İçeriğe geç

Ünite EDB-208-05 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Halit Ziya

EDB-208 Servet-i Fünun ve Fecr-i Âti

2.441 kelime · yaklaşık 11 dakika okuma · anlatım 12 dk

  • psikolojik tahlil
  • başkişi
  • hatırat
  • mensur şiir
  • sadeleştirme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Halit Ziya Uşaklıgil (1865-1945), İzmir'de Mechitariste Okulu'nda okudu, Fransız romanını erken yaşta tanıdı; 1886'da Hizmet gazetesini çıkardı, 1893'te İstanbul'a geldi. Mai ve Siyah'ın Servet-i Fünûn'da tefrikası onu topluluğun en önemli romancısı yaptı.
  2. Kerman Mai ve Siyah'ı topluluğun beyannamesi sayar: Ahmet Cemil'in şiir kitabı, şöhret ve gazete hayalleri tek tek yıkılır. Tanpınar onun yetişmesini kuşağının yetişmesi olarak okur.
  3. Halit Ziya Kırk Yıl'da kahramanının ölmesini tasarladığını anlatır; yayımlanan romanda Ahmet Cemil annesinin sesine uyup karanlık denizden döner.
  4. Aşk-ı Memnu'da Bihter, Adnan Bey, Behlül ve Nihal arasında Tanpınar'ın «satranç oyunu»na benzettiği bir aile dramı kurulur. Romanın «kimin romanı» olduğu tartışmalıdır; Fethi Naci onu edebiyat açısından ilk Türk romanı sayar.
  5. Kerman'a göre Halit Ziya ile Türk romanı olaya dayanan anlatımdan kahramanların iç dünyasını tahlil eden anlatıma geçer; toplumsal mesaj kaygısı geri çekilir. Yazar iki büyük romanını 1938-1939'da sadeleştirdi.

Kazanımlar

  • Halit Ziya Uşaklıgil'in İzmir'den İstanbul'a uzanan yazı hayatını ve romancılığının dönemlerini açıklayabilir.
  • Mai ve Siyah'ın Ahmet Cemil üzerinden bir kuşağın hayallerini ve hayal kırıklıklarını nasıl anlattığını, yazarın ilk tasarımıyla yayımlanan son arasındaki farkla birlikte tartışabilir.
  • Aşk-ı Memnu'nun kuruluşunu ve «kimin romanı» olduğu üzerine yorum ayrılıklarını aktarabilir.
  • Mai ve Siyah'ın son sahnesinden seçilen parçada renklerin ve seslerin bir iç dünyayı nasıl taşıdığını okuyabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Bir yaz gecesi, Tepebaşı Bahçesi. Genç bir adam Haliç'e bakıyor. Gökyüzünden ve denizden ona bir ışık yağıyor gibi. Romanın kendi kelimesiyle bir «bârân-ı elmas», yani bir elmas yağmuru.

Aynı adam, romanın son sayfalarında bir geminin güvertesindedir. Gece kapkaradır. Önünde uzanan deniz, bu kez hiçbir ışık yansıtmaz. Adam iki geceyi yan yana koyar: o mavi gece ve bu siyah gece.

Romanın adı bu iki gecedir: Mai ve Siyah.

Büyük soru

208-04'ün kapanışı, dışarıdan seyretmeye alışmış bir kuşakta romanın insanın içine nasıl gireceğini sormuştu. Halit Ziya bu soruya iki romanla cevap verdi. Biri evin dışına, gazete matbaalarına ve yayın dünyasına açılır; öbürü bir yalının odalarına kapanır. Bu ünitenin sorusu şudur: Türk romanı olayı anlatmaktan insanın içini tahlil etmeye nasıl geçti? Ve neden bu iki romandan biri bir kuşağın beyannamesi, öbürü birçok eleştirmenin gözünde «ilk gerçek Türk romanı» sayıldı?

Bağlam

Zeynep Kerman'ın ansiklopedi maddesinde anlatıldığına göre Halit Ziya 1865'te İstanbul'da, Eyüp'te doğar. Ailesinin bir kolu İzmir'e yerleşmiş, halı ticaretiyle uğraşan Uşaklı bir ailedir. Babasının işleri bozulunca aile İzmir'e döner. Halit Ziya burada Ermeni Katolik rahiplerinin açtığı Mechitariste Okulu'na girer. Kerman'a göre okulda Dumas, Scribe ve Racine gibi Fransız yazarlarla Nâmık Kemal'i ve Abdülhak Hâmid'i birlikte okur; bu çevre ailesinden gelen alafranga eğilimi güçlendirir. Maddi imkânsızlıklar yüzünden eğitimine devam edemez, ama hocalarının tavsiyesiyle Paris'ten getirtilen klasik, romantik ve natüralist yazarları okur.

1886'da İzmir'de arkadaşıyla Hizmet gazetesini çıkarır; Kerman'a göre bu, edebî hayatının dönüm noktasıdır. Roman, hikâye, çeviri, makale, fıkra yazar. 1893'te İstanbul'a gelir ve Reji idaresinde, işi az bir memuriyette çalışır; zamanını edebiyata ayırır.

Kerman'a göre asıl kırılma Servet-i Fünûn'un Fikret'in yönetimine geçmesidir. Mai ve Siyah'ın bu dergide tefrika edilmesi onu Edebiyât-ı Cedîde'nin tartışmasız en önemli romancısı yapar. 1896-1901 yılları hayatının en verimli dönemidir: Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, hikâyeler ve mensur şiirler bu yıllarda çıkar.

Ana anlatı — Mai ve Siyah: bir kuşağın hayali

Kerman Mai ve Siyah'ı topluluğun edebî beyannamesi sayar: yazar, kahramanı Ahmet Cemil aracılığıyla bu kuşağın özlemlerini, edebiyat ve hayat karşısındaki tavrını romanlaştırır.

Ahmet Cemil babasını genç yaşta kaybetmiş, annesinin ve kız kardeşinin geçimini üstlenmiş bir gençtir. Bir yandan matbaalarda, gazetelerde çalışır, bir yandan hayal kurar. Karabulut'un aktardığı bir çalışmaya göre bu hayallerin listesi uzundur: sevgili, şöhret, köşk, bahçe, kütüphane, bir araba; istediği kitapları okumak, bir gazete çıkarmak, başyazar olmak. Hepsinin ortasında bir şiir kitabı vardır: onu yazacak, basacak ve adını duyuracaktır.

Sonra roman maviden siyaha döner. Kız kardeşi İkbal ölür. Şiir kitabı beğenilmez. Şairlik ve yazarlık umutları tek tek söner. Sonunda Ahmet Cemil İstanbul'u bırakır ve annesiyle birlikte bir gemiyle uzak bir yere doğru yola çıkar.

Tanpınar bu romanı bir kişinin değil bir kuşağın hikâyesi olarak okur. Karabulut'un aktardığı yazısında Ahmet Cemil'in yetişmesinin kuşağının yetişmesi, öfkelerinin kuşağının öfkeleri olduğunu söyler; Halit Ziya'nın kahramanını Bâbıâli'nin ortasına, yani basın dünyasının kalbine atarak bütün bir kuşak adına konuşma rahatlığı kazandığını belirtir.

İlginç olan, romanın sonunun yazarın ilk tasarımı olmamasıdır. Karabulut'un aktardığına göre Halit Ziya hatıraları Kırk Yıl'da, romanı başka türlü tasarladığını anlatır. Ona göre kahramanı, zamanın boğucu havasından bunalmış, hasta, hayalperest bir genç olacak; bütün emelleri elinden kaçınca, ölmek için saklanan bir kuş gibi karanlık bir köşeye çekilip can verecekti. Mavi hayaller içinde yaşamak için yaratılmışken siyah bir uçuruma yuvarlanacaktı. Yayımlanan romanda ise bu ölüm gerçekleşmez.

Ana anlatı — Aşk-ı Memnu: evin içindeki satranç

Kerman'a göre Aşk-ı Memnu'da romancı yeniden evin içine döner. Arslanoğlu Yıldıran'ın özetiyle roman şöyle kurulur: genç Bihter, genç kızlık hayallerini gerçekleştirmek umuduyla yaşlı ama zengin Adnan Bey'le evlenir. Geldiği köşkte kendini yabancı hisseder, evlilikte aradığını bulamaz ve Adnan Bey'in yeğeni Behlül'le yasak bir ilişkiye yönelir. Behlül onu aldatınca kendi hayatına son vermeye karar verir. Aynı evde ikinci bir çöküş de yaşanır: babası evlenince bütün sevdiklerini kaybeden küçük Nihal'in yalnızlığı.

Tanpınar'ın ünlü bir benzetmesi vardır: Arslanoğlu Yıldıran'ın aktardığına göre Tanpınar, pek az romanın Aşk-ı Memnu kadar bir satranç oyununa benzediğini söyler. Her taşın, yani her kişinin, sonuca giden hamlelerde bir rolü vardır: Bihter'in annesi Firdevs Hanım, Adnan Bey, Behlül, Nihal.

Bu kuruluş yorumları da çoğaltır. Arslanoğlu Yıldıran'a göre romanın neyi anlattığı ve «kimin romanı» olduğu konusunda çeşitli yorum ayrılıkları doğmuştur. Roman Bihter'in çöküşü üzerinden okunabildiği gibi, Nihal'in kayıpları üzerinden de okunabilir. Eleştirilerin en çok üzerinde durduğu konular da farklıdır: yasak aşkın ahlaki yönden sorgulanması, yaş farkı büyük evliliklerin sorunları, çalışmadan yaşayanların hayatı ve Batılılaşmayla gelen sorunlar. Arslanoğlu Yıldıran'a göre bunların her biri bir açıdan haklıdır, ama tek bir açıdan yapılan eleştiri romanın bütününü kavramaya yetmez.

Romanın yeri konusunda ise Fethi Naci'nin sözü sık sık anılır. Arslanoğlu Yıldıran'ın aktardığına göre Fethi Naci Aşk-ı Memnu'yu yaşamayı sürdüren ilk Türk romanı sayar: tarih açısından değil, edebiyat açısından ilk Türk romanı. 207-11'de «ilk roman» sorusunun hangi ölçüte göre sorulduğuna bağlı olduğunu görmüştük. Fethi Naci'nin ölçütü tarih değil, romanın bugün hâlâ okunmasıdır.

Ana anlatı — Olaydan iç dünyaya

Kerman'a göre Halit Ziya'dan önce Türk romanına Ahmed Midhat tarzı hâkimdi: basit bir üslupla olayı öne çıkaran bir anlayış. Halit Ziya ile olaya dayanan anlatımın yerini kahramanların iç dünyasını sanatlı bir üslupla tahlil eden yeni bir anlayış alır. Kerman'a göre Halit Ziya'nın, bir önceki dönemdeki gibi roman aracılığıyla okura toplumsal mesaj verme kaygısı da yoktur.

Burada iki okuma karşı karşıya gelir. Kerman mesaj kaygısının yokluğunu vurgular. Tanpınar ise Mai ve Siyah'ta bütün bir kuşağın portresini görür. İkisi birbirini dışlamaz: roman bir ders vermeye çalışmaz, ama bir kişinin iç dünyasını o kadar ayrıntılı anlatır ki o iç dünyada bir kuşak kendini tanır.

Halit Ziya'nın romanları sonraki yıllarda da okunmaya devam eder. Kerman'a göre dil devrimine gönülden inanan yazar, 1932'deki Birinci Türk Dili Kurultayı'ndan sonra Mai ve Siyah'ı ve Aşk-ı Memnu'yu sadeleştirerek yeniden yayımlar. 1945'te ölür.

Yaygın yanlış«*Mai ve Siyah*'ta Ahmet Cemil sonunda intihar eder.»
Doğrusu

Yayımlanan romanda Ahmet Cemil kendini öldürmez. Karabulut'un aktardığına göre Halit Ziya Kırk Yıl'da kahramanının karanlık bir köşede can vermesini tasarladığını anlatır; ama romanın son sahnesinde Ahmet Cemil karanlık denize bakarken annesinin sesini duyar ve onun peşinden gider. Tasarım ile yayımlanan metin farklıdır. Bir eseri yorumlarken yazarın niyetini değil, metnin kendisini esas almak gerekir.

Metin anı

Mai ve Siyah'ın son sayfalarından. Ahmet Cemil gecenin karanlığında gemide, denize bakmaktadır:

Ta hülya hayatının başlangıcında, ümitlerinin incilası zamanında Tepebaşı Bahçesi'nde Haliç'e bakarak seyrettiği mai gece ile o bârân-ı elmas tahattur etti. Gözlerinin önünde o mai gece ile bu siyah gece tekabül etti: Mai ve Siyah…
…
Ta yanı başında bir ses:
— Cemil, niçin karanlıkta yalnız oturuyorsun? diyordu.
O vakit titreyerek ayağa kalktı: Geliyordum, anne!... dedi ve hayatta bir ümidi kalmamış bu çocuk, yavaş yavaş bu siyah geceden, şu kendini çekip almak isteyen ademden ayrılarak, mevcudiyetini daha kuvvetle çeken bu sese uyarak, annesini takip etti.

Önce renklere bakalım. Romanın adı ilk parçada bir cümle olarak ortaya çıkar. İki gece yan yana konur: mavi gece, siyah gece. Mavi hayal ve umut, siyah hayal kırıklığıdır. Ama renkler burada bir manzarayı değil, bir iç dünyayı anlatır. Gece aynı gecedir; değişen bakan adamdır. 208-04'te şairlerin kelimelerle tablo çizdiğini görmüştük. Burada tablo bir ruh hâlinin haritasına dönüşür.

Sonra hatırlamaya bakalım. Ahmet Cemil şimdiki geceye bakarken romanın ilk sahnesini hatırlar. Roman kendi başlangıcını kendi sonunda yeniden çağırır. Okur da onunla birlikte başa döner: bütün roman, bu iki gecenin arasında geçen yoldur.

Son olarak sese bakalım. Karanlık denizin çağrısını bir ses keser: bir annenin gündelik, sıradan sorusu. «Niçin karanlıkta yalnız oturuyorsun?» Büyük hayallerin ve büyük hayal kırıklığının romanı, bir mutfak sorusuyla kapanır. Ahmet Cemil'i yokluktan çeviren bir fikir değil, bir sestir. Karabulut bu sahneyi anneye dönüş izleği olarak okur. Yazarın ilk tasarladığı ölüm yerine, metin küçük, insani bir dönüşü seçer.

Cevap ve bağlantı

Türk romanı olaydan iç dünyaya nasıl geçti? Kerman'ın anlattığı yol, Halit Ziya'nın okumalarından ve üslubundan geçer: Fransız romanını erken yaşta okuyan, Ahmed Midhat'ın olay merkezli, sade anlatımını bırakıp kahramanın içini tahlil eden bir yazar. Mai ve Siyah'ta bu iç dünya bir kuşağın hayalleriyle dolar; Aşk-ı Memnu'da bir evin içindeki satranç oyununa dönüşür.

Birinin beyanname, öbürünün «ilk gerçek roman» sayılması da buradan gelir. Biri bir kuşağın kendini gördüğü aynadır; öbürü, Fethi Naci'nin ölçütüyle, hâlâ okunduğu için yaşayan bir romandır. İkisinde de ortak olan, anlatının merkezine olayın değil insanın içinin yerleşmesidir.

Kapanış kancası

Halit Ziya bu kuşağın tek romancısı değildi. Aynı dergide daha genç bir yazar, duyguyu daha da içe, neredeyse tek bir kalbin çarpıntısına indiren ve sonradan «ilk psikolojik roman» diye anılacak bir kitap yazacaktı. Yanında bir başka genç, eleştirinin ve gazeteciliğin dilini kuruyordu. Bir aşk romanı, insanın içini ne kadar derinden anlatabilir? Ve bir eleştirmen, bir edebiyatı nasıl savunur?

Özet kartı

  1. Halit Ziya Uşaklıgil (1865-1945), İzmir'de Mechitariste Okulu'nda okudu, Fransız romanını erken yaşta tanıdı; 1886'da Hizmet gazetesini çıkardı, 1893'te İstanbul'a geldi. Mai ve Siyah'ın Servet-i Fünûn'da tefrikası onu topluluğun en önemli romancısı yaptı.
  2. Kerman Mai ve Siyah'ı topluluğun beyannamesi sayar: Ahmet Cemil'in şiir kitabı, şöhret ve gazete hayalleri tek tek yıkılır. Tanpınar onun yetişmesini kuşağının yetişmesi olarak okur.
  3. Halit Ziya Kırk Yıl'da kahramanının ölmesini tasarladığını anlatır; yayımlanan romanda Ahmet Cemil annesinin sesine uyup karanlık denizden döner.
  4. Aşk-ı Memnu'da Bihter, Adnan Bey, Behlül ve Nihal arasında Tanpınar'ın «satranç oyunu»na benzettiği bir aile dramı kurulur. Romanın «kimin romanı» olduğu tartışmalıdır; Fethi Naci onu edebiyat açısından ilk Türk romanı sayar.
  5. Kerman'a göre Halit Ziya ile Türk romanı olaya dayanan anlatımdan kahramanların iç dünyasını tahlil eden anlatıma geçer; toplumsal mesaj kaygısı geri çekilir. Yazar iki büyük romanını 1938-1939'da sadeleştirdi.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Psikolojik tahlilPsychological analysisKişilerin duygularını, düşüncelerini ve iç çatışmalarını ayrıntılı çözümleme
BaşkişiProtagonistRomanın olaylarını çevresinde toplayan merkezî kişi
HatıratMemoirYazarın kendi hayatını ve dönemini sonradan anlattığı eser
Mensur şiirProse poemVezin ve kafiye olmadan şiirin imge ve ahengini düzyazıyla kuran tür
SadeleştirmeSimplificationEski bir metnin kelimelerini yeni kuşağın anlayacağı kelimelerle değiştirme

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Halit Ziya'nın İzmir yıllarındaki hangi okumalar ve çalışmalar onu romancılığa hazırladı? Hangi olay onu topluluğun en önemli romancısı yaptı?
  2. (Kazanım 2) Mai ve Siyah'ta Ahmet Cemil'in hayalleri nelerdir ve nasıl yıkılır? Tanpınar romanı neden bir kuşağın hikâyesi olarak okur?
  3. (Kazanım 2) Halit Ziya'nın Kırk Yıl'da anlattığı ilk tasarım ile yayımlanan roman arasındaki fark nedir? Bu fark romanı yorumlarken neden önemlidir?
  4. (Kazanım 3) Aşk-ı Memnu nasıl kurulmuştur? Tanpınar'ın satranç benzetmesi ve «kimin romanı» tartışması bu kuruluş hakkında ne söyler?
  5. (Kazanım 4) Seçilen son sahnede mavi ile siyah, hatırlama ve annenin sesi Ahmet Cemil'in iç dünyasını nasıl taşır?

Cevaplar

  1. Kerman'a göre İzmir'deki Mechitariste Okulu'nda Dumas, Scribe ve Racine gibi Fransız yazarlarla Nâmık Kemal'i ve Abdülhak Hâmid'i okudu, çeviriler yaptı; eğitimini sürdüremeyince hocalarının tavsiyesiyle Paris'ten getirtilen klasik, romantik ve natüralist yazarları okudu. 1886'da Hizmet gazetesinde roman, hikâye, çeviri ve makale yazdı; Kerman bunu edebî hayatının dönüm noktası sayar. Servet-i Fünûn Fikret'in yönetimine geçince Mai ve Siyah'ın bu dergide tefrika edilmesi onu Edebiyât-ı Cedîde'nin tartışmasız en önemli romancısı yaptı.
  2. Ahmet Cemil'in hayalleri sevgili, şöhret, köşk, kütüphane, bir gazete çıkarmak, başyazar olmak ve özellikle bir şiir kitabı yayımlayıp adını duyurmaktır. Kız kardeşi İkbal'in ölümü, şiir kitabının beğenilmemesi ve yazarlık umutlarının sönmesiyle bu hayaller yıkılır; sonunda İstanbul'u bırakır. Tanpınar, Ahmet Cemil'in yetişmesinin kuşağının yetişmesi, öfkelerinin kuşağının öfkeleri olduğunu, yazarın onu Bâbıâli'nin ortasına atarak bütün bir kuşak adına konuşabildiğini söyler.
  3. Halit Ziya Kırk Yıl'da kahramanının, bütün emelleri elinden kaçınca karanlık bir köşeye çekilip can vermesini, mavi hayallerden siyah bir uçuruma yuvarlanmasını tasarladığını anlatır. Yayımlanan romanda Ahmet Cemil karanlık denize bakarken annesinin sesini duyar ve onun peşinden gider; ölüm gerçekleşmez. Bu fark, yorumun yazarın niyetine değil metnin kendisine dayanması gerektiğini gösterir; metnin seçtiği son, küçük ve insani bir dönüştür.
  4. Bihter, hayallerini gerçekleştirmek umuduyla yaşlı ve zengin Adnan Bey'le evlenir, köşkte kendini yabancı hisseder, Behlül'le yasak bir ilişkiye yönelir; Behlül'ün ihanetinden sonra hayatına son verir. Aynı evde Nihal babasını ve sevdiklerini kaybeder. Tanpınar'ın satranç benzetmesi her kişinin sonuca giden hamlelerde bir rolü olduğunu anlatır. Bu yüzden roman kimine göre Bihter'in, kimine göre Nihal'in romanıdır; Arslanoğlu Yıldıran'a göre tek bir kişiye ya da tek bir açıya odaklanan okuma romanın bütününü kavramaya yetmez.
  5. Mavi gece ile siyah gece yan yana konur; gece aynıdır ama bakan adam değişmiştir, renkler bir manzarayı değil bir iç dünyayı anlatır. Ahmet Cemil romanın ilk sahnesini hatırlar; roman kendi başlangıcını sonunda yeniden çağırır ve iki gece arasındaki yol bütün romanı özetler. Karanlık denizin çağrısını annenin gündelik sorusu keser; Ahmet Cemil'i yokluktan bir fikir değil bir ses çevirir. Karabulut bunu anneye dönüş izleği olarak okur.

Okuma

  • Zeynep Kerman, «Uşaklıgil, Halit Ziya» (DİA 42) — hayatı, romancılığının dönemleri.
  • Mustafa Karabulut, «Halit Ziya Uşaklıgil'in "Mai ve Siyah" Romanında Anneye Dönüş İzleği» (2020).
  • Arsev Ayşen Arslanoğlu Yıldıran, «Aşk-ı Memnu: Yitik Cennetler» (2017).
  • Halit Ziya Uşaklıgil, Mai ve Siyah. Romanın ilk ve son bölümlerini art arda okuyun. İlk sahnede hangi renkler ve sesler var, son sahnede hangileri kalmış?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:10 Soğuk açılış: gece, Tepebaşı'ndan Haliç; gökyüzünden suya elmas gibi ışık damlaları yağar. Kesme: aynı genç bir gemi güvertesinde; deniz kapkara. İki kare yan yana: mavi ve siyah.
  • 1:10–1:50 Büyük soru: bir tuval yavaşça açılan bir kapıya dönüşür; kapının ardında bir odanın içi ve bir insanın gölgesi.
  • 1:50–3:40 Bağlam: İzmir'de bir okul avlusu, Fransızca kitap sırtları; bir gazete matbaası; İzmir'den İstanbul'a giden bir vapur; bir dergi sayfasında tefrika başlığı.
  • 3:40–6:30 Ana anlatı — Mai ve Siyah: bir hayaller listesi el yazısıyla belirir: köşk, kütüphane, gazete, şiir kitabı. Maddeler tek tek solar. Bâbıâli yokuşunda gazete binaları ve bir kalabalık genç.
  • 6:30–9:10 Ana anlatı — Aşk-ı Memnu: bir satranç tahtası; taşların yerini bir yalının odaları alır. Her taşın üstünde bir ad: Bihter, Adnan Bey, Behlül, Nihal, Firdevs Hanım.
  • 9:10–10:40 Ana anlatı — Olaydan iç dünyaya: bir olay zinciri çizgisi yavaşça bir yüzün içine, bir düşünce balonuna dönüşür. Sonunda iki kitap kapağı, eski ve sadeleştirilmiş baskı yan yana.
  • 10:40–13:10 Metin anı: gemi güvertesi, kara bir deniz. Mavi bir gecenin hatırası şeffaf bir katman olarak üstüne biner. Karanlıktan bir kadın sesi gelir; genç adam ayağa kalkar ve bir kapıdan içeri, ışığa yürür.
  • 13:10–13:50 Cevap ve bağlantı: mavi ve siyah iki şerit tek bir kitap sırtında birleşir.
  • 13:50–14:20 Kapanış kancası: bir aşk mektubu ve yanında bir gazete sütunu.

Telaffuz

  • Halit Ziya Uşaklıgil: «haa-LİT zi-YAA u-şak-lı-GİL»; Mechitariste: «me-hi-ta-RİST»; Hizmet: «hiz-MET»; Reji: «re-Jİ»; Eyüp: «e-YÜP».
  • Mai ve Siyah: «maa-İ ve si-YAH»; Ahmet Cemil: «ah-MET ce-MİL»; İkbal: «ik-BAAL»; Tepebaşı: «te-pe-ba-ŞI»; Bâbıâli: «baa-bı-aa-Lİİ»; Kırk Yıl: «kırk YIL».
  • Aşk-ı Memnu: «aş-kı mem-NUU»; Bihter: «bih-TER»; Behlül: «beh-LÜL»; Nihal: «ni-HAAL»; Adnan Bey: «ad-NAAN BEY»; Firdevs: «fir-DEVS».
  • bârân-ı elmas: «baa-raa-nı el-MAS»; incila: «in-ci-LAA»; tahattur: «ta-hat-TUR»; tekabül: «te-kaa-BÜL»; adem: «a-DEM»; mevcudiyet: «mev-cuu-di-YET».
  • Zeynep Kerman: «zey-NEP ker-MAN»; Mustafa Karabulut: «mus-ta-FA ka-ra-bu-LUT»; Arsev Ayşen Arslanoğlu Yıldıran: «ar-SEV ay-ŞEN ars-lan-oğ-LU yıl-dı-RAN»; Fethi Naci: «fet-Hİ naa-Cİ»; Tanpınar: «tan-pı-NAR».