İçeriğe geç

Ünite EDB-210-07 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Nazım Hikmet II

EDB-210 Cumhuriyet Dönemi I (1923–1950)

2.065 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · anlatım 9 dk

  • roman-şiir
  • paralel kurgu
  • tipleştirme
  • devrimci romantizm
  • olumlu tip
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Memleketimden İnsan Manzaraları 1941'de, şairin 1938'den 1950'ye uzanan mahkûmiyeti sırasında yazılmaya başlandı. Eser, Memet Fuat'ın hazırladığı beş cilt olarak ancak 1966-1967'de yayımlandı.
  2. Eser dizeyi, roman anlatımını, senaryo sahnesini, oyun konuşmasını ve tarihi bir arada kullanarak II. Meşrutiyet'ten 1940'lara Türkiye'nin toplumsal tarihini bir mahşer sahnesi olarak kurar.
  3. Bulduker'e göre eser Haydarpaşa'da 1941 baharında başlar; on beş kırk beş treni ertesi sabah Ankara'ya varır. Anadolu Sürat Katarı ile yoksulların treni aynı anda yol alır; paralel kurgu bir sınıf haritası çizer.
  4. Yetiş'e göre şair kişilerini tipleştirmekten kaçınır ve memleket gerçeğine uygun bir çeşitlilik kurar; eserin çekirdeği «Meşhur Adamlar Ansiklopedisi» şiiridir. Bulduker eseri alt yapı-üst yapı karşıtlığı, sınıf çatışması, devrimci romantizm ve olumlu tip kavramlarıyla okur.
  5. Seçilen parçalarda bir heybe bir ülkenin ulaşım tarihini taşır, merdiven dizesi garın gerçek merdivenine dönüşür ve bozkırı geçen tren «ufacık fakat cesur» bir oyuncak olarak bir umudu taşır.

Kazanımlar

  • Memleketimden İnsan Manzaraları'nın hapishanede yazılışını, yıllar sonra yayımlanışını ve beş kitaplık yapısını açıklayabilir.
  • Eserin şiir, roman, senaryo ve oyunu bir araya getiren biçimini; Haydarpaşa'dan kalkan tren çerçevesini ve iki trenin paralel anlatımını açıklayabilir.
  • Esere dair farklı okumaları — kişilerin tipleştirilmeyişini öne çıkaran okuma ile Marksist estetiğin kavramlarıyla yapılan okuma — karşılaştırabilir.
  • Açılış bölümünden ve tren imgesinden seçilen kısa parçalarda merdivenin, eşyanın ve trenin bir toplumsal manzarayı nasıl kurduğunu okuyabilir.

Video metni

Soğuk açılış

1941 baharı, İstanbul, Haydarpaşa Garı. Saat on beş. Merdivenlerde sepetler, heybeler, insanlar vardır; kimi iner, kimi çıkar, kimi durup bekler. Bir işsiz usta, kimsesiz bir çocuk, kelepçeli genç bir işçi ve onu götüren jandarmalar aynı basamaklardadır.

Az sonra bir tren kalkacak ve bir ülkenin yolcularını Anadolu'ya taşıyacaktır.

Bu sahneyi yazan adam, o sırada hiçbir trene binemez. Bir hapishanededir. Ve bu tren yolculuğu, Türk şiirinin en uzun, en kalabalık eserlerinden birinin başlangıcıdır.

Büyük soru

Bir önceki ünitede genç Nazım Hikmet'in bir makine olmak istediğini gördük: sesler, basamaklar, türbinler. On sekiz yıl kadar sonra aynı şair hapishanede başka bir şey yazar: yüzlerce insanın adını, işini, korkusunu, umudunu. Bir şiir bir ülkenin bütün insanlarını nasıl sığdırabilir? Ve bu insanlar birer kişi midir, yoksa bir fikrin temsilcileri mi?

Bağlam

Bir önceki ünitede şairin 1938'de ağır bir hapis cezası aldığını görmüştük. Kahraman'ın anlatımıyla bu cezanın yılları İstanbul Sultanahmet, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde geçer; şair ancak 1950 Temmuz'unda serbest kalır. Memleketimden İnsan Manzaraları'nın yazımı bu yılların ortasında, 1941'de başlar.

Eser uzun süre yayımlanamaz. Kahraman'a göre şairin eserleri uzun süre basılamamış, 1965'ten sonra yeniden yayımlanmaya başlamıştır; maddenin eser listesine göre Memleketimden İnsan Manzaraları, Memet Fuat'ın hazırladığı beş cilt hâlinde 1966-1967'de çıkar. Yani eser, yazıldığı yıllardan çeyrek yüzyıl sonra okura ulaşır.

Ana anlatı — Bir kitabın içinde her tür

Kahraman eserin biçimini bir karışım olarak tarif eder: dizeler, roman bölümleri, senaryo sahneleri, oyun konuşmaları ve tarih aynı kitapta yer alır; II. Meşrutiyet'ten 1940'lara kadar, dünya olaylarıyla birlikte Türkiye'nin toplumsal tarihini, insanların kaynaştığı bir mahşer sahnesi hâlinde ortaya koyar.

Bulduker'e göre eser, her biri farklı sayıda bölümden oluşan beş kitaptan kurulur ve «Haydarpaşa garında / 1941 baharında» dizeleriyle başlar. Bulduker'e göre açılışta saat on beştir; on beş kırk beşte kalkan tren ertesi sabah Ankara'ya varır. Kitabın büyük bölümü bu yolculuğun içinde, tren penceresinden ve kompartımanlardan anlatılır.

Tren bir araç olmanın ötesindedir. Bulduker'in aktardığı bir değerlendirmeye göre bu tren ve tren hattı, mekânı, mekânlar arasındaki bağlantıları ve zamanı birlikte temsil eden bir omurgadır. Bulduker ayrıca treni, Nazım Hikmet'in ilk döneminden gelen makine ve hız ilgisine bağlar.

Ana anlatı — İki tren, bir ülke

Eserin en çarpıcı kurgusal buluşu, aynı anda yol alan iki trendir. Bulduker'e göre ikinci kitapta Anadolu Sürat Katarı sahneye çıkar. Saat 21:57'de bu tren Sapanca'dayken, on beş kırk beş treni Bilecik istasyonuna girer. Bulduker'e göre Sürat Katarı'nda üst sınıftan insanlar vardır; öbür tren yoksulları taşır.

Böylece bir coğrafya, bir sınıf haritasına dönüşür. Aynı hattın üstünde, aynı saatte, iki ayrı Türkiye yol alır: birinde yoksullar, öbüründe başka bir hayatın insanları. Şiir, sinemanın bir tekniğiyle bir toplumun katmanlarını gösterir.

Yaygın yanlış«*Memleketimden İnsan Manzaraları* yazıldığı yıllarda yayımlanmış ve okunmuş bir eserdir.»
Doğrusu

Şair eseri 1941'de, cezaevindeyken yazmaya başlar; eserleri uzun süre basılamaz ve ancak 1965'ten sonra yeniden yayımlanmaya başlar. Memleketimden İnsan Manzaraları beş cilt olarak 1966-1967'de çıkar. Eserin okurla buluşması, yazılışından çeyrek yüzyıl sonradır.

Ana anlatı — Kişi mi, tip mi?

Bu kadar kalabalık bir eser, kişilerini nasıl kurar? Burada iki okuma ayrılır.

Kâzım Yetiş'e göre şair bir gözlemcidir; okur trenin yolcuları aracılığıyla toplumun katmanlarını oluşturan insanlarla tek tek karşılaşır. Yetiş'e göre şair bu insanları tipleştirmeye pek izin vermez. Yetiş şunu da ekler: böyle bir yola gitseydi ideolojisi bakımından daha verimli olabilirdi, ama böyle bir tipleştirme memleket gerçeklerine tam uymazdı.

Yetiş'e göre bu dağınıklığı şair kendisi istemiştir. Yetiş, Memet Fuat'a ve Enis Batur'a dayanarak eserin çekirdeğinin «Meşhur Adamlar Ansiklopedisi» adlı bir şiir olduğunu aktarır. Ansiklopedi mevcudu tespit eder; Yetiş'e göre ise Manzaralar bütünü vermek bakımından daha sağlıklıdır ve yine de zaman zaman bu ansiklopedi anlayışından kurtulamaz.

Gülten Bulduker aynı eseri Marksist estetiğin kavramlarıyla okur. Ona göre Nazım Hikmet toplumsal şartları bir alt yapı ve üst yapı karşıtlığı, bir sınıf çatışması olarak öne çıkarır; içerikle biçim birbirine kaynaşmıştır. Bulduker, Gorki'nin formüle ettiği «devrimci romantizm» ve «olumlu tip» kavramlarının eserdeki izdüşümünü arar.

İki okuma aynı gözlemin iki yüzüdür. Yetiş, kişilerin tip olmaktan kaçan çeşitliliğini bir değer olarak görür; Bulduker, o çeşitliliğin arkasında bir sınıf çatışmasını ve bir umut kurgusunu okur. Belki de eserin gücü, bu iki okumayı birlikte mümkün kılmasındadır.

Metin anı

Üç kısa parça. İlk ikisi açılıştan, garın merdivenlerinden:

Merdivenleri çıkan heybenin
kırmızı, mavi, siyahtı nakışları.
Halı-heybeler
ata, katıra, yaylıya binerlerdi eskiden,
şimdi şimendifere biniyorlar

Birkaç satır sonra:

Haydarpaşa garında bahar.
Sepetler ve heybeler
Merdivenlerden inip
Merdivenleri çıkıp
Merdivenlerde duruyorlar

Ve kitabın ilerisinde, bozkırda:

Haydarpaşa'dan 15:45'te kalkan katar
ufacık fakat cesur bir oyuncak gibi geçiyor bozkırı

Birinci parçada ilk kahraman bir insan değil, bir heybedir. Nakışları, renkleri vardır: kırmızı, mavi, siyah. Heybe bir geçmiş taşır: eskiden ata, katıra, yaylıya binerdi. Şimdi trene biner. Tek bir eşya, bir ülkenin ulaşım tarihini, köyden şehre akan hayatı anlatır. Bulduker'in şairin makineye ilgisi dediği şey burada bir yumuşaklık kazanır: tren, bir heybenin gözünden görülür.

İkinci parçada dizeler bir merdiven kurar: inip, çıkıp, duruyorlar. Aynı kelime, «merdiven», üç satırda üç hâlde tekrar eder. Genç Nazım Hikmet'in merdiven dizesi burada artık bir gösteri değildir; garın gerçek merdivenidir. Sepetler ve heybeler, sahiplerinin yerine konuşur. İnsanlar henüz adlarıyla gelmemiştir; önce yükleri gelir.

Üçüncü parçada ölçek değişir. Bütün o kalabalığı taşıyan tren, bozkırın genişliği karşısında «ufacık» bir oyuncaktır. Ama «cesur»dur. Bir sıfat, bir umudu taşır. Bulduker'in devrimci romantizm dediği duygu bu tek kelimede görünür: küçük olan yol almaktadır. Yetiş'in okumasıyla da aynı tren, çeşitli insanları tek bir yolculukta birleştiren bir çerçevedir.

Cevap ve bağlantı

Bir şiir bir ülkenin bütün insanlarını nasıl sığdırabilir? Nazım Hikmet'in cevabı bir çerçeve ve bir tekniktir: bir tren yolculuğu ve sinemadan alınmış bir paralel kurgu. Tren insanları bir araya getirir; iki trenin eşzamanlılığı onları sınıflarına göre karşılaştırır; eşyalar, heybeler, sepetler insanlardan önce konuşur.

Bu insanlar birer kişi midir, bir fikrin temsilcileri mi? Yetiş'e göre şair onları tipleştirmekten kaçınır ve memleket gerçeğine uygun bir çeşitlilik kurar. Bulduker'e göre aynı çeşitlilik bir sınıf çatışmasının ve bir gelecek umudunun sahnesidir. İki cevap birlikte, bir önceki ünitenin makine olmak isteyen şairinin nereye vardığını gösterir: makine hâlâ oradadır, ama artık insanları taşımaktadır.

Kapanış kancası

Nazım Hikmet hapishanede bu uzun destanı yazmaya başladığı yıl, İstanbul'da üç genç şair ince bir kitap çıkardı: Garip. Onlar uzunluğa değil kısalığa, destana değil gündelik söze, büyük tarihe değil sıradan bir adamın ölümüne yöneldi. Aynı yıl, aynı dilde, iki zıt yöne giden şiir: biri her şeyi söylemek istiyordu, öbürü neredeyse hiçbir şey söylemeden şiir yazmak. Şiiri şiir yapan süs değilse, nedir?

Özet kartı

  1. Memleketimden İnsan Manzaraları 1941'de, şairin 1938'den 1950'ye uzanan mahkûmiyeti sırasında yazılmaya başlandı. Eser, Memet Fuat'ın hazırladığı beş cilt olarak ancak 1966-1967'de yayımlandı.
  2. Eser dizeyi, roman anlatımını, senaryo sahnesini, oyun konuşmasını ve tarihi bir arada kullanarak II. Meşrutiyet'ten 1940'lara Türkiye'nin toplumsal tarihini bir mahşer sahnesi olarak kurar.
  3. Bulduker'e göre eser Haydarpaşa'da 1941 baharında başlar; on beş kırk beş treni ertesi sabah Ankara'ya varır. Anadolu Sürat Katarı ile yoksulların treni aynı anda yol alır; paralel kurgu bir sınıf haritası çizer.
  4. Yetiş'e göre şair kişilerini tipleştirmekten kaçınır ve memleket gerçeğine uygun bir çeşitlilik kurar; eserin çekirdeği «Meşhur Adamlar Ansiklopedisi» şiiridir. Bulduker eseri alt yapı-üst yapı karşıtlığı, sınıf çatışması, devrimci romantizm ve olumlu tip kavramlarıyla okur.
  5. Seçilen parçalarda bir heybe bir ülkenin ulaşım tarihini taşır, merdiven dizesi garın gerçek merdivenine dönüşür ve bozkırı geçen tren «ufacık fakat cesur» bir oyuncak olarak bir umudu taşır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Roman-şiirNovel in verseBir romanın kadrosunu ve olay örgüsünü dizelerle kuran uzun anlatı
Paralel kurguParallel editingAynı anda farklı yerlerde geçen iki olay dizisinin art arda gösterilmesi
TipleştirmeTypificationKarakterin bir sınıfın ya da düşüncenin temsilcisi olarak kurulması
Devrimci romantizmRevolutionary romanticismGeleceğin şimdiden bilinebileceğine ve idealize edilerek gösterilmesine dayanan anlayış
Olumlu tipPositive heroSosyalist gerçekçi edebiyatta okura örnek olacak kahraman

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Memleketimden İnsan Manzaraları ne zaman ve hangi koşullarda yazılmaya başlandı, ne zaman yayımlandı? Aradaki zaman farkının nedeni nedir?
  2. (Kazanım 2) Kahraman eserin biçimini nasıl tarif eder? Tren bu eserde hangi işlevleri üstlenir?
  3. (Kazanım 2) Eserde iki trenin eşzamanlı anlatımı nasıl kurulur ve neyi karşılaştırır? Bu teknik hangi sanattan gelir?
  4. (Kazanım 3) Yetiş ile Bulduker eserin kişilerini nasıl farklı okur? Yetiş'in tipleştirme hakkındaki görüşü nedir, Bulduker hangi kavramları kullanır?
  5. (Kazanım 4) Açılıştaki heybe ve merdiven parçalarında ve bozkırı geçen tren imgesinde toplumsal manzara nasıl kurulur?

Cevaplar

  1. Kahraman'ın verdiği bilgilere göre eser 1941'de, 1938'de başlayıp 1950'ye kadar süren mahkûmiyet yıllarının ortasında yazılmaya başlandı. Eserleri uzun süre basılamadı ve ancak 1965'ten sonra yeniden yayımlanmaya başladı; Memleketimden İnsan Manzaraları Memet Fuat'ın hazırladığı beş cilt hâlinde 1966-1967'de çıktı. Aradaki çeyrek yüzyıllık fark, şairin mahkûmiyeti ve eserlerinin uzun süre basılamamasından doğar.
  2. Kahraman eseri dizelerin, roman ve senaryo bölümlerinin, oyun konuşmalarının ve tarihin karışımı olarak tarif eder; II. Meşrutiyet'ten 1940'lara kadar Türkiye'nin toplumsal tarihini insanların kaynaştığı bir mahşer sahnesi olarak kurar. Tren, Bulduker'e göre eserin çerçevesidir: açılışta Haydarpaşa'da saat on beştir, on beş kırk beş treni ertesi sabah Ankara'ya varır. Bulduker'in aktardığı değerlendirmeye göre tren ve hat mekânı, mekânlar arası bağlantıları ve zamanı birlikte temsil eden bir omurgadır; Bulduker treni şairin makine ve hız ilgisine de bağlar.
  3. Bulduker'e göre ikinci kitapta Anadolu Sürat Katarı sahneye çıkar; saat 21:57'de bu tren Sapanca'dayken on beş kırk beş treni Bilecik istasyonuna girer. Sürat Katarı'nda üst sınıftan insanlar, öbür trende yoksullar vardır; aynı hatta, aynı saatte iki ayrı toplumsal dünya karşılaştırılır. Bu, sinemadan ve senaryodan gelen paralel kurgu tekniğidir.
  4. Yetiş'e göre şair bir gözlemcidir ve kişileri tipleştirmeye pek izin vermez; tipleştirme ideolojisi bakımından daha verimli olabilirdi ama memleket gerçeklerine tam uymazdı. Yetiş, eserin çekirdeğinin «Meşhur Adamlar Ansiklopedisi» şiiri olduğunu aktarır ve eserin zaman zaman bu ansiklopedi anlayışını taşıdığını söyler. Bulduker ise eseri Marksist estetikle okur: toplumsal şartlar alt yapı-üst yapı karşıtlığı ve sınıf çatışması olarak öne çıkar; Gorki'nin devrimci romantizm ve olumlu tip kavramlarının izdüşümünü arar.
  5. Birinci parçada nakışlı bir heybe, eskiden ata, katıra, yaylıya binip şimdi trene binen haliyle bir ülkenin ulaşım tarihini ve köyden şehre akan hayatı anlatır. İkinci parçada «merdivenlerden inip / merdivenleri çıkıp / merdivenlerde duruyorlar» dizeleri garın gerçek merdivenini kurar; insanlardan önce sepetler ve heybeler görünür. Üçüncü parçada bütün kalabalığı taşıyan tren, bozkırın genişliği karşısında «ufacık fakat cesur bir oyuncak»tır; «cesur» sıfatı bir umudu taşır ve Bulduker'in devrimci romantizm kavramıyla okunabilir.

Okuma

  • Alim Kahraman'ın DİA maddesi, özellikle hapis yılları ve Memleketimden İnsan Manzaraları üzerine olan bölümü.
  • Kâzım Yetiş, «Nazım Hikmet'in Memleketimden İnsan Manzaraları Kitabındaki Kişiler/Tipler» (2018) ve Gülten Bulduker, «... Marksist Estetiğin İzdüşümü» (2020).
  • Nazım Hikmet, Memleketimden İnsan Manzaraları, birinci kitabın ilk bölümleri. Okurken garda ve trende karşılaştığınız her kişi için bir satır yazın: adı, işi, bir korkusu. Kaç kişiye bir birey, kaçına bir tip gibi baktığınızı sayın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:05 Soğuk açılış: Haydarpaşa Garı'nın merdivenleri, bahar ışığı; sepetler ve heybeler basamaklarda; bir saat on beşi gösterir. Sonra aynı merdivenin görüntüsü bir hapishane penceresinin parmaklıklarına çerçevelenir.
  • 1:05–1:50 Büyük soru: sayfanın üstünde yüzlerce küçük insan silueti bir haritaya dağılır.
  • 1:50–3:20 Bağlam: bir mahkeme kararı, üç cezaevi adı; bir defter; zaman çizgisinde 1941'den 1966'ya uzanan boşluk.
  • 3:20–5:40 Ana anlatı — Bir kitabın içinde her tür: bir sayfa ikiye bölünür; bir yanda dize, öbür yanda bir senaryo sahne başlığı. Bir tren hattı sayfanın ortasından geçer.
  • 5:40–8:00 Ana anlatı — İki tren, bir ülke: ekran ikiye ayrılır; üstte ışıklı, boş kompartımanlı bir ekspres, altta kalabalık bir tren; iki saat aynı dakikayı gösterir.
  • 8:00–10:40 Ana anlatı — Kişi mi, tip mi?: yolcuların yüzleri önce tek tek, sonra birer simgeye dönüşerek; ardından simgeler yeniden yüzlere döner.
  • 10:40–13:00 Metin anı: nakışlı bir heybe yakından; bir at, bir katır, bir yaylı araba ve sonunda bir tren vagonu heybenin nakışlarından çıkar. Merdiven dizeleri basamak gibi iner. Geniş bir bozkırda küçük bir tren.
  • 13:00–13:40 Cevap ve bağlantı: trenin penceresinde yüzlerce yansıma.
  • 13:40–14:10 Kapanış kancası: ince bir kitap kapağında «Garip» yazısı; bir sokakta sade bir mezar taşı.

Telaffuz

  • Nazım Hikmet: «naa-ZIM hik-MET»; Haydarpaşa: «hay-dar-pa-ŞA»; Sapanca: «sa-pan-CA»; Bilecik: «bi-le-CİK»; şimendifer: «şi-men-di-FER»; yaylı: «yay-LI».
  • Memleketimden İnsan Manzaraları: «mem-le-ke-tim-DEN in-SAN man-za-ra-la-RI»; Memet Fuat: «me-MET fu-AT»; Enis Batur: «e-NİS ba-TUR»; Gorki: «GOR-ki».
  • Alim Kahraman: «aa-LİM kah-ra-MAN»; Kâzım Yetiş: «kaa-ZIM ye-TİŞ»; Gülten Bulduker: «gül-TEN bul-du-KER».