan, görünmeyen insanın edebiyatın konusu olması

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Garip hareketinin üç şairi nasıl bir araya geldi? Garip'in 1941 ve 1945 baskıları arasında ne fark vardır?
  2. (Kazanım 2) Daşcıoğlu'na göre Orhan Veli'nin şiirinin içerik ve bitiş bakımından temel özellikleri nelerdir? Hangi kaynaklardan beslendiği kabul edilir?
  3. (Kazanım 3) Kunduracı'ya göre Garip, Ahmet Hâşim'in şiirleriyle nasıl bir ilişki kurar? «Eskiler Alıyorum» ve «Cânân»dan örnekler verin.
  4. (Kazanım 3) Garip'e hangi kuşaklardan eleştiri geldi ve Okay'ın çekincesi nedir? Daşcıoğlu hareketin kalıcı etkisini nasıl değerlendirir?
  5. (Kazanım 4) İki «Karanfil» şiirini karşılaştırın. Orhan Veli, Hâşim'in şiirini hangi yollarla dönüştürür ve bitiş dizesi nasıl bir işlev görür?

Cevaplar

  1. Daşcıoğlu'na göre Oktay Rifat ve Melih Cevdet, Orhan Veli'nin Ankara Erkek Lisesi'nden okul arkadaşlarıdır; Orhan Veli'nin yeni tarzdaki ilk şiirleri Eylül 1937'de Varlık'ta çıktı ve olumlu, olumsuz tepkiler aldı. Üç arkadaş Mayıs 1941'de Garip adlı ortak kitabı yayımladı; kitabın önsözünü özellikle Orhan Veli yazdı. 1945'te yayımlanan ikinci baskı ise yalnızca Orhan Veli'nin şiirlerini içerir.
  2. Daşcıoğlu'na göre Orhan Veli'nin şiirinin içerik bakımından en önemli özelliği küçük şeyleri ve küçük adamı konu edinmesidir; sıradan insanın da dikkate değer olduğunu gösterir. Şiirin sonu çoğu zaman ironi ya da parodi gibi tekniklerle bir nükteye bağlanır; espriyle duyguyu birleştiren, konuşma dili edasıyla yazılan bu şiirler hızla popüler olur. Başlangıçta Fransız sürrealistlerinin, 1945'ten sonra halk edebiyatı ürünlerinin etkisini taşıdığı kabul edilir.
  3. Kunduracı'ya göre Garip, Hâşim tarzındaki şiir anlayışını reddederken onun şiirlerini yeniden yazarak dönüştürür ve parodi eder; bu parodi şiirleri Garip'in tasavvur ettiği şiirin ne olmadığını gösterir ve Hâşim'in estetiği Garip'in altında okunan bir palimpsesttir. «Eskiler Alıyorum»da Hâşim'in «Göllerde bu dem bir kamış olsam» dizesi «Bir de rakı şişesinde balık olsam»a dönüşür ve şiir burlesk bir veçhe kazanır. «Cânân»da Hâşim'in «Havuz» şiirinde akşamları havuzun üstünde görünen sevgili, Balıkpazarı'na hiç gelmeyen bir sevgiliye dönüşür.
  4. Daşcıoğlu'na göre Orhan Veli'nin şiiri önce hece vezni geleneğinden gelen şairler, sonra toplumcu gerçekçiler, Attila İlhan ve İkinci Yeni şairleri tarafından eleştirildi. Kunduracı'nın aktardığı Okay'a göre Garip, bireyci bir yaklaşımla küçük burjuva zevkine hitap etmekten tümüyle uzak durmadı; çalışanların zevkine hitap etmek yerine onların zevkinin yükselmesini bekledi. Daşcıoğlu'na göre yine de vezinli, kafiyeli, şairane söyleyiş Garip'ten sonra terk edildi ve İkinci Yeni ile sonraki modern Türk şiiri Orhan Veli'ye çok şey borçludur.
  5. Hâşim'in şiiri geleneksel benzetmelerle kurulur: karanfil sevgilinin dudağından getirilmiş bir alev damlasıdır, kelebekler kokusundan vurulur, gönül pervane olur; kısa, müzikli, kapalı bir aşk dünyasıdır. Orhan Veli aynı başlığı alır, ama şiiri bir tartışmayla açar («Hakkınız var»); Varşova'da on bin kişinin ölmesini «mübalağa sanatı»nın yanına koyarak söz sanatını ironik biçimde gülünç düşürür; motorlu kıtanın karanfile benzemediğini söyleyerek benzetmenin işlemediğini gösterir. Son dize Hâşim'in ilk dizesinin tırnak içinde aynen alınmasıdır: eski şiir, yeni şiirin içinde bir alıntı olarak durur ve 1939'un dünyasında anlamını yitirir; bu, nükteli bir iğne gibi çalışan bitiştir.

Okuma

  • Yılmaz Daşcıoğlu, «Kanık, Orhan Veli» (DİA EK-2) — hayatı, Garip ve şiirinin alımlanışı.
  • Gizem Kunduracı, «Poetik Yenidenyazım: "Karanfil" Şiirleri Ekseninde Ahmet Hâşim ve Orhan Veli Poetikalarında Metinsel Aşkınlık İlişkilerinin İşlevleri» (2023).
  • Ahmet Hâşim, Piyâle'den «Karanfil» ve «Havuz»; Orhan Veli, «Karanfil», «Eskiler Alıyorum», «Cânân». Her Orhan Veli şiirinin yanına, dönüştürdüğü Hâşim dizesini yazın. Hangi kelimeler olduğu gibi kalmış, hangileri değişmiş?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:10 Soğuk açılış: bir kitap sayfasında kırmızı bir karanfil, etrafında kelebekler; sayfa çevrilir, bir takvimde «Eylül 1939», bir haritada Varşova'ya uzanan oklar; aynı karanfil bir dergi sayfasında yeniden belirir.
  • 1:10–1:55 Büyük soru: bir önsöz sayfası; ardından eski bir şiir sayfası, üstüne yeni bir sayfa yarı saydam biçimde biner.
  • 1:55–3:40 Bağlam: Ankara'da bir lise koridoru, üç genç öğrenci; bir dergi kapağı, «1937»; ince bir kitap, «Garip, 1941»; ikinci baskının kapağında tek bir ad.
  • 3:40–5:50 Ana anlatı — Küçük adam ve nükte: bir kalabalık içinden sıradan bir adam seçilir; bir şiirin son satırında göz kırpan bir işaret.
  • 5:50–8:40 Ana anlatı — Eskiyi yeniden yazmak: bir göl ve bir kamış, yerine bir rakı şişesi ve bir balık; bir havuz başında bir kadın silueti, yerine bir balık pazarı. Eski yazı, yeni yazının altından hafifçe görünür.
  • 8:40–10:40 Ana anlatı — Kazanılan ve eleştirilen: art arda dört grup gölgesi bir kürsüden konuşur; en sonda açık bir kapı ve içeri giren yeni şairler.
  • 10:40–13:10 Metin anı: ekran ikiye bölünür; solda Hâşim'in şiiri alev renginde, sağda Orhan Veli'ninki gri bir haber fotoğrafının üstünde. Son dize soldan sağa kayar ve tırnak içine girer.
  • 13:10–13:50 Cevap ve bağlantı: iki karanfil yan yana; biri yanar, biri kurur.
  • 13:50–14:20 Kapanış kancası: bir lise sınıfında kürsüdeki bir öğretmen; tahtada bir saat çizimi.

Telaffuz

  • Orhan Veli Kanık: «or-HAN ve-Lİ ka-NIK»; Oktay Rifat: «ok-TAY rii-FAT»; Melih Cevdet Anday: «me-LİH cev-DET an-DAY»; Garip: «gaa-RİP»; Yaprak: «yap-RAK»; Muzıka-yı Hümâyun: «mu-zı-ka-yı hü-maa-YUN».
  • Ahmet Hâşim: «ah-MET haa-ŞİM»; Piyâle: «pi-yaa-LE»; katre: «kat-RE»; pervâne: «per-vaa-NE»; mübalağa: «mü-baa-la-ĞA»; Cânân: «caa-NAAN».
  • Yılmaz Daşcıoğlu: «yıl-MAZ daş-cı-oğ-LU»; Gizem Kunduracı: «gi-ZEM kun-du-ra-CI»; M. Orhan Okay: «or-HAN o-KAY».