Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Mevlânâ 1207'de Belh'te doğdu, Konya'da müderris oldu; 1244'te Şems-i Tebrîzî ile karşılaşması onu bir şaire dönüştürdü ve Dîvân-ı Kebîr'in büyük kısmı bu dönemde söylendi. Hayatının kaynakları arasında en ayrıntılısı olan Eflâkî'de abartı ve çelişkiler vardır.
- Mesnevî altı cilt ve yaklaşık 25.700 beyittir; Hüsâmeddin Çelebi'nin teşvikiyle ve ona irticalen söylenerek yazdırıldı. Sistemli bir planı yoktur; hikâyeler iç içe açılır ve öğütlerle kesilir.
- Mesnevî'nin temel ilkesi sûret ve mânadır: şiir, vezin ve hikâye mânayı taşıyan sûretlerdir; okurdan sûrette takılıp kalmaması beklenir.
- Farsça Mesnevî, mesnevîhanların okuyuşu, şerh geleneği ve Nahîfî'nin manzum tercümesi yoluyla Türk edebiyatının parçası hâline geldi.
- Neyname «Dinle» emriyle açılır. Kamışlıktan kesilen ney, asıl vatanından ayrılmış insanın ya da kâmil insanın simgesidir; içi boş ney, üfleyenin nefesini yansıtır.
Kazanımlar
- Mevlânâ'nın hayatının ana duraklarını ve Şems-i Tebrîzî ile karşılaşmasının şiirindeki etkisini, kaynakların güvenilirlik farklarını gözeterek açıklayabilir.
- Mesnevî'nin yazılış sürecini, yapısını ve iç içe hikâye tekniğini anlatabilir.
- Farsça yazılmış bir eserin şerhler, manzum tercümeler ve mesnevîhanlık yoluyla Türk edebiyatının parçası hâline gelişini açıklayabilir.
- Neyname'nin ilk iki beytini, ney ve kamışlık imgelerini tasavvufi anlamlarıyla ilişkilendirerek okuyabilir.
Video metni
Soğuk açılış
Ahmed Eflâkî'nin anlattığı bir menkıbeye göre, bir gün Hüsâmeddin Çelebi Mevlânâ'ya bir ricada bulunur: dostlar Senâî'yi ve Attâr'ı zevkle okuyor, müridler için onların tarzında bir mesnevi yazılsa. Mevlânâ cevap vermek yerine sarığının içinden bir kâğıt çıkarır. Kâğıtta on sekiz beyit yazılıdır. İlk kelime bir emirdir: «Bişnev», yani «Dinle».
Semih Ceyhan'ın aktardığına göre Mevlânâ bu isteğin kendi kalbine ondan önce ilham edildiğini söyler. Böylece yaklaşık 25.700 beyitlik bir eser başlar. Ve bu eserin ilk sesi bir kamış flütün, bir neyin sesidir.
Büyük soru
206-03, Yunus'un Mevlânâ'ya «Uzun yazmışsın» dediği bir rivayetle kapanmıştı. Rivayetin karşı karşıya koyduğu iki şey, iki kısa Türkçe dize ile Farsça dev bir kitaptı. Hayatını Konya'da geçiren ama Türkçe değil Farsça söyleyen bir şair, bu topraklarda doğan edebiyatın neresine yerleşir? Ve bu kitap neden bir neyin sesiyle açılır?
Bağlam
Reşat Öngören'e göre Mevlânâ 30 Eylül 1207'de Horasan'daki Belh şehrinde doğdu. Babası Bahâeddin Veled, «sultânü'l-ulemâ» unvanıyla tanınan bir âlimdi. Aile Belh'ten ayrıldı, uzun bir yolculuktan sonra Anadolu'ya, sonunda Konya'ya yerleşti. Babası 1231'de ölünce, yirmi dört yaşındaki Mevlânâ onun yerine müderris oldu.
Öngören'e göre Mevlânâ'nın hayatına dair bilgiler büyük ölçüde üç kaynağa dayanır: oğlu Sultan Veled'in İbtidânâme'si, müridi Sipehsâlâr'ın Risâle'si ve Eflâkî'nin Menâkıbü'l-ârifîn'i. Öngören, en ayrıntılı bilgiyi veren Eflâkî'nin eserinde bazı abartı, çelişki ve hataların bulunduğunu da not eder. Soğuk açılıştaki sarık menkıbesi de Eflâkî'dendir.
Mevlânâ'nın eserlerinin dili büyük ölçüde Farsçadır. Onun Türklüğü hakkında ise bir tartışma vardır. Öngören'in aktardığına göre bu tartışma büyük ölçüde bir rubaisi etrafında döner: «Her ne kadar Hintçe söylüyorsam da aslım Türktür.» Bazıları «Türk» kelimesini soy anlamında okur, bazıları başka anlamlarda, bazıları da bir ruh yakınlığı olarak.
Ana anlatı — Müderristen şaire: Şems'le karşılaşma
Mevlânâ'nın hayatında bir dönüm noktası vardır. Öngören'e göre 1244'te Konya'ya gelen Şems-i Tebrîzî ile karşılaşmasından sonra Mevlânâ vaazlarını, medresedeki derslerini, müridlerin eğitimini bir yana bıraktı. Öngören bu değişimi şöyle anlatır: önceleri aşkı takvasında gizliyken, takvası aşkında gizlendi.
Dîvân-ı Kebîr'deki şiirlerin büyük kısmı bu dönemde söylendi. Öngören'e göre bu şiirler dünya şiirinin zirvelerindendir. Şems'in ardından Mevlânâ'nın yakın çevresine önce kuyumcu Selâhaddîn-i Zerkûb, sonra Hüsâmeddin Çelebi girdi. Sultan Veled, babasının Şems'i güneşe, Selâhaddin'i aya, Hüsâmeddin'i yıldıza benzettiğini kaydeder. Mesnevî, Hüsâmeddin'in teşvikiyle ortaya çıktı.
Mevlânâ 17 Aralık 1273'te öldü. Öngören'e göre cenazesinde ağlanmamasını istemiş, ölüm gününü kavuşma vakti saymıştı; bu yüzden ölüm yıl dönümlerine «şeb-i arûs», yani düğün gecesi denir. Sultan Veled, cenazeye her dinden ve mezhepten kalabalık bir topluluğun katıldığını yazar.
Ana anlatı — Bir kitabın yapısı: hikâye içinde hikâye
Ceyhan'a göre Mesnevî altı cilt ve yaklaşık 25.700 beyittir; remel vezniyle yazılmıştır. Mevlânâ onu yazmadı, söyledi. Hüsâmeddin Çelebi'ye göre Mevlânâ hiçbir kitaba bakmadan, kalem eline almadan, medresede, Ilgın kaplıcalarında, Konya hamamında aklına ne geldiyse söyledi; Hüsâmeddin yazmaya yetişemediği anlar oldu. Bazen günlerce durmadan söyledi, bazen aylarca sustu. Her cilt bitince Mevlânâ'ya okundu ve düzeltildi.
Bu yüzden eserde sistemli bir plan yoktur. Ceyhan'a göre bir hikâye anlatılırken konu başka bir hikâyeyi gerektirirse, anlatılan hikâye bırakılır, yenisine geçilir; anlatım sarmal biçimde ilerler. Hikâyeler de sık sık kesilir ve araya bir öğüt, bir açıklama girer. Ceyhan'a göre eserdeki yaklaşık 950 başlığın elli küsuru ayet, elli üçü hadistir.
Mevlânâ şiiri bir amaç olarak görmez. Ceyhan'a göre onun poetikasında şiir, mânanın bir sûretidir; mânayı taşır, ama ona tam sığmaz. Mevlânâ bir beytinde bunu açıkça söyler: asıl olan mânadır, «faûlün fâilât», yani vezin değil. Hikâye de bir sûrettir; okurdan hikâyede takılıp kalmaması, onun ardındaki mânaya geçmesi beklenir. Her cildin başında Mevlânâ'nın sonradan yazdırdığı Arapça bir dîbâce, yani önsöz vardır.
Yaygın yanlış«*Mesnevî* baştan sona planlanmış, bölümleri düzenli bir kitaptır.»
Ceyhan'a göre eser Hüsâmeddin Çelebi'ye irticalen, yani o anda söylenerek yazdırılmış, muhteva ve şekil açısından sistematik bir yöntem izlenmemiştir. Hikâyeler birbirinin içine açılır, yarıda bırakılır, öğütlerle kesilir. Eserin birliği planında değil, her hikâyenin aynı mânaya işaret etmesindedir.
Ana anlatı — Farsça bir kitap, Türk edebiyatının kitabı
Mesnevî Farsçadır, ama Anadolu'da Türkçe bir hayat kazandı. Bu hayatın ilk kanalı şerhtir. Ceyhan'a göre eser tasavvufun bütün konularını didaktik bir üslupla ele aldığı için zengin bir şerh geleneği doğurdu. 206-02'de gördüğümüz mesnevîhanlar onu mevlevîhânelerde okuyup açıkladı.
İkinci kanal tercümedir. DİA'daki Nahîfî maddesini yazan Mustafa İsmet Uzun, on sekizinci yüzyıl şairi Süleyman Nahîfî'nin Mesnevî'nin tamamını manzum olarak ve başarıyla Türkçeye çevirdiğini yazar. Bu tercüme, Farsça aslıyla birlikte yedi cilt hâlinde basıldı. Farsça bilmeyen bir okur, Mesnevî'yi Türkçe bir şiir olarak okuyabiliyordu.
Mevlânâ'nın okuru tek bir dile de bağlı kalmadı. Ceyhan'a göre on beşinci yüzyıl şairi Abdurrahman-ı Câmî onun için «Peygamber değil, fakat kitabı vardır» demiştir. Bu söz Mesnevî'nin bir şiir kitabından çok bir yol kitabı olarak okunduğunu gösterir.
Metin anı
Hasan Çiftci'nin makalesinde verdiği çeviri yazıyla Mesnevî'nin ilk iki beyti:
Bişnov în ney çûn hikâyet mî-kuned
ez-cudâyîhâ şikâyet mî-kuned
Kez neyistân tâ merâ bub'rîde-end
ez-nefîrem merd u zen nâlîde-end
İlk kelime bir emirdir: «Bişnov», dinle. Ceyhan'a göre şârihler bu kelimeye özel bir önem verir ve ilahi hakikatlerin daha çok işitmekle elde edileceğini söyler. Mesnevî okunmak kadar dinlenmek için de vardır; zaten bir mesnevîhanın sesiyle yaşadı.
Birinci beyitte iki kafiye kelimesi yan yana gelir: «hikâyet» ve «şikâyet». Ney bir hikâye anlatır, ama bu hikâye bir yakınmadır. Neyin anlattığı şey ayrılıklardır, «cudâyîhâ».
İkinci beyitte ney kendi ağzından konuşur. Kamışlıktan, «neyistân»dan kesilmiştir. Çiftci'nin aktardığına göre tasavvuf kültüründe kamışlık insanın asıl vatanıdır. Ney ise, pek çok şârihe göre kâmil insanın, ya da ilahi âlemden koparılıp dünyaya düşen ruhun simgesidir. Ney neden ağlar? Çünkü geldiği yeri hatırlar ve oraya dönmek ister.
Neyin bir özelliği daha vardır: içi boştur. Çiftci'ye göre içi boş ney, üfleyenin nefesini olduğu gibi yansıtır; kâmil insan da içindeki arzulardan arındıkça ilahi nefesi yansıtır. Tasavvuf kursunun ilk ünitesindeki fenâ, burada bir çalgının biçimini almıştır.
Son olarak bir metin notu: Ceyhan, Eflâkî'nin anlatısına dayanarak ilk mısraı «Bişnev ez ney çün hikâyet mîkuned», yani «neyden dinle» diye aktarır. Çiftci'nin metninde ise «bu neyi dinle» vardır. Tek bir kelime farkı, bir eserin yüzyıllar boyunca farklı nüshalarda farklı biçimlerde yaşadığını hatırlatır.
Cevap ve bağlantı
Peki bu şair nereye yerleşir? Dili Farsçadır ve kendini Senâî ile Attâr'ın çizgisinde görür. Ama Mesnevî'si Anadolu'da, Anadolu'nun ortasında söylendi ve orada yaşadı: mevlevîhânelerde mesnevîhanların sesiyle, şârihlerin açıklamalarıyla, Nahîfî'nin manzum tercümesiyle. Farsça bir kitap, okunuşuyla Türk edebiyatının kitabı oldu.
Kitap neden bir neyle açılır? Çünkü bütün Mesnevî bir ayrılışın ve dönüşün hikâyesidir. Kamıştan kesilen ney, asıl vatanından uzak düşen insandır; iniltisi ise dönmek isteyen ruhun sesidir. Ney bir de «Dinle» der: bu kitap bir yolculuk hikâyesi olarak kulaktan kalbe gitmek için söylenmiştir.
Kapanış kancası
Tanrıkorur'a göre Mevlevîlik tarih boyunca yönetim çevrelerinin yanında durmayı tercih etti. Tekke şiirinin başka bir kolu ise başka bir yerde durdu. Albayrak'a göre tarihî kaynaklarda hakkında bilgi bulunmayan, ama Alevî çevrelerindeki yaygın inanışa göre on altıncı yüzyılda Sivas'ta idam edilen bir şair, Pir Sultan Abdal, bu kolun en güçlü sesidir. Hakkında belge olmayan bir şairi yalnızca şiirlerinden ve efsanesinden nasıl tanıyabiliriz? Ve aynı aşk dili nasıl bir direnişin diline dönüşür?
Özet kartı
- Mevlânâ 1207'de Belh'te doğdu, Konya'da müderris oldu; 1244'te Şems-i Tebrîzî ile karşılaşması onu bir şaire dönüştürdü ve Dîvân-ı Kebîr'in büyük kısmı bu dönemde söylendi. Hayatının kaynakları arasında en ayrıntılısı olan Eflâkî'de abartı ve çelişkiler vardır.
- Mesnevî altı cilt ve yaklaşık 25.700 beyittir; Hüsâmeddin Çelebi'nin teşvikiyle ve ona irticalen söylenerek yazdırıldı. Sistemli bir planı yoktur; hikâyeler iç içe açılır ve öğütlerle kesilir.
- Mesnevî'nin temel ilkesi sûret ve mânadır: şiir, vezin ve hikâye mânayı taşıyan sûretlerdir; okurdan sûrette takılıp kalmaması beklenir.
- Farsça Mesnevî, mesnevîhanların okuyuşu, şerh geleneği ve Nahîfî'nin manzum tercümesi yoluyla Türk edebiyatının parçası hâline geldi.
- Neyname «Dinle» emriyle açılır. Kamışlıktan kesilen ney, asıl vatanından ayrılmış insanın ya da kâmil insanın simgesidir; içi boş ney, üfleyenin nefesini yansıtır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Neyname | The Song of the Reed | Mesnevî'nin «Dinle» diye başlayan ve neyin ayrılık feryadını anlatan ilk on sekiz beyti |
| Sûret ve mâna | Form and meaning | Görünen biçim ile onun ardındaki asıl anlam arasındaki ilişki; Mesnevî'nin temel ilkesi |
| İç içe hikâye | Embedded narrative | Bir hikâyenin içinde başka hikâyelere geçerek sarmal biçimde ilerleyen anlatım |
| Dîbâce | Preface | Bir eserin başındaki önsöz; Mesnevî'nin her cildinde Arapça bir dîbâce vardır |
| Manzum tercüme | Verse translation | Bir şiir eserini başka bir dile yine şiir olarak aktarma |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Mevlânâ'nın hayatına dair bilgiler hangi üç kaynağa dayanır? Öngören'e göre bu kaynaklar arasında hangi güvenilirlik farkı vardır?
- (Kazanım 1) Şems-i Tebrîzî ile karşılaşma Mevlânâ'nın hayatını ve şiirini nasıl değiştirdi?
- (Kazanım 2) Mesnevî nasıl yazıldı? Eserde sistemli bir planın bulunmaması hikâyelerin anlatımını nasıl etkiler?
- (Kazanım 3) Farsça yazılmış Mesnevî hangi yollarla Türk edebiyatının parçası hâline geldi? Nahîfî'nin bu süreçteki yeri nedir?
- (Kazanım 4) Neyname'nin ilk iki beytinde «bişnov», «neyistân» ve ney kelimeleri tasavvufi açıdan nasıl okunur? İlk mısraın iki farklı biçimi neyi gösterir?
Cevaplar
- Oğlu Sultan Veled'in İbtidânâme'si, müridi Sipehsâlâr'ın Risâle'si ve Eflâkî'nin Menâkıbü'l-ârifîn'i. Öngören'e göre İbtidânâme'deki bilgiler birinci elden olmakla birlikte kısadır; en ayrıntılı bilgiyi veren Eflâkî'nin eserinde ise bazı abartı, çelişki ve hatalar vardır.
- Öngören'e göre 1244'te Şems ile karşılaştıktan sonra Mevlânâ vaazlarını, medresedeki derslerini ve müridlerin eğitimini bir yana bıraktı; önceleri aşkı takvasında gizliyken takvası aşkında gizlendi. Dîvân-ı Kebîr'deki şiirlerin büyük kısmı bu dönemde söylendi; Mevlânâ bir müderristen, ilahi aşkı terennüm eden bir şaire dönüştü.
- Mesnevî, Hüsâmeddin Çelebi'nin teşvikiyle Mevlânâ'nın ona irticalen söylemesi ve Hüsâmeddin'in yazması yoluyla ortaya çıktı; Mevlânâ kitaba bakmadan, kalem almadan, farklı yerlerde söyledi, her cilt bitince okunup düzeltildi. Sistemli bir plan olmadığı için anlatım sarmal ilerler: bir hikâye başka bir hikâyeyi gerektirince yarıda bırakılır, yenisine geçilir; hikâyeler öğüt ve açıklamalarla kesilir.
- Mevlevîhânelerde mesnevîhanların okuyup açıklamasıyla, zengin bir şerh geleneğiyle ve Türkçe tercümelerle. Süleyman Nahîfî, on sekizinci yüzyılda Mesnevî'nin tamamını manzum olarak Türkçeye çevirdi; tercümesi Farsça aslıyla birlikte basıldı ve Farsça bilmeyen okura eseri Türkçe şiir olarak ulaştırdı.
- «Bişnov» dinle demektir; şârihlere göre ilahi hakikatler daha çok işitmekle elde edilir ve eser dinlenmek için de vardır. «Neyistân», yani kamışlık, tasavvuf kültüründe insanın asıl vatanıdır; ney ise ilahi âlemden koparılıp dünyaya düşen ruhun ya da kâmil insanın simgesidir, içi boş olduğu için üfleyenin nefesini yansıtır. Ceyhan'ın Eflâkî'ye dayanarak verdiği «Bişnev ez ney» ile Çiftci'nin metnindeki «Bişnov în ney» arasındaki fark, eserin farklı nüshalarda farklı biçimlerde yaşadığını gösterir.
Okuma
- Semih Ceyhan'ın «Mesnevî» maddesi (DİA 29) — eserin yazılışı, yapısı ve şerh geleneği için.
- Reşat Öngören'in «Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî» maddesi (DİA 29) — hayatı ve kaynakları için.
- Hasan Çiftci, «Mesnevî'nin İlk On Sekiz Beyti Üzerine» (2017) — Neyname'nin Farsça metni, çevirisi ve yorumu.
- Neyname'nin bir kaydını dinleyin ve bir Türkçe tercümesini okuyun; neyin sesinin şiirin anlamına ne kattığını not edin.