İçeriğe geç

Ünite EDB-206-05 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Pir Sultan Abdal

EDB-206 Tekke ve Tasavvuf Edebiyatı

2.143 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 10 dk

  • Alevî-Bektaşî edebiyatı
  • deyiş
  • mahlas ortaklığı
  • efsaneleşme
  • imgeleştirme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Pir Sultan Abdal hakkında tarihî kaynaklarda bilgi yoktur; on altıncı yüzyılda Sivas'ın Banaz köyünde yaşadığı, asıl adının Haydar olduğu ve Alevîler arasında anlatıldığı gibi Sivas'ta idam edildiği bilinir; son bilgi bir inanışa dayanır. Ölüm tarihi hakkında farklı görüşler vardır.
  2. Şiirlerinin merkezinde Ali ve Ehl-i beyt sevgisi, on iki imam ve Alevî yolunun erkânı vardır. Albayrak onun idamını Safevî propagandasıyla ilişkilendirir; Köse ise Alevîlere yönelik baskı karşısında inancını savunmasını öne çıkarır.
  3. Aynı mahlası kullanan başka şairler yüzünden Pir Sultan'a atfedilen şiirlerin sayısı 105'ten 400'ün üzerine çıkmıştır; Bezirci bunlardan 182'sini ona ait sayar. Şiir değeri hakkında da değerlendirmeler ayrılır.
  4. Pir Sultan'ın hayatı efsaneleşmiş, Kul İzzet'in tasnif ettiği bir halk hikâyesine dönüşmüştür. 1940 sonrası toplumcu şairler onu muhalif bir simge olarak imgeleştirmiş, ama çoğu zaman tasavvufi dünya görüşünden ayırmıştır.
  5. «Dönen dönsün ben dönmezem pîrimden» dörtlüğü, şart eklerine dayanan bir tırmanışla kurulur ve bütün tehditlere pîre sadakatle cevap verir.

Kazanımlar

  • Pir Sultan Abdal hakkında belgelerin, şiirlerin ve halk anlatılarının söylediklerini ayırarak tarihî kişiliğine dair tartışmayı açıklayabilir.
  • Pir Sultan şiirinin biçim ve konu özelliklerini, Alevî-Bektaşî âyinlerindeki yerini ve farklı araştırmacıların değerlendirmelerini karşılaştırabilir.
  • Aynı mahlası taşıyan şairler meselesini ve Pir Sultan'ın bir halk hikâyesinin ve modern şiirin kahramanına dönüşmesini anlatabilir.
  • «Dönen dönsün ben dönmezem pîrimden» dörtlüğünü yapısı ve anlamıyla okuyabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Sivas'ta bir yer adı vardır: Darağacı. Nurettin Albayrak'ın aktardığına göre Alevîler arasında yaygın olan inanış, Pir Sultan Abdal'ın burada idam edildiğidir. Ama Albayrak aynı maddede bir şey daha yazar: Pir Sultan hakkında tarihî kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır.

Bir şairin ölüm yeri bir mahalle adı olarak yaşar; ama ölüm tarihi, hatta hayatı belgelerde yoktur. Onu bugüne taşıyan, kendi şiirleri ve onun etrafında büyüyen anlatılardır.

Büyük soru

206-04'ün sonunda Mevlevîliğin iktidarla kurduğu yakınlığı hatırlamıştık. Pir Sultan'ın hikâyesi o yakınlığın tam karşısında durur. Belgesi olmayan bir şairi şiirlerinden ve efsanesinden nasıl tanırız? Ve bir inanç şiiri nasıl bir direniş şiiri olarak okunur?

Bağlam

Albayrak'a göre Pir Sultan'ın on altıncı yüzyıl başlarında Sivas'ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde doğduğu tahmin edilir. Asıl adının Haydar olduğu bir dizesinden anlaşılır. Halk arasındaki anlatıya göre çocukken çobanlık yaparken rüyasında bir ihtiyarın elinden bade içer ve ihtiyarın Hacı Bektaş olduğunu anlar. Bu, saz şairleri hakkında sık anlatılan bâdeli âşık anlatısının bir örneğidir.

Ölüm tarihi de kesin değildir. Albayrak iki görüş aktarır: Öztelli'ye göre 1589 ya da 1590'da, Gölpınarlı ile Boratav'a göre ise Kanunî ile Şah Tahmasb'ın hüküm sürdüğü yıllarda asılmış olabilir.

Albayrak'a göre Pir Sultan, Anadolu Alevîlerinin yedi büyük şairinden biri, Hatâî ve Kul Himmet'le birlikte en büyük üç şairinden biri kabul edilir. Köse ise daha ileri gider: tasavvufi halk edebiyatı için Yunus ne ise, Alevî-Bektaşî edebiyatı için Pir Sultan odur.

Ana anlatı — Bir inancın şiiri

Pir Sultan'ın şiirinin merkezinde bir inanç vardır. Albayrak'a göre şiirlerinde Hz. Peygamber, Ali, Hasan ve Hüseyin ile on iki imam sevgisi işlenir; Hacı Bektaş'ı, Balım Sultan'ı ve Seyyid Ali Sultan'ı saygıyla anar; Caferî olduğunu açıkça söyler. Köse, Pir Sultan'ın şiirlerinde Alevî yolunun erkânını, Ali'ye ve Şah İsmail'e bağlılığı dile getirdiğini yazar.

Bu inanç, dönemin siyasetiyle de iç içeydi. Albayrak, Pir Sultan'ın Anadolu'da yoğunlaşan Safevî propagandasının etkisinde kaldığını ve Osmanlı'nın Kızılbaş zümrelere karşı sert önlemler aldığı bir dönemde görüşlerini savunmaya devam ettiğini söyler; ona göre İran şahının İstanbul'a hâkim olmasını isteyen bir dörtlüğü ve bu doğrultudaki çabaları idamına sebep olmuş olabilir. Köse ise olaya Alevî toplulukların gözünden bakar: ona göre hükümetin yıllar boyu Alevîlere uyguladığı baskı, hatta ölüm tehdidi, Pir Sultan'ı yolundan alıkoyamamıştır. İki bakış aynı olayı farklı merkezlerden anlatır: biri devletin güvenlik kaygısından, öbürü bir topluluğun inancını savunmasından.

Pir Sultan'ın sözleri bugün de söylenir. Albayrak'a göre birçok nefesi Alevî-Kızılbaş ve Bektaşî cemlerinde okunagelmiştir; «Güzel âşık cevrimizi / Çekemezsin demedim mi» gibi bazı nefesleri Sünnî tekkelerinde de yaygın biçimde okunmuştur. Pir Sultan'ın bir şiiri, türkü de, nefes de, deyiş de olabilir.

Ana anlatı — Kaç Pir Sultan?

Yunus'ta gördüğümüz metin sorunu burada daha da büyüktür. Albayrak'a göre aynı mahlası kullanan başka şairler de vardır: Pîr Sultanım Haydar, aruzla yazan bir Pîr Sultan Abdal, Divriği yöresinden bir Pîr Sultan Abdal, Abdal Pîr Sultan. Köse'ye göre bu şairlerin bazıları, Pir Sultan'ın başından geçenleri sanki kendi başlarından geçmiş gibi anlatan şiirler söylemiştir.

Sayılar sorunu gösterir. Albayrak'a göre Sadettin Nüzhet Ergun 1929'da Pir Sultan'ın 105 şiirini yayımladı. Sonraki derlemelerde, başka Pir Sultanların şiirleriyle karıştığı için bu sayı 400'ü aştı. Asım Bezirci'ye göre bunlardan 182'si Pir Sultan'a aittir.

Pir Sultan'ın şiir değeri de tartışmalıdır. Albayrak, ölüm, aşk, ayrılık ve haksızlığa karşı koyma gibi konuları işleyen şiirlerinin edebî yönden güçlü olmadığını düşünür; buna karşılık coşkulu dilini, inancını tavizsiz savunmasını ve şiirlerindeki konu bütünlüğünü onun en önemli özellikleri sayar. Köse ise Pir Sultan'ı Alevî-Bektaşî edebiyatının «en lirik şairi» olarak niteler. Bu iki yargı, aynı şiire farklı ölçütlerle bakıldığında ne kadar farklı sonuçlara varılabileceğini gösterir.

Yaygın yanlış«Pir Sultan Abdal adıyla bilinen bütün şiirler aynı kişiye aittir.»
Doğrusu

Albayrak'a göre aynı mahlası taşıyan en az dört şair daha vardır; derlemelerde şiir sayısı 105'ten 400'ün üzerine çıkmış, Bezirci bunlardan 182'sini Pir Sultan'a ait saymıştır. Bir şiirin «Pir Sultan» mahlası taşıması, onun on altıncı yüzyıldaki şaire ait olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Ana anlatı — Efsaneden hikâyeye, hikâyeden şiire

Belgenin sustuğu yerde anlatı konuşur. Köse'ye göre Pir Sultan'ın hayatı destanlaşmış, ölümü, ölüm sebebi ve Hızır Paşa ile ilişkisi etrafında efsaneler oluşmuştur. Köse, bu efsanelerin bir halk hikâyesine dönüşmüş bir örneğini inceler. Hikâyeyi Sivaslı bir âşık, Kul İzzet mahlasıyla bilinen Ali İzzet İlçi tasnif etmiştir.

Hikâyede Hızır, bir zamanlar Pir Sultan'ın müridi olan bir gençtir. İstanbul'da okur, Sivas'a vali olarak döner. Sonunda Pir Sultan'dan içinde «şah» kelimesi geçmeyen bir şiir söylemesini ister; söylerse onu affedecektir. Pir Sultan ise «Açılın kapılar Şah'a gidelim» redifli deyişini söyler ve asılır. Köse'ye göre Banaz halkı bugün onun ölmediğine dair anlatılar anlatır. 205-09'da gördüğümüz halk hikâyesi geleneği burada bir şairin hayatını kendi kalıbına dökmüştür.

Yirminci yüzyılda Pir Sultan bir kez daha dönüştü. Gonca Gökalp Alpaslan'a göre 1940 sonrasının modern şairleri, özellikle toplumcu şairler, Pir Sultan'ın muhalif kimliğini, idamını ve halkın belleğindeki dizelerini şiirlerine taşıdılar. Alpaslan bu dönüşümün bir bedeli olduğunu da not eder: Pir Sultan, tarihsel gerçekliğinden biraz farklılaştırılarak ve bağlı olduğu tasavvufi dünya görüşünden bağımsızlaştırılarak bir mücadele önderi olarak algılandı.

Metin anı

Albayrak'ın maddesinde aktarılan bir dörtlük, Pir Sultan'ın en çok hatırlanan sözlerindendir:

Kadılar müftüler fetvâ yazarsa
İşte kement işte boynum sararsa
İşte hançer işte kellem keserse
Dönen dönsün ben dönmezem pîrimden

Dörtlük bir tırmanışla kurulur. İlk dizede kurum konuşur: kadı ve müftü, yani hukukun ve dinin resmî sesleri, bir fetva yazar. İkinci dizede fetvanın sonucu gelir: kement, yani ip, boyna dolanır. Üçüncü dizede tehdit en uç noktaya varır: hançer ve kesilen baş.

Bu üç dizenin sonunda aynı ses döner: «yazarsa», «sararsa», «keserse». Albayrak'a göre Pir Sultan, saz şairleri gibi yarım kafiyeyi tercih eder ve onu redifle destekler. Burada «-arsa, -erse» şart ekleri her dizeyi bir öncekinden daha ağır bir «eğer»e bağlar. İkinci ve üçüncü dizeler de aynı kelimeyle başlar: «İşte». Şair, gösterir gibi konuşur: işte ip, işte hançer. Tehdidi saklamaz, önüne koyar.

Dördüncü dize bütün bu şartlara tek bir cevap verir: «Dönen dönsün ben dönmezem pîrimden.» Dize bir ikilikle kurulur: dönenler ve dönmeyen ben. Sadakatin nesnesi bir fikir ya da bir kurum değil, bir kişidir: pîr. Tasavvufa giriş ünitesi, 206-01, seyrüsülûkün bir mürşidsiz yürünmediğini anlatmıştı. Burada o bağ, ölüm tehdidi karşısında da bozulmayan bir bağlılığa dönüşür.

Dörtlüğün iki okunuşu vardır. Bir inanç dilinde, bir dervişin pîrine sadakatidir. Modern şairlerin okuyuşunda ise baskıya boyun eğmeyen bir sesin simgesidir. Alpaslan'ın uyardığı gibi ikinci okuma, birincisini bütünüyle silmemelidir: bu dörtlükte direnilen şey, bir inançtan döndürülmektir.

Cevap ve bağlantı

Belgesi olmayan bir şairi nasıl tanırız? Üç katmanı ayırarak. Birinci katman şiirlerdir, ama onların da hangisinin gerçekten ona ait olduğu tartışmalıdır. İkinci katman halkın anlatılarıdır: rüyada içilen bade, Hızır Paşa ile çatışma, «şah» kelimesi, darağacı. Üçüncü katman sonraki şairlerin ondan yaptığı imgedir. Pir Sultan'ı tanımak, bu katmanları birbirine karıştırmadan okumaktır.

Bir inanç şiiri nasıl direniş şiiri olur? Pir Sultan'ın dizelerinde direniş, bir inancın ve bir pîre bağlılığın savunulmasıdır. Yirminci yüzyılda bu dizeler, inanç çerçevesinden ayrılarak genel bir muhalefetin sesine dönüştü. Her iki okuma da dizelerin gücünden beslenir; ama tarihsel Pir Sultan'ı anlamak için birincisini, onun yaşamaya devam etmesini anlamak için ikincisini bilmek gerekir.

Kapanış kancası

Albayrak'a göre Pir Sultan'ın en çok etkilendiği şair Hatâî'dir; ikinci olarak Kaygusuz Abdal'ın etkisinden söz edilebilir. Kaygusuz Alevî-Bektaşî edebiyatının kurucusu sayılır, ama onun sesi bambaşkadır: öfke yerine gülme, tehdide cevap yerine Tanrı'yla şakalaşma. Tasavvuf şiiri neden bazen alay eder, bazen anlamsız görünen sözler söyler? Bir derviş Tanrı'ya nasıl nazlanabilir?

Özet kartı

  1. Pir Sultan Abdal hakkında tarihî kaynaklarda bilgi yoktur; on altıncı yüzyılda Sivas'ın Banaz köyünde yaşadığı, asıl adının Haydar olduğu ve Alevîler arasında anlatıldığı gibi Sivas'ta idam edildiği bilinir; son bilgi bir inanışa dayanır. Ölüm tarihi hakkında farklı görüşler vardır.
  2. Şiirlerinin merkezinde Ali ve Ehl-i beyt sevgisi, on iki imam ve Alevî yolunun erkânı vardır. Albayrak onun idamını Safevî propagandasıyla ilişkilendirir; Köse ise Alevîlere yönelik baskı karşısında inancını savunmasını öne çıkarır.
  3. Aynı mahlası kullanan başka şairler yüzünden Pir Sultan'a atfedilen şiirlerin sayısı 105'ten 400'ün üzerine çıkmıştır; Bezirci bunlardan 182'sini ona ait sayar. Şiir değeri hakkında da değerlendirmeler ayrılır.
  4. Pir Sultan'ın hayatı efsaneleşmiş, Kul İzzet'in tasnif ettiği bir halk hikâyesine dönüşmüştür. 1940 sonrası toplumcu şairler onu muhalif bir simge olarak imgeleştirmiş, ama çoğu zaman tasavvufi dünya görüşünden ayırmıştır.
  5. «Dönen dönsün ben dönmezem pîrimden» dörtlüğü, şart eklerine dayanan bir tırmanışla kurulur ve bütün tehditlere pîre sadakatle cevap verir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Alevî-Bektaşî edebiyatıAlevi-Bektashi literatureAli ve Ehl-i beyt sevgisini, yolun erkânını işleyen, cemlerde sazla söylenen tekke edebiyatı kolu
DeyişAlevi hymnAlevî çevrelerinde sazla söylenen, inancı dile getiren şiir
Mahlas ortaklığıShared pen nameBir mahlasın başka şairlerce de kullanılması ve şiirlerin karışması
EfsaneleşmeLegendarizationBelgesi az olan bir hayatın anlatılarla yeniden kurulması
İmgeleştirmeTurning into an imageBir kişinin sonraki eserlerde bir tutumun simgesi olarak kullanılması

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Pir Sultan hakkında hangi bilgiler belgelere, hangileri şiirlere ve halk anlatılarına dayanır? Ölüm tarihi hakkında hangi görüşler vardır?
  2. (Kazanım 2) Albayrak ve Köse, Pir Sultan'ın idamını ve inancını hangi farklı merkezlerden anlatır? Albayrak'ın ve Köse'nin onun şiir değeri hakkındaki yargılarını karşılaştırın.
  3. (Kazanım 3) Mahlas ortaklığı Pir Sultan'ın şiirlerini belirlemeyi nasıl güçleştirir? Sayılarla açıklayın.
  4. (Kazanım 3) Kul İzzet'in tasnif ettiği halk hikâyesi ile 1940 sonrası modern şiir, Pir Sultan'ı nasıl dönüştürür? Alpaslan bu dönüşümün hangi bedelini not eder?
  5. (Kazanım 4) «Dönen dönsün ben dönmezem pîrimden» dörtlüğünde tırmanış nasıl kurulur? Son dize sadakatin nesnesi olarak neyi gösterir ve dörtlüğün iki okunuşu nelerdir?

Cevaplar

  1. Albayrak'a göre Pir Sultan hakkında tarihî kaynaklarda bilgi yoktur. Asıl adının Haydar olduğu ve soyunun Horasan'dan geldiği kendi dizelerinden, rüyada bade içmesi ve Sivas'ta idam edilmesi ise halk arasındaki ve Alevî çevrelerindeki anlatılardan bilinir. Ölüm tarihi olarak Öztelli 1589-1590'ı, Gölpınarlı ile Boratav Kanunî-Şah Tahmasb dönemini öne sürmüştür.
  2. Albayrak, Pir Sultan'ın Safevî propagandasının etkisinde kaldığını, İran şahının İstanbul'a hâkim olmasını istediğini gösteren dizelerini ve bu doğrultudaki çabalarını idamının sebebi olarak görür; yani olaya devletin güvenlik kaygısı açısından bakar. Köse ise Alevîlere yönelik baskı karşısında inancından vazgeçmemesini öne çıkarır. Şiir değeri konusunda Albayrak bazı şiirlerini edebî yönden güçlü bulmaz, ama coşkulu dilini ve konu bütünlüğünü över; Köse ise onu Alevî-Bektaşî edebiyatının en lirik şairi sayar.
  3. Aynı mahlası kullanan başka şairler vardır: Pîr Sultanım Haydar, aruzla yazan bir Pîr Sultan Abdal, Divriği yöresinden bir Pîr Sultan Abdal, Abdal Pîr Sultan. Sadettin Nüzhet Ergun'un 1929 derlemesinde 105 şiir vardı; sonraki derlemelerde karışmalar yüzünden sayı 400'ü aştı; Asım Bezirci bunlardan 182'sini Pir Sultan'a ait sayar.
  4. Kul İzzet'in hikâyesinde Hızır, Pir Sultan'ın eski müridi olarak vali olur, ondan «şah» kelimesi geçmeyen bir şiir ister; Pir Sultan «Açılın kapılar Şah'a gidelim» deyişini söyler ve asılır; efsane bir halk hikâyesi kalıbına dökülür. 1940 sonrası toplumcu şairler ise onun muhalif kimliğini ve idamını şiirlerine taşıyarak onu bir mücadele simgesi yapar. Alpaslan'a göre bu dönüşümde Pir Sultan tarihsel gerçekliğinden biraz farklılaştırılmış ve tasavvufi dünya görüşünden bağımsızlaştırılmıştır.
  5. İlk üç dize, giderek ağırlaşan şartlarla kurulur: kadı ve müftünün fetvası, boyna dolanan ip, başı kesen hançer; «yazarsa, sararsa, keserse» şart ekleri ve dize başlarındaki «İşte» bu tırmanışı taşır. Son dize bütün şartlara tek bir cevap verir; sadakatin nesnesi bir kişidir: pîr. Bir inanç dilinde bu, dervişin pîrine sadakatidir; modern okuyuşta ise baskıya boyun eğmeyen bir sesin simgesidir.

Okuma

  • Nurettin Albayrak'ın «Pîr Sultan Abdal» maddesi (DİA 34) — hayatı, inancı ve şiirinin özellikleri hakkında kısa bir anlatım.
  • Nerin Köse, «"Pir Sultan ve Hızır Paşa" Hikâyesi» (2000) — Pir Sultan'ın hayatının bir halk hikâyesine dönüşmesi.
  • Gonca Gökalp Alpaslan, «1940 Sonrası Toplumcu Türk Şiirinde Hacı Bektaş Velî ve Pir Sultan Abdal İmgesi» (2012) — modern şiirdeki Pir Sultan.
  • Pir Sultan'a atfedilen bir deyişin iki farklı derlemedeki metnini karşılaştırın; hangi dizelerin değiştiğini ve mahlasın nasıl kullanıldığını not edin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:00 Soğuk açılış: Sivas'ta bir sokak tabelası: «Darağacı». Kamera tabeladan boş bir arşiv rafına geçer.
  • 1:00–1:30 Büyük soru: bir mevlevîhânenin kubbesi ile bir köy meydanı yan yana; ikisinin arasında bir soru işareti.
  • 1:30–3:10 Bağlam: Banaz köyünde bir çoban çocuk; rüyasında bir ihtiyar ona bir kadeh uzatır. Ekranda iki farklı ölüm tarihi yan yana belirir.
  • 3:10–5:20 Ana anlatı — Bir inancın şiiri: bir cem evinde saz eşliğinde okunan bir nefes; aynı nefes bir tekke avlusunda da duyulur. İki kitap yan yana açılır; aynı olayı iki ayrı başlıkla anlatır.
  • 5:20–7:20 Ana anlatı — Kaç Pir Sultan?: bir masada beş defter, her birinin kapağında «Pir Sultan» yazar. Bir sayaç 105'ten 400'ün üzerine çıkar, sonra 182'de durur.
  • 7:20–9:40 Ana anlatı — Efsaneden hikâyeye, hikâyeden şiire: bir kahvede saz çalan yaşlı bir âşık hikâyeyi anlatır; genç Hızır'ın vali olarak dönüşü; bir kâğıtta «şah» kelimesinin üzeri çizilir. Sonra yirminci yüzyıldan bir şiir defteri.
  • 9:40–12:00 Metin anı: bir fetva kâğıdı, bir ip, bir hançer sırayla belirir; her birinde dize sonu parlar. Son dizede bir derviş başını kaldırır, arkasında bir pîrin silüeti.
  • 12:00–13:10 Cevap ve bağlantı: üç katmanlı bir şema: şiir, anlatı, imge.
  • 13:10–13:40 Kapanış kancası: gülümseyen bir derviş yüzü; bir dalda anlamsız görünen bir meyve.

Telaffuz

  • Pîr Sultan Abdal: «PİİR sul-TAN ab-DAL»; Banaz: «ba-NAZ»; Yıldızeli: «yıl-dı-ze-Lİ»; Haydar: «hay-DAR»; Hızır Paşa: «hı-ZIR pa-ŞA»; Darağacı: «da-ra-ğa-CI».
  • Caferî: «ca-fe-Rλ; Kızılbaş: «kı-zıl-BAŞ»; Safevî: «sa-fe-Vλ; Şah Tahmasb: «ŞAAH tah-MASB»; Hatâî: «ha-taa-λ; Kul Himmet: «KUL him-MET»; Kaygusuz Abdal: «kay-gu-SUZ ab-DAL».
  • Nurettin Albayrak: «nu-ret-TİN al-bay-RAK»; Nerin Köse: «ne-RİN kö-SE»; Gonca Gökalp Alpaslan: «gon-CA gö-KALP al-pas-LAN»; Ali İzzet İlçi: «a-Lİ iz-ZET il-Çİ»; Asım Bezirci: «aa-SIM be-zir-Cİ».