İçeriğe geç

Ünite EDB-207-10 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Tanzimat tiyatrosu

EDB-207 Tanzimat Edebiyatı

2.349 kelime · yaklaşık 11 dakika okuma · anlatım 11 dk

  • imtiyaz
  • kumpanya
  • zuhûrî kolu
  • adaptasyon
  • muhavere
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Tanzimat'ta tiyatro önce Pera'da, çoğunlukla opera olarak gelişti; Suriçi'nde 1860'ta devlet bir kişiye on beş yıllık bir tiyatro imtiyazı verdi. Gedikpaşa'daki cambazhane zamanla tiyatro binası hâline geldi.
  2. Güllü Agop (Agop Vartovyan, 1840) Ermenice temsillerde yetişti, Asya Kumpanyası'nı kurdu; topluluğu Osmanlı Tiyatrosu adını aldı. 7 Haziran 1870'te on yıllık Türkçe oyun oynatma imtiyazı aldı; her oyun Şehremaneti ruhsatına bağlıydı.
  3. Sahne çok dilliydi: Ermeni oyuncular, Âli Bey'in Türkçe dersleri, Teodor Kasap'ın ve Âli Bey'in Molière uyarlamaları ve Namık Kemal'in 1873'teki oyunu. 1879'da kadınlar için kafesli localar yapıldı.
  4. 1872-1873'te Kasap, Güllü Agop'un tiyatrosunun Osmanlı tiyatrosu olmadığını, orta oyununun ıslah edilmesi gerektiğini savundu; Haşmet girişimin desteklenmesini istedi; Namık Kemal «Tiyatro orta oyunu değildir» ve «Edebiyatın vatanı yoktur» diyerek tartışmayı kapattı.
  5. Hayâl'deki muhaverede Karagöz ile Hacivat bir locadan yeni tiyatroyu izler; Karagöz, adı değiştirilen oyunları ve cezası olmayan söz hırsızlığını alaya alır. Gedikpaşa 1884'te yıkıldı.

Kazanımlar

  • Gedikpaşa Tiyatrosu'nun kuruluşunu, Güllü Agop'un kariyerini ve 1870 imtiyazının şartlarını anlatabilir.
  • Tanzimat tiyatrosunun oyuncu, yazar, çevirmen ve seyirci bakımından çok dilli ve çok cemaatli yapısını açıklayabilir.
  • 1872-1873'teki «Osmanlı tiyatrosu nedir?» tartışmasını, Teodor Kasap, Haşmet ve Namık Kemal'in görüşleriyle tartışabilir.
  • Hayâl'deki Karagöz-Hacivat muhaveresinde geleneksel tiyatronun yeni tiyatroyu nasıl eleştirdiğini okuyabilir.

Video metni

Soğuk açılış

12 Kasım 1873. Teodor Kasap'ın mizah gazetesi Hayâl'in dördüncü sayısında bir muhavere çıkar. Başlığı şudur: «Geçen Cuma Gecesi Hacivat'la Karagöz Gedikpaşa Tiyatrosu'nda Bir Locada».

Karagöz ile Hacivat, yani yüzyıllardır bir perdenin arkasında oynayan iki gölge, bu kez perdenin önüne geçmiştir. Bir tiyatro locasında oturur, sahneyi izlerler. Karagöz sahnedeki uzun boylu adamı sorar. Hacivat cevap verir: o, tiyatronun direktörü Güllü Agop Efendi'dir; seyircileri memnun etmek için bu akşam kendisi de oyuna çıkmıştır.

Eski tiyatro yeni tiyatroyu izliyordur. Ve biraz sonra onu eleştirmeye başlayacaktır.

Büyük soru

207-04'teki coşkulu gecenin bir sahnesi, bir perdesi, bir yöneticisi vardı. Bu ünite o sahnenin kendisine bakıyor. Soru şudur: Batılı bir biçimle kurulan, oyuncuları çoğunlukla Ermeni olan, oyunları çoğunlukla Fransızcadan çevrilen bir tiyatro «Osmanlı tiyatrosu» olabilir mi? Bir sahneyi millî yapan şey nedir: dili mi, oyunu mu, oyuncusu mu, seyircisi mi?

Bağlam

Seda Kula ile Zülal Gürbüz'ün Gedikpaşa Tiyatrosu üzerine makalesine göre Tanzimat'la birlikte tiyatro önce yabancıların yaşadığı Pera'da, çoğunlukla opera olarak gelişir; oranın başlıca opera mekânı Naum Tiyatrosu'dur. Müslüman nüfusun yoğun olduğu Suriçi'nde ise eğlence uzun süre Karagöz ve kukla gibi geleneksel seyir türleriyle sürer.

1860'ta devlet, Suriçi'nde bir tiyatro kurulması için bir saray görevlisine on beş yıllık bir imtiyaz verir; şart, Suriçi'nde başka tiyatro açılmamasıdır. Kula ile Gürbüz'e göre bu, modern tiyatronun kentin Müslüman merkezinde devletin himayesi ve denetimi altında başlatılmak istendiğini gösterir. Gedikpaşa'daki bina önce bir cambazhanedir; tiyatro binası hâline zamanla getirilir.

Bu binayla adı özdeşleşen kişi Güllü Agop'tur. Derya Kılıçkaya'nın aktardığı kaynaklara göre asıl adı Agop Vartovyan'dır, 1840'ta İstanbul'da doğar, önce küçük bir memurluk yapar, resim ve heykelle ilgilenir, sonra Beyoğlu'nda Ermenice temsillerde oyunculuğa başlar. Kula ile Gürbüz'e göre Şark Tiyatrosu'nda ve İzmir'de çalıştıktan sonra Asya Kumpanyası'nı kurar ve Gedikpaşa'ya yerleşir; topluluk zamanla «Osmanlı Tiyatrosu» adını alır.

Ana anlatı — 1870: Türkçe sahnenin imtiyazı

Kula ile Gürbüz'e göre 1870'te Beyoğlu'ndaki büyük yangın Naum Tiyatrosu'nu yok eder. Aynı yıl, 7 Haziran 1870'te, Güllü Agop'a on yıl süreyle Türkçe oyun oynatma imtiyazı verilir.

İmtiyazın on bir maddesi vardır. Kula ile Gürbüz'ün özetine göre Güllü Agop, telif ya da tercüme Türkçe dram, tragedya, komedya ve vodvil oynatma hakkını alır; opera gibi şarkıyla icra edilen oyunlar bu hakkın dışındadır. Başka tiyatrolarda bu türlerin Türkçe oynanmasına izin verilmez. Her oyun için Şehremaneti'nden ruhsat alınması gerekir. Güllü Agop Üsküdar'da, Galata-Beyoğlu tarafında ve Suriçi'nde belli süreler içinde tiyatro açmakla yükümlüdür; açmazsa tekel kalkacaktır.

Bu tekelin iki yüzü vardır. Kula ile Gürbüz'e göre imtiyaz, Türkçe yazan yazarları ve çevirmenleri destekleyerek ortak bir tiyatro dili kurmayı amaçlar. Öte yandan Türkçe sahneyi tek bir kişinin elinde toplar ve her oyunu bir ruhsata bağlar.

Tiyatroyu bir yazar da destekler. Alim Kahraman'a göre Direktör lakabıyla anılan Âli Bey, bir temsilde görüp takdir ettiği Güllü Agop'u desteklemiş, 1869'da topluluğu genişletmek için verilen gazete ilanının arkasında da o bulunmuştur. Kahraman'a göre Âli Bey, Ermeni oyunculara Türkçeyi düzgün konuşma dersleri de vermiştir. Molière'den uyarladığı Ayyar Hamza onun en tanınmış oyunudur.

Repertuvar çoğunlukla çeviri ve uyarlamadır. Kılıçkaya'nın aktardığına göre Teodor Kasap'ın Molière'den uyarladığı Pinti Hamid de Gedikpaşa'da oynanmıştır. 1873'te Vatan yahut Silistre bu sahneye çıkar.

Seyirci de değişir. Kula ile Gürbüz'e göre Güllü Agop 1879'da kadınlar için kafesli localar yaptırır; ama bu uygulama hoş karşılanmaz.

Yaygın yanlış«Tanzimat tiyatrosu Müslüman Türk sanatçıların kurduğu bir sahneydi.»
Doğrusu

Gedikpaşa'nın yöneticisi Güllü Agop Ermeni asıllıydı ve topluluğunun oyuncularının çoğu Ermeniydi. Tiyatronun en sert eleştirmeni ve uyarlamacılarından biri, Kayserili Rum Teodor Kasap'tı; Kut'a göre Kasap Türkçe konuşur, ama uzun süre yazamazdı. Âli Bey ve Namık Kemal gibi Müslüman yazarlar da bu sahneye oyun verdi. Tanzimat'ın Türkçe tiyatrosu çok dilli ve çok cemaatli bir işbirliğinin ürünüydü.

Ana anlatı — «Osmanlı tiyatrosu» nedir?

1872-1873'te bu sahne üzerine gazetelerde sert bir tartışma çıkar. Kılıçkaya'nın aktardığına göre tartışmanın merkezinde Teodor Kasap vardır. Kasap, Diyojen'de Güllü Agop'un tiyatrosuna Ermeni, Fransız, İngiliz ya da İtalyan tiyatrosu denebileceğini, ama Osmanlı tiyatrosu denemeyeceğini yazar; çünkü içinde Osmanlılığa dair hiçbir şey yoktur. Ona göre çare, Paris'in hayatını anlatan Fransız oyunlarını çevirmek değil, Karagöz ve orta oyununu, yani «zuhûrî kolu»nu ıslah edip bir tiyatro binasına taşımaktır.

Hadîka gazetesinden Haşmet ona cevap verir. Kılıçkaya'nın aktardığına göre Haşmet, Ermeni oyuncuların fes takmamaları ve kendilerine «mösyö» dedirtmeleri konusunda Kasap'a hak verir; ama çevirilerin dilini savunur, Türk oyuncuların da hataları olduğunu hatırlatır ve bir millet tiyatrosu adına ortaya çıkan bu girişimin desteklenmesi gerektiğini söyler.

Son sözü Namık Kemal söyler. Kılıçkaya'nın aktardığına göre Namık Kemal, «Tiyatro orta oyunu değildir» der: orta oyunu yalnız güldürür; tiyatro ise bazen ağlatır, bazen güldürür, vicdanın en saklı perdelerini açar. Tiyatronun dışarıdan gelip gelemeyeceği sorusunda da açıktır: «Edebiyatın vatanı yoktur.»

Tartışmanın iki tarafı da haklı bir şey söyler. Kasap, yerli bir geleneğin atılmasına karşı çıkar ve sahnenin kendi seyircisinin hayatını anlatması gerektiğini savunur. Namık Kemal ise yeni bir türün, dışarıdan gelse de, yerli bir sesle konuşabileceğine inanır. Kılıçkaya'nın aktardığı bir değerlendirmeye göre Niyazi Akı, Kasap'ın eleştirilerinin ölçüsü ne olursa olsun, Güllü Agop'un tiyatronun edebiyatımızda yerleşmesindeki rolünün büyük olduğunu söyler.

Metin anı

Hayâl'deki muhavereden. Karagöz, Hacivat'a tiyatro oyunu yazmasını önerir; Hacivat bunun için bilgi, gözlem ve ahlâk gerektiğini söyler. Karagöz'ün cevabı:

—Adam o senin söylediklerin evvelleri imiş. Şimdi öyle şeylere zihin yormaya hacet yok. Bundan evvel birinin yazdığı bir oyunu alırsın isimlerini tebdîl edersin bazı mahallerine aklın erdiği kadar eksik ziyâde bir iki lakırdı da sen sokturursun olur gider.
[…]
—Ben geçen gün Bayezid sergilerine gittim. Orada gördüm. Biri Dehşetli Hata diye bir tiyatro yazmış. Mesela ondan bir tane alırsın. Adını değiştirir Korkulu Yanlışlık korsun. Ötesini berisini tebdil edersin. Olur bir tiyatro. Haydi senin dediğin gibi sirkat imiş. Varsın olsun. Kanunen cezası yok ya!

Muhaverenin ilk inceliği konuşanlardadır. Yeni tiyatroyu eleştiren, eski tiyatronun iki tipidir. Karagöz ile Hacivat bir perdenin arkasından değil, bir locadan konuşur; ama kendi dilleriyle, kendi atışmalarıyla. Kasap'ın savunduğu şey, yani eski geleneğin yeni koşullara taşınması, bu sahnede fiilen yapılmaktadır: gölge oyununun kişileri bir gazete sayfasında modern tiyatroyu tartışır.

Eleştirinin konusu da açıktır: bir oyunun adını ve kişilerini değiştirip yeni bir oyun gibi sunmak. Karagöz bunu bir marifet gibi anlatır; ama örneği bir şakadır: «Dehşetli Hata» «Korkulu Yanlışlık» olur. İki ad da aynı şeyi söyler; değişen yalnız kelimelerdir. Bu, uyarlamanın kötü bir kopyaya dönüştüğü yerin alaycı bir tarifidir.

Sonra Hacivat'ın itirazı gelir: bu hırsızlıktır. Karagöz'ün cevabı muhaverenin en sert cümlesidir: «Kanunen cezası yok ya!» Söz hırsızlığının cezası yoktur. Bu cümle yalnız Güllü Agop'u değil, telif hakkının henüz tanınmadığı bir dünyayı da hedef alır. Kılıçkaya'nın aktardığına göre Diyojen de bir ara, bilet fiyatlarındaki bir artışı, Güllü Agop'un yazarına kendi kesesinden para vermemek istemesine bağlamıştı. Yazarın emeği, bu sahnenin tartışmalı konularından biridir.

Ama muhaverenin kendisi de bir eleştiri ile bir çıkar arasında durur. Kasap'ın kendi uyarlaması bu sahnede oynanmıştır; Kılıçkaya'ya göre Kasap önceleri Güllü Agop'a karşı o kadar sert değildir ve Hayâl döneminde tamamen karşı cepheye geçer. Bir eleştiriyi okurken eleştirenin nerede durduğunu sormak da gerekir.

Cevap ve bağlantı

Bir sahneyi millî yapan nedir? Tanzimat tiyatrosu bu soruya tek bir cevap vermedi. Kasap'a göre millî sahne, yerli geleneği ıslah eden sahneydi. Namık Kemal'e göre edebiyatın vatanı yoktu; önemli olan sahnenin vicdana ne söylediğiydi. Güllü Agop ise sorunun teorisine girmeden, Ermeni oyuncularla, Fransızca çevirilerle, Molière uyarlamalarıyla ve Namık Kemal'in oyunuyla Türkçe konuşan bir sahne kurdu.

Kula ile Gürbüz'e göre Gedikpaşa Tiyatrosu 1884'te yıkılır; genel kanıya göre sebep, Ahmet Mithat'ın Çengi ve Çerkes Özdenleri adlı oyunlarının temsili üzerine saraya ulaşan bir jurnaldir. Sahne gider, ama kurduğu Türkçe tiyatro dili kalır.

Kapanış kancası

Gedikpaşa'nın oyuncuları Türkçeyi çoğu zaman Ermeniceyle büyümüş bir ağızdan söylüyordu. Ahmet Mithat'ın 207-07'de okuduğumuz romanı da, Okay'ın kaydına göre, 1879'da Ermeni harfleriyle basılmıştı. Türkçe, yalnız Arap harfleriyle mi yazıldı? Ermeni harfleriyle yazılmış bir Türkçe roman, 1851'de, bütün bu hikâyeden önce var mıydı? Ve «ilk Türkçe roman» sorusunun cevabı hangi alfabeye baktığımıza bağlı mı?

Özet kartı

  1. Tanzimat'ta tiyatro önce Pera'da, çoğunlukla opera olarak gelişti; Suriçi'nde 1860'ta devlet bir kişiye on beş yıllık bir tiyatro imtiyazı verdi. Gedikpaşa'daki cambazhane zamanla tiyatro binası hâline geldi.
  2. Güllü Agop (Agop Vartovyan, 1840) Ermenice temsillerde yetişti, Asya Kumpanyası'nı kurdu; topluluğu Osmanlı Tiyatrosu adını aldı. 7 Haziran 1870'te on yıllık Türkçe oyun oynatma imtiyazı aldı; her oyun Şehremaneti ruhsatına bağlıydı.
  3. Sahne çok dilliydi: Ermeni oyuncular, Âli Bey'in Türkçe dersleri, Teodor Kasap'ın ve Âli Bey'in Molière uyarlamaları ve Namık Kemal'in 1873'teki oyunu. 1879'da kadınlar için kafesli localar yapıldı.
  4. 1872-1873'te Kasap, Güllü Agop'un tiyatrosunun Osmanlı tiyatrosu olmadığını, orta oyununun ıslah edilmesi gerektiğini savundu; Haşmet girişimin desteklenmesini istedi; Namık Kemal «Tiyatro orta oyunu değildir» ve «Edebiyatın vatanı yoktur» diyerek tartışmayı kapattı.
  5. Hayâl'deki muhaverede Karagöz ile Hacivat bir locadan yeni tiyatroyu izler; Karagöz, adı değiştirilen oyunları ve cezası olmayan söz hırsızlığını alaya alır. Gedikpaşa 1884'te yıkıldı.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
İmtiyazPrivilege, monopoly concessionDevletin bir kişiye bir işi tek başına yapma hakkı vermesi
KumpanyaTheatre companyOyuncu topluluğu
Zuhûrî koluImprovised folk theatre troupeOrta oyunu gibi doğaçlama oyunları oynayan topluluk
AdaptasyonAdaptationYabancı bir oyunun yerli hayata uyarlanarak yeniden yazılması
MuhavereComic dialogueKarşılıklı konuşmayla kurulan kısa metin; Karagöz'ün bölümlerinden biri

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Gedikpaşa Tiyatrosu nasıl kuruldu ve Güllü Agop bu sahneye nasıl geldi? 1870 imtiyazının başlıca şartları nelerdir?
  2. (Kazanım 1) 1870 imtiyazının Türkçe tiyatro için iki yüzü nedir?
  3. (Kazanım 2) Tanzimat tiyatrosunun çok dilli ve çok cemaatli yapısını oyuncular, uyarlamacılar ve yazarlar üzerinden örneklendirin.
  4. (Kazanım 3) Teodor Kasap, Haşmet ve Namık Kemal «Osmanlı tiyatrosu» meselesinde ne düşünüyordu? Tartışmanın iki tarafı da hangi bakımdan haklı bir şey söyler?
  5. (Kazanım 4) Hayâl'deki muhaverede eleştiri nasıl kurulur? Konuşanların Karagöz ile Hacivat olması ve «Kanunen cezası yok ya!» cümlesi ne anlama gelir? Eleştireni neden sorgulamak gerekir?

Cevaplar

  1. Kula ile Gürbüz'e göre 1860'ta devlet, Suriçi'nde bir tiyatro için bir saray görevlisine on beş yıllık imtiyaz verdi; Gedikpaşa'daki bina önce bir cambazhaneydi, zamanla tiyatroya dönüştü. Güllü Agop Beyoğlu'nda Ermenice temsillerde oyunculuğa başladı, Şark Tiyatrosu'nda ve İzmir'de çalıştı, Asya Kumpanyası'nı kurup Gedikpaşa'ya yerleşti; topluluk Osmanlı Tiyatrosu adını aldı. 7 Haziran 1870'teki imtiyaz ona on yıl süreyle telif ya da tercüme Türkçe dram, tragedya, komedya ve vodvil oynatma hakkı verdi; opera dışarıdaydı; başka tiyatrolarda bu türler Türkçe oynanamazdı; her oyun Şehremaneti'nden ruhsat almalıydı; Üsküdar'da, Galata-Beyoğlu'nda ve Suriçi'nde belli sürelerde tiyatro açması gerekiyordu.
  2. Bir yüzü destektir: Kula ile Gürbüz'e göre imtiyaz Türkçe yazan yazarları ve çevirmenleri destekleyerek ortak bir tiyatro dili kurmayı amaçlar. Öbür yüzü denetim ve tekeldir: Türkçe sahne tek bir kişinin elinde toplanır ve her oyun resmî bir ruhsata bağlanır.
  3. Yönetici Güllü Agop Ermeni asıllıydı ve oyuncularının çoğu Ermeniydi; Direktör Âli Bey onlara Türkçeyi düzgün konuşma dersleri verdi. Molière'den uyarlamalar yapan Âli Bey ile Teodor Kasap farklı cemaatlerdendi; Kasap Kayserili bir Rum'du ve Kut'a göre Türkçe konuşur ama uzun süre yazamazdı. Namık Kemal gibi Müslüman yazarlar da bu sahneye oyun verdi. Tiyatro çok dilli bir işbirliğiyle Türkçe konuştu.
  4. Kasap, Güllü Agop'un tiyatrosuna Osmanlı tiyatrosu denemeyeceğini, çünkü Osmanlılığa dair bir şey içermediğini, çarenin Fransız oyunları değil ıslah edilmiş bir orta oyunu olduğunu savundu. Haşmet, oyuncuların bazı tavırlarına dair eleştirilere hak verdi, ama çevirilerin dilini savundu ve millet tiyatrosu girişiminin desteklenmesini istedi. Namık Kemal «Tiyatro orta oyunu değildir» dedi; tiyatronun ağlatıp güldürerek vicdanı açtığını, «edebiyatın vatanı olmadığını» söyledi. Kasap yerli bir geleneğin atılmasına ve sahnenin kendi seyircisinin hayatından kopmasına karşı çıkar; Namık Kemal ise dışarıdan gelen bir türün yerli bir sesle konuşabileceğini savunur; ikisi de tiyatronun millî niteliğinin farklı bir yüzünü görür.
  5. Yeni tiyatroyu eski tiyatronun iki tipi eleştirir; Karagöz ile Hacivat bir locadan konuşarak Kasap'ın savunduğu şeyi, eski geleneğin yeni koşullara taşınmasını fiilen yapar. Karagöz, başkasının oyununu alıp adlarını değiştirerek yeni oyun yapmayı bir marifet gibi anlatır; «Dehşetli Hata»nın «Korkulu Yanlışlık» olması bu kopyanın alaycı bir tarifidir. «Kanunen cezası yok ya!» söz hırsızlığının cezasız kaldığı, yazar emeğinin korunmadığı bir dünyayı hedef alır. Ama Kasap'ın kendi uyarlaması da bu sahnede oynanmış, kendisi önceleri Güllü Agop'a daha yumuşak davranmıştır; bu yüzden eleştirinin kişisel ve ticari bir rekabetle iç içe olabileceğini hesaba katmak gerekir.

Okuma

  • Seda Kula ve Zülal Gürbüz, «Geç Osmanlı Başkentinde Suriçi Sahneleri ve Gedikpaşa Tiyatrosu» (Sanat Tarihi Dergisi 32/1, 2023).
  • Derya Kılıçkaya, «Hayâl'deki Küçük Komediler» (Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi 34, 2016).
  • Alim Kahraman, «Âli Bey, Direktör» (DİA) ve Turgut Kut, «Teodor Kasap» (DİA 40).
  • Namık Kemal'in «Tiyatro orta oyunu değildir» cümlesini, orta oyununun doğaçlama ve tip geleneğiyle karşılaştırın: Namık Kemal orta oyunu hakkında haksız mıdır?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:20 Soğuk açılış: bir tiyatro salonunun locası; perde yerine gölge oyunu figürleri, Karagöz ile Hacivat, locada oturup sahneye bakar. Sahnede uzun boylu bir adam selam verir.
  • 1:20–1:50 Büyük soru: bir sahnenin üzerinde dört etiket belirir: dil, oyun, oyuncu, seyirci; hangisinin «Osmanlı» yazısını taşıyacağı belirsizdir.
  • 1:50–3:40 Bağlam: bir harita; Pera'da bir opera binası, Suriçi'nde bir Karagöz perdesi ve bir cambazhane. Sonra resim yapan, sahnede oynayan genç bir Agop.
  • 3:40–6:20 Ana anlatı — 1870: alevler içinde bir opera binası; ardından on bir maddelik bir ferman sayfası, maddeler tek tek belirir. Bir öğretmen Ermeni oyunculara Türkçe telaffuz öğretir. Kafesli localar.
  • 6:20–8:50 Ana anlatı — tartışma: üç gazete sayfası birbirine cevap verir; birinde bir Karagöz figürü, birinde bir millet tiyatrosu çağrısı, birinde «Edebiyatın vatanı yoktur» yazısı.
  • 8:50–11:40 Metin anı: Karagöz, Beyazıt'taki bir kitap tezgâhından bir oyun kitabı alır, kapağındaki adı siler, yerine başka bir ad yazar. «Kanunen cezası yok ya!» yazısı ekranda asılı kalır.
  • 11:40–12:40 Cevap ve bağlantı: yıkılan bir tiyatro binası; enkazın üzerinde bir Türkçe oyun metni rüzgârla savrulur.
  • 12:40–13:10 Kapanış kancası: bir kitap sayfası; aynı Türkçe cümle önce Arap, sonra Ermeni harfleriyle yazılır.

Telaffuz

  • Güllü Agop: «gül-LÜ a-GOP»; Agop Vartovyan: «a-GOP var-tov-YAN»; Gedikpaşa: «ge-DİK-pa-şa»; Naum: «na-UM»; Suriçi: «SUR-i-çi»; Asya Kumpanyası: «AS-ya kum-PAN-ya-sı».
  • imtiyaz: «im-ti-YAAZ»; kumpanya: «kum-PAN-ya»; zuhûrî: «zu-huu-Rİλ; muhavere: «mu-haa-ve-RE»; adaptasyon: «a-dap-tas-YON»; Şehremaneti: «şeh-re-maa-ne-Tİ»; sirkat: «sir-KAT».
  • Hayâl: «ha-YAAL»; Diyojen: «di-yo-JEN»; Hadîka: «ha-dii-KA»; Ayyar Hamza: «ay-YAAR ham-ZA»; Pinti Hamid: «pin-Tİ haa-MİD»; Çerkes Özdenleri: «çer-KES öz-den-le-Rİ».
  • Teodor Kasap: «te-o-DOR ka-SAP»; Haşmet: «haş-MET»; Direktör Âli Bey: «di-rek-TÖR aa-Lİ BEY»; Niyazi Akı: «ni-yaa-Zİ a-KI»; Seda Kula: «se-DA ku-LA»; Zülal Gürbüz: «zü-LAL gür-BÜZ»; Derya Kılıçkaya: «der-YA kı-lıç-ka-YA»; Turgut Kut: «tur-GUT KUT».