Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Tanzimat Fermanı 3 Kasım 1839'da Gülhane'de Mustafa Reşid Paşa tarafından okundu; valilere gönderilerek meydanlarda okutuldu ve Takvîm-i Vekāyi ile duyuruldu. Dönemin başlangıcı ve bitişi tartışmalıdır; Akyıldız ilk uygulamaları 1830'a kadar götürür.
- Ferman can, mal ve namus güvenliği, vergi ve askerlik düzenlemesi ile Müslim-gayrimüslim eşitliği vaat eder. Adaletnâme geleneği içinde değerlendirilebilir, ama onu aşan yenilikler getirir; Akyıldız'a göre dış etkilerden çok iç dinamiklerin ürünüdür.
- Tercüme Odası Batı dillerini bilen bir bürokrat kuşağı yetiştirdi; Takvîm-i Vekāyi 1831'den beri devletin sesiydi; Encümen-i Dâniş 1851'de sade dilde telif ve çeviri eserler hazırlamak için kuruldu; rüşdiyeler ve Galatasaray açıldı.
- Siyasi Tanzimat 1839'da, edebî Tanzimat 1860'ta başlatılır. Aradaki yıllarda edebiyatın altyapısı devletin içinde kuruldu; 1860'ta ilk özel gazeteyle birlikte devletin dışında konuşan bir aydın grubu oluştu.
- Fermanın mal güvenliği pasajı bir emir değil bir gerekçedir: güvenlik içindeki insanda «devlet ve millet gayreti ve vatan muhabbeti» artacaktır. İçerik yenidir, ama cümle eski kâtip nesrinin uzun yapısını taşır.
Kazanımlar
- Tanzimat Fermanı'nın ilânını, içeriğini ve kamuoyundaki karşılığını açıklayabilir; dönemin başlangıcı ve bitişi hakkındaki tartışmaları özetleyebilir.
- Tanzimat'ı hazırlayan ve onunla gelişen kültür kurumlarını, Tercüme Odası, Takvîm-i Vekāyi, Encümen-i Dâniş ve okullar üzerinden anlatabilir.
- Siyasi Tanzimat'ın 1839'da, edebî Tanzimat'ın 1860'ta başlatılmasının nedenlerini tartışabilir.
- Fermanın mal güvenliği ile «vatan muhabbeti» arasında kurduğu bağı, metnin gerekçelendirme dilini göstererek okuyabilir.
Video metni
Soğuk açılış
3 Kasım 1839, İstanbul, Gülhane meydanı. Ali Akyıldız'ın DİA'da anlattığına göre Hariciye Nâzırı Mustafa Reşid Paşa bir metni yüksek sesle okur. Dinleyenler arasında vezirler, devlet adamları ve ulema vardır; Rum ve Ermeni patrikleri, hahambaşı, esnaf temsilcileri ve yabancı elçiler de oradadır. Sultan Abdülmecid töreni Gülhane Kasrı'ndan izler. Okuma bitince toplar atılır, kurbanlar kesilir.
Metnin yolculuğu burada bitmez. Akyıldız'a göre ferman valilere gönderilir ve valilerden halkın ileri gelenlerini meydanlarda toplayıp fermanı okumaları, içeriğini herkese «güzelce» anlatmaları istenir. Hükümet, metnin yanlış yorumlanıp isyanlara yol açmasından endişelidir.
Bir devlet, bir metni yüzlerce meydanda okutur ve onun nasıl anlaşılacağından kaygı duyar. Bu kaygı, yeni bir dönemin edebiyatını da biçimlendirecektir.
Büyük soru
206-08, sözün yüz yüze, bellekle ve sazla dolaştığı cem meydanından matbaanın ve gazetenin dünyasına bir geçişi haber vermişti. Bu kursun sorusu şudur: bir imparatorluk, edebiyatı devlet reformunun aracına nasıl dönüştürdü? Bu ünitenin sorusu ise onun başlangıcıdır: bir hukuk metni, neden bir edebiyat döneminin adı olur?
Bağlam
Akyıldız'a göre «tanzimat» kelimesi «düzenlemeler» demektir ve literatürde «mülki idareyi ıslah ve yeniden düzenleme» anlamında kullanılır. Dönemin sınırları tartışmalıdır. Akyıldız'a göre son araştırmalar, 1839'daki Gülhane Hatt-ı Hümâyunu ile başlatılan dönemin ilk uygulamalarının 1830'a kadar geri götürülebileceğini gösterir. II. Mahmud, Yeniçeri Ocağı'nı kaldırdıktan sonra merkez teşkilatını baştan değiştirmiş, 1838'de kurduğu Meclis-i Vâlâ'nın amacını «Tanzîmât-ı Hayriyye» diye adlandırmıştı. Dönemin ne zaman bittiği de tartışmalıdır: 1871, 1877, 1878 ve 1881 gibi tarihler önerilir; Akyıldız'a göre 1878'de meclisin kapatılmasıyla sona erdiği yönünde genel bir kanaat oluşmuştur.
Dönemin mimarı sorusu da tek cevaplı değildir. Akyıldız'a göre literatürde Mustafa Reşid Paşa'ya çok merkezî bir yer verilir. Akyıldız bunun gerçek bir payı olduğunu kabul eder, ama saray, ulema ve bürokrasi arasında bir uzlaşma olmadan genç bir bürokratın girişimiyle böyle bir dönüşümün sağlandığı iddiasını inandırıcı bulmaz. Fermanın ilkeleri, Reşid Paşa Londra'dan dönmeden önce Abdülmecid'in tahta çıkış fermanında zaten yer alıyordu; ilânından önce toplanan ve mühür sahiplerinin yarısı ulemadan olan bir meclis bu ilkeleri kabul etmişti. Akyıldız'a göre ferman, dış etkilerden çok Osmanlı Devleti'nin iç dinamiklerinin ürünüdür.
Tanzimat çoğu zaman «Batılılaşmanın başlangıcı» olarak anılır. Akyıldız'ın vurgusu bu anlatıyı büsbütün reddetmez, ama ona bir düzeltme getirir: Batı'ya bakan bir reform, içerideki bir uzlaşmadan doğmuştu.
Ana anlatı — Bir fermanın vaadi
Akyıldız'a göre ferman bir tespitle açılır: devlet kuruluşundan beri Kur'an hükümlerine ve şeriata uyduğu için güçlüydü, ama yüz elli yıldır bunlara uyulmadığı için zayıfladı ve fakirleşti; gerekli tedbirler alınırsa beş on yıl içinde eski durumuna kavuşabilir. Yeni kanunların esası dört başlıkta toplanır: can güvenliği, malın ve namusun korunması, vergilerin düzenlenmesi ve askerlik.
Vaatler somuttur. Akyıldız'a göre vergi herkesin gücü oranında alınacak, iltizam usulü kaldırılacak, askerlik süresi dört ya da beş yıl olacaktır. Kimse yargılanmadan ölüm cezasına çarptırılmayacak, herkes malına istediği gibi tasarruf edebilecektir. Bu haklardan Müslüman ve gayrimüslim bütün tebaa aynı biçimde yararlanacaktır.
Akyıldız, fermanın Osmanlı geleneğinde tahta çıkan sultanların ilân ettiği «adaletnâme»ler içinde değerlendirilebileceğini, ama geleneksel yapıyı kökten sarsacak yenilikler getirdiğini yazar. Sultanın kendisi de bağlanır: Abdülmecid, Hırka-i Şerif Dairesi'nde kanunlara uyacağına dair «vallahi!» sözüyle biten bir yemin eder.
Tepkiler farklıdır. Akyıldız'a göre İngiliz ve Fransız kamuoyu fermanı olumlu, Avusturya ve Rusya olumsuz karşıladı. İçeride ise her topluluk fermanı kendi açısından yorumladı: Müslümanlar gayrimüslimlere tanınan yeni haklardan hoşlanmadı, gayrimüslimler büyük bir beklentiye kapıldı; çıkarları zedelenen bazı ulema, ayan ve valiler şeriatın çiğnendiğini söyleyerek halkı kışkırttı. Hükümet bu yüzden reformları önce merkeze yakın ve kolay denetlenen şehirlerde uyguladı.
Ana anlatı — Kurumlar: çevirmen, gazete, akademi, okul
Tanzimat'ın edebiyata etkisi bir fermanla değil, onu hazırlayan ve izleyen kurumlarla gerçekleşti.
İlki çevirmendir. Akyıldız'a göre Osmanlı Devleti'nin yabancı yazışmalarını çeviren Divan-ı Hümâyun tercümanları uzun süre Fenerli Rumlar arasından seçiliyordu. 1821'de Mora'da Rum isyanı çıkınca devletin onlara güveni sarsıldı ve Bâbıâli'de Müslüman kâtiplere Fransızca öğretilmeye başlandı. Tercüme Odası böyle doğdu. Buradan yetişen memurlar, 1834'ten itibaren Avrupa başkentlerine gönderilen elçilerin yanında dil ve deneyim kazandı. Batı dillerini bilen bir memur kuşağı, bir çeviri odasında yetişiyordu.
İkincisi gazetedir. Nesimi Yazıcı'ya göre ilk resmî Osmanlı gazetesi Takvîm-i Vekāyi, 1 Kasım 1831'de çıktı. Yazıcı, gazetenin Avrupa'daki örnekleri gibi iç ve dış kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla çıkarıldığını, müsveddelerinin basılmadan önce saraya gönderildiğini yazar. İlk dönemde üç bini biraz aşan abonesi vardı; bu abonelerin bir kısmı belli düzeydeki memurlardı ve onlar için abonelik zorunluydu. Fermanın ülkeye duyurulmasında da bu gazete kullanıldı. Devlet artık kendi sesini matbaayla da çoğaltıyordu.
Üçüncüsü bir akademidir. Abdullah Uçman'a göre 1851'de kurulan Encümen-i Dâniş, açılması düşünülen Darülfünun'da okutulacak ders kitaplarını ve halkın kültür seviyesini yükseltecek telif ve çeviri eserleri hazırlamak için kuruldu. Uçman'a göre bu kurumdan, halkın anlayabileceği sade bir dille kitaplar yayımlayarak Türkçenin gelişmesine yardım etmesi bekleniyordu; üye sayısının belirlenmesinde Fransız Akademisi'nin usulü benimsenmişti. Akyıldız ise Encümen'in Cevdet Paşa'nın tarihi gibi bir iki eser dışında verimli çalışamadan siyasi çekişmelere kurban gittiğini not eder.
Okullar da bu tabloya girer. Akyıldız'a göre 1847'de ilk rüşdiye açıldı, 1868'de Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi kuruldu, 1869 Maarif Nizamnamesi eğitimi beş kademede düzenledi. Ve 1860'ta, Akyıldız'ın deyişiyle, bir Türk vatandaşının çıkardığı ilk özel Türkçe gazete olan Tercümân-ı Ahvâl ile basın hayatı hareketlendi ve gazetelerin çevresinde yeni bir aydın grubu oluştu.
Yaygın yanlış«Tanzimat, 1839'da bir fermanla birden başlayan ve dışarıdan dayatılan bir Batılılaşma hareketidir.»
Akyıldız'a göre dönemin ilk uygulamaları 1830'a kadar geri götürülebilir; fermanın ilkeleri Abdülmecid'in tahta çıkış fermanında ve ulemanın da katıldığı bir mecliste önceden kabul edilmişti; ferman dış etkilerden çok iç dinamiklerin ürünüdür. Tercüme Odası 1820'lerde, Takvîm-i Vekāyi 1831'de doğmuştu. Tanzimat bir kopuştan çok, uzun bir dönüşümün adıdır.
Ana anlatı — İki tarih: 1839 ve 1860
Burada edebiyat tarihinin bir sorusu belirir. 106-02'de Türk edebiyatının dönemlerini sıralarken Tanzimat edebiyatını 1860'la başlatmıştık. Oysa siyasi Tanzimat 1839'da başlar. Aradaki yirmi bir yıl nedir?
Kurumların tarihine bakınca cevap belirginleşir. 1839'dan sonraki yıllar, yeni bir edebiyatın altyapısının kurulduğu yıllardır: Batı dillerini bilen bürokratlar, çeviri ve telif için bir akademi, yeni okullar. Ama bu yapıların hepsi devletin içindeydi. Takvîm-i Vekāyi devletin sesiydi; Encümen-i Dâniş devletin kurduğu bir kurumdu. Edebiyat henüz devletin dışında kendi sesini kurmamıştı.
1860, bu sesin çıktığı yıldır. İlk özel gazete çıkar ve Akyıldız'a göre gazetelerin çevresinde yeni bir aydın grubu oluşur. Bu aydınlar devletin reformunu yalnız uygulamakla kalmaz; onu tartışır, eleştirir, halka anlatır. Akyıldız, 1860'ların sonunda Yeni Osmanlılar'ın Avrupa'da çıkardıkları gazetelerle muhalefetlerini sürdürdüklerini de kaydeder.
Kursun sorusuna ilk bir cevap buradan çıkar. Devlet edebiyatı reformun aracına dönüştürmek istedi: sade dil, çeviri, ders kitabı, resmî gazete. Ama bu araçlar, onları kullanmayı öğrenen aydınların elinde zamanla devleti eleştirmenin de araçları oldu.
Metin anı
Fermanın, can güvenliğinden sonra mal güvenliğini gerekçelendirdiği bölümden bir pasaj:
… emniyet-i mâl kazıyyesinin fıkdânı halinde ise herkes ne devlet ve ne milletine ısınamayub ve ne i'mâr-ı mülke bakamayup dâima endişe ve ıztırabdan hâlî olamadığı misillü aksi takdîrinde yâni emvâl ü emlâkinden emniyet-i kâmilesi olduğu halde dahi hemân kendi işiyle ve tevsî-i dâire-i taayyüşüyle uğraşup ve kendisinde gün-be-gün devlet ve millet gayreti ve vatan muhabbeti artıp ona göre hüsn-i harekete çalışacağı şübheden âzâdedir …
Bu pasajı bir hükümdarın buyruğu olarak değil, bir gerekçe olarak okuyalım. Metin bir emir vermez, bir akıl yürütme kurar. İki durum karşılaştırılır: mal güvenliğinin yokluğu ve varlığı. Birincisinde insan «ne devlet ve ne milletine ısınamayub», ikincisinde ise «gün-be-gün» devletine bağlanır. Cümle «misillü» ve «aksi takdîrinde» bağlaçlarıyla iki kefeli bir terazi gibi işler.
Dikkat çekici olan, devletin tebaanın iç dünyasından söz etmesidir. «Endişe ve ıztırab», «ısınmak», «gayret», «muhabbet»: bunlar bir vergi kanununun değil, bir insanın duygularının kelimeleridir. Ferman, sadakatin zorla değil, güvenle kazanılacağını söyler. Tebaa bir emir alıcısı olmaktan çıkar, ikna edilmesi gereken biri olur.
Sonra bir kelime öbeği gelir: «vatan muhabbeti». Metin, mülkünden emin olan kişide devlet ve millet gayretinin yanında vatan sevgisinin de artacağını söyler. Bu öbeğin Osmanlı metinlerindeki geçmişini burada tartışmayacağız; ama resmî bir fermanda, tebaanın duygularının bir parçası olarak anılması önemlidir. Birkaç on yıl sonra Tanzimat'ın ikinci kuşağı «vatan» kelimesini bambaşka bir coşkuyla kullanacaktır.
Son olarak cümlenin kendisine bakalım. Pasaj tek bir cümlenin parçasıdır ve bu cümle Vikikaynak'taki metinde yarım sayfadan uzundur. «-ub», «-up», «olduğu halde», «misillü» ekleri ve bağlaçlarıyla sonsuzca uzayan bu cümle, eski kâtip nesrinin yapısını taşır. İçerik yenidir, dil eskidir. Tanzimat'ın edebiyattaki asıl işi, bu iki şeyi birbirine yaklaştırmak olacaktı: yeni fikirleri, onları taşıyacak yeni bir cümleyle söylemek.
Cevap ve bağlantı
Bir hukuk metni neden bir edebiyat döneminin adı olur? Çünkü Tanzimat, sözün kiminle ve nasıl konuşacağını değiştirdi. Ferman meydanlarda okundu, gazetede yayımlandı, «güzelce» anlatılması istendi: devlet ilk kez tebaasını ikna etmesi gereken bir dinleyici olarak gördü. Bu ihtiyaç, çevirmenleri, gazeteyi, akademiyi ve okulu doğurdu; bunlar da yeni bir aydın kuşağını.
Edebiyatın devlet reformunun aracına dönüşmesi bu kurumlarla başladı. Ama araç, onu kullananın elinde başka işler de gördü. 1839'da devletin konuştuğu bir kamu, 1860'tan sonra kendisi konuşmaya başladı.
Kapanış kancası
Takvîm-i Vekāyi'nin müsveddeleri basılmadan önce saraya gönderiliyordu ve bazı memurlar ona zorunlu olarak abone oluyordu. 1860'ta ise bir Türk vatandaşının çıkardığı ilk özel Türkçe gazete yayımlandı. Devletin sesi olmayan bir gazete ne yazar? Okuru kimdir? Ve bir gazete sayfası, «kamuoyu» dediğimiz şeyi nasıl doğurur?
Özet kartı
- Tanzimat Fermanı 3 Kasım 1839'da Gülhane'de Mustafa Reşid Paşa tarafından okundu; valilere gönderilerek meydanlarda okutuldu ve Takvîm-i Vekāyi ile duyuruldu. Dönemin başlangıcı ve bitişi tartışmalıdır; Akyıldız ilk uygulamaları 1830'a kadar götürür.
- Ferman can, mal ve namus güvenliği, vergi ve askerlik düzenlemesi ile Müslim-gayrimüslim eşitliği vaat eder. Adaletnâme geleneği içinde değerlendirilebilir, ama onu aşan yenilikler getirir; Akyıldız'a göre dış etkilerden çok iç dinamiklerin ürünüdür.
- Tercüme Odası Batı dillerini bilen bir bürokrat kuşağı yetiştirdi; Takvîm-i Vekāyi 1831'den beri devletin sesiydi; Encümen-i Dâniş 1851'de sade dilde telif ve çeviri eserler hazırlamak için kuruldu; rüşdiyeler ve Galatasaray açıldı.
- Siyasi Tanzimat 1839'da, edebî Tanzimat 1860'ta başlatılır. Aradaki yıllarda edebiyatın altyapısı devletin içinde kuruldu; 1860'ta ilk özel gazeteyle birlikte devletin dışında konuşan bir aydın grubu oluştu.
- Fermanın mal güvenliği pasajı bir emir değil bir gerekçedir: güvenlik içindeki insanda «devlet ve millet gayreti ve vatan muhabbeti» artacaktır. İçerik yenidir, ama cümle eski kâtip nesrinin uzun yapısını taşır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Tanzimat | The reorganization | Osmanlı'da idareyi ıslah eden reformların ve bu reformlar döneminin adı |
| Gülhane Hatt-ı Hümâyunu | Edict of Gülhane | 1839'da okunan, can ve mal güvenliği ile eşitlik vaat eden ferman |
| Adaletnâme | Decree of justice | Sultanların haksızlıkları gidereceklerini bildirdikleri geleneksel ferman türü |
| Tercüme Odası | Translation Bureau | Resmî çevirileri yapan ve Batı dillerini bilen memur yetiştiren Bâbıâli birimi |
| Encümen-i Dâniş | Academy of Learning | 1851'de telif, çeviri ve ders kitabı hazırlamak için kurulan akademi |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Tanzimat Fermanı nasıl ilân edildi ve ülkeye nasıl duyuruldu? Hükümet neden fermanın «güzelce» anlatılmasını istedi?
- (Kazanım 1) Akyıldız, fermanı tek başına Mustafa Reşid Paşa'ya bağlayan anlatıyı neden yeterli bulmaz? Dönemin başlangıcı ve bitişi hakkında hangi görüşler vardır?
- (Kazanım 2) Tercüme Odası, Takvîm-i Vekāyi ve Encümen-i Dâniş hangi ihtiyaçlardan doğdu? Her birinin yeni bir edebiyata katkısı ne olabilirdi?
- (Kazanım 3) Siyasi Tanzimat 1839'da, edebî Tanzimat 1860'ta başlatılır. Aradaki yıllarda ne oldu ve 1860'ı bir başlangıç yapan nedir?
- (Kazanım 4) Fermanın mal güvenliği pasajında devlet tebaasına nasıl seslenir? «Vatan muhabbeti» öbeği ve pasajın cümle yapısı hakkında ne söylenebilir?
Cevaplar
- Akyıldız'a göre ferman 3 Kasım 1839'da Gülhane meydanında Mustafa Reşid Paşa tarafından vezirler, ulema, patrikler, hahambaşı, esnaf temsilcileri ve elçilerin önünde okundu; sultan töreni Gülhane Kasrı'ndan izledi. Sonra valilere gönderildi ve Takvîm-i Vekāyi ile duyuruldu; valilerden halkın ileri gelenlerini meydanlarda toplayıp fermanı okumaları ve içeriğini herkese «güzelce» anlatmaları istendi. Hükümet, fermanın yanlış yorumlanıp isyanlara yol açmasından endişe ediyordu; nitekim her topluluk onu kendi açısından yorumladı.
- Akyıldız, Reşid Paşa'nın gerçek bir payı olduğunu kabul eder, ama saray, ulema ve bürokrasi arasında bir uzlaşma olmadan genç bir bürokratın girişimiyle böyle bir dönüşümün sağlandığı iddiasını inandırıcı bulmaz. Fermanın ilkeleri Abdülmecid'in tahta çıkış fermanında zaten vardı ve ilânından önce ulemanın da katıldığı bir mecliste kabul edilmişti; bu yüzden ferman dış etkilerden çok iç dinamiklerin ürünüdür. Başlangıç için son araştırmalar ilk uygulamaları 1830'a kadar götürür; bitiş için 1871, 1877, 1878 ve 1881 önerilir, 1878 genel kanaattir.
- Tercüme Odası, 1821 Rum isyanından sonra Fenerli Rum tercümanlara güven sarsılınca Müslüman kâtiplere Batı dilleri öğretmek ve resmî çevirileri yapmak için doğdu; Batı dillerini bilen bir bürokrat kuşağı yetiştirdi. Takvîm-i Vekāyi 1831'de iç ve dış kamuoyunu bilgilendirmek, devletin sesini duyurmak için çıkarıldı; gazeteyi ve düzenli yazılı haberi Türkçeye getirdi. Encümen-i Dâniş 1851'de ders kitapları ve halkın anlayabileceği sade dilde telif ve çeviri eserler hazırlamak için kuruldu; sade dil ve çeviri fikrini kurumsallaştırdı.
- 1839'dan sonraki yıllarda yeni bir edebiyatın altyapısı kuruldu: Batı dillerini bilen bürokratlar, bir akademi, yeni okullar, resmî gazete. Ama bu yapıların hepsi devletin içindeydi. 1860'ta bir Türk vatandaşının çıkardığı ilk özel Türkçe gazete Tercümân-ı Ahvâl yayımlandı ve Akyıldız'a göre gazetelerin çevresinde yeni bir aydın grubu oluştu; edebiyat ilk kez devletin dışında kendi sesini kurmaya başladı.
- Devlet bir emir vermez, bir gerekçe kurar: mal güvenliği yoksa insan devletine ve milletine ısınamaz, endişe içinde yaşar; varsa işine bakar ve içinde devlet ve millet gayreti ile vatan sevgisi artar. «Isınmak», «endişe», «gayret», «muhabbet» gibi kelimeler tebaanın duygularına seslenir; tebaa ikna edilmesi gereken biri olur. «Vatan muhabbeti» öbeği, resmî bir fermanda tebaanın duygularının bir parçası olarak anılır. Ama pasaj, yarım sayfadan uzun tek bir cümlenin parçasıdır ve eski kâtip nesrinin eklerle uzayan yapısını taşır: içerik yenidir, dil eskidir.
Okuma
- Ali Akyıldız'ın «Tanzimat» maddesi (DİA 40) — dönemin siyasi ve idari tarihi.
- Nesimi Yazıcı'nın «Takvîm-i Vekāyi» maddesi (DİA 39) — ilk resmî Osmanlı gazetesi.
- Abdullah Uçman'ın «Encümen-i Dâniş» maddesi (DİA 11) — Osmanlı'nın ilk akademisi.
- Vikikaynak'taki Tanzimat Fermanı metnini baştan sona okuyun; cümleleri sayın ve en uzun cümleyi bugünkü Türkçeyle birkaç kısa cümleye bölmeyi deneyin.